İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hakkı Sezgin Başvurusu (B. No: 2015/11807)

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında silah kullanımı konusunda

Başvuru No2015/11807Tarih17 Temmuz 2019Okuma10 dk · 1.990 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hakkı Sezgin Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2019
Başvuru Numarası
2015/11807
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.990 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında silah kullanımı konusunda

gerekli eğitimlerin verilmemesi sonucu yaralanma ve olay hakkında açılan tam

yargı davasının reddi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 15/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu; zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmek

amacıyla 25/5/2012 tarihinde eğitim birliğine, eğitim sürecini tamamladıktan sonra

da 8/8/2012 tarihinde esas birliğine katılmıştır.

9. Piyade er olan başvurucu, 27/8/2012 tarihinde 03.30-05.30

saatleri arasında 4 numaralı nöbet kulübesinde silah arkadaşı S.S. ile birlikte

nöbet tutmakla görevlendirilmiştir. Saat 03.45 sıralarında başvurucunun

zimmetinde bulunan G-3 piyade tüfeği patlamış ve başvurucu karın ön bölgesinden

ağır şekilde yaralanmıştır. Olayın akabinde önce revire götürülen başvurucu

ardından ambulansla Eleşkirt Devlet Hastanesine sevk edilmiş ve sırasıyla Ağrı

Devlet Hastanesi ile Erzurum Yakutiye Araştırma Hastanesinde tedavi görmüştür.

10. Olayın meydana geliş şekli konusunda başvurucu; ihtiyacını

gidermek için nöbet yerinden ayrıldığını, silahını yere bıraktığını, ihtiyacını

giderdiği esnada silahının düşmekte olduğunu fark ettiğini, düşmeyi engellemek

için silahın kayışından tutmaya çalışırken silahın ateş aldığını beyan

etmiştir.

11. Olay yeri inceleme tutanağı ile başvurucunun kamuflajı ve

zimmetinde bulunan söz konusu silah üzerinde yapılan kriminal

incelemeler neticesinde hazırlanan raporlarda; başvurucunun yaralanmasına neden

olan atışın bitişik atış olduğu, G-3 piyade tüfeğinin sağlam ve işler durumda

olduğu, kendiliğinden ateş almasına neden olabilecek mekanik bir arızasının

bulunmadığı belirtilmiştir.

12. Olay hakkında Askeri Savcılık tarafından yapılan adli

soruşturma neticesinde 26/12/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar

verilmiştir. Kararda; bölgenin koşulları gereği nöbetlerin dolu şarjörle

tutulduğu, saat 03.45 sıralarında başvurucunun birlikte nöbet tuttuğu arkadaşı

S.S.ye hitaben "Ben kulübeye gidiyorum

beş dakikaya gelirim" diyerek nöbet yerinden ayrıldığı, bir

süre sonra başvurucunun üzerine zimmetli silahın kurma kolunu çekip bıraktığı

yönünde tespitlerde bulunulmuştur. S.S.nin havanın

karanlık olması nedeniyle başvurucuyu göremediği, ancak kurma kolunun çekilip

bırakılma sesini duyması üzerine başvurucuya

"sakın silahla oynama, emniyetini açma" şeklinde hitap

ettiği, başvurucunun cevap vermediği, o anda bir el silah sesinin duyulması

üzerine S.S.nin hemen nöbetçi kontrol merkezini

arayarak yardım istediği belirtilmiştir. İlk anda bilinci yerinde olan

başvurucuya ambulans içerisinde müdahalede bulunan Doktor M.H. tarafından

yöneltilen "Bunu sana kim yaptı?"

sorusuna başvurucunun "Kendim

yaptım" şeklinde cevap verdiği ifade edilmiştir. Kararda,

olayın meydana gelmesinde başvurucunun kendi hareketleri dışında doğrudan bir

başka kişiye atfedilebilecek kusurun veya ihmalin bulunmadığının anlaşıldığı

vurgulanmıştır.

13. Başvurucu, tedavisinin ardından Erzurum Mareşal Çakmak Asker

Hastanesi Sağlık Kurulunun 25/9/2012 tarihli kararıyla kırk beş gün hava

değişimi raporu verilerek taburcu edilmiştir. Süre bitiminde anılan Hastanenin

14/11/2012 tarihli kararıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Rehabilitasyon ve

Bakım Merkezine sevk edilen başvurucuya, lumbosakral pleksus yaralanması

teşhisiyle burada da hava değişimi raporları verilmiştir. Neticede Gülhane

Askeri Tıp Akademisi (GATA) Sağlık Kurulunun 30/9/2013 tarihli kararıyla

hakkında askerliğe elverişli olmadığına dair rapor verilen başvurucu terhis

edilmiştir.

14. Turgutlu Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 26/12/2013

tarihli sağlık kurulu raporunda sol bacakta atrofi (küçülme), yürüyüş bozukluğu tanısıyla

başvurucunun vücut fonksiyon kaybı oranı yüzde kırk dokuz olarak

belirlenmiştir.

15. Başvurucu; malul hâle gelmesine neden olan olayda herhangi

bir kusurunun bulunmadığını, henüz silah eğitimi almamasına, eğitim eksikliği

bulunmasına ve on beş günlük er olmasına rağmen kendisine dolu şarjörle nöbet

tutturulduğunu, bu haksız görevlendirme nedeniyle idarenin sorumluluğunun

bulunduğunu ileri sürerek zararlarının tazmin edilmesi talebiyle 12/5/2014

tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır.

300.000 TL tazminat talebiyle açılan davada başvurucu, askerlik hizmetinin

görülmesi esnasında askerliğin sebep ve tesiri ile meydana gelen olaydan

kaynaklanan zararın kusur sorumluluğu veya kusursuz sorumluluk ilkesi

çerçevesinde idare tarafından karşılanması gerektiğini iddia etmiştir.

16. Davalı idare tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise

25/5/2012 tarihinde eğitim birliğine katılan başvurucunun silah eğitimi aldığı,

27/8/2012 tarihinde gerçekleşen olay sırasında iddia edildiği gibi on beş

günlük acemi asker olmadığı vurgulanmıştır. Cevap dilekçesinde; esas birliğe

katıldıktan sonra da silah atışları yaptırılan ve tüm eğitimlerini alan

başvurucunun üzerine zimmetli silahın sağlam ve işler durumda olduğunun kriminal raporlarla ortaya konulduğu belirtilmiştir. Ayrıca

başvurucunun söz konusu eylemi kendisinin yaptığını olay sonrasındaki müdahale

anında ikrar ettiği ifade edilerek meydana gelen zarardan idarenin sorumlu

tutulamayacağı, olay ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı ve

yaralanmanın başvurucunun kendi kusurundan kaynaklandığı ileri sürülmüştür.

17. AYİM İkinci Dairesinin 24/12/2014 tarihli kararıyla davanın

oyçokluğuyla reddine hükmedilmiştir. Kararda, Askeri Savcılığın 26/12/2012

tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında tespit edilen hususlar

hatırlatılmış ve başvurucunun ikrarına vurgu yapılmıştır. Ayrıca başvurucunun

yaralanmasına herhangi bir eğitim eksikliğinin ya da silahtaki bir arızanın

neden olmadığı vurgulanarak olayda idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı,

ayrıca kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir durumun da mevcut olmadığı

belirtilmiştir. Karşıoy gerekçesinde ise asıl kusur

başvurucuda olmakla birlikte davalı idarenin hizmetin iyi ve sağlıklı şekilde

işletilmemesinden kaynaklanan hizmet kusurunun da bulunduğu belirtilmiş ve müterafik kusur oranları dikkate alınarak zararların tazmin

edilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

18. Karara karşı yapılan karar düzeltme talebi, aynı Dairenin

10/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

19. Nihai karar 30/6/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 15/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. İlgili hukuk

için bkz. Kumrişan

Akkuş ve Sefer Akkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu; silah kullanımı konusunda yeterince eğitilmeden

silahlı nöbete gönderildiğini, gerekli denetim ve gözetim faaliyetlerinin

yerine getirilmediğini ve idarenin hizmet kusuru bulunmasına rağmen tam yargı

davasının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini ileri sürmüştür. Askerlik

hizmetine başladığında herhangi bir psikolojik sorununun olmadığını belirten

başvurucu; iddia edildiği gibi intihar girişiminde bulunmadığını, böyle bir

amacının olmadığını, olayın bilgi ve tecrübe eksikliğinden kaynaklandığını

iddia etmiştir. Yargılama sürecinde, delillerin yeterince araştırılmadığını ve

olay hakkında ifade veren kişilerin baskı altına alınıp alınmadığı hususunda

bir inceleme yapılmadığını belirten başvurucu, engelli olarak hayatına devam

ettiğini ve zararlarının tazmin edilmemesi nedeniyle mağduriyetinin devam

ettiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, belirtilen nedenlerle yaşam hakkının ve

adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

24. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

25. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri değerlendirildiğinde;

iddiaların, ateşli silah yaralanması neticesinde karın bölgesinden vurularak

ağır yaralanan başvurucunun yaşamını korumak için idare tarafından gerekli

tedbirlerin alınmamasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Başvuru konusu olayda

ölüm gerçekleşmemiş ise de başvurucunun maruz kaldığı eylemin potansiyel olarak

öldürücü bir niteliğe sahip olması nedeniyle başvurunun yaşam hakkı

çerçevesinde incelenmesinin mümkün olduğu kanaatine varılmıştır (benzer yöndeki

Anayasa Mahkemesi kararları için bkz. Mehmet

Karadağ, B. No: 2013/2030, 26/6/2014, §§ 20, 21; Kadri Ceyhan [GK], B. No: 2014/1924,

17/5/2018, §§ 58, 59). Bu nedenle başvurucunun tüm iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

27. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı birbirleriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme ve pozitif bir yükümlülük

olarak yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal

makamların ve diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

28. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı kapsamında devletin pozitif

yükümlülükleri açısından benimsediği temel yaklaşıma göre devletin

sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında

Anayasa’nın 17. maddesi, devlete elindeki tüm imkânları kullanarak bu konuda

ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumak

için gereği gibi uygulanmasını ve bu hakka yönelik ihlallerin durdurulup

cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirleri alma görevi

yüklemektedir. Bu yükümlülük, kamusal olsun veya olmasın yaşam hakkının

tehlikeye girebileceği her türlü faaliyet bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).

29. Bu kapsamda bazı özel koşullarda devletin kişinin kendi

eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli

tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek

yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif

yükümlülük; yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır.

Bu çerçevede Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede, basit bir ihmali veya

değerlendirme hatasını aşan bir kusurun askerî yetkililere atfedilebilip

atfedilemeyeceğinin ortaya konulması gerekmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74).

30. Askerlik yükümlülüğü kapsamında yürütülen bazı eylem ve

etkinliklerin doğasına ve insan unsuruna bağlı olarak ortaya çıkan risk

seviyesine uygun şekilde yaşamı koruyucu yasal ve idari düzenlemelerin

bulunması gerekmektedir. Oluşturulan yasal ve idari düzenlemelerde, askerliğin

doğasında var olan tehlikelerle karşı karşıya bulunan askerlerin etkin bir

şekilde korunmasını sağlayan uygulamaya ilişkin tedbirlerin ve emir komuta

zinciri içinde yer alan sorumlular tarafından işlenebilecek kusur ve hataların

tespit edilmesini sağlayacak usullerin öngörülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede

askere alım sırasında kişilerin uygun denetimlerden geçirilmesi, askerlik

öncesinde ve sırasında kişilere gerekli denetim ve müdahalelerin yapılması

büyük önem taşımaktadır (Sadık Koçak ve

diğerleri, §§ 75, 76).

31. Kişilerin yaşamının korunması için yeterli yasal ve idari

bir çerçevenin oluşturulması yükümlülüğü, askerlik hizmetini ifa eden kişilerin

yaşam ve sağlıklarının korunması için de geçerlidir (Anzılha Zorlu, B. No: 2015/20152, 28/6/2018, § 53).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Somut olayda yaşam hakkının korunması için oluşturulan yasal

çerçevenin yetersiz olduğu şeklinde bir iddia ileri sürülmediği gibi Anayasa

Mahkemesi tarafından bu konuda resen gözetilmesi ve incelenmesi gereken bir

hususun da bulunmadığı anlaşılmıştır.

33. Başvurucu, yaşam hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında

özellikle askerî eğitiminin yetersiz olduğunu ileri sürerek devletin koruma

yükümlülüğünü yerine getirmediğinden şikâyetçi olmuştur.

34. Başvuru konusu olay açısından -yukarıda yer verilen ilkeler

çerçevesinde- devletin, eğitim eksikliğinden kaynaklanabilecek risklere karşı

yaşamı korumak amacıyla gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünün olup olmadığının

tespiti gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak başvurucunun silahlı

eğitimi ve görevlendirilmesi konusunda askerî makamların bir kusurunun olup

olmadığı, iddia edildiği gibi bir durum söz konusu ise yetkileri çerçevesinde

gerekli tedbirleri alıp almadıklarının açıklığa kavuşturulması önem arz

etmektedir.

35. Başvuruya konu olay hakkında Askeri Savcılık tarafından

yapılan adli soruşturma ile AYİM'de açılan tam yargı

davasında yapılan değerlendirmelerde, başvurucunun yaralanmasına neden olan

eylemin başvurucunun kendi eyleminden kaynaklandığı yönünde tespitte

bulunulmuştur. Anılan tespite ulaşılmasının gerekçeleri ise silah kullanımı

konusunda başvurucunun yeterli şekilde askerî eğitim alması, acemi asker

olmaması, kullanılan silahın kendiliğinden ateşlenmesine neden olabilecek bir

arızasının bulunmaması, yaralanmanın bitişik atış neticesinde gerçekleşmesi,

başvurucunun birlikte nöbet tuttuğu askerin ifadesi ve olayın akabinde bu olayı

kendisinin yaptığına ilişkin başvurucunun beyanının bulunması gösterilmiştir.

36. Olay hakkında Askeri Savcılık tarafından verilen

kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı dayanak alan AYİM, olayda idarenin

herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ayrıca kusursuz sorumluluğu gerektirecek

bir durumun da mevcut olmadığı sonucuna vararak tam yargı davasının reddine

hükmetmiştir.

37. Bu tespitler ve değerlendirmeler ışığında somut olay

irdelendiğinde; eğitim birliğindeki askerî eğitimini tamamlayarak esas

birliğinde askerlik hizmetine devam eden ve üç aylık asker olan başvurucunun

askerlik safahatı, koşulları, olağanın dışında bir yaklaşımının veya

öngörülemez davranışlar sergileme konusunda şüphe uyandıracak bir davranış

bozukluğunun olmaması ile olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında,

derece mahkemeleri ile Askeri Savcılığın tespitlerinden ayrılmayı gerekli kılan

bir durumun olmadığı değerlendirilmektedir. Zira silah kullanımı konusunda

gereken askerî eğitimlerini alan ve acemi bir asker olmayan başvurucunun eylemi

neticesinde meydana gelen yaralanma olayının önlenememiş olmasında askerî

yetkilileri ve makamları sorumlu tutmak, yaşam hakkı kapsamındaki pozitif

yükümlülükler bakımından devlete aşırı bir yük yüklemek anlamına gelecektir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesinin

gerektirdiği yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör Yrd. : Fatih ALKAN Başvurucu : Hakkı SEZGİN Vekili : Av. Halil ÖZTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/11807, 17 Temmuz 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  11. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. M. Emin KUZ
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/11807
Tarih
17 Temmuz 2019

İlgili Kararlar

  • Erdal İmrek Başvurusu (B. No: 2015/4206)
  • Mustafa Açay Başvurusu (B. No: 2016/66638)
  • Ali Aktaş Başvurusu (B. No: 2016/14178)
  • E.a. Başvurusu (B. No: 2016/78293)
  • Bekir Mustafa Yılmaz Başvurusu (B. No: 2016/72230)
  • Sevilay Sümer Başvurusu (B. No: 2016/7091)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.