İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gökhan Günaydın Başvurusu (B. No: 2012/1099)

1. Başvurucu, Yüksek Askerî

Başvuru No2012/1099Tarih6 Mayıs 2015Okuma20 dk · 3.919 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gökhan Günaydın Başvurusu

Karar tarihi
6 Mayıs 2015
Başvuru Numarası
2012/1099
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.919 kelime·20 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Yüksek Askerî

Şûra (YAŞ) kararı ile resen emekliye sevk edilmesi işlemi ve 10/3/2011

tarih ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile

27/7/1967 tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri

Personel Kanunu’na eklenen geçici 32. maddesinde düzenlenen haklardan

yararlanmak için yaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının, 49.

maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ve 70. maddesinde düzenlenen liyakat

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 13/12/2012

tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca,

28/11/2014 tarihinde başvurunun, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet

Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık görüşünü 20/1/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet Bakanlığı tarafından

Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 26/1/2015

tarihinde bildirilmesine karşın, başvurucu görüşe cevap vermemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu astsubay

statüsünde görev yapmakta iken, 30/11/2006 tarihli

Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararı ile resen emekliye sevk edilerek, Türk Silahlı

Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.

9. 6191 sayılı Kanun’un 10.

maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.

madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetimine

kapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazı

haklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirilmiş ve

bu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden

itibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükme

bağlanmıştır.

10. Başvurucunun, 926 sayılı

Kanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyle

yaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 27/6/2011

tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlemin gerekçesi şu şekildedir:

“… uyuşturucu madde

kullanmanız, uyuşturucu satıcıları ile irtibatta olmanız, askeri personeli

uyuşturucuya özendirmeniz ve kullanmaya teşvik etmeniz gerekçesi ile, Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzere başvurunuzun REDDİNE…”

11. Başvurucu tarafından, anılan

işlemin iptali istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.

12. Davalı Bakanlık tarafından

AYİM Birinci Dairesine sunulan savunma dilekçesinde, dava konusu işlemin hukuka

uygun olduğu belirtilmiştir.

13. AYİM Birinci Dairesi, 12/4/2012 tarihli ara kararı ile davalı Bakanlıktan, işleme

esas alınan fiil ve olguların neler olduğunun bildirilmesinin ve buna ilişkin

belgelerin gönderilmesinin talep edilmesine karar vermiştir.

14. AYİM Birinci Dairesi 10/5/2012 tarih ve E.2012/459, K.2012/590 sayılı kararı ile

oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

Bu kapsamda dava konusu işlem irdelendiğinde;

(Dairemizce alınan ara karar üzerine davalı idarece gizlilik dereceli olarak

gönderilen bilgi ve belgelerden) 30.08.2003 tarihinde Astb.Çvş. naspedilerek Türk

Silahlı Kuvvetleri’nde görev yapmaya başlayan davacının, YAŞ kararı ile TSK’dan

ilişiğinin kesilmesine esas teşkil eden, bir çok kez farklı ortamlarda askeri

ve sivil personel ile uyuşturucu madde kullandığı yönündeki gerek kendisinin

(hiçbir baskı ve tesir altında kalmadan imzaladığı anlaşılan ifade

tutanağındaki), gerekse bir kısım askeri personelin (hukuka aykırı olduğu

konusunda hiçbir veri bulunmayan) beyanları nazara alınarak, 926 sayılı Kanunun

32’nci maddesinden yararlandırılmaması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde

hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

…

4. Gizlilik dereceli belgelerin iadesine,

…”

15. Başvurucu, bu karara karşı

yapılan karar düzeltme talebinde diğer iddialarının yanında dava dosyasına

sunulan gizlilik dereceli belgelerin incelettirilmemesi nedeniyle savunma

hakkının kısıtlandığını belirtmiştir. AYİM Birinci Dairesi, 1/11/2012

tarih ve E.2012/953, 2012/1159 sayılı kararı ile karar düzeltme talebini

reddetmiştir.

16. Karar, başvurucuya 16/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu, 13/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yapmıştır.

B. İlgili

Hukuk

18. 926 sayılı Kanun’un geçici

32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:

“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,

yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak

sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli

Savunma Bakanlığına başvururlar.

Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine en

geç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadece

gerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğinde

komisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve

kuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden

ilişiklerinin kesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en

geç altmış gün içinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.

…

Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgililer

altmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”

19. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Dosya

dışında inceleme” başlıklı 52. maddesi şöyledir:

“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.

Taraflardan

biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar

üzerindeki etkisi, görevli daire veya kurulca önceden takdir edilir, ara

kararında bu husus ayrıca belirtilir.

Ancak,

istenen bilgi ve belgeler Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek

menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetinin güvenliği ve yüksek menfaatleri ile

birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise, Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya

ilgili Bakan gerekçesini bildirmek suretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri

vermeyebilir.

(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf ve

vekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarece

gönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerine

incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki dava

konusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek

nitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine

açık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerine

incelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarak

ayrıca gönderilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veya

verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğu

iddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafından

incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede daha

önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafa

incelettirilebilir.

(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20

md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilik

derecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,

diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgili

kanun hükümleri saklıdır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

13/12/2012 tarih ve 2012/1099 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesi işlemine yönelik olarak, yapılan soruşturma hakkında yeterince bilgilendirilmediğini,

baskı ve tehdit altında ifadesinin alındığını, müdafi seçme imkânı

tanınmadığını, yeterli savunma süresi verilmediğini, soruşturmaya dayanak

belgelerin incelettirilmediğini, ilişiğinin kesilmesine karşı dava açma yolunun

bulunmadığını belirtmiştir. Bunun yanında 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasına yönelik olarak açtığı dava

kapsamında, davalı idarenin dava dosyasına sunduğu gizlilik dereceli

belgelerden haberdar edilmediğini, savunma hakkının kısıtlandığını, AYİM’in kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle

tarafsız ve bağımsız olmadığını, AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek

bir temyiz merciinin olmadığını, kendisine isnat edilen fiiller nedeniyle özel

sektörde iş bulmasının imkânsız hale geldiğini ve bu nedenle çalışma hakkının

elinden alındığını, hizmete alımda görevin gerektirdiği niteliklerden başka

hiçbir ayrım gözetilemeyeceği ilkesine aykırı hareket edildiğini belirterek,

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının, 49. maddesinde

düzenlenen çalışma hakkının ve 70. maddesinde düzenlenen liyakat ilkesinin

ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

22. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucunun,

ilişiğinin kesilmesi işlemine ve çalışma hakkına yönelik şikâyetleri ayrı

başlıklar altında, AYİM bünyesinde sınıf subaylarının bulunmasına, AYİM daire

kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmamasına ve gizlilik

dereceli belgelere erişilememesine yönelik iddiaları ise adil yargılanma hakkı

kapsamında değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. İlişiğin

Kesilmesi İşlemine İlişkin İddialar

23. Başvurucu, ilişiğinin

kesilmesi işlemine yönelik olarak, yapılan soruşturma hakkında yeterince

bilgilendirilmediğini, baskı ve tehdit altında ifadesinin alındığını, müdafi

seçme imkânı tanınmadığını, yeterli savunma süresi verilmediğini, soruşturmaya

dayanak belgelerin incelettirilmediğini, ilişiğinin kesilmesine karşı dava açma

yolunun bulunmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür

24. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

25. Anılan hüküm uyarınca

Anayasa Mahkemesinin yetkisinin zaman bakımından başlangıcı 23/9/2012

tarihi olup, Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve

kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir. Anayasa

Mahkemesinin yetki kapsamının anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve

kararları da içerecek şekilde genişletilmesi mümkün değildir (Hasan Taşlıyurt,

B. No: 2012/947, 12/2/2013, § 16).

26. Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi için kesin bir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin

geriye yürür şekilde uygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 18).

27. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun, 30/11/2006 tarihli YAŞ kararı ile Türk

Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiştir. Bu durumda ilişiğinin kesilmesine

yönelik şikâyetler zaman bakımından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında

kalmaktadır.

28. Açıklanan nedenlerle,

başvuru konusu işleme yönelik ihlal iddialarının 23/9/2012

tarihinden öncesine ait olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Çalışma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

29. Başvurucu, kendisine isnat

edilen fiiller nedeniyle özel sektörde iş bulmasının imkânsız hale geldiğini ve

açtığı davada hizmete alımda görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir

ayrım gözetilemeyeceği ilkesine aykırı hareket edildiğini belirterek, Anayasa’nın

49. maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

30. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına

da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

31. Bireyin dilediği alanda

çalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence

altına alınmış olmakla birlikte, Sözleşme’de

düzenlenen haklardan değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamu

hizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Sözleşme’de ya da protokollerinde korunan bir hak olmadığını

açıkça ifade etmektedir (Serkan Acar,

B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24).

32. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun iddiasına konu çalışma hakkı, Anayasa ve AİHS ve buna ek

Türkiye'nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

33. Başvurucu, 926 sayılı Kanun’un

geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasına yönelik olarak açtığı davada,

davalı idarenin dava dosyasına sunduğu gizlilik dereceli belgelerden haberdar

edilmediğini, savunma hakkının kısıtlandığını, AYİM’in

kuruluşu ve bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle tarafsız ve bağımsız

olmadığını, AYİM daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin

olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

34. Başvurucunun bu başlık

altındaki şikâyetlerinin ayrı başlıklar altında incelenmesi gerekir.

i.

Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası

35. Başvurucu, AYİM’in bünyesindeki sınıf subayları nedeniyle bağımsız ve

tarafsız olmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

36. Başvurucunun ihlal

iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı

veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet BALABANOĞLU, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

37. Anayasa Mahkemesi tarafından

bu konu daha önce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’in

oluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altına

alınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarını

zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap verme

durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek Disiplin

Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013,

§ 29). Diğer yandan, sınıf subayı üyelerin en fazla dört yıllık bir süre ile

görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin Kuruluna

tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askeri yetkililerce

herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, bu subayların idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz: Mustafa Yavuz ve

Diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 29870/96,

25/5/2000; Bek/Türkiye,

B. No: 23522/05, 20/4/2010, § 30).

38. Açıklanan nedenlerle,

mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin bir husus saptanmadığından,

başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. İki Dereceli Yargılanma Hakkı Yönünden

39. Başvurucu, ayrıca, AYİM

daire kararlarına karşı başvurulabilecek bir temyiz merciinin olmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

41. Başvurucunun başvuru

dilekçesinde ifade ettiği AYİM nezdinde temyiz, yani iki dereceli yargılanma

hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerden olmadığı gibi Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamına da girmemektedir.

42. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu ihlal

iddialarının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

iii. Silahların Eşitliği İlkesi ve Çelişmeli Yargılama

Hakkının İhlali İddiası

43. Başvurucu, davalı idare

tarafından sunulan ve mahkeme kararına esas alınan gizli belgelerden kendisinin

haberdar edilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

44. Başvurucu tarafından

gizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

45. Başvurucu, davalı idare

tarafından sunulan ve mahkeme kararına esas alınan gizli belgelerden kendisinin

haberdar edilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmektedir.

46. Bakanlık bu iddiaya karşı

görüş bildirmemiştir

47. Başvurucunun gizlilik

dereceli belgelerin incelettirilmediği iddiası silahların eşitliği ilkesi ve

çelişmeli yargılama hakkı açısından incelenecektir.

48. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

49. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

50. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul

edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak ve

gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanma

hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzî

içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).

51. Adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,

davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı

koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir

duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde

dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşı

tarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdan

olumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birine

tanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğuna

dair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).

52. Çelişmeli yargılama ilkesi

ise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının

tanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak

katılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,

delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete

aykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.

Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahların

eşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlar

niteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,

davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.

Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyor

olması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazır

bulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününe

aktif olarak katılmalarını gerektirir (Tahir

GÖKATALAY, B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).

53. AİHM, hükme esas olan ve

gizli olduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal

sebebi saydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiye

kararında, Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde görülen davada “gizli” ibareli belgelere başvuranın

erişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden Sözleşme’nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında “gizli” ibareli belgelere erişimin

sağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırı

olduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal

edildiğine hükmetmiştir (Güner Çorum/Türkiye,

B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§, 21-30).

54. Başvuru konusu olayda,

başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılması

talebiyle yaptığı başvuru, uyuşturucu madde kullanması ve personeli uyuşturucu

maddeye özendirmesi nedenleriyle ilişiğinin kesildiği gerekçesiyle reddedilmiş,

bu işleme karşı açılan davada, davalı Bakanlığın savunma dilekçesinde işlemin

hukuka uygun olduğu belirtilmiş, savunma dilekçesi ekinde hiçbir belge

sunulmaması nedeniyle AYİM Birinci Dairesi, davalı Bakanlıktan işleme esas

alınan fiil ve olguların neler olduğunun bildirilmesinin ve buna ilişkin

belgelerin gönderilmesinin talep edilmesine karar vermiş, Bakanlık tarafından

başvurucu hakkında gizlilik dereceli belgelerin dava dosyasına sunulmasına

rağmen bu belgelerden başvurucu haberdar edilmemiş, AYİM Birinci Dairesi de

gizlilik dereceli olarak sunulan belgeleri esas almak suretiyle davanın reddine

karar vermiş, başvurucu tarafından karar düzeltme dilekçesinde ilgili

belgelerden haberdar edilmediği için savunma yapma imkânı bulamadığının

belirtilmesine karşın, karar düzeltme talebi de reddedilerek uyuşmazlık

sonuçlandırılmıştır.

55. Ceza davaları ile medeni hak

ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk

devleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamaya

katılımının sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgi

sahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının verilmesi

olup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,

soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılama

usulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgi

ve belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesi

adil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar

1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010

tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile

Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,

değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006

tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiye

kararı gösterilmiştir (Bülent Karataş,

B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).

56. 6000 sayılı Kanun’un 20.

maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmiş

ve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;

dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancak

mahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge ve

dosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet ve

güvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulması

maksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ile

personelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerine

incelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek nitelikteki

bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olan

diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgili

bölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veya

vekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil

edecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,

mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği

çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin karşı tarafa

incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent

Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, §

75).

57. Somut olayda, AYİM

tarafından davalı idarenin sunduğu gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

bildirilmediği, başvurucunun ancak davanın esası hakkında verilen karar ile

dava dosyasına anılan belgelerin sunulduğunu öğrendiği, karar düzeltme

dilekçesinde bu belgelere karşı savunma yapma imkânı sunulmadığı hususunu

belirtmesine karşın, anılan belgelerin incelettirilmesi konusunda başvurucuya

bir imkân tanınmadan karar düzeltme talebinin reddedildiği görülmektedir.

58. Bu durumda, başvurucu,

kendisine bildirilmeyen ve hükme esas alındığı görülen belgelerden davanın

esası hakkında verilen karar ile haberdar olmuş olup, başvurucunun, 1602 sayılı

Kanun’un 52. maddesindeki usul göz önüne alındığında, anılan belgelerin

incelettirilmesi talebinde bulunması, AYİM tarafından bu talebin kabul edilmesi

ve belgelerin incelettirilmesine izin verilmesi ve ardından başvurucunun bu

belgelere karşı savunma yapması, 15 günlük karar düzeltme süresi içinde tüm

yükümlülüğün başvurucuya yüklenmesi sonucunu doğuracaktır (M. Ş. B., B. No:

2013/2202, 20/11/2014,§ 47).

59. Sonuç olarak, AYİM

tarafından gizlilik dereceli belgelerin, başka şahıs ve makamların özel

bilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idarenin

soruşturma metotlarının gizli tutulması veya benzeri haklı görülebilecek

hususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine açılmadığını ortaya koyacak hiçbir

argümanın ortaya konulmadığı, anılan belgelerin

başvurucunun incelemesine açılıp açılmayacağına ilişkin herhangi bir karar

alınmadığı ve bu belgelerden başvurucunun haberdar edilmediği görülmekle

olayda, davalı idare tarafından sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınan

gizlilik dereceli belgelere karşı başvurucuya savunma yapma imkânı verilmemesi

nedeniyle başvurucunun silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama

hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

60. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

61. Başvurucu, uğradığı maddi

zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

62. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine

tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu

gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

63. Başvuruya konu yargılamada

davalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuya

incelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesi

nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş

olup, ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmak

üzere, kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine, yeniden yargılama yapmak

üzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun

ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerekir.

64. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL başvuru harcı ve

1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. İlişiğinin

kesilmesine yönelik şikâyetinin “zaman

bakımından yetkisizlik”,

2. Çalışma

hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin“konu bakımından yetkisizlik”,

3. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına yönelik şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

4. İki

dereceli yargılanma hakkına yönelik şikâyetinin “konu bakımından yetkisizlik”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5.

Silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlali iddiasına

yönelik şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

6.

Silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin AYİM Birinci Daire Başkanlığına

GÖNDERİLMESİNE,

C. Başvurucunun tazminata ilişkin talebinin REDDİNE,

D. 172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme

olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre

için yasal faiz uygulanmasına,

6/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Raportör : Bahadır YALÇINÖZ Başvurucu : Gökhan GÜNAYDIN Vekili : Av. Soydan Saygın İNCİ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1099, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1099
Tarih
6 Mayıs 2015

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Arasan Başvurusu (B. No: 2014/4246)
  • Süleyman Özçelik Başvurusu (B. No: 2013/1715)
  • Cihan Yeşil Başvurusu (B. No: 2013/8635)
  • Hamiyet Köseoğlu Başvurusu (B. No: 2013/1341)
  • Orhan Tekkaya Başvurusu (B. No: 2012/775)
  • Baran Karadağ Başvurusu (B. No: 2014/12906)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.