İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yavuz Selim Akkoç Başvurusu (B. No: 2012/1277)

1. Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde

Başvuru No2012/1277Tarih20 Kasım 2014Okuma19 dk · 3.798 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yavuz Selim Akkoç Başvurusu

Karar tarihi
20 Kasım 2014
Başvuru Numarası
2012/1277
R.G. Tarih Sayı
14/3/2015-29295
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.798 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde

zorunlu askerlik görevini yerine getirirken yapılan eğitim faaliyeti esnasında

meydana gelen patlama sonucu el ve yüz kısmından yaralandığını, bu olay

sonucunda tedavi görerek, hava değişimi ve verilen iznin bitiminde terhis

edildiğini, ancak terhisinden sonra işitme kaybı şikâyetiyle Gülhane Askeri Tıp

Akademisine (GATA) tekrar başvurduğunu ve kulaklarından ameliyat olduğunu,

sonraki dönemlerde kulaklarındaki rahatsızlığın artmasından ötürü yeniden

hastanelere başvurduğunu ve “meydana gelen

patlamanın etkisiyle işitme kaybına uğradığı, askerliğe elverişli olmadığı, %32

oranında çalışma gücü kaybı gerçekleştiği” yönünde raporlar

verilmesi üzerine 2012 yılında vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle

Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatta bulunduğunu, isteminin reddedilmesi

karşısında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) açtığı davanın da, anılan

raporlar dikkate alınmaksızın reddedildiğini, ayrıca Mahkemenin tarafsız ve

bağımsız olmadığını, karar düzeltme talebinin aynı Daire ve üyeler tarafından

incelenerek hükme bağlandığını, bu talebin reddedilmesi sebebiyle para cezasına

hükmedildiğini, bu durumun hukuk devleti ilkesi, mülkiyet hakkı, adil

yargılanma hakkı, sosyal güvenlik hakkına bağlı olarak Anayasa’nın 2., 35., 36., 60. ve 61. maddelerini ihlal ettiğini ileri

sürmüş, yeniden yargılama, 26.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL de manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Birinci başvuru, 26/12/2012

tarihinde, ikinci başvuru 15/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Dilekçeler ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemelerinde

Komisyonlara sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucunun 15/3/2013 tarihinde

yaptığı ve 2013/1959 numara ile kayda alınan bireysel başvuru dosyasının, kişi

yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2012/1277 numaralı bireysel başvuru dosyası

ile “birleştirilmesine”,

2013/1959 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyasının “kapatılmasına”, incelemenin 2012/1277

başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine 19/4/2013 tarihinde Komisyonlar Başraportörü tarafından karar verilmiştir.

4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 19/9/2013

tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, 10/4/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar

verilmiştir.

6. Başvuru konusu olay ve olgular 10/4/2014

tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, tanınan ek süre

sonunda görüşünü 16/6/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Adalet Bakanlığı görüşü, başvurucuya 25/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu, karşı görüşünü 1/7/2014 tarihinde

sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve ekleri ile başvurucunun Bakanlık

görüşüne karşı verdiği cevabında ifade edildiği şekliyle olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, zorunlu askerlik görevini ifa amacıyla

21/8/1996 tarihinde İzmir/Narlıdere İs. OK.K. ve Eğt. A. İs. Er. Eğt. Tb. 1. Bölük

Komutanlığı emrinde görevlendirilmiştir.

10. Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde

Teğmen Z. S. tarafından yaptırılan “tahrip

kapsülünü patlatma eğitimi” sırasında meydana gelen patlamada el ve

yüz kısmından yaralanmış ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde tedavi altına

alınmıştır.

11. Başvurucu, tedavi sonrasında 7/11/1997

tarihinde İzmir Güzelyalı 600 Yataklı Askeri Hastanesi raporuyla, “bilateral kronik otit, sol elde bomba yaralaması” teşhisine bağlı

olarak 2 aylık hava değişimine gönderilmiş, hava değişiminin sona ermesini

takiben 7/1/1998 tarihinde birliğinde göreve başlamış, 16 gün askerlik

yaptıktan sonra 23/1/1998 tarihinde 26 gün izin verilerek gönderilmiş ve iznin

bitiminde 21/2/1998 tarihinde terhis edilmiştir.

12. Başvurucu, terhis edildikten sonra işitme kaybı

şikâyetiyle GATA’ya başvurmuş, 13/3/1998 tarihinde sol

kulağından, 28/5/1998 tarihinde ise sağ kulağından ameliyat olmuştur.

Ameliyatlar sonrasında başvurucu hakkında herhangi bir rapor tanzim

edilmemiştir.

13. Başvurucunun talebi üzerine Adana Numune Eğitim Araştırma

Hastanesi tarafından yapılan muayene sonucunda, 26/1/2012

tarihinde verilen rapor ile “bilateral işitme kaybı” teşhisi konularak %32

oranında çalışma gücü kaybı olduğu tespit edilmiştir.

14. Başvurucu, vazife malullüğü aylığı bağlanması talebiyle 26/2/2012 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmiş,

ancak anılan kurum tarafından altmış gün içerisinde cevap verilmediğinden, bu

kez işlemin iptali istemiyle 3/5/2012 tarihinde AYİM’de

dava açmıştır.

15. AYİM Üçüncü Dairesi, 1/11/2012

tarih ve E.2012/1545, K.2012/2213 sayılı kararında; “Davacı taraf ve Başsavcılık düşüncesinde, davacının hali hazırda

askerliğe elverişli olup olmadığının saptanmasının gerektiği belirtilmektedir.

Davacının vazife malulü sayılabilmesi için öncelikle askerde iken veya terhis

anında ‘askerliğe elverişsiz olduğunun’ belirtilmesi gerekmektedir. Davacının

on beş yıl önce askerliğe elverişli olarak terhis edildiği (o tarihte askerliğe

elverişsiz yani malul olmadığı) terhisi müteakip GATA’daki tedavisinden sonraki

rapordan anlaşılmaktadır. Bu nedenle ayrıca hali hazırdaki durumun askerliğe

elverişli olup olmadığı önem arz etmemekle bu yönde bir rapor temini cihetine

gidilmemiştir. Hal böyle iken terhis anında herhangi bir malullük durumu

bulunmayan davacının koşulları taşımaması nedeniyle vazife malulü olmadığı”

gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Bu karar başvurucuya 29/11/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açtığı

davanın reddedilmesi üzerine vekili aracılığıyla 3/12/2012

tarihinde Milli Savunma Bakanlığına başvurmak suretiyle, olayın askerlik

vazifesi esnasında meydana gelen kaza sonucu olup olmadığının tespit

edilebilmesi amacıyla askeri hastaneye sevk edilmesi talebinde bulunmuştur.

17. Milli Savunma Bakanlığınca başvurucunun sevk edildiği

GATA tarafından verilen 23/1/2013 tarih ve 959 sayılı

sağlık raporunda, “1- Parmakların deformitesi (sol el 2. parmak hareket kısıtlılığı), 2- Sensörinöral işitme kaybı, bilateral

(bilateral mikst tip işitme

kaybı)” tanısıyla “Askerliğe

elverişli değildir. Hastaya ait kayıtlar ve 7/11/1997

tarih ve 3518 nolu İzmir Güzelyalı 600 Yataklı Askeri

Hastanesinin sol elde fünye patlaması tanılı raporu incelendiğinde hastadaki

mevcut işitme kaybı rahatsızlığının bahse konu olayla bağlantılı olması

ihtimalinin yüksek olduğu ve bu nedenle askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle

meydana gelmiş olabileceği kanaatine varılmıştır.” şeklinde

değerlendirme yapılmıştır.

18. Başvurucunun, söz konusu raporları da gerekçe göstererek 6/12/2012 tarihinde karar düzeltme kanun yoluna gitmesi

üzerine, anılan Mahkemenin 21/2/2013 tarih ve E.2013/259, K.2013/229 sayılı

kararında, “…davacı hakkında verilen karar

anında ve davanın görülmesi aşamasında bulunan delil ve belgelerin kararda

değerlendirilmiş olduğu, kararın verilmesi sürecinden sonra davacı tarafça elde

edilen delil ve belgelerin, evvelce oluşturulmuş işlemi ve bu işlemle ilgili

verilen kararı etkilemeyeceği, davanın açıldığı ve görüldüğü sırada bulunan

delil ve belgelerin dikkate alınıp verilen kararın bunlara göre oluşturulduğu

bu açıdan karar düzeltme sebeplerinin bulunmadığı” gerekçesi ile bu

istemi reddedilerek, 203 TL para cezası verilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

19. Diğer yandan başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği

cevabında, aynı konuda AYİM’de ikinci kez dava

açtığını ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiğini belirtmiştir.

20. Anılan ikinci dava ile ilgili Mahkeme kararı ve

belgelerin incelenmesinde; başvurucunun 21/5/2013

tarihinde somut şikayet konusu ile ilgili olarak AYİM’de

dava açtığı, AYİM Üçüncü Dairesinin 27/2/2014 tarih ve E.2013/806, K.2014/340

sayılı kararı ile davanın kabul edildiği görülmüştür.

21. GATA tarafından ilk hükümden sonra verilen 23/1/2013 tarih ve 959 sayılı sağlık raporunu ikinci açılmış

davada dikkate alan Mahkemenin, kesinleşmiş olan dava ile idari işlemin

iptaline yönelik gerekçesi şöyledir:

“Dava ile ilgili olarak öncelikle davacı ve davalı tarafların

belirttiği kesin hüküm konusuna değinmek gerekmektedir. Davalı idare konuyla

ilgili olarak, evvelce hüküm verilmiş olması nedeniyle davada kesin hüküm

olduğunu ve bu nedenle reddedilmesinin gerektiğini belirtmiştir… Ancak davacı

taraf konuyla ilgili bakış açısını değiştirebilecek yeni bir rapor temin etmiş

ve bu kez işlem GATA Sağlık Kurulunun 23/1/2013

tarihli raporuna nazaran oluşturulmuştur. Bir davada kesin hüküm bulunabilmesi

için tarafların, talep sonuçlarının ve hukuki ve maddi dava sebeplerinin aynı

olması gerekmektedir. Davacı tarafın elde ettiği rapora nazaran talepte

bulunması ve buna verilen olumsuz yanıt yeni bir işlem olup, davada kesin hüküm

bulunmamaktadır…

Tüm bu veriler

gözetildiğinde davacının vazifenin neden ve etkisi ile malul hale geldiği

kanaatine varılarak aksi yönde oluşturulmuş işlemin iptaline karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. …hukuka aykırılık teşkil eden işlemin iptaline, davacıya

talep (işbu davaya konu son talep) tarihinden itibaren vazife malulü aylığı

bağlanmasına, aylıklara hak ediş tarihinden ödeme tarihine kadar ay be ay yasal

faiz ödenmesine…”

22. Başvurucu 15/3/2013

tarihli dilekçesi ile süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

23. 8/6/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye

Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun mülga 44. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları

tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak

duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve

haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri

uygulanır."

24. 5434 sayılı Kanun'un mülga 45. maddesi şöyledir:

"44 üncü maddede yazılı malüllük;

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada

vazifelerinden doğmuş olursa;

b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir

kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;

c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle

bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul

edilmesi şartiyle);

ç) Fabrika, atelye ve benzeri

işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o

işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan

ileri gelen kazadan doğmuş olursa;

Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara

uğrıyanlara da (Vazife malülü)

denir."

25. 5434 sayılı Kanun’un 56. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Muvazzaf, yedek ve gönüllü erlerin silah altında bulundukları

esnada veya celp ve terhislerinde (Serbest sevkler dahil)

sevkleri sırasında, Yedek Subay okulu öğrencilerinin gerek okulda, gerek

okuldan evvelki hazırlık kıtasında vazife malulü olmaları halinde, kendilerine,

öğrenim durumlarına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinde tespit edilen giriş derece ve kademe

tutarlarının, daha önce Devlet Memuriyetinde bulunmuş olanlardan kazanılmış hak

aylıkları veya emekli keseneğine esas aylıkları, sözü edilen giriş derece ve

kademe tutarının üzerinde olanlara bu aylıkları emeklilik gösterge tablosunda

karşılığı olan derece ve kademe tutarının,% 70'i üzerinden aylık bağlanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

26. Mahkemenin 20/11/2014 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 26/12/2012 tarih ve 2012/1277 numaralı

bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, 22/10/1997 tarihinde

zorunlu askerlik görevini yerine getirirken yapılan eğitim faaliyeti esnasında

meydana gelen patlama sonucu el ve yüz kısmından yaralandığını, bu olay

sonucunda tedavi görerek, hava değişimi ve verilen iznin bitiminde terhis

edildiğini, ancak terhisinden sonra işitme kaybı şikâyetiyle GATA’ya tekrar

başvurduğunu ve kulaklarından ameliyat olduğunu, sonraki dönemlerde

kulaklarındaki rahatsızlığın artmasından ötürü yeniden hastanelere başvurduğunu

ve “meydana gelen patlamanın etkisiyle

işitme kaybına uğradığı, askerliğe elverişli olmadığı, %32 oranında çalışma

gücü kaybı gerçekleştiği” yönünde GATA ve Adana Numune Eğitim

Araştırma Hastanesinden raporlar verilmesi üzerine 2012 yılında vazife

malullüğü aylığı bağlanması talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatta

bulunduğunu, isteminin reddedilmesi karşısında AYİM’e

açtığı davanın da, anılan raporlar ile yeniden rapor alma yönündeki talebinin

dikkate alınmaksızın reddedildiğini, terhis edildiği tarihte askerliğe

elverişli olduğuna ilişkin herhangi bir rapor olmadığını, Mahkemece böyle bir

rapor varmış gibi değerlendirme yapılarak karar verildiğini, oysa terhisinden

sonra geçirdiği ameliyatları müteakip askerliğe elverişliliği ile ilgili asker

kişi olmaması sebebiyle bir sağlık kurulu raporu tanzim edilmediğini, bu

nedenle hakkaniyete uygun bir yargılamanın yapılmadığını ifade etmiştir.

28. Başvurucu ayrıca, Mahkeme üyelerinden ikisinin askeri

hâkim sınıfından olmayan subaylardan oluşması ve hakimlik teminatına sahip

olmaması sebebiyle Mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmadığını, karar düzeltme

talebinin aynı Daire ve üyeler tarafından incelenerek hükme bağlandığını, bu

talebin reddedilmesi sebebiyle para cezasına hükmedildiğini, bu durumun hukuk

devleti ilkesi, mülkiyet hakkı, adil yargılanma hakkı, sosyal güvenlik hakkına

bağlı olarak Anayasa’nın 2., 35., 36., 60. ve 61.

maddelerini ihlal ettiğini ileri sürmüş, yeniden yargılama ve 26.000,00 TL

maddi, 10.000,00 TL de manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder. Bu nedenle başvurucunun tüm iddiaları Anayasa’nın 36.

maddesi ile ilişkili görülerek, adil yargılanma hakkı kapsamında

değerlendirilmiş olup, bu başlık altındaki iddialar ayrı ayrı incelenmiştir.

1. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız

Olmadığı İddiası

30. Başvurucu, Mahkeme üyelerinden ikisinin askeri hâkim

sınıfından olmayan subaylardan oluşması sebebiyle Mahkemenin tarafsız ve

bağımsız olmadığını belirtmiştir.

31. Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu daha önce

incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in oluşumu,

statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin bağımsızlığının Anayasa ve

ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı, atanma ve çalışma usulleri

yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı,

kararlarından dolayı idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline

ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı

görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).

Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile görev

yapmaları, disiplin konularında Disiplin Kuruluna tabi kılınmaları, görev

süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye

tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı bağımsızlıklarını

güçlendirmiştir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 30;

benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Mustafa

Yavuz ve Diğerleri / Türkiye, B. No: 29870/96, 25/5/2000; Bek / Türkiye, B. No: 23522/05,

20/4/2010).

32. Açıklanan nedenlerle, somut olayda mahkemenin bağımsız ve

tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından ve Anayasa Mahkemesinin

önceki kararlarından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığından, başvurunun bu bölümünün

“açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. İki Dereceli Yargılamanın Bulunmaması İddiası

33. Başvurucu AYİM’in tek dereceli

ve son karar mercii olduğunu, kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz

merciinin olmadığını, karar düzeltme taleplerinin aynı Daire tarafından

incelendiğini, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri

sürmüştür.

34. Anılan şikâyet, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesince, başvuru konusu ihlal iddialarının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (AİHS) ortak koruma alanı

dışında kaldığına karar verilmiştir (B.

No: 2013/2507, 6/3/2014,

§ 43-46; B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 40). Somut başvuru açısından da farklı

karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

3. Karar Düzeltme Talebinin Reddedilmesi Sonucunda Para

Cezasının Verilmesi İddiası

35. Başvurucu, karar düzeltme talebiyle yaptıkları başvurunun

reddedilmesi üzerine, ayrıca aleyhine para cezasına hükmedilmiş olmasının

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini söylemiştir.

36. Anılan şikâyet, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesince, hükmolunan bu miktarın, gözetilen meşru amaç ile

korunmak istenen hak açısından orantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir

yük oluşturmadığı, dolayısıyla söz konusu yaptırımın mahkemeye erişim hakkına

bir engel teşkil etmediği kabul edilerek, bu iddiaların açıkça dayanaktan

yoksun olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2013/2507, 6/3/2014,

§§ 36-42; B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 39; benzer yöndeki AİHM kararları

için bkz. Maillard / Fransa, B. No: 35009/02, 6/12/2005, §§

35, 37; Topaloğlu / Türkiye, B.

No: 38388/04, 3/7/2012; Dalar / Türkiye,

B. No: 35957/05, 21/2/2012, § 52). Somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Mahkeme Kararının Adil Olmadığı İddiası

37. Başvurucu, zorunlu askerlik

görevini yerine getirirken yapılan eğitim faaliyeti esnasında meydana gelen

patlama sonucu işitme kaybına uğradığının hastane raporları ile ortaya

konulduğunu, vazife malullüğü aylığı bağlanması amacıyla söz konusu raporları

Mahkemeye sunduğunu, ayrıca malullüğün askerlik vazifesi sırasında meydana

geldiğini ispatlamak için bir askeri hastaneye sevk edilerek yeniden rapor aldırılması

yönünde talepte bulunduğunu ancak Mahkemece bu talebinin karşılanmadığını;

yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, sunulan raporlar ile yeniden rapor alma

yönündeki talebi dikkate alınmaksızın ve askerliğe elverişli olduğuna dair bir

rapor olmamasına karşın varsayımsal kabulle,

davasının reddedilerek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

38. Bakanlık görüş yazısında, adil yargılama hakkı ile ilgili

başvurucunun bu şikâyetine benzer iddiaları içeren başvurulara yönelik olarak

daha önceden göz önüne alınacak kriterlerin

belirlendiği, somut başvuru açısından bu kriterlerden ayrılmayı gerektirecek

bir neden bulunmadığı, bu nedenle görüş sunulmasına gerek görülmediği ifade

edilmiştir.

39. Bakanlık görüşünde, ayrıca söz

konusu şikâyet mülkiyet hakkı kapsamında da değerlendirilmiş, mülkiyet hakkının

ihlal edildiği yönündeki şikâyet bakımından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

(AİHM) mülkiyet hakkı konusunda benimsediği ilkelere değinilmiş, mülkiyetin

korunması hakkının mutlak bir hak olmayıp devlete, özel ve tüzel kişilere ait

olan mülkleri yasalarda belirtilen koşullar altında kullanma ve hatta bu

kişileri bunlardan mahrum etme yetkisi de tanınabileceği, öncelikle uyuşmazlık

konusunun, Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ve Anayasa’nın 35. maddesindeki

mülkiyet hakkı kapsamına girip girmediğinin belirlenmesi gerektiği, kişinin,

ancak kendisinin 1. madde anlamında “sahibi

olduğu şey”e

bir müdahalede bulunulmuş olması halinde bu maddenin ihlal edildiğini iddia

edilebileceği, ayrıca, AİHM’in, bir malvarlığına

sahip olunması yönünde “meşru beklenti”nin

bulunmasını “malvarlığına ilişkin bir değer”

olarak kabul ettiği ve mülkiyet hakkı kapsamında koruma altına aldığı,

değerlendirme yapılırken bu hususların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

40. Başvurucu, Bakanlık görüşüne katılmadığını söylemiştir.

41. Başvurucu her ne kadar iddialarını, adil yargılama hakkı

yanında mülkiyet hakkına da dayandırarak ileri sürmüş ise de, başvurucunun

iddialarının idari makamların ve mahkemelerin yetersiz araştırmaya dayalı

olarak delilleri değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin olduğu görülmüştür. Dolayısıyla, başvurucunun adil

yargılama hakkına bağlı olarak lehine olmayan mahkeme kararının sonucundan

şikâyet ettiği belirlendiğinden, mülkiyet hakkı ile ilgili şikâyetin bu aşamada

ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığı değerlendirilmiştir.

42. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

43. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânını verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediği, bu süreçte karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden

bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı

bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın

çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından

dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna

sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık

keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (B. No:

2013/2767, 2/10/2013, § 22).

44. Başvuru konusu olayda, başvurucunun,

yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge

sunmadığı söylenemez. Zira başvurucunun, zorunlu askerlik

görevini yerine getirirken yapılan eğitim faaliyeti esnasında meydana gelen

patlama sonucu el ve yüz kısmından yaralandığını, işitme sorununun oluştuğunu,

bu olay sonucunda tedavi gördüğünü, süreç içinde değişik hastanelerde bu

hususta rapor aldığını, ne bu raporların ne de yeniden rapor alma yönündeki

taleplerinin Mahkemece dikkate alınmadığını iddia ettiği ve bu iddialarını da

destekleyebilecek raporları sunduğu saptanmıştır.

45. Buna göre, başvurucunun

iddialarının esas itibarıyla derece Mahkemesince verilen kararın yanlış

olduğuna, delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının uygulanmasında

isabet bulunmadığına ve dolayısıyla kararın sonucuna ilişkin olduğu

görülmektedir.

46. Anayasadaki hakların etkili bir biçimde korunması için,

davaya bakan mahkemelerin Anayasa’nın 36. maddesine göre “tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi” vardır (benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Dulaurans/Fransa,

B. No: 34553/97, 21/3/2000,

§ 33). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımı, başvurucuların

iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel şikayetlerini incelemekten

kaçınılmasına neden olması halinde Sözleşme’nin 6. maddesi, adil ve

hakkaniyetli bir yargılama hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (bkz. Kuznetsov / Rusya,

B. No: 184/02, 11/1/2007, §§ 84-85; B. No: 2013/7800,

18/6/2014, § 30).

47. Anayasa

Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası karşısında, derece

Mahkemesinin, tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir

biçimde inceleyip incelemediğini, başvurucunun, karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerle ilgili bilgi sahibi olma ve bunlara karşı etkili bir şekilde

itiraz etme ve kendi delillerini ve iddialarını sunma konularında bir sorunla

karşılaşıp karşılaşmadığını, yapılan yargılama ve kurulan hükümde bariz takdir

hatası veya açıkça keyfi bir durumun bulunup bulunmadığını denetlemekle

yetkilidir.

48. Ancak bu yönden esastan bir incelemeye geçmeden önce

davanın kabul edilebilirliği koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti gerekir.

Bu koşullardan birisi de başvurucunun “mağdur

sıfatı”nı

taşıyıp taşımadığına ilişkindir.

49. Anayasa Mahkemesi açısından, idari makamlar ve derece

mahkemeleri tarafından başvurucu lehine bir tedbir ya da kararın alınması

suretiyle ihlalin tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun ve

yeterli biçimde giderilmesi halinde ilgili tarafın artık mağdur olduğu ileri

sürülemeyecektir. Bu iki koşul yerine

getirildiği takdirde, bireysel başvuru mekanizmasının ikincil niteliği dolayısıyla

Anayasa Mahkemesinin inceleme yapmasına gerek kalmayacaktır. Bu

kapsamda, Anayasa’nın 36. maddesine ilişkin

şikâyetler açısından, yargılama sürecinin ve usulünün adilliğine riayet

edilerek, hakkaniyete uygun ve makul bir gerekçeye dayalı olarak verilen bir

karar mağdur sıfatını ortadan

kaldırabilecektir (B. No:2013/841, 23/1/2014, §

83; B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 61 ve 74).

50. Aynı şekilde AİHM de, ulusal yetkililerce ihlalin açıkça

veya özü itibarıyla tespit edilmesi ve verilen karar ile bu ihlalin uygun ve

yeterli biçimde giderilmesi halinde, ilgili tarafın, Sözleşme'nin 34. maddesi

anlamında bundan böyle mağdur olduğunu ileri süremeyeceğini belirtmektedir (bkz.

Fatma Yüksel / Türkiye, B. No:

51902/08, 9/4/2013, § 44; Scordino / İtalya, No 1, [BD], B. No: 36813/97, 29/3/2006, §§ 178 ve

devamı). AİHM’e göre bu iki koşul yerine getirildiği

takdirde, Sözleşme ile düzenlenen koruma mekanizmasının ikincil niteliği

sayesinde Mahkemenin inceleme yapması engellenmiş olacaktır (bkz. Eckle / Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982, §§ 64-70; Jensen / Danimarka, kabul edilebilirlik kararı, B. No: 48470/99; Cataldo / İtalya, kabul edilebilirlik kararı, B.

No: 45656/99; Göktepe / Türkiye,

kabul edilebilirlik kararı, B. No: 64731/01, 26/4/2005; Fatma Yüksel / Türkiye, B. No: 51902/08,

9/4/2013, § 46).

51. Mağdur sıfatının ortadan kalkması, özellikle ihlal

edildiği ileri sürülen hakkın niteliği ve ihlali tespit eden kararın gerekçesi

ile bu kararın ardından ilgili açısından uğradığı zararların varlığını devam

ettirip ettirmediğine bağlı bulunmaktadır (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Freimanis ve Lidums/Letonya,

B. No: 73443/01 ve 74860/01, § 68, 9/2/2006).

Başvurucuya sunulan telafi imkânının uygun ve yeterli olup olmadığı kararı, söz

konusu Anayasal temel hak ve özgürlüğün ihlalinin niteliği göz önünde

bulundurularak dava koşullarının tamamının değerlendirilmesi sonucunda

verilebilecektir. Bu çerçevede bir başvurucunun mağdur sıfatı, Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet ettiği durum için aynı zamanda, idari veya yargısal

bir kararla kendisine ödenmesine karar verilen tazminata da bağlı olabilecektir

(B. No:2013/841, 23/1/2014, § 84; ayrıca bkz. Fatma Yüksel / Türkiye, B. No: 51902/08,

9/4/2013, §§ 48-49; Gafgen / Almanya, [BD], B. No: 22978/05,

1/6/2010, § 116).

52. Başvuru konusu olay açısından öncelikli olarak, AYİM

Üçüncü Dairesinin 27/2/2014 tarih ve E.2013/806,

K.2014/340 sayılı kararında (§§ 21-22) açık bir şekilde ihlal tespitinin

yapıldığı, başvurucunun sunduğu raporların değerlendirildiği ve buna dayalı olarak

davasının kabul edildiği, hukuka aykırılık teşkil eden işlemin iptaline ve

başvurucuya vazife malullü aylığı bağlanmasına karar

verildiği, böylece somut başvuruya konu edilen Mahkemenin ilk kararındaki

olumsuz sonucun ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.

53. Buna göre, başvuruya konu edilen ve

adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürülen ilk kararın, aynı konuda

açılan ikinci dava sonucunda verilen karar ile başvurucu lehine iptal edildiği

ve anılan bu karar sonucunun başvurucu açısından belirli bir tatmin sağladığı

ve ileri sürülen ihlal iddialarının bu yolla giderilmek suretiyle mağdur

sıfatının ortadan kalktığı görülmektedir.

54. Açıklanan nedenlerle, Mahkeme kararının adil olmadığı

şikâyeti yönünden başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı

anlaşıldığından, başvurunun bu bölümünün “kişi

bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız

olmadığı ve karar düzeltme talebinin reddedilmesi sonucunda para cezası

verilerek mahkemeye erişim hakkının engellendiği iddialarına ilişkin kısmının “açıkça

dayanaktan yoksun olması”,

2. İki dereceli yargılama hakkıyla ilgili kısmının “konu bakımından yetkisizlik”,

3. Mahkeme kararının adil olmadığı kısmının, mağdur sıfatı

ortadan kalktığından “kişi bakımından

yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY BİRLİĞİYLE,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, Celal

Mümtaz AKINCI’nın karşı oyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,

20/11/2014 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin yedinci

fıkrasında, “Bireysel başvuruların

incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzükte hüküm bulunmayan hallerde ilgili usul

kanunlarının bireysel başvurunun niteliğine uygun hükümlerinin uygulanacağı”

ifade olunmuştur.

Bu

düzenlemeye göre; “Davalı, davanın

açılmasına sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının

talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum

edilemez” (dolayısıyla davanın açılmasına sebebiyet vermiş ve ilk

celsede de davayı kabul etmemişse mahkum edilir) şeklindeki 6100 sayılı HMK’nın 312. maddesi ikinci fıkrası hükmünün bireysel

başvuruda da uygulanması gerekmekte ve bireysel başvurunun yapılmasına “Kamu

gücü” neden olmuşsa yani bir idari eylem ya da işlemin doğurduğu hak ihlali

sebebiyet vermiş ve başvuru yapılmışsa başvurucu lehine yargılama giderlerine

hükmolunmasını gerekli kılmaktadır.

26.12.2012

tarihinde mahkememize bireysel başvuru yapıldıktan sonra, başvurucu 2013

yılında açtığı ikinci bir dava ile haklılığını kanıtlayarak mağduriyetinin

giderilmesini sağlayabilmiştir. Bu durum başvuru tarihi itibariyle başvurucunun

“mağdur” sıfatı olduğunu ve bir kamu gücünün başvurunun yapılmasına sebebiyet

verdiğini göstermektedir. Başvurunun yapılmasına (davanın açılmasına) sebebiyet

verilmesinden dolayı başvurucunun yargılama giderleri ödenmelidir.

Kamu

gücü, işlem ya da eylemi sonucu, başvurunun kabulü ve ihlalin tespiti halinde,

başvurucu lehine nasıl yargılama giderlerine hükmolunuyorsa, başvuru sırasında

bulunan “mağdur” sıfatının sonradan ortadan kalkmış olması halinde de

başvuru yapılmasına neden olunmasından dolayı

başvurucu lehine yargılama giderlerine hükmolunmalıdır.

Açıklanan

nedenlerle, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılması gerektiği

yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Özcan ÖZBEY Başvurucu : Yavuz Selim AKKOÇ Vekili : Av. Yasin TEKAKÇA Üye Celal Mümtaz AKINCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/1277, 20 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, Celal
  16. Karşı Oy
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/1277
Tarih
20 Kasım 2014

İlgili Kararlar

  • Bedri Üçer Başvurusu (B. No: 2014/1603)
  • Cüneyt Görür Başvurusu (B. No: 2014/243)
  • Mehmet Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2013/7858)
  • Dursun Sakar Başvurusu (B. No: 2013/6799)
  • Onay Yürüklü Başvurusu (B. No: 2014/1212)
  • Mehmet Salih Ayyıldız Başvurusu (B. No: 2012/397)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.