İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Peter Wırth Başvurusu (B. No: 2015/3379)

1. Başvuru, kamu görevlilerinin intiharı önleme bakımından

Başvuru No2015/3379Tarih14 Kasım 2018Okuma11 dk · 2.290 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Peter Wırth Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/3379
R.G. Tarih ve Sayı
7/12/2018-30618
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.290 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kamu görevlilerinin intiharı önleme bakımından

yeterli önlemleri almamaları nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucunun oğlu, Avusturya vatandaşı J.W. 8/7/2014

tarihinde İstanbul'un Fatih ilçesinde kaldığı otelin yakınındaki bir binanın

çatı katından atlamak suretiyle ağır yaralanmış; kaldırıldığı Haseki Eğitim ve

Araştırma Hastanesinde yaşamını kaybetmiştir.

8. J.W.nin kaldığı otelin olaya bizzat

tanık olan müdürünün anlatımını ve kolluk görevlileri tarafından olay yerini

gören kameralardan alınan görüntüler üzerinde yapılan inceleme sonucunu içeren

tutanağa göre olay şu şekilde gelişmiştir:

i. J.W., saat 18.39.36'da (Kayıt üzerinde görülen zaman, gerçek

zamana göre bir saat geridir.) üzerinde hiçbir kıyafet bulunmadığı hâlde

ortamda dolaşmakta iken kamera kayıt açısına girmiş; uyarılar üzerine saat

18.41.06'da iç çamaşırını giymiştir.

ii. Bu arada otel müdürü, bir şahsın çıplak bir şekilde etrafta

dolaştığını emniyet görevlilerine bildirmiştir.

iii. J.W. iç çamaşırını giydikten sonra kaldığı otelin sağ

çaprazında bulunan-zemin hariç- üç katlı binanın çatısına dışarıdan tırmanmak

suretiyle çıkmıştır.

iv. Otel müdürü, tekrar kolluk görevlilerini arayarak daha önce

çıplak dolaştığını bildirdiği kişinin otellerinin karşısında bulunan binanın

çatısına çıktığını haber vermiştir.

v. Kolluk görevlileri yabancı dil bildiğini belirten otel müdürünün

yardımıyla J.W.yi aşağıya

inmeye ikna etmeye çalışırken J.W. koşarak boşluğa atlamıştır.

vi. Olay yerinde bulunan acil yardım ekibi tarafından müdahale

edilen J.W. ağır yaralı olarak Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine

kaldırılmış ancak burada kurtarılamayarak yaşamını yitirmiştir.

9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) 9/10/2014

tarihinde olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın

ilgili kısmı şöyledir:

"Yukarıda kimliği yazılı Avusturya

vatandaşı [J.W.]nin, yüksekten düşme bildirimi ile yaralı olarak

getirildiği Hasek Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde

yoğun bakım ünitesine alınıp tedavisine başlanmasına rağmen öldüğü

bildirilmekle soruşturmaya başlanmıştır.

Adı geçenin otopsisi sonucu düzenlenen Adli

Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 05.08.2014 tarihli raporda ölüm sebebinin

'genel beden travmasına bağlı kafatası, vertebra,

seri kot, pelvis kemik kırıklarıyla birlikte beyin

doku harabiyeti, iç organ yaralanması' olarak

belirlenmiş, kanda ve idrarda alkol ve uyuşturucu madde bulunmadığı tespit

edilmiştir.

Evrak arasındaki kolluk tarafından düzenlenen

tutanaklar, bilgi sahibi olarak ifadesine başvurulan [S.S.]nin anlatımı, olay anını gösteren güvenlik kamerası

görüntüleri ve buna ilişkin izleme tutanağı, olay yeri inceleme raporu ve sair

evrak içeriğine göre;

Tria Otel'de konaklayan [J.W.]nin,

olay günü çıplak vaziyette ve giysileri elinde olduğu halde sokakta koştuğu,

bilahare iç çamaşırını giydiği, ardından üç katlı bir binanın çatısına binanın

dışından tırmanarak çıktığı, burada olayı polise haber veren [S.S.]nin ve polisin ikna çabalarına rağmen ve çağırılan

itfaiye aracı sokağa girdiği anda çatıdan kafası üstüne atladığı, gelen

ambulans ile hastaneye kaldırıldığı, bu haliyle olayın intihar olduğu, olay

sırasında yanında veya çevresinde bir başkasının bulunmadığı, intihara ikna

veya yardım edildiğine ilişkin bir delil mevcut olmadığı, ölümünde, kendisinden

başka birisine yüklenebilecek bir kast ve ölüm ile illiyet bağı oluşturacak

nitelikte kusur bulunmadığı anlaşılmıştır."

10. Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı

başvurucu tarafından yapılan itirazı inceleyen İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi

16/12/2014 tarihli kararıyla itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.

11. Kararın 25/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliği

üzerine 24/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu, J.W.nin intihar etmiş

olduğu hususunda herhangi bir şüphesinin bulunmadığını belirtmekle birlikte

olaya müdahale etmek zorunda olan kolluk ve itfaiye görevlilerinin adı geçenin

intiharının önlenmesi konusunda gerekli önlemleri zamanında almayarak ölümüne

yol açtıklarını ileri sürmektedir. Başvurucu; devletin yaşam hakkı ile ilgili

olarak negatif yükümlülüklerinin yanı sıra yaşamı korumak konusunda pozitif

yükümlülüklerinin bulunduğunu, bu yükümlülüklerin bireyin yaşamını kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğünü de

içerdiğini, olay yerine çağrılan görevlilerin -yaşamına son vermek üzere

binanın çatısına çıkmış bir kişiye yardım etmek için olay yerine gittikleri

düşünüldüğünde- ilgili mevzuatın kendilerine yüklediği göreve rağmen eylemsiz

kalarak yaşam hakkının ihlaline yol açtıklarını iddia etmektedir. Başvurucu;

olgu bazında olay yerine itfaiyenin gelmesini geciktiren ve ana cadde üzerinde

bulunan hidrolik sistemli bariyerin açılmadığını, olayın geçtiği sokaktaki

araçların sokağa girişi engelleyecek şekilde park edilmiş olduğunu, bunlara

rağmen itfaiyenin alana ulaştığı anda J.W.nin hâlâ

hayatta olduğunu ancak kolluk görevlilerinin çökebileceği gerekçesiyle çatıya

çıkmadıklarını, olay yerine yabancı dil bilen bir kamu görevlisi veya psikolog

yönlendirilmediğini, ayrıca atlama yönünde şişme bot veya yastık açılması gibi

tedbirlerin alınmadığını belirtmektedir.

14. Başvurucu; yaşam hakkı bağlamında pozitif yükümlülüklerin

usule ilişkin boyutunun bulunduğunu, ölüm ile sonuçlanan olayların

derinlemesine soruşturularak maddi gerçeğin açığa çıkarılması gerektiğini

belirterek Savcılık tarafından yürütülen soruşturmanın maddi gerçeğin tüm

yönleriyle aydınlatılmasında yeterli olmadığından da yaşam hakkının usul

boyutunun ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

15. Başvurucu, Savcılığın yetersiz soruşturma sonucunda vermiş

olduğu takipsizlik kararına karşı yaptığı itirazın İstanbul 1. Sulh Ceza

Hâkimliğince yeterli bir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini dile getirmiş

ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; temel olarak oğlu J.W.nin intiharının ihbar üzerine olay yerine giden kolluk

ve itfaiye görevlilerinin zamanında yapacakları gerekli müdahaleyle

önlenebileceğini, ölüm olayı ile görevlilerin eylemsizliği arasında nedensellik

bağı olduğunu, olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturmasının etkili

olmadığını, takipsizlik kararına karşı yaptıkları itirazın yetersiz bir gerekçe

ile reddedildiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı ile ilgili olduğu

değerlendirildiğinden bu iddiaların bir bütün hâlinde yaşam hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

17.Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

18. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

19. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucu, ölen kişinin babasıdır. Bu

nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

20. Başvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklik

bulunmamakla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları bakımından

da incelenmesi gerekir.

21. Başvuru konusu olayda başvurucu, tüm ihlal iddialarını oğlu J.W.nin bir binanın çatısından atlamak suretiyle yaşamına

son vermesi olayı ile ilgili yürütülen ceza soruşturması kapsamında ileri

sürmektedir. Başvurucu, oğlunun ölümünün önlenebilir olduğunu ancak olaya

müdahalede bulunan kamu görevlilerinin eylemsizliği nedeniyle ölümün

gerçekleştiğini iddia etmektedir.

22. Başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları bakımından incelenmesinde

ilk olarak başvuruda ileri sürülen iddiaya ilişkin etkili başvuru (kanun)

yolunun tespit edilmesi, ardından da Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun bu

yol tüketildikten sonra ve süresi içinde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi

gerekir.

23.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

26. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanun

maddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel

başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare

olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20). Temel hak ve

özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin

ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve

yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar

tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

27. Diğer taraftan tüketilmesi gereken başvuru yollarının

başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir

çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarak

anlaşılması gerekir (Taner Kurban,

B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 20). Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne

kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala uygunluğun

denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu

anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil

aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının

gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28).

28. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbiriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan bireylerin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak

yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkınıkamusal

makamların, diğer bireylerin ve kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

29. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

30. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

31. Ancak kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölüm

olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım

benimsenebilir. Bu kapsamda yaşam hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlaline

kasten sebebiyet verilmediği durumlarda pozitif yükümlülük her olayda mutlaka

ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

32. Bu noktada belirtilmelidir ki hukuka veya sözleşmeye aykırı

bir fiil nedeniyle başkasına verilmiş olan zararın tazmin edilmesi

yükümlülüğünü ifade eden hukuki sorumluluk; ceza hukuku alanında suç diye

adlandırılan, insan davranışına göre daha geniş bir hukuka aykırı davranış

grubunu kapsamaktadır. Bir eylemin suç teşkil edebilmesi için ilgili kanunda

açıkça tanımlanması gerekirken haksız fiil için böyle bir sınırlamaya yer

verilmemektedir. Ayrıca ceza hukuku alanında taksire dayalı sorumluluğun

istisnai nitelik taşımasına rağmen başkalarına kasten veya taksirle verilen

zararın hukuki sorumluluk kapsamında giderim imkânının daha fazla olduğu, ceza

hukuku alanında objektif sorumluluğa yer verilmezken hukuki sorumluluk alanında

objektif sorumluluk esasının da etkin şekilde uygulandığı ve hukuki sorumluluk

alanında aynı maddi vakıalar çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı

kullanılarak kişisel sorumluluğun söz konusu olabildiği anlaşılmaktadır (Işıl Yaykır, B.

No: 2013/2284, 15/4/2014, § 44).

33. Anayasa Mahkemesi kararlarında da sıklıkla vurgulandığı

üzere ceza kanunları uyarınca suç oluşturmayan eylem ve ihmallere karşı ilgili

kişi veya kurumlar aleyhine adli yargı önünde açılacak davalarla da uğranılan

zararların tazmin edilmesi mümkündür (Kenan

Sayın, B. No: 2013/5376, 14/10/2015, § 50; Coşkun Gömüç ve Taşkın Gömüç, B. No: 2013/9597, 21/4/2016, § 64).

34. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliği

aşan bir kusuru olduğu veya olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz

konusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir

faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli

önlemleri almadığı durumlarda ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar

dahi kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında bir ceza

soruşturması yürütülmesi gerekir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 60).

35. Görüldüğü üzere yaşam hakkı kapsamında devletin sahip olduğu

etkili yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülük, olayın niteliğine bağlı olarak farklı özellikteki hukuki

yolların etkili yürütülmesiyle yerine getirilmiş sayılabilmektedir. Bu durumda

başvuruya konu ölüm olayının niteliğinin belirlenmesi önem arz etmektedir.

36. Somut olayda başvurucunun oğlu, turist olarak geldiği

İstanbul'da kalmakta olduğu otele yakın bir binanın çatısından atlayarak ağır

yaralanmış; ardından kaldırıldığı sağlık kuruluşunda yaşamını yitirmiştir.

37. Öte yandan somut olayda bireylerin kendi eylemlerine karşı

yaşamı koruma konusunda kamu makamlarına isnat edilen pozitif yükümlülükler

bağlamında değerlendirme yapılmasını gerektirecek şekilde ilgili kişinin kamu

makamlarının kontrolü altında olması ve bu makamlar tarafından intihara

eğiliminin bilindiği veya bilinmesini gerektirecek koşullarının bulunmadığı görülmektedir.

Aynı şekilde J.W.nin vefatının kamu görevlilerinin

olay sırasındaki kasti tutumlarından kaynaklandığından şüphelenilmesini

gerektirir bir veriden söz edilebilmesi mümkün değildir. Başvurucu da kamu

görevlilerinin kasıtlı tutumlarının J.W.nin intiharına

yol açtığı yönünde bir iddia ileri sürmemektedir.

38. Esasen mevcut başvurunun özü müdahale için olay yerine

çağrılan kamu görevlilerinin eylemsizliğinin olaya yol açtığı iddiasıdır. Bu

şekilde ihmal suretiyle yaşam hakkınınihlaledildiğiiddialarıileilgiliolarakAnayasaMahkemesiningenelyaklaşımı,

Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin sahip olduğu etkili yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğün mağdura adli yargı mercileri önünde tazminat davası açma

yolunun sağlanması suretiyle yerine getirildiğinin kabulü yönündedir. Bu açıdan

değerlendirildiğinde somut olay bağlamında bu yükümlülüğün yerine getirilmiş

olmadığı yönünde bir değerlendirmede bulunmak için başvuru dosyası ve eklerinde

herhangi bir verinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

39. Bu itibarla Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan

olup hem ilgili kamu görevlilerinin sorumluluğunu saptayabilecek hem de

gerektiği takdirde zararın ödenmesi yoluyla uygun giderim sağlayabilecek

tazminat yolunun somut olayda öncelikle tüketilmesi gereken bir başvuru yolu

olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda yaşam hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddianın Anayasa Mahkemesince bu aşamada incelenmesi olanağı

bulunmamaktadır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları

yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Melek KARALİ

SAUNDERS

Başvurucu : Peter WIRTH Vekilleri : Av. Alp Tekin OCAK Av. Murat Deha BODUROĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/3379, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Başvurucunun İddiaları
  8. B. Değerlendirme
  9. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  10. Gökcan
  11. Hakyemez
  12. Saunders
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/3379
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Elit Hancı Akaryakıt ve Petrol Ürünleri Gıda İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/20)
  • Tolgahan Orhon Başvurusu (B. No: 2015/11349)
  • Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/4304)
  • Ahmet Toktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4852)
  • Muammer Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/4779)
  • Mevlüt Can Başvurusu (B. No: 2014/12954)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.