İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fikri Turğut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/22033)

1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine

Başvuru No2018/22033Tarih19 Kasım 2020Okuma12 dk · 2.436 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Fikri Turğut Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
19 Kasım 2020
Başvuru Numarası
2018/22033
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.436 kelime·12 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine

dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının esası

incelenmeden reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Ekli tablonun (A) sütununda numaraları belirtilen

başvuruların konu yönünden irtibatları nedeniyle 2018/22033 numaralı başvuru

ile birleştirilmesine ve incelemenin 2018/22033 numaralı başvuru üzerinden

sürdürülmesine karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Arka Plan

Bilgisi

10. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin yetkili organları tarafından

tehdit değerlendirmesi yapılarak demokratik anayasal düzene, bireylerin temel

hak ve hürriyetlerine, millî güvenliğe yönelik tehdit oluşturan tüm terör

örgütlerine ve illegal yapılanmalara karşı tedbirler alınması kararlaştırılmıştır

(ayrıntılar için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017).

11. Anılan tedbirler kapsamında olağanüstü hâl ilan

edilmiş ve olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri çıkarılmıştır. Bu

çerçevede 22/7/2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal

Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK)

23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir.

12. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde devletin millî

güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen

yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya

iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen her türlü kadro,

pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personelin kamu görevinden

çıkarılmaları öngörülmüştür.

13. 667 sayılı KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı

Kanun'un 29/10/2016 tarihli ve 29872 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak

yürürlüğe girmesi sonucunda kanunlaşmıştır.

B. Somut

Başvurulara İlişkin Olay ve Olgular

14. Başvurucular, Diyarbakır'ın Yenişehir ve Kayapınar

ilçe Belediyelerine (Belediye) hizmet veren özel şirketlerde (Şirket) işçi

olarak çalışmakta iken Belediyeler yazıyla, başvurucuların terör örgütü ile

iltisaklı olduklarını bildirerek iş akitlerinin feshedilmesini Şirketten

istemiştir. Şirket, bu talep üzerine başvurucuların iş akdini feshetmiştir.

15. Başvurucular, iş akdinin usulüne uygun olarak

feshedilmediğini ve fesih için somut bir olguya dayanılmadığını belirterek işe

iade istemiyle Şirket ve Belediyeler aleyhine dava açmıştır. Davalı Belediyeler

cevap dilekçesinde, iş akdini sona erdirenin davalı şirket olduğunu bu nedenle

husumet nedeniyle ya da başvurucuların PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı ve

iltisaklı oldukları belirterek davaların reddini savunmuştur.

16. Diyarbakır İş Mahkemesi açılan davaların reddine

karar vermiştir. Mahkeme kararlarında; başvurucuların PKK/KCK terör örgütü ile

irtibatlı ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle 667 sayılı KHK'ya dayalı olarak

iş akitlerinin feshedildiği aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da bu

kişilerin bir daha kamu hizmetinde çalıştırılmasının mümkün olmadığı

gerekçesine yer verilmiştir.

17. Başvurucular, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri (Bölge Adliye Mahkemesi)

başvurucuların istinaf istemlerini reddetmiştir. Kararda; şüphe feshi kavramı

üzerine durulmuş ve başvurucuların millî güvenliği tehdit eden yapılar ile

irtibatları olduğunun bildirilmesi üzerine davalı işveren bakımından iş

sözleşmesinin devam etmesinde yasal engel bulunduğu vurgulanmıştır.

18. Nihai kararların tebliğinin ardından başvurucular

süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

19. İlgili hukuk için bakınız Berrin Baran Eker

([GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20 - 35).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

21. Başvurucular, bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılayacak gelirleri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde

bulunmuştur.

22. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

23. Başvurucular; işverence iş akdine 667 sayılı KHK

gereği son verildiği belirtilmesine rağmen terör örgütü ile irtibatlı ve

iltisaklı olduklarına dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığını iddia

etmişlerdir. Başvurucular; işe iade davasının haksız olarak yeterli gerekçe

gösterilmeden derece mahkemelerince reddedildiğini belirterek adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

24. Bakanlık görüşünde özetle somut olayda ilk derece

mahkemelerinin şüphe feshi kapsamında verdiği kararların istinaf ve temyiz

mercilerince değerlendirildiği ve başvurucuların bireysel başvurudaki

iddialarının kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.

25. Başvurucular Bakanlık görüşe karşı beyanlarında;

Bakanlık görüşüne katılmadıklarını, haklarında herhangi bir soruşturma ve

yargılama yokken mahkeme tarafından idarenin sunduğu yazı doğrultusunda terör

örgütüyle ilişkili gösterilerek davalarının reddedilmesinin keyfî olduğunu ve

adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

26. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Somut olayda başvurucuların temel iddiası; Belediye tarafından

gönderilen bilgilerin derece mahkemelerince yeterli kabul edilerek esası

hakkında herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan işe iade davalarının

reddedilmesidir. Bu nedenle başvurucuların iddialarının adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkeme hakkı yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan mahkeme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Genel

İlkeler

29. Anayasa Mahkemesi eldeki başvuruda uygulanacak

ilkeleri başvuruya benzer olgu ve iddiaları içeren Berrin Baran Eker

kararında belirlemiştir (Berrin Baran Eker §§ 53-60). Anılan kararda

belirtildiği üzere demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir hak niteliğindeki

adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan mahkeme hakkı uyuşmazlığın

bir mahkeme önüne getirilebilmesini, dava konusu edilen uyuşmazlığa ilişkin

esaslı iddia ve savunmaların yargı merciince incelenerek değerlendirilmesini ve

bir karara bağlanmasını, ayrıca verilen kararın icra edilmesini gerektirir.

Buna göre mahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası

haklarını içerir (Berrin Baran Eker § 55).

30. Mahkemenin, önündeki uyuşmazlığı karara bağlarken

taraflardan birinin iddia ve savunmasına bağlı kalarak buna karşı diğer tarafın

öne sürdüğü esaslı itirazları tartışmadan yargılamayı sonuçlandırması hâlinde

-ortada şeklî anlamda bir karar bulunsa bile- gerçek anlamda bir yargılama

yapıldığından bahsedilemeyecektir. Bu durumda uyuşmazlığa karşı yargı yolunun

teorik olarak açık olması pratikte bir anlam ifade etmeyecek, böylece mahkeme

hakkı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkı bir yanılsamadan ibaret kalacaktır (Berrin

Baran Eker § 56).

31. Diğer taraftan mahkemelerin önündeki uyuşmazlığın

esasını incelememesi sadece adil yargılanma hakkını zedelemekle kalmaz, aynı

zamanda davanın konusunu oluşturan medeni hakkın bağlantılı bulunduğu diğer

(maddi) hak ve özgürlükler yönünden etkili başvuru hakkının ihlal edilmesine de

yol açabilir. Yargısal başvuru yolları, çoğunlukla bir hak veya özgürlükle

bağlantılı uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması amacıyla ihdas edilmiştir.

Kişiler, dava açmak suretiyle mahkemelerden hak ve özgürlükleriyle ilgili

olarak yargısal koruma talep etmektedir. Bireylerin yargısal koruma taleplerine

cevap vermek, bu bağlamda dava konusu uyuşmazlığın esasını inceleyerek iddia ve

savunmaları değerlendirdikten sonra davayı karara bağlamak yargı mercilerinin

anayasal yükümlülüğüdür (Berrin Baran Eker § 57).

32. Bununla birlikte adil yargılanma hakkı davanın

sonucuna yönelik bir güvence içermemekte yargılama sürecinin adil olarak

yürütülmesini temin edecek birtakım usul güvenceleri sunmaktadır. Dolayısıyla

bireysel başvuru incelemelerinde adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirme

yapılırken davanın sonucuna ilişkin bir çıkarım yapılması mümkün değildir.

Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğü ve esasa etkili olan iddiaların

-mahkeme hakkının gereği olarak- derece mahkemelerince işin mahiyetinin

gerektirdiği ölçüde incelenip incelenmediğini denetleme görevi bulunmaktadır (Berrin

Baran Eker § 58).

33. Öte yandan Anayasa Mahkemesi Berrin Baran Eker kararında

vurgulandığı üzere 667 sayılı KHK'da, devletin millî güvenliğine karşı

faaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca karar verilen yapı, oluşum veya

gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut

bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen işçilerin iş sözleşmelerinin

feshedilmesi öngörülmüş ancak yargı mercilerinin denetim yetkisini kısıtlayan

herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Bu bakımdan 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi

dayanak gösterilerek iş sözleşmesi feshedilen işçiler tarafından açılan işe

iade davalarının esasının incelenmesini önleyen herhangi bir düzenleme

bulunmamaktadır (Berrin Baran Eker § 69).

34. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve bu

Kanun'u yorumlayan Yargıtay içtihatlarına göre asıl işverenin alt işverenden

sözleşmenin feshini istemesi feshi kendiliğinden tek başına geçerli hâle

getirmemektedir. Ayrıca her ne kadar işten çıkarmanın şüphe feshine dayalı

olduğu, dolayısıyla niteliği gereği şüphenin veya şüpheye götüren olguların

ispatının imkânsız olduğu haklı olarak ileri sürülebilirse de -Yargıtay

kararlarında da belirtildiği üzere- derece mahkemelerince işvereni şüpheye

götüren olguların ispat koşulu aranmadan bir bütün olarak değerlendirilmesine

engel bir durum yoktur. Aksi takdirde işverenin şüphesine dayanak olguların

değerlendirilememesi, böylece feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının

incelenememesi şüphe feshinde yargı yolunun açık olmasını anlamsız kılar.

Dolayısıyla derece mahkemelerinin başvurucunun iş sözleşmesinin feshinin

geçerli nedene dayanıp dayanmadığını inceleme yükümlülüğünün bulunmadığı

sonucuna ulaşılmasını gerektirecek herhangi bir neden söz konusu değildir (Berrin

Baran Eker § 69).

35. Kısacası 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinde belirtilen

örgüt, yapı, oluşum veya gruplara üye olunması ya da bunlara mensubiyetin veya

iltisakın yahut irtibatın bulunması geçerli bir fesih sebebi olarak

öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme sözü edilen yapılarla irtibatının bulunduğu

gerekçesiyle iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin açtığı işe iade davasında

derece mahkemelerinin geçerli fesih sebebi olarak gösterilen olguyu, diğer bir

ifadeyle işçinin kuralda belirtilen yapılarla irtibatının bulunup

bulunmadığını, iş hukukunun kurallarını da gözeterek araştırma ve ortaya koyma

yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır (Berrin Baran Eker § 71).

ii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

36. Somut olayda da anılan karardan ayrılmayı gerektiren

bir durumun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Derece mahkemeleri, adil yargılanma

hakkının bir unsuru olan mahkeme hakkı gereği asıl işverenin başvurucular

hakkındaki değerlendirmesinin objektif ve makul dayanakları olup olmadığını,

dolayısıyla geçerli feshin koşullarının oluşup oluşmadığını incelemeden asıl

işverenin şüphesine bağlı kalarak sonuca varmıştır. Başka bir ifadeyle derece

mahkemeleri yargısal fonksiyonun esasını oluşturan uyuşmazlığın içinde yer alan

maddi ve hukuki sorunların bütünüyle ele alınması ve karara bağlanması işlevini

yerine getirmemiş, gerçek anlamda bir yargısal faaliyet icra etmemiştir.

Dolayısıyla hukuk düzeni tarafından başvuruculara tanınan feshe karşı yargı

yolunun açık olması teorik olmaktan öteye geçememiştir. Bu durumda

başvurucuların mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkeme haklarının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

38. Adil yargılanma hakkı yönünden ulaşılan sonuç

gözetildiğinde başvurucuların diğer ihlal iddialarının ayrıca incelenmesine

gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

40. Başvurucular, yargılamanın yenilenmesine ve

zararlarının tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı ve

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).

44. İncelenen başvuruda, derece mahkemelerinin dava

konusu uyuşmazlığın esasını incelememeleri sebebiyle adil yargılanma hakkı

kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

45. Bu durumda mahkeme hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216

sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken

iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna

ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir

karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden

yargılama yapılmak üzere esas numaraları ekli tablonun (D) sütununda gösterilen

Diyarbakır İş Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

46. İşbu ihlal kararının başvurucular tarafından açılan

davaların esasıyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği

vurgulanmalıdır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerini

gözeterek ve söz konusu işlemlerle ilgili olarak yeniden bir değerlendirme

yaparak gereken kararı vermek ekli tablonun (D) sütununda gösterilen Diyarbakır

İş Mahkemelerinin takdirindedir.

47. İhlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin müştereken

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucuların adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

Diyarbakır İş Mahkemelerine (Esas numaraları ekli tablonun (D) sütununda

gösterilmiştir.) GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. Başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN

ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 19/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

Engin YILDIRIM

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Tuğba YILDIZ Başvurucular : Fikri TURĞUT ve diğerleri (bkz. ekli tablonun (B) sütunu) Başvurucular Vekili : Av. Vedat GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/22033, 19 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Arka Plan
  10. B. Somut
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Adli Yardım
  16. B. Adil
  17. C. 6216 Sayılı
  18. B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının
  19. C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  20. D. Kararın bir örneğinin mahkeme hakkının ihlalinin
  21. F. Başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN
  22. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların
  23. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  24. M. Emin KUZ
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/22033
Tarih
19 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Asım Özkan Başvurusu (B. No: 2019/18407)
  • G.k. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/16625)
  • Adem Başar Başvurusu (B. No: 2017/27681)
  • Songül Uçkan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2070)
  • Adem Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/29465)
  • Arafat Delen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2018/37821)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.