İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Halit Paksoy Başvurusu (B. No: 2014/2794)

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Başvuru No2014/2794Tarih7 Mart 2019Okuma12 dk · 2.382 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Halit Paksoy Başvurusu

Karar tarihi
7 Mart 2019
Başvuru Numarası
2014/2794
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.382 kelime·12 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında talep

edilen tazminatın kabul edilmemesi, idari ve yargısal sürecin makul sürede

sonuçlandırılmaması ve yargılamayı yapan mahkemenin tarafsız olmaması nedeniyle

adil yargılanma hakkının; kaçırılma nedeniyle mahrum kaldığı maaş alacaklarının

ödenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu; geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken

Şırnak'ın Uludere ilçesi Küçükkurt Tepe mevkiinde

22/8/1994 tarihinde terör örgütü mensupları ile girilen çatışma sonrasında

örgüt mensupları tarafından kaçırıldığını, terör örgütü tarafından Kuzey Irak’a

götürüldüğünü ve burada uzun süre alıkonulduğunu iddia etmiştir.

9. Başvurucu 11/10/1994 tarihli Şırnak Valiliğinin oluru ile

geçici köy koruculuğu görevine son verildiğini belirtmiştir.

10. Başvurucu, Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşmiş Milletler

Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından ortak yürütülen Gönüllü Geri Dönüş programı kapsamında

1997 yılı Kasım ayında Kuzey Irak’tan Türkiye’ye dönüş yaptığını ifade

etmiştir.

11. Başvurucu 6/12/2006 tarihinde, oluşan zararlarının 5233

sayılı Kanun kapsamında karşılanması talebiyle Şırnak Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

12. Komisyon 1/2/2007 tarihli kararında, başvurucunun

zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için yeterli

belge ve delil olmadığını belirterek talebin reddine karar vermiştir.

13. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine iptal ve

tam yargı davası açılmıştır.

14. Mardin İdare Mahkemesinin 3/11/2009 tarihli kararı ile

davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun ileri

sürdüğü maddi zararın "terör örgütü

mensupları tarafından kaçırıldığı gerekçesiyle valilik tarafından görevine son

verilmesine ilişkin işlem" olduğu anlaşılarak söz konusu

işlemden kaynaklanan maddi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında

değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, ayrıca 5233 sayılı Kanun'da manevi

tazminata yer verilmemiş olması nedeniyle başvurucunun dört yıl boyunca terör

örgütünce esir olarak tutulması nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü manevi

zararın da 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanamayacağı belirtilerek dava

konusu işlemin hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir.

15. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 28/2/2013 tarihli kararı ile dilekçede ileri sürülen temyiz

nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek kararın onanmasına hükmedilmiştir.

16. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 26/11/2013

tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu 4/3/2014 tarihinde bireysel

başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

17. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara

uğrayan kişilerin, bu zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri

belirlemektir.”

18. 5233 sayılı Kanun’un 2. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun,3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.”

19. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 7. maddesi şöyledir:

“Bu

Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:

a) Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer

taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.

b) Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm

hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c) Terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan

maddî zararlar.”

20. 5233 sayılı Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“7 nci maddede belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı,

adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak

olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa

kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle,hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına

uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile

belirlenir.”

21. 5233 sayılı Kanun’un 4., 6., 8., geçici 1., geçici 3.,

geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu

Kararı eki kararın 1. maddesi.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

22. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tarafsız Mahkemede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

23. Başvurucu, eksik inceleme yaparak ve sunduğu delilleri

aleyhine değerlendirerek karar veren derece mahkemelerinin tarafsız olmadığını

iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

24. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda benzer

iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu yargılamalarda hâkimin

tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten

hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel

bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu

olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığı anlaşıldığından başvurucuların

anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,

§§ 38-41; Cahit Tekin, B. No:

2013/2744, 16/7/2014, §§ 34-37).

25. Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin

karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar

verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tarafsız mahkemede

yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu; mahkeme kararında maddi tazminat talebinin

gerekçesiz olarak reddedildiğini, temyiz ve karar düzeltme kararlarının gerekçesiz

olduğunu iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş

ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının

değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve

hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemeleri

kararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude

Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,

§§ 75-77). Başvurucuların yargılama aşamalarında ileri sürdükleri şikâyetlerden

varılacak sonuç bakımından önem arz edebilecek nitelikte olanlar hakkında

herhangi bir değerlendirme yapılmaması, dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve

belgeler nazara alındığında başvurucuların iddiaları hakkındaki çelişki

giderilmeksizin hüküm kurulması nedenleriyle kararların yeterli gerekçe ihtiva

etmediği sonucuna varılmış ve başvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal

edildiğine karar verilmiştir (Hikmet Çelik

ve diğerleri, B. No: 2013/4894, 15/12/2015, §§ 50-67; Mehmet Akkuş, B. No: 2013/4266, 23/2/2016,

§§ 59-74; Abdurrahman Dil ve Mehmet Sait Dil,

B. No: 2013/5163, 24/2/2016, §§ 50-74).

29. Kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması

bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

30. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucunun köy koruculuğu görevinin sona

erdirilmesi nedeniyle alamadığı maaşlarının ödenmesi talebine

ilişkin olarak derece mahkemesince 5233 sayılı Kanun kapsamının belirlenmesi

akabinde başvurucunun maaşının kesilmesi nedeninin görevine son verilmesi

işlemi olduğu belirtilmiş ve göreve son verme işleminden kaynaklanan maddi

tazminat taleplerinin Kanun kapsamında karşılanıp karşılanamayacağı konusunda

değerlendirmeler yapılmıştır. İlk derece mahkemesince oluşturulan karar (bkz. §

14) ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak suretiyle temyiz mercii denetiminden

geçerek (bkz. §§ 15, 16) kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bakımdan

başvurucunun talep sonucuna etki ettiğini belirttiği iddiaları hakkında derece

mahkemelerine sunduğu belgeler değerlendirilerek karar verildiği tespit

edilmekle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmamaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun gerekçeli karar

haklarının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü giderim

talebinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama

prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.

maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

2. Değerlendirme

33. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

34. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göre

yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi

ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan

bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul

edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat

üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat

Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

35. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; söz konusu başvuru yolunun kişileri mali külfet

altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir

olduğunu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul ölçüde bir başarı

şansı sunduğunu ve potansiyel olarak yeterli giderim sağladığını tespit

etmiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler

doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal

iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu

tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

36. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayı

gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

38. Başvurucu 22/8/1994 tarihinde terör örgütü mensupları ile

girilen çatışma sonrasında örgüt üyeleri tarafından kaçırılması nedeniyle

Valilikçe geçici köy koruculuğu görevine son verildiğini belirtmiştir. Örgüt tarafından

uzun süre alıkonulması akabindeGönüllü Geri Dönüş

programı kapsamında 1997 yılı Kasım ayında Türkiye’ye geri dönüş yaptığını

ifade etmiştir. Uzun müddet köy koruculuğu maaşı imkânından mahrum kalması

sonucu oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi

gerektiğini fakat anılan olayın Mahkemece hatalı şekilde değerlendirilerek 5233

sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve açtığı davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 10. ve 35. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini

iddia etmiş ise de yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temele dayalı

olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddiaları temellendirecek

herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı dikkate alındığında ayrıca bu

konuda da inceleme yapılmamıştır.

40. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarak

değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar

ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikrî hakların yanı

sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir

(Mahmut Duran ve diğerleri, B.

No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

41. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan

mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru beklenti; makul bir şekilde

ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli

bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren

yerleşik bir yargı içtihadına dayanan, yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir

beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı

kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için

yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan

Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36, 37).

42. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini

ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu

nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca korunmayı

gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki

hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile

Ünlü, B.No:

2013/382, 16/4/2013,§ 26).

43. Dosya kapsamında elde edilen ve BMMYK tarafından düzenlenen

25/5/2009 tarihli belgenin incelenmesi neticesinde “Aşağıda kimlik bilgileri yazılı şahıs Kuzey Irak’a göç ederek Irak’ta çeşitli bölgelerde mülteci olarak kalmış

olup daha sonra 22/11/1997 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin ortaklaşa düzenledikleri

“Gönüllü Geri Dönüş” programı çerçevesinde Türkiye’ye dönüş yapmışlardır.”

ifadesine yer verildiği tespit edilmiştir.

44. 5233 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde Kanun’un çıkarılış

amacı “... terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören kişilerin maddi

zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa süre

içinde ve sulh yoluyla karşılanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ancak bu

yolla sonuç alamayanların başvurmaları, verilen tazminat miktarlarının haksız

zenginleşme aracı olarak kullanılmasının önlenmesi amacıyla bu Tasarı

hazırlanmıştır.” şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca 5233 sayılı

Kanun’un 2. maddesinin madde gerekçesinde “Zararların

sulhen karşılanması yöntemi ile mağdurların yargı

yoluna gitmelerine gerek kalmaksızın kısa sürede zararlarının giderilmesi

amaçlanmıştır.” ifadesine yer verilmiştir. Terör ve terörle

mücadeleden doğan maddi zararların karşılanması konusunda 5233 sayılı Kanun

6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun tazminat

hukukuna ilişkin genel hükümlerinden farklı olarak özel bir giderim usulü

öngörmektedir (Hüseyin Dayan, B.

No: 2013/5033, 13/4/2016, §§ 43, 44).

45. İdare Mahkemesince başvurucunun Kuzey Irak’ın çeşitli

bölgelerinde mülteci olarak kaldığı ve Gönüllü

Geri Dönüş programı kapsamında Türkiye’ye dönüş yaptığı, örgüt

mensupları tarafından kaçırıldığından bahisle Valilik kararı ile geçici köy

koruculuğu görevine son verilmesi sonucunda oluştuğu iddia edilen zararlarının

5233 sayılı Kanun kapsamında olmadığı tespitinde bulunulmuş ve davanın reddine

karar verilmiştir. Her ne kadar başvurucu, terör örgütü üyeleri tarafından

kaçırılması sonrasında görevine son verilmesi nedeniyle oluşan zararlarının

5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunu beyan etmiş ise de yapılan tespitler

ışığında (bkz. §§ 39, 44) mahkeme önünde talebinin haklılığını ispat edemeyen

ve bunu belirli bir kanun hükmüne ya da istikrarlı bir içtihada dayandırmayan

başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı

kapsamında ekonomik bir değerin veya en azından böyle bir değeri elde etme

yönünde meşru beklentisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi

kapsamına giren korunmaya değer bir menfaati bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının konu bakımından

yetkisizlik nedeni ile kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Halit PAKSOY

Vekilleri

:

Av. Hülya

SARSAM

Av. Mehmet Recai BAĞCI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2794, 7 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Tarafsız Mahkemede
  9. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. Makul Sürede
  11. D. Mülkiyet Hakkının
  12. A. 1. Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Seferinoğlu
  17. Sarsam
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2794
Tarih
7 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Lütfiye Şen ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/19590)
  • Nazmi Kahraman Başvurusu (B. No: 2015/10696)
  • Sevim Erman Başvurusu (B. No: 2014/19594)
  • R.m. Başvurusu (B. No: 2018/22937)
  • Mahmut Yavuz Başvurusu (B. No: 2015/20032)
  • Çetin Kabul Başvurusu (B. No: 2014/16759)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.