İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Udum Başvurusu (B. No: 2014/14551)

1. Başvuru; beraatle sonuçlanan bir suç

Başvuru No2014/14551Tarih21 Haziran 2017Okuma13 dk · 2.513 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Udum Başvurusu

Karar tarihi
21 Haziran 2017
Başvuru Numarası
2014/14551
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.513 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; beraatle sonuçlanan bir suç

isnadı kapsamında taşınmaza el konulması ve el konulan taşınmazın makul olmayan

bir sürede, zarara yol açılarak iade edilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Başvurucu Hakkında

Örgüt Üyeliğinden Açılan Ceza Davası Süreci

8. Başvurucu, İsviçre'de ikamet etmekte iken 5/7/1999 tarihinde

Türkiye'ye giriş yapmıştır. Sonrasında 26/7/1999 tarihinde İstanbul ili Kartal

ilçesine bağlı Çavuşoğlu Mahallesi'nde bulunan 2370 ada 562 parsel sayılı

taşınmazı H.A.dan tapuda satın almıştır. Bu

taşınmazın üzerinde tek katlı villa niteliğinde bir yapı bulunmaktadır.

Başvurucu daha sonra -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir tarihte-

ülkeden ayrılmıştır.

9. Hizbullah terör örgütüne yönelik olarak yürütülen bir ceza

soruşturması kapsamında 17/1/2000 tarihinde, söz konusu villada kolluk

görevlilerince dokuz erkek cesedi bulunmuştur.

10. Bu olaydan sonra başvurucu 13/1/2007 tarihinde yeniden

Türkiye'ye giriş yapmıştır. Başvurucu ülkeden çıkarken 25/1/2007 tarihinde

yakalanarak terör örgütü üyesi olma suçundan gözaltına alınmış ve aynı tarihte

bu suçtan tutuklanmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

başvurucunun Hizbullah terör örgütüne üye olma suçunu işlediği yönünde yeterli

şüphenin bulunduğu belirtilerek bu suçtan cezalandırılması istemiyle 31/1/2007

tarihli iddianame düzenlenmiştir. İddianamede, başvurucunun evinde bulunan

belgelere göre örgüte öz geçmiş raporu verdiği, suç tarihi ve öncesinde örgüt

lideriyle yakından görüştüğü, operasyon yapılan hücre evinin başvurucuya ait

olduğu belirtilmiştir.

11. İddianamenin kabul edilmesiyle başlanan kamu davasında

yapılan yargılama neticesinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2008

tarihli ilamıyla başvurucunun terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sonucuna

varılmıştır. Mahkeme, başvurucunun 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 53. ve 62. maddeleri ile 58.

maddesinin (9) numaralı fıkrası uygulanarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun

operasyon sırasında hücre evinde ele geçirildiği belirtilen fotoğrafı ve öz geçmiş

raporunu kabul ettiği ancak bunları başka bir derneğe verdiğini söylediği

belirtilmiştir. Mahkemeye göre başvurucunun satın aldığı bu evi görmeyip

kiracıları tanımaması ve bu durumdan haberdar olmaması hayatın olağan akışına

uygun değildir. Mahkeme 28/1/2001 tarihinde evin bahçesinde yapılan kazıda

dokuz erkek cesedinin ele geçirildiğine ve bu tarihten önce evin boşaltılmış

olduğuna dikkat çekmiştir. Mahkeme ayrıca, öz geçmiş raporunda başvurucuyu

örgütle tanıştıran kişinin adına yer verildiğini ve bu kişinin ise örgüt

üyeliği suçundan arandığını vurgulamıştır. Bununla birlikte gerek iddianamade gerekse de mahkûmiyet kararında hücre evi

olarak nitelendirilen söz konusu villanın müsaderesine ilişkin bir hükme yer

verilmemiştir.

12. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 29/9/2009

tarihli ilamıyla onanmıştır.

B. El Koyma ve Kara

Paranın Aklanmasına İlişkin Ceza Davası Süreci

13. Başvurucu hakkında ayrıca, söz konusu taşınmazı örgüt üyesi

olarak kanun dışı yollarla elde edilen para ile satın aldığı iddiasıyla kara

paranın aklanması suçundan ceza soruşturması başlatılmıştır.

14. Bu ceza soruşturması kapsamında Kartal 1. Sulh Ceza

Mahkemesinin 8/11/2000 tarihli ve 2000/175 Müteferrik sayılı kararı ile

başvurucu adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmaza el konulmasına karar

verilmiştir. Mahkeme, bu taşınmaz üzerindeki her türlü tasarruf yetkisinin

tamamen yasaklanmasına ve el koyma tedbirinin tapuya şerh edilmesine karar

vermiştir. Ayrıca bu olay nedeniyle taşınmaz, kolluk görevlilerince mühürlenmiştir.

15. Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 29/3/2001 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun ve H.A.nın kara paranın

aklanması suçundan 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı mülga Kara paranın

Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrası ile aynı

maddenin üçüncü fıkrasının (c) bendi kapsamında cezalandırılması istemiyle

Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede, örgüt

üyesi olan H.A.nın örgütün kanun dışı yollarla elde

ettiği parayla söz konusu taşınmazı edindiği belirtilmiştir. İddianamede

ayrıca, bu evin alındığı para ile kaynağının gizlenmesi amacıyla aynı evin 1999

yılında başvurucu tarafından satın alındığı ileri sürülmüştür.

16. Yapılan yargılama sırasında Mahkeme 28/9/2005 tarihinde, el

konulan taşınmaz üzerinde bulunan yapının başvurucuya teslimine karar

vermiştir. Kolluk görevlilerince 6/10/2005 tarihinde düzenlenen bir tutanak ile

söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapı, başvurucu adına avukatına teslim

edilmiştir. Teslim tutanağında, binanın kapılarında herhangi bir mührün

bulunmadığı, binanın ise bütün kapı ve pencerelerinin sökülmüş, harabe bir

durumda bulunduğu belirtilmiştir.

17. Başvurucu 22/1/2007 tarihli sekizinci oturuma müdafii ile birlikte katılmış ve kendisinin savunması

alınarak sorgusu yapılmıştır. Mahkemece başvurucu hakkında kara paranın

aklanması suçu ile ilgili olarak gözaltına alma ya da gıyabi bir tutuklama

kararının mevcut olmadığı bildirilmiştir.

18. Yargılama devam ederken 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı

Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 26. maddesinin

birinci fıkrası ile 4208 sayılı mülga Kanun'un 7. maddesi yürürlükten

kaldırılmıştır. Mahkeme bu kanun değişikliği nedeniyle başvurucuya isnat edilen

fiilin artık bir suç teşkil etmediği gerekçesiyle 22/12/2011 tarihinde

başvurucunun beraatine karar vermiştir. Aynı kararda,

el koyma tedbiri konulan taşınmazın tapu kaydındaki şerhin de kaldırılmasına

karar verilmiştir.

19. Mahkemece düzenlenen 13/2/2012 tarihli kesinleşme şerhinde,

başvurucunun beraatine ilişkin hükmün temyiz

edilmeksizin 24/1/2012 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. Mahkeme 28/2/2012

tarihinde, başvurucuya ait el konulan taşınmazın tapu kaydına konulan tedbir

şerhinin kaldırılması hususunda Kartal 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı

yazmıştır.

20. Bununla birlikte söz konusu beraat hükmü katılan sıfatıyla

Hazine tarafından 7/5/2014 tarihinde temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde

kararın sonradan öğrenildiği belirtilmiş ve hükmün bozulması talep edilmiştir.

Mahkeme 16/5/2014 tarihinde Hazinenin temyiz talebini katılan sıfatının

bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Bu karar da Hazine tarafından 28/5/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir. Öte yandan başvurucu müdafii

de hükmü, vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek temyiz etmiştir.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi 4/2/2016 tarihli ilamıyla başvurucunun temyiz

talebini süre yönünden reddetmiştir. Daire, Hazinenin temyiz talebi yönünden

ise suçtan doğrudan zarar gördüğünden bahisle Hazinenin katılan sıfatının

bulunduğunu belirterek temyiz talebinin reddine ilişkin Mahkeme kararını

kaldırmıştır. Aynı ilamda, kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu

gerekçesiyle davanın düşürülmesine; dava konusu taşınmaz üzerine konulan

tedbirin ise kaldırılmasına karar verilmiştir.

C. Tazminat Davası Süreci

21. Başvurucu, haksız yere yakalanıp gözaltına alındığı ve

taşınmazına el konulduğunu belirterek bu tedbirler nedeniyle uğradığı

zararların tazmini istemiyle Maliye Hazinesi aleyhine İstanbul 5. Ağır Ceza

Mahkemesinde 24/4/2012 tarihinde tazminat davası açmıştır.

22. Mahkeme, İsviçre'de ikamet ettiği bildirilen başvurucunun

ülkemizdeki yerleşim yeri adreslerinin Mahkemenin yetki alanı içinde kalmadığı

gerekçesiyle 10/5/2012 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir. Aynı kararda,

yetkisizlik kararının kesinleşmesiyle birlikte dava dosyasının görevli ve

yetkili Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderileceği belirtilmiştir. Karara

yapılan itiraz, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/6/2012 tarihli kararıyla

reddedilmiş; dava dosyası Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

23. Başvurucu, zararının tespiti için dava konusu taşınmazın

başında keşif yapılmasını talep etmiş; Mahkemenin 28/3/2013 tarihli üçüncü

oturumunda başvurucunun bu talebi reddedilmiştir.

24. Mahkeme 28/3/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.

Kararda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 144.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan düzenlemeye

dayanılmıştır. Mahkeme, tazminata hak kazanmadığı hâlde sonradan yürürlüğe

giren ve lehte düzenlemeler getiren Kanun gereği, durumları tazminat istemeye

uygun hâle dönüşenlere bu kanun hükmü gereği tazminat verilemeyeceğini

belirtmiştir. Mahkeme, başvurucunun kara paranın aklanması suçundan

yargılanmakta iken bu suçun düzenlendiği 4208 sayılı mülga Kanun'un 7.

maddesinin yürürlükten kaldırıldığı için beraat ettiğini tespit etmiştir.

Mahkemeye göre bu sebeple başvurucunun durumu, lehe düzenlemeler getiren Kanun

hükmü gereğince sonradan tazminat istemeye uygun hâle dönüşmüştür.

25. Başvurucu tarafından temyiz edilen hüküm, Yargıtay 12. Ceza

Dairesinin 20/5/2014 tarihli ilamıyla onanmıştır.

26. Bu karar, başvurucu vekiline 26/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

27. Başvurucu 27/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

28. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya

tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

...

j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,

koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler

alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan

veya zamanında geri verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler. .

...

3) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.)

Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil

olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları

işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir."

29. 5271 sayılı Kanun'un 144. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir: "

Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan

kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:

...

b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan

yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat

istemeye uygun hâle dönüşenler

..."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 21/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

31. Öncelikle her ne kadar başvurucu beraat ettiği hâlde haksız

yere yakalanarak gözaltına alındığından yakınmakta ise de başvurucunun kara

paranın aklanması suçundan değil terör örgütü üyeliği suçundan gözaltına

alındığı ve tutuklandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun bu

iddiasının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

32. Başvurucu, kara paranın aklanması suçundan yapılan ceza

soruşturması sırasında el konulan taşınmazının yargılama sırasında iade

edildiğini ve bu yargılama neticesinde beraat ettiğini ifade etmiştir.

Başvurucu ilk olarak taşınmazına haksız yere el konulduğundan yakınmaktadır.

Başvurucunun ikinci şikâyeti, taşınmazın iadesine ilişkin sürecin makul olmayan

bir sürede sonuçlandırılmasına ilişkindir. Başvurucu son olarak taşınmazının

harap bir hâlde iade edildiğini belirtmiştir. Başvurucu bu sebeplerle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

34. Somut olayda başvurucunun taşınmazına kara paranın aklanması

suçundan yürütülen ceza soruşturması sırasında 8/11/2000 tarihinde el

konulmuştur. Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen kovuşturma sırasında

28/9/2005 tarihinde el konulan taşınmaz üzerinde bulunan yapının başvurucuya

teslimine karar verilmiş, kolluk görevlilerince 6/10/2005 tarihinde bu yapı

başvurucu adına avukatına teslim edilmiştir. Mahkeme 22/12/2011 tarihinde,

isnat edilen eylemin yapılan bir kanun değişikliğiyle suç olmaktan çıkarıldığı

gerekçesiyle başvurucunun beraatine karar vermiştir.

Mahkeme ayrıca, başvurucuya ait taşınmazın tapu kaydındaki tedbir şerhinin

kaldırılmasına da karar vermiş ve 28/2/2012 tarihinde de bu şerhin kaldırılması

için Tapu Müdürlüğüne yazı göndermiştir. Karardan sonradan bilgi sahibi olan

Hazine 7/5/2014 tarihinde hükmü temyiz etmiş; Yargıtay 19. Ceza Dairesi

4/2/2016 tarihinde, Kanun'da öngörülen zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu

gerekçesiyle davanın düşürülmesine, dava konusu taşınmaz üzerine konulan

tedbirin ise kaldırılmasına karar vermiştir.

35. Başvurucu bireysel başvuruya konu ihlal iddialarını dile

getirerek tazminat istemiyle Hazine aleyhine 1/8/2012 tarihinde Bakırköy 12.

Ağır Ceza Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu tazminat talebini, 5271 sayılı

Kanun'un 144. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendine dayandırmıştır. Ancak

Mahkeme 28/3/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme,

başvurucunun isnat edilen eylemin yargılama sırasında yapılan bir kanun

değişikliğiyle suç olmaktan çıkarıldığı gerekçesiyle beraat ettiğini tespit

etmiştir. Buna göre başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 144. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (b) bendine göre tazminat talebinde bulunamayacağı hüküm altın

alınmıştır. Mahkemeye göre tazminata hak kazanmadığı hâlde sonradan yürürlüğe

giren ve lehte düzenlemeler getiren Kanun gereği, durumları tazminat istemeye

uygun hâle dönüşenlere bu kanun hükmü gereği tazminat verilemez.

36. Bu durumda Mahkemenin bu gerekçesi karşısında başvurucunun

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunu tüketmesi

gerekip gerekmediği değerlendirilmelidir.

37. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş

olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece

mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu

zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 26).

38. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını giderici,

etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte olması

ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunması

gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

39. Anayasa Mahkemesi el koyma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan

müdahaleler yönünden erişilebilir, elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde

bir başarı imkânı sunduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde

öngörülen hukuk yolunu tüketilmesi gereken etkin bir başvuru yolu olarak

görmektedir (Konu ile ilgili çok sayıda karar arasından bkz. Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,

30/3/2016, § 28; Yıldıray Soysal,

B. No: 2014/14887, 17/11/2016, § 47; Nuray

Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016, § 66).

40. Bununla birlikte somut başvurunun söz konusu başvurulardan

farklı bir yönü bulunmaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde koruma

tedbirleri nedeniyle tazminat istemi düzenlenmiş ancak aynı Kanun'un 144.

maddesinde ise tazminat istenemeyecek hâller hüküm altına alınmıştır. 144.

maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, hak kazanmadığı hâlde sonradan

yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat

istemeye uygun hâle dönüşenlerin tazminat isteyemeyecekleri düzenlenmiştir.

Yargıtay içtihadında da isnat edilen eylemin suç olmaktan çıkartılması

sebebiyle beraat eden kişilerin anılan Kanun maddesine göre tazminat isteme

hakkının bulunmadığı kabul edilmiştir (Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 23/1/2013

tarihli ve E.2012/27741, K.2013/2047 sayılı ile 28/10/2014 tarihli ve

E.2014/5517, K.2014/21204 sayılı kararları). Dolayısıyla anılan Kanun maddesi

çerçevesinde tazminat talebinde bulunamayacak kişilerin 5271 sayılı Kanun'un

141. maddesinde öngörülen hukuk yolunu tüketmelerine gerek bulunmamaktadır.

Çünkü bu hukuk yolu, söz konusu kişiler yönünden hukuken ve fiilen etkili bir

yol olarak gözükmemektedir.

41. Öte yandan başvurucunun tazminat davasını açtığı tarih itibarıyla

gerek 5271 sayılı Kanun'un 144. maddesindeki ulaşılabilir, erişilebilir ve

öngörülebilir mahiyetteki düzenlemenin gerekse de konu ile ilgili verilmiş

Yargıtay içtihatlarının mevcut olduğu dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla

belirtilen hukuk yolunun tazminat davasının açıldığı tarih itibarıyla

tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olmadığı açık bir şekilde

öngörülebilir durumdadır.

42. Somut olayda, başvurucunun ihlal iddiaları esas itibarıyla

Kartal 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (sonradan İstanbul Anadolu 15. Asliye Ceza

Mahkemesi) görülen ve zamanaşımı sebebiyle düşmesine karar verilen davadaki el

koyma sürecine ilişkindir. Başvuruya konu el koyma süreci incelendiğinde el

konulan taşınmazın başvurucuya 6/10/2005 tarihinde teslim edildiği, tapu kaydı

üzerindeki tedbir şerhinin ise 28/2/2012 tarihli yazı ile kaldırıldığı

anlaşılmaktadır. Her ne kadar Yargıtay 19. Ceza Dairesi 4/2/2016 tarihinde

yeniden taşınmaz üzerine konulan tedbirin kaldırılmasına karar vermiş ise de el

koyma tedbirine ilişkin süreç fiilen 28/2/2012 tarihinde sona ermiştir. Bu

durumda başvuruya konu el koyma sürecinin Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce sonuçlandırıldığı

anlaşılmaktadır.

43. Başvurucu el koyma süreci tamamlandıktan sonra 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yoluna başvurmuş ise de yukarıda da

değinildiği üzere somut olayın özel koşulları içinde bu hukuk yolunun başarı

şansı bulunan etkin bir başvuru yolu olmadığı anlaşılmaktadır (bkz. §§ 40,41).

Başarılı olunmayacağı belli olan başvuru yoluna bireysel başvuruların

incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden sonra

başvurulması sonucu verilen ret kararı üzerine yapılan bireysel başvurunun

Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında olduğunun kabul

edilmesi mümkün değildir (Agavni Mari Hazaryan

ve diğerleri, B. No: 2014/4715, 15/6/2016, § 119).

44. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

Hüseyin UDUM

Vekili

:

Av. Murat

SADAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14551, 21 Haziran 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Başvurucu Hakkında
  7. B. El Koyma ve Kara
  8. C. Tazminat Davası Süreci
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. B. No: 2014/14887, 17/11/2016, § 47; Nuray
  12. A. Başvurunun zaman
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Sadak
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14551
Tarih
21 Haziran 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Güzeloglu Başvurusu (B. No: 2014/12757)
  • Mehmet Selahittin Merih Başvurusu (B. No: 2014/14997)
  • Mukaddes Akın Başvurusu (B. No: 2014/20146)
  • Abdurrahman Atız Başvurusu (B. No: 2014/5396)
  • Adnan Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/1247)
  • Mehmet Çelebi Çalan Başvurusu (B. No: 2014/5674)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.