İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mehmet Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/8533)

1. Başvuru, tazminat istemiyle açılan davada usule ilişkin

Başvuru No2015/8533Tarih14 Kasım 2018Okuma13 dk · 2.601 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mehmet Yılmaz Başvurusu (2)

Karar tarihi
14 Kasım 2018
Başvuru Numarası
2015/8533
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.601 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tazminat istemiyle açılan davada usule ilişkin

imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, sınav ve eğitim sürecini tamamlamasının ardından

2008 yılının Mart ayında komando uzman erbaş olarak Şırnak Çakırsöğüt

Jandarma Komando Tugay Komutanlığı emrine atanmıştır. Başvurucu, bu atamadan

önce sağlık kontrolünden geçirilmiş ve komando

uzman erbaş olur yönünde sağlık raporu almıştır.

9. 7/8/2010 tarihinde başlayan pusu dinleme görevinin ardından

9/8/2010 günü geri dönüş esnasında baygınlık geçiren başvurucu, araçla

Güçlükonak Sağlık Ocağına sevk edilmiştir. Sağlık Ocağında bir gün müşahede

altında tutulan başvurucuya dört gün istirahat verilmiştir.

10. Rahatsızlığın devam etmesi üzerine başvurucu 23/8/2010

tarihinde Şırnak Asker Hastanesine sevk edilmiştir. Anılan hastane tarafından organik mental bozukluk

tanısıyla 1/9/2010 tarihinde Diyarbakır Asker Hastanesine sevk edilen

başvurucu, bu hastaneden de ambulans uçakla Gülhane Askerî Tıp Akademisine

(GATA) nakledilmiştir.

11. GATA bünyesinde 2010-2013 yılları arasında devam eden tedavi

süreci boyunca anksiyete bozukluğu, ensefalopati,

organik ruhsal bozukluk teşhisleriyle muhtelif tarihlerde hava

değişimi izinleri verilen başvurucunun nihai olarak 20/3/2013 tarihli raporla Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) görev yapamayacağına

karar verilmiştir. Bu raporda başvurucuya organik

veya semptomatik mental

bozukluk, epilepsi, ensofolapati tanısı

konulmuştur.

12. Başvurucunun söz konusu rapora itiraz etmesi üzerine sevk

edildiği Etimesgut Asker Hastanesi tarafından düzenlenen 26/6/2013 tarihli

raporda da GATA'nın raporunda yer alan tanıya ulaşılmıştır.

13. Sağlık durumunun kesinlik kazanmasının ardından 24/9/2013

tarihinde terhis edilen başvurucu Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından adi malul olarak kabul edilmiştir.

14. Başvurucu, sağlık durumunun askerî görevin etkisiyle

bozulduğunu ileri sürerek 24/2/2014 tarihinde maddi ve manevi zararlarının

karşılanması istemiyle idari başvuruda bulunmuştur. Başvuru zımnen

reddedilmiştir.

15. Başvurucu uğradığını ileri sürdüğü maddi ve manevi

zararların tazmini istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde dava

açmıştır.

16. AYİM İkinci Dairesi 8/4/2015 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir.

17. Ret gerekçesinde öncelikle İdare Hukuku ilkeleri ve

Anayasa'nın 125'inci maddesi uyarınca idarenin kendi eylem ve işlemlerinden

doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. İster hizmet kusuru

ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu

tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye

yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında bir illiyet bağının

bulunması, hizmet kusurunun varlığı veya kusursuz sorumluluk koşullarının

oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesinin zorunlu olduğu hatırlatılmıştır.

Meydana gelen zarar, idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla

idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin

sorumluluğundan söz edilemeyeceği vurgulanmıştır. Başvurucunun 9/8/2010

tarihindeki bayılma dışında somut herhangi bir olaydan bahsetmeden soyut görev

koşullarını temel aldığı ve TSK'da görev yapamaz hâle gelmesine neden olan

rahatsızlığının görevin ifası sırasında ve bu görevin etkisi ile meydana

geldiğini kabule yeterli somut dayanak bulunmadığı ifade edilmiştir.

Başvurucunun rahatsızlığı nedeniyle uğradığı zarar ile illiyet bağı

kurulabilecek bir idari eylemin olmadığına dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda

dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verilebileceği ve tıbbi bilirkişi

incelemesi yapılmasına gerek olmadığına kanaat getirilerek davanın soyut

iddialara dayalı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

18. Karar oyçokluğuyla alınmıştır. Azınlıkta kalan iki üyenin karşıoy gerekçesinde ise başvurucunun rahatsızlığının

askerî görev koşullarından ileri gelip gelmediği hususunda bilirkişi incelemesi

yaptırılarak uyuşmazlığın sonuca bağlanması gerektiği ifade edilmiştir.

19. Başvurucu, ret hükmünü 15/5/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 22/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi

eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu

hüküm Türk hukukunda idarenin mali sorumluluğunun anayasal temelini

oluşturmaktadır. İdarenin kamu hukukundan kaynaklanan mali sorumluluğunun

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası haricinde bir yasal dayanağı

bulunmamaktadır. Özel hukuktan farklı olarak -somut bazı konuları düzenleyen

birkaç istisna dışında- idarenin idari nitelikteki işlem ve eylemlerinden doğan

zararlara ilişkin mali sorumluluğunu düzenleyen genel bir kanun hükmü yoktur.

İdarenin kamu hukuku alanından kaynaklanan mali sorumluluğunun çerçevesi ile

hüküm ve esasları, Anayasa'nın anılan hükmünden yola çıkılmak suretiyle

Danıştay içtihatlarıyla belirlenmiştir. Danıştay içtihatlarına göre idarenin

mali sorumluluğu, kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk şeklinde ikiye

ayrılmakta; kusursuz sorumluluk da dayandığı sebebe göre tehlikeli faaliyetler,

mesleki risk, sosyal risk ve fedakârlığın denkleştirilmesi biçiminde tasnif

edilmektedir. Kusur sorumluluğunda idarenin kusurlu bulunması (hizmet kusuru)

sorumluluğun temel şartı iken kusursuz sorumluluk hâllerinde idarenin kusuru

bulunmasa dahi idarenin mali sorumluluğu söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§28, 29, 30).

21. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesi şöyledir:

"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta

oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri

gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve

her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden

isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine

getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya

mahsus olmak üzere uzatılabilir.''

22. 1602 sayılı mülga Kanun'un 56. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;

İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun

...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.''

23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Danıştay

ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit

incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum

gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini

taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların,

ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 14/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; askerî göreve sağlık kontrolünden geçerek ve

sağlıklı olduğu kabul edilerek başlatıldığını, askerî görevi yerine getirirken

çatışmalara, operasyonlara katıldığını, rahatsızlığının asayiş ve güvenliğin

sağlanması için yerine getirdiği bu görevler nedeniyle oluştuğunu, bu hususlara

ilişkin iddialarının dikkate alınmadığını ve bu hususlar irdelenmeden karar

verdiğini belirterek adil yargılanma hakkı ile hukuk devleti ilkesinin ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu ispat külfeti konusunda

dezavantajlı konuma düşürüldüğünü iddia ettiğinden başvuru hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinden incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

29. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma

ve adil yargılanma hakkına

sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673,

20/9/2017, § 37).

30. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine

ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de

güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği

vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine Anayasa’nın

36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil

yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.

Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması

olanaklı değildir (Mehmet Fidan,

§ 38).

31. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki

tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

32. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,

§ 19).

33. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili

de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların

tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın

bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve

yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere

yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına

alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir

( Mustafa Kupal, B. No:

2013/7727, 4/2/2016, § § 50, 51,

52).

34. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi bir davada

bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek

değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi tarafların öne sürdüğü ve esasa

etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenip

incelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinin

diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme

görevi bulunmaktadır (Ahmet Korkmaz,

B. No: 2014/16232, 25/1/2018,§ 29).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

35. Somut olayda başvurucunun sağlık kontrolünden geçirilerek

askerî göreve elverişli olduğunun kabulüyle uzman erbaş olarak atandığı, pusu

dinlemesi görevinden dönerken bayılması ve ardından gerçekleşen tedavi süreci

sonucunda mental rahatsızlık nedeniyle TSK bünyesinde

görev yapamaz hâle geldiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İlk derece

mahkemesinde görülen davaların tarafları arasındaki ihtilaf, başvurucunun TSK

bünyesinde görev yapamaz hâle gelmesine neden olan mental

rahatsızlığın askerî görevin etkisi ile ortaya çıkıp çıkmadığı noktasındadır.

Başvurucu, komando olarak Şırnak ilinde görev yaptığı dönemde katıldığı

operasyonların etkisiyle mental rahatsızlığının

oluştuğunu ileri sürmüş; AYİM ise başvurucunun mental

rahatsızlığının görevin ifası sırasında ve bu görevin etkisi ile meydana

geldiğini kabule yeterli somut dayanak bulunmadığı sonucuna ulaşarak davayı

reddetmiştir.

36. Başvurucunun askerî göreve sağlıklı olarak kabul edildiği,

komando olarak Şırnak'ta görev yaptığı ve görevini yerine getirirken

operasyonlara katıldığı hususuna yönelik olarak idarenin herhangi bir itirazı

söz konusu olmamıştır. Mahkemenin de aksine bir değerlendirmesi

bulunmamaktadır. Bu hâle göre başvurucunun Şırnak'ta komando olarak görev

yapması ve operasyonlara katılmış olması dikkate alındığında mental rahatsızlığının askerî görevden kaynaklandığı

yolunda öne sürdüğü iddiasının temelsiz olduğu söylenemez.

37. Başvurucunun mental

rahatsızlığının askerî görevden kaynaklandığı iddiasının temelsiz olmaması bu

savın ispatlandığı anlamına gelmemektedir. Dolayısıyla bu iddiaya dair daha

güçlü ve ikna edici kanıtların varlığının aranması anlaşılabilir bir durumdur.

Bununla birlikte başvurucunun mental rahatsızlığın

askerî görevden kaynaklandığını kendi imkânlarıyla ispatlamasının güçlüğü de gözönünde bulundurulmalıdır.

38. Mental rahatsızlığın sebebinin

ortaya konulmasının tıbbi incelemeyi gerektirdiği açıktır. Başvurucunun

rahatsızlığın askerî görevden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın

ispatlaması mümkün değildir. Başvurucunun bu iddiası, Mahkemeye 1602 ve 2577

sayılı Kanunlarla tanınan imkân kullanılarak gerekirse bilirkişi incelemesi de

yaptırılması suretiyle açıklığa kavuşturulması gereken bir olgudur.

39. Genel ilkeler kısmında da belirtildiği üzere mahkemelerin

bilirkişi görüşüne başvurması takdirî bir husus olup

bu değerlendirme kural olarak Anayasa Mahkemesinin yetki alanı dışındadır.

Bununla birlikte davanın esasına müteallik savların uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulması adına yeterli ölçüde irdelenip irdelenmediği ve bu kapsamda

taraflardan birinin diğerine nazaran dezavantajlı bir konuma getirilip

getirilmediği denetime açık hususlardır. Somut davada başvurucunun uyuşmazlığı

üzerine inşa ettiği temel iddia, askerî göreve sağlıklı olarak kabul edilmesine

karşın görev esnasında katıldığı operasyonlar nedeniyle mental

rahatsızlığın oluştuğudur. Sağlık durumuna ilişkin olarak yapılacak tespitin

tıbbi inceleme gerektirdiği açıktır. Başvurucunun rahatsızlığının askerî

görevden ileri geldiğini tıbbi bir inceleme olmaksızın ispatlaması mümkün

değildir. Bu bağlamda uyuşmazlığa konu olan rahatsızlığa askerlik görevi

koşullarının neden olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmadan sonuca

varılması davalı idareye nazaran başvurucunun zayıf bir konuma düşürülmesi

sonucunu doğurmuştur.

40. Bu hâle göre 1602 ve 2577 sayılı Kanunların tanıdığı

imkânlar dâhilinde sağlık kurumlarından tıbbi görüş alma imkânına sahip olan AYİM'in başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaya yönelik

yeterli araştırma yapmadan uyuşmazlığı sonuçlandırmasının başvurucuyu davalı

idareye nazaran zayıf bir konuma düşürdüğü ve bu durumun silahların eşitliği

ilkesiyle çeliştiği sonucuna varılmıştır.

41. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarak

bakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

43. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

44. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

45. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi

amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul

kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak

yargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın

kaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin

gerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını

tespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek

üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (Mehmet

Doğan, § 59).

46. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi ve uğradığı zararın tazminine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

47. Anayasa Mahkemesi, AYİM'in usule

ilişkin imkânlar bakımından başvurucuyu davalı idareye nazaran zayıf bir konuma

düşürdüğü ve bu durumun silahların eşitliği ilkesini ihlal ettiği sonucuna

varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır.

48.

Bu durumda silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

49. Silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğu

sonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

50. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği

ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil

yargılanma hakkı kapasımda silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM Üçüncü

Dairesinin 15/5/2014 tarihli ve E.2014/345, K.2014/675 sayılı kararına ait dava

dosyası ile ilgilidir.),

D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,

E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Mehmet YILMAZ Vekili : Av. Cihan KOÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/8533, 14 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. Adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği
  12. C. Kararın bir örneğinin silahların eşitliği ilkesinin ihlalinin
  13. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/8533
Tarih
14 Kasım 2018

İlgili Kararlar

  • Selçuk Özbölük Başvurusu (B. No: 2015/7206)
  • Tahir Ağgün Başvurusu (B. No: 2015/3544)
  • Oğuzhan Mert Kaya Başvurusu (B. No: 2014/6431)
  • Turgut Tan Başvurusu (B. No: 2015/6974)
  • Kutbettin Yasak Başvurusu (B. No: 2015/5693)
  • Sara Akgül Başvurusu (B. No: 2015/269)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.