İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Selçuk Özbölük Başvurusu (B. No: 2015/7206)

1. Başvuru, yasal dayanağı bulunmamasına karşın disiplin cezası

Başvuru No2015/7206Tarih14 Kasım 2018Okuma17 dk · 3.312 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Selçuk Özbölük Başvurusu

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/7206
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.312 kelime·17 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yasal dayanağı bulunmamasına karşın disiplin cezası

verilmesi nedeniyle suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin; idari para

cezası verilmesi işleminin iptali istemiyle açılan davada hukuka aykırı karar

verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/4/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, özel bir sağlık kuruluşu (ağız ve diş sağlığı

merkezi) bünyesinde mesul müdür olarak görev yapmaktadır.

7. Sağlık kuruluşunun bulunduğu binada yer alan afişlerde reklam

niteliğini haiz yazılara yer verilmesi ve tabela standartlarına uyulmaması

nedeniyle 20/5/1991 tarihli ve 20876 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Türk Dişhekimleri Birliği ve Dişhekimleri Odaları Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin

(a) ve (e) bentleri uyarınca başvurucuya mesul müdür olmasına istinaden

disiplin cezası verilmiştir. Disiplin cezası İstanbul Diş Hekimleri Odasının

22/1/2009 tarihli işlemiyle verilmiş ve bu işlem Türk Diş Hekimleri Birliğinin

21/5/2009 tarihli kararı ile uygun bulunmuştur.

8. Başvurucu, söz konusu işleme karşı Ankara 10. İdare Mahkemesi

(Mahkeme) nezdinde iptal davası açmıştır.

9. Mahkeme 17/1/2011 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

10. Ret gerekçesinde öncelikle konuya ilişkin mevzuat

hükümlerine yer verilmiştir. Bu bağlamda ilk olarak 11/4/1928 tarihli ve 1219

sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatların Tarzı İcrasına

Dair Kanun'un 24. maddesi uyarınca mesleklerini uygulayan hekimlerin ilan ve

reklam yapmalarının yasak olduğu hatırlatılmıştır. 19/2/1960 tarihli ve 10436

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tıbbi Deontoloji

Tüzüğü'nün 8., 9. ve 39. maddeleri uyarınca tabiplerin ve diş tabiplerinin her

ne suretle olursa olsun yazılarında kendi reklamını yapamayacağı,

meslektaşlarının hastalarını elde etmeye yönelik hareket ve teşebbüslerde

bulunamayacağı ifade edilmiştir. 7/6/1985 tarihli ve 3224 sayılı Türk Diş

Hekimleri Birliği Kanunu'nun 44. maddesinde uyarınca disiplin cezalarını gerektiren

fiiller ve bu fiillere uygulanacak disiplin cezalarının yöntem ve usullerinin

Türk Diş Hekimleri Birliği tarafından düzenlenecek yönetmelikte gösterileceği

vurgulanmıştır. 3224 sayılı Kanun'u dayanak alan Türk Dişhekimleri

Birliği ve Diş Hekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (a)

ve (e) bentleri uyarınca reklam yapmak veya sanal ortamlar da dâhil olmak üzere

her türlü iletişim araçlarında reklam amacına yönelik yazılar yazmak,

yazdırmak, çalıştığı veya ortağı olduğu kuruluş veya şirket aracılığı ile

anılan eylemlerin yapılmasını sağlamak veya yapılmasına göz yummak fiilleri ile

tabela standardına uymamak fiilinin idari para cezası ile cezalandırılacağı

ifade edilmiştir. Son olarak 27/3/2002 tarihli ve 24708 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 17.

maddesi uyarınca özel hastanenin tıbbi, idari ve teknik hizmetlerini mevzuata

uygun olarak idare etmek ve denetlemekle görevli olan kişinin mesul müdür

olduğu hatırlatılmıştır. Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesi uyarınca

da özel hastanelerin tıbbi deontoloji ve mesleki etik kurallarına aykırı

şekilde talep yaratmaya yönelik diğer hastaneler aleyhine haksız rekabet

yaratan davranışlarda bulunamayacağı ve bu mahiyette tanıtım yapamayacağı,

belirtilen esaslara uymayan özel hastane sahipleri ve mesul müdürleri hakkında

ilgili mevzuat hükümlerindeki müeyyidelerin uygulanacağı belirtilmiştir.

Başvurucunun mesul müdürlüğünü yaptığı ağız ve diş sağlığı merkezinin bulunduğu

binaya giydirilen yazılarda 24 saat diş

ibaresine ve telefon numaralarına yer verildiği, tabelanın tabela

standartlarına uygun olmadığı, binada bulunan yazı ve resimlerin reklam unsuru

içerdiği hususlarının dosyada yer alan bilgi ve belgelerden tespit edildiği

ifade edilmiştir. Başvurucunun ilgili mevzuat hükümleri uyarınca eylemine uyan

disiplin cezası ile tecziye edilmesine dair dava konusu işlemde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur.

11. Ret hükmü Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/4/2014 tarihli

kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 19/2/2015 tarihli

hükmü ile reddedilmiştir.

12. Başvurucu, karar düzeltme isteminin reddine dair kararı

26/3/2015 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 22/4/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

13. 1219 sayılı Kanun'un 24. maddesi şöyledir:

"İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul

ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtısaslarını

bildiren ilanlar tertibine mezun olup diğer suretlerle ilan, reklam ve saire

yapmaları memnudur."

14. Tıbbi Deontoloji Tüzüğü'nün 8., 9. ve 39. maddeleri sırasıyla

şöyledir:

"Tabiplik ve diş tabipliği mesleklerine

ve tedavi müesseselerine, ticari bir veçhe verilemez.

Tabip ve diş tabibi, yapacağı yayınlarda

tababet mesleğinin şerefini üstün tutmaya mecbur olup, her ne suretle olursa

olsun, yazılarında kendi reklamını yapamaz.

Tabip ve diş tabibi, gazetelerde ve diğer

neşir vasıtalarında, reklam mahiyetinde teşekkür ilanları yazdıramaz. "

...

"Tabip

ve diş tabibi, gazete ve sair neşir vasıtaları ile yapacağı ilanlarda ve reçete

kağıtlarında, ancak ad ve soyadı ile adresini, Tababet İhtisas Nizamnamesine

göre kabul edilmiş olan ihtısas şubesini, akademik ünvanını ve muayene gün ve saatlarını

yazabilir.

Muayenehane kapılarına veya binaların dışına

asılacak tabelaların ebadı ve adedi, mahalli tabip odaları tarafından tesbit edilebilir. Tabipler ve diş tabipleri,tabip odalarının bu husustaki kararlarına

riayet etmekle mükelleftirler.

Tabelalarda en çok iki renk kullanılabilir.

Işık verici vasıtalarla tabelaları süslemek yasaktır"

...

"Tabip ve diş tabibi, meslektaşlarını zemmedemiyeceği gibi onları küçük düşürecek diğer tavır ve

hareketlerde de bulunamaz.

Tabip ve diş tabibi, her

hangi bir şahsın haysiyet kırıcı hücumlarına karşı meslektaşlarını

korur"

15. 3224 sayılı Kanun'un "Disiplin

cezaları" kenar başlıklı 44. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Diş hekimliği vakar ve onuruna veya

meslek düzen ve geleneklerine uymayan fiil ve hareketlerde bulunanlar ile

mesleğini gereği gibi uygulamayan veya kusurlu olarak uygulayan veyahut görevin

gerektirdiği güveni sarsıcı davranışlarda bulunan meslek mensupları hakkında;

fiil ve hareketin niteliği ve ağırlık derecesine göre aşağıdaki disiplin

cezaları verilir.

...

c) Para cezası; bölgesinde o yıl uygulanan

asgari muayene ücretinin on katından az elli katından fazla olmamak üzere

verilecek para cezalarıdır.

...

Disiplin cezalarını gerektiren fiiller ve bu

fiillere uygulanacak disiplin cezaları; bir derece ağır veya hafif disiplin

cezalarının uygulanacağı haller; disiplin kovuşturması yapılması konusunda

karar verecek merci; disiplin cezalarını vermeye yetkili merciler;

disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazın usul ve şartları; disiplin

kurullarının çalışma usul ve esasları; disiplinle ilgili diğer işlemler

Birlikçe düzenlenecek bir yönetmelikle gösterilir."

16. Türk Dişhekimleri Birliği ve Diş

Hekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliği'nin "Para cezası" kenar başlıklı 8. maddesinin (a) ve (e)

bentleri şöyledir:

"Para cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

a) Reçete kağıtları, el ilanları, promosyon

malzemeleri ve benzeri araçlarla reklam yapmak veya sanal ortamlar da dahil

olmak üzere her türlü iletişim araçlarında reklam amacına yönelik veya haksız

rekabeti sağlayıcı yazılar yazmak, yazdırmak veya açıklamalarda bulunmak;

çalıştığı veya ortağı olduğu kuruluş veya şirket aracılığı ile anılan

eylemlerin yapılmasını sağlamak veya yapılmasına göz yummak,

...

e) Birlikçe çıkartılmış Tabela Standardına

uymamak,"

17. Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin "Mesul müdürün görev, yetki ve sorumlulukları" kenar

başlıklı 17. maddesinin (a) bendi şöyledir:

"Mesul müdürün görev, yetki ve sorumlulukları

şunlardır:

a) Özel hastanenin tıbbî, idarî ve teknik

hizmetlerini mevzuata uygun olarak idare etmek ve denetlemek,"

18. Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 60. maddesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"Özel hastaneler; tıbbî deontoloji ve

meslekî etik kurallarına aykırı şekilde, insanları yanıltan, yanlış yönlendiren

ve talep yaratmaya yönelik, ruhsatında yazılı kabul ve tedavi ettiği uzmanlık

dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği intibaını uyandıran, diğer

hastaneler aleyhine haksız rekabet yaratan davranışlarda bulunamazlar ve bu

mahiyette tanıtım yapamazlar.

Özel hastaneler tarafından; sağlığı koruyucu

ve geliştirici nitelikteki bilgilendirme ve tanıtımlar yapılabilir.

Bilgilendirme ve tanıtım faaliyetleri kapsamında, yanıltıcı, abartılı,

doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış bilgilere ve talep yaratmaya yönelik

açıklamalara yer verilemez.,

...

Yukarıda belirtilen esaslara uymayan özel

hastane sahipleri ve mesul müdürleri hakkında ilgili mevzuat hükümlerindeki

müeyyideler uygulanır."

B. Uluslararası Hukuk

19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"1. Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve

tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde

görülmesini isteme hakkına sahiptir...

2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu

yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."

20. Sözleşme'nin 7. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"1. Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal

veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı

suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan

cezadan daha ağır bir ceza verilemez."

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 7.

maddesinde yer alan "suç oluşturmayan

eylem" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğini de Sözleşme'nin

6. maddesinde yer alan "suç ile itham

edilme" kavramına ilişkin ortaya koyduğu üç kıstas ile

açıklamaktadır.

22. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer

bulan "suç ile itham edilme"

kavramının taraf devletlerin iç hukuklarındaki karşılıklarından bağımsız,

otonom bir yapıya sahip olduğunu vurgulamaktadır (Adolf/Avusturya, B. No: 8269/78, 26/3/1982, § 30). Yine AİHM'e göre tek başına "itham" kavramı da Sözleşme'nin anlamı dâhilinde

anlaşılmalıdır. Bu kapsamda "itham"

kavramı yetkili makamlarca bir kişiye suç

işlediği iddiasının resmî olarak bildirimi şeklinde açıklanabilir.

Böyle bir tanım aynı zamanda şüpheli kişilerin sonuçlarından büyük ölçüde

etkilendikleri durumları da içine alır (Deweer/Belçika, B. No: 6903/75, 27/2/1980, §§ 42-46; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/7/1982,§ 73).

23. AİHM, suç isnadını değerlendirirken üç kriter dikkate

almaktadır. Bunlar iç hukuktaki sınıflandırma,

suçun türü ve cezanın türü ile ağırlığıdır (Engel ve diğerleri/Hollanda [GK], B. No:

5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976,§§

82, 83).

24. AİHM'e göre birinci kriterin diğer

kriterlere göre göreceli olarak ağırlığı olsa da değerlendirme için birinci

kriter ancak bir başlangıç noktası oluşturur. Şöyle ki eğer taraf devletin iç

hukuku bir eylemi suç olarak nitelendirmiş ise bu, 6. maddenin kapsamının

uygulanması bakımından belirleyicidir. Ancak eğer ulusal hukukta böyle bir nitelendirme

yok ise AİHM yine de başvuru konusu edilen cezai sürecin ulusal

sınıflandırmasının ötesine bakacak ve maddi gerçeği inceleyecektir (Engel ve diğerleri/Hollanda, § 81).

25. Sözleşme'nin 6. maddesinin kapsamının uygulanmasını

belirleyecek daha önemli bir kriter olarak değerlendirilen (Jussila/Finlandiya [BD],

B. No: 73053/01, 23/11/2006) suçun türü

kriteri ise şu faktörlerin hesaba katılmasını gerektirmektedir:

i. Başvuruya konu cezai sürecin doğrudan -örneğin bir meslek

grubu gibi- belirli bir gruba mı yönelik olduğu yoksa herkes için bağlayıcılığı

olan genel bir etki mi yarattığı (Bendenoun/Fransa, B.

No: 12547/86, 24/2/1994, § 47)

ii. Cezai sürecin kamu gücünü kullanan bir kamu otoritesi

tarafından yürütülüp yürütülmediği (Benham/Birleşik Krallık [BD], B. No: 19380/92, 10/6/1996, § 56)

iii. Cezai sürecin cezalandırıcı ya da caydırıcı bir amacının

bulunup bulunmadığı (Öztürk/Almanya

[GK], B. No: 8544/79, 21/2/1984, § 53; Bendenoun/Fransa, § 47)

iv. Cezai sürecin sonunda öngörülen cezanın uygulanmasının bir

suç tespitine bağlı olup olmadığı (Benham/Birleşik

Krallık, § 56)

v. Benzer cezai süreçlerin diğer taraf devletlerin hukuklarında

nasıl sınıflandırıldığı (Öztürk/Almanya, §

53)

26. Üçüncü ve son kriter cezanın

türü ve ağırlığı ise 6. maddenin uygulanma kapsamının

belirlenmesinde cezai sürecin sonunda öngörülen cezanın olası en yüksek

miktarının da dikkate alındığını ortaya koymaktadır (Campbell ve Fell/Birleşik Krallık, B. No:

7819/77, 7878/77, 28/6/1984, § 72; Demicoli/Malta, B. No: 13057/87, 27/8/1991, § 34).

27. AİHM'e göre Sözleşme'nin 6.

maddesinin cezai süreçler bakımından kapsamının belirlenmesinde Engel ve diğerleri/Hollanda başvurusuna ilişkin

kararda altı çizilen ikinci ve üçüncü kriterlerin birlikte uygulanması gerekli

değildir. Yine de her bir kriterin ayrı ayrı analizi üzerinden sonuca

varılamayan durumlarda kriterlerin kümülatif olarak değerlendirilmesine ilişkin

bir yaklaşım da benimsenebilir (Bendenoun/Fransa,

§ 47).

28. AİHM, söz konusu üç kriteri uygulayarak sonuca ulaştığı

disiplin işlemine karşı yapılan bir başvuruda (Çelikateş ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B.

No: 45824/99, 7/11/2000), kamu görevine giriş ile kamu görevine son verilmesi

şartlarına karşı yapılan bir başvuruda (Sidabras ve Džiautas/Litvanya (k.k.), B. No: 55480/00 ve 59330/00, 1/7/2003) ve anayasa

ihlalleri nedeniyle cumhurbaşkanı aleyhine başlatılan itham sürecine karşı

yapılan bir başvuruda (Paksas/Litvanya [BD], B. No: 34932/04, 6/1/2011,

§§ 64-69) şikâyetlerin Sözleşme'nin 6. ve 7. maddelerinin kapsamı dışında

kaldığı sonucuna varmıştır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Suçların ve Cezaların

Kanuniliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu; idari para cezasının bir kanun hükmüne

dayanılarak verilmediğini, işleme esas olan Yönetmelik hükümlerinin kendisine

uygulanamayacağını belirterek suçların ve cezaların kanuniliği ile cezaların

şahsiliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu her ne kadar cezaların şahsiliği

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de şikâyetin özü işlemin kanuni dayanaktan

yoksun olduğu iddiasına yönelik olduğundan değerlendirmenin suçların ve

cezaların kanuniliği ilkesi kapsamda yapılması uygun görülmüştür.

32. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel

başvurunun incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia

edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme'nin

ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye ek

protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel başvurunun

kapsamında değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

33. Bu doğrultuda Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru

bağlamında Anayasa'nın 38. maddesine ilişkin inceleme yetkisi, anılan maddenin

norm alanına dâhil olan her türlü yaptırımı kapsayacak şekilde geniş olmayıp

Sözleşme çerçevesinde suç isnadı

olarak nitelenebilen yaptırımlarla sınırlı tutulmuştur. Diğer bir ifadeyle

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruda Anayasa'nın 38. maddesi kapsamına giren

her türlü yaptırımın değil sadece Anayasa ile Sözleşme'nin ortak koruma alanına

giren suç isnadı sayılan

yaptırımların anılan maddedeki güvenceleri ihlal edip etmediğini denetleme

yetkisini haizdir (D.M.Ç, B. No:

2014/16941, 24/1/2018, § 33).

34. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu

işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemez."

35. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında "Kimse, ... kanunun suç saymadığı bir fiilden

dolayı cezalandırılamaz." denilerek suçun kanuniliği, üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri

ancak kanunla konulur." ifadesine yer verilerek cezanın kanuniliği ilkesi getirilmiştir.

Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan "suçta

ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin

yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer

bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi buna ilişkin Kanunun açık, anlaşılır

ve sınırlarının belli olması gerekir (D.M.Ç,

§ 35).

36. Uyuşmazlığın suç ve cezalara ilişkin olması, ihlal

iddiasının Sözleşme'nin 7. ve Anayasa'nın 38. maddesinin ortak koruma alanı

kapsamında değerlendirilebilmesinin ön şartıdır. Bu durumda bireysel başvuruya

konu somut olayda, disiplin cezasının ve sonuçlarının -suçlarda ve cezalarda

kanunilik ilkesine yönelik ihlal iddiası açısından- Anayasa ve Sözleşme'nin

ortak koruma alanı içinde yer alıp almadığı belirlenmelidir.

37. Yukarıda da belirtildiği üzere Anayasa'nın 38. maddesi

uyarınca kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı bir kimsenin

cezalandırılamayacağına ilişkin kural bağlamında "kanunun suç saymadığı bir fiil" ifadesiyle

kastedilenin Sözleşme'nin 6. maddesinde yer alan "suç ile itham edilme" kavramına ilişkin ortaya

konulan kıstaslar ile uyumlu olarak açıklanması gerekmektedir (bkz. § 31).

38. İlgili hukuk kısmında alıntısı yapılan kararlardan ve

yukarıda yer verilen açıklamalardan anlaşıldığı üzere suçların ve cezaların

kanuniliği ilkesinden inceleme yapılabilmesi için bir suç isnadının varlığı

gerekir. Suç isnadının özerk bir kavram olması nedeniyle bir isnadın

Anayasa'nın 38. ve Sözleşme'nin 7. maddesi kapsamında olup olmadığının tespiti

amacıyla üç ayrı kriter kullanılmaktadır. İlk olarak isnadın ulusal ceza

mevzuatında suç olarak düzenlenip düzenlenmediğine bakılmalı ve isnat edilen

eylem, ulusal ceza mevzuatında suç addedilmişse yapılan isnat diğer kriterlerin

uygulanmasına gerek kalmadan suç isnadı olarak kabul edilmelidir (B.Y.Ç., B. No: 2013/4554, 15/12/2015, §

31).

39. İsnada konu eylemin ulusal mevzuatta suç addedilmediği

durumlarda ise eylemin suç karakteri ve özelliği taşıyıp taşımadığı ile eylem

için öngörülen cezanın ağırlığı ve amacı dikkate alınacaktır. Bu bağlamda,

disiplin hukuku çerçevesinde yapılan bir isnadın cezai anlamda bir suç isnadı

olup olmadığının belirlenmesinde disiplin cezasının belirli bir grubu mu yoksa

herkesi mi bağladığı, caydırma ve cezalandırma amacı içerip içermediği, ilgili

suçun ceza hukukunda yer alan suçlarla benzerlik taşıyıp taşımadığı, uygulanan

usullerin ceza hukuku alanındaki yargısal usullere benzeyip benzemediği gibi

faktörler dikkate alınacaktır (B.Y.Ç.,

§ 32).

40. Buna göre ceza hukuku anlamında suçun herkes tarafından

işlenebilmesi mümkün iken genellikle bir kurumun iç işleyişiyle veya bir meslek

grubunun faaliyetleriyle ilgili olan disiplin suçları, belli sıfata, mesleki

unvana sahip kişiler tarafından işlenebildiğinden yalnızca belirli bir grubu

bağlamakta ve bu nedenle cezai anlamda suç niteliği taşımamaktadırlar. Diğer taraftan

disiplin hukuku kapsamında uygulanan bir yaptırımın ciddi şekilde caydırıcı

olması veya yaptırımın sonucunun belirli şartlar dahilinde -para cezasının ödenmemesi durumunda-

hürriyeti bağlayıcı ceza ile ilintilendirilmesi

halinde mevzuatta disiplin suçu olarak düzenlenmiş olmasına rağmen cezai

anlamda bir suçun mevcut olduğu kabul edilebilir (B.Y.Ç., § 33).

41. Somut olayda başvurucu, Türk Dişhekimleri

Birliği ve Diş Hekimleri Odalarının Disiplin Yönetmeliği uyarınca İstanbul Diş

Hekimleri Odası Disiplin Kurulunun 22/1//2009 tarihli kararı ile para cezası

verilmesi yönünde disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Bu disiplin işlemi

Türk Diş Hekimleri Birliği Yüksek Disiplin Kurulunun 21/5/2009 tarihli kararı

ile onaylanmıştır. Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut başvuru

değerlendirildiğinde başvurucuya isnat edilen reklam,

tanıtım yapmak, yaptırmak ve tabela

standartlarına uymamak eylemlerinin 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nda ve ceza hukuku mevzuatında suç olarak düzenlenmediği

görülmektedir. Başvurucu diş hekimi olup bir özel sağlık kurumunda mesul müdür

olarak görev yapmaktadır. Başvurucu hakkında diş hekimlerine, tabiplere ve

sağlık kurumlarına ilişkin mevzuat (bkz. §§ 13-18) kapsamında uygulanabilecek

disiplin yaptırımlarının mesleğin yerine getirilmesine dair edimlere ilişkin

bulunduğu açıktır. İsnat edilen eylemlerin belirli bir meslek grubu tarafından

gerçekleştirilmesinin mümkün olduğu, bu meslek grubunda yer almayan kişileri

ilgilendirmediği ve disiplin yaptırımlarının hürriyeti bağlayıcı ceza sonucu

doğurmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle başvurucuya yöneltilen isnadın

disiplin hukuku alanında kaldığı ve başvurunun bir suç isnadının karara

bağlanmasına ilişkin bir uyuşmazlığı konu edinmediği açıktır.

42. Bu durumda başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılması

işlemi ve bu yaptırımın sonuçlarının Anayasa'nın 38. maddesi ile Sözleşme'nin

7. maddesinin ortak koruma alanı kapsamında dikkate alınabilecek nitelikte

olmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu; Türk Diş Hekimleri Birliğinin kendisine yaptırım

uygulama yetkisinin bulunmadığını, işleme esas olan Yönetmelik hükümlerinin

kendisine uygulanamayacağını, disiplin cezasına esas olan ilanların reklam

değil tanıtım olduğunu,işlemin

ve derece mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığını belirterek adil

yargılanma hakkının, mesleğini yapmasının engellendiğini belirterek çalışma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

§ 16). Şikâyetlerin özü işlemin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, hukuka aykırı

olarak tesis edildiği ve Mahkeme tarafından hatalı bir yorumla karar verildiği

iddialarına yönelik olduğundan şikâyetin yargılama sonucuna yönelik olduğu ve

bu kapsamda değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

46. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

47. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 10) gerekçe ile davanın reddine

yönelik hüküm kurulmuştur. Kanun yolu mercii tarafından da derece mahkemesinin

kararının uygun bulunduğu görülmüştür.

48. Yargılama sürecinde konuya ilişkin mevzuat hükümleri (bkz.

§§ 16-21) değerlendirilerek ve somut olaya dair tespitlerden hareket edilerek

hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mevzuatın başvurucuya disiplin cezası

verilmesine imkân tanıyıp tanımadığı, idarenin bu konuda yetki sahibi olup

olmadığı hususlarına ilişkin olarak yapılan değerlendirme ve somut olaya dair

delillerin yorumlanması yukarıda anılan ilkeler (bkz. § 47) uyarınca

uyuşmazlığı çözmekle görevli mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda

değerlendirmeye konu edilemez. Derece mahkemesi diş hekimlerinin mesleki

faaliyetlerini, Türk Diş Hekimleri Birliğinin görev ve yetkilerini, disiplin

işlerini düzenleyen mevzuat hükümlerine açıkça yer vermek ve bu hükümleri

değerlendirmek suretiyle başvurucunun diş hekimlerinin mesleki faaliyetlerine

ilişkin mevzuata tabi olduğuna ve disiplin hükümlerinin başvurucuya

uygulanmasının hukuka uygun olduğuna kanaat getirerek hüküm kurmuştur.

49. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

50. Diğer taraftan başvurucu her ne kadar çalışma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013)

uyarınca çalışma hakkı Anayasa ve Sözleşme ile Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden bu iddia yönünden ayrıca

değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir..

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Selçuk

ÖZBÖLÜK

Vekili

:

Av. Bülent

AKSU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7206, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No: 73053/01, 23/11/2006) suçun türü
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Suçların ve Cezaların
  12. B. Diğer İhlal İddiaları
  13. A. 1. Suçların ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Çakmak
  18. Özbölük
  19. Aksu
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7206
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Tahir Ağgün Başvurusu (B. No: 2015/3544)
  • Oğuzhan Mert Kaya Başvurusu (B. No: 2014/6431)
  • Turgut Tan Başvurusu (B. No: 2015/6974)
  • Kutbettin Yasak Başvurusu (B. No: 2015/5693)
  • Sara Akgül Başvurusu (B. No: 2015/269)
  • Novartis Ag Başvurusu (B. No: 2015/11867)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.