İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kemalettin Bulamacı Başvurusu (B. No: 2016/14830)

1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere ve bu

Başvuru No2016/14830Tarih4 Temmuz 2019Okuma14 dk · 2.822 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kemalettin Bulamacı Başvurusu

Karar tarihi
4 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2016/14830
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.822 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere ve bu

haber ile bağlantılı sosyal medya paylaşımlarına erişimin engellenmesi kararı

verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/8/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7.

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, bilişim ve telekomünikasyon alanında haber yapan www.btdunyasi.net isimli internet

sitesinin genel yayın yönetmenidir. Başvurucu bireysel başvuru formunda, Twitter isimli sosyal medya platformunda bulunan hesabından

da anılan konulara ilişkin düşünce ve yorumları ile internet sitesinde

yayımladığı haberleri paylaştığını belirtmiştir.

9. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) web

sayfasında 2016 yılına ait 1. çeyrek elektronik haberleşme sektörü verileri

yayımlanmıştır. BTK'nın bu raporu üzerine başvurucu,

internet haber sitesi ile sosyal medya hesabında anılan raporda yer alan

verilere ilişkin bir haber yayımlamış ve bazı paylaşımlarda bulunmuştur.

İnternet haber sitesinde yayımlanan "BTK'nın ... Tutarsızlığı, Devleti Maddi Kayba Uğrattı

mı?" başlıklı haberin ilgili kısımları şöyledir:

"Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

tarafından her çeyrek yayınlanan 'Pazar Verileri Raporu'nda ... ile ilgili

gelir rakamlarının çelişmesi, devleti binlerce belki milyonlarca lira zarara

sokuyor olabilir...

....

2015 yıl sonu BTK raporunda, tamamı halka açık

şekilde faaliyet gösteren Türkiye'deki telekomünikasyon şirketlerinin

rakamlarının, kamuoyuna ve hissedarlarına açıkladığı rakamlar ile örtüşmediğini

fark etmiştim. Konuyu araştırdığımda öncelikle ...'nin

gelirlerinde bir anormallik olduğunu fark ettim. Konuyu hem araştırdım hem BTK

Başkanı [Ö.F.S.ye] ilettim...

BTK, benim uyarımı ve yazdığım yazıyı ciddiye

almış olacak ki... Özellikle çok büyük anormalliğin olduğu ... gelirlerinden

hareketle, 2016 yılı birinci çeyreğinden itibaren, operatörlerin gelirlerini

hem UFRS (Uluslararası Finans Raporlama Standardı) hem de V.U.K. (Vergi Usul

Kanunu) raporlamalarını baz alarak yayımlamaya başlamış. Dipnot olarak da cihaz

satışları ve cihaz tedarikçileri ile olan alışverişin UFRS ve V.U.K'na göre raporlanan

gelirlerde farklılık yaratabildiğini belirtmiş.

...'daki fark 460

milyon TL vergi kaybı

...

UFRS'ye göre ...'nin 2015 gelirleri 8.5 milyar TL'ye yakın. Ancak V.U.K.'na

göre gelirleri 6 milyar liranın biraz üzerinde...

Gelirler arasındaki bu fark iki açıdan önemli.

Birincisi VERGİ, ikincisi mobil operatörlerin gelirleri üzerinden ödedikleri

yüzde 15'lik hazine payı açısından.

2,3 milyar TL'lik gelir farkı, yüzde 20'lik

kurumlar vergisi olarak 460 milyon liralık bir kayba işaret ediyor... Şirketler

UFRS rakamlarına göre değil, V.U.K. rakamlarına göre vergi öderler. Ancak

dünyada hiçbir şirketin UFRS gelirleri ile vergi beyanındaki gelirleri arasında

yüzde 30'u aşkın fark bulunmaz. Bulan, bilen birisi varsa lütfen benimle

paylaşsın.

Gelelim ikinci konuya... Yüzde 15 hazine payı

Devlet, mobil operatörlerle yaptığı imtiyaz sözleşmesi gereği Lisans ücretinin

bir kısmını peşin (lisans bedeli) bir kısmını da gelir paylaşımlı olarak tahsil

eder. Mobil operatörler, kanunda belirtildiği üzere, gelirlerinin tamamı

üzerinden (Vergi Usul Kanunu'ndan bağımsız olarak) her ay yüzde 15'ini hazineye

ödemekle mükelleftir.

...'nin gelir rakamı,

BTK tarafından 8.5 milyar TL olarak raporlandığına

göre, yüzde 15 hazine payının da bu rakam üzerinden hesaplanıyor olması

gerekmez mi?

Mevzuatı tam bilmiyorum. Sizleri de yanıltmak

istemem. Ancak, BTK resmi raporlarına bu rakamı 8.5

milyar TL olarak geçiriyorsa, bu hesaplamanın da tahsilatın da bu rakama göre

yapılması gerekir. İki rakam arasındaki 2.3 milyar

TL'lik farktan doğan hazine payı kaybını da varın siz hesaplayın.

Kurul cezalarında da ... gelirleri çelişiyor

...

İşte Tutarsızlıklar

...

Abone rakamları yine çelişiyor

İNCELENMELİ

Devletin hem vergi,

hem gelir hem de idari ceza tutarlarında kayba neden olabilecek bu rakamsal

tutarsızlıkların acil olarak incelenmesi gerekir. Konuyu geçen raporda da

olduğu gibi sayın BTK Başkanı [Ö.F.S.ye] ileteceğim. Herhangi bir açıklama

yapmak isterse de yazılı açıklamasını, noktası, virgülüne dokunmadan

yayımlayacağım.

Ancak telekom

sektörünü düzenlemek ve denetlemekle görevli BTK'daki

bu rakamsal tutarsızlıkları denetlemek ve incelemek kimin göreviyse, sayın

Başbakanımız Binali Yıldırım ve Denizcilik, Haberleşme ve Ulaştırma Bakanımız

Ahmet Arslan'ı bu kurumları acilen görevlendirmesi gerektiğini

düşünüyorum."

10. Başvurucunun erişimi engellenen sosyal medya paylaşımları da

yukarıda yer verilen haber kapsamında yapılmıştır. Anılan paylaşımlar şöyledir:

"- 2015 BTK'nın

raporuna göre ...'nın ZARARI neredeyse ... KARINI

sıfırlamış.

... Yine ZARAR

- Şu an @BTKbasin

kestiği usulsüzlük cezalarına bakıyorum. Cezalarda da ... gelirleri sürekli

düşük alınıp ceza kesilmiş.

- ayrıca @BTKbasin

UFRS ve VUK arasındaki farka göre ... 345 milyon TL hazine payı ödemesinde de

bulunmamış.

- vallahi ben @BTKbasin

in YALANCISIYIM...

... 2015'te yaklaşık 460 milyon vergi kaçırmış.

- BTK'nın ...

tutarsızlığı devleti milyonlarca lira zarara uğrattı."

11. Hakkında haber yapılan ve sosyal medyada paylaşımda

bulunulan mobil operatör şirketi; başvurucunun gerçek dışı paylaşımlarda

bulunduğunu, vergi kaçırdığına ilişkin yakışıksız ve mesnetsiz ifadelerle

kişilik haklarının zedelendiğini ileri sürerek 17/6/2016 tarihinde söz konusu

internet içeriklerine erişimin engellenmesini talep etmiştir. Müşteki, talep

dilekçesinin ekine delil olarak rakip firmanın blog

sayfasında yazarlar kısmında yer alan başvurucunun öz geçmişinin çıktısını

eklemiştir. Anılan öz geçmişte başvurucunun hâlihazırda www.btdunyasi.net'teki aktif görevine

devam ettiği, çeşitli dergilerde de aylık köşe yazıları yazdığı

belirtilmektedir.

12. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 17/6/2016 tarihinde haber ve

sosyal medya içeriklerine erişimin engellenmesine karar vermiştir. Gerekçeli

karar şöyledir:

"Talep eden şirketin https://twitter.com

adresinde @kemalettin isimli Kemalettin Bulamacı

isimli şahsınpaylaştığı içeriklerle

vehttp://btdunyasi.net/ isimli internet sitesinde de Turkcell

şirketinde çalıştığı paylaşarak başvuran şirketin kişilik haklarına, ticari itibarına

zarar verildiğini, haksız menfaat elde etmeyi amaçlayan durumun ortadan

kaldırılması, şirketin kurumsal ve markasal

itibarının zedelenmemesi için 5651 sayılı kanunun 9/4 maddesi uyarınca söz

konusu internet adresindeki tüm yayına yönelik içeriğin erişime engellenmesinekarar verilerek aşağıdaki hüküm

kurulmuştur."

13. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 19/7/2016 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

14. Başvurucu 18/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Ali Kıdık, B.

No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 21-29.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu;

i. Uzun yıllardır gazetecilik yaptığını, genel yayın yönetmeni

olduğu internet sitesinin de teknoloji, internet ve telekomünikasyon konusunda

haber yapan, on iki yıllık geçmişe sahip bir site olduğunu ifade etmiştir.

Resmî bir kamu kurumunun verilerine dayanarak telekomünikasyon alanında

faaliyet gösteren bir firma hakkında yayımladığı haber nedeniyle sosyal medya

hesabında ve internet sitesinde yer alan bazı içeriklere erişimin

engellendiğini belirterek erişimin engellenmesi kararının ifade ve basın

özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

ii. Sulh Ceza Hâkimliğinin haberde dayanılan verilerin ve

müştekinin rakip firmada çalıştığı şeklindeki iddialarının doğruluğunu

araştırmadan ve savunmasını almadan, gerekçesiz bir şekilde karar verdiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

19. Başvuru konusu somut olayda internette teknoloji ve

telekomünikasyon alanlarında habercilik faaliyeti yürüttüğünü belirten

başvurucunun genel yayın yönetmeni olduğu internet sitesinde belirtilen künyesi

incelendiğinde bu sitenin geleneksel basına benzer bir şekilde imtiyaz sahibi,

genel yayın yönetmeni, yayın koordinatörü ve editörlerinin bulunduğu; sitede,

habercilik faaliyeti çerçevesinde teknoloji, telekomünikasyon ve internete

ilişkin haber ve makalelerin yayımlandığı tespit edilmiştir. Ayrıca başvuruya

konu yazının konusunun sermayesi halka açık bir şirketin vergiye tabi geliri

ile ilgili olduğu ve şirketin vergi yükümlülüğü bağlamında bir nevi gözetleyici görevini yerine getirdiği

değerlendirilebilir. Dolayısıyla başvurucunun yürüttüğü faaliyetin geleneksel

gazetecilik faaliyetine yakınlığı gözetildiğinde basın özgürlüğü güvencesinden

yararlanması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla başvurucunun tüm

iddiaları ifade ve basın özgürlükleri kapsamında incelenmiştir.

20. Anayasanın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar

başlıklı 26. maddesi ve “Basın hürriyeti” kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“MADDE 26 - Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya

başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da

vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,...

başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla

sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

“MADDE 28 - Basın

hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri

hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

22. İnternet üzerinden yayın yapan bir haber sitesinde

yayımlanan haber ile internet sitesinin genel yayın yönetmeni olan gazetecinin

sosyal medya hesabında yer alan bazı paylaşımlara erişimin engellenmesine karar

verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın

özgürlüklerine yönelik bir müdahalede bulunulmuştur.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

24. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

25. Mevcut başvurunun koşullarında 4/5/2007 tarihli ve 5651

sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar

Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır. .

ii. Meşru Amaç

26. Başvuruya konu içeriklere erişimin engellenmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

27. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı için

Anayasa Mahkemesinin Ali Kıdık

(aynı kararda bkz. §§ 41-67) kararına bakılabilir.

(2) 5651

Sayılı Kanun'un 9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında Bazı

Tespitler

28. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayından

çıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı

bir şekilde incelemiştir (Ali Kıdık, §§ 55-63). Bu usul kanun koyucunun

internet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin yapılabilmesi, özel

hayat ile kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekilde korunması ihtiyacı

nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir koruma tedbiri

kararıdır; dolayısıyla istisnai bir yoldur(Ali Kıdık, §

55).

29. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu internet yayınına erişimin

engellenmesi tedbirinin alınmasını ancak görünüşte haklılık veya ilk bakışta (prima facia)

haklılık varsa meşru kabul etmekte ve bu usulün ancak internet yayınının

kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakışta

anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmektedir. Buna göre bir

kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin yayımlanması gibi

kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme yapılmaya gerek

olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı Kanun'un 9.

maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Ali Kıdık, §§

62, 63).

(3) Şeref

ve İtibara Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar

30. Anayasa Mahkemesi Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun'un 9.

maddesine göre ilk bakışta ihlal bulunmayan hâllerde kişilik haklarının

korunması için genel hukuk ve ceza yollarına başvurulması gerektiği sonucuna

ulaşmıştır (Ali Kıdık,

§§ 66, 67).

(4) Genel

İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

31. Somut olayda erişimin engellenmesine karar verilen haber ve

bu haber doğrultusunda yapılan sosyal medya paylaşımları 2016 yılı birinci

çeyreği için düzenlenen BTK Pazar Verileri Raporu'na dayandırılmaktadır.

Başvurucu; anılan haberde BTK tarafından yayımlanan, Türkiye'de faaliyet

gösteren mobil operatör şirketlerinin her birinin gelirini paylaşarak bu

operatör şirketlerinden birinin Uluslararası Finans Raporlama Standardı (UFRS)

ile 4/1/1961 tarihli ve 2013 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre raporlanan geliri

arasında ciddi bir farklılık olduğunu rakamlarla ortaya koymaktadır. Başvurucu

bu farkın hem ciddi bir vergi kaybına hem de Hazine payı kaybına yol açtığını

ileri sürmektedir. Başvurucu, haberde söz konusu Şirketin kamuoyunu ve

hissedarlarını yanılttığını iddia ederek ilgili kamu görevlilerine söz konusu

durumun araştırılması ve Şirketin denetlenmesi için çağrıda bulunmaktadır.

32. Müşteki, haber nedeniyle itibarının zedelendiğini ileri

sürerek 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre internet içeriğine erişimin

engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği müştekinin

talebini kabul etmiştir. Hâkimlik, müştekinin talep dilekçesine eklediği

internet çıktısına dayanarak başvurucunun rakip mobil operatör şirketinde

çalıştığını belirtmiş; anılan haber ve paylaşımlar ile müştekinin kişilik

haklarına ve ticari itibarına zarar verildiği sonucuna varmış ve internet

içeriklerine erişimin engellenmesine karar vermiştir.

33. Öncelikle başvuru konusu haberde devletin vergi kaybına

uğratıldığına ilişkin iddiaların resmî bir kamu kurumunun verilerine dayandığı,

bu itibarla söz konusu haberde yeterli olgusal temelin bulunduğu kabul

edilmelidir. İlk derece mahkemesi, haber ve paylaşımlar ile müştekinin ticari

itibarına zarar verildiğini belirtmekle yetinmiş; haberde paylaşılan ve resmî

bir kurumun raporuna dayandığı iddia edilen verilerin doğru olup olmadığını

araştırmamıştır.

34. İkinci olarak mobil operatör sıfatıyla ülkede faaliyet

gösteren ve hisseleri halka açık olarak işlem gören üç şirketten biri olan müşteki

ile ilgili haberlerin bilgilendirme değerinin yüksek olduğu tartışmasızdır.

Üstelik haberde kamunun önemli bir gelir kaybına uğratıldığı ileri sürülerek

ilgili kamu kurumlarından söz konusu durumun araştırılması talep edilmektedir.

Bu yönüyle anılan haberin kamusal menfaatlere ilişkin olduğu ve haberin

yayımlanmasının kamusal faydası yüksek bir tartışmaya katkı sunduğunda kuşku

bulunmamaktadır.

35. Sulh Ceza Hâkimliği; müştekinin dilekçesine eklediği

başvurucunun rakip firmanın blog sitesinde bulunan öz

geçmişinin yer aldığı internet çıktısını -özgeçmişte yer alan aksi yöndeki

bilgilere rağmen (bkz. § 11)- başvurucunun rakip firma çalışanı olduğu şeklinde

yorumlamış ve başvurucunun şikâyet konusu haber ve paylaşımlar ile müştekinin

ticari itibarına zarar verdiği sonucuna ulaşmıştır. Hâkimlik, müştekinin

iddialarına ilişkin daha ileri bir inceleme yapmadığı gibi ticari itibara

yönelik zararı da somutlaştırmamıştır.

36. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişimin

engellenmesi kararı verebilmenin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına

müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratle

giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. §

29). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi başvurucu tarafından

yayımlanan haber ve sosyal medya paylaşımları ile itibara yapıldığı ileri

sürülen saldırının çelişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle

bertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmiş değildir. İnternet içeriklerinin

incelenmesinden de 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre içeriğe erişimin

engellenmesi tedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durum

bulunmadığı görülmektedir.

37. İnternet mecralarında yer alan fikir ve kanaat açıklamaları

nedeniyle bireylerin itibar hakkına hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen

müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafi edilmesi olduğu nazara

alındığında özellikle somut başvuruya konu benzer uyuşmazlıklar açısından,

koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının daha yüksek başarı şansı

sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olduğu anlaşılmaktadır.

Dahası müşteki, açacağı çelişmeli bir hukuk davasında içeriğe erişimin

engellenmesi talebini ileri sürme imkânına da her zaman sahiptir (Ali Kıdık, §

86).

38. Sonuç olarak başvurunun bütün koşulları gözönünde

tutulduğunda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılama

olmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişimin

engellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli

kabul edilemez.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına

alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

41.Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 57-60) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temel

hakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasıl

ortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir.

42. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

43. Anayasa Mahkemesi, başvurucu tarafından yayımlanan habere ve

sosyal medya paylaşımlarına erişimin engellenmesine karar verilmesinin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle

başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

44. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

45. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239.50

TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 1. Sulh Ceza

Hâkimliğine (2016/3051 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. 239.50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet

ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör Yrd.

:

Derya ATAKUL

Başvurucu

:

Kemalettin

BULAMACI

Vekili : Av. Mustafa Gökhan AHİ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/14830, 4 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. İncelenmeli
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. VI. Hüküm
  12. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  13. D. 239.50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Kömürcü
  18. Topal
  19. M. Emin KUZ
  20. Seferinoğlu
  21. Bulamacı
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/14830
Tarih
4 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı Başvurusu (B. No: 2016/738)
  • Hasan Hashım Hasan Al-Marush Başvurusu (B. No: 2018/36976)
  • Engin Karabaşlar ve Esra Karabaşlar Başvurusu (B. No: 2016/4790)
  • Mehmet Sevik Başvurusu (B. No: 2017/24068)
  • Ramazan Çaylı Başvurusu (B. No: 2017/31337)
  • Arbay Petrol Gıda Turizm Taşımacılık Sanayi Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/15104)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.