İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Filiz Balic ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15824)

1. Başvuru; murisin faili meçhul kişilerce öldürülmesi nedeniyle

Başvuru No2015/15824Tarih3 Temmuz 2019Okuma16 dk · 3.124 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Filiz Balic Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
3 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/15824
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.124 kelime·16 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; murisin faili meçhul kişilerce öldürülmesi nedeniyle

yaşam hakkının, uğranılan manevi zararın tazmin edilmemesi ve bu kapsamdaki

idari ve yargısal sürecin makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuruya konu alanda

içtihat oluştuğundan Bakanlık cevabı beklenmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuruculardan Vehbiye Ağar'ın

resmî nikâhlı olmayan eşi, diğer başvurucuların ise babası olan R.B. 3/3/1994

tarihinde kardeşi İ.B. ile birlikte Cizre ilçesindeki evlerinin önünde

öldürülmüştür.

9. Başvurucuların Cizre Başsavcılığı tarafından olayla ilgili

olarak başlatılan soruşturmanın dosyasındaki herhangi bir belgeyi bireysel

başvuru formu ile eklerine eklemedikleri ve bu dosyanın akıbeti hakkında bir

açıklamada bulunmadıkları anlaşılmıştır.

10. Başvurucular, olayın faillerinin ilçede görev yapan sivil

kıyafetli polis ve jandarmalar olduğu gerekçesiyle 17/7/2004 tarihli ve 5233

sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanun uyarınca Şırnak Valiliği bünyesindeki Tazminat Komisyonuna (Komisyon)

başvuru yapmışlardır.

11. Komisyon, muris R.B.nin kimliği

bilinen kişiler tarafından, kişisel amaçla öldürüldüğü gerekçesi ile başvurunun

reddine karar vermiştir.

12. Başvurucular anılan kararın iptali ve tazminat talebiyle

Mardin İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 19/3/2008 tarihinde başvurucu Vehbiye Ağar'ın ölen R.B.nin

resmî nikâhlı eşi olmaması nedeniyle tazminat talebinin reddine karar

vermiştir. Aynı kararda 5233 sayılı Kanun'da öngörülen kriterler uygulanarak

belirlenen 7.652,75 TL maddi tazminatın diğer başvurucuların her biri için

ödenmesine, manevi tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Mahkeme

kararının ilgili kısımları şöyledir:

''...[D]osyanın incelenmesinden, davacılar tarafından murisleri

[R.B.]nin 3/3/1994

tarihinde Şırnak ili Cizre ilçesine yasadışı PKK terör örügüt

mensuplarınca yapılan saldırı sonrasında çıkan çatışmada ölümü nedeniyle

uğranılan zararların tazmini için 27/7/2004 tarihinde yaptıkları başvuru

sonucunda murislerinin kimliği bilinen kişilerce kişisel amaç güdülerek öldürüldüğü,

olayın 5233 sayılı Yasa kapsamına girmediği gerekçesiyle reddine dair Şırnak

Valiliği Zarar Tespit Komisyonu işleminin iptali ile maddi ve manevi

zararlarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta

olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

...

Bakılan davada olayın oluş şekli ve niteliği

ile yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında 4/3/1994 tarihinde

davacıların murisi [R.B.]nin yasadığı terör örgütü militanlarının saldırı sonucu

çıkan çatışmalar sırasında öldürüldüğü kanaatine varıldığından ...dava konusu

işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

...Uyuşmazlığın manevi tazminat talebiyle

ilgili kısmına gelince ...5233 sayılı Yasa ile terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar uğrayan kişilerin

sadece maddi zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemiş

olup, manevi zararlar Yasa kapsamında yer almadığından, davacının manevi

tazminat talebinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. ''

13. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesinin 17/6/2014 tarihli ilamı ile hükmün

onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 11/6/2015

tarihli ilamı ile reddedilmiştir.

14. Karar düzeltme isteminin reddi kararı, başvurucular vekiline

12/8/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucular 11/9/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. İlgili hukuk için bkz. Özeyir Kocakaya (B. No: 2014/1457,

14/11/2018, §§ 26-32), Ali Şaşkın ve

diğerleri (B. No: 2013/6819, 21/4/2016, §§ 17-20), Celal

Demir (B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-24) başvuruları hakkında

verilen kararlar.

16. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili

kısımları şöyledir:

“1. İdari

dava türleri şunlardır:

...

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel

hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam

yargı davaları,

...”

17. 2577 sayılı Kanunu’nun 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İdari

eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu

eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle

öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren

beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini

istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu

konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış

gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren,

dava süresi içinde dava açılabilir.”

18. Anayasa Mahkemesinin 25/6/2009 tarihli ve E.2006/79,

K.2009/97 sayılı kararı şöyledir:

"5233

sayılı Yasa, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi zararlarının özellikle yargı

yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre içinde ve sulh yoluyla

karşılanması amacıyla hazırlanmış bir yasadır. Yasa bu yönüyle zarara uğrayan

vatandaş ile devlet arasındaki uyuşmazlıkta yargı yoluna gidilmeden alternatif

bir çözüm yöntemi getirmiştir. Yasakoyucu bu amaca

uygun olarak yargılama hukuku kurallarından farklı hükümler öngörerek buna

ilişkin esasları Yasa'da ayrıntılı olarak kurala bağlamıştır.

İdare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu

olan, nedensellik bağı kurulabilen zararları kusur sorumluluğu ilkesi uyarınca

tazminle yükümlüdür. Ancak bazen idare, kusur koşulu ve nedensellik bağı

aranmadan da meydana gelen bazı zararlardan sorumlu olabilmektedir. Bunlar,

idarenin kendi faaliyet alanıyla ilgili önlemekle yükümlü olduğu halde

önleyemediği zararlardır. 5233 sayılı Yasa'da yer alan sorumluluğun dayanağını

da kusursuz sorumluluğun bir türü olan ve bilimsel ve yargısal içtihatlarla

geliştirilen 'sosyal risk ilkesi' oluşturmaktadır.

Terör ve terörle mücadeleden doğan ancak idari

bir eylem veya işlemle nedensellik bağı bulunmayan maddi zararların karşılanmasına

ilişkin 5233 sayılı Yasa'daki düzenlemeler, yasak oyucunun sosyal hukuk

devletinin gereği olarak sorumluluk hukukunun genel ilkelerine yasayla

getirdiği bir istisnadır. İdarenin kusurunun bulunmadığı ancak 'sosyal risk

ilkesi' gereği sulh yoluyla karşılanması gereken zararların nelerden ibaret

olduğunun tespiti, yasak oyucunun takdir yetkisi içindedir. İtiraz konusu

kurallarda yer alan maddi zararların öncelikle sulh yoluyla karşılanmasına

ilişkin hükümlerin bulunmasını bu kapsamda değerlendirmek gerekir.

5233 sayılı Yasa, idarenin eylem ve işleminin

sonucu olmayan ve herhangibir idari işlem veya

eylemle doğrudan nedensellik bağı da bulunmayan, ancak terör ve terörle

mücadele sırasında meydana gelen zararların da tazmini yolunu açan, bu anlamda

idarenin kusursuz sorumluluk alanını genişleten bir yasadır. Bu Yasa idarenin

kusursuz sorumluluk alanını genişletmekle birlikte, aynı zamanda terör ve

terörle mücadele sırasında meydana gelen zararlardan sadece 'maddi' olan

kısmının sulh yoluyla tazminine ilişkin esas ve usulleri belirlemektedir.

Yasa'da bu zararlardan 'manevi' olan kısmın idareden talep edilemeyeceğine

ilişkin bir hükme yer verilmediği gibi, 12. maddede 'sulh yoluyla çözülemeyen

uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır' denilerek

Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasına paralel bir düzenlemeye yer

verilmiştir. Bu nedenle itiraz konusu ibare, idarenin sorumluluk alanını

daraltan veya idari işlem veya eylemlere karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm

içermemektedir."

19. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/3/2014 tarihli ve

E.2013/1489, K.2014/1219 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:

"5233 sayılı Yasa, idarenin terör

olaylarına dayalı kusursuz sorumluluk alanını genişleten, oluşan zararların yargı

yoluna başvurmadan sulh yoluyla ödenmesine öngören, bu yönüyle uyuşmazlığın

sadece maddi zararlara ilişkin kısmının yargı dışı alternatif bir yöntemle

giderilmesini sağlayan, ancak manevi zararların karşılanmasını da engellemeyen

nitelikte bir yasadır.

Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin

18888/02 nolu başvuruya konu 12/01/2006 günlü Aydın İçyer - Türkiye kararının 81. paragrafında, 5233 sayılı

Terör ve Terörle Mücadeleden Kaynaklanan Zararların Karşılanması Hakkında

Kanunla ilgili olarak “Tazminat Kanun’unda yalnız maddi zararlar için tazminat

talep etme olanağının bulunduğu doğru olsa da Kanun’un 12. maddesinin idari

mahkemelerde manevi zarar için tazminat talep etme olanağı verdiği

görülmektedir.” ifadesine yer verilmiştir.

Bu durumda, terör olayları nedeniyle meydana

gelen ve sosyal risk ilkesi kapsamında bulunup 5233 sayılı Yasa uyarınca

karşılanmayan ilgililerin ileri sürdükleri manevi zarara bağlı tazminat

taleplerine ilişkin uyuşmazlıklarda, idare hukukunun tazminata ilişkin ilke ve

kuralları çerçevesinde 2577 sayılı Yasanın öngördüğü usullere tabi olarak

manevi tazminat ödenip ödenmeyeceğine ilişkin yargısal incelemesinin yapılması

gerekmektedir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

21. Başvurucular, murislerinin kamu görevlilerince veya kamu görevlilerinin

ihmali neticesinde öldürüldüğünü ileri sürerek yaşam hakkının ihlal edildiğini

ifade etmiş; ihlalin tespitini talep etmişlerdir.

2. Değerlendirme

22. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde

murislerinin 1994 yılında öldürülmesi ile ilgili ceza soruşturması sürecine

dair başvurucuların herhangi bir bilgiye yer vermedikleri, salt murislerinin

hayatını kaybetmesi nedeniyle yaşam haklarının ihlal edildiğinin tespitine

karar verilmesini istedikleri görülmektedir.

23. Anayasa Mahkemesi içtihadına göre ne 5233 sayılı Kanun'da

öngörülen Komisyon ne de bu Komisyonun kararını inceleyecek olan idari yargı

yeri şikâyete konu ihlali tespit etme ve uygun giderim sağlama yetkisine

sahiptir. Bir başka ifadeyle ileri sürülen söz konusu iddialar dikkate

alındığında başvurucuların yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri,

5233 sayılı Kanun kapsamında tazminat ödenmesi istemiyle yürütülen sürecin

olayın gerçekleşme koşullarını aydınlatıp bu şekilde maddi gerçeği ortaya

çıkarabilecek ve gerektiğinde varsa olayın sorumlularının cezai yaptırımlar ile

hesap vermesini sağlayabilecek nitelikte değildir. Bu açıdan 5233 sayılı

Kanun'da öngörülen tazminat yolunun somut olaydaki şikâyet bakımından etkili

bir yol olmadığı kanaatine ulaşılmıştır (Özeyir Kocakaya, §§ 57-59).

24. Bu itibarla olayın niteliği ile başvurucuların iddiaları

birlikte dikkate alındığında başvuruda yaşam hakkı kapsamında başvuru

yollarının tüketilmesi kuralı bakımından bir değerlendirme yapılırken idari

yargı merciinde görülen tazminat davasının değil olaya ilişkin ceza

soruşturmasının nazara alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Özeyir Kocakaya, §

60). Başvurucular ceza soruşturmasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge

sunmamıştır.

25. Bu itibarla somut olayın niteliği ile başvurucuların

iddiaları birlikte değerlendirildiğinde başvuruda yaşam hakkı kapsamında

başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucuların

İddiaları

27. Başvurucular, 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari

sürecin ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın

36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

28. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve

30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli

ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların

Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

29. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı tarafından

incelenmesi öngörülmüştür.

30. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru

imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve

yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden

inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).

31. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması

nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına

makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat

ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi

olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama

imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi

olduğu görülen Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35,36)

32. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Başvurucuların

İddiaları

34. Başvurucular, maddi tazminat ödenmesine karar verildiği

hâlde manevi tazminat ödenmemesinin başta Anayasa'nın 2. maddesinde güvence

altına alınan hukuk devleti ilkesi ile 125. maddesinde belirtilen idarenin her

türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ilkesini ihlal

ettiğini, 5233 sayılı Kanun'da manevi tazminata yer verilmemesinin idari yargı

yerinin manevi zararı tazmin etmesine engel olmadığını belirterek adil yargılanma

ve etkili başvuru hakkının ihlalin tespitini istemişlerdir.

b. Değerlendirme

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular manevi zararları hakkında idare

hukuku genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir giderim sağlanması

imkânının kendilerine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 2. ve 125.

maddelerinde güvence altına alınan ilkelerin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Manevi tazminat isteminin reddedilmesi ile ortaya çıkan temel sorun

başvurucuların mahkemeye etkili erişimlerinin engellenmesi olduğundan

başvurucuların manevi tazminat istemi hakkındaki iddialarının adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesi uygun

görülmüştür (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Mehmet Emin Timurtaş, B. No: 2014/2008, 22/11/2017, § 46).

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

37. 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay İdari Dava

Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği üzere maddi zararların

özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi zararların genel hükümlere göre

karşılanmasına da engel olmayan bir kanundur. 2577 sayılı Kanun'un 12. ve 13.

maddelerinde idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal

edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol 5233

sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan

zararın tazminine imkân sağlamaktadır (Abbas

Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).

38. Anılan içtihatta ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun

manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre açılacak

tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir. Bir başka

ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun kapsamında değil

5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel prensiplerine

göre açacakları davalarda dile getirebilirler.

39. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları

davaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriliş

biçimleri özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen

içtihada uygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un

ilgili maddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığı yoksa manevi tazminat

talebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.

40. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesinin (Emir Ağgül ve diğerleri,

B. No: 2014/16320, 21/11/2017) kararında belirtildiği üzere bir tazminat veya

tam yargı davasına konu alacağa ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında yürütülen

yargılamada, kişilerin taleplerini başlattıkları usulde hataya düşülerek

incelemenin yapılacağı mevzuat kaynaklarının daraltılmasının belirtilen anlamda

dava açılması ile ilgili bir kısıtlama olarak değerlendirilmesi ve bu

müdahalenin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

41. Nitekim 5233 sayılı Kanun kapsamında manevi tazminat

ödenmesine ilişkin benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve

Anayasa Mahkemesi, terör ve terörle mücadele kapsamında gerçekleşen zararlara

ilişkin manevi tazminat taleplerinin karşılanması için 5233 sayılı Kanun’da

hüküm bulunmamakla birlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında

başvurucuların anılan talep hakkına sahip olduklarını belirtmiştir. Anayasa

Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun'un maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla

birlikte manevi zararların karşılanmasına da engel olmayan bir kanun olduğunu,

2577 sayılı Kanun’un 12. ve 13.maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden

kaynaklı olarak hakları ihlal edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı

tanındığını belirterek idareye yaptıkları başvuru ve açtıkları davayı tazminat

hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum kalan

başvurucuların mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Özden Sayar ve Deren Dilara Sayar, B. No:

2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).

42. Somut olayda başvurucular, idare hukuku genel hükümleri

kapsamında maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle iptal ve tam yargı

davası açmışlardır (bkz. § 10). Başvurucuların manevi tazminat istemini 5233

sayılı Kanun'a dayandırmadıkları anlaşılmaktadır. Mardin İdare Mahkemesi maddi

tazminat istemini kısmen kabul ederken 5233 sayılı Kanun'a göre manevi

tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle manevi tazminat istemini reddetmiştir.

43. Oysa manevi tazminat istemiyle tazminat hukukunun genel prensiplerine

göre açıldığı anlaşılan davada 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesinin son

fıkrasındaki ve 2577 sayılı Kanun’un 2. ve 13. maddelerindeki (bkz. §§ 15, 16)

açık düzenlemeler ile Danıştay (bkz. § 19) ve Anayasa Mahkemesi (bkz. § 18)

içtihatları dikkate alındığında, manevi tazminat talepleri hakkında idare

hukukunun genel hükümleri kapsamında inceleme yapılarak bir karar verilmesi

yoluyla başvurucuların mahkemeye erişimine olanak sağlanmalıdır. Açtığı

davasını tazminat hukukunun genel hükümlerine göre inceletme imkânından mahrum

kalan başvurucuların mahkemeye erişim haklarına müdahalede bulunulduğu açıktır.

Yukarıdaki belirtilen ilkeler ışığında yapılan incelemede başvurucuların manevi

tazminat isteminin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine yönelik iddiaları hakkında yukarıda değinilen içtihatlardan farklı

karar verilmesini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

46. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

47. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

48.

Bu durumda adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre

yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin İdare Mahkemesine

(E.2007/575, K.2008/485) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

49. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi nedeniyle

tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mardin

İdare Mahkemesine (E.2007/575, K.2008/485) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci

Dairesine GÖNDERİLMESİNE,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Hasan SARAÇ

Başvurucular

:

1. Filiz BALİC

2. Vehbiye

AĞAR

3. Semra BALİC Vekili : Av. Muhammed Neşet GİRASUN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15824, 3 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Yaşam Hakkının İhlal
  9. B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  12. C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onbeşinci
  15. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Ağar
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15824
Tarih
3 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Cengiz Türkmen Başvurusu (B. No: 2016/43843)
  • Yaşar Yıldız Başvurusu (B. No: 2015/10626)
  • B.a. Başvurusu (B. No: 2016/40642)
  • Hakan Gölünç Başvurusu (B. No: 2015/3893)
  • Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.ş. Başvurusu (B. No: 2016/2760)
  • Kemalettin Bulamacı Başvurusu (B. No: 2016/14830)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.