İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ahmet Toktaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4852)

1. Başvuru, kötü muamele sonucu gerçekleşen ölüm olayı hakkında

Başvuru No2014/4852Tarih14 Kasım 2018Okuma22 dk · 4.495 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ahmet Toktaş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2014/4852
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.495 kelime·22 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kötü muamele sonucu gerçekleşen ölüm olayı hakkında

etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağı ile

yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III.OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Muş

Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) Ulusal Yargı Ağı Bilişim

Sistemi (UYAP) aracılığıyla temin edilen belgelere göre ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. Cumhuriyet Başsavcılığına 24/10/1993 tarihinde saat 16.00

sıralarında, yanarak vefat eden üç kişiye ait cesedin bir camiye getirildiği

yönünde ihbar gelmiştir. Söz konusu ihbara göre Muş il merkezine bağlı Yörecik

köyünden üç kişi 23/10/1993 tarihinde eşyalarını almak amacıyla köylerine

gitmiş, burada bulunan bir araç ile bazı eşyaların yakılması şeklinde tezahür eden

olay esnasında yanarak vefat etmişlerdir.

10. Ölü muayenesi işlemi için cesetlerin Muş Devlet Hastanesine

morguna getirtilmesinden sonra Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekim

tarafından aynı tarihte yapılan ölü muayenesi işleminde -bir kimlik tanığı

yardımıyla- cesetlerin M.S.T., Me.S.T. ve A.T.ye ait olduğu tespit edilmiş;

M.S.T.nin sırtından uzun namlulu bir silaha ait bir mermi çekirdeği çıkarılmış,

Me.S.T. ve A.T.nin cesedinde kurşun giriş ve çıkış delikleri saptanmış ve bahse

konu üç kişinin ateşli silah yaralanmasına bağlı sebepler ve yanma

nedeniyleöldükleri kanaatine varılmıştır. Ölüm nedenlerinin tespit edilmesi ve

patolog temin edilememesi sebebiyle klasik otopsi işlemi yapılmasına gerek

görülmemiştir. M.S.T.nin cesedinden çıkan mermi çekirdeği adli emanete

alınmıştır.

11. Kızılağaç Jandarma Karakol Komutanlığı emrindeki görevliler

24/10/1993 tarihinde Çevrecik köyüne gidip olay yerini incelemiştir. Olay yeri

incelemesine ilişkin tutanakta; köyün daha önce terk edilmesi nedeniyle köyde

yaşam belirtisinin bulunmadığı, cesetlerin taşınması ve ev ile aracın büyük bir

kısmının yanması nedeniyle herhangi bir delil bulunamadığı belirtilmiştir.

Kolluk görevlileri ayrıca ölen kişilerin akrabalarının memurlarla akraba

olması, ölenlerden birisinin Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi olması,

ölenlerin terör örgütü tarafından daha önce mimlendiklerine ve öğrencinin

üzerine gidildiğine, terör örgütüne bağlı iki grubun bölgede faaliyet

gösterdiğine ve olay tarihinde söz konusu grupların da bölgede olduğuna dair

duyumlarının olması nedenleriyle ölenlerin örgüt tarafından

cezalandırıldıklarına dair kanaatlerini ve olaya tanık herhangi bir kimsenin

kesinlikle bulunmadığını tutanakta belirtmişlerdir.

12. Kolluk görevlilerinden birisi olay yerinin basit bir krokisini

çizmiştir.

13. Cumhuriyet Başsavcılığına 25/10/1993 tarihinde saat 11.00

sıralarında, Yörecik köyünde meydana gelen olayda yanarak vefat eden başka iki

kişinin Muş Devlet Hastanesi morgunda olduğu yönünde ihbar gelmiştir.

14. Cumhuriyet savcısının huzurunda bir hekim tarafından aynı

gün yapılan ölü muayenesi işleminde -iki kimlik tanığı yardımıyla- cesetlerin

N.T. ve V.Ç.ye ait olduğu belirlenmiş, N.T.nin vücudunda giriş deliği tespit

edilemese de bir kurşun çıkış deliği bulunduğu anlaşılmış, V.Ç.nin vücudunda

kurşun giriş ve çıkış delikleri saptanmış, bahse konu kişilerin ateşli silah

yaralanmasına bağlı sebepler ve yanma nedeniyle öldükleri sonucuna varılmıştır.

Ölüm nedenleri tespit edildiği için klasik otopsi işlemi yapılmasına gerek

görülmemiştir.

15. Ölenlerden M.S.T., ölenler Me.S.T., N.T. ve A.T.nin

babasıdır. Ölen V.Ç.nin diğer ölenlerle veya başvurucularla herhangi bir

yakınlığı tespit edilememiştir.Başvurucuların nüfus

kayıtlarına göre başvurucular Dilaver Toktaş, Ahmet Toktaş ve Habibe Seyrek

M.S.T.nin çocukları, başvurucu Gülcihan Toktaş Me.S.T.nin eşi, başvurucu Meryem

Çağlar N.T.nin annesi, başvurucular İlyas Toktaş, Sihat Fırat Toktaş ve Arzu

Toktaş ise Me.S.T.nin çocuklarıdır.

16. Kolluk görevlileri 25/10/1993 tarihinde Çevrecik köyüne

tekrar gidip olay yerini incelemiştir. Kolluk görevlilerince düzenlen olay yeri

incelemesine dair tutanakta; evin ve V.Ç.ye ait olduğu iddia edilen kamyonun

tamamen yandığı, delil oluşturabilecek herhangi bir şeyin kalmadığı, ölen

kişilere ait şahsi eşyalara rastlanmadığı, bütün araştırmalara rağmen olaya

tanık olabilecek herhangi bir kişinin tespit edilemediği ve faillerin

saptanamadığı belirtilmiştir.

17. Kolluk görevlilerinden birisi tarafından olay yerinin yeni

bir krokisi çizilmiştir.

18. Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın PKK terör örgütü

mensuplarınca gerçekleştirildiği kanaatine vararak 29/12/1993 tarihinde

görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını Diyarbakır Devlet Güvenlik

Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) göndermiştir.

19. Diyarbakır DGM Başsavcılığı 17/1/1994 tarihinde, olayla

ilgili bilgi, beyan ve itiraflarınbildirilmesi, faillerin tespitine

çalışılması, arama ve neticelerinden üç ayda bir bilgi verilmesi için

Başsavcılığa, Muş Emniyet Müdürlüğüne ve Muş Jandarma Komutanlığına

müzekkereler yazmıştır.

20. Bahse konu yazılara istinaden faillerin tespitine

çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince tutulan tutanaklar Diyarbakır DGM

Başsavcılığına zaman zaman gönderilmiştir.

21. Başvurucu Dilaver Toktaş 4/9/1996 tarihinde, ölen M.S.T. ve

çocuklarının terör örgütü mensuplarınca öldürülmesi olayıyla ilgili olarak

soruşturmanın devam edip etmediği ve faillerin yakalanıp yakalanmadığı

konusunda kendisine bir belge verilmesini talep etmiştir. Bu talep

doğrultusunda başvurucu Dilaver Toktaş'a, soruşturmanın ve faillerin

yakalanması için çalışmaların devam ettiğine dair bir belge verilmiştir.

22. Diyarbakır DGM Başsavcılığı, Van'da DGM kurulduğu

gerekçesiyle 13/6/1997 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma evrakını

Van DGM Başsavcılığına göndermiştir.

23. Van DGM Başsavcılığı 22/9/1997 tarihinde, olayla ilgili

bilgi, beyan ve itiraflarınbildirilmesi, faillerin tespitine çalışılması, arama

ve neticelerinden üç ayda bir bilgi verilmesi için Başsavcılığa, Muş Emniyet Müdürlüğüne

ve Muş Jandarma Komutanlığına müzekkereler yazmıştır.

24. Bahse konu yazılara istinaden faillerin tespitine

çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince zaman zaman tutulan tutanaklar Van

DGM Başsavcılığına gönderilmiştir.

25. Başvurucu Dilaver Toktaş, Van DGM Başsavcılığına gönderilmek

üzere Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 4/9/2000 tarihli bir dilekçe

ile kardeşi Me.S.T.nin şehit olduğuna dair kendisine bir belge verilmesini

istemiştir. Söz konusu dilekçede, ikamet ettikleri evin terör örgütü

mensuplarınca yakılması sonucu M.S.T., Me.S.T., N.T. ve A.T.nin şehit edildiği

belirtilmiştir.

26. Dilekçesine istinaden başvurucu Dilaver Toktaş'a,

soruşturmanın ve faillerin yakalanması için çalışmaların devam ettiğine dair

4/9/2000 tarihli belge verilmiştir.

27. Talebine istinaden başvurucu Dilaver Toktaş vekiline

soruşturma evrakının bir örneği 2/5/2011 tarihinde verilmiştir.

28. Başvurucular Dilaver Toktaş ve İlyas Toktaş, 12/9/2012

tarihinde Van Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığına bir dilekçe vererek soruşturmada -kendi tabirlerince- bir arpa

boyu yol alınamadığını, olay hakkında etkili bir soruşturma yapılması

gerekirken faillerin tespiti ve yakalanması için herhangi bir işlem

yapılmadığını, olayın meydana geldiği tarihten sonra bölgeye giden İnsan

Hakları İzleme Örgütü (İHİÖ) yetkililerinin hazırlamış raporda bölgede Kayseri

ve Bolu Komando Tugayı'na bağlı birliklerin bulunduğunun belirtildiğini,

raporda ismi açıklanmayan bir polis müdürünün ifadesinin de bu hususa işaret

ettiğini, kamuoyunda Temizöz davası

olarak bilinen davanın Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde derdest olduğunu, söz

konusu davada da benzer tür suçların işlendiğinin iddia edildiğini ileri sürmüş

ve soruşturma evrakının Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini

talep etmişlerdir.

29. Cumhuriyet savcısı, somut herhangi bir bağlantı tespit

edilemediği gerekçesiyle talebi reddetmiş ve bu hususu 12/9/2012 tarihli

dilekçenin üzerine yazmıştır.

30. Van Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)

18/2/2013 tarihinde başvurucu Meryem Çelik ile S.İ.nin tanık sıfatıyla

ifadelerine başvurmuştur.

i. Başvurucu Meryem Çelik ifadesinde; askerlerin köye gittiğini

duyunca operasyonda hayvanlar telef olmasın diye köye doğru yola çıktığını,

yolda S.İ. ile karşılaştığını, dağa çıkınca askerlerin kendisine ateş açtığını,

helikopterler gidince köye gittiğini, ahır olarak kullandıkları yerde üç ceset

gördüğünü, cesetlerin zincirle birbirlerine bağlı olup üzerlerine de odun

atılmış olduğunu, köyde asker bulunmadığını, evin biraz uzağında duran kamyonun

yanmış olduğunu gördüğünü, S.İ.nin yanında gidip cesetlerden söz ettiğini ve

birlikte köye döndüklerini, yerde bulunan kendilerine ait seccadeleri görünce

cesetlerin eşi, oğlu ve kızına ait olduğunu anladığını, eşyalarını Muş'a

götürmek amacıyla eşinin çocukları ile birlikte V.Ç.nin kamyonuyla köye

gittiğini, askerlerin daha fazla ceset olabileceğini söylemeleri üzerine

sonraki gün tekrar gittikleri köyde N.T. ile V.Ç.nin yanmış cesetlerini bulduklarını

ve etrafta konuşulduğu kadarıyla askerlerin Bolu Komando Tugayı emrinde

olduklarını söylemiştir.

ii. S.İ. ifadesinde; köylerinin boşaltılması sonrasında Eralan

köyüne yerleştiğini, samanlarını ve kümes hayvanlarını kontrol etmek amacıyla

olay günü birkaç kişiyle birlikte Yörecik köyüne doğru yola çıktığını, yolda

karşılaştıkları ve tanımadığı bazı kişilerin askerî operasyondan söz edip köye

gitmemeleri konusunda kendilerini uyardığını, dönüş yolunda Meryem Çelik ile

karşılaştıklarını, dönme konusunda onu ikna edemeyince Meryem Çelik'in peşinden

köye gittiğini, köye yakın bir yerdeki bir demir yolu tüneline varınca

korktuğunu, helikopter sesi duyduğunu, Meryem Çelik'in köye doğru gittiğini

ancak kısa bir süre sonra geri döndüğünü, askerlerin kendisine ateş ettiğini

söylediğini, biri havada, diğeri hayvanları otlattıkları düzlükte durur

vaziyette olmak üzere iki helikopter gördüğünü, köye gidip akşam üzeri tünelin

bulunduğu yere dönen Meryem Çelik'in evlerinin ve bir kamyonun yakıldığından ve

Eralan köyünden bir kişiye benzettiğibir ceset gördüğünden söz ettiğini,

birlikte Eralan köyüne döndüklerini, ertesi gün köyün yakıldığını ve beş

kişinin öldürüldüğünü öğrendiklerini beyan etmiştir.

31. Van Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)

18/2/2013 Muş Jandarma Komutanlığına, 19/7/2013 tarihinde ise Jandarma Genel

Komutanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığına, 10/12/2013 tarihinde ise

Genelkurmay Başkanlığına müzekkere yazarak olay tarihinde Yörecik köyü ve

kırsalında askerî bir operasyon yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi askerî

birlik tarafından yapıldığı, operasyona katılan rütbeli personelin kimlik ve

adres bilgilerinin ne olduğu hususlarında bilgi istemiştir. Gönderilen cevabi

yazılardan, olay tarihinde operasyon yapıldığına dair bilgi ve belge

bulunmadığı, hizmet defterinin on yıl boyunca arşivde tutulup sonrasında imha

edildiği anlaşılmıştır.

32. Van Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)

18/2/2013 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile

görevli), 31/7/2013 tarihinde ise Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazarak

ölen M.S.T.nin vücudundan çıkan ve adli emanete alınan mermi çekirdeğinin

gönderilmesini istemiştir. Söz konusu yazılara verilen cevap ve eklerinden

mermi çekirdeğinin Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/3/2003 tarihinde imha

edildiği, söz konusu işleme ilişkin tutanağın ise 8/6/2010 tarihinde Birim

Arşivi Ayıklama ve İmha Komisyonunca yok edildiği (Yazıda imhanın 31/3/2013

tarihinde gerçekleştiği belirtilmiş ise de imha işlemine dair tutanağın 8/6/2010

tarihinde yok edildiği dikkate alındığında mermi çekirdeğinin 31/3/2003

tarihinde imha edildiği, imha tarihininyazıya sehven 31/3/2013 olarak yazıldığı

sonucuna varılmıştır.) anlaşılmıştır.

33. Başvurucu Dilaver Toktaş 5/12/2013 tarihli bir dilekçe ile

Van Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) müracaat etmiş ve

22/10/1993 tarihinde Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde gerçekleşen olaylarla ilgili

olarak dönemin Bolu Komando Tugayı sorumlusu olan emekli General Y.E. hakkında

dava açıldığını, yakınlarının da 23/10/1993 tarihli köy yakma ve boşaltma

sırasında öldürüldüğünü belirterek dava dosyasının Y.E. hakkında açılan dava

ile birleştirilmesini talep etmiştir.

34. Van Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)

21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'la 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kurulan mahkemeler ile

Cumhuriyet Başsavcılıkların görevlerine son verildiği ve soruşturma yetkisinin

yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 17/3/2014 tarihinde

yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma evraklarını Cumhuriyet Başsavcılığa

göndermiştir.

35. Başvurucular 8/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

36. Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu Dilaver Toktaş'ın

dilekçesinde bahsi geçen, yargılaması Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesince

yapılmakta iken Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen ve söz konusu

mahkemenin E.2014/139 sırasına kaydedilen dava dosyasının onaylı bir örneğini

getirtmiştir. Yargılamaya esas iddianame ve duruşma tutanaklarında başvuruya

konu olay hakkında herhangi bir bilgi yer almadığı gibi başvuruya konu olay

hakkında sanık Y.E.nin herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır.

37. Cumhuriyet Başsavcılığı 15/5/2014 tarihinde Türkiye Büyük

Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna bir müzekkere yazarak

başvurucuların yakınlarının ölümü ile sonuçlanan olay hakkında yürütülen

herhangi bir inceleme bulunup bulunmadığı konusunda bilgi talep etmiştir.

Müzekkereye verilen cevaptan başvurucu Dilaver Toktaş'ın 16/1/2012 tarihinde

olayın faillerinin araştırılması için talepte bulunduğu, kendisinden bilgi ve

belge talep edildiği, sunulan belgelerin sağlıklı bir inceleme yapmak için

yeterli olmadığı ve bu nedenle dosyanın kapatılarak başvuru Dilaver Toktaş'a konu

hakkında bilgi verildiği anlaşılmıştır.

38. Cumhuriyet Başsavcılığı; olayın terör örgütü mensuplarınca

gerçekleştirildiği iddiasıyla yirmi yıl soruşturma yürütüldüğü, başvurucular

Dilaver Toktaş ve Sihat Ferat Toktaş vekilinin 2012 yılında yaptığı başvuru

sonrasında Y.E.nin şüpheli sıfatıyla dosyaya eklendiği, şüpheliye isnat edilen

eylemin 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 450.

maddesinin 5. fıkrası ile 313. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarında düzenlenen

suçları oluşturduğu, söz konusu suçların yirmi yıllık dava zamanaşımı süresine

tabi olduğu, soruşturmaya konu eylemlerin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 82. ve 314. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturduğu, söz

konusu suçların otuz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve şüphelinin

lehine olan yirmi yıllık dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle

20/4/2015 tarihinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir.

39. Y.E.nin yargılama sırasındaki sorgusunda olay tarihinde

Muş'a beş kilometre uzaklıkta bulunan Şenyayla'da bulunduğunu söylediğini,

yakınlarının öldürülme şekli ve kullanılan araçlar dikkate alındığında eylemin

sıradan bir kasten öldürme suçu olarak nitelendirilemeyeceği, işkence ve

insanlığa karşı suçlar için zamanaşımının söz konusu olmadığı ve şüpheli

hakkında dava açılması gerektiği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına

dair karara itiraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde itiraz edenlerin "başvurucu Dilaver Toktaş ve diğerleri"

olduğu belirtilmiş ancak "diğerleri"

ifadesinin hangi başvurucuları kapsadığı açıklanmamıştır. Bununla birlikte

başvurucular Dilaver Toktaş ile Sihat Fırat Toktaş tarafından iki avukata

verilen bir vekâletname ile başvurucu Mahpuz Toktaş tarafından başka bir

avukata verilen vekâletnamenin soruşturma evrakı arasında olduğu, Habibe Seyrek

dışındaki başvurucular içinbaşvurucular Dilaver Toktaş ile Sihat Fırat Toktaş

vekilince bir avukata yetki belgesi verildiği ancak Dilaver Toktaş ile Sihat

Fırat Toktaş dışındaki başvurucular yönünden dayanak vekâletnamenin soruşturma

evrakı arasında bulunmadığı anlaşılmıştır.

40. İtiraz, Muş Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/6/2015 tarihli

kararıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

41. Konuyla ilgili ulusal hukuk ve uluslararası hukuk normları

ile uluslararası hukuk uygulaması Anayasa Mahkemesinin Sultani Acar (B. No: 2014/16344,

22/3/2018, §§ 29-61) başvurusu

hakkında verdiği kararda yer almaktadır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucular; yakınlarının tellerle birbirlerine bağlanarak

canlı bir şekilde önce yakıldığını, sonrasında kurşun sıkılarak öldürüldüğünü

ve söz konusu eylemlerin kuvvetle muhtemel güvenlik güçlerince gerçekleştirildiğini

belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Ayrıca

yakınlarının yaşamının korunmadığından söz edenbaşvurucular, yakınlarının kamu

görevlilerince yakarak öldürülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini

iddia etmişlerdir. Son olarak başvurucular; soruşturmanın akıbeti hakkında

kendilerine bilgi verilmemesinden, olayın üzerinden geçen yirmi iki yılı aşkın

süreye rağmen faillerin tespit edilememesinden, soruşturmada pek çok eksik

bulunmamasından, makul bir özen ve süratle soruşturma yapılmamasından ve

soruşturmanın zamanaşımı nedeniyle sonlandırılacak olmasından şikâyet ederek

adil yargılanma, yaşam ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini öne

sürmüşlerdir.

44. Bakanlık görüşünde; özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek

ellerindeki bilgi ve belgeleri zamanında adli makamlara vermeyen başvurucuların

bireysel başvuru süresini canlandırmak amacıyla dava zamanaşımı süresinin

dolmasına az bir zaman kala yeni iddialarda bulundukları, başvurucular İlyas

Toktaş, Arzu Toktaş, Gülcihan Toktaş, Meryem Çağlar, Ahmet Toktaş ve Hasibe

Seyrek'in soruşturmaya dâhil olduğuna dair bir bilginin bulunmadığı,

kovuşturmaya yer olmadığına dair karara da sadece başvurucu Dilaver Toktaş'ın

itiraz ettiği ve bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği olağan kanun

yollarında ileri sürülmeyen hususların bireysel başvuruya konu edilemeyeceği

belirtilerek mağdur sıfatı ile başvurusu süresine, başvuru yollarının

tüketilmesine ve kişi yönünden yetkiye ilişkin kabul edilebilirlik kriterlerine

dikkat çekilmiştir.

45. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında olayın

meydana geldiği tarihte ya yaşlarının küçük ya da hak arama bilincinden yoksun

olduklarını, Anayasa ve bazı kanunlarda yapılan değişikliklerle işkence ve

insanlığa karşı suçlar yönünden zamanaşımı süresinin kaldırılmasını ve 1990'lı

yıllardaki faili tespit edilememiş bazı olaylar ile bir kısım darbe faili

hakkında davalar açılmasını bir ümit ve adalet ışığı olarak görerek Van

Cumhuriyet Başsavcılığından (TMK 10. madde ile görevli) bazı taleplerde

bulunduklarını, taleplerini dile getirdikleri dilekçenin ekindeki İHİÖ raporuna

göre bir polis şefinin olayın faillerinin devlet imkânlarını kötüye kullanan

bir grup asker olduğunu beyan ettiğini (Söz konusu raporun bir örneği başvuru formunun

ekinde de yer almakta olup rapora esas alındığı iddia edilen beş tanığın İHİÖ

ile 12/6/1995 tarihinde Ankara'da görüştüğü anlaşılmaktadır), soruşturma

makamlarından bahse konu bu kişilerin tespiti için tahkikat yapılmasını

istediklerini, taleplerine istinaden başvurucu Meryem Çağlar ile S.İ.nin

ifadesi alınmışsa da J... kod adlı kişi ile Y.E.nin ifadelerinin alınmadığını,

özen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, soruşturma kapsamında yazdıkları

tüm dilekçelerde ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptıkları itiraza

ilişkin dilekçede taleplerin "Dilaver

Toktaş ve diğerleri" adına yapıldığının yazıldığını ve tüm

başvurucular tarafından verilen vekâletnamenin soruşturma dosyasında mevcut

olduğunu öne sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

1. Hukuki Nitelendirme ve

İncelemenin Kapsamı Yönünden

46. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci ve üçüncü

fıkraları şöyledir:

" Herkes,

yaşama... hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz."

47. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, …

Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve

mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti

ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve

sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için

gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkıyla

bağlantı kurarak ileri sürdükleri iddiaların özü, yakınlarının ölümü hakkındaki

soruşturmanın etkili bir biçimde yürütülmediğine ilişkindir. Bu sebeple anılan

iddialar da yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.

49. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı

ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddia edildiği zaman Anayasa

Mahkemesi, bu konu hakkında tam bir inceleme yapmalıdır (Hamdiye Aslan, B. No: 2013/2015,

4/11/2015, § 93).

50. İddia edilen olayların gerçekliğinin tam bir inceleme

yapılarak tespit edilebilmesi için ise her türlü şüpheden uzak, makul

kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve

tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım karinelerden

oluşabilir (Hıdır Öztürk ve Dilif Öztürk,

B. No: 2013/7832, 21/4/2016, § 107).

51. Başvuru formu ve eklerinde sunulan belgeler ile başvuruya

konu ceza soruşturmasında yer alan bilgi ve belgeler, yaşam hakkı ve kötü

muamele yasağınınmaddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda bir

değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte -makul şüphenin ötesinde-

kanıt unsuru içermemektedir. Olayın gerçekleştiği koşullar, bir başka

söyleyişle ölenlerin iddia edildiği gibi işkenceye maruz bırakıldıktan sonra

kamu görevlilerince veya bu görevliler adına hareket eden kişilerce mi yoksa

üçüncü kişilerce mi öldürüldüğü bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak

nitelikte belirlenebilmiş değildir.

52. Bu şartlar altında incelemenin yaşam hakkı ve kötü muamele

yasağının etkili soruşturma yapma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ile sınırlı

olarak yapılması gerekli ve yeterli görülmüştür.

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

53. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen

kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular Dilaver Toktaş, Ahmet Toktaş ve Habibe

Seyrek olayda yaşamını yitiren M.S.T.nin çocukları;başvurucular

İlyas Toktaş, Sihat Fırat Toktaş ve Arzu Toktaş ölen Me.S.T.nin çocukları,

başvurucu Gülcihan Toktaş Me.S.T.nin eşi, başvurucu Meryem Çağlar ise ölen

N.T.nin annesidir. Bu nedenle başvuruda, yaşam hakkı yönünden başvuru ehliyeti

konusunda bir eksiklik bulunmamaktadır.

54. Anayasa Mahkemesi Esma

Çelebi (B. No: 2014/17591, 19/4/2017, § 80) başvurusunda, yakınları

yaşamını yitiren başvurucuların kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddialarını incelemiş ve başvurucuların kendileri bakımından doğrudan

mağduriyetini ileri sürmeyip ölen yakınlarına yönelik eylemleri şikâyet konusu

yaptıkları gerekçesiyle başvuruda mağdur statüsü bakımından bir sorun

bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Somut başvuruda da başvurucular, ölen

yakınlarına yönelik eylemlerden yakınmışlardır. O hâlde başvuruda, başvuru

ehliyeti konusunda işkence ve kötü muamele yasağı yönünden de bir eksiklik

bulunmamaktadır.

55. Bununla birlikte başvurunun başvuru

yollarının tüketilmesi ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan başvuru süresi kuralı bakımından da ayrı

bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

56. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

58. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

59. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanun

maddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel

başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare

olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

60. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe

Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

61. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm

sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıca

başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir

kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarının

dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru

yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile

başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması

gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların başvuru yollarını tüketmeleri

noktasında kendilerinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediklerinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §

28).

62. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

63. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili bir

başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,

dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğü

bulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zira

zaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta ve

gerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle

Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B. No: 2014/15732, 24/1/2018, § 84).

64. Öte yandan, şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsız

veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu her

başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca

değerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahse

konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 85).

65. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak surette gerekli olmasa

da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

66. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaat

etmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa,

başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl

almışsa, başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır (Yasin Ağca, § 121). O hâlde anılan ihlal

iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir. Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her davanın şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle

Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 87).

67. Somut olayda yaşanan elim hadiseyle ilgili resen soruşturma

başlatılmış, olay yeri kolluk görevlilerince incelenmiş, olay yerinin krokisi

çizilmiş ve ölü muayene işlemleri yapılmış ise de olayın faillerinin tespiti

konusunda en önemli delil niteliğindeki ölen M.S.T.nin cesedinden çıkarılan

mermi çekirdeği balistik yönden incelenmeden 17/1/1994 tarihinde faillerin

tespitine çalışılması, arama ve neticelerinden üç ayda bir haber verilmesi için

kolluk birimlerine Diyarbakır DGM Başsavcılığınca müzekkere yazılmıştır.

Sonraki süreçte 12/9/2012 tarihinde kadar olayın aydınlatılmasına ve faillerin

tespitine yönelik herhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış, yalnızca faillerin

tespitine çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince düzenli olmayan aralıklarla

tutulan ve zamanla sıradan hâle gelen tutanaklar soruşturma evrakları arasına

alınmıştır. Nitekim başvurucu Dilaver Toktaş 12/9/2012 tarihli dilekçesinde

soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünden söz ederek bu durumdan yakınmıştır. Bu

nedenle Anayasa Mahkemesi, başvurucuların başvuru tarihinin otuz gün öncesinden

çok daha uzun süre önce ceza soruşturmasının etkinlikten yoksun olduğunun

farkına varmaları gerektiği kanısındadır.

68. Yakınlarının öldürülmesi ile ilgili şikâyetlerini yetkili

makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru

yapmada güçlük çektikleri yönünde herhangi bir iddiaları bulunmayan

başvurucular, olayın meydana geldiği tarihte ya yaşlarının küçük ya da hak

arama bilincinden yoksun olduklarını ileri sürerek soruşturmanın etkisizliğini

daha önce dile getirmelerinin mümkün olmadığına yönelen iddialarda bulunmuş

iseler de en küçük başvurucu Sihat Fırat Toktaş 1984 yılında doğmuş olup 2002

yılında reşit olmuştur. Bu sebeple soruşturmanın etkisizliğinin başvuru

tarihinden uzun zaman önce dile getirilmemesi nedeninin yaş küçüklüğü olmadığı

sonucuna varılmıştır.

69. Bununla birlikte soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair

umut verici gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın

ilerlemesini sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuru yollarını tüketmeden

bireysel başvuruda bulunmaları da başvuruculardan beklenmemelidir. Ancak bu

hâlde dahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular,

durumun farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi

içinde bireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle

Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88).

70. Bu nedenle soruşturmanın sonucu beklenmeden bireysel

başvuruda bulunulsa da başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığının tespiti için

soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmeler ve gerçekçi

varsayımların bulunup bulunmadığı ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı

herhangi bir tedbirin alınıp alınmadığı tespit edilmelidir.

71. Başvurucular Dilaver Toktaş ve İlyas Toktaş 12/9/2012

tarihinde yürütülen soruşturmanın etkisizliğinden yakınarak ve olayın meydana

geldiği tarihten sonra bölgeye giden İHİÖ yetkililerinin hazırlamış rapordan

söz ederek soruşturmanın (Başvurucularca davadan söz edilmiştir.) Diyarbakır

Ağır Ceza Mahkemesince yargılaması yapılmakta olan bir dava ile

birleştirilmesini talep etmişlerdir. Ne var ki bahse konu örgüt yetkililerinin

12/6/1995 tarihinde görüştüğü tanıklar olayın nasıl meydana geldiğini

görmemişlerdir. Ayrıca Cumhuriyet savcısı başvurucuların talebini, Diyarbakır Ağır

Ceza Mahkemesince görülmekte olan davaya konu olay ile başvuruya konu olay

arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir (bkz. §

29). Gerçekten de başvurucular dilekçelerinde, başvuruya konu olay ile davaya

konu olay arasında bağlantı olduğuna dair herhangi somut bir husus ileri

sürmemişlerdir.

72. Başvurucuların talepleri doğrultusunda 8/2/2013 tarihinde

başvurucu Meryem Çelik ile S.İ.nin beyanları tespit edilmiş olsa da adı

geçenler birbiriyle uyumsuz beyanlarında ölüm olayını çevreleyen koşulların

aydınlatılmasına ve faillerin tespitine imkân verecek herhangi bir husus

söylememişlerdir (bkz. § 30).

73. Başvurucu Dilaver Toktaş 5/12/2013 tarihli bir dilekçe ile

Van Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) müracaat etmiş ve

dönemin Bolu Komando Tugayı sorumlusu olan emekli General Y.E. hakkında dava

açıldığından söz ederek soruşturmanın Y.E. hakkında açılan dava ile

birleştirilmesini talep etmiştir. Ancak dilekçede, Y.E. hakkında açılan davaya

konu olaylar ile başvuruya konu olay arasında bağlantı bulunduğuna dair somut

herhangi bir husustan söz edilmemiştir. Ayrıca olayın meydana geldiği tarihte

yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun'da öngörülen ve Cumhuriyet savcısınca somut

olaya uygulanması gerektiği tespit edilen yirmi yıllık dava zamanaşımı süresi

24/10/2013 tarihinde dolmuştur (bkz. § 38).

74. Anılan nedenlerle Anayasa Mahkemesi, başvurucular Dilaver

Toktaş ve İlyas Toktaş'ın müracaatlarından sonra da soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı herhangi bir tedbirin alınmadığı, ayrıca soruşturmada ilerleme

sağlanacağına dair umut verici gelişmelerin ve gerçekçi varsayımların da

bulunmadığı kanaatindedir.

75. Başvurucular, yirmi yıllık bir dava zamanaşımı süresine tabi

olay hakkında yaklaşık on dokuz yıl boyunca hareketsiz-soruşturmanın akıbeti

hakkında bilgi talep etmek ve soruşturma evrakının fotokopisi istemek

haricinde- kalmışlardır. Oysa başvurucuların iddiaları yönünden ölüm olayının

koşulları ile faillerinin tespiti için en önemli delil niteliğindeki M.S.T.nin

cesedinden çıkarılan mermi çekirdeği 31/3/2003 tarihinde, 1993 yılındaki askerî

operasyonlara ilişkin hizmet defteri ise on yıllık arşivde saklama süresi

sonunda imha edilmiştir (bkz. §§ 31, 32). Bir başka ifadeyle başvurucular özen

yükümlülüklerini öylesine ihmal edip soruşturma makamlarıyla o kadar geç temasa

geçmişlerdir ki soruşturma makamlarının somut kanıt elde etme imkânı

kalmamıştır. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesinin devletin negatif

yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleme şansı bulunmadığı açıktır.

76. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların başvuru

tarihi olan 8/4/2014 tarihinden otuz gün öncesinden çok daha uzun süre önce

ceza soruşturmasının etkinlikten yoksun olduğunu fark etmeleri gerektiği ve

yapılan başvurunun süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği

sonucuna varmıştır.

77. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

14/11/2018 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh

KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Murat İlter

DEVECİ

Başvurucular

:

1. Ahmet

TOKTAŞ

2. Arzu

AYDİN

3. Dilaver

TOKTAŞ

4. Gülcihan

TOKTAŞ

5. Habibe

SEYREK

6. İlyas

TOKTAŞ

7. Mahpuz

TOKTAŞ

8. Meyrem ÇAĞLAR

9. Sihat

Ferat TOKTAŞ

Vekili

:

Av. Emrullah

BEYTAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4852, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. Iıı.olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Kaleli
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Deveci
  16. Toktaş
  17. Aydin
  18. Toktaş
  19. Toktaş
  20. Seyrek
  21. Toktaş
  22. Toktaş
  23. Beytar
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4852
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Muammer Yılmaz Başvurusu (B. No: 2014/4779)
  • Mevlüt Can Başvurusu (B. No: 2014/12954)
  • Sedef Ünal Başvurusu (B. No: 2015/16581)
  • Gulan Kılıçoğlu Yüzbaşı Başvurusu (B. No: 2014/573)
  • Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/8533)
  • Selçuk Özbölük Başvurusu (B. No: 2015/7206)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.