İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gürol Doğan Başvurusu (B. No: 2013/2642)

1. Başvurucu, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı

Başvuru No2013/2642Tarih17 Eylül 2014Okuma11 dk · 2.250 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gürol Doğan Başvurusu

Karar tarihi
17 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/2642
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.250 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı

davada savunma hakkının kısıtlandığını ve uzun süredir tutuklu kaldığını

belirterek anayasal haklarının ihlâl edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 12/4/2013

tarihinde Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına

engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu tarafından yapılan

2013/3025 sayılı başvuru konu bakımından hukuki irtibat nedeniyle 10/5/2013 tarihinde 2013/2642 sayılı bu dosya ile

birleştirilmiştir.

4. Birinci Bölüm Birinci

Komisyonunca, 25/4/2014 tarihinde başvurunun karara

bağlanması için dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu hakkında işkence

suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 29/9/2009

tarih ve E.2009/396 sayılı iddianame ile Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu

davası açılmıştır.

7. Başvurucu, Kayseri 2. Ağır

Ceza Mahkemesince ifade vermek için geldiği 12/1/2010

tarihli celsede bir sonraki celseye kadar savunmasını hazırlamak üzere süre

istemiş, mahkemece bu süre kendisine verilmiş ve aynı celsede tutuklanmıştır.

8. Başvurucu, Kayseri 2. Ağır

Ceza Mahkemesinin 20/1/2010 tarihli celsesinde

iddialara karşı ayrıntılı bir biçimde savunmada bulunmuştur.

9. Başvurucuya, müdafisinin

hazır olduğu Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/6/2010

tarihli celsesinde Cumhuriyet Savcılığının esas hakkındaki mütalaasına karşı

beyanda bulunmak üzere süre verilmiş, başvurucu 25/6/2010 tarihli celsede 4

sayfadan ibaret esasa ilişkin beyanda bulunmuş, başvurucunun vekaletnameli vekili ise dosyayı yeni aldığı için süre

talep etmiş ve başvurucunun tahliyesini istemiş, mahkemece başvurucu vekilinin

talebi doğrultusunda duruşma 29/6/2010 tarihine ertelenmiştir.

10. Başvurucu vekili, Kayseri 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin 29/6/2010 tarihli celsesinde esasa ilişkin olarak yazılı

savunmada bulunmuş, ayrıca sözlü beyanında; “savunmamızı

yazılı olarak sundum, aynı zamanda esasa ilişkin olarak böylesine kabarık ve içerikli

dosyada 3 gün gibi kısa bir zaman dilimi verilmiş olmasını adil yargılanmaya

göre uygun değildir, şerh olarak düşülmesini istiyorum ve devamında, esasa dair

savunmamızın içeriğini özetle söyleyecek olursak,..”

şeklinde devam eden savunmasını yapmış, mahkemece, yargılama bu tarihte

bitirilerek başvurucunun işkence yapma suçundan 3 kez 2 sene 6’şar ay hapis

cezasına mahkûm edildiği anlaşılmıştır.

11. Başvurucunun temyizi üzerine

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30/6/2011 tarih ve

E.2011/4289, K.2011/5743 sayılı ilamıyla Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

kararı usul yönünden bozulmuştur.

12. Bozma üzerine yapılan

yargılama sonunda başvurucu Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/4/2012 tarih ve E.2011/270, K.2012/138 sayılı kararıyla

işkence yapma suçundan 3 kez 3’er sene hapis cezasına mahkûm edilmiştir.

Başvurucu hakkında ayrıca tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

13. Kayseri 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin 17/4/2012 tarih ve E.2011/270, K.2012/138

sayılı gerekçeli kararı başvurucuya 17/5/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu tarafından 24/5/2012 tarihinde kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza

Dairesinin 13/12/2012 tarih ve E.2012/29994, K.2012/38227 sayılı ilamıyla

Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı düzeltilerek onanmış ve karar aynı

tarihte kesinleşmiştir.

15. Kayseri 2. Ağır Ceza

Mahkemesinin nihai kararı başvurucu tarafından 27/3/2013

tarihinde müddetnamenin tebliği ile öğrenilmiştir.

16. Bireysel başvuru ise 12/4/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

17. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk

Ceza Kanunu’nun 94. maddesi.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 17/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

12/4/2013 tarih ve 2013/2642 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, avukatının

katıldığı 25/6/2010 tarihli celsede dosyadan fotokopi

almak ve savunma hazırlamak için mahkemeden süre istediğini, 29/6/2010 tarihine

kadar süre verildiğini, bu sürenin kısa olduğunun belirtilmesine karşılık

sürenin uzatılmadığını, 29/6/2010 tarihinde de mahkemece karar verildiğini bu

şekilde savunma hakkının kısıtlandığını, ayrıca yargılama süresince tutuklu

kaldığını ve bunun 3 yıl sürdüğünü, bu sürenin makul olmadığından adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde, tutukluluğun uzun sürdüğü şikayetinin

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali iddiasına yönelik olduğu

görülmektedir. Başvurucu, tutuklu yargılanıyor olması nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ise de, bu iddiaların özü, tutuklu

yargılanıyor olması nedeniyle kişisel özgürlüğünden mahrum bırakıldığı hususu

ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki

nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun bu iddiası kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir.

1. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığı Şikâyeti Yönünden

21. Başvurucu, uzun süre tutuklu

kalması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

22. 6216 sayılı Kanun’un geçici

1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler.”

23. Bu hüküm gereğince Anayasa

Mahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla

Mahkeme’nin zaman bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine

ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem

ve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün

değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14 ).

24. Devam eden tutukluluğun

hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin

temel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan

sebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde

buna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak

gösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest

kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun

yolunda çekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak

bir inceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen

nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla

yapılacak bireysel başvuruların, başvuru yolları tüketilmek şartıyla,

tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).

25. Ancak başvurucu hali hazırda

tahliye olmuş ya da hükümlü hale gelmiş ise bu takdirde serbest kalma ihtimali

ortadan kalkmaktadır. Bu durumda talep, hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsa

belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu

tür ihlal iddiaları bakımından varsa olağan kanun yolları tüketildikten sonra

gerekiyorsa bireysel başvuru yapılmalıdır.

26. Ne var ki başvurunun kabul

edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlem veya

kararların 23/9/2012 tarihinden evvel kesinleşmemiş

olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veya kararların anılan tarihten önce

kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgili şikâyetler bakımından

başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemenin yargı

yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında

yapılabilmesi mümkündür. (B. No: 2012/726, 2/7/2013, §

32).

27. Kişi serbest bırakılmadan

yargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa,

mahkûmiyet tarihi itibariyle de tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda

kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına

bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş

olmakla, isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta

erdiği kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

ve/veya para cezasına hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli

suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona

ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.

Nitekim gerek AİHM, gerekse Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma halini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir. AİHM, ilk derece

mahkemesi kararıyla mahkûm olan bir sanığın, söz konusu mahkûmiyet kararından

sonraki tutulmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 5.

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca “mahkûmiyet sonrası tutma” olarak

değerlendirmekte ve tutukluluk süresinin hesabında dikkate almamaktadır (Bkz. Solmaz / Türkiye, no.

27561/02, 16 Ocak 2007,

§§ 23,24; Şahap Doğan / Türkiye,

no.29361/07, 27 Mayıs 2010, § 26). Aynı

yaklaşım Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından da benimsenmektedir. Kurul, 12

Nisan 2011 tarihli ve E. 2011/1-51, K. 2011/42 sayılı kararında, “hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmakla sanığın atılı

suçu işlediği yerel mahkeme tarafından sabit görülmekte ve bu aşamadan sonra

tutukluluğun dayanağı mahkûmiyet hükmü olmaktadır.” gerekçesiyle,

temyizde geçen sürenin tutukluluk süresine dâhil edilmeyeceğine karar

vermiştir.

28. Somut olayda başvurucu 12/1/2010 tarihinde Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesince

tutuklanmış, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını verdiği 17/4/2012

tarihinde tutukluluk hali bu anlamda sona ermiştir. Kararla birlikte

başvurucuya isnat olunan suç sabit görülerek 3 kez 3’ er yıl hapis cezasıyla

cezalandırılmasına hükmedilmiş, buna ilişkin karar ise 17/5/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

29. Başvurucunun tutukluluğa

ilişkin şikâyetine konu olan kararın Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiği anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının “zaman bakımından

yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Adil

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası

30. Başvurucu,

avukatının

katıldığı 25/6/2010 tarihli celsede dosyadan fotokopi

almak ve savunma hazırlamak için mahkemeden süre istediğini, 29/6/2010 tarihine

kadar süre verildiğini, bu sürenin kısa olduğunun belirtilmesine karşılık

sürenin uzatılmadığını, 29/6/2010 tarihinde de mahkemece karar verildiğini

belirterek savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa’nın 36. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

32. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara

sahiptir:

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara

sahip olmak;

33. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

34. Savunmanın hazırlanması için

gerekli zamana sahip olma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde belirtilen “meşru vasıta ve yollardan yararlanmak”

kavramının kapsamındadır (AYM, E.1992/8, K.1992/39, K.T.16/6/1992).

Bu hak gereğince sanığa ve müdafiine savunma için

gerekli hazırlıkları yapabilecekleri zamanın verilmesi gerekmektedir.

35. Somut olayda, Kayseri 2.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/340 sayılı dosyasında başvurucunun ilk kez

katıldığı ve müdafisinin de bulunduğu 12/1/2010

tarihli celsede “savunmamı birkaç gün

öncesinde almış olduğum iddianame ve eklerine bağlı olarak bir sonraki celsede

savunma yapmak istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuş, mahkeme

başvurucunun bu talebi doğrultusunda savunmasını hazırlamak üzere bir haftadan

fazla olmak üzere 20/1/2010 tarihli celseye kadar süre verilmiştir.

36. Duruşmada hazır bulunma

hakkı adil muhakeme hakkının bir parçasıdır. Ancak, bu durumun istisnaları da

bulunmaktadır. Bu tür durumlarda sanık hazır edilmeksizin yargılama yapılması

adil muhakeme hakkını ihlal etmeyecektir. Örneğin duruşma tarihinin tebliğ

edilmesi hususunda her türlü özen gösterilip başarılı olunmaması durumunda

yargılamaya devam olunabilecektir. Böyle bir durumda, sanığın yükümlülüğünü

yerine getirmemesi nedeniyle ortaya çıkan imkânsızlığın ceza davasının

yürütülmesini felce uğratma riski oluşmaktadır. Bundan dolayı delillerin yok

olması, soruşturmanın zamanaşımına uğraması ve adaletin sağlanamaması tehlikesi

ortaya çıkabilecektir (Bkz. Colozza/İtalya, B. No: 9024/80,

12/2/1985, § 27-29).

37. Yine sanığın yargılamadan

haberdar olmasına rağmen yargılamadan kaçmak adına duruşmalarda hazır

bulunmaktan kasten imtina ettiği durumlarda da yoklukta yargılamanın yapılması

ve hüküm kurulması mümkün olabilecektir (bkz. Medenica/İsviçre, B. No: 20491/92, 14/6/2001, § 59; Sejdovic/İtalya,

[BD], B. No: 56581/00, 1/3/2006,

§§ 82-99).

38. Diğer bir istisna da feragat

halidir. Sanık savunmasını yaptıktan sonra devam eden duruşmalar hakkında bilgi

sahibi olmak şartıyla duruşmaya katılmaktan feragat edebilir. Feragat konusunda

kişinin iradesi alenen ya da zımnen yansıtılmalı, hiçbir tereddüde yer

bırakmayacak şekilde kesin olarak ortaya konulmalı, feragatin önemiyle orantılı

asgari güvenceleri içermeli ve feragat önemli nitelikteki hiçbir kamu yararına

aykırı olmamalıdır (Bkz. Sejdovic/İtalya, [BD], B. No: 56581/00, 1/3/2006, § 86). Feragatin açıkça belirtilmiş olması gerekmez,

kişinin tutumundan da anlaşılabilir. Duruşma hakkında bilgi sahibi olan kişi

duruşmaya katılmadığı zaman adil muhakeme hakkının ihlal edildiğinden

bahsedilemez.

39. Ayrıca bazı usuli eksikliklerin tespit edilmesi halinde, yargılamanın

bir bütün olarak “adil” olup

olmadığı değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerektiği de dikkate alınmalıdır.

Hakkın özü, tarafların dosya içeriğine yanıt verebilecek durumda olmalarının

sağlanmasıyla güvenceye alınmış olacaktır (Bkz. Walston (No 1)/Norveç, B. No: 37372/97, 3/6/2003, § 58).

40. Somut olayda başvurucu,

savunmada bulunmak için kendisine yeterli süre verilmediğini başvuru formunda

iddia etmiş ise de; 25/6/2010 tarihli duruşma

tutanaklarından anlaşıldığı üzere; başvurucu vekilinin savunma hazırlamak ve

dosyadan fotokopi almak için yönünde bir talepte bulunmadığı, müvekkili esasa

ilişkin beyanda bulunmuş ise de kendisine de dosyayı yeni alması nedeniyle süre

verilmesini istediği, başvurucu vekiline iddia makamının esas hakkındaki

mütalaasına karşı nihai savunmalarını yapmak üzere 29/6/2010 tarihine kadar

süre verildiği, bu aşamada verilen sürenin de yetersiz olduğuna ilişkin bir itirazının

mahkemeye iletilmediği, 29/6/2010 tarihli karar celsesinde ise, sadece esasa

ilişkin olarak böylesine kabarık ve içerikli bir dosyada üç gün gibi kısa bir

zaman dilimi verilmiş olmasının adil yargılanmaya göre uygun olmadığının

belirtilmiş olduğu, bununla birlikte ayrıntılı bir biçimde esasa ilişkin

savunmada da bulunulduğu saptanmıştır.

41. Yapılan incelemede bozmadan

sonra Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/270 sayılı dosyasında toplam 10

celse süren yargılamada başvurucunun 7/10/2011 tarihli

ilk celsede hazır bulunduğu ve bozma ilamına karşı savunmada bulunduğu, bundan

sonraki celselere ise katılmadığı, başvurucu vekilinin ise 14/11/2011 tarihli

dilekçe ile müdafilik görevinden çekildiği ve bu durumun 29/11/2011 tarihli

celsede tutanaklara geçirilmiş olduğu, celse günlerinin başvurucuya

bildirildiği bu şekilde duruşma günlerinden haberdar olduğu, başvurucunun ve

müdafisinin kendi istekleri ile bazı celselere ve hükmün açıklandığı oturuma

katılmadıkları belirlenmiştir.

42. Yargılamanın yukarıda

belirtilen tüm aşamaları dikkate alındığında başvurucuya iddianamede belirtilen

suçlamalara karşı savunmasını hazırlamak üzere önce kendisine, bilahare de

vekiline süre verildiği, başvurucu bozmadan önce yapılan yargılamada, iddia

makamının 11/6/2010 tarihli celsede sunduğu esas

hakkındaki mütalaasına karşı 25/6/2010 tarihinde 4 sayfadan ibaret yazılı

olarak beyanda bulunduğu, başvurucu vekili ise dosyayı yeni alması nedeniyle

mütalaaya karşı süre istediği ve bu sürenin verildiği 25/6/2010 tarihli celsede

sürenin kısa olduğuna ilişkin her hangi bir beyanda bulunmadığı, sürenin kısa

olduğunu belirttiği 29/6/2010 tarihli celsede ise ayrıntılı bir şekilde

savunmada bulunduğu ve bunun da Yargıtay’ca kısmen dikkate alındığı ve dosyanın

bozma sonrası yapılan yargılamaya da katılarak savunmada bulunduğu

anlaşılmıştır. Başvurucu, adil yargılanma hakkını sınırlandırdığı iddiasıyla

başkaca herhangi bir şikâyette bulunmamıştır. Bu durumda dava dosyası ve

yargılama süreci bir bütün olarak incelendiğinde başvurucunun savunma

haklarından yararlandırılmadığını gösteren bir bulguya da rastlanılmamıştır.

Başvurucunun savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip

olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

43. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun “esasa ilişkin beyanlarını

sunmak için yeterli süreye sahip olmaması nedeniyle savunma hakkının ihlal

edildiği” ile ilgili şikâyeti yönünden başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun,

1.

Tutukluluk yönünden yapılan şikâyetler yönünden, “zaman bakımından yetkisizlik”,

2. Savunma hakkının

kısıtlanması nedeniyle yargılamanın adil görülmediği iddiaları yönünden ise “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

7/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Hüseyin TURAN Başvurucu : Gürol DOĞAN Vekili : Av. Murat SAVUL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/2642, 17 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/2642
Tarih
17 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Hatice Gizem Dağcı ve Sevin Gül Dağcı Başvurusu (B. No: 2013/3438)
  • Zülfikar Cengiz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/914)
  • Mithat Bakikuşağı Başvurusu (B. No: 2013/4682)
  • Mehmet Kasaç Başvurusu (B. No: 2014/2241)
  • Erdoğan Ayhan Kit Başvurusu (B. No: 2013/9302)
  • H.z. Başvurusu (B. No: 2014/579)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.