İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Güzeloglu Başvurusu (B. No: 2014/12757)

1. Başvuru, varsayıma dayalı şekilde idari para cezası kesilmesi

Başvuru No2014/12757Tarih7 Haziran 2017Okuma13 dk · 2.642 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Güzeloglu Başvurusu (2)

Karar tarihi
7 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/12757
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.642 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, varsayıma dayalı şekilde idari para cezası kesilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkı ile cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8.Hatay İl Emniyet Müdürlüğünce, sürücü belgesi olmaksızın araç

kullanan sürücünün aynı zamanda araç sahibi olmaması nedeniyle aracı kiralayan

firma sahibine (başvurucuya) de 1.407 TL idari para cezası verilmiştir.

9. Başvurucu hakkındaki 25/11/2013

tarihli ve 429570 seri numaralı trafik idari para cezası karar tutanağı

17/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

10. Başvurucu, Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükme istinaden

kendisineidari para cezası verildiğini belirterek

(kapatılan) Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesine süresinde başvuruda bulunmuştur.

11. Anılan başvuru, (kapatılan) Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/6/2014 tarihli ve 2014/404 Değişik İş sayılı kararıyla

kesin olarak reddedilmiştir.

12. Ret gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"...[H]er ne kadar itiraz eden kendisinin

oto kiralama firması sahibi olduğunu, 31 K 46... plakalı aracı S. K.ya kiraya verdiğini, bu şahsın da sürücü belgesiz olan

kendi kardeşi M. K.ya kendisinin bilgi ve izni

dışında verdiğini belirtmiş ise de, itiraz eden hakkında sürücü belgesi olmayan

kişiye araç kullandırtmaktan dolayı KTK'nın

36/3-a-son maddeleri gereğince idari para cezası verilmiş olup, itiraz eden, bizzatkendisi aracını, sürücü belgesiz kişiye vermemiş olsa

dahi, araç kiralama firması sahibi olarak, kiraya verdiği araçların kendi bilgi

ve rızası dışında olsa da, bu kişilerce başkalarına da verilebileceğini ve kullandırılabileceğiniöngörmesi gerektiğinden ve kanun

maddesinin bu noktadaaçıkolduğu anlaşıldığından

itiraz yerinde görülmemiştir...."

13. Anılan karar, başvurucuya 26/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Bireysel başvuru 31/7/2014

tarihinde yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı

Kabahatler Kanunu’nun 4. maddesi şöyledir:

“(1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu,

kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından

belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle

de doldurulabilir.

2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü,

süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.”

16. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir

fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz...”

17. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı

Karayolları Trafik Kanunu'nun 36. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Motorlu araçların, sürücü belgesi sahibi

olmayan kişiler tarafından karayollarında sürülmesi ve sürülmesine izin

verilmesi yasaktır.

...

Buna göre;

a) Sürücü belgesi olmayanların,

…

araç kullanarak trafiğe çıktıklarının tespiti hâlinde, bu kişilere 1.407

Türk Lirası idari para cezası verilir. Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilerce

sürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda

idari para cezası verilir.”

18. Aynı Kanun’un 36. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 29/11/2012 tarihli ve E.2012/106, K.2012/190 sayılı kararı

ile iptal edilen üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesi şöyledir:

“… Sürücü aynı zamanda araç sahibi değilse,

ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenlenir.”

19. Anayasa Mahkemesinin 29/11/2012

tarihli ve E.2012/106, K.2012/190 sayılı kararı sayılı kararının ilgili kısmı

şöyledir:

“Anayasa'nın 38.

maddesinin birinci fıkrasında, 'Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.'; üçüncü fıkrasında,'Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri

ancak kanunla konulur.' denilerek suçun ve cezanın kanuniliği esası

benimsenmiş; yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun şahsi olduğu

belirtilerek herkesin, kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suç

oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun

temel kurallarındandır. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği

bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin

başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Bu ilkeye göre asli ve feri

failden başka kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılmaları olanaklı değildir.

Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, ''fıkra,

ceza sorumluluğunun şahsi olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç

sebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna

yerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu' ilkesine dahil,

terki mümkün olmayan bir temel kuralıdır.' denilmektedir. Anayasa'nın 38.

maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para

cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir.

İtiraz konusu kuralda, sürücü belgesi olmadan

araç kullanan kimsenin aynı zamanda araç sahibi olmadığı durumlarda, tescil

plakasına da aynı miktar için ceza tutanağı düzenleneceği belirtilmekte, araç sahibinin

kusurunun bulunup bulunmadığı, aracı sürücü belgesi olmayan kişiye bilerek

verip vermediği değerlendirilmeden idare tarafından yaptırım uygulanmaktadır.

Bu durum ise işlemediği bir fiilden dolayı araç sahibine yaptırım uygulanmasına

neden olabilecek niteliktedir. Dolayısıyla, sürücü belgesiz araç kullanılması

ve sürücünün araç sahibi olmaması halinde tescil plakası sahiplerine sadece

ruhsat sahibi olmaları nedeniyle yaptırım uygulanması cezaların şahsiliği

ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.

Öte yandan, Anayasa ve ceza hukukunun temel

kuralları uyarınca, kişilere ceza verilebilmesi için hukuka aykırı eylemin

kanunda belirtilmiş olması ve bu eylemin o kişi tarafından gerçekleştirilmiş

olduğunun kanıtlanması gerekmektedir. İtiraz konusu kuralda araç sahibinin

hangi eyleminin suç sayıldığı açık bir şekilde gösterilmediği gibi araç sahibi

olma ile suç arasındaki illiyet bağının ne suretle oluştuğu da

belirtilmemiştir.”

B. Uluslararası Hukuk

1. İlgili Sözleşme

20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes,

suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

2.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), suçluluk karineleri

ve ispat yüküne ilişkin olarak ilkeler belirlemiştir. Buna göre ispat yükünün

iddia makamından alınıp savunma makamına verilmesi hâlinde masumiyet karinesi

ihlal edilebilir (Telfner/Avusturya, B. No: 33501/96, 20/3/2001, § 15). AİHM, Salabiaku/Fransa (B. No: 10519/83, 7/10/1988,

§§ 24, 28, 29) başvurusunda, fiilî veya hukuki karinelerin her hukuk sisteminde

bulunabileceğini belirttikten sonra ceza hukukundaki karinelerin belli

koşulların oluşması durumunda kabul edilebileceğini ifade etmiştir. Mahkemeye

göre fiilî veya hukuki karinelerin bulunduğu durumlarda suç isnadı altındaki

kişiye bunun aksini ortaya koyma olanağının mutlaka tanınması ve kişinin

savunma hakkının kısıtlanmaması gerekir.

22. Bu karinelerin kabul edilebilirliği, ceza davasında risk

altında bulunan menfaatle de doğrudan ilgilidir. Sözleşmeci devletler, ceza

hukuku kapsamında karinelere başvururken dava konusunun önemi ile savunmanın

hakları arasında adil bir denge kurmalıdırlar. Yararlanılan araçlar, ulaşılması

gereken meşru amaçla orantılı olmalıdır (Janosevic/İsveç, 21/5/2003,B. No: 34619/97,

§ 101).

23. Özet olarak AİHM; savunma hakkının

kısıtlanmaması, suç isnadı altındaki kişilere karinelerin aksini ortaya koyma

olanağının tanınması ve hâkimin sanığı şüpheden yararlandırmak konusunda mutlak

takdir hakkının bulunması durumunda masumiyet karinesinin ihlal edilmiş

sayılmayacağını, kanun koyucuların bu tür hükümler ihdas etmesinin masumiyet

karinesine aykırı olmayacağını belirtmektedir (Pham Hoang/Fransa, B. No: 13191/87, §§

33, 36).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 7/6/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

25. Başvurucu, cezaya dayanak olan 2918 sayılı Kanun'un 36.

maddesinde yer alan "Sürücü aynı

zamanda araç sahibi değilse, ayrıca tescil plakasına da aynı miktar için ceza

tutanağı düzenlenir." cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptal

edildiğini, bunun üzerine kanun koyucu tarafından 11/6/2013

tarihli ve 6487 sayılı Kanun ile madde metnine eklenen "Ayrıca, aracın sürücü belgesiz kişilerce

sürülmesine izin veren araç sahibine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda

idari para cezası verilir." cümlesinin dava tarihinde

yürürlükte olduğunu ancak itirazı inceleyen Mahkemenin bu değişikliği dikkate

almadan ve yeni madde kapsamında ceza için gerekli şart olan, sürücü belgesiz

kişinin aracı kullanmasında araç sahibinin izninin olup olmadığı hususunu

-kanuna olağanın dışında farklı bir anlam vererek- hatalı olarak

değerlendirdiğini, “fiilsiz suç olmaz” ilkesini göz

ardı ettiğini ve böylece itirazını reddettiğini belirterek suç ve cezaların

kanuniliği ilkesi” ile sözleşme ve çalışma hürriyetinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş; anılan cezanın iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

26. Bakanlık, başvurucunun iddialarını suç ve cezaların

kanuniliği ilkesi kapsamında değerlendirmiş veanılan

ilkeye ilişkin AİHM ve Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına atıfta bulunmuştur.Bakanlık ayrıca

Anayasa Mahkemesinin hukuk kurallarının yorumlanmasının bariz takdir hatası

veya açık bir keyfîlik içermesi hâlinde bireysel

başvuruya konu olabileceğini belirtmiştir.

2. Değerlendirme

27.Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28.Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse

suçlu sayılamaz.”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

iddialarının masumiyet karinesi kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

30. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı

fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından

ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının

yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Başvurucunun

ihlal iddiasına konu olan masumiyet karinesi; Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü, Sözleşme’nin ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında

düzenlenmektedir.

31. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. maddesinde, adil yargılanmaya

ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların

ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla

bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına

dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireysel

başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Anayasa Mahkemesi

daha önce kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin

uyuşmazlıkların da "suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklar" kapsamında

Anayasa'nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesinin ortak koruma alanı içinde yer

aldığına karar vermiştir (Remzi Durmaz,

B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 26).

32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

33. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile "adil

yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan maddeye

"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat

edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı

düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954,15/2/2017,

§ 33).

34. Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin

adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar

masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir

gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013).

Anılan karine, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan

suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına almaktadır. Bunun sonucu olarak

kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait

olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri

tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.

No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

35. Sanık masumiyet karinesi gereği suçsuz sayıldığı için yargılama

yapılmakta ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Maddi gerçeğe ulaşmak

için suç isnadı altında olan kişiden masum olduğunu ispat etmesi istenemez.

Çünkü suç isnadı altında da olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz kabul

edilmektedir (Adem Hüseyinoğlu, § 35).

36. Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin

iddiasını ispatla yükümlü olması kuralı, Anayasa’nın 38. maddesinin

gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir. Bununla birlikte genel anlamda suçun

kanıtlanması yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak

için ispat yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların

olduğu durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi masumiyet karinesine aykırılık

taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014). Ancak

suç isnadını içeren karinenin aksinin başvurucu tarafından yargılama sırasında

ispat edilebilmesinin mümkün olması, hâkimin de bu yönde ileri sürülen

iddiaları inceleyip kararını buna göre verebilmesi, bir başka ifadeyle

karinelerin kişiyi otomatik olarak "suçlu" hâline getirmemesi

gerekir. Karineler, masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı ve suç

isnadı altındaki kişi savunma imkanlarından yararlandırılmalıdır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).

37. Öte yandan kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari

yaptırımlarda -adli suç ve cezalara nazaran- masumiyet karinesinin ispata

ilişkin standardının daha düşük olması söz konusu olabilir. Çünkü idare -adli

soruşturma makamlarının kullandığı gibi- üstün kamusal yetkilere sahip

değildir. Bu tür uyuşmazlıklarda çoğu zaman idare ile kişi arasında ispat

imkânı bakımından önemli bir dezavantajın bulunmadığı söylenebilir. Ancak

Anayasa Mahkemesi, bir uyuşmazlık hakkında derece mahkemelerince verilen

kararları maddi vakıa ve hukuki yönden incelemekle görevli değildir. Anayasa

Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi, yargılamanın usul

kurallarına uygunluğunu denetlemek değil masumiyet karinesi kapsamındaki

güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir (Adem Hüseyinoğlu, § 37).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Başvuruya konu olaydaki kabahatin oluşması için motorlu

araçların sürücü belgesi sahibi olmayan kişiler tarafından kara yollarında

sürülmesine izin verilmesi gerekir (bkz. § 17). Somut olayda Mahkeme,

başvurucunun aracı kiralayan firmanın sahibi olmasını idari para cezası

yaptırımı uygulanması için yeterli görmüştür. Diğer bir ifadeyle salt belli bir

statüde (mülkiyet hakkı sahibi) olma idari para cezası yaptırımı uygulanmasına

gerekçe yapılmıştır.

39. Araç sahibinin kastının bulunup bulunmadığı, sürücü belgesi

sahibi olmayan kişiler tarafından aracın sürülmesine izin verilip verilmediği

değerlendirilmemiş ve bu konuda bir tespit yapılmamıştır. Mahkeme, başvurucunun

araç kiralama firması sahibi olarak kiraya verdiği araçların kendi bilgi ve

rızası dışında da olsa sürücü belgesiz kişilere kullandırılabileceğini

öngörmesi gerektiğine dair bir fiilî karineden yararlanmıştır. Anılan karineyle

suç isnadı altındaki başvurucu, otomatik olarak suçlu konumuna düşürülmüştür.

Diğer yandan kabahatin işlendiğine ilişkin olarak Mahkemece yapılan varsayımın

aksinin ispatı mümkün değildir.

40. Mahkemenin mevcut düzenlemenin kapsamını objektif sorumluluk

esaslarına göre genişleterek (varsayımlardan hareket ederek) başvurunun reddine

karar verdiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle somut olgular yerine aksi ispat

edilemeyecek bir fiilî karineden yararlanılarak eylem ile başvurucu arasında

bağ kurulmuş ve kabahatin işlendiğine karar verilmiştir. Başvurucunun

yöneltilen eylem ilgili savunma ve bunun aksini ispat bakımından yaptırımı

uygulayan idare ile arasında önemli bir dezavantaj oluştuğu ve böylelikle

kullanılan varsayımın masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaştığı

anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış olması da masumiyet karinesinin

ihlalini telafi etmemiştir.

41. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerinde

güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

B.6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

42. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

43. Başvurucu, idari para cezasının iptalini talep etmiştir.

44. Anayasa’nın 36. maddesinin (1) numaralı ve 38. maddesinin

(4) numaralı fıkralarındagüvence altına alınan

masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

45. Masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

ihlal kararının bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan)

Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin yerine bakan Sulh Ceza Hâkimliğine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci ve 38. maddesinin dördüncü

fıkralarında güvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

(kapatılan) Hatay 3. Sulh Ceza Mahkemesinin (2014/440 Değişik İş) yerine bakan

Sulh Ceza Hâkimliğine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 7/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Akif YILDIRIM Başvurucu : Mehmet GÜZELOGLU Vekili : Av. Korhan Murat HOCAOĞULLARI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12757, 7 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Masumiyet Karinesinin İhlal Edildiğine
  11. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  12. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin
  14. E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12757
Tarih
7 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Selahittin Merih Başvurusu (B. No: 2014/14997)
  • Mukaddes Akın Başvurusu (B. No: 2014/20146)
  • Abdurrahman Atız Başvurusu (B. No: 2014/5396)
  • Adnan Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/1247)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2014/5674)
  • Emine Gönül Gökdoğan Başvurusu (B. No: 2014/11135)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.