İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülfidan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/12290)

1. Mesai saatlerinde sendikal etkinliğe katılan devlet memurunun

Başvuru No2014/12290Tarih19 Temmuz 2017Okuma14 dk · 2.778 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gülfidan Yıldırım Başvurusu

Karar tarihi
19 Temmuz 2017
Başvuru Numarası
2014/12290
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.778 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Mesai saatlerinde sendikal etkinliğe katılan devlet memurunun

uyarma cezası ile cezalandırılmasının örgütlenme özgürlüğünün ihlali

niteliğinde olduğu iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 21/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, olayların geçtiği tarihte İzmir ili sınırları

içinde bulunan Buca Seyfi Demirsoy Devlet Hastanesinde hemşire olarak

çalışmaktadır. Sağlık Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İzmir şubesi yönetim

kurulu üyesi olan başvurucu çalıştığı hastanede de iş yeri temsilcisidir.

10. Başvurucu 21/12/2012 tarihinde,

çalıştığı hastanede bir program tertip etmiş; SES'in

yönetim kurulu da bu etkinliğe onay vermiştir. Söz konu etkinlik kapsamında

aynı hastanede çalışan hemşire Ö.A. "Türk ve Dünya Edebiyatında Öncü

Kadınlar" başlıklı bir sunum yapmıştır. 20 dakika kadar süren etkinlik

hastanenin, yatan hastaların bulunduğu Göğüs Hastalıkları Servisinde bulunan

hasta refakatçi odasında ve ziyaret saatinde icra edilmiştir. Başvurucu,

etkinlik saatinde odanın kullanılmadığını ve ziyaret saatinin etkinlik için en

uygun saat olduğunu belirtmektedir.

11. Söz konusu etkinliğin ardından hem başvurucu hem de sunumu

yapan Ö.A. hakkında disiplin soruşturması açılmıştır. Başvurucu hakkında ilk

olarak 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun "Disiplin

cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller"

kenar başlıklı 125. maddesinin (C) fıkrasının (f) bendi uyarınca aylıktan kesme

cezası öngörülmüş ancak bir dizi soruşturma işleminden sonra başvurucunun daha

önce disiplin cezası almamış olması nedeniyle cezası uyarma cezasına

düşürülmüştür. Başvurucunun cezasının indirilmesi ile birlikte sevk maddesinin

de değiştirildiği anlaşılmaktadır. İdareye göre devlet hastanesinin Göğüs

Hastalıkları Bölümünün refakatçi odası yetkililerden izin almaksızın ve amaç

dışı kullanılmış, ayrıca söz konusu etkinlik nedeniyle etkinliğe izinsiz

katılan personelin mesailerinin aksamasına neden olunmuş ve iş gücü kaybına

sebebiyet verilmiştir.

12. Başvurucunun açmış olduğu dava İzmir 5. İdare Mahkemesinin 15/12/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. İlk Derece

Mahkemesi, etkinlikte yapılan sunumu sendikal faaliyet olarak kabul etmemiştir.

Mahkeme, mesai saatlerinde idareden izin almaksızın böyle bir etkinlik tertip

etmesi nedeniyle başvurucunun "uyarma" cezası ile cezalandırılmasında

bir hukuka aykırılık bulunmadığına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesinin

kararına yapılan itiraz İzmir Bölge İdare Mahkemesinin 18/3/2014

tarihli ve bir gerekçeye dayanmayan kararı ile reddedilmiştir. Karar düzelme

talebi de aynı Bölge Mahkemesince 20/5/2014 tarihinde

reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 19/6/2014

tarihinde tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

14. 657 sayılı Kanun’un "Disiplin

cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller"

kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A - Uyarma : Memura,

görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile

bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında

yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine

getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması

ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak...

C - Aylıktan kesme : Memurun,

brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.

Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve

haller şunlardır: ...

f) Görev yeri sınırları içerisinde herhangi

bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına

yardımcı olmak,”

15. 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı

Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin

güvencesi" kenar başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

" Kamu görevlileri, iş saatleri dışında

veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu

Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbi

tutulamaz ve görevlerine son verilemez."

16. 4688 sayılı Kanun'un

"Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri "

kenar başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal

cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler:..

d) Üyelerin meslekî yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının

çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer

ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve

yayınlarda bulunmak."

B. Uluslararası Hukuk

17. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli toplu

verildiği bir karar için Eğitim ve Bilim

Emekçileri Sendikası ve diğerleri (B. No: 2014/920, 25/5/2017, §§ 25-30) kararına bakılabilir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

19. Başvurucu, 4688 sayılı Kanun'un sendikal hakların çerçevesini

uluslararası sözleşmelere göre kıyasla oldukça daralttığını ve bu sebeplerle

mevcut başvuruda Anayasa'nın 90. maddesine dayanılarak uluslararası sözleşme

hükümlerinin gözönünde bulundurulması gerektiğini

ifade etmiştir. Başvurucu, başvuruya konu etkinliğin SES İzmir Şubesi Yönetim

Kurulunun almış olduğu karar doğrultusunda ve Sendikanın araç ve gereçleri ile

düzenlediklerini ve etkinliği gerçekleştirdikleri odanın o saatte

kullanılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucuya göre başvuruya konu etkinliğin

bir sendikal etkinlik olması nedeniyle etkinlik hakkında yapılan soruşturma ve

verilen ceza hukuksuzdur. Başvurucu, verilen cezanın örgütlenme özgürlüğü ve bu

özgürlüğün kullanım biçimlerinden olan sendikal faaliyette bulunma hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

20. Bakanlık görüşünde, örgütlenme özgürlüğünün bireyi kamu

gücünü kullanan organların keyfî müdahalelerinden koruduğuna dikkat

çekilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca, mevcut başvuruya konu etkinliğin

sendika hakkının tanımında ortaya çıkan bireysel ve ortak çıkarları koruma

amacı taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

21. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız

ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, Sendikanın

kolektif eylemler nedeniyle üyelerinin mesleki çıkarlarını koruma özgürlüğü ile

doğrudan ilişkili değildir (Sendika hakkının kapsamı için bkz. Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30-32). Bu nedenle başvurucunun şikâyetinin

"toplantı hakkı" kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin

Varlığı

24. Toplantı hakkının sadece kullanılması sırasında değil

kullanılmasından sonraki işlemlerin de hak üzerinde "sınırlayıcı"

etkisi bulunmaktadır (Toplantı hakkı bağlamındaki bir karar için bkz. Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § 53; sendika hakkı bağlamında bir karar için bkz.Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 48). Bu sebeple başvurucunun katıldığı toplantıya bir müdahalede bulunulmamış

olsa bile daha sonra başvurucunun cezalandırılmasının toplantı hakkına yönelik

bir müdahale olduğu kabul edilmelidir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

25. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler,

... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen

sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...

demokratik toplum düzeninin ... gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Bu itibarla sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

27. 4688 sayılı Kanun'un 125. maddesinin “kanunla sınırlama”

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

28. Başvurucunun uyarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin

kararın, Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden

“kamu düzeninin” korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir

amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(1) Genel İlkeler

29. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez "demokratik

toplum düzeninin gerekleri" deyiminden ne anlaşılması gerektiğini

açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğinde

olmalıdır (Sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,

B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı

bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası

[GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel

Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerinin,

böyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdir

yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinin

denetimindedir.

30. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir

sınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-

temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde

olup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55;

ifade özgürlüğü bağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca

bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B.

No: 2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§

53, 54; Abdullah Öcalan [GK], B.

No: 2013/409, 25/6/2014, §§ 96-98; Tansel

Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali

Aydın, §§ 70-72). Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen

önlemler ile toplantı hakkı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığına

bakılması gerekir.

31. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bireylerin

ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya

gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu hak, ifade

özgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu bir

toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de

geçerlidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Osman Erbil, § 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 72). O hâlde mevcut başvurunun Anayasa’nın 26. maddesinin ışığında ve 34.

maddesi uyarınca incelenmesi gerekir.

(a) İfade Özgürlüğü

32. Anayasa Mahkemesi bu bağlamda, Anayasa'nın 26. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik bir

toplumun temel dayanaklarından ve demokratik toplumun gelişiminin ve her

bireyin kendini gerçekleştirmesinin başlıca şartlarından birini oluşturduğunu

her zaman vurgulamıştır. Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe

ifade edilebildiği özgür tartışma ortamında ulaşılabilir. Dolayısıyla toplumsal

ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve

serbestçe ifadesine bağlıdır (İnternet ortamında ifade özgürlüğünün önemine

ilişkin bkz. Yaman Akdeniz ve diğerleri,

B. No: 2014/3986, 2/4/2014, §§ 25-26, sanatsal ifade

özgürlüğünün önemi için bkz. Fatih Taş [GK],

B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 66, 104; bir terör örgütü liderinin ifade

özgürlüğüne ilişkin olarak bkz. Abdullah

Öcalan,§ 101; bir siyasetçinin basın açıklamasında ileri sürdüğü

düşüncelere ilişkin bkz. Mehmet Ali Aydın,

§§ 74, 84).

(b) Toplantı Hakkı

33. Toplantı hakkı, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu

olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını güvence

altına almaktadır. Dolayısıyla kendine özgü özerk işlevine ve

uygulama alanına rağmen -ifade özgürlüğünde olduğu gibi- siyasi ve kamu

yararını ilgilendiren meseleler söz konusu olduğunda toplantı hakkına yapılan

müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45; toplantı hakkı ile

ifade özgürlüğünün birlikte ele alındığı değerlendirmeler için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 115-117).

34. Toplantı hakkı demokratik toplumun en temel değerleri

arasında yer alır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve

barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin, toplantı

ve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesi imkânı sunulmalıdır. Bu sebeple

şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında

toplantı özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikal

tedbirler demokrasiye zarar verir (Eğitim ve

Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 80; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 117; Osman Erbil, § 47).

35. Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı

hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet

içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu

demokrasinin gereğidir. Anayasa Mahkemesi, toplantı hakkının izin veya bildirim

usulüne bağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu izin veya

bildirimin amacı toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde

yapılmasını güvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma

imkânı sağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlar hariç,

bildirim ve izin usullerinin uygulanmasının amacı toplanma hakkının etkin

kullanılması imkânını sağlamaktır (Osman

Erbil, § 52; Ali Rıza Özer ve

diğerleri, § 122; katılımcılar açısından derhâl tepki verilmesinin

haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, § 65, 67; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 119).

36. Buradan çıkan sonuca göre toplanma özgürlüğünün

kullanımından kaynaklı kamu düzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri

taşıması hâlinde yetkili makamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri

alabilecekleri kabul edilmelidir. Alınan bu tedbirlere aykırı, barışçıl olmayan

toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınması

veya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir. Buna

karşın alınan tedbirler veya öngörülen cezaların barışçıl toplantı hakkına

dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesine müsaade edilemez. Bireyin,

güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamu güçlerinin keyfî

müdahalelerine karşı da korunması gerekir (Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 81-82; Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 118).

37. Bununla beraber "Temel

hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve

sorumluluklarını da ihtiva eder" biçimindeki Anayasa'nın 12.

maddesinin ikinci fıkrası kişilerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri

kullanırken sahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar. Ödev ve

sorumluluklar, somut başvurudaki gibi ödev ve sorumluluğunu yerine getirmediği

iddia edilen bir kamu görevlisinin bir temel hak veya özgürlüğünün

kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlerinde özellikle önem taşımaktadır.

38. Bundan sonra Anayasa Mahkemesinin yapması gereken başvuruya

konu müdahaleye olayın bütünlüğü içinde bakmak ve keyfî uygulamalardan ve

usulsüz sınırlandırmalardan kaçınılması için barışçıl bir toplantıya

katılanlara ceza vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olduğunun makul gerekçelere dayanılarak gösterilip gösterilmediğini ve

müdahalenin “ölçülü” olup olmadığını belirlemektir.

(2) İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Anayasa Mahkemesi

önündeki mesele, bir devlet hastanesinin Göğüs Hastalıkları Servisinde bulunan

refakatçi odasında mesai saatleri içinde yapılan bir toplantıyı tertip eden ve

katılan başvurucuya disiplin cezası verilerek yapılan müdahalenin demokratik

bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığıdır.

40. İlk olarak söz konusu toplantının yapıldığı yerin, bir

hastanenin yatan hastaların bulunduğu Göğüs Hastalıkları Servisinin hasta

refakatçilerinin beklemesi için ayrılan odası olduğu gözönünde

bulundurulmalıdır. Başvurucunun da ileri sürdüğü gibi bahsi geçen odanın

etkinlik saatinde kullanılmadığı ve boş olduğu kabul edilse bile Göğüs

Hastalıkları Servisinde bulunan toplantı yerinin hassas olduğu da inkar edilemez.

41. İkinci olarak toplantının konusu Türk ve Dünya edebiyatında

öncü kadınlar olarak belirlenmiştir ve kabul etmek gerekir ki bir hastanenin

Göğüs Hastalıkları Servisinin sıkıcı ortamı ve çalışma rutininde böyle bir konu

oldukça ilgi çekici olacaktır.Böyle

bir toplantının hassas bir yerde icra edilmesinin belirli bazı kurallara

bağlanmasının anlaşır bir durum olduğunu kabul etmek gerekir. Başka bir

anlatımla hastane huzurunun kesintisiz temin edilmesi ve bilhassa yatan

hastaların bakım ve gözetimi faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesi için

hastane idaresinin lüzumlu gördüğü tedbirleri almak noktasında bir takdir

aralığına sahip olduğu açıktır. Nitekim hastanede mesai saatler içinde ve

hastane binasında gerçekleştirilecek böyle bir toplantı için yetkililerden izin

almanın kanuni bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır (§§ 14-17).

42. Öte yandan başvuruya konu toplantı için önceden bazı

hazırlıklar yapıldığı belirtildiğine göre başvurucunun toplantıyı düzenlemek

için izin almaya zamanının olduğu sonucuna varılabilir. Eldeki başvurunun, izin

alınması için zaman ve imkânların bulunmadığı ve derhâl tepki verilmesinin

haklı olduğu özel durumlardan biri olduğu değerlendirilmemiştir.

43. Bununla beraber önceden konulan kurallara ve alınan

tedbirlere aykırı olarak tertip edilen bir toplantı yalnızca bir sendika

tarafından veya bir sendikanın üyelerince tertip edilmiş olması nedeniyle

hukuka uygun hâle gelmez. Dolayısıyla hakkı kullanan kişiler sendika üyesi olsalar

da olmasalar da mutlak olmayan ve sınırlandırmalara tabi olan toplantı hakkının

(Osman Erbil, § 50, 63)

kullanımına ilişkin önceden konulmuş sınırlamalara uymak yükümlülüğü

altındadırlar.

44. Başvurucu, olayların geçtiği hastanede hemşire olarak görev

yapmaktadır ve önceden izin alarak ve daha uygun bir yerde söz konusu

toplantıyı düzenleyebileceğini bilebilecek durumdadır. Başvurucu, soruşturma ve

yargılama aşamalarında idarenin Sendika üyelerine haklarını kullanmaları

sırasında zorluk çıkardığını iddia etmiş ise de eldeki başvuruya konu

toplantının düzenlenmesi için idareden ne izin istendiği ne de yer temin

etmesinin talep edildiği gösterilmiştir. Bu itibarla başvurucunun da

sorumluklarını yerine getirdiği söylenemez.

45. Sonuç olarak somut olayda önceden

izin almaksızın devlet hastanesinin yatan hastaların bulunduğu bir servisindeki

hasta yakınlarının kullanımına tahsis edilmiş odasında düzenlenen toplantı

halka açık yerlerde yapılan ve günlük hayatın akışında tahammül edilebilecek

bir karışıklığa sebep olan toplantı ve gösteriler gibi (açıklamalar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 119)

değerlendirilemez. Dolayısıyla söz konusu toplantıyı tertip etmesi nedeniyle

başvurucuya disiplin cezası verilmesinin gerekliliğine ilişkin idare ve derece

mahkemelerinin gerekçesinin yeterli olduğu kabul edilmiştir.

46. Başvurucu, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması

gerektiğinin yazı ile bildirilmesi biçimindeki uyarma disiplin cezası ile

cezalandırılmıştır. Bir kamu görevlisi olan başvurucunun kanundaki en düşük

disiplin cezası ile cezalandırılmasından ibaret müdahalenin, başvurucunun

toplantı hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu ve hastane düzeninin

sağlanması amacını gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile

başvurucunun toplantı hakkı arasında kurulması gereken dengeyi başvurucu

aleyhine bozduğu söylenemez.Başvurucuya

verilen cezanın ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34 maddesinde güvence

altına alınan toplantı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Toplantı Hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Dr.Yunus HEPER Başvurucu : Gülfidan YILDIRIM Vekili : Av. Hasan Hüseyin EVİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/12290, 19 Temmuz 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru, Sendikanın
  13. B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı
  14. B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel
  15. B. No: 2014/3986, 2/4/2014, §§ 25-26, sanatsal ifade
  16. A. Toplantı Hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  17. B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/12290
Tarih
19 Temmuz 2017

İlgili Kararlar

  • Ayşe Günaydın Başvurusu (B. No: 2014/10360)
  • Lütfü Çoban Başvurusu (B. No: 2014/3967)
  • Ayşegül Sevengin ve Tuğrul Sevengin Başvurusu (B. No: 2014/20165)
  • Cevdet Bayır Başvurusu (B. No: 2014/6190)
  • Mehmet Mehdi Doğan Başvurusu (B. No: 2014/4912)
  • Metin Baysal ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/13202)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.