İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fahrettin Akpınar Başvurusu (B. No: 2014/3018)

1. Başvuru, istirdat ve alacak davasında usul ve kanuna aykırı

Başvuru No2014/3018Tarih8 Haziran 2017Okuma10 dk · 1.919 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fahrettin Akpınar Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/3018
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.919 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, istirdat ve alacak davasında usul ve kanuna aykırı

karar verilmesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Başvurucu ile Boğaziçi Elektirik

Dağıtım A.Ş. (BEDAŞ) arasında 1/8/2000 tarihinde Güngören-Sefaköy-Avcılar-Kumburgaz

İşletme Müdürlükleri bölgelerinde havai hatların bakım onarım ve revizyon

işlerinin yapılmasına ilişkin sözleşme imzalanmıştır.

9. Başvurucu, 21/8/2001 tarihinde BEDAŞ'a

başvurarak 12/6/2001 tarihli Bakanlar Kurulu Kararının geçici 17. maddesi

çerçevesinde taahhüdü altında bulunan işin tasfiyesini talep etmiş, BEDAŞ

26/2/2002 tarihli yazısında sözleşmenin anılan Bakanlar Kurulu Kararı

kapsamında olmadığını bildirmiştir.

10. BEDAŞ Yönetim Kurulu 31/2/2003 tarihli kararında başvurucunun

taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek sözleşmeyi feshetmiş, kesin teminat

mektubunun irat olarak kaydedilmesine karar vermiştir.

11. Başvurucu, BEDAŞ ile aralarında imzalanan sözleşmenin haksız

olarak feshedildiğini belirterek 2003 yılında İstanbul 3. İdare Mahkemesinde

açtığı iptal davasının Mahkemenin yargı yolu bakımından görevsizliği nedeniyle

reddedilmesi üzerine 25/4/2003 tarihinde Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açtığı davada, sözleşmenin feshi ile kesin teminat mektubunun irad kaydedilmesine ilişkin Yönetim Kurulu Kararının iptali

ve teminatın iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

12. Mahkemenin 16/7/2004 tarihli kararında, taraflar arasında

imzalanan sözleşmenin konusunun bakım onarım ve revizyon işleri olduğu,

12/6/2001 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında olmadığı, yapılan ihtarlara

rağmen başvurucunun sözleşme ile yapmayı taahhüt ettiği işleri yerine

getirmediği, sözleşmenin feshedilmesinde ve kesin teminat mektubunun irat

kaydedilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı belirtilerek davanın reddine

karar verilmiştir.

13. Temyiz üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 13/3/2006

tarihli kararında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, bakım onarım ve

revizyon işleri ile ilgili olduğu, eser sözleşmesi kapsamında kaldığı, 12/6/2001

tarihli Bakanlar Kurulu Kararının 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre

ilgili Bakanlar Kurulu Kararının geçici 17. maddesi kapsamında tasfiye isteme

hakkının başvurucuya tanınması gerektiği, idarenin tasfiye talebini reddetme

imkânının bulunmadığı, bilirkişi raporu alınarak tasfiye kesin hesabının

çıkartılması ve buna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerekkarar

bozulmuştur.

14. Bozma kararına uyan Mahkemece verilen 4/6/2008 tarihli

kararda, talep iki kısımda değerlendirilmiş olup tasfiye alacağı yönünden BEDAŞ

Yönetim Kurulunun sözleşmenin feshedilmesine ilişkin kararının hukuka aykırı

olduğu, başvurucunun dava dilekçesinde davalının sözleşmenin feshine ilişkin

kararının iptalini istediği ve tasfiye kesin hesabı ile ilgili olarak miktar belirtmediği

ve faiz talebinde bulunmadığı, başvurucunun tasfiye kesin hesabına bağlı

alacağının 2006 yılı itibarıyla hesaplanıp hüküm altına alındığı, başvurucunun

31/10/2007 tarihli dilekçeyle bilirkişiler tarafından hesaplanan alacağın 2006

yılı alacağı olduğunu belirterek 2007 yılından itibaren ticari faiz talep

ettiği, başvurucunun hak ediş alacağının 1/1/2007 tarihinden itibaren işleyen

avans faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesi gerektiği, kesin teminat mektubu

alacağı yönünden ise haksız fesih nedeniyle idarenin nakte

çevirdiği teminatı iade etmekle yükümlü olduğu, alacağın dava tarihinden

itibaren işleyen faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesi gerektiği belirtilerek

davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

15. Temyiz üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 9/6/2009

tarihli kararında, yüklenicinin makul sürede işin tasfiyesi ve alacağın tahsili

için dava açması gerekirken söz konusu davanın 25/4/2003 tarihinde açıldığı,

tasfiye kesin hesabı alacağının ise daha sonra ıslahla talep edildiğinin

anlaşıldığı, davacı yüklenicinin kendi eylemi sonucu zararın artmasına neden

olamayacağından davacının tasfiye kesin hesabı alacağının 2002 yılı fiyatları

ile çıkarılması ve bu şekilde tahsil kararı verilmesinin gerektiği, 2006 yılı

fiyatları ile çıkarılan tasfiye kesin hesabı alacağının tahsiline karar verilmesinindoğru olmadığı, davacı yüklenicinin 29/5/2008

tarihinde verdiği dilekçe ile tasfiye kesin hesabı alacağının tahsilini

istediği, bu dilekçede davacı yüklenici vekili faizden söz etmiş ise de cinsini

açıklamadığı, daha önce davacı yüklenici tarafından davalı idarenin temerrüde

düşürüldüğüne ilişkin bir belgenin dosyada bulunmadığı, bu durumda karar altına

alınan tasfiye kesin hesabı alacağına 29/5/2008 tarihinden itibaren değişen

oranlarda dikkate alınarak yasal faiz uygulanmak suretiyle tahsil kararı

verilmesi gerektiği, bilirkişiden 2002 yılı fiyatları ile tasfiye kesin

hesabının çıkarılması konusunda ek rapor alınarak tespit edilecek alacağa

29/5/2008 tarihinden itibaren değişen oranlarda dikkate alınarak yasal faiz

uygulanmak suretiyle tahsil kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm

bozulmuştur.

16.Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin Hâkimler ve Savcılar

Yüksek Kurulu (HSYK) kararı ile kapatılması üzerine davaya İstanbul 50. Asliye

Ticaret Mahkemesinde devam edilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan

yargılama sonucu verilen 31/5/2012 tarihli kararda belirtilen "...Davacı tarafından BEDAŞ'a

gönderilen dilekçede,açıkça sadece asıl alacakla

ilgili olarak davadan vazgeçekleri hususunun yazılı

olması, bu dilekçenin aynen BEDAŞ İşletme ve Bakım Müdürlüğünün tasfiye kesin

hak ediş raporunda da geçmesi nedeniyle, davacı tarafın 22/4/1926 tarihli ve

818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 113. maddesine göre asıl alacakla ilgili

ödemeyi almasına rağmen faiz talebinden vazgeçmediği sonucuna varılmaktadır.

Davacı taraf 1/1/2003 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi istemiş ise de,Yargıtay bozma ilâmında açıkça

davacı alacağına 29/5/2008 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği

belirtilmiş ve Mahkememizce bu hususa uyulmakla, davacının talep edebileceği

faizin türünün yasal faiz, başlangıç tarihinin ise 29/5/2008 olarak hüküm

kurmak gerekmiştir. Davacı tarafın talebi 29/5/2008 tarihli ıslah dilekçesi de

dikkate alınarak; davalı tarafça paraya çevrilen teminat mektubu bedeli olan

25.866,00 TL ve 287.083,23 TL hak ediş alacağı toplamı olmak üzere toplam

312.949,23 TL'nin davalıdan tahsiline yöneliktir. Mahkememizce 4/6/2008 tarihli

kararda 25.866,00 TL teminat mektubunun nakte

çevrilmesinden doğan bedelin davalıdan alınıp davacıya verilmesini karar

verilmiş, bu hüküm bozma dışında kalarak kesinleşmiştir. Taraflar yargılamanın

devamı sırasında hak ediş alacağı konusunda anlaşmışlar, davalı, davacıya

181.574,15 TL ödemiştir. Gerçekleşen bu ödeme nedeniyle bu miktar yönünden dava

konusuz kalmış, yukarıda açıklandığı üzere davacı faiz talebinden

vazgeçmediğinden, ödenen 181.574,15 TL alacağa 29/5/2008 tarihinden ödeme

tarihi olan 2/2/2012 tarihine kadar değişen oranda yasal faiz uygulanmasına

karar vermek gerekmiş, ayrıca hak ediş alacağı yönünden davacının ziyade talebi

reddedilmiştir..." gerekçe ile dava kısmen kabul edilmiştir.

17. Temyiz üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/3/2013

tarihli kararıyla hüküm onanmıştır.

18.Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 26/12/2013 tarihli

kararıyla onanmıştır.

19. Ret kararı başvurucuya 6/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiş,

7/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

20. Bu arada HSYK kararı ile İstanbul 50. Asliye Ticaret

Mahkemesi kapatılmış, dosya İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesine

devredilmiştir.

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 8/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına

İlişkin İddia

22. Başvurucu, Mahkemenin kesin hakedişler

için hesaplanacak faizin davanın açıldığı tarihten itibaren hesapanması

gerektiği halde 29/5/2008 tarihinden itibaren faiz yürütüldüğünü, davanın

açıldığı tarih ile faizin başlangıcı kabul edilen tarih arasındaki faiz alacağı

yönünden zarara uğradığını, yine ticari işlerde avans faiz orarının

uygulanması geretiğini, Mahkemenin yasal faize

hükmettiğini, faiz talebini geç dile getirmesi hususunda kusurunun

bulunmadığını, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle bu durumun gerçekleştiğini

belirterek Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal

edildiği iddiasının, istirdat ve alacak davasının koşulları açısından mahkemece

yapılan değerlendirmelerin sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmış, bu nedenle

iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna

ulaşılmıştır.

24. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

25. Başvurucunun ihlal iddialarının, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek (bkz. § 14) suretiyle davanın kısmen

kabulüne karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk

kurallarının ve delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

26. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

27.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

30. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

31. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda Beyoğlu 2. Asliye Ticaret

Mahkemesinde 25/4/2003 tarihinde açılan ve bu Mahkemenin kapatılmasıyla

İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen istirdat ve alacak davası ile

ilgili Mahkemece verilen kararın 26/12/2013 tarihinde kesinleşerek yargılama

sürecinin tamamlandığı anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılamanın bu kadar süre

uzamasını gerektirecek karmaşık niteliği bulunmayan ve başvurucunun

yargılamanın uzamasında önemli bir etkisinin de tespit edilmediği başvuru

konusu davada yaklaşık 10 yıl 8 aylık yargılama süresinin makul olmadığı

sonucuna varmak gerekir.

32. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

33.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

34. Başvurucu331.322 TL maddi ve 50.000 TL tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

35. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

36. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 14.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 14.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesine

(İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinden devredilen E.2011/61, K.2012/146

sayılı dosya) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Fahrettin

AKPINAR

Vekili

:

Av. Osman

ORHAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3018, 8 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  7. A. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına
  8. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal
  9. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  10. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  11. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Akıncı
  16. Akpınar
  17. Orhan
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3018
Tarih
8 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Fahamettin Onur Saçar Başvurusu (B. No: 2014/4081)
  • Hüseyin Udum Başvurusu (B. No: 2014/14551)
  • Mehmet Güzeloglu Başvurusu (B. No: 2014/12757)
  • Mehmet Selahittin Merih Başvurusu (B. No: 2014/14997)
  • Mukaddes Akın Başvurusu (B. No: 2014/20146)
  • Abdurrahman Atız Başvurusu (B. No: 2014/5396)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.