İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulkadir Güneşdoğdu Başvurusu (B. No: 2013/6590)

1. Başvurucu,

Başvuru No2013/6590Tarih21 Ocak 2015Okuma18 dk · 3.500 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulkadir Güneşdoğdu Başvurusu

Karar tarihi
21 Ocak 2015
Başvuru Numarası
2013/6590
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.500 kelime·18 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu,

işletmecisi olduğu ve pansiyon olarak faaliyet gösteren İstanbul ilinde bulunan

işyerinin tahliyesi ve yıkımından doğan zararının giderilmesi istemiyle 2/12/2005

tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının yaklaşık

dört yıl sonra Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddedildiğini, anılan

görevsizlik kararı üzerine İstanbul 1. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı

davasında süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, Şile Asliye

Hukuk Mahkemesince verilen kararın tebliğ belgesinde idari yargı yerinde dava

açma süresinin gösterilmediğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, çalışma, yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüş, ihlalin giderilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 20/8/2013 tarihinde

Şile Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 18/7/2014 tarihinde kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen

ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, işletmecisi olduğu ve pansiyon olarak faaliyet

gösteren İstanbul ili, Şile ilçesi, Ayazma mevkiinde bulunan işyerinin, Şile

Belediyesi tarafından 4/4/2002 tarihli yıkım kararına dayanılarak 2/12/2004

tarihinde yıkılması nedeniyle zarara uğradığını iddia etmiş ve 2/12/2005

tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.

8. Mahkemece, 18/4/2007 tarih ve E.2005/374, K.2007/84

sayılı kararla, idare tarafından tesis edilen yıkım işleminin 20/7/1966 tarihli

ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesine dayandığı, kanundan alınan

yetkiye göre gerçekleştirilen eylem nedeniyle başvurucu lehine tazminata

hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

9. Temyiz üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 4/11/2008

tarih ve E.2007/14180, K.2008/13392 sayılı ilâmıyla; dava konusu zarara sebep

olduğu iddia edilen yıkım işleminin 775 sayılı Kanun’a göre alınan bir idari

karara dayandığı, idari işlem ve eylemlerden dolayı hakları zarara uğrayanlar

tarafından açılacak tam yargı davalarında idari yargının görevli olduğu

gerekçesiyle karar bozulmuştur.

10. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda,

11/2/2009 tarih ve E.2008/388, K.2009/62 sayılı kararla davanın yargı yolu

bakımından reddine, yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş, karar davalı ve

başvurucu vekilinin yüzüne karşı okunmuştur.

11. Karar temyiz edilmemiş ve 20/3/2009 tarihinde

kesinleşmiştir.

12. Başvurucu, Şile ilçesi, Ayazma mevkiinde bulunan

işyerinin, Şile Belediyesi tarafından zorla tahliye edilmesi ve yıkımına

ilişkin işlem nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, 30/4/2009 tarihinde

İstanbul 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır.

13. Mahkemece, 17/12/2009 tarih ve E.2009/679, K.2009/2031

sayılı kararla, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 9. maddesine göre çözümlenmesi Danıştay, idare ve vergi

mahkemelerinin görevine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerinde açılan

davaların görevsizlik nedeniyle reddedilmesi halinde, bu husustaki kararın

kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava

açılabileceği, görevsiz yargı yerine başvurma tarihinin Danıştay, idare ve

vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği belirtilerek otuz

günlük süre geçtikten sonra 30/4/2009 tarihinde açılan davanın süre aşımı

nedeniyle reddine karar verilmiştir.

14. Temyiz üzerine, Danıştay On Dördüncü Dairesinin 12/3/2012

tarih ve E.2011/4863, K.2012/1578 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır.

15. Karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 19/6/2013 tarih ve

2012/6428, K.2013/5075 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

16. Karar, başvurucuya 26/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 20/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

18. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri

Kanunu'nun 7. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:

“Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine

giren bir dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan

görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden

görevli olmadığına da karar verir.

“Görev

itirazı davanın her safhasında ileri sürülebilir.”

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun “Dava Şartları” kenar başlıklı 114. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (b) bendi şöyledir:

“(1) Dava şartları şunlardır:

..

b)

Yargı yolunun caiz olması.

20. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari davaların açılması” kenar başlıklı

3. maddesi şöyledir:

(1) (Değişik: 10/6/1994-4001/2 md.) İdari

davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben

yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

(2)

Dilekçelerde;

a)

Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya

unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik

numarası,

b)

Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller

c)

Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

d) Vergi,

resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin

davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,

e)

Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi

ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap

numarası, Gösterilir.

(3)

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine

eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından

bir fazla olur.”

21. 2577 sayılı Kanun’un “Görevli

olmayan yerlere başvurma” kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“(1) (Değişik: 5/4/1990 - 3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın,

idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı

yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu

husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde

görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi

olarak kabul edilir.

(2)

Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen

davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı

otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre

henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.”

22. 2577 sayılı Kanun’un “İptal

ve tam yargı davaları” kenar başlıklı 12. maddesi şöyledir:

“İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya

tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri

gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu

husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın

tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra

tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde

de ilgililerin 11 nci madde

uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.”

23. 775 sayılı Kanun’un “Yeniden

gecekondu yapımının önlenmesi” kenar başlıklı 18. maddesinin birinci

fıkrası şöyledir:

“Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde

veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere

ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan

yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz

yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar

alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal

yıktırılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 21/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 20/8/2013 tarih ve 2013/6590 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, Şile Belediyesinden kiraladığı taşınmaz

üzerine inşa ettiği ve pansiyon olarak faaliyet gösteren İstanbul ili, Şile

ilçesi, Ayazma mevkiinde bulunan iş yerine Şile Belediye Başkanlığı tarafından

iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatı verildiğini, bu nedenle iş yerinin tahliyesi

ve yıkımına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğunu, tahliye ve yıkım kararına

ilişkin işlemden doğan zararının giderilmesi istemiyle 2/12/2005 tarihinde Şile

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasının yaklaşık dört yıl sonra

Mahkemenin görevsizliği nedeniyle reddedildiğini, anılan görevsizlik kararı

üzerine İstanbul 1. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasında süre aşımı

nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, Şile Asliye Hukuk Mahkemesince

verilen kararın tebliğ belgesinde idari yargı yerinde dava açma süresinin

gösterilmediğini, 20/8/2013 tarihli ek beyan dilekçesinde ise yargılamanın

makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 17., 36., 40. ve 49.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin

giderilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun Şile

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat davasında verilen yargı yolu

bakımından davanın reddine dair kararda, idari yargı yerinde dava açma

süresinin gösterilmemesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle Anayasa’nın 17., 36., 40. ve 49. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun

ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki

nitelendirmeyi bizzat yapar. Başvurucunun anılan iddiaları mahkemeye erişim

hakkı ve yargılamanın uzun sürmesine yönelik olup, bu iddialar adil yargılanma

hakkı kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Başvurucunun mülkiyet hakkının

ihlal edildiği yönündeki iddiası ise ayrıca incelenmiştir.

1. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali İddiası

27. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

28. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin korunması" kenar başlıklı 40. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

"Anayasa

ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama

geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı

6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes

medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda

kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,

hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir."

30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme,

… açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci

fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve

bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence

altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü,

kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, Anayasa'nın 40. maddesi

uyarınca diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve

bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (E.2013/64,

K.2013/142, K.T. 28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa'nın, devletin işlemlerinde ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de,

adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği

açıktır. Bunun

yanında Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin 'Adil yargılanma hakkı' kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).

32. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM), mahkemeye etkili erişim hakkını "hukukun

üstünlüğü" ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul

etmekte ve mahkemeye etkili erişim hakkının, mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade

etmektedir. Bu sebeple hukuki belirsizliklerin ya da uygulamadaki

belirsizliklerin tarafların mahkemeye erişimine zarar verdiği durumlarda bu

hakkın ihlâl edildiğine karar verilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, § 34) (B. No: 2012/855,

26/6/2014, § 34).

33. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak

olmayıp, sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek

sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek şekilde kısıtlamaması, meşru bir

amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük

oluşturmaması gerekir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).

34. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hak

arama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek süreler

hukuk güvenliği ilkesi gereği olup, adil yargılanma hakkının ihlali olarak

değerlendirilemez. Bununla birlikte, mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede

zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını

ihlal edebilir. Bir mahkemeye başvuru hakkının yasal bir

takım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da, mahkemeler usul

kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul

kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten

kaçınmalıdırlar (Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, §

29). Bu nedenle dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin

öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça

hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık

oluşturmaz (B. No: 2012/855, 26/6/2014, § § 36-39).

35. Başvurucu, idari yargıda genel dava açma süresinin altmış

gün olduğunu, Şile Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/2/2009 tarihli kararında idari

yargıda dava açması gereken otuz günlük sürenin gösterilmemesi nedeniyle dava

açma süresini kaçırdığını ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlı olmakla birlikte, somut başvurunun koşulları açısından,

mahkemeye erişim hakkının engellenip engellenmediğinin belirlenmesi bakımından başvurunun

bir bütün olarak her iki yargılamayı da kapsayacak şekilde incelenmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır.

37. Somut olayda, başvurucu Belediye tarafından alınan

4/4/2002 tarihli yıkım kararının 2/12/2004 tarihinde gerçekleşmesi sonucunda

uğradığı zararının giderilmesi istemiyle 2/12/2005 tarihinde Şile Asliye Hukuk

Mahkemesinde tazminat davası açmış, Mahkemenin 18/4/2007 tarihli kararıyla dava

reddedilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 4/11/2008 tarihli

ilâmıyla; dava konusu zarara sebep olduğu iddia edilen yıkım işleminin bir

idari karara dayandığı, idari işlem ve eylemlerden dolayı hakları zarara

uğrayanlar tarafından açılacak tam yargı davalarında idari yargının görevli

olduğu belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan

yargılama sonunda, 11/2/2009 tarihli kararla davanın yargı yolu bakımından

reddine, yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiş, karar başvurucu vekilinin

yüzüne karşı okunmuş ve temyiz edilmeyerek 20/3/2009 tarihinde kesinleşmiştir.

38. Şile Asliye Hukuk Mahkemesi kararı üzerine başvurucu,

işyerinin, Şile Belediyesi tarafından zorla tahliye edilmesi ve yıkımına

ilişkin işlem nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek 30/4/2009 tarihinde

İstanbul 1. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmış, Mahkemenin 17/12/2009

tarihli kararıyla, 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre çözümlenmesi

Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinin görevine girdiği halde, adli ve askeri

yargı yerinde açılan davaların görevsizlik nedeniyle reddedilmesi halinde, bu

husustaki kararın kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde

görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı yerine başvurma tarihinin

Danıştay, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği

belirtilerek, otuz günlük süre geçtikten sonra 30/4/2009 tarihinde açılan

davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Temyiz üzerine,

Danıştay On Dördüncü Dairesinin 12/3/2012 tarihli ilâmıyla hüküm onanmış, karar

düzeltme istemi, aynı Dairenin 19/6/2013 tarihli ilâmıyla reddedilmiştir.

39. Öncelikle, başvurucu 4/4/2002 tarihli yıkım kararı

sonucunda 2/12/2004 tarihinde gerçekleşen yıkım nedeniyle uğradığı zararın

giderilmesini talep ettiğinden davanın idari yargı yerinde görülmesi gereken

bir dava olduğunda şüphe yoktur. Buna göre başvurucunun, usulüne uygun olarak

idari yargıda dava açma süresi yıkım

kararının

icra tarihinden itibaren altmış gündür (§ 22). Bu durumda, başvurucunun idari

yargıda usulüne uygun olarak davasını açabileceği son tarihin 31/1/2005 tarihi

olduğu anlaşılmaktadır.

40. 2577 sayılı Kanun’da davanın adli ve askeri yargı yerinde

açılması ve görev yönünden reddedilmesi halinde, davacılara bir imkân tanınmış

olduğu, buna göre bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden

itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı

merciine başvurma tarihinin, Danıştaya, idare ve

vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir (§

21). Somut olayda, başvurucunun, davasını açabileceği son gün olan 31/1/2005

tarihinden sonra, 2/12/2005 tarihinde Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat

davası açtığı, idari yargıda dava açması gereken altmış günlük süreyi

kaçırdığı, ayrıca bu davada verilen yargı yolu bakımından davanın reddi

kararının başvurucu vekilinin yüzüne karşı okunduğu, idari yargıda dava

açılması için ön görülen otuz günlük sürenin başvurucu vekili tarafından

bilinmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

41. 2577 sayılı Kanun’un 3. ve devamı maddelerinde idari

yargı yerinde dava açılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiş olup, buna

göre idare mahkemelerinin yargı yolu bakımından görevli olması durumu da dâhil

olmak üzere ilgili kanunda yer alan usul kuralları uyarınca davanın açılması ve

yürütülmesi gerekmektedir. Mülga 1086 sayılı Kanun'un 7. maddesinin hukuk ve

idare mahkemeleri arasındaki yargı yolu ilişkisini düzenlediği, bu düzenleme

gereği idari yargı yerinin görevli olduğu davalarda adli yargı mahkemeleri

tarafından görevsizlik kararı verilmesiyle yetinileceği görülmektedir (Bkz.,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2011/54596, K.2012/670). 6100 sayılı Kanun’da ise

davada yargı yolunun caiz olması dava şartları arasında düzenlenmiştir. Bu

durum dikkate alındığında hukuk mahkemelerince verilen yargı yolu bakımından

görevsizlik kararında ayrıca idari yargı yerinde hangi mahkemenin görevli

olduğunun belirtilmesi ile birlikte dava dosyasının o mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesine olanak bulunmamaktadır (Bkz., Yargıtay Hukuk Genel Kurulu,E.2008/21-139 K.2008/204, E.2010/9-314, K.2010/342 ).

Anayasa'nın, devletin işlemlerinde ilgili

kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini

belirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de;

farklı usul kanunlarına tabi olan farklı yargı kollarında görevli Mahkemelerce

verilen yargı yolu bakımından davanın reddi kararlarında, görevli yargı yerinin

ve dava açma sürelerinin gösterilmesi gerektiği şeklinde geniş yorumlanması

mümkün değildir.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına ilişkin iddiası yönünden bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin 'açıkça dayanaktan yoksun

olması' nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Yargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası

43. Başvurucu, 2/12/2005 tarihinde açtığı davalarda

yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

44. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten;

başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.”

45. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvuru

süresi ve mazeret” başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir.”

46. Bireysel

başvurunun ön şartlarından birisi de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her

aşamasında dikkate alınması gereken bir usul hükmüdür.

47. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı

Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (B. No: 2012/1075,

12/2/2013, §§ 18-19).

48. Başvuru konusu olayda, başvurucunun Şile Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı tazminat davasında 18/4/2007 tarihli kararla davanın

reddine karar verilmiştir.

49. Temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 4. Hukuk Dairesince

davanın görevsiz yargı yerinde açıldığı gerekçesiyle hüküm bozulmuş, Mahkemece

bozmaya uyularak görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

50. Başvurucu, İstanbul İdare Mahkemesinde dava açmış,

Mahkemece, 17/12/2009 tarihinde süre aşımı nedeniyle davanın reddine karar

verilmiştir. Temyiz üzerine Danıştay On Dördüncü Dairesinin 12/3/2012 tarihli

ilamıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 19/6/2013

tarihli kararıyla reddedilmiş, bu tarihte başvuru yolları tüketilmiştir.

51. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

64. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği ve başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

52. İstanbul İdare Mahkemesince verilen karar, Danıştay On

Dördüncü Dairesince 12/3/2012 tarihinde onanmış, karar düzeltme isteminin aynı

Dairenin 19/6/2013 tarihli kararıyla reddedilmesi üzerine bu tarihte

kesinleşmiştir. Başvurucu, karar düzeltme isteminin reddine dair kararın

öğrenildiği 26/7/2013 tarihinden itibaren 30 günlük başvuru süresi içinde makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda

bulunması gerekirken, bu sürenin geçmesinden sonra 8/4/2014 tarihli ek beyan

dilekçesiyle yargılamanın uzun sürdüğü yönünde şikayette bulunmuştur. Dolayısıyla başvurunun makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin kısmında süre aşımı

bulunduğu sonucuna varılmaktadır.

53. Açıklanan nedenlerle, ihlale neden olduğu iddia edilen

karara ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra yapılan başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

54. Anayasa'nın 'Mülkiyet

hakkı' kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz.”

55. Anayasa'nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

56. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

57. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu

yola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması

şarttır.

58. Temel hak ve özgürlüklere

saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun

davranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari

mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.

59. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını

öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak

iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere

sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde

ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin

iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz. (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

60. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun Şile Belediyesinden kiraladığı taşınmaz üzerine inşa ettiği

yapının Belediye tarafından yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiği ileri sürülebilse de eğer söz konusu yıkım işlemi idarenin bir hizmet

kusurundan kaynaklanmış ise idari yargı merciileri

önünde ilgili kamu idaresi aleyhine açılacak bir tam yargı davası ile

uğranıldığı iddia edilen zararların tazmini talep edilebilmektedir.

61. Başvurucunun, Şile Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı

tazminat davası görevsiz yargı yerinde açıldığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu

karar 20/3/2009 tarihinde kesinleşmiştir. Görevsizlik kararı üzerine başvurucu

İstanbul İdare Mahkemesinde tam yargı davası açmıştır. Mahkemece, 2577 sayılı

Kanun’un 9. maddesinde belirtilen otuz günlük dava açma süresi geçtikten sonra,

30/4/2009 havale tarihli dilekçeyle açılan davanın reddine karar verilmiş ve

Danıştay tarafından onanarak karar kesinleşmiştir.

62. Bu durumda idarenin işlem ve

eylemi sebebi ile doğduğu iddia edilen zarar nedeniyle başvurucu tarafından

idari yargı mercilerinde açılacak bir dava ile zararın tazmininin istenmesi

mümkün iken, anılan bu başvuru yolunun usulüne uygun olarak tüketilmediği

açıktır.

63. Açıklanan nedenlerle,

yetkili Derece Mahkemesi önünde usulüne uygun olarak dava açılmaksızın temel

hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu

yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin “başvuru

yollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının “süre aşımı”

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının "başvuru yollarının

tüketilmemesi”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

21/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Abdulkadir GÜNEŞDOĞDU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6590, 21 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6590
Tarih
21 Ocak 2015

İlgili Kararlar

  • C.s. Başvurusu (B. No: 2013/599)
  • Semihat Karakaya Başvurusu (B. No: 2014/941)
  • Kanber Geçer Başvurusu (B. No: 2013/8757)
  • Emine Bulut Köse Başvurusu (B. No: 2013/8744)
  • Türkan Bal Başvurusu (B. No: 2013/6932)
  • Selma Baş Başvurusu (B. No: 2014/1946)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.