İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mithat Bakikuşağı Başvurusu (B. No: 2013/4682)

1. Başvurucu, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve hapis

Başvuru No2013/4682Tarih17 Eylül 2014Okuma13 dk · 2.686 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mithat Bakikuşağı Başvurusu

Karar tarihi
17 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/4682
R.G. Tarih-Sayı
5/11/2014-29166
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.686 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve hapis

cezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz

edilmesi talebinin hakkında devam eden üst sınırı yedi yıl ve üzeri hapis

cezasını gerektiren bir suçtan kovuşturma olduğundan bahisle reddedilmesi

nedeniyle eşitlik ilkesinin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tahliye talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 21/6/2013 tarihinde Balıkesir Cumhuriyet

Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 26/2/2014 tarihinde

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, başvuru tarihinde Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.

6. Başvurucu, 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Kanun ile

13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun’a eklenen 105/A maddesi kapsamında Balıkesir İnfaz Hâkimliğinden,

cezasının koşullu salıverme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik

tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

7. Anılan talebe istinaden hazırlanan Ceza İnfaz Kurumu

İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının 2/5/2013 tarih ve 2013/1873 sayılı "Değerlendirme Raporu" ve

Disiplin Kurulu Başkanlığının 2/5/2013 tarih ve 2013/845 sayılı "İyi Hal Tespiti Görüş Bildirme Kararı"nda

başvurucunun açık ceza infaz kurumlarına ayrılma koşullarını taşımadığı, bu

sebeple talebinin kabulünün mümkün olmadığı görüşü İnfaz Hâkimliğine

gönderilmiştir.

8. İnfaz Hâkimliği 2/5/2013 tarih ve E.2013/905, K.2013/899

sayılı kararı ile başvurucunun talebini reddetmiştir. Gerekçe şöyledir:

“6291 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Kanun ile Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma

Kurulları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 1. maddesiyle 5275

sayılı Kanuna eklenen 105/A-(1-2) maddesine göre bir hükümlü hakkında cezasının

koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle karar verilebilmesi için ön koşulun açık ceza infaz

kurumlarına ayrılma şartlarını taşıyor olması gerektiği,

Ancak hükümlü hakkında, İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesi’nin 2012/13 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda

5411 sayılı Kanunun 160/1. maddesinde altı yıldan oniki

yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para

cezası ile yaptırıma bağlanan zimmet suçundan anılan Mahkeme’nin 12/06/2012

tarih ve 2012/13 Esas 2012/36 sayılı kararı ile 4 yıl 2 ay hapis ve 1.360,00 TL

Adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlü hakkında

verilen bu mahkumiyet hükmünün Yargıtay aşamasında olup henüz kesinleşmediği,

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma

Yönetmeliğinin 8/2-b maddesine göre "Haklarında üst sınırı yedi yıldan az

olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile

üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet

kararı bulunanların bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara

ayrılamayacakları" bilinmekle, hükümlünün bu tarih itibariyle açık ceza

infaz kurumlarına ayrılma koşullarını taşımadığı anlaşıldığından, hükümlünün

talebinin reddi ile…”

9. Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı itiraz Balıkesir

2. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/5/2013 tarih ve 2013/438 Değişik İş sayılı kararı

ile reddedilmiştir. İtiraz mercii benzer gerekçelere dayanmıştır.

10. Karar, başvurucuya 22/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve

başvurucu 21/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

11. 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (4) numaralı

fıkrasının tamamının veya belirli bölümlerinin iptaline karar verilmesi

istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemenin,

9/4/2014 tarih ve E.2014/26, K.2014/78 sayılı kararı ile 5275 sayılı Kanun’un

14. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan “…veya soruşturma konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst

sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir

suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte…” ibaresinin iptaline

karar verilmiştir. Kararın gerekçesi 23/5/2014 tarihinde Resmi

Gazetede yayınlanmıştır.

12. Başvurucu, anılan iptal kararından sonra 22/4/2014

tarihinde Balıkesir İnfaz Hâkimliğinden tekrar cezasının koşullu salıverme

tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle

infaz edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

13. İnfaz Hâkimliği, 24/4/2014 tarih ve E.2014/706,

K.2014/703 sayılı kararı ile anılan iptal kararı sonrası başvurucunun önceki

açık ceza infaz kurumlarına ayrılma talebinin reddine dair verilen kararın

gerekçesinin ortadan kalktığını belirterek başvurucunun talebinin kabulü ile

tahliyesine ve cezasının koşullu salıverilme tarihi olan 7/6/2014 tarihine

kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına

karar vermiştir.

14. Bu kapsamda, başvurucu 24/4/2014 tarihinde Sındırgı A

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan tahliye edilerek denetimli serbestlik

tedbirinin uygulanması için Bandırma Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne

gönderilmiştir.

B. İlgili Hukuk

15. 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen 105/A

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak,

aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son

altı ayını kesintisiz olarak geçiren,

b) Çocuk eğitimevinde

toplam cezasının beşte birini tamamlayan,

koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin

talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu

idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak,

infaz hâkimi tarafından karar verilebilir."

16. Anayasa Mahkemesinin 9/4/2014 tarih ve E.2014/26,

K.2014/78 sayılı iptal kararı öncesi 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (4)

numaralı fıkrası şöyledir:

“ Açık ceza infaz kurumunda bulunan

hükümlülerden kınamadan başka bir disiplin cezası alanlar ve hükümlü oldukları

suçtan başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı veya soruşturma

konusu olan suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan

bir başka suçtan soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam

etmekte olanlar ile yaş, sağlık durumu, bedensel veya zihinsel yetenekleri

bakımından çalışma koşullarına uyum sağlayamayacakları saptananlar, kurum

yönetim kurulunun kararı ile kapalı ceza infaz kurumlarına geri gönderilirler.

Bu karar, infaz hâkiminin onayına sunulur."

17. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 8.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kapalı kurumda hükümlü olup, işlediği

iddia olunan başka bir suçtan dolayı haklarında 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesine

göre tutuklama kararı verilenler, bu durumları devam ettiği sürece açık

kurumlara ayrılamaz."

18. Anılan Yönetmeliğin 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

4/6/2014 tarih ve 29020 sayılı Resmi Gazetede

yayınlanan değişiklik öncesi hali şöyledir:

"(2) Kapalı kurumda hükümlü olup;

(…)

b) Haklarında üst sınırı yedi yıldan az

olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile

üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet

kararı bulunanlar,

bu durumları devam ettiği sürece açık kurumlara ayrılamaz.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 17/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 6/2/2014 tarih ve 2013/4682 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin

yürürlüğe girmesi ile koşullu salıverme tarihine bir yıl ve daha az süresi

kalan hükümlülerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle hapis

cezasının infazının cezaevi dışında gerçekleşmesinin mümkün hale geldiğini,

kendi cezasının da 29/4/2013 tarihinde bir yılın altına düştüğünü, ancak

denetimli serbestlikten yararlanma talebinin hakkında devam eden üst sınırı

yedi yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren bir suç nedeniyle kovuşturma

olduğundan bahisle reddedildiğini, benzer durumda olan başka hükümlünün

talebinin ise kabul edildiğini, ayrıca hakkında kesin bir hüküm olmadan

denetimli serbestlik tedbirinden yararlandırılmamasının kişiyi suçlu kabul

etmek olduğunu belirterek Anayasa’nın 10. ve 38. maddesinde tanımlanan eşitlik

ilkesi ve masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüş ve denetimli serbestlik

tedbirinin uygulanarak tahliyesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

21. Başvurunun konusu, infaz aşamasında

denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmanın ön şartı olan açık ceza infaz

kurumuna ayrılmanın “haklarında üst sınırı

yedi yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam

etmekte olanlar ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan henüz

kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunanlar” açısından

sınırlandırılmasıdır. Dolayısıyla,

incelenmesi gereken sorun infaz şekline ilişkin yapılan düzenlemelerin ve

bunların sonuçlarının değerlendirilmesidir.

22. 5/4/2012 tarih ve 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı

Kanun’a eklenen 105/A maddesi cezaların infazına ilişkin olarak belirli şartlar

altında koşullu salıverme tarihinden bir yıl önce hükümlüleri denetimli

serbestlik tedbirinden yararlandırarak bazı yükümlülükler altında erken

tahliyesini öngörmektedir. Bu kapsamda anılan madde hükümlerinin uygulaması

hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin belirlenmesi açısından önemlidir.

23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hükümlü olup

olmadığına bakılmaksızın herkesin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında kişi

özgürlüğü ve güvenliğine sahip olduğunu, bunun da 5. maddenin birinci

fıkrasında belirlenen istisnalar dışında özgürlükten yoksun bırakmama veya

yoksun bırakmanın devamının engellenmesi ve uygun olduğu ölçüde tutuklama veya

gözetim altına alınma durumlarında 5. maddenin (2), (3) ve (4) fıkralarının

sağladığı çeşitli koruma mekanizmalarının sağlanması anlamına geldiğini belirtmiştir.

Hükümlülerin infaz rejimi kapsamında yararlandıkları koşullu salıverme gibi

cezanın infazının ceza infaz kurumları dışında gerçekleştirilmesine dair bir

uygulama da Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir (Bkz. Weeks/Birlesik Krallık,

B.No. 9787/82, 2 Mart 1987, § 40).

24. Bakanlık görüş yazısında, denetimli serbestlik tedbirinin

uygulanmasına dair hususun kişinin ceza infaz kurumunda kalacağı süreyi

belirlemede etkili olacağı gözeterek başvurucunun şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesinde

güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesinde

incelenmesinin gerektiğini belirtmiştir.

25. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

26. Bu çerçevede hükümlülerin, ceza infaz kurumlarında

kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların Anayasa’nın

19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir. Başvurucunun şikâyet biçimi dikkate

alındığında, Anayasa’nın 10. ve 38. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesi ve

masumiyet karinesinin ihlal edildiğine dair iddialarının özü, hakkında

denetimli serbestlik tedbirinin uygulanamaması nedeniyle ceza infaz kurumunda

kalacağı sürenin kendisiyle aynı süre hapis cezası alan mahkûmlara göre daha

fazla olması hususu ile ilgili olduğundan başvurucunun

bütün iddiaları aşağıda kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı çerçevesinde

değerlendirilmesi gerekir.

27. Anayasa’nın 19. maddesi şöyledir:

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”

28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. maddesinin

birinci fıkrası şöyledir:

“1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun

olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

(a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş

mahkûmiyet kararı sonrasında yasaya uygun olarak tutulması;

…”

29. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan

sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının

kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan

herhangi birinin varlığı halinde söz konusu olabilir (B.No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

30. Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ilk istisnası “Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda yargı organlarınca

verilecek mahkûmiyet kararlarının sonucu olarak hapis cezası veya güvenlik

tedbirlerinin uygulanması kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali kabul

edilmeyecektir. Diğer taraftan “suç şüphesine bağlı

tutma” kapsamında olan durumdan farklı olarak anılan istisna “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutmayı” ifade

etmektedir. (Benzer kararlar için bkz. B.No: 2012/338, 2/7/2013, § 41, B.No:

2014/912, 6/3/2014, § 70).

31. “Bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma”nın infazına ilişkin uygulamaların da

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında kalıp kalmayacağı anılan meşru

sınırları belirlemek için elzemdir.

32. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak

Anayasa’nın 19. maddesi ve AİHS’nin 5. maddesi açık bir hüküm içermemektedir.

Bununla birlikte herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olması ve

bu hakka getirilebilecek sınırlamaların ayrıntılı olarak madde metinlerinde

belirtilmesi, “keyfi bir biçimde”

bu haktan kimsenin mahrum bırakılmamasını amaçlamaktadır. Yetkili bir mahkeme

tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının infazının sağlanması ve ceza infaz

kurumunda tutma süresi de bu hak kapsamında değerlendirilmelidir. Ceza

mahkemelerinin kararına uygun hareket edilmesi de hakkın korunması açısından

bir zorunluluktur. Dolayısıyla hükümlülerin ceza infaz kurumunda kalacakları

sürenin mahkûmiyet kararına uygun olması Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi

kapsamında güvence altına alınmıştır.

33. Diğer taraftan, Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü

fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi

bir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartla tahliye veya kesin tahliye

durumlarından yararlanması gibi hususları güvence altına almamaktadır (Mouesca/Fransa, B.No.:52189/99, 18/10/2001, İrfan Kalan/Türkiye, B.No.

73561/01, 2/10/2001, Çelikkaya/Türkiye (kabul

edilebilirlik hakkında karar), B.No: 34026/03,

1/6/2010, § 60, Alican Demir/Türkiye,

B.No: 41444/09, 25/2/2014, § 89). Ancak AİHM, ulusal

mahkemelerin, bu tür bir tedbirden faydalanmak için kanunda belirtilen

koşulları yerine getiren herkese, herhangi bir takdir yetkileri bulunmadan, bu

tedbiri uygulamakla yükümlü olmaları halinde durumun farklı olacağını

belirtmektedir (Del Rio Prada/İspanya

[BD], B.No: 42750/09,

10/7/2012, § 126, Hıdır Durmaz/Türkiye

(No. 2), B.No. 26291/05, 12/7/2011, § 26). AİHM’in yukarıda belirtilen Alican Demir/Türkiye kararında, şartla tahliyenin süre ve

iyi hale ilişkin şartları gerçekleştikten sonra hâkimin şartla tahliyeye karar

vermekle yükümlü olduğunu ve bu kapsamda hâkimin görevi bu koşulların bir araya

gelip gelmediğini incelemekle sınırlı olup tahliyenin uygun olup olmadığını değerlendirme

imkânına sahip olmadığını ve dolayısıyla hâkimin takdir yetkisinin

bulunmadığını belirtmiştir. Bu çerçevede şartla tahliyeye kadar olan sürenin

hesaplanmasını AİHS’in 5. maddesi birinci fıkrasının

(a) bendi kapsamında incelemiştir (Alican

Demir/Türkiye, §§ 91-92).

34. Yukarıda belirtilen ilkeler temelinde başvuru konusu

olaya ilişkin her türlü değerlendirmeden önce başvurucunun, mahkûmiyetine

ilişkin hukuki bir temelin olmadığına dair herhangi bir iddiasının olmadığını

ortaya koymak gerekmektedir. Başvurucu, hakkındaki hapis cezasının 5275 sayılı

Kanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak

suretiyle infaz edilmesi talebinin reddedilmesinden şikâyetçi olmuştur.

35. 6291 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun’a eklenen 105/A

maddesi, hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını

sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla şartla tahliyelerine

bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi halinde,

cezalarının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik

tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü

hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından

karar verilebileceğini hükme bağlamaktadır. Sonuç olarak anılan maddenin,

hükümlülerin ceza infaz kurumunda geçirecekleri süreyi kısalttığı açıktır.

36. Hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirlerinden

yararlanmaları anılan madde uyarınca bazı şartlara bağlanmıştır. Hükümlülerin

açık ceza infaz kurumuna ayrılması için gereken şartlardan biri hükümlü

hakkında üst sınırı yedi yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren başka bir suça

ilişkin soruşturma veya kovuşturma olmaması ile üst sınırı yedi yıldan az olmayan

bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkûmiyet kararı bulunmamasıdır. Aksi takdirde

hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartı gerçekleşmediğinden açık ceza

infaz kurumuna ayrılamadığı gibi denetimli serbestlik tedbirinden de

yararlanamayacaktır.

37. Hükümlülerin denetimli serbestlik tedbirinden

yararlanarak koşullu salıverme tarihinden önce serbest kalmasının Anayasa’nın

19. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin güvencesinde olup

olmadığının tespitinde denetimli serbestlik tedbirinde infaz hâkiminin takdir

yetkisi olup olmadığı belirlenmesi gerekir.

38. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi infaz hâkiminin takdir

yetkisi ve belirlenecek yükümlülükler çerçevesinde hükümlülerin infaz rejiminin

şeklini belirleyip cezalarının bir kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanarak ceza infaz kurumu dışında geçirmelerini sağlamaktadır. Anılan kural

uyarınca, hükümlünün talebi ve kanuni şartlar oluşmuş olsa dahi infaz hâkimi

tedbirin uygulanması talebini reddedebilecektir. Dolayısıyla bütün hükümlüler

için Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hapis cezasının tamamının veya bir

kısmının denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması suretiyle infaz edilmesi

zorunluluğu bulunmamaktadır. Başka bir ifade ile denetimli serbestlik tedbiri

kararının yetkili infaz hâkiminin takdir yetkisinde olduğundan Anayasa’nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesi ve AİHS’nin 5. maddesi birinci

fıkrasının (a) bendi kapsamında güvence altına alındığından bahsetmek mümkün

değildir (Bkz., § 33). Ancak bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği açısından

infaz hâkimlerine açıkça keyfi bir şekilde karar vermesi sonucunu doğurduğu da

söylenemez. Öte yandan başvurucunun denetimli serbestlikten yararlanamaması

hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün süresini de uzatmamaktadır.

39. Somut olayda başvurucu hakkında İstanbul 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2012/13 sayılı dosyasında üst sınırı yedi yıldan az olmayan

hapis cezasını gerektiren bir kovuşturma olduğundan bahisle açık ceza infaz

kurumuna ayrılma şartını gerçekleştiremediğinden cezasının koşullu salıverme

tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz

edilmesi talebi reddedilmiştir. Daha sonra başvurucunun talebinin reddine

gerekçe oluşturan 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin dördüncü fıkrasının “...veya soruşturma konusu olan suçun kanunda

öngörülen cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir başka suçtan

soruşturması veya böyle bir suçtan tutuksuz yargılaması devam etmekte...” ibaresi Anayasa Mahkemesi tarafından

iptal edilmiştir.

40. Başvurucu ikinci kez 22/4/2014 tarihinde denetimli

serbestlik tedbirinden yararlanma talebinde bulunmuş ve Balıkesir İnfaz

Hâkimliğinin 24/4/2014 tarihli kararı ile başvurucunun koşullu salıverme

tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle

infazına ve başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Dolayısıyla Anayasa

Mahkemesinin iptal kararından sonra başvurucunun talebi gecikmeksizin

değerlendirilmiş ve İnfaz Hâkimliğinin karar verdiği gün başvurucu tahliye

olmuştur. Ayrıca İnfaz Hâkimliğinin kararlarında herhangi bir keyfilik de

tespit edilmemiştir.

41. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun mahkûm olduğu cezadan

daha uzun bir süre ceza infaz kurumunda tutulmadığı gibi ceza infaz kurumu

dışında cezasının infazına imkân tanıyan ve sadece kendi talebi ve infaz

hâkiminin takdiri kapsamında uygulanabilecek bir tedbirinin uygulanamamasına

ilişkin kararda açık bir keyfilik de tespit edilmemiştir. Dolayısıyla açık ve

görünür bir ihlal olmadığı anlaşılmakla başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle başvurunun, “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 17/9/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Murat ŞEN Başvurucu : Mithat BAKİKUŞAĞI Vekili : Av. Özel EROĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4682, 17 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4682
Tarih
17 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Mehmet Kasaç Başvurusu (B. No: 2014/2241)
  • Erdoğan Ayhan Kit Başvurusu (B. No: 2013/9302)
  • H.z. Başvurusu (B. No: 2014/579)
  • Abdürrezak Hazar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6045)
  • Bekir Birol Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/2694)
  • Mustafa Bolel Başvurusu (B. No: 2014/69)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.