İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Güli Ertaş ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/638)

1. Başvuru; hukuka aykırı gözaltı işlemi nedeniyle kişi

Başvuru No2015/638Tarih30 Ekim 2018Okuma14 dk · 2.787 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Güli Ertaş Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/638
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.787 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; hukuka aykırı gözaltı işlemi nedeniyle kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkının, kamu görevlilerinin eylemi sonucunda ölüm

olayının meydana gelmesi ve bu olay hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesi nedenleriyle de yaşam hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Güli Ertaş'ın eşi ve

diğer başvurucuların babası H.E., -başvurucuların beyanına göre- 17/7/1995

tarihinde polis olduklarını söyleyen dört kişi tarafından karakola götürülmek

üzere evinden alınmıştır. Aynı gün saat 21.00 sıralarında H.E.nin

yeğeni A.E. ve eşi R.E. (Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesinin verasete ilişkin

22/8/2003 tarihli kararında H.E.nin eşinin Güli Ertaş olduğu belirtilmekle birlikte ilgili nüfus

kayıtlarının incelenmesinden H.E.nin çocuklarından

bazısının annesinin R.E. adlı kişi olduğu anlaşılmıştır.) Kızıltepe İlçe

Emniyet Müdürlüğüne giderek H.E.nin silahlı dört kişi

tarafından kaçırıldığını belirtmiştir. Ayrıca R.E., koruculuk yapan M.K. ve

İ.K. adlı kişilerden şüphelendiğini ifade etmiştir.

8. Bu olaydan bir gün sonra Şanlıurfa ili Ceylanpınar ilçesi Saraççeşme köyü Saraçtepe

mevkiinde, Ceylanpınar-Kızıltepe yolunun yaklaşık yirmi metre solunda ateşli

silahla başından vurulmuş bir erkek cesedi bulunmuştur. Cesedin bulunduğu

bölgedeki anızların yakılması sonucu cesedin hemen her bölgesindeki derinin

yanmış ve büzülmüş olduğu tespit edilmiştir. Ceset üzerinde cesedin kime ait

olduğunu tespite imkân veren herhangi bir belge bulunamamıştır.

9. Aynı gün saat 08.30 sıralarında olaydan haberdar edilen

Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı nöbetçi savcısı olay yerine giderek çeşitli

incelemelerde bulunmuştur. Bu incelemeler sonucunda hazırlanan Adli Ölü Muayene

ve Otopsi Tutanağı'nda cesedin sağ kulağının üzerinde

mermi giriş deliği, sol şakağında ise mermi çıkış deliği bulunduğu, cesedin sağ

tarafında, bir metre kadar uzaklıkta 9 mm çapında bir adet mermi kovanı olduğu

belirtilmiştir. Harici ölü muayenesine katılan doktor tarafından kişinin ateşli

silah yaralanması sonucu öldüğünün ve klasik otopsi yapılmasına gerek

olmadığının belirtilmesi üzerine Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca klasik otopsi

yapılmasından sarfınazar edilerek cesedin devlet hastanesi morguna

götürülmesine karar verilmiştir.

10. Bulunan cesedin H.E.ye ait olabileceğinin değerlendirilmesi

üzerine H.E.nin yakınları Ceylanpınar Devlet

Hastanesi morguna gitmiş ve cesedin H.E.ye ait olduğunu tespit etmiştir. H.E.nin yakınları, defin ve nakil ruhsatıyla kendilerine

teslim edilen cesedi toprağa vermiştir (Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesinin

verasete ilişkin 22/8/2003 tarihli kararında H.E.nin

ölüm tarihi 18/12/2001 olarak geçmektedir.).

11. Olay hakkında başlatılan soruşturma kapsamında R.E.nin 17/7/1995 tarihinde Kızıltepe İlçe Emniyet

Müdürlüğünde verdiği ifadede adı geçen korucuların ifadesi alınmıştır.

Korucular M.K. ve İ.K. olay tarihinde Girali köyünde

görevli olduklarını ve şehir merkezine hiç gitmediklerini belirtmişlerdir.

Bunun üzerine 20/7/1995 tarihinde R.E.nin ifadesi

tekrar alınmıştır. R.E. Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde özetle

kocasını kaçıran kişileri teşhis edemediğini, olayın gece meydana geldiğini,

emniyetteki ifadesinde kendisine "Kimse

ile bir geçimsizliğiniz var mı?" diye sorulduğunu, kendisinin

de adı geçen korucularla aralarında bir dargınlığın bulunduğunu söylediğini

ancak bu dargınlığın kocasının öldürülmesine sebep olacak boyutta olmadığını,

bu kişilerden şüphe etmediğini belirtmiştir. R.E. ayrıca kocasını kaçıranları

görse de tanımayacağını ancak kocasını kaçıran kişiler adı geçen korucular

olsaydı onları teşhis edebileceğini çünkü onları daha önceden gördüğünü ifade

etmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından 20/7/1995 tarihinde ifadesi alınan H.E.nin yeğeni A.E. de R.E.nin

ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

12. Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı; yapılan soruşturma

kapsamında olayın fail ya da faillerinin tespit edilemediğini, olayın adam

öldürme fiiliyle ilgili olması nedeniyle yirmi yıllık zamanaşımı süresine tabi

olduğunu belirterek olayın fail ya da faillerinin zamanaşımı süresi doluncaya

kadar aranması amacıyla 3/1/2002 tarihinde daimî arama kararı vermiştir.

Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı olayın fail ya da faillerinin ilçe jandarma

komutanlığınca zamanaşımı süresi doluncaya kadar titizlikle aranmasını, olayın

fail ya da faillerinin yakalanması hâlinde başsavcılıkta hazır edilmesini, aksi

takdirde üç ayda bir düzenli olarak Başsavcılığa bilgi verilmesini istemiştir.

Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı, daimî arama kararının bir suretini İlçe

Emniyet Müdürlüğüne de göndermiştir.

13. Daimî arama kararı uyarınca kolluk görevlilerince

düzenlenen, olayın fail ya da faillerinin tespit edilemediğine ilişkin

tutanaklar Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.

14. Başvuruculardan Muhyettin Ertaş,

Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığına 8/4/2014 tarihinde bir dilekçe sunarak

olayın faillerinin cezalandırılması talebinde bulunmuştur. Başvurucu Muhyettin Ertaş bu dilekçede özetle babasının kendisini

sivil polis olarak tanıtan ve ellerinde otomatik silah bulunan kişilerce

evinden alınarak beyaz bir arabayla götürüldüğünü, bu olaydan bir gün sonra da

babasının cesedinin bulunduğunu, babasının H.A.U. ve onun ekibi tarafından (Jitem) öldürüldüğünü düşündüğünü belirtmiştir.

15. Başvurucular, devam eden soruşturmada herhangi bir sonuca

ulaşılamayacağının açık olduğunu belirterek 9/1/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuşlardır.

16. Olay hakkında yürütülen soruşturma kapsamında bireysel

başvuru yapılmasından sonra hangi kararların alındığı ile ilgili olarak Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla yapılan araştırmada, Ceylanpınar

Cumhuriyet Başsavcılığının 10/6/2015 tarihinde olay hakkında yetkisizlik kararı

vererek dosyayı Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına -H.A.U. adlı kişi

hakkındaki soruşturma dosyasıyla birleştirilmek üzere- gönderdiği, Kızıltepe

Cumhuriyet Başsavcılığının ise H.E.nin ölümünün JİTEM

tarafından gerçekleştirildiğine dair somut bir delil olmaksızın Muhyettin Ertaş'ın tahmininden ibaret soyut ifadesine

istinaden yetkisizlik kararı verilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğu, kaldı

ki H.E.nin JİTEM tarafından öldürüldüğü iddiasının

kabulü hâlinde bile söz konusu öldürme eyleminin Kızıltepe'de

gerçekleştirildiğine dair herhangi bir somut delilin bulunmadığı gerekçeleriyle

18/1/2016 tarihinde yetkisizlik kararı verdiği görülmüştür. UYAP kayıtlarının

incelenmesi neticesinde Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığının yetkili Cumhuriyet

başsavcılığının tespiti için dosyanın Midyat Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine karar verdiği tespit edilmiş ancak Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin

bu konuda bir karar verip vermediği belirlenememiştir. Başvurucular da bireysel

başvuruda bulunmalarından sonra soruşturmanın seyrine ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesine herhangi bir bilgi ve belge sunmamışlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Özgürlüğü ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular Anayasa ve yasalarda kişi özgürlüğü ve

güvenliği hakkının kısıtlanma şart ve usullerinin açık bir şekilde

belirlendiğini, yakınlarının hiçbir usul ve yasada olmayan şekilde evinden

alındığının ve devlet tarafından haklarının korunamadığının ortada olduğunu

belirterek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup Mahkeme, ancak bu tarihten sonra kesinleşen

nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012,

§ 17).

21. Somut olayda H.E.nin 17/7/1995

tarihinde gözaltına alındığı ve 18/7/1995 tarihinde ölü olarak bulunduğu ifade

edildiğinden başvurunun bu kısmı Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi

dışında kalmaktadır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yaşam Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

23. Başvurucular, yakınları H.E.nin

17/7/1995 tarihinde polis olduğunu söyleyen kişilerce Kızıltepe'deki evinden

zorla alınarak karakola götürüldüğünü ve akabinde 18/7/1995 tarihinde ölü

olarak bulunduğunu belirtmişlerdir. Başvurucular, yakınlarının ölümü ile

neticelenen olayda gerekli hukuki ve fiilî önlemlerin alınmaması nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular olay hakkında

1995 yılından beri devam eden soruşturmanın etkisiz olduğunu, soruşturmanın

yürütülüş şekli dikkate alındığında olay hakkındaki araştırmanın uzun bir süre

daha devam edeceğinin ve nihayetinde herhangi bir sonuca ulaşılamayacağının

açık olduğunu, soruşturma dosyasında hiçbir ilerleme olmadığını belirterek

etkili başvuru hakkının ve etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir. Başvurucular yirmi yılı aşkın sürede olayın

aydınlatılamadığını, Savcılık tarafından daimî arama kararı çıkarılması

haricinde hiçbir işlem yapılmadığını, soruşturmanın zamanaşımına uğrayacağının

ortada olduğunu, soruşturmanın makul sürede tamamlanmamasında kendilerinin

hiçbir kusurunun bulunmadığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca yakınlarının yaşamına

son verilme şeklinin insanlık dışı ve onur kırıcı olduğunu ifade etmişlerdir.

2. Değerlendirme

24. Anayasa’nın "Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

25. Anayasa’nın "Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili

bölümü şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü,

yakınlarının güvenlik güçlerince öldürülmesi ve bu olay hakkında etkili bir

ceza soruşturması yürütülmemesi hususlarına ilişkindir. Bu nedenle

başvurucuların bu başlık altındaki tüm iddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde

güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

27. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişi

açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları

tarafından yapılabilecektir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). H.E.

başvuruculardan Güli Ertaş'ın eşi, diğer

başvurucuların ise babasıdır. Bu nedenle somut olayda başvuru ehliyeti

açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

28. Bununla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi

ve bu kuralla iç içe girmiş otuz günlük başvuru süresi kuralı bakımından da

ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.

29. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

30. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

31. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

32. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanun

maddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireysel

başvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çare

olmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz ve

Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).

33. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının

anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak

ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenle

temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 16).

34. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucunun

şikâyetleri açısından başvurucuya makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir

çözüm sağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkilibaşvuru

yollarıdır. Ayrıca başvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak

uygulanabilir bir kural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut

başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk

sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil aynı zamanda bunların

uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde

ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendisinden başvuru

yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip

getirmediklerinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §

28).

35. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespiti

yapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolunun

bulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkün

olmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:

2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlali

öğrendikleri tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmaları

gerekmektedir.

36. Başvurucuların şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek

etkili bir başvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda

bulunmak, dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme

yükümlülüğü bulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara

başvurmalıdırlar. Zira zaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali

artmakta, gerçeklerin ortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §

84).

37. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsız

veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu her

başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıca

değerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahse

konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 85).

38. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olup

olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekli olmasa da-

yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamu

makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ile

getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,

B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).

39. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaat

etmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa,

başlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl

almışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makul

olmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli ve

şikâyetini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira

soruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde

anılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir

(Yasin Ağca, § 121). Böyle bir

durumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıkları

veya varmaları gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma

yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği her davanın şartlarına

bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §

87).

40. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesini

sağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarını

tüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi

soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumun farkına

vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel

başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 88).

41. Son olarak ifade etmek gerekir ki soruşturmanın

etkisizliğinin fark edildiği veya fark edilmesi gerektiği andan itibaren süresi

içinde bireysel başvuru yapılmayıp zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle

kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin beklenmesi hâlinde soruşturmaya

konu olayın üzerinden geçen uzun zaman gerçeklerin ortaya çıkmasını

zorlaştıracak ve neredeyse imkânsızlaştıracaktır. Böylesi bir durumda Anayasa

Mahkemesi, devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup

uymadığını inceleyemeyecek; yaşam hakkının usul boyutu yönünden yapacağı

değerlendirmede yeniden yargılamaya karar veremeyecek ve şartları

gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata hükmedebilecektir. Oysa

ölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların tespitine imkân veren

etkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde sorumluların

caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya karar

verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı rolün

büyüklüğü tartışılmazdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,

§ 89).

42. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre, somut

olayda yaşanan elim hadiseyle ilgili olarak resen bir ceza soruşturması

başlatılmış; bu kapsamda olay yeri incelemesi ile ölü muayene işlemleri

gerçekleştirilmiş ve olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek bazı kişilerin

ifadesi alınmıştır. Bununla birlikte başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve

belgelere göre -özellikle 3/1/2002 tarihli daimî arama kararından

başvuruculardan Muhyettin Ertaş'ın Ceylanpınar Cumhuriyet

Başsavcılığına sunduğu 8/4/2014 tarihli dilekçeye kadar- olayın

aydınlatılmasına ve faillerin tespitine yönelik herhangi bir soruşturma işlemi

yapılmamış, yalnızca faillerin tespitine çalışıldığı yönünde kolluk

görevlilerince belli aralıklarla tutulan ve zamanla sıradan hâle gelen

tutanaklar soruşturma evrakı arasına alınmıştır.

43. Başvurucular 8/4/2014 tarihli dilekçeden sonra olay hakkında

Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığınca ne tür araştırmalar yapıldığı hususunda

Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi ve belge sunmadıkları gibi bireysel

başvuru yaptıktan sonra soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici

gelişmeler yaşandığına dair herhangi bir bilgi ve belgeyi de Anayasa

Mahkemesine sunmamışlardır.

44. Başvurucular 9/1/2015 tarihinde yaptıkları bireysel

başvuruda olay hakkındaki soruşturmada hiçbir ilerleme olmadığını, soruşturma

neticesinde de herhangi bir sonuca ulaşılamayacağının açık olduğunu ifade

etmişlerdir. Gerek başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgeler gerekse UYAP aracılığıyla

yapılan araştırmada tespit edilen Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı ile

Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı kararları (bkz. § 16) dikkate alındığında

başvurucuların olay hakkında yürütülen soruşturmada ilerleme sağlanamayacağı

yönündeki düşüncelerinin makul olduğu değerlendirilmiştir.

45. Bununla birlikte soruşturmanın etkisiz bir hâl alması

durumunda başvurucuların gerekli özeni göstermesi ve şikâyetlerini çok uzun

süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunması gerektiği tekrar ifade edilmelidir.

Somut olayda, savcılık tarafından daimî arama kararı çıkarılması haricinde

hiçbir işlem yapılmadığını ifade eden başvurucular, olayın meydana gelmesinden

yaklaşık yirmi yıl sonra bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Başvurucular,

olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765

sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen ve Cumhuriyet savcısınca somut

olaya uygulanması gerektiği tespit edilen yirmi yıllık dava zamanaşımının

dolmasına (bkz. § 12) çok az bir süre kalana kadar niçin hareketsiz kaldıkları

ve bu süreye kadar neden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapmadıkları

hususunda herhangi bir açıklama yapmamışlardır. Bu durumda başvuru formu ve

eklerindeki bilgi ve belgelere göre başvurucuların başvuru tarihi olan 9/1/2015

tarihinden çok daha uzun süre önce ceza soruşturmasının etkinlikten yoksun

olduğunu fark ettikleri ancak gerekli özen yükümlülüklerini yerine

getirmedikleri ve soruşturmanın etkisiz olduğunu fark etmelerinden itibaren

makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmadıkları sonucuna varılmıştır.

Başvurucuların Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan

23/9/2012 tarihinden makul olmayan bir süre sonra 9/1/2015 tarihinde yaptıkları

başvuru, süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemez.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

30/10/2018 tarihinde karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Halil İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Güli

ERTAŞ

2. Fatma ERTAŞ

3. Mehmet ERTAŞ

4. Muhyettin

ERTAŞ

5. Mülkiye ERTAŞ 6. Münevver ERTAŞ 7. Nurullah ERTAŞ 8. Resul ERTAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/638, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Özgürlüğü ve
  9. B. Yaşam Hakkının İhlal
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. M. Emin KUZ
  12. Ertaş
  13. Ertaş
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/638
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Bülent Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/27308)
  • Groseri Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2017/29997)
  • Nursel Aydoğan Başvurusu (B. No: 2016/35718)
  • İ.d. Başvurusu (B. No: 2015/15955)
  • Yunus Özyaşar Başvurusu (B. No: 2015/16529)
  • Tuncer Bakırhan Başvurusu (B. No: 2017/28478)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.