İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gökhan Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/3616)

1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada

Başvuru No2015/3616Tarih14 Kasım 2018Okuma16 dk · 3.150 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gökhan Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/3616
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.150 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vazife malulü sayılmama işlemine karşı açılan davada

ileri sürdüğü iddiaların etkin bir şekilde irdelenmemesi nedeniyle adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. 2015/5588 numaralı bireysel başvuru dosyası aralarında konu

yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/3616 maralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmiş olup inceleme 2015/3616 numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden yürütülmüştür.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

A. Yargısal Süreç Öncesi

Dönem

9. Başvurucu 29/6/2012 tarihi itibarıyla Ağrı'nın Doğubayazıt

ilçesinde bulunan 1. Mekanize Piyade Tugayı Topçu Taburu bünyesinde zorunlu

askerlik görevini ifa etmeye başlamıştır.

10. Askerlik görevini ifa etmekte iken 20/12/2012 tarihinde

teçhizatlı nöbet sırasında düşerek -başvurucunun iddiasına göre buzda kaymak

suretiyle- sol omzundan yaralanan başvurucu, revirde ilk müdahalesinin

yapılmasının ardından Doğubayazıt Devlet Hastanesine (Hastane) sevk edilmiş ve omuz eklem çıkığı teşhisi ile 21/12/2012

tarihli rapor uyarınca otuz gün yatak istirahati almıştır. Bu rapor süresinin

bitiminden önce Hastane tarafından başvurucuya 11/1/2013 tarihinde yirmi gün

daha istirahat raporu verilmiştir.

11. Başvurucu ayrıca bu süreçte 22/1/2013 günü Hastaneye sevk

edildiğini, görevli doktorun tetkikler için (MR çekilmesi) kendisini Ağrı Asker

Hastanesine sevk ettiğini ancak güvenlik gerekçesiyle Ağrı'ya götürülmediğini

ve kendisine nöbet tutturulmaya devam edildiğini ileri sürmektedir.

12. Bu sürecin ardından izne ayrılarak aile evine giden

başvurucu, Samsun Merkez Komutanlığının 6/2/2013 tarihli yazısı ile Samsun

Asker Hastanesine; akabinde de Gülhane Askerî Tıp Akademisine (GATA) sevk

edilmiştir.

13. GATA bünyesinde omuz atroskopisi ameliyatı olan başvurucuya 20/2/2013

tarihli rapor ile kırk beş gün hava değişimi izni verilmiştir.

14. İznin ardından 1/4/2013 tarihinde yeniden GATA Ortopedi ve

Travmatoloji Kliniğine yatışı yapılan başvurucu 3/4/2013 tarihinde Türk Silahlı

Kuvvetleri (TSK) Rehabilitasyon ve Bakım Merkezine sevk edilmiştir. Başvurucuya

anılan Merkez tarafından 2/5/2013 tarihli rapor ile kırk beş gün hava değişimi

izni verilmiştir.

15. Takip eden süreçte TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi

Sağlık Kurulu 4/7/2013 tarihli raporu ile başvurucuya "eklem sertliği, başka yerde sınıflanmamış, omuz

bölgesi (sol omuz eklem hareket kısıtlılığı)" tanısı koymuştur.

Aynı raporla başvurucunun askerliğe

elverişli olduğu ancak iki ay süreyle sol kolunu ilgilendiren bedensel ve sportif faaliyetlerden muaf tutulması

gerektiği ifade edilmiştir.

16. Başvurucu 23/8/2013 tarihi itibarıyla askerlik hizmet

süresini tamamlayarak terhis edilmiştir.

17. Terhisini müteakip başvurucu, Samsun Askerlik Şubesi

tarafından 24/9/2013 tarihinde GATA'ya sevk edilmiştir. GATA Sağlık Kurulu

tarafından 11/10/2013 tarihli rapor ile başvurucuya "omuz eklemi çıkığı (sol omuz hareket kısıtlılığı), eklem

sertliği, başka yerde sınıflanmamış, omuz bölgesi" tanısı

konulmuş ve başvurucunun askerliğe elverişli

olmadığına, seferde görev alamayacağına karar verilmiştir.

18. Başvurucu son olarak Samsun Gazi Devlet Hastanesine

başvurmuştur. Anılan Hastane tarafından düzenlenen 23/10/2013 tarihli rapor ile

başvurucuya "sol omuz çıkığı nedeniyle

hareket kısıtlılığı" tanısı konulmuş ve başvurucunun özür

durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı

oranının %15 olduğu karara bağlanmıştır.

B. Tazminat Davasına İlişkin Yargılama Süreci

19. Başvurucu, askerlik görevini ifa ederken yaralandığını ve

engelli durumuna geldiğini belirterek tarafına maddi ve manevi tazminat

ödenmesi istemiyle 11/9/2013 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvuruda

bulunmuştur. Bu talebi cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir.

Başvurucu; askerlik görevini ifa ederken yaralanması, bu yaralanmaya ilişkin

olarak zamanında ve yeterli tedavi uygulanmaması nedeniyle engelli konuma

geldiğini ileri sürerek maddi manevi tazminat istemiyle Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava açmıştır.

20. AYİM İkinci Dairesi 4/2/2015 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir.

21. AYİM İkinci Dairesi ret hükmüne yansıtmamış ise de 24/9/2014

tarihli ara kararı ile GATA Adli Tıp Ana Bilim Dalından başvurucunun omzuna

dair mevcut sağlık durumunun düşme olayı ile ilgisi olup olmadığının ve olay

tarihinden önce omuz çıkığı bulunup bulunmadığının belirlenmesi için rapor

istemiştir. 9/1/2015 tarihli raporda başvurucuda tespit edilen klinik durumun düşme olayıyla ilişkili olup

olmadığının belirlenemediği ifade edilmiştir.

22. Davanın reddine ilişkin gerekçede öncelikle İdare Hukuku

ilkeleri ve Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idarenin kendi eylem ve

işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İster

hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle

sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye

yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında bir illiyet bağının

bulunması, hizmet kusurunun varlığı veya kusursuz sorumluluk koşullarının

oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğu hatırlatılmıştır.

Meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari

eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin

sorumluluğundan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Uyuşmazlığın başvurucunun

askerlik hizmeti sırasında yaralanarak tedavi sürecinin sonunda askerliğe

elverişsiz hâle gelmesinin vazifenin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediği

hususuna ilişkin olduğu ifade edilmiştir. İdari müracaatlar üzerine başlatılan

inceleme sonrası yapılan tahkikat neticesinde kule merdivenlerinden çıkarken

değil nöbet yerinin zeminindeki ahşap ızgaraya takılarak düştüğü anlaşılan

başvurucunun sonuç itibarıyla teçhizatlı nöbet sırasında düşerek omzundan

yaralandığı noktasında duraksama olmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun sıhhi

nedenlerden değil hizmet süresini doldurduğu için terhis edildiği

hatırlatılmıştır. Terhisinden bir süre sonra askerlik şubesi kanalıyla GATA'ya

sevkini temin ettiren başvurucunun askerliğe elverişli olmadığına ilişkin

11/10/2013 tarihli raporunun safahat bölümünde üç yıl önce sol omzunun çıktığı

ve Samsun Devlet Hastanesinde omzun yerine oturtulduğu yönünde açıklamalara yer

verildiği vurgulanmıştır. Dosya içeriğindeki tespitlere göre ilk defa 2010 yılı

içinde ortaya çıkan rahatsızlığın görevle ilgili bir olaydan kaynaklandığının

söylenemeyeceği ve esasen askerlik statüsüne girilmeden önce rahatsızlığın

mevcut olduğu yönünde belirleme yapılarak başvurucunun rahatsızlanmasından

idarenin sorumlu tutulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

23. Başvurucu ret kararını 26/3/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 27/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda (B. No: 2015/5588)

bulunmuştur.

C. Vazife Malulü Olarak

Kabul Edilmeme İşlemine İlişkin Yargılama Süreci

24. Diğer taraftan başvurucu, askerlik hizmetini yerine

getirirken malul durumuna geldiğini belirterek vazife malulü kabul edilmesi

istemiyle 18/11/2013 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmuş

ancak başvurucunun bu talebi cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir.

Başvurucu, zımni ret işleminin iptali istemiyle AYİM nezdinde dava açmıştır.

25. AYİM Üçüncü Dairesi 2/10/2014 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir.

26. Ret gerekçesinde öncelikle uyuşmazlığın başvurucunun

askerlik hizmeti sırasında yaralanarak tedavi sürecinin sonunda askerliğe

elverişsiz hâle gelmesine neden olan olayın vazifenin sebep ve tesiriyle

meydana gelip gelmediği hususuna ilişkin olduğu ifade edilmiştir. Hakkında

askerliğe elverişsizlik raporu düzenlenen başvurucunun malul olduğu hususunda

bir tereddüt bulunmadığının altı çizilmiştir. Yapılan tahkikat neticesinde kule

merdivenlerinden çıkarken değil nöbet yerinin zeminindeki ahşap ızgaraya

takılarak düştüğü anlaşılan başvurucunun sonuç itibarıyla teçhizatlı nöbet

sırasında düşerek omzundan yaralandığı noktasında duraksama olmadığı

belirtilmiştir. Hizmet süresini doldurarak terhis edilmesinden sonra GATA

tarafından düzenlenen 11/10/2013 tarihli askerliğe elverişli bulunmadığı

yönündeki rapor uyarınca başvurucunun omzunun 2010 yılı içinde çıktığı ve

tedavi edildiği vurgulanmıştır. İlk defa 2010 yılı içinde ortaya çıkan

rahatsızlığın görevle ilgili bir olaydan kaynaklandığının söylenemeyeceği ve

esasen askerlik statüsüne girmeden önce rahatsızlığın mevcut olduğu yönünde

belirleme yapılarak dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

27. Ret hükmüne karşı yapılan karar düzeltme istemi AYİM Üçüncü

Dairesinin 5/2/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

28. Başvurucu nihai kararı 20/2/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 27/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda (B. No: 2015/3616)

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

29. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu

hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini

oluşturmaktadır. İdarenin kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası haricinde bir yasal dayanağı

bulunmamaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen

birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan

zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.

İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile

hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle

Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin

mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye

ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,

mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif

edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)

sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru

bulunmasa dahi idarenin mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).

30. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel

Sağlık Sigortası Kanunu 'nun "Bazı aylık tazminat ve yardımlara ilişkin geçiş

hükümleri" kenar başlıklı geçici 18. maddesinin (a) bendi

şöyledir:

"İlgili kanunlarında düzenleme

yapılıncaya kadar;

a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu

Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife

veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı

Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından

görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak

çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı

Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve

yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki

hükümlerin uygulanmasına devam olunur. "

31. 5510 sayılı Kanun'un göndermede bulunduğu 8/6/1949 tarihli

ve 5434 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 44.

maddesinin ilk fıkrası şöyledir:

"Her ne sebep ve suretle olursa olsun

vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları

tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve

haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. "

32. 5434 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (a) bendi ve son cümlesi

şöyledir:

"44 üncü maddede yazılı malullük;,

a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları

sırada vazifelerinden doğmuş olursa;

...

Buna

(Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife

malulü) denir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

34. Başvurucu; geçici askerlik görevine sağlık kontrolünden

geçerek ve sağlıklı olduğu kabul edilerek başlatıldığını, askerlik görevini

yerine getirirken teçhizatlı nöbet esnasında düşerek yaralandığını, bu bağlamda

vazife malullüğü ve tazminat koşullarının oluştuğunu, askerlik görevinden önce

2010 yılında omzunun çıktığının kabul edilmesi durumunda dahi bu rahatsızlığın

tedavi edildiğini ve sağlıklı olarak askerlik görevine kabul edildiğini, nöbet

esnasında düşmesi ve askerlik görevi dönemindeki tedavi süreci sonrası engelli

duruma geldiğini, bu hususlara ilişkin iddialarının dikkate alınmadığını,

irdelenmediğini, Mahkemenin tüm bu hususları dikkate almadan karar verdiğini

belirterek adil yargılanma ve gerekçeli karar hakkı ile hukuk devleti ilkesinin

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

35. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,

ileri sürdüğü iddiaların karşılanmamasına ilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun

iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

38. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,

19/4/2017, § 75).

39. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

40. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri

[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

41. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili

ve yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, §§ 35, 39).

42. Makul gerekçe; davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl

nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere

dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki

bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim

Ataş, B. No: 2013/1235, 18/6/2013, § 24).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

43. Somut olayda başvurucunun sağlık kontrolünden geçirilerek

askerliğe elverişli olduğunun kabulüyle geçici askerlik görevini ifa etmeye

başladığı, görevi devam ederken nöbet esnasında sol kolunun üzerine düşmesi ve

ardından gerçekleşen tedavi süreci sonucunda (terhis edilmesinin de ardından)

sol kolundaki hareket kısıtlığı sebebiyle askerliğe elverişsiz duruma geldiği

hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinde görülen davaların

tarafları arasındaki ihtilaf, başvurucunun sol kolunda meydana gelen ve belirli

ölçüde engelli konuma gelmesine neden olan hareket kısıtlılığının askerlik

görevini yerine getirirken yaşanan düşme olayının bir sonucu olarak ortaya

çıkıp çıkmadığı noktasındadır. Başvurucu, engelli konuma gelmesine neden olan

hareket kısıtlılığının askerlik görevini yerine getirirken yaşadığı düşme

olayından ve daha sonra kendisine nöbet görevi verilmeye devam edilmesinden

ileri geldiğini öne sürmekte iken idare, başvurucunun askerliğe kabul edilmeden

önce zaten omzundan rahatsızlığı bulunduğunu savunmuş; davaya bakan AYİM ise

başvurucunun askerliğe elverişsiz hâle gelmesine neden olan rahatsızlığın

askerlik görevine başlamadan önce ortaya çıktığı ve rahatsızlığın meydana

gelmesinde askerî hizmetin bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşmıştır.

44. Başvurucunun sağlıklı olarak askerliğe kabul edildiği ve

askerlik görevini yerine getirirken teçhizatlı nöbet esnasında sol kolu üzerine

düşmesi sonucu yaralandığı hususuna yönelik olarak idarenin herhangi bir

itirazı söz konusu olmamıştır. Mahkemenin de aksine bir değerlendirmesi

bulunmamaktadır. Bu hâle göre görevini yerine getirirken teçhizatlı nöbet

esnasında sol kolu üzerine düşmesi sonucu yaralandığı hususunda kamu

makamlarının itirazının bulunmadığı başvurucunun sol kolunda oluşan hareket

kısıtlılığının askerlik görevinden kaynaklandığı yolunda öne sürdüğü iddianın

temelsiz olduğu söylenemez.

45. AYİM, tazminat davasına ilişkin süreçte GATA Adli Tıp Ana

Bilim Dalı Başkanlığından konuya ilişkin rapor alınmasına karar vermiş ise de

söz konusu raporda başvurucunun hareket kısıtlılığının askeri görevi yerine

getirirken yaşadığı düşme olayıyla ilişkili olup olmadığının belirlenemediği

ifade edilmiştir (bkz. § 21). AYİM söz konusu raporu kararına yansıtmadığı gibi

anılan raporun başvurucunun iddialarını açıklığa kavuşturmadığı görülmektedir.

46. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme,

yasa kurallarını yorumlama, kararda tam olarak hangi unsurların bulunması

gerektiğine karar verme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait

olmakla birlikte mahkemenin esasa etkili iddialara ilişkin olarak ilgili ve

yeterli bir gerekçe sunması hakkaniyete uygun yargılanmanın gerçekleşmesi adına

bir zorunluluktur. Bu bağlamda mahkemenin, rahatsızlığın askerlik görevinin

tesiri ile oluştuğu yönünde ileri sürülen ve temelsiz olmadığı anlaşılan

iddiaya yönelik olarak açıkladığı rahatsızlığın

askerlik öncesinde de var olduğu yönündeki gerekçenin, başvurucunun

askere sağlıklı olarak kabul edildiği ve rahatsızlanmasına karşın nöbet

tutturulmaya devam edildiği iddiaları dikkate alındığında yetersiz kaldığı

görülmektedir.

47. Buna göre başvurucunun yargısal süreçte dile getirdiği,

davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiaların makul, ilgili ve

yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığı anlaşıldığından adil yargılanma hakkı

kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit

edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."

50. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

51. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

52. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

53. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

54. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarının makul, ilgili

ve yeterli bir gerekçe ile karşılanmadığını değerlendirerek gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

55.

Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre

yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)

numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

56. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğu sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 453,80 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.433,80 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM İkinci

Dairesinin 4/2/2015 tarihli ve E.2013/1669, K.2015/244 sayılı kararı ile AYİM

Üçüncü Dairesinin 2/10/2014 tarihli ve E.2014/1070, K.2014/1231 sayılı kararına

ait dava dosyaları ile ilgilidir.),

D. Tazminata ilişkin talebin REDDİNE,

E. 453,80 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.433,80 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Gökhan

ÖZDEMİR

Vekili

:

Av. Cihan

KOÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/3616, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Yargısal Süreç Öncesi
  7. B. Tazminat Davasına İlişkin Yargılama Süreci
  8. C. Vazife Malulü Olarak
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. VI. Hüküm
  14. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının
  15. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Gökcan
  19. Hakyemez
  20. Çakmak
  21. Özdemir
  22. Koç
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/3616
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Hulusi Özkan Başvurusu (B. No: 2015/18638)
  • Sevinç Hocaoğulları Başvurusu (B. No: 2015/271)
  • Peter Wırth Başvurusu (B. No: 2015/3379)
  • Elit Hancı Akaryakıt ve Petrol Ürünleri Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/20)
  • Tolgahan Orhon Başvurusu (B. No: 2015/11349)
  • Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/4304)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.