İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ferzende Özlük Başvurusu (B. No: 2014/17505)

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2014/17505Tarih15 Şubat 2017Okuma12 dk · 2.349 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ferzende Özlük Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/17505
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.349 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun ve

açılan davanın reddedilmesi ve makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle

adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/10/2014 tarihinde Adana 18. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 4/5/2016 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Batman ili Beşiri ilçesi Doğankavak

köyünde ikamet etmekte iken 1996 yılında meydana gelen terör olayları nedeniyle

köyün boşaltılması neticesinde yerleşim yerinden göç etmek zorunda kaldığını

iddia etmiştir.

8. Başvurucu 23/3/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna

(Komisyon) başvurmuştur.

9. 2/5/2008 tarihli ve 2008/4-63 sayılı Komisyon kararında;

terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanması talebiyle yapılan başvuruda

Beşiri, Doğankavak köyünün boşalmadığı, kişiye

yönelik bir tehdit ve saldırı olmadığından bahisle tazminat talebinin reddine

karar verilmiştir.

10. Belirtilen işlem aleyhine başvurucu tarafından Diyarbakır

İdare Mahkemesinde dava açılmıştır.

11. Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 31/7/2009 tarihli ve

E.2008/1808, K.2009/1623 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar

verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

“…Dosyada bulunan belgelerin incelenmesinden;

Doğankavak Köyü'nde 1993 yılında bir grup teröristin ortaokul binasının ek

dersliğini ve lojmanını yakarak köyden ayrıldığı, 1994 yılında, teröristlerin

köye gelerek köyde ikamet eden (Ş.C.) isimli şahsın evine düzenledikleri

saldırı sonucu eveiki roket mermisinin isabet ettiği

ve evin zarar gördüğü, yine 1994 yılında terör örgütünce kuşçukuru

mevkiinde demir yoluna mayın döşendiği bir kişinin öldüğü üç kişinin

yaralandığı, 1995 yılında (M.A.) isimli şahsın terör örgütünce öldürüldüğü,

1997 yılında köy içinde meydana gelen çatışmada iki askerin yaralandığı, dört

teröristin öldürüldüğü, yine 1997 yılında vatandaşlar tarafından bulunan

patlayıcı maddenin taşla vurulmak suretiyle infilek

etmesi sonucu iki kişinin yaralandığı, 2000 yılında teröristlerce çatışmada

bırakılan el bombasının çocuklarca sonradan bulunarak patması

sonucu iki çocuğun öldüğü, bir çocuğun yaralandığı, yani bir çok terör ve

terörden kaynaklı olay meydana geldiği görülmektedir.

Jandarma tarafından düzenlenen 27.03.2006

tarihli tutanakta köyün boşaltılmadığı davacının köyü 1992-1993yılında terk

ettiği ancak neden göç ettiklerinin bilinmediği belirtilmiştir.

Öte yandan mahallinde yapılan keşif sırasında

dinlenen tanıklar ifadelerinde; davacının köyde yaşadığını, çiftçilik yaparak

geçimini sağladığını, 1996 yılı başlarında köyü terk ettiğini ve bir daha köye

dönüş yapmadığını arazisini beş yıl boyunca ekip biçemediğini ifade

etmişlerdir.

Bu durumda, yaşadığı köyde 1990'lı yıllarda

birçok terör olayı meydana gelen davacının bu terör olaylarından duyduğu endişe

ile köyü terk etttiği sonucuna ulaşıldığından

davacının köyü terk etmesi nedeniyle uğradığı zararın - ki yapılan keşif

sırasında davacının malvarlıkları tespit edilmiş ve bu nedenle uğradığı zarar

miktarı hesaplanmıştır. Böylelikle başvurunun kabulüne karar verilmesi

gerekirken Beşiri İlçesi Doğankavak Köyünün boşalan

köylerden olmadığı vekişiye yönelik bir tehdit ve

saldırı olmadığı gerekçesiyle başvurununreddine karar

verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna

ulaşılmaktadır...”

12. Kararın idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 16/5/2012 tarihli ve E.2011/8451,

K.2012/3161 sayılı kararı ile bozma kararı verilmiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...Dosyanın ve Dairemizin diğer

esaslarına kayıtlı Doğankavak köyüne ait dosyaların

birlikte incelenmesinden; anılan Köyün, boşalan köylere ilişkin listelerde yer

almadığı, Köyde 1990 yılında 1794 kişi, 1997 yılında 2040 kişi, 2000 yılında

ise 2132 kişinin yaşadığı, eğitime ara verilmediği, köyde değişik tarihlerde

terör olayları meydana gelmiş ise de, bu olaylar sonucunda yaşanan güvenlik

kaygısıyla köyün tamamen terk edilmediği veya boşaltılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Doğankavak köyü halkının bir

kısmının, güvenlik kaygısıyla da olsa köyü terk etmelerinden dolayı uğradıkları

zararın, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki

olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddi yolunda tesis edilen dava

konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir.

İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklama ve değinilen Kanun

hükümlerine göre davanın reddi yolunda karar verilmesi gerekirken dava konusu

işlemin iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır..."

13. Bozma kararı üzerine Diyarbakır

1. İdare Mahkemesinin 13/12/2012 tarihli ve E.2012/1024, K.2012/1615 sayılı

kararı ile Batman İdare Mahkemesinin faaliyete geçmesiyle yetki yönünden

davanın davanın reddine karar verilmiş; dosya Batman

İdare Mahkemesine devredilmiştir.

14. Batman İdare Mahkemesinin 13/3/2013 tarihli ve E.2013/363,

K.2013/364 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Olayda, Doğankavak

köyünün boşalan köylere ilişkin listede yer almadığı, köy nüfusunun 1990

yılında 1794, 1997 yılında 2040, 2000 yılında 2132 kişi olduğu, eğitime ara

verilmediği, köyde değişik tarihlerde terör olayları meydana gelmiş ise de, bu

olaylar sonucunda yaşanan güvenlik kaygısıyla köyün tamamen terk edilmediği

veya boşaltılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; aralarında davacının da bulunduğu Doğankavak Köyü halkının bir kısmının, güvenlik kaygısıyla

da olsa köyden göç etmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün

tamamen boşalmamış olması diğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik

kaygısının yaşanmamış olması ve davacıya yönelik bir terör tehdidi ya da

saldırısının bulunmaması nedenleriyle, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre

idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından, davacının isteminin reddi

yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmamaktadır."

15. Başvurucu tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine

Danıştay Onbeşinci Dairesinin 15/5/2014 tarihli ve

E.2013/10349, K.2014/3783 sayılı ilamı ile kararın usul ve hukuka uygun olduğu,

dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek

nitelikte görülmediği belirtilerek onanmasına karar verilmiştir.

16. Ret kararının 22/10/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ

edildiği ve 30/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu

anlaşılmaktadır.

B. İlgili Hukuk

17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun

ve akabinde açtığı davanın reddedildiğini, köyde köy korucusu olmaya

zorlandığını, korucu olmak istemeyenlerin de köyü terk etmeye mecbur

bırakıldığını, köyden ayrılması nedeniyle mülkiyetine ulaşamadığını, idarenin

can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet

hakkından yoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı

değerlendirme nedeniyle zararının tazmin edilmediğini, ayrıca yaptığı başvuru

hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek

Anayasanın 19., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarınınihlal

edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233

sayılı Kanun kapsamındaki zararının tazmini amacıyla açtığı davanın

reddedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 19., 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp

olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16). Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

21. Başvurucu, Komisyon tarafından verilen kararın akabinde

açtığı davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal

varlığına ulaşamadığını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından

mahrum kaldığını, anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet

verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit

edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

22. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

23. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesidir. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki

başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden

incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

§ 26).

24. Başvurucu maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davanın reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemelerince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemelerince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, başvurucunun

ikamet ettiği Doğankavak köyünün boşalan köylere

ilişkin listede yer almadığı, köy nüfusunun 1990 yılında 1.794, 1997 yılında

2.040, 2000 yılında 2.132 kişi olduğu, köyde eğitime ara verilmediği, köyde

değişik tarihlerde terör olayları meydana gelmiş ise de bu olaylar sonucunda

yaşanan güvenlik kaygısıyla köyün tamamen terk edilmediği veya boşaltılmadığı,

bu durumda aralarında başvurucunun da bulunduğu Doğankavak

köyü halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden

dolayı uğradığı zararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir

ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve

başvurucuya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması

nedenleriyle, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki

olanak bulunmadığından, başvurucunun isteminin reddi yolunda tesis edilen dava

konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddine

hükmedilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince de incelenip

reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır.

26. Başvurucunun iddiaları incelendiğinde köyün terör nedeniyle

boşaltılmış olduğuna ilişkin bilgi ve belge sunulmadığı, Mahkeme kararı

gerekçesi de (bkz. §§ 8, 23)dikkate alındığında, Derece Mahkemelerinin

kararlarında bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

28. Başvurucu, ayrıca idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü

yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia

etmektedir.

29. Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde,

başvurucunun delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânının elinden alındığına dair bir bulgu da

saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetinin, Derece Mahkemelerince adil

yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş

olduğundan, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan makul sürede

yargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

31. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle, Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

32. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile

davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecinde

Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak,

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

33. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında, Komisyona

başvuru tarihi (23/3/2005) ile karar düzeltme isteminin reddine dair kararın

tarihi (15/5/2014) arasında geçen ve toplam 9 yıl 1 aylık yargılama süresinde

başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve

söz konusu yargılama süresinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

34. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

35. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

36. Başvurucu,

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve bu nedenle

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

37. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

38. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör Yrd. : Tuğba YILDIZ Başvurucu : Ferzende ÖZLÜK Vekili : Av. Cemşit TABAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/17505, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/17505
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Muammer Zehir Başvurusu (B. No: 2014/17126)
  • R. K. Başvurusu (B. No: 2014/13794)
  • Celal Köçeroğlu Başvurusu (B. No: 2014/6852)
  • Haşmet Yener Başvurusu (B. No: 2014/17551)
  • Elif Poyraz Başvurusu (B. No: 2014/17445)
  • Engin Yalazan Başvurusu (B. No: 2014/6910)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.