İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fuat Karaosmanoğlu Başvurusu (B. No: 2013/9044)

1. Başvurucu, işkence suçundan

Başvuru No2013/9044Tarih5 Kasım 2014Okuma13 dk · 2.536 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fuat Karaosmanoğlu Başvurusu

Karar tarihi
5 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2013/9044
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.536 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, işkence suçundan

dolayı yargılandığı davada, delillerin eksik toplanması ve hatalı değerlendirilmesiyle

mahkûmiyetine karar verilmesi, tanıklara soru yöneltme hakkının kısıtlanması,

yargılama sürerken hakim ve savcıların değiştirilerek doğal hakim ilkesine

aykırı davranılması, masumiyet karinesinin ihlal edilmesi ve hukuka aykırı

şekilde tutuklu olarak yargılanması nedenleriyle, Anayasa’nın 19., 36., 38. ve

141. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 12/12/2013

tarihinde İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen

eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 17/6/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Bakırköy 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 3/11/2008 tarih ve

2008/231 sayılı kararıyla işkence suçundan tutuklanmıştır.

6. Başvurucunun işkence suçunu işlediği konusunda yeterli şüpheye

ulaşan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, cezalandırılması talebiyle aynı yer

14. Ağır Ceza Mahkemesine hitaben 17/11/2009 tarih ve 2008/34417 esas sayılı

iddianame ile kamu davası açmıştır.

7. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/6/2010 tarih ve

E.2008/337, K.2010/104 sayılı kararıyla başvurucu, 26/9/2004 tarih ve 5237

sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 95. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca

müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş ve başvurucunun tutukluluk halinin

devamına karar verilmiştir.

8. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 28/9/2011

tarih ve E.2011/8725, K.2011/10163 sayılı kararıyla anılan Mahkeme kararını

usul yönünden bozmuştur.

9. Bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda Mahkeme,

1/10/2012 tarih ve E.2011/501, K.2012/568 sayılı kararıyla başvurucunun işkence

suçundan müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin

devamına karar vermiş, karar başvurucuya aynı oturumda tefhim edilmiştir.

10. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi,

6/11/2013 tarih ve E.2013/13411, K.2013/26551 sayılı kararıyla anılan Mahkeme

kararını sanık yönünden onamış, karar aynı tarihte kesinleşmiştir.

11. Başvurucu vekili, 25/11/2013 tarihinde nihai karardan haberdar

olmuş ve 12/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

12. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 4/2/2014 tarih ve 2013/377446

sayı ile sanık lehine itiraz kanun yoluna başvurarak onama kararının

kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar verilmesi

talebinde bulunmuştur.

13. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308.

maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 18/3/2014 tarih ve

E.2014/5691, K.2014/6642 sayılı karar ile itirazı yerinde görmeyerek dosyayı

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. Dosya, Kurul’un 2014/269 sayılı

esasında derdest durumdadır.

14. Anılan Dairenin dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderme

gerekçesi şöyledir:

“…Dairemizin 06.11.2013 gün ve 2013/13411-26551 esas sayılı

kararındaki sanık Fuat Karaosmanoğlu hakkındaki onama ve sanık … yönelik

eylemine ilişkin bozma gerekçelerine göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının

itirazı yerinde görülmediğinden 6352 sayılı Yasanın 99/3. maddesiyle 5271

sayılı CMK.nun 308. maddesine eklenen 3. fıkra

hükmüne göre dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na (GÖNDERİLMESİNE), 18.03.2014

gününde oybirliğiyle karar verildi…”

B. İlgili

Hukuk

15. 5237 sayılı Kanun’un “İşkence”

kenar başlıklı 94. maddesinin (5) numaralı fıkraları şöyledir:

“Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek

cezada bu nedenle indirim yapılmaz.”

16. Aynı Kanun’un “Neticesi

sebebiyle ağırlaşmış işkence” kenar başlıklı 95. maddesinin (4)

numaralı fıkraları şöyledir:

“İşkence

sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına

hükmolunur”

17. 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve

bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında

tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik

tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı

şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe

sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanununda yer alan;

…

4. İşkence (madde 94, 95),

…

(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.)

Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan

fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”

18. 5271 sayılı Kanun’un 104.

maddesi şöyledir

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında

şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya

salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz

edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya

geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya

Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde

yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen

de verilebilir.”

19. 5271 sayılı Kanun’un, “Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” kenar başlıklı 308. maddesi

şöyledir:

“(1) Yargıtay ceza

dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın

lehine itirazda süre aranmaz.

(2) (Ek:

2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına

itiraz edilen daireye gönderilir.

(3) (Ek:

2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa

sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 5/11/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 12/12/2013 tarih ve 2013/9044 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, işkence suçundan yargılandığı davada, somut delil olmaksızın hukuka aykırı olarak

tutuklandığını, uzun süre tutuklu kaldığını, tutuklama kararlarına yaptığı

itirazların gerekçesiz olarak reddedildiğini, mahkemenin maddi gerçeği

açığa çıkaramadığını, varsayıma dayalı olarak mahkum edildiğini, dönemin Adalet

Bakanının masumiyet karinesini ihlal edecek şekilde beyanatlarda bulunduğunu,

olayla ilgili idari soruşturmada şüpheli sıfatına haiz olan Cumhuriyet

savcısının aynı olayın adli soruşturmasını yürüttüğünü, masum olduğunun kurum

kamera kayıtlarıyla sabit olduğunu, tanıklara soru yöneltme hakkının

kısıtlandığını, yargılama sürerken hakim ve savcıların değiştirildiğini, bu

şekilde doğal hakim ilkesinin çiğnendiğini, icra edilen keşifte taleplerinin

dikkate alınmadığını, gerekçeli kararın varsayıma ve çelişkili delillere

dayandırıldığını belirterek, Anayasa’nın 19., 36., 38. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve

tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Anayasa'nın 19. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası

22. Anayasa’nın 19. maddesinde kişi hürriyeti ve güvenliği güvence

altına alınmış olup, maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen haller

dışında kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı kuralı yer almaktadır.

23. Buna göre, hürriyetten yoksun bırakılma ancak Anayasa’nın 19.

maddesi kapsamında belirlenen durumlardan birinin varlığı halinde söz konusu

olabilir. Kişilerin hürriyetinin kısıtlanabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Bu çerçevede Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre

suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmalarını,

delillerin yok edilmesini ve değiştirilmesini önlemek maksadıyla hâkim

kararıyla tutuklanabilir. Tutuklamanın kanunda öngörülen şekil ve şartlara

uygun olması gerekir. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasına göre de tutuklanan

kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma

sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır.

24. Başvurucu, somut delil olmaksızın hukuka

aykırı olarak tutuklandığını, uzun süre tutuklu kaldığını, tutuklama

kararlarına yaptığı itirazların gerekçesiz olarak reddedildiğini, haksız olarak

tutuklu kalmasından dolayı özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğinden şikâyet

etmektedir.

25. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir.”

26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

27. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği

tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

28. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan

bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı

olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunmadığının

tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk

halinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona

erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Dolayısıyla

belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma

amacıyla yapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek

şartıyla, tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

29. Ancak başvurucu hakkında ilk derece mahkemesinde mahkûmiyet

kararı verilmiş ise, bireysel başvuru açısından talep hukuka aykırılığın

tespiti ve tazminatla sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları

bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireysel başvuru yapılmalıdır

(B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 31).

30. Kişi serbest bırakılmadan yargılandığı davada ilk derece

mahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk

hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”

olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,

tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunu

gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla, isnat olunan suçun

işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu

nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasına

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Nitekim gerek Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gerekse Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası

tutulma halini tutukluluk olarak nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece mahkemesi

kararıyla mahkûm olan bir sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından sonraki

tutulmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesinin birinci fıkrasının

(a) bendi hükmü uyarınca “mahkûmiyet sonrası

tutma” olarak değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında

dikkate almamaktadır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).

31. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen

sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece

mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

32. Bu kapsamda “bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu olma” durumunda, tutukluluk süresinin makul

olmadığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam

ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları

tüketildikten sonra ve serbest bırakılma dışında, nihayet bu durumun ortadan

kalktığı mahkûmiyet kararından itibaren süresi içinde yapılması gerekir. AİHM de, mahkumiyet kararından itibaren altı ay içerisinde

yapılmayan “bir suç isnadına bağlı”

tutma kapsamındaki başvurunun süresinde olmadığını belirtmiştir (Atalay Öztürk / Türkiye (KK), B. No:

54890/09, 7/1/2014, § 37-41)

33. Somut olayda başvurucu isnat edilen suç nedeniyle Bakırköy 1.

Sulh Ceza Mahkemesinin 3/11/2008 tarih ve 2008/231 Sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır.

Başvurucu hakkında yürütülen yargılama sonunda Bakırköy 14. Ağır Ceza

Mahkemesince 1/6/2010 tarihinde verilen mahkumiyet

kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28/9/2011 tarihli kararıyla bozulmuş ve ilk

derece mahkemesinde yeniden başlayan yargılama anılan Mahkemenin 1/10/2012

tarihinde verdiği mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmıştır. Bu karar, Yargıtay 8.

Ceza Dairesinin 6/11/2013 tarih ve E.2013/13411, K.2013/26551 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

34. Başvurucunun, isnat edilen suçla ilgili yargılama kapsamında

3/11/2008 - 1/6/2010 ve 28/9/2011 - 1/10/2012 tarihleri

arasında “bir suç isnadına bağlı olarak”

özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, mahkûmiyet kararlarından sonra temyiz

sürecinde 1/6/2010 - 28/9/2011 ve 1/10/2012 - 6/11/2013 tarihleri arasında

geçen sürenin “mahkûmiyet sonrası tutma”

kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

35. Bu belirlemeler karşısında, “bir

suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukla ilgili şikayetleri içeren

bireysel başvurunun ilk derece mahkemesinin nihai kararını verdiği 1/10/2012 tarihinden

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 12/12/2013 tarihinde yapılan

bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurunun “kişi özgürlüğü ve güvenliğinin” ihlal edildiği yönündeki kısmının“süre aşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekmiştir.

2. Anayasa'nın 36. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası

37. Başvurucunun, tutukluluğa ilişkin şikâyetleri dışındaki ihlal

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilebilecek şikâyetler

olduğu anlaşılmaktadır.

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması şarttır.”

39. 6216 Kanun’un “Bireysel

başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

40. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından

değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/403, 26/3/2013,

§ 16).

41. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip

olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu

süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması

gerekir (B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

42. Somut olayda, başvurucu hakkında verilmiş

olan karar, temyiz incelemesi

sonucunda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 6/11/2013 tarih ve E.2013/13411,

K.2013/26551 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığının 4/2/2014 tarih ve 2013/377446 sayı ile olağanüstü kanun yolu

niteliğinde olan “itiraz” yetkisini

kullanması üzerine, anılan Dairece dosya yeniden ele alınmış ve itiraz

oybirliğiyle yerinde görülmeyerek, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna

gönderilmesine 18/3/2014 tarihinde karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığının itiraz talebi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun E.2014/269

sırasına kayden (derdest olarak) görüşülmeyi

beklemektedir.

43. 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre ceza yargılamasında

tüketilmesi gereken son başvuru yolu temyiz aşaması olup, temyiz incelemesinden

geçen kararlara karşı itiraz yolu, anılan Kanun’un 308. maddesi uyarınca

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınmıştır (B. No: 2013/2001, 16/5/2013, §

18).

44. Bu kanun yoluna ilişkin düzenlemeleri içeren 5271 sayılı Kanun’un

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz

yetkisi” kenar başlıklı 308. maddesine göre, Yargıtay ceza

dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre

aranmaz. İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.

Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını

düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.

45. İtiraz, daire kararında gerek maddî ve gerek usul hukukuna

aykırı olduğu saptanan hususlara yönelik olabilir. Genel Kurul, itirazda ileri

sürülen nedenlerle bağlı olmaksızın kararı usul ve esas yönünden inceler.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını, ileri

sürülen nedenin itiraz konusu olup olmayacağını inceledikten sonra, itiraz

edilebilir olduğunu saptarsa karar esastan incelenir. İtiraz yerinde bulunmazsa

esastan ret kararı verilir; yerinde görülürse daire kararı yerine geçecek bir

karar verilir.

46. Temyiz incelemesinden geçen kararlara karşı “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi”nin

bir olağanüstü kanun yolu olarak düzenlendiği açıktır. Ancak, Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcısınca bu yetki kullanılmış ise, Yargıtay Ceza Genel

Kurulunca Daire kararının kaldırılabilme ihtimali de görmezden gelinemez.

Dairenin onama kararının kaldırılması üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca

verilen bozma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesince yeni bir karar

verilecektir. Olağanüstü bir kanun yolu olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının

itiraz yetkisinin, somut olayda geldiği aşama dikkate alındığında etkili olarak

değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda, aynı dava sürecinin farklı

düzlemlerde hem Anayasa Mahkemesince hem de Yargıtay Ceza Genel Kurulunca

yargısal incelemeye tabi tutulması, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurudaki

ikincil nitelikteki rolüne uygun olmayacağından, başvurucunun adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının öncelikle derece mahkemelerince

incelenmesi gerekmektedir.

47. Açıklanan gerekçelerle, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğine yönelik

iddiasının “süre aşımı”,

2.

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

5/11/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Erdal

TERCAN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Fuat

KARAOSMANOĞLU

Vekili : Av. Neşet AÇIKGÖZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9044, 5 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. Necipoğlu
  12. Tercan
  13. Yıldırım
  14. Karaosmanoğlu
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9044
Tarih
5 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Fikri Erdoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9032)
  • Önder Sığırcıkoğlu Başvurusu (B. No: 2013/9303)
  • Yavuz Selim Akkoç Başvurusu (B. No: 2012/1277)
  • Bedri Üçer Başvurusu (B. No: 2014/1603)
  • Cüneyt Görür Başvurusu (B. No: 2014/243)
  • Mehmet Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2013/7858)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.