İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Günay Devecioğlu Başvurusu (B. No: 2014/16387)

1. Başvuru, ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmaması

Başvuru No2014/16387Tarih20 Eylül 2017Okuma26 dk · 5.110 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Günay Devecioğlu Başvurusu

Karar tarihi
20 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/16387
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.110 kelime·26 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmaması

nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile onaylı suretleri Ulusal Yargı Ağı

Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından

gönderilen soruşturma dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle

şöyledir:

9. Başvurucu, 14/3/2014 tarihinde Muğla ili Ula ilçesi Çıtlık

köyündeki bir çiftlik evinde başından vurulmuş vaziyette bulunan 1971 doğumlu

Nihat Devecioğlu'nun eşidir.

10. Başvurucunun eşi Nihat Devecioğlu -bireysel başvuru ve

soruşturma dosyasına yansıdığı kadarıyla- ölüm olayı meydana gelmeden önce

Muğla'nın Marmaris ilçesinde ikamet etmekte ve bu ilçede ticaretle uğraşarak

geçimini sağlamaktaydı.

11. Nihat Devecioğlu 13/3/2014 tarihinde saat 21.00 ile 22.00

sıralarında evinde akşam yemeğini yemiş, akabinde ise yine kendisine ait

çiftlik evine gitmek üzere evinden ayrılmıştır.

12. Nihat Devecioğlu ertesi gün kendisine ait iş yerine

gitmemiştir. Bunun üzerine iş yerinin muhasebecisi 14/3/2014 tarihinde saat

08.30 sıralarında Nihat Devecioğlu'nun eşini (başvurucuyu) telefonla arayarak

Nihat Devecioğlu'nun işe gelmediğini ve telefonlarına bakmadığını söylemiştir.

Bu olay üzerine başvurucu, Nihat Devecioğlu'na ulaşmaya çalışmış fakat ulaşamayınca

kardeşi Ü.D.den çiftlik evine gitmesini ve eniştesini

uyandırmasını istemiştir. Ü.D., çiftlik evine vardığında Nihat Devecioğlu'nu

başından vurulmuş vaziyette ölü olarak bulmuştur.

13. Bunun üzerine Ü.D., telefonla jandarmayı aramış ve olay

hakkında jandarmaya bilgi vermiştir.

14. Olay hakkında kendisine bilgi verilen Muğla Cumhuriyet

Başsavcılığı nöbetçi Cumhuriyet Savcısı, olay yerinin olduğu gibi muhafaza

edilmesini istemiş, ayrıca olay yeri inceleme ekibinin ölümün gerçekleştiği

yere yönlendirilmesi talimatını vermiştir.

15. Saat 10.00 sıralarında olay yerine gelen olay yeri inceleme

ekibi, Cumhuriyet Savcısı'nın ölümün gerçekleştiği yere gelmesini müteakip olay

yeri incelemesine başlamıştır. Olay yeri incelemesi sonucunda tanzim edilen

olay yeri inceleme raporunda özetle olay yerinin Nihat Devecioğlu'na ait etrafı

duvar ve parmaklıklarla çevrili bir bahçe içindeki tek kattan oluşan bir ev

olduğu, olay yerinde Akyaka Jandarma Karakol Komutanlığı ekiplerince acil

önlemlerin alındığının görüldüğü, olayın oturma odası olarak kullanılan yerde

meydana geldiği, buraya gidildiğinde odanın girişinde sağ tarafta bulunan

kanepe üzerinde sırtüstü yatar pozisyonda, baş kısmı sağ kısmından ve sağ kulak

bölgesinden yara almış vaziyette 45 yaşlarında bir erkek cesedin bulunduğunun

görüldüğü, ölen kişinin üzerinde göbek üstünde bir av tüfeğinin bulunduğu, olay

yerinin genel özellikleri dikkate alındığında ölen kişinin intihar ettiğinin

değerlendirildiği belirtilmiştir. Olay yeri incelemesi sonucunda; ölen kişinin

el ve yüz bölgesinden alınan svaplar ile olay

esnasında kişinin üzerinde bulunan kazak, atış artığı analizi için muhafaza

altına alınmıştır. Bunların yanı sıra olay yerinde bulunan av tüfeği ile fişek

ve kartuş, balistik inceleme için muhafaza altına alınmıştır. Cumhuriyet

Savcısı'nın talimatı üzerine ayrıca ölen kişinin on parmak izi alınmıştır.

16. Olay yerinde 14/3/2014 tarihinde ölü muayene işlemi

gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet Savcısı ve doktor bilirkişinin de hazır

bulunduğu bu işlem neticesinde hazırlanan ölü muayene ve otopsi tutanağında,

cesedin baş bölgesinin sağ kısmının muhtemelen ateşli silah yaralanmasına bağlı

olarak tamamen parçalandığı, ölenin vücudunun soğuduğu, kesin ölüm sebebinin

tespiti amacıyla cesedin Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin uygun olduğu

belirtilmiştir. Anılan tutanakta ayrıca konutta, ölüm olayının gerçekleştiği

odada, kapıda ve pencerelerde herhangi bir zorlama izinin bulunmadığı; olay

yerinde olağanın dışında bir dağınıklığın söz konusu olmadığı, olay yeri

inceleme ekibinin gerekli fotoğraflamaları yaptığı ifade edilmiştir.

17. Ölü muayenesindeki değerlendirmeler üzerine kesin ölüm

sebebinin tespiti amacıyla aynı tarihte klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiş

ve otopsi sırasında cesetten kan örnekleri alınmıştır. Otopsi sonucunda

hazırlanan 30/4/2014 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir:

" (...)

Yüzde; sağ tarafta, çene altından başlayıp

yanağı kateden 21x12 cm'lik

açık yara bulunduğu, yara içine bakıldığında dil, maksiler sinüs zigomatik kemik ve temporal

kemiğin petros parçasının hasarlanmış olduğu,

kafatasının kırık bölgesinden beyin dokusunun görüldüğü, yara içinde is ve

yanığın dikkati çektiği ve yara içerisinde saçma tanelerinin bulunduğu, sağ

kulağın yerinde olmadığı, sol kulaktan kan gelmekte olduğu görüldü.

Saptanan bu bulgular dışında herhangi bir darp

ve cebir izi ile kesici delici alet yaralanmasına ratlanmadı.

(...)

Antalya Kimya İhtisas Dairesi Toksikoloji

Şubesi'nin 08/04/2014 tarihli ve 2014/517/269/269 sayılı raporunda; kanda; alkol (Etil ve Metil alkol) tespit edilmediği,

sistematiğimizdeki uyutucu-uyuşturucu maddelerin tespit edilmediği,

sistematiğimizdeki maddelerin tespit edilmediği, idrarda; sistematiğimizdeki

uyutucu-uyuşturucu maddelerin tespit edilmediği, sistematiğimizdeki maddelerin

tespit edilmediği bildirildiğine göre;

SONUÇ

14/03/2014 tarihinde av tüfeği ile

intihar ettiği bildirilen İbrahimoğlu1971 doğumlu Nihat Devecioğlu'nun cesedine

14/03/2014 tarihinde Adli Tıp Şube Müdürlüğünce yapılan otopsiden ve

tetkiklerden elde edilen ve yukarıya kaydedilen bulgular dikkate alındığında,

1) Şahsın bitişik atış mesafesinden yapılmış

ateşli silah saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ve beyin harabiyeti nedeniyleölmüş

olduğunu,

2) Şahsın ölümü üzerine etkili başkaca bir dış

etkenin tespit edilmediğini bildirir tıbbi kanaat raporudur."

18. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

159150 seri numaralı av tüfeği ile fişek ve kartuş, gerekli tetkiklerin

yapılması amacıyla Aydın Jandarma Kriminal

Laboratuvarı Amirliğine gönderilmiştir. Aydın Jandarma Kriminal

Laboratuvarı Amirliğince yapılan balistik inceleme neticesinde hazırlanan

25/3/2014 tarihli uzmanlık raporunda; 159150 seri numaralı av tüfeğinin ateş

etmeye mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, yapılan deneme

atışlarında fişeklerin patladığının görüldüğü, incelenmek için gönderilen bir

adet 12 kalibre av fişeği kartuşunun 159150 seri numaralı av tüfeği ile atılmış

olduğu tespitleri yapılmıştır.

19. Ölen kişinin el ve yüz bölgesinden alınan svaplar ile olay esnasında kişinin üzerinde bulunan kazak,

atış artığı analizi yapılması için Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarına

gönderilmiştir. Kimyasal İnceleme Laboratuvarı görevlileri tarafından

hazırlanan 4/4/2014 tarihli uzmanlık raporuna göre Nihat Devecioğlu'na ait svapların tümü üzerinde atış artığı tespit edilmiştir. Olay

yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan kazak üzerinde yapılan atış

artığı analizi sonucunda ise kazağın göğüs orta bölgesinde yaklaşık 1,5x1,5 cm

ebatlı bir delinme olduğu, kazaktaki delinme bölgesi etrafında atış

artıklarının bulunduğu, atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu dikate alındığında atışın bitişiğe yakın atış olduğu

değerlendirilmiştir. Ayrıca kazağın ön ve kol bölgesinde de atış artıklarının

bulunduğu tespit edilmiştir.

20. Aydın Jandarma Kriminal

Laboratuvarı Amirliğince 24/3/2016 ile 26/3/2016 tarihinde yapılan parmak ve

avuç izi incelemesinde tüfek üzerinde mukayeseye elverişli iz olmadığı tespit

edilmiştir.

21. Nihat Devecioğlu'nu vurulmuş vaziyette ilk gören Ü.D.nin otopsi sırasında kimlik tanığı sıfatıyla ifadesine

başvurulmuştur. Ü.D.nin ifadesi şöyledir:

"Bana gösterdiğiniz ceset (...) Nihat Devecioğluna aittir. Kendisi benim eniştemdir. Marmaris'te

otururdu. Ancak hafta sonları ve yazları ölü olarak bulunduğu çiftlik evini de

kullanırdı. Bu sabah Marmaris'te bulunan işyerine gitmeyince işyerinde bulunan

çalışanları ablamı aramışlar. Ablam da beni saat 08.30 civarlarında telefonla

aradı ve eniştemin işyerine gitmediğini, benim aramamı istedi. Ben o sırada

Gökova'da dörtyolda bulunan iş yerindeydim. Ablam

bana çiftlik evinde olabileceğini söyleyince araçla çiftlik evine gittim.

Kumanda ile açılan kapı kapalıydı. Ancak ölenin aracı evin sağ tarafında park

halindeydi. Aracı görünce evde olduğunu anladım. Kapının üzerinden atlayarak

içeri girdim. Konutun kapısının üzerinde anahtar vardı. Kapı kilitli değildi.

Anahtarı çevirerek içeriye girdim. Odalara baktım. Oturma odası olarak

kullanılan sol arka odaya baktığımda kanepenin üzerinde eniştemi kucağında av

tüfeği ile yatarak gördüm. Hemen yanına gittim, kafası parçalanmış durumdaydı.

Öldüğünü anlayınca hemen jandarmayı aradım ve 112 Acil Servise haber verdim.

Jandarma görevlileri hemen gelerek gerekli çalışmaları başlattılar. Ben

kendisinin neden intihar ettiğini bilmiyorum. Bildiğim kadarıyla çok fazla

ekonomik sıkıntı yoktu. Kredi kullanmıştı ancak sahip olduğu mal varlığı

kullanmış olduğu kredileri kat be kat karşılayacak şekildeydi. Ben kendisini

ölmeden önce en son pazartesi günü yani 10 Mart 2014 günü Marmaris'te

görmüştüm. Bildiğim kadarıyla ablamla zaman zaman tartışmaları oluyordu ancak

bu her evde olan ufak tartışmalardı. Benim olay hakkında bilgi ve görgüm bundan

ibarettir."

22. Soruşturma kapsamında 20/3/2014 tarihinde başvurucunun

ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şöyledir:

"Nihat Devecioğlu ile 20 yıllık evliyiz

ve 2 tane çocuğumuz vardır. Eşim Nihat Devecioğlu’nun herhangi bir maddi sorunu

olmadığı gibi herhangi bir kimseye de borcu yoktur. Eşim Nihat Devecioğlu hayat

dolu bir insandı ve intihar edecek yapıda birisi de değildi. Ben eşim Nihat

Devecioğlu’nun intihar etmiş olduğuna inanmıyorum. Tüfeğin yanlışlıkla ateş

almış olduğunu düşünüyorum. Eşim silah kullanmasını severdi ancak profesyonel

bir silah kullanıcısı değildi. Eşim Nihat Devecioğlu’nu en son 13/3/2014 günü

saat 21.00-22.00 saatleri arasında gördüm. O gün eşim Nihat Devecioğlu’na yemek

hazırladım. Eşim yemeğini yedi ve yemekten sonra … plakalı aracımız ile evden

ayrıldı.(...) 14/3/2014 günü sabahında tekrardan Marmaris'e geri dönecek ve

arabayı bana bırakacaktı. 14/3/2014 günü işyerinin muhasebecisi Ahmet beni sabah

saat 08.30 sıralarında aradı. Eşim Nihat Devecioğlu’nu aramış olduğunu ve

telefonun çaldığı halde cevap vermediğini söyleyerek evdeyse uyandırmamı

söyledi. Ben de eşimin Çıtlık Köyündeki çiftlik evinde olduğunu, lazımsa

uyandırırım diyerek telefonu kapattım. Sonra eşimi defalarca aradım fakat cevap

vermedi. Bunun üzerine Gökova'da iş yeri olan kardeşim Ü.D.yi

arayarak “enişteni telefon ile defalarca aradım, ancak enişten telefonu açmadı.

Eve gidip uyandır, dükkandan arayıp duruyorlar” diye söyledim. Kardeşim Ü.D.

bana tamam abla ben gider bakarım ve uyandırırım diye söyledi. Bir süre sonra

kardeşim Ü.D.yi tekrar aradım ve “Gittin mi” diye

sordum. Kardeşim Ü.D. de bana şimdi çıkıyorum abla ben bakınca seni ararım

dedi. Daha sonra da kardeşim Ü.D. ile telefon irtibatımız koptu. Eşim Nihat

Devecioğlu ile uzun süredir herhangi bir kavgamız ve mutsuzluğumuz olmamıştır.

Eşim ile tartışmamız olmamıştır. Hatta eşimi de evden ben uğurladım. Evden

ayrılırken de eşim gayet mutlu bir şekilde ayrıldı. Bu olaydan dolayı şüphelendiğim

herhangi bir kimse yoktur. Eşim Nihat Devecioğlu’nun herhangi bir düşman

yoktur."

23. Başvurucu, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 25/4/2014

tarihli bir dilekçe ile eşinin intihar neticesinde değil hata neticesinde

ateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirdiğini ileri sürmüştür. Başvurucu

anılan dilekçede özetle ölü muayene ve otopsi tutanağında geçen intihar

ibaresinin hukuki dayanağı olmayan bir ibare olduğunu, eşinin sevilen ve saygı

duyulan bir kişiliğe sahip olduğunu, Marmaris'te ticaretle uğraşan ve kendisine

ait iki iş yeri bulunan eşinin hiçbir maddi sıkıntısının bulunmadığını, olay

öncesinde eşini intihara sürükleyecek hiçbir olayın yaşanmadığını, bu kapsamda

S.B.D., S.N. ve E.S.nin tanık olarak

dinlenebileceğini belirtmiştir. Başvurucu, eşinin 13/3/2014 tarihinde çiftlik

evine gitme sebebini ise "Çiftlikteki bir kısım tavukların sansar tipi

yırtıcı bir hayvan tarafından öldürüldüğünü öğrenmesi ve daha fazla hayvanın

telef olmasını engellemek" olarak ifade etmiştir.

24. Başvurucu vekili, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına 16/5/2014

tarihli yeni bir dilekçe sunmuştur. Anılan dilekçede özetle ölüm olayının Nihat

Devecioğlu'nun dikkatsiziliği neticesinde

gerçekleştiği, Nihat Devecioğlu'nun intihar etmesini gerektirecek herhangi bir durumun

somut olayda söz konusu olmadığı, olayın intihar olarak algılanmasının

müteveffanın eşi ve çocukları için büyük bir üzüntü kaynağı olduğu belirtilmiş;

bir önceki dilekçede adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesi hususu

yinelenmiştir.

25. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun talebi

doğrultusunda adı geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesine karar vermiştir.

26. Tanık olarak dinlenen S.B.D.nin

ifadesi şöyledir:

"Ölen Nihat Devecioğlu benim babamdır.

Kendisinin gerek biz çocukları ile gerek ailesi ile herhangi bir sorunu yoktu.

İş hayatı son derece düzgündü. Hayat dolu bir insandı. Olayın olduğu gün bana

birlikte Çıtlık köyünde bulunan çiftlik evimize gidelim ve evin kenarındaki

telleri yenileyelim önerisinde bulundu. Özenle toplamış olduğu tavukları yemeye

çalışan sansarlardan şikayetçiydi. Ben sınavım olduğu için önerisini reddettim.

Kendisi aracına binerek çiftlik evine geldi. Ertesi günü evde ölü olarak

bulunduğunu duydum. Benim olay anına ilişkin görgüye dayalı bilgim yoktur. Av

tüfeği babama aitti ve ruhsatlıydı. Yaban hayvanlardan korunmak amacıyla evde

bulunduruyor, zaman zaman da eline alıp dışarı çıkardı. Ben babamın intihar

edip etmediğini, ya da olayın kaza olup olmadığını bilmiyorum. Ancak babam

intihar edecek yapıda bir insan değildi. Benim tahminime göre her zaman ki gibi

dışarıdan duymuş olduğu bir ses üzerine eline almış olduğu av tüfeği

yanlışlıkla patlamış ve ölümüne neden olmuş olabilir. Yanlış kapatmış olabilir.

Babamın herhangi bir düşmanı da yoktur. Olay nedeniyle kimseden şikayetçi

değilim dedi."

27. Başvurucunun talebi doğrultusunda tanık olarak dinlenen E.S.nin ifadesi şöyledir:

"Ben Nihat Devecioğlu'nu 8-10 yıldır

tanırım. Kendisi benim iş nedeniyle arkadaşlarımdan biridir. Aynı zamanda da

Çıtlık köyünün bir mahallesinde de komşuyuz. İş yerim Marmaristedir.

Olay günü işimden ayrıldıktan sonra Gökova kavşağında araba beklerken kendisi

Marmaris tarafından geldi. Ben de aracına bindim. Onun evinin yol ayrımına

kadar aynı araç içerisinde sohbet ederek geldik. Daha sonra o kendi evine

kullanmış olduğu kamyonet tarzı araç ile gitti. Ertesi günü ben evinde ölü

olarak bulunduğunu duydum. Olaya ilişkin görgüye dayalı bilgim yoktur. Benim

bildiğim kadarıyla Nihat ustanın herhangi bir düşmanı yoktu. Ancak neden

intihar ettiğini ya da intihar edip etmediğini, olayın bir kaza olup olmadığını

bilmiyorum. Eşi, çocukları ve çevresi ile arası son derece iyiydi. Başkaca bir

bilgim yoktur."

28. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan S.N.nin

ifadesi ise şöyledir:

"Ben Nihat Devecioğlu'nu yaklaşık 7

yıldır tanırım. Muhasebe işlerinin bir kısmını ben yürütüyordum. Kendisi

sürekli yatırım yapmayı, işini büyütmeyi seven, etrafına yardım eden iyi bir

insandı. Benim bildiğim kadarıyla herhangi bir sorunu yoktu. Öldüğü günün

öncesinde akşam 19.00'a kadar Marmaris'te beraberdik. Daha sonra ayrıldı.

Ayrılırken olağanüstü herhangi bir durum görmedim. Hatta bir sonraki gün bir

müteahhit ile buluşma olasılığının bulunduğunu, yeni alınan yerde ne gibi işlemler

yapabileceğimizi sordu. Arabasına binerek ayrıldı. Ertesi günü kendisine ait

çiftlik evinde ölü olarak bulunduğunu duydum. Benim olaya ilişkin görgüye

dayalı bilgim yoktur. Olayın intihar mı yoksa kaza mı olduğunu bilemiyorum.

Herhangi bir düşmanı yoktu. İntihar edecek yapıya da sahip bir insan değildi.

Çiftlik evinde av tüfeği vardı. Zaman zaman tavuklarını yemeye gelen sansardan

şikayetçi oluyordu. Benim başkaca bir bilgim yoktur."

29. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında elde

ettiği verileri değerlendirerek Nihat Devecioğlu'nun ölüm olayı ile ilgili

olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"(...)

"Olay yerinde yapılan incelemede kapı ve

pencerelerde herhangi bir zorlamanın bulunmadığı, tanık anlatımlarına göre

ölenin olaydan en geç 6-7 saat önce Marmaristeki

konutundan hareket ederek olayın gerçekleştiği Çiftlik evine geldiği, burada

ruhsatsız olduğu belirlenen av tüfeğini alarak baş bölgesine ateş ettiği, olay

öncesinde herhangi bir bilgi notu bırakmadığı belirlenmiştir.

Dosyaya sunulan 30.04.2014 tarihli Muğla Adli

Tıp Şube Müdürlüğüne ait klasik otopsi raporunda şahsın bitişik atış

mesafesinden yapılmış ateşli silah, saçma tanesi yaralanmasına bağlı kafatası

kırıkları ve beyin harabiyeti sonucu öldüğü, ölü

üzerinde etkili olabilecek başkaca bir dış etken tespit edilmediği, kanında

alkol, uyuşturucu ve uyutucu bulunmadığı belirtilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığına ait 04.04.2014

tarihli kriminal raporda olay yeri incelemesi

sırasında ölen üzerinden yöntemine uygun şekilde alınan tüm svaplar

üzerinde atış artıklarının tespit edildiği, numune üzerinde bulunan delinme

bölgesi etrafındaki atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu itibariyle yapılan

atışın bitişiğe yakın atış olduğu, aynı atıkların ölene ait kazağın ön ve kol

bölgelerinde de bulunduğu belirlenmiştir.

Tanık anlatımları, olay yeri inceleme

tutanakları, otopsi ve kriminal tutanakları birlikte

değerlendirildiğinde ölenin olay tarihinde belirlenemeyen bir nedenle intihara

karar verdiği, kendisine ait ruhsatsız av tüfeğini baş bölgesine dayayarak, bu

atış sonucu beyinde gerçekleşen yaralanmaya bağlı olarak hayatını kaybettiği,

ölümün gerçekleşmesinde kendisinin dışında üçüncü bir kişiye atfı mümkün kast

yada kusur bulunmadığı, eylemin bu haliyle yasada suç olarak tanımlanmadığı

anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir."

30. Başvurucu, genel olarak olayın intihar değil kaza olduğunu

belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir.

31. İtiraz talebini inceleyen Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliği,

22/7/2014 tarihli karar ile "(...) dosyanın yapılan incelemesinde Muğla

Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının usul ve

yasaya uygun bulunduğu (...)" gerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine

karar vermiştir.

32. Bu karar 16/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

33. Başvurucu 16/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

34. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

“Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi” kenar başlıklı

160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Cumhuriyet

savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli

öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere

hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.”

35. 5271 sayılı Kanun’un “Cumhuriyet savcısının görev ve

yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(1)

Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri

aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı

sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir.

Cumhuriyet savcısı, adli görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin

yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o

yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.

(2)

Adli kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan

tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu

Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine

getirmekle yükümlüdür.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 20/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; eşinin çiftlik evinde başından vurulmuş vaziyette

bulunması üzerine başlatılan ceza soruşturmasının etkisiz olduğunu, yeterli

araştırma yapılmadan olayın intihar olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiğini, olayın savcılık makamı tarafından ön yargılı

olarak intihar olarak nitelendirildiğini, olayın daha baştan intihar olarak

görüldüğünü, ölü muayene ve otopsi tutanağında geçen bazı ifadelerin bu ön

yargıyı doğruladığını, intihar ön yargısıyla başlanılan soruşturmada lehe ve

aleyhe delil toplama görevinin ihmal edildiğini, eşi eldiven kullanmamış

olmasına rağmen evde bulunan silah üzerinde yapılan incelemede parmak izinin

bulunamadığını, bu durumun olaydan sonra silahın silindiğini gösterir kesin

delil olduğunu, savcılık makamının bu konuya hiç değinmediğini, Jandarma Genel

Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme

Laboratuvarı raporunda atışın bitişiğe yakın atış olduğunun

değerlendirildiğini, 173 cm boyundaki eşinin yatar vaziyette namluyu boğaz

bölgesine dayayarak tetiği çekmesinin imkânsız olduğunu, eşinin intihar etmesi

için hiçbir neden bulunmadığını, evin kapısının üzerinde anahtar olmasının ve

müteveffanın eve girmeden önce kapı önünde ayakkabılarını çıkarmış olmasının

olayın intihar olmadığını gösterdiğini, olayın aydınlatılamadığını,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda intihar belirtisi olabilecek tek bir

delilden dahi bahsedilmediğini belirterek hak arama hürriyetinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde kabul edilebilirlik yönünden Anayasa

Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmesi gerektiği,

başvurucuların Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetlerini öncelikle idari

ve yargısal mercilere iletmesi gerektiği, bireysel başvuru formunda eylemin

başka biri tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği iddiasının dolaylı olarak

ileri sürüldüğü ancak ne soruşturma aşamasında ne de kovuşturmaya yer

olmadığına dair karara yapılan itirazda müteveffanın başka biri tarafından

öldürülmüş olabileceği iddiasının ileri sürülmediği, başvurucunun bu aşamalarda

ölüm olayının intihar sonucu değil kaza sonucu meydana geldiğini iddia ettiği,

anılan hususların kabul edilebilirlik yönünden yapılan incelemede dikkkate alınması gerektiğinin değerlendirildiği

belirtilmiştir.

39. Bakanlık görüşünde ayrıca Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) yaşam hakkının usule ilişkin yönü ile ilgili

içtihatlarına değinilmiş ve somut olayın özelliklerine yer verilmiştir. Bakanlık

görüşünde bu kapsamda, ölüm olayının bildirilmesi üzerine Cumhuriyet

Savcısı'nın derhâl olay yerine giderek olay yeri inceleme ekibi ile birlikte

ölümün meydana geldiği yerde inceleme yaptığı, soruşturma kapsamında başvurucu

ile kardeşinin ifadelerinin alındığı, soruşturma kapsamında uzmanlık raporları

alındığı, başvurucunun soruşturma aşamasında birden fazla avukatın hukuki

yardımından faydalanarak soruşturmaya etkin bir şekilde katılabildiği, tüm bu

hususlar dikkate alındığında başvurucunun olay hakkında etkili bir soruşturma

yürütülemediği yönündeki iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olduğunun

değerlendirildiği belirtilmiştir.

40. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında kabul

edilebilirlik yönünden yapılan değerlendirmelere katılmasının mümkün

olmadığını, Cumhuriyet savcılarının müşteki vekillerinin beyanları ile bağlı

olmadığını, Savcılığın somut gerçeğe ulaşmak için lehe ve aleyhe bütün

delilleri toplaması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca başvuru

formundaki iddialarını yinelemiştir.

B. Değerlendirme

41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, eşinin

ölümü ile neticelenen olayda etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

42. Somut olayda başvurucu, eşinin ölümüne bir devlet görevlisinin

neden olduğunu ileri sürmemiş; eşinin yaşamına yönelik olarak devletin yetkili

makamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın bir tehdidin

bulunduğuna ancak anılan makamların, eşinin yaşamını korumak için gerekli

tedbirleri almadıklarına ilişkin bir iddiada da bulunmamıştır.

43. Bu itibarla başvurucunun tüm iddialarının yaşam hakkının

usul boyutu kapsamında etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

44. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

45. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

46. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi neticesinde,

başvurucunun gerek Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdiği ifadesinde gerekse

soruşturma makamlarına verdiği dilekçelerinde eşinin intihar sonucu değil kaza

sonucu yaşamını yitirdiğini iddia ettiği; başvurucunun, eşinin üçüncü kişi ya

da kişilerce öldürülmüş olabileceği yönündeki bir iddiayı ceza soruşturması

aşamasında ileri sürmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, somut olayda öncelikle

başvuru yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirilip getirilmediği

hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

47. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile maddi

ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında devletin yerine getirmek zorunda

olduğu pozitif yükümlülüklerin usul boyutu, yaşanan ölüm olayının veya

bireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine sebep olan vakaların tüm

yönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyan

bağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No. 2013/841,

23/1/2014, § 94). Soruşturmanın etkililik ve yeterliliğini temin adına

soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve olayı aydınlatabilecek,

sorumluların tespitine imkân sağlayacak bütün delilleri toplaması gerekmektedir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,

B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57). Ölen kişinin ailesinin veya başkalarının

yetkili makamlara yaptığı resmî şikâyet, etkili bir soruşturma ve kovuşturma

yürütülmesi zorunluluğu üzerinde belirleyici değildir. Yetkili makamlar, doğal

olmayan ölüm olayından haberdar olmaları hâlinde yaşam hakkı kapsamında

devletin sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin usul boyutunun gerektirdiği

şekilde, ölüm olayının meydana geldiği şartlar hakkında resen bir soruşturma

yürütmek durumundadır. Yaşam hakkı kapsamında devletin sahip olduğu pozitif

yükümlülüklerin usul boyutu, doğal olmayan her ölüm olayının aydınlatılabilmesi

ve maddi gerçeğin ortaya konulabilmesi için yapılması gereken araştırmaların,

ölen kişilerin yakınlarının inisiyatifine bırakılamamasını ve yetkili

makamlarca resen yapılmasını gerektirir (Hadra Akgül ve diğerleri, B. No: 2014/867, 24/3/2016, § 40).

48. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinde Cumhuriyet

savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren

bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek

üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı öngörülmüştür (AYM,

E.2013/91, K.2014/59, 17/3/2014).

49. Bu durumda, müşteki sıfatıyla soruşturmaya katılan ancak

olayı bu aşamada cinayet ya da intihar yerine kaza olarak değerlendiren ve

argümanlarını bu kapsamda ileri süren başvurucunun başvuru yollarını

tüketmediğini kabul etmek oldukça katı bir uygulama olacaktır. Kaldı ki

yukarıda da belirtildiği üzere doğal olmayan ölümden haberdar olan soruşturma makamlarınca

resen araştırma yapılması gerektiği açıktır. Bu sebeple somut olayda başvuru

yollarının tüketilmesi koşulunun yerine getirilmediğinin söylenemeyeceği

sonucuna ulaşılmıştır.

50. Somut olayda, başvuru yollarının tüketilmesi koşulu

bakımından sorun bulunmamakla birlikte diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden de bir inceleme yapılması gerekir. Dolayısıyla, mevcut başvuruda yaşam

hakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın açıkça dayanaktan yoksun olup

olmadığının da incelenmesi gerekir.

51. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif

ve negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu

ve diğerleri, § 50).

52. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de

bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütmeyi gerektirir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

53. Yaşam hakkı kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarının

amacı, yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

54. Soruşturma yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü değil uygun

araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her soruşturmada mağdurların

olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca varılması gerektiği anlamına

gelmemektedir. Ancak soruşturma kural olarak olayın gerçekleştiği koşulların

belirlenmesini ve iddiaların doğru olduğunun kanıtlanması hâlinde sorumluların

tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır (Doğan Demirhan, B. No: 2013/3908,

6/1/2016, § 66).

55. Bu bağlamda ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma makamlarının

resen harekete geçerek ölümü aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine

yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Soruşturmada ölüm olayının

nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan bir

eksiklik, etkili soruşturma yürütme kuralıyla çelişme riski taşır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

56. Bu kapsamda yetkililer, diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri

dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün

makul tedbirleri almalıdır (Doğan Demirhan,

§ 68).

57. Bununla birlikte soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt

seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre

değişir. Buradaki etkililik, ilgili tüm olaylar temelinde ve soruşturmanın

pratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle

soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari

soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün

değildir (Doğan Demirhan, § 69).

58. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması ve

bunun yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın

aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına

yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Doğan Demirhan, § 70).

59. Yukarıda sayılanlara ilave olarak yürütülecek

soruşturmalarda, soruşturmanın makul bir süratle gerçekleştirilme ve özen

gösterilme zorunluluğu da zımnen mevcuttur. Bazı durumlarda, soruşturmanın veya

kovuşturmanın ilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir.

Ancak bir soruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin süratli

hareket etmeleri; yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi,

kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı

eylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin

engellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).

60. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayan

hususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliği

sağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.

Buna ilaveten her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak

için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).

61. Somut olayda başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz.

§ 38) eşinin ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini

ileri sürmüştür.

62. Başvurucu, ceza soruşturması aşamasında olayın intihar

sonucu değil kaza sonucu meydana geldiğini ileri sürmüş; bireysel başvuru

aşamasında ise yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 38) olayın üçüncü kişi ya

da kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceğini dolaylı olarak ifade etmiştir.

Başvurucu bireysel başvuru aşamasında, eşinin üçüncü kişi ya da kişilerce

öldürülmüş olabileceği iddiasını dolaylı olarak ileri sürmekle birlikte bu

eylemin hangi şüpheli kişi ya da kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği

hususunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır.

63. Başvurucunun iddiaları çerçevesinde ceza soruşturmasındaki

işlemlere bakıldığında başvurucunun eşi Nihat Devecioğlu'nun 14/3/2014

tarihinde kendisine ait çiftlik evinde ateşli silah yaralanması sonucu başından

vurulmuş vaziyette bulunması olayı ile ilgili olarak Muğla Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından resen bir soruşturmanın başlatıldığı, olaydan haberdar

edilen Cumhuriyet Savcısı'nın derhâl olay yerine geldiği, sonrasında Cumhuriyet

Savcısı eşliğinde olay yeri incelemesinin yapıldığı, olay yerinin

fotoğraflarının çekildiği ve krokisinin çizildiği, olay yerinde bulunan

delillerin muhafaza altına alındığı, bu işlemler sonucunda ayrıntılı bir olay

yeri inceleme raporunun hazırlandığı görülmektedir. Bu durumda, ölüm olayının

öğrenilmesi üzerine yapılan ilk işlemlerde yetkililerin delillerin toplanması

ve korunması hususunda yeterli tedbir almadığını söylemek mümkün

gözükmemektedir.

64. Ölüm olayı gerçekleştiği gün, ölü muayenesi ve akabinde

otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir.

65. Ölü muayene tutanağında; olayın gerçekleştiği çiftlik

evinde, odalarda, kapılarda ve pencerelerde herhangi bir zorlama izinin bulunmadığı

ve olay yerinde olağanın dışında herhangi bir dağınıklığın olmadığı

belirtilmektedir. Başvurucunun söz konusu tespitlere herhangi bir itirazı

olmadığı gibi müteveffayı vurulmuş vaziyette ilk gören ve daha sonra ifadesi

alınan başvurucunun kardeşinin beyanları da bu durumu doğrular niteliktedir.

Ölü muayene işleminden sonra gerçekleştirilen otopsi işlemi neticesinde

hazırlanan raporda ise Nihat Devecioğlu'nun yüzünün sağ tarafında çene altından

başlayıp yanağı kateden 21x12 cm'lik

açık yara bulunduğu, ateşli silah yaralanmasının verdiği hasar dışında

başvurucunun vücudunda herhangi bir darp ve cebir izi ile kesici delici alet

yaralanmasına rastlanmadığı, kanda alkol, uyutucu ve uyuşturucu madde tespit

edilmediği, şahsın bitişik atış mesafesinden yapılmış ateşli silah saçma tanesi

yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ve beyin harabiyeti

nedeniyle ölmüş olduğu tespitlerinin yapıldığı görülmektedir.

66. Ölen kişinin kanında uyutucu ve uyuşturucu madde tespit

edilmediği, ateşli silah yaralanmasının verdiği hasar dışında kişinin vücudunda

herhangi bir darp ve cebir izi bulunmadığı ve ölüm olayının meydana geldiği

yerde arbede yaşandığına yahut başka bir olumsuzluğa işaret edebilecek herhangi

bir olağan dışı durumun bulunmadığı tespitleri bir arada düşünüldüğünde,

soruşturma makamlarınca bu aşamada etkili bir araştırma ve inceleme yapıldığı

ancak elde edilen söz konusu delillerden hiçbirinin Nihat Devecioğlu'nun başka

kişi ya da kişilerce öldürüldüğü iddiasını desteklemediği görülmektedir.

67. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik inceleme

raporları alındığı görülmektedir. Söz konusu raporlarda, olay yerinde bulunan

bir adet av fişeği kartuşunun ölen kişiye ait tüfek ile atılmış olduğunun

değerlendirildiği, ölen kişiden alınan svapların tümü

üzerinde atış artığı bulunduğunun belirtildiği, kişinin kazağında da atış

artığı bulunduğunun ifade edildiği, kazağın göğüs orta bölgesinde bulunan

delinme etrafındaki atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu dikkate alındığında

atışın bitişiğe yakın atış olduğunun değerlendirildiği görülmektedir. Olayda

kullanılan silah üzerinde parmak izi araştırması yapıldığı ancak yapılan

araştırmada mukayeseye elverişli bir ize rastlanmadığı anlaşılmaktadır. Yapılan

bu araştırmalarda, soruşturma makamlarının olayı aydınlatma isteğinden kuşku

duyulmasını gerektirecek bir yön bulunmadığı görülmektedir.

68. Soruşturmaya konu olayın kendi özgü koşulları, elde edilen

deliller ve soruşturmanın gerçekleri dikkate alındığında, silah üzerinde

yapılan araştırmada mukayeseye elverişli bir ize rastlanmamış olmasının ve

otopsi raporunda atışın bitişik atış olduğu belirtilmesine rağmen kazak

üzerinde yapılan atış artığı analizi neticesinde atışın bitişiğe yakın atış

olarak değerlendirilmesinin ise somut olayda belirleyici olmadığı

değerlendirilmiştir.

69. Soruşturma kapsamında başvurucu tarafından tanıklığına

başvurulması istenen kişilerin ifadelerinin alındığı görülmektedir. Başvurucu

olayın açıklığa kavuşturulması için gerekli olan kilit isimlerin dinlenmediği

yönünde bir iddia ileri sürmediği gibi soruşturma dosyasındaki hiçbir unsur da

olayın aydınlatılabilmesi için önemli olan bazı kişilerin tanıklığına

başvurulmadığı şüphesini uyandırmamaktadır.

70. Soruşturma kapsamında dinlenen tanıkların beyanlarının ise

genel olarak birbiriyle uyumlu olduğu ve eylemin üçüncü kişi ya da kişilerce

gerçekleştirilmiş olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir kayıt içermediği

görülmektedir.

71. Soruşturma kapsamında yapılan araştırmalar dikkate

alındığında soruşturma makamlarının sadece intihar ön yargısıyla hareket edip

intihar dışındaki kaza ve cinayet gibi olasılıkları dikkate almadığını söylemek

de mümkün gözükmemektedir. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, ölen kişinin

herhangi bir kimseyle husumetinin bulunup bulunmadığının araştırıldığı; diğer

yapılan araştırmalarla da olayın cinayet mi yoksa kaza ya da intihar mı olup

olmadığının belirlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Dolayısıyla somut olayda,

intihar ön yargısıyla hareket edilerek soruşturmanın etkisiz kılındığını

söylemek mümkün değildir.

72. Yukarıdaki açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde

somut olayda soruşturma makamlarının Nihat Devecioğlu'nun ölümüyle neticelenen

olayı aydınlatma isteğinden kuşku duyulmasını gerektirecek bir yön bulunmadığı

sonucuna varılmıştır. Somut olayda, soruşturma makamlarının etkili bir

araştırma ve inceleme neticesinde ceza hukuku bağlamında ulaştıkları sonucu

sorgulamak için bir neden de bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla

soruşturma makamlarının ölümün gerçekleşmesinde üçüncü bir kişiye atfı kabil

bir kast ve kusur bulunmadığı yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek

geçerli bir nedenin somut olayda bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Olayın kaza

mı yoksa intihar mı olduğu yönündeki değerlendirme konusunda ise soruşturma

makamlarının daha elverişli bir konumda olduğu ve soruşturma makamlarının

yaptığı değerlendirmelere bir keyfîlik olmadıkça

müdahalede bulunulmaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

73. Sonuç olarak başvuru dosyasındaki oluşa ilişkin belge ve

bilgiler dikkate alındığında ölüm olayının bildirilmesi üzerine resen ve derhâl

başlatılan soruşturmanın yetersiz olduğundan ve soruşturma sonucunda verilen

kararların (bkz. §§ 30-32) somut delillerle çelişecek ve açıkça hukuka

aykırılık oluşturacak şekilde gerekçesiz ve keyfî olarak verildiğinden söz

edilemeyeceği gibi bu konuda ihmali görülen bir davranış veya yetkililere

yüklenebilecek bir eksikliğin de saptanmadığı görülmüştür. Dolayısıyla yaşam

hakkının korunması kapsamında etkili soruşturma yürütülmediğine ve soruşturma

sonucunda gerekçesiz ve keyfî olarak karar verildiğine ilişkin bir sonuca

varılmasını gerektirecek bir husus tespit edilememiştir.

74. Soruşturmanın ayrıca yaklaşık beş ay gibi makul bir sürede

sonuçlandırıldığı ve başvurucunun soruşturmaya aktif bir şekilde katılarak

delillerini soruşturma makamlarına sunabildiği görülmüştür.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

20/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucu

:

Günay

DEVECİOĞLU

Vekili

:

Av. Turgay

CANDAŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/16387, 20 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Sonuç
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Gökcan
  13. Hakyemez
  14. Devecioğlu
  15. Candaş
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/16387
Tarih
20 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Ahmet Acar Başvurusu (B. No: 2014/19936)
  • Murat Erkanlı Başvurusu (B. No: 2014/12346)
  • Zekiye Yeşilyurt Başvurusu (B. No: 2014/6981)
  • Süleyman Akın Başvurusu (B. No: 2014/3484)
  • Davut Bozan Başvurusu (B. No: 2014/1778)
  • Fatıma Almohamad Başvurusu (B. No: 2017/19088)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.