İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Feyyaz Bayram Başvurusu (B. No: 2014/7822)

1. Başvuru, gözaltına alınma, tutukluluk ve yakalamaya ilişkin

Başvuru No2014/7822Tarih16 Kasım 2016Okuma27 dk · 5.371 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Feyyaz Bayram Başvurusu

Karar tarihi
16 Kasım 2016
Başvuru Numarası
2014/7822
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.371 kelime·27 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, gözaltına alınma, tutukluluk ve yakalamaya ilişkin

hukuka aykırılıklar nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltında

derhâl müdafi atanmaması nedeniyle müdafi yardımından faydalanma hakkının;

belirli suçlara bakmakla görevli mahkemede yargılanma nedeniyle kanuni hâkim

güvencesinin; iddianamenin kabulü aşamasında itiraz hakkının tanınmaması ve

yargılamadaki eksiklikler ve hatalar nedenleriyle hakkaniyete uygun yargılama

hakkının; hükme etkili bir tanığın mahkeme huzurunda dinlenilmemesi ve tanığa

soru sorulamaması nedeniyle tanık sorgulama hakkının; mahkeme kararlarının

uygun biçimde gerekçelendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının; temyiz

aşamasında duruşma yapılmaması nedeniyle duruşmalı yargılanma hakkının;

yargılamanın uzun sürede sonuçlanması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının;

mahkûmiyetle birlikte belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaya

hükmedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının; kovuşturmanın ertelemesi

kararı sonucunda belirli bir süre ceza tehdidi altında bırakılma nedeniyle

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının; çıkartılan

yakalama kararı sonucunda üniversiteye devam edilememesi nedeniyle eğitim

hakkının; yargılama sırasında etnik kökenden dolayı ayrımcılığa uğranılması

nedeniyle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/5/2014 tarihinde İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 29/12/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından başvuruya ilişkin herhangi bir

görüş sunulmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. 10/10/2010 tarihinde gerçekleşen bir yürüyüşte PKK terör

örgütü adına slogan, polise molotof kokteyli ve havai

fişek atılması eylemlerine yönelik olarak soruşturma başlatılmıştır.

9. Olay yerinde parmak izi tespit edilen M.N.Y. 13/11/2010

tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesinde, kendisine gösterilen (8) ve

(9) numaralı fotoğraflardaki kişilerin yürüyüşe katılmaları yönünde konuşmalar

yaptığını söylemiştir.

10. Kolluk tarafından hazırlanan 24/11/2010 tarihli tespit

tutanağında (8) numaralı fotoğraftaki kişinin başvurucu, (9) numaralı

fotoğraftakinin ise O.U. olduğu belirtilmiştir.

11. Başvurucu, 28/11/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır.

Kollukta verdiği ifadesinde M.N.Y. ve O.U. isimli kişileri tanımadığını,

fotoğraftaki kişinin kendisi olmadığını ve suç unsuru tespit edildiği

belirtilen telefonu ikinci el olarak aldığını ve kullandığı esnada bu

içeriklerin mevcut olmadığını söylemiştir. İfade tutanağında, isnat edilen

suçlamaların başvurucuya bildirildiği ve müdafi yardımından yararlanma, susma,

yakalandığının yakınlarına bildirilmesini isteme ve delil toplanmasını talep

etme gibi haklarının başvurucuya hatırlatıldığı belirtilmektedir.

12. Başvurucu 29/11/2010 tarihinde Cumhuriyet savcısına verdiği

ifadesinde kolluktaki beyanlarını tekrarlamış; herhangi bir olaya

katılmadığını, PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYGM'nin

üyesi olmadığını söylemiştir.

13. (Kapatılan) İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde

ile görevli) 29/11/2010 tarihinde, başvurucunun ve diğer iki şüphelinin silahlı

terör örgütü üyeliği suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.

14. Başvurucu müdafiinin dosyanın bir

fotokopisinin verilmesi talebi,vekâletnamesi

olmadığı gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından reddedilmiştir. İzmir 8.

Ağır Ceza Mahkemesi 10/12/2010 tarihinde, başvurucu müdafiinin

dosyanın bir örneğini alabileceğine karar vermiştir.

15. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarfından

başvurucu ve diğer beş sanık hakkında 31/12/2010 tarihinde iddianame

düzenlemiştir.

16. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi 13/1/2011 tarihli tensip

tutanağı ile başvurucunun tahliyesine, duruşma gününün ve iddianamenin

başvurucuya tebliğine karar vermiştir.

17. Başvurucu 21/4/2011 ve 1/6/2011 tarihli duruşmalara

katılmamıştır.

18. Tanık M.N.Y. 21/4/2011 tarihli duruşmada alınan ifadesinde

herhangi bir gösteriye katılmadığını, molotof

atmadığını, başvurucuyu ve diğer sanıkları tanımadığını söylemiştir.

19. 24/8/2011 tarihli duruşmada iddianame ve ekleri başvurucuya

okunmuştur. Başvurucu, hakkındaki suçlamaları kabul etmemiş; örgüt üyesi

olmadığını ve herhangi bir kişiyi yürüyüşe katılması hususunda teşvik

etmediğini ileri sürmüştür. Mahkeme, başvurucu müdafiinin

dinlenilmesini talep ettiği tanıklar N.A ve B.D.yle

ilgili olarak adreslerinin bildirilmesinin ardından işlem yapılmasına karar

vermiştir.

20. Tanıkların adreslerinin 14/12/2011 tarihli duruşmaya kadar

bildirilmemesi üzerine Mahkeme, bu hususta başvurucu müdafiine

on beş gün süre tanımıştır.

21. Tanık N.A., 9/4/2012 tarihli ifadesinde 2010 yılının Ekim

ayında başvurucunun bazı günler evinde kaldığını, 10 Ekim günündeki olaylara

başvurucunun katılmadığını söylemiştir.

22. Başvurucu müdafii, 15/8/2012

tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmamıştır. Duruşma tarihi itibarıyla

Cumhuriyet Savcılığının henüz mütalaasını sunmadığı anlaşılmıştır.

23. Başvurucu müdafii 22/10/2012

tarihli duruşma için mazeret bildirmiştir. Mahkeme, diğer sanıklarla ilgili

olarak gizli tanığın dinlenilmesine karar vermiştir. Bu tanığın dinlenildiği

7/12/2012 tarihli duruşmaya ve 10/12/2012 tarihli duruşmaya başvurucu müdafii katılmamıştır.

24. Cumhuriyet Savcılığı 27/2/2012 tarihli duruşmada esas

hakkındaki mütalaasını sunmuş, başvurucu müdafii

karşı beyanlarını bildirmek üzere süre talep etmiştir.

25. (Kapatılan) İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. madde ile

görevli) 22/5/2013 tarihli ve E.2011/13, K.2013/80 sayılı kararı ile

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 9 yıl ve görevi

yaptırmamak için direnme suçundan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasıyla

cezalandırılmasına hükmetmiştir. Mahkûmiyete bağlı olarak başvurucunun

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesindeki

haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasına da karar verilmiştir.

26. İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütünün

propagandasını yapma suçundan açılan davada kovuşturmanın üç yıl süreyle

ertelenmesine ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan

başvurucunun beraatına hükmetmiştir.

27. Kararda, başvurucuyla ilgili beyanlarda bulunan tanıklar

M.N.Y., N.A., B.D. ile M.T.nin ifadelerine yer

verilmiştir. M.T.nin, başvurucunun DYGM'nin İzmir sorumlusu olduğu ve Kütahya'da da faaliyette

bulunduğu yönünde ifade verdiği görülmektedir. Mahkeme, tanıklardan M.N.Y.nin baskı altında ifadesini değiştirdiğini

değerlendirmiş ve bu kişinin soruşturma aşamasındaki beyanlarını esas almıştır.

28. Mahkeme kararının ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:

"DELİLLER

A)Olay Tutanağı, Ev Arama, Yakalama ve El Koyma Tutanakları, Tespit

Tutanakları, CD İnceleme ve Fotoğraftan Teşhis Tutanakları,Şüphelilere

ait ifade tutanakları, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ve Kimlik

Tespit Şube Müdürlüğütarafından düzenlenen Biyometrik İz Ekspertiz Raporu.

...

MAHKEMEMİZİN KABULÜ VE GEREKÇE

Dosya kapsamında bulunan ve deliller kısmında

belirtilen deliller, olay, arama, yakalama, el koyma, tespit, CD inceleme,

fotoğraftan teşhis tutanakları, biyometrik iz

ekspertiz raporu, müşteki, tanık ve gizli tanık beyanları, bilirkişi raporu

birlikte değerlendirildiğinde;

...

Sanık Feyyaz BAYRAM’dan

elde edilerek el konulan cep telefonunun incelenmesinde PKK/KONGRA-GEL terör

örgütü lideri Abdullah ÖCALAN’ı övücü mahiyette

propaganda içeren sözlerin ve yazıların bulunduğu, dosyalar içerisinde

Diyarbakır'dan Kürdistan’ın AMED eyaleti şeklinde bahsedildiği, yine sözlerin

içerisinde terör örgütünün kırsal alanlarından ve terör örgütünün kuruluş

yıldönümü 27 Kasım ile ilgilibilgilerin bulunduğunun

tespit edildiği tespit edilmiştir.

...

Netice olarak;

Sanıklar E... P...,

İ... T... ve İ... O...’un

10.10.2010 tarihinde İzmir ili, Konak ilçesi, Kadifekale

semtindeki eylemlerle ilgili olarak üzerlerine atılı ve sübuta eren, kişilerde

korku, kaygı ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde patlatmak suçunu

işleyen yaşı küçük kişilere (çocuklara) molotof

kokteyli vermek suretiyle söz konusu suçu işlemelerine azmettirdikleri,

Sanıklar Feyyaz Bayram, O... U..., E... P..., İ... T... ve İ... O...’un üzerlerine

atılı birden fazla kişinin, birlikte, varolan suç

örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak kamu görevlilerine karşı

görevin yapılmasını engellemek amacı ile cebir kullanmak suçunu işledikleri

Sanıklar Feyyaz Bayram, O... U..., E... P..., İ... T... ve İ... O... [ve] M... Ö...’in dosyamızda sübut bulan ve gerçekleştirdikleri kabul

edilen eylemleri itibariyle terör örgütü ile aralarında organik bağ

bulunduğunun kabulü gerektiği, bu nedenle ayrıca silahlı terör örgütü üyeliği

nedeniyle cezalandırılmalarının gerektiği,

Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352

sayılı yasanın geçici 1. maddesi ile ... kovuşturma evresinde, kovuşturmanınertelenmesine karar verileceği hükmü

getirilmesi nedeniyle sanıklar Feyyaz Bayram, ... hakkındaki terör örgütünün

propagandasını yaptıkları iddiasıyla açılan dava nedeniyle kovuşturmanın

ertelenmesi gerektiği,

Sonuç ve kanaatine varılmıştır."

29. Başvurucu hakkında hükümle birlikte yakalama emri

çıkarılmıştır.

30. Başvurucu müdafiinin yakalama emri

çıkarılmasına yaptığı itirazlar, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 6/6/2013 ve

9/9/2013 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Bu kararlar sırasıyla 18/6/2013

ve 23/9/2013 tarihlerinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

31. Terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan kovuşturmanın

ertelenmesi kararı itiraz edilmeksizin ve genel güvenliğin kasten tehlikeye

sokulması suçundan verilen beraat kararı da temyiz edilmeksizin 10/9/2013

tarihinde kesinleşmiştir.

32. Başvurucu; polislerin hazırladığı fotoğraf tespit

tutanağının gerçek dışı olduğunu, M.N.Y.nin

Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinin esas alındığını, dinlenen tanıklarının

olay tarihinde kendisin başka bir yerde olduğunu belirttiğini, tanık M.T.nin ifadesinin talimatla alındığını ve Mahkeme huzurunda

dinlenilmediğini, tanığa soru sorma hakkının kendisine tanınmadığını, tanık

ifadesi duruşmada da okunmadığından karşı beyanda bulunamadıklarını belirterek

mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir. Başvurucu, kovuşturmada eksiklikler

olduğunu, suçun ve cezanın tespitinde hataya düşüldüğünü de ileri sürmüştür.

33. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/3/2014 tarihli ve

E.2013/16430, K.2014/2852 sayılı ilamı ile terör örgütüne üye olmak suçundan

verilen cezanın onanmasına karar verilmiştir. Görevi yaptırmamak için direnme

suçu bakımından ise mahkûmiyeti gerektirecek delil bulunmamasına rağmen cezaya

hükmedildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

34. Başvurucu, nihai karardan 26/5/2014 tarihinde haberdar

olduğunu beyan etmiştir.

35. Başvurucu 27/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

36. Silahlı örgüt üyeliği suçu, 5237 sayılı Kanun'un 314.

maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.

.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

37. Mahkemenin 16/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu;

i. Hangi suç şüphesiyle

gözaltına alındığının kendisine bildirilmediğini, yasal haklarının

hatırlatılmadığını, ailesine haber verilmediğini, derhâl bir müdafi

atanmadığını, dosyanın bir örneğinin müdafiine ancak

sorgu hâkimi önüne çıkarılacağı aşamada verildiğini, dosya üzerinden yapılan

inceleme sonucunda ve matbu gerekçelerle tutukluluğun devamına karar verildiğini,

tutukluluk incelemesinde sunulan Savcılık görüşünün ve tutukluluğun devamı

kararlarının tebliğ edilmediğini, tutukluluğa ve yakalamaya itirazların etkili

biçimde incelenmediğini, yeni bir delil olmaksızın hükümle birlikte yakalama

kararı çıkarıldığını ve buna karşı yaptığı itirazın duruşma açılmaksızın ve

gerekçesiz biçimde reddedildiğini,

ii. 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesi uyarınca belirli suçlar

için kurulan ayrı statüye sahip mahkemede yargılandığını, iddianamenin kabulü

aşamasında beyanının alınmadığını, M.N.Y.nin ifade

alma işlemi esnasında hazır bulunmayan polislerin gerçek dışı hazırladığı

teşhis tutanağına dayanıldığını, sonradan değiştirmesine rağmen bu kişinin

Savcılık ifadesine itibar edildiğini, M.T.nin

çelişkili beyanlarının hükme esas alındığını, aleyhine ifade veren tanığa soru

soramadıklarını, tanığın Mahkeme huzurunda dinlenmediğini ve beyanlarının

duruşmada okunmadığını, delillerin toplanmadığını, telefonuna ait HTS

kayıtlarının getirilmediğini, olayı gören tanıkların araştırılmadığını, teşhis

tutanağını hazırlayan polislerin dinlenmediğini, örgüt üyeliği suçunun

unsurlarının oluşmadığını, Mahkeme kararlarının uygun biçimde

gerekçelendirilmediğini, Yargıtay dairesinin dosyaya bakmadan tetkik hâkiminin

raporu üzerinden temyiz incelemesini yaptığını, temyiz aşamasında

dinlenmediğini, yargılamanın beş yıla yakın sürdüğünü,

iii. Mahkûmiyetle

birlikte özel hayatını sonlandıracak biçimde 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi

uyarınca belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına da hükmedildiğini,

iv. Mahkûmiyet sonrası

çıkartılan yakalama kararı nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldığını ve

devamsızlık nedeniyle okuldan atıldığını,

v. Katıldığı belirtilen

gösteri nedeniyle beş yıl süreyle ceza tehdidi altında bırakıldığını,

vi. Mahkûm edildiği suçun

diğer suçlara göre daha uzun süre cezaevinde kalmasını gerektirecek infaz

rejimine tabi olduğunu, karara konu suçların sadece Yargıtay 9. Ceza Dairesince

incelendiğini, etnik kimliğinden dolayı yargılama sırasında ayrımcılığa

uğradığını ileri sürmüştür.

39. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 10., 13., 19., 20.,

34., 36., 37., 38., 40. ve 42. maddelerindeki haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiştir. Başvurucu, ayrı ayrı 100.000 TLmaddi ve

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun gözaltına alınmasına,

tutukluluğuna ve yakalama kararına ilişkin iddialarının kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı; gözaltında kendisine derhâl bir müdafi atanmadığına yönelik

iddiasının müdafi yardımından faydalanma hakkı; 5271 sayılı Kanun'un 250.

maddesi ile görevli mahkemede yargılandığına ilişkin iddiasının kanuni hâkim

güvencesi; M.N.Y.nin Savcılıktaki ifadesinin esas

alındığına, polislerin hazırladığı teşhis tutanağının gerçek dışı olduğuna,

eksik araştırmaya dayalı karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ve Yargıtayın inceleme şekline yönelik iddialarının

hakkaniyete uygun yargılama hakkı; M.T.nin Mahkeme

huzurunda dinlenmediğine ve tanığa soru soramadıklarına yönelik iddialarının

tanık sorgulama hakkı; Mahkeme kararlarının gerekçesine ilişkin iddiasının

gerekçeli karar hakkı; temyiz aşamasında dinlenmediğine ilişkin iddiasının

duruşmalı yargılama hakkı; yargılama süresine yönelik iddiasının makul sürede

yargılanma hakkı; mahkûmiyetle birlikte 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi

uyarınca medeni haklarının kullanımına getirilen kısıtlamanın özel hayatına

yapılmış ağır birmüdahale olduğu yönündeki iddiasının

özel yaşama saygı hakkı; kovuşturmanın ertelenmesi kararıyla birlikte beş yıl

süreyle ceza tehdidi altında bırakıldığına yönelik iddiasının toplantı ve

gösteri yürüyüşü hakkı; yakalama kararı nedeniyle üniversiteye devam

edemediğine yönelik iddiasının eğitim hakkı; yargılama sırasında etnik kökeni

nedeniyle maruz kaldığı uygulamalar nedeniyle ayrımcılığa uğradığına yönelik

iddiasının ise eşitlik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir. Değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ edilmediğine

ilişkin iddia da adil yargılanma hakkı kapsamında ayrı bir başlıkta

incelenmiştir.

a. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucu; gözaltına alınması, tutuklanması ve mahkûmiyet

sonrası hakkında yakalama kararı çıkarılması sürecinde çeşitli nedenlerle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

42. Başvurucunun iddialarının gözaltına alınması ve tutukluğu

ile yakalama kararı yönünden olmak üzere iki başlık altında incelenmesi

gerekmektedir.

i. Başvurucunun Gözaltına Alınması ve Tutukluğu

Yönünden

43. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

44. Somut olayda başvurucunun gözaltı ve tutukluluk durumu

sırasıyla 29/11/2010 ve 13/1/2011 tarihlerinde (bkz. §§ 13, 16) yani bireysel

başvuruların incelenmeye başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 gününden

önce sona ermiştir.

45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Yakalama Kararı

Yönünden

46. Anayasa’nın 19. maddenin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise

bireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda gösterilen bazı istisnai

durumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır. Buna göre hürriyetten

yoksun bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen

durumlardan birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir. “Mahkemelerce verilmiş

hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” amacıyla kişilerin

hürriyetinden yoksun bırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hâllerden

biridir (Uğur Uzal,

B. No: 2012/873, 15/10/2014, § 21).

47. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 22/5/2013 tarihinde

açıklanan kararıyla başvurucunun cezalandırılmasına ve hakkında yakalama emri

çıkarılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin mahkûmiyetle birlikte verdiği bu

karar, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların yerine getirilmesi” kapsamındadır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

i. Kanuni Hâkim

Güvencesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli

mahkemede yargılanmasının kanuni hâkim güvencesini ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

50. Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında 5271 sayılı

Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır ceza mahkemelerinin doğal

hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar verilmiştir (Deniz Seki, B. No: 2014/5170, 25/6/2015,

§§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi,

B. No: 2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucunun

iddiası bakımından farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus

bulunmamaktadır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Müdafi Yardımından

Faydalanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

52. Başvurucu, gözaltına alınmasının ardından kendisine derhâl

bir müdafi atanmadığını belirterek müdafi yardımından faydalanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

53. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."

54. Şüphelilerin soruşturma aşamasında bir müdafiin

hukuki yardımından yararlanmaları, en az kovuşturma aşamasındaki kadar

önemlidir. Çünkü bu aşamada elde edilen deliller, yargılama sırasında söz

konusu suçun hangi çerçevede ele alınacağını belirlemektedir. Özellikle

delillerin toplanması ve kullanılması aşamasında cezai yargılamaya ilişkin

mevzuat giderek daha karmaşık hâle geldiğinden şüpheliler, ceza yargılamasının

bu evresinde kendilerini savunmasız bir durumda bulabilir. Belirtilen

savunmasızlık hâli, ancak bir müdafinin hukuki yardımı ile gereği gibi telafi

edilebilir (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No:

2013/1138, 27/10/2015, § 135; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Salduz/Türkiye [BD], B. No: 36391/02,

27/11/2008, § 54).

55. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin görevi, başvuru konusu

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirmektir (Abdullah Özen, B. No: 2013/4424, 6/3/2014,

§ 22).

56. Somut olay bakımından gözaltına alınmasının ardından

başvurucuya tam olarak ne zaman müdafi atandığı dosyadan anlaşılamamaktadır.

Bununla birlikte başvurucu, gözaltındaki ifadesini müdafii

huzurunda vermiştir (bkz. § 11).Müdafi yokluğundaki

bir aşamada başvurucunun beyanın alındığını gösteren herhangi bir bilgi veya

belge ya da başvurucunun bir iddiası bulunmamaktadır. Bu itibarla müdafi

atamasının yapılmasında bir bütün olarak yargılamanın adilliğine halel getiren

bir gecikmenin yaşandığı söylenemez.

57. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

iii. Değerlendirme

Aşamasında İddianamenin Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia

58. Başvurucu, değerlendirilmesi ve kabulü sürecinde

iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini ve kendisine iddianameye itiraz

hakkı tanınmadığını ileri sürmüştür.

59. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun bu iddiasının kabul

edilebilirliği konusunda görüş bildirilmemiştir.

60. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

61. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile

ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini

istemek hakkına sahiptir…”

62. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

63. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik

bir suç isnadının esası hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı

dışında kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).

64. 5271 sayılı Kanun'un "İddianamenin

iadesi " kenar başlıklı 174. maddesinin (1) numaralı fıkrasında

iddianamenin, iddianame ve soruşturma evrakının mahkemeye verildiği tarihten

itibaren en geç on beş gün içinde eksik veya hatalı noktalar belirtilmek

suretiyle Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilebileceği

belirtilmiştir. Anılan maddenin (3) numaralı fıkrasına göre de belirtilen süre

sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. Öte yandan anılan Kanun'un

191. maddesinin (1) numaralı fıkrasında duruşmanın başladığının iddianamenin

kabulü kararı okunarak açıklanacağı belirtilmiştir. Bu itibarla 5271 sayılı

Kanun'da, kabulü aşamasında "iddianamenin" veya kabul edildikten

sonra "iddianamenin kabulü kararının" taraflara tebliği için bir usul

belirlenmemiştir. Ayrıca iddianamenin kabulüne itiraz mümkün değildir. (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir, B. No:

2013/7349, 1/12/2015, § 77).

65. İddianamenin değerlendirilmesi sürecindeki incelemenin

konusu, "iddianame"nin bizatihi kendisi

olup "cezai alanda ... yöneltilen suçlamaların esası konusunda"

herhangi bir inceleme yapılmamaktadır. Diğer taraftan adil yargılanma hakkı

bireylere, kovuşturulmamayı isteme gibi bir hak da sağlamamaktadır (Abdulvahap Aydemir ve Yusuf Candemir,§ 78).

66. Bu nedenle iddianamenin değerlendirilmesi prosedürüne

ilişkin iddiaların konusunun, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının

kapsamı dışında yer aldığının kabulü gerekir.

67. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

iv. Hakkaniyete Uygun

Yargılama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

68. Başvurucu; M.N.Y.nin Savcılıktaki

ifadesinin esas alındığını, polislerin hazırladığı teşhis tutanağının gerçek

dışı olduğunu, eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini, suçun unsurlarının

oluşmadığını ve Yargıtayın dosyayı incelemeksizin

karar verdiğini belirterek hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

69. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

70. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar

verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

71. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu

durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal

etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

72. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, başvurucu aleyhinde

kollukta ifade veren M.N.Y.yi

ve başvurucunun kendi lehine gösterdiği tanıklar N.A. ve B.D.yi

dinlemiştir. Mahkeme, gerekçesini açıklamak suretiyle M.N.Y.nin

kollukça alınan ifadesine itibar etmiştir. Teşhis tutanağını hazırlayan

tanıkların dinlenilmesi, olay yerinde keşif yapılması gibi kovuşturma

tedbirlerine Mahkemenin gerek görmediği anlaşılmaktadır.

73. M.T. isimli kişinin ifadesinin talimatla alındığı

anlaşılmakta ise de bu husus ayrı bir başlık altında incelenecektir.

74. Bu itibarla başvurucunun iddialarının özünün Derece

Mahkemesinin delilleri değerlendirmede ve hukuk kurallarını yorumlamada isabet

edemediğine ve asıl olarak yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Yargıtaydaki temyiz incelemesine yönelik iddialarının

ayrıca değerlendirilmesini gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

75. Başvurucu, bu başlık altında incelenen hususlara ilişkin

olarak yargılama sürecinde sunulan deliller ve görüşlerden bilgi sahibi

olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, tanık

M.T.nin beyanları dışındaki delillere ve iddialara

etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Derece

Mahkemelerinin kararlarında bariz takdir hatası veya açık birkeyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.

76. Açıklanan nedenlerle kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşıldığından başvurucunun iddiasının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

v. Tanık Sorgulama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

77. Başvurucu, M.T. isimli tanığın dinlenilmesi esnasında hazır

bulunamadıklarını, tanığın Mahkeme huzurunda ifade vermediğini ve beyanlarının

da duruşmada okunmadığını belirterek tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

78. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

vi. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

79. Başvurucu, Mahkeme kararlarının uygun gerekçe içermediğini

belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

80. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin her

türlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri

sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B.

No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

81. Somut olayda yapılan açık yargılama sonunda tarafların,

davanın sonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışılarak

verilen kararda hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir.

Kanun yolu incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve

gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

82. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

vii. Duruşmalı Yargılama

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

83. Başvurucu, temyiz aşamasında dinlenilmemesi nedeniyle

duruşmalı yargılama hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

84. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde

düzenlenen, yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. İlk derece

mahkemeleri önünde duruşmalı yargılama yapılıp karar verildikten sonra kanun

yolu incelemesinin duruşmasız yapılması hâlinde adil yargılanma hakkı ihlal

edilmiş olmaz(Nevruz

Bozkurt, B. No: 2013/664, 17/9/2013, § 32).

85. Somut olayda hükmedilen ceza miktarı itibarıyla temyiz

aşamasında duruşma yapılması mümkün değil ise de İlk Derece Mahkemesindeki

yargılamanın duruşmalı olarakyürütüldüğü, başvurucunun

iddia ve savunmalarını ortaya koyabildiği görülmüştür. Diğer taraftan

başvurucu, temyiz incelemesi duruşmalı yapılmış olsaydı Mahkeme önünde dile

getiremediği hangi iddiaları ileri süreceğine ilişkin olarak herhangi bir

açıklamada da bulunmamıştır. Dolayısıyla başvuruda ileri sürülen iddialar

kapsamında bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

86. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

viii. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

87. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürede sonuçlanması

nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

88. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında bir suç

isnadına dayalı yargılamaların makul sürede karara bağlanması gerektiğine dair

temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bu konuda kararlar

verilmiştir (B.E., B. No:

2012/625, 9/1/2014; Ersin Ceyhan,

B. No: 2013/695, 9/1/2014). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayı

gerektiren bir husus bulumamaktadır.

89. Mevcut başvuruda 28/11/2010 tarihinde başvurucunun gözaltına

alınmasıyla başlayan yargılama sürecinde verilen kararın 12/3/2014 tarihinde

Yargıtay tarafından terör örgütü üyeliği yönünden onanarak kesinleştiği

anlaşılmıştır (bkz. §§ 11, 33).

90. Görevi yaptırmamak için direnme suçu bakımından ise

mahkûmiyeti gerektirecek delil bulunmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Ancak bozma sonrası dosyanın hangi esas numarasına kaydedildiğine ve dosyanın

bulunduğu aşamaya dair başvurucu tarafından herhangi bir bilgi verilmiştir.

Başvuru formuna da bu hususlara ilişkin bir bilgi ve belgeye

rastlanılmadığından ihlal iddiasının kesinleşen yargılamaya hasredildiği kabul

edilmiştir.

91. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın iki

dereceli bir yargılama sisteminde toplam 3 yıl 3 ay 12 gün sürdüğü, yargılama

sürecinin bütünü dikkate alındığında başvurucunun haklarını ihlal edecek bir

gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

92. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Özel Hayata Saygı ile

Eğitim Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

93. Başvurucu; mahkûmiyetle birlikte belli haklardan yoksun

bırakılma tedbirlerine hükmedilmesi, çıkartılan yakalama kararı çıkarılması

nedeniyle okuluna devam edememesi ve devamsızlıktan okulla ilişkisinin

kesilmesi nedeniyle özel hayata saygı ve eğitim haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

94. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3),48. maddesinin (1)

ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamu gücünün neden olduğu iddia edilen

ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru

kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

95. Somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerini

sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda

bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. İhlal iddiası, özel

hayata saygı hakkı yönünden başvurucunun kişisel durumuyla

ilişkilendirilmeksizin genel ve soyut biçimde dile getirilmiştir. Eğitim

hakkının ihlal edildiği şikâyeti bakımından ise bu iddianın ilgili makamlar

önünde dile getirilip getirilmediğine (başvuru yollarının tüketilmesi) ve

okulla ilişiğin ne zaman kesildiğine (başvuru süresine uyulması) dair herhangi

bir bilgi verilmemiştir. Başvurucunun söz konusu şikâyetleri çok genel

ifadelerle ileri sürdüğü ve ayrıntılı açıklamalar veya destekleyici belgeler

sunmadığını görülmektedir. Bu itibarla başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

96. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

97. Başvurucu, katıldığı belirtilen bir gösteri nedeniyle beş

yıl süreyle ceza tehdidi altında bırakılması nedeniyle toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

98. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca bireysel başvuru yoluna başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması gerekir (Ayşe Zıraman

ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

99. Terör örgütünün propagandasını yapma suçundan açılan davanın

üç yıl süreyle ertelenmesine karar verilmekle birlikte başvurucu, iddialarını

ileri sürebileceği itiraz olağan kanun yolunu

tüketmeksizin (bkz. § 31) bireysel başvuruda bulunmuştur.

100. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

e. Eşitlik İlkesinin

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

101. Başvurucu; karara konu suçların sadece Yargıtay 9. Ceza

Dairesince incelendiğini, mahkûm olduğu suçun infazrejiminin

farklı olduğunu, etnik kimliğinden ve siyasi görüşlerinden dolayı ayrımcılığa

maruz kaldığını belirterek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

102. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve

Sözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine

yönelik iddiaların soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka

Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle

bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).

103. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucunun,

kendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).

104. Somut olayda başvurucunun uğradığını iddia ettiği

ayrımcılığa ilişkin delilleri ortaya koyamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların kanıtlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

105. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

106. Başvurucu, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

107. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı

6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).

108 Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

"(3) Bir suç ile itham

edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:

…

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

..."

108. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)

bendinde güvence altına alınan haklardan biri, sanığın iddia tanıklarını

sorguya çekme veya çektirme hakkıdır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların

tartışılabilmesi için kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın

huzurunda ortaya konması gerekir. Bu kural istinasız olmamakla birlikte eğer

bir mahkûmiyet sadece veya belirleyici ölçüde, sanığın soruşturma veya

yargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse

tarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme'nin 6.

maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99,

20/3/2014, § 46).

109. Bir sanığın hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması

sürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların

beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanın

yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanık

beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama

ilkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (test

edebilecek), tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğu

sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilecek ve yargılama makamının

uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil

savunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).

110. Kural olarak tüm delillerin sanığın huzurunda ortaya

konması gerekmekle birlikte bu şart, uyuşmazlık konusu kovuşturmanın öncesinde

ya da haricinde alınan ifadelerin kesinlikle delil olarak kabul edilemeyeceği

şeklinde anlaşılamaz (Aligül Alkaya ve diğerleri, § 136).

111. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilen

tanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip

vermediğini değerlendirmek için iki aşamalı bir test uygulanmalıdır. İlk olarak

tanığın mahkemede hazır edilmemesi, geçerli bir nedenin mevcudiyetine

dayanmalıdır. İkinci olarak ise okunmasıyla yetinilen ifadenin karara götüren

tek ya da belirleyici kanıt olması hâlinde savunma haklarının adil

yargılanmanın gerekleriyle bağdaşmayacak ölçüde sınırlandırılıp

sınırlandırılmadığına bakılacaktır (Levent

Yanlık, B. No: 2013/1189, 18/11/2015, § 75; Abdurrahim Balur, B. No:

2013/5467, 7/1/2016, § 80).

112. Yukarıdaki değerlendirme yapılırken “geçerli neden” şartı,

öncelikli olarak gözetilmelidir. Çünkü yegâne ispat unsuru olmasa dahi ifadesi

hükme esas alınan bir tanığın geçerli bir neden olmaksızın duruşmada

dinlenilmemesi tek başına adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturabilir. Kamu

makamları bu nedenle ifadesi hükme dayanak yapılacak tanıkların duruşmada hazır

edilmesi için makul bir çaba sergileme yükümlülüğü altındadır (Levent Yanlık, § 76; Abdurrahim Balur, § 81).

113. Bununla birlikte sanık aleyhinde beyanda bulunan bir

tanığın ifadesinin hükme esas alınması, bu tanığın mahkeme önünde dinlenmesini

ve sorgulanmasını gerektirse de tanık ifadesinin görülen dava bakımından

"açıkça ilgisiz olması ya da ihtiyaç haricinde kalması" hâlleri saklı

tutulmalıdır (Abdurrahim Balur, § 82).

114. Somut olayda yargı çevresi dışındaki başka bir cezaevinde

olduğu için (geçerli neden) 10/3/2011 tarihinde beyanları istinabe suretiyle

alınan M.T., başvurucunun PKK terör örgütünün gençlik yapılanması olan DYGM'nin İzmir sorumlusu olduğunu ve Kütahya'da da faaliyette

bulunduğunu belirtmiştir. 24/8/2011 tarihli celsede sanığın yokluğunda dinlenen

tanık beyanları, diğer tutanak ve belgeler ayrı ayrı okunmuştur. Aynı tarihli

celsede savunma yapan başvurucu ve müdafii, istinabe

suretiyle beyanları alınan tanık M.T.nin beyanlarına

itiraz etme imkânından yararlanmış; tanığın huzurda veya yeniden dinlenilmesi

talep etmemiştir. Gerekçeli karar incelendiğinde tanık M.T.nin

anlatımlarının mahkûmiyet için yegâne veya belirleyici delil niteliğinde

olmadığı, birçok delil yanında anılan beyana da dayanıldığı görülmektedir.

115. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların zaman bakımından

yetkisizlik ve açıkça dayanaktan

yoksun olması nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkı

kapsamındaki kanuni hâkim güvencesinin, müdafi yardımından faydalanma,

hakkaniyete uygun yargılanma, gerekçeli karar ve makul sürede yargılanma

haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Adil yargılanma hakkı

kapsamındaki değerlendirme aşamasında iddianamenin tebliğ edilmediğine ilişkin

iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Eşitlik ilkesinin

ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Özel hayata saygı

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Eğitim hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

8. Adil yargılanma hakkı

kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanık

sorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 16/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Recai AKYEL

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Feyyaz

BAYRAM

Vekili : Av. Nezahat PAŞA BAYRAKTAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/7822, 16 Kasım 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. "Deliller
  8. Mahkememizin Kabulü Ve Gerekçe
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. No: 2013/6068, 18/11/2015,§§ 47-52). Başvurucunun
  14. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanık
  15. D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Yıldırım
  20. Bayram
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/7822
Tarih
16 Kasım 2016

İlgili Kararlar

  • Özcan Sönmez Başvurusu (B. No: 2014/19864)
  • Ali Gönül Başvurusu (B. No: 2014/9419)
  • H.y. Başvurusu (B. No: 2014/1206)
  • Serkan Şahin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/17982)
  • Muhsin Köylüoğlu Başvurusu (B. No: 2014/12115)
  • Hüseyin Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/1526)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.