İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hamit Yıldız ve Halit Yıldız Başvurusu (B. No: 2013/7720)

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

Başvuru No2013/7720Tarih30 Mart 2016Okuma15 dk · 3.032 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hamit Yıldız Ve Halit Yıldız Başvurusu

Karar tarihi
30 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7720
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.032 kelime·15 dk okuma·25 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurular, terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur

kalınması sonucu 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden

Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların ve

akabinde açılan davaların terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan

mahkûmiyetin bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 11/10/2013 tarihinde Ağrı 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Komisyonlarınca muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik incelemelerinin Bölümler tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanları tarafından muhtelif tarihlerde, başvuruların

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/7721 başvuru numaralı

dosyanın konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/7720 başvuru numaralı

dosya ile birleştirilmesine, incelemenin 2013/7720 başvuru numaralı dosya

üzerinden yürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucular Ağrı ili Eleşkirt ilçesi Yukarı Kopuz köyü Han

mezrasında ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları

nedeniyle köyün boşaltılmasıyla yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda

kaldıklarını iddia etmişlerdir.

8. Başvurucular ekli tablonun C satırında belirtilen tarihlerde

5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarının karşılanması talebiyle Ağrı

Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuşlardır.

9. Ekli tablonun D satırında tarih ve sayıları belirtilen

Komisyon kararlarında, terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması

talebiyle yapılan başvurularda, dosyalar kapsamında yapılan araştırmalar

neticesinde gerek mahallinde yapılan tespit gerekse Ağrı Cumhuriyet

Başsavcılığının 7/6/2007 tarihli ve 2007/1576 sayılı yazılarında belirtilen

belgelerden de anlaşılacağı üzere Hamit Yıldız'ın ve Halit Yıldız'ın 5233

sayılı Kanun kapsam kısmını düzenleyen 2. maddesinin (f) bendi kapsamındaki

suçları işlediği anlaşıldığından ve 5233 sayılı Kanun'un yine 2. maddesinde bu

suçları işleyenlerin Kanun kapsamı dışında olduğu belirtildiğinden taleplerin

reddine karar verilmiştir.

10. Belirtilen ret işlemleri aleyhine ekli tablonun E satırında

belirtilen tarihlerde başvurucular tarafından açılan iptal davalarında, ekli

tablonun F satırında tarihleri gösterilen Erzurum 2. İdare Mahkemesi kararları

ile davaların reddine hükmedilmiştir.

i. Başvurucu Hamit Yıldız hakkında

verilen kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"27. 07.2004 tarih ve 25535 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5233 sayılı Terör ve

Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’un “Amaç”

başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanunun amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu

zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir” hükmüne,

“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde ise, “Bu Kanun, 3713 sayılı Terörle Mücadele

Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren eylemler veya

terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek

kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen

karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsar(...)” kuralı

ile aynı maddenin (f) bendinde, 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü

maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık

suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların, bu

Kanunun kapsamı dışında kaldığı kuralına yer verilmiştir.

Aynı Yasa’nın 7. maddesinde; hayvanlara,

ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar,

yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve

cenaze giderleri, terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar, bu

Kanun hükümlerine göre sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar arasında

sayılmış, 4. maddesinde, zarar görenin veya mirasçılarının başvurusu hâlinde bu

Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek amacıyla

illerde zarar tespit komisyonları kurulacağı, 8. maddesinde ise zararların;

zarar görenin beyanı, adlî, idarî ve askerî mercilerdeki bilgi ve belgeler göz

önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre,

zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması

suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon

tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirleneceği hükmü

kurala bağlanmıştır.

...

Yukarıda yer verilen Kanun ve Yönetmelik

hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, terör eylemleri veya terörle

mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kanun kapsamında

karşılanabilecek nitelikte maddi zarara uğradığını iddia eden kişilerin bu

zararlarının tazmini amacıyla başvurmaları hâlinde kurulacak zarar tespit

komisyonlarının; bu Kanun kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını

tespit etmek amacıyla ilgili yerlerden her türlü bilgi ve belge istemek,

bilirkişi görevlendirmek, gerektiğinde keşif yapmak gibi kapsamlı bir

araştırma-inceleme yapma görevi ve yetkisi ile donatıldığı anlaşılmakta olup;

diğer taraftan, 5233 sayılı Kanun kapsamında idarenin tazmin sorumluluğundan

söz edilebilmesi için de, ilgililerin terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğraması ve bu zararın

da bilgi ve belgelerle ortaya konulması gerekmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacı vekili

tarafından 24.05.2005 tarihli dilekçe ile Ağrı Valiliği Zarar tespit

Komisyonu'na yapılan başvuruda, müvekkilinin Ağrı Eleşkirt İlçesi Yukarı Kopuz

Köyü Han Mezrasında ikamet etmekte iken 1994 yılında güvenlik nedeniyle

mezradan göç ettiği, köyde, 1 oda, 1 salon, 1 tendürlük

ve 1 büyükbaş hayvan ahırı ve 1 küçükbaş hayvan ahırından oluşan evinin

yıkıldığı, bundan kaynaklanan zararın 40.000,00.-YTL olduğu, tarla ve

çayırlarını kullanamaması nedeniyle oluşan zararının ise 46.800,00.-YTL olduğu

ileri sürülerek zararının tazmininin istenildiği, söz konusu başvurunun; gerek

mahallinde tespit gerekse Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının 7.6.2007 tarih ve

2007/1576 sayılı yazılarında belirtilen belgelerden davacının 5233 sayılı

Kanunun kapsam kısmını düzenleyen 2. maddesinin (f) bendi kapsamındaki suçları

işlediğinin anlaşılması ve bu suçları işleyenlerin kanun kapsamı dışında

kalması nedeniyle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı

anlaşılmaktadır.

Mahkememizin 27.2.2009 tarih ve E:2008/40

sayılı ara kararı ile Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden davacıya ait adli

sicil kayıt örneğinde yer alan kararın bir sureti istenilmiş olup, ara kararına

cevaben gönderilen kararın incelenmesinden; davacının 11.04.1996 tarihinde

silahlı çete PKK örgütüne yardım ve yataklık etme suçu nedeniyle

cezalandırıldığı görülmüştür.

5233 sayılı Kanunun 2. maddesi incelendiğinde, hem Kanunun kapsamının belirtildiği hem de

hangi zararların bu Kanunun kapsamı dışında kaldığı hususlarının açıklığa

kavuşturulduğu görülmektedir. Aynı maddenin (f) bendinde de 3713 sayılı Kanunun

1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar

ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu

fiillerinden dolayı uğradığı zararların bu Kanunun kapsamı dışında kaldığı

kurala bağlanmıştır.

Dava konusu olayda, davacı tarafından 5233

sayılı Kanun kapsamında uğranıldığı öne sürülen zararlar için komisyona

başvurulduğu, bu başvurunun ise yukarıda belirtilen gerekçeyle, mahallinde

tespit ve Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 7.6.2007 tarih ve 2007/1576 sayılı

yazısında belirtilen belgelerden, davacının 5233 sayılı Kanunun kapsamı kısmını

düzenleyen 2. maddesinin (f) bendi kapsamındaki suçları işlediğinin anlaşılması

ve 5233 sayılı Kanunun yine 2. maddesinde bu suçları işleyenlerin kanun kapsamı

dışında olduğunun belirtilmesi nedeniyle reddedildiği, davacının almış olduğu

mahkumiyetin 5233 sayılı Kanunun 2/f bendinde belirtilen suçlardan olduğunun

Mahkememiz ara kararı sonucu ile anlaşıldığı dikkate alındığında, davacı

başvurusunun reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık

bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

ii.

Başvurucu Halit Yıldız hakkında verilen kararın gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"...davacı vekili tarafından 24.05.2005

tarihinde Ağrı Valiliği Zarar Tespit Komisyonu'na başvurularak ev ve müştemilatının

yıkıldığı, taşınmazlarını kullanamadığı gerekçesiyle toplam 111.000,00.-TL

zararın tazmininin istenildiği, söz konusu başvurunun, davacının 5233 sayılı

Kanunun 2. maddesinin (f) bendi kapsamındaki suçları işlediği, bu suçları

işleyenlerin kanun kapsamı dışında olduğugerekçesiyle

reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer verilen kanun hükmüne göre terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkum

olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların 5233 sayılı kanun

kapsamında karşılanmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.

Mahkememizin 18.2.2009 tarihli ara kararı

üzerine gönderilen Erzincan 1 Nolu Devlet Güvenlik

Mahkemesinin 11.04.1996 tarih ve E: 1994/503 K: 1996/107 sayılı kararının

incelenmesinden, davacının silahlı çete PKK örgütüne yardım ve yataklık etmek

suçundan 3 yıl 9 ay ağır hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu kararın Yargıtay

9. Ceza Dairesi’nin 15.10.1997 tarih ve E: 1997/2824 K: 1997/5233 sayılı kararı

ile onanarak 15.10.1997 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Bu duruma göre, terör örgütüne yardım ve

yataklık etmek suçundan mahkum olduğu anlaşılan

davacının terör olayları nedeniyle güvenlik kaygısı neticesi ikamet etmekte

olduğu mezradan ayrılmasından dolayı uğradığı iddia edilen zararların 5233

sayılı kanun kapsamında karşılanması mümkün olmadığından davacının bu yöndeki

başvurusunun reddine ilişkin dava konusuişlemde hukukaaykırılık görülmemiştir."

11. Başvurucuların temyizi üzerine ekli tablonun G satırında

gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesi

ilamları ile kararların usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen

temyiz nedenlerinin kararların bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği

belirtilerek hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.

12. Başvurular tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş,

ekli tablonun H satırında belirtilen tarihlerde karar düzeltme talepleri

Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile

reddedilmiştir.

13. Başvurucular 11/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

14. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

15. 5233 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Bu Kanun,3713 sayılı Terörle

Mücadele Kanununun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamına giren

eylemler veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar

gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin maddî zararlarının sulhen karşılanması hakkındaki esas ve usullere ilişkin

hükümleri kapsar.

Aşağıda belirtilen zararlar bu Kanunun kapsamı

dışındadır:

...

f) 3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör

olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden

dolayı uğradığı zararlar.

İkinci fıkranın (f) bendinde yazılı suçlardan

dolayı ceza kovuşturması açılmış bulunanlar hakkında kovuşturma sonuçlanıncaya

kadar bu Kanuna göre işlem yapılmaz."

16. Danıştay Onbeşinci Dairesinin

22/5/2013 tarihli ve E.2011/7328, K. 2013/3646 sayılı kararı şöyledir:

"Dava; davacının, ... Köyü'nden terör

olayları nedeniyle göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığını ileri

sürdüğü zararının, 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı

başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile ... zararının tazmini istemiyle

açılmıştır.

Mardin İdare Mahkemesince; davacı tarafından

... Köyü’nden yaşanan terör olayları nedeniyle göç etmek zorunda kalmalarından

ötürü uğradıkları zararın 5233 sayılı yasa kapsamında karşılanması talebiyle

davalı idareye başvuruda bulunulduğu dikkate alındığında, davacı hakkında verilen

mahkumiyet kararına esas alınan fiillerin uğranıldığı ileri sürülen zararla

ilgili olmaması, diğer bir ifadeyle zararın terör örgütüne yardım ve yataklık

suçunu oluşturan fiilin bir sonucu olarak meydana gelmemiş olması nedeniyle sözkonusu başvurunun 5233 sayılı yasa kapsamında kaldığı,

davacının köyün boşaltılmasından dolayı uğradığı zararın ödenmesi gerekirken

aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı

gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile ...TL tazminatın yasal faiziyle

birlikte ödenmesi isteminin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı idarece, anılan mahkeme kararının,

hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen

incelenip bozulması istenilmektedir.

5233 sayılı terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişilerin, bu

zararlarının karşılanmasına ilişkin esas ve usulleri belirlemek amacıyla

yürürlüğe konulmuş olup; Kanunun "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (f)

bendinde, terör suçu ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından

mahkum olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararların karşılanmayacağı

öngörülmüştür. Bu hüküm dikkate alındığında, Kanun

koyucunun terör örgütüne yardım ve yataklık suçu işleyen kişiler ile terör

suçundan mahkum olan kişileri bu Kanun hükümlerinden

faydalandırmamayı amaçladığı görülmektedir.

Dava dosyasının incelenmesinden; davacının,

... Köyü'nde ikamet etmekte iken meydana gelen terör olayları nedeniyle

köyünden göç etmek zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararının, 5233 sayılı

Kanun kapsamında tazmini istemiyle yaptığı başvurunun, ... Valiliği Zarar

Tespit Komisyonu'nca terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı gerekçesiyle

reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Terör suçundan mahkum

olan kişilerin, bu zararların oluşmasına kendileri sebebiyet verdiklerinden,

kendi fiillerinin sebep olduğu zararların 5233 sayılı Yasa kapsamında tazmini

mümkün bulunmamaktadır.

Bu nedenle, hukuka aykırılık bulunmayan dava

konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet

görülmemiştir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

18. Başvurucular, ikamet ettikleri Ağrı ili Eleşkirt ilçesi

Yukarı Kopuz köyü Han mezrasında 1994 yılında terör olaylarının yoğunlaşması

nedeniyle güvenlik güçleri tarafından göçe zorlandıklarını, mal varlıklarına

ulaşmalarının engellendiğini; tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim

kaynaklarından mahrum kaldıklarını, evlerinin yıkıldığını, köyün terör

nedeniyle boşaltıldığının idarece kabul edildiğini, 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptıkları talebin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini,

1994 yılı sonrasında tüm köylülerle birlikte köyden göç ettirildiklerini,

tazminat taleplerinin reddine gerekçe olan ceza konusu olay ile mal varlığına

erişememe arasında bir illiyet bağı olmadığını, mahkûmiyetlerinin oluşan

zararlarının tazminine engel oluşturmadığını, aleyhine sonuçlanan yargılamanın

adil olmadığını belirterek Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

19. Başvuru formları ve ekleri incelendiğinde başvurucuların,

5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları

davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,

olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Başvurucular,

idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi

sonucunda köylerini terk etmeye mecbur kaldıklarını ve Mahkemece 5233 sayılı

Kanun'un tazminata ilişkin hükümlerinin yanlış değerlendirilmesi neticesinde

oluşan zararları için bir giderim imkanının tanınmadığını belirterek mülkiyet

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları, adil

yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucunda verilen karara

bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiaları yönünden ayrıca inceleme

yapılmamıştır.

20. Başvurucular, Komisyonca verilen kararın akabinde açtıkları

davadan sonuç alamadıklarını, göç etmeye mecbur kalmaları nedeni ile mal

varlıklarına ulaşmalarının engellendiğini; tarım, hayvancılık ve diğer köy

geçim kaynaklarından mahrum kaldıklarını, anılan zararlara can ve mal güvenliği

kalmaması ile sebebiyet verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin

edilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş,

yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline

dayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında

değerlendirilmesi uygun görülmüştür.

21. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,

§ 24).

22. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

23. Başvurucular, Mahkeme gerekçesine konu olan ceza konusu olay

ile mal varlığına erişememe arasında bir illiyet bağı olmadığını, Mahkemenin

Kanun'u yanlış uyguladığını, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri

neticesinde davalarının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemesince

delillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu

belirtmekte olup başvurucuların iddialarının özünün, Derece Mahkemesince

delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet

olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu

anlaşılmaktadır.

24. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararlarında, kanun koyucunun

hukuki ve teknik izaha girmeksizin, genel olarak yardım ve yataklık suçu

işleyen kişiler ile terör suçundan mahkûm olan kişileri, bu kanun hükümlerinden

faydalandırmamayı amaçladığı bu nedenle mahkûmiyet tarihinden önceki veya

sonraki bir tarihte meydana geldiğine bakılmaksızın zararların salt bu kişilere

ait olması sebebiyle kanun dışında bırakıldığı sonucuna varıldığı, Kanun'un

sadece mağdur olan kişilerin bu mağduriyetlerinin giderilmesi yolunda

uygulanması gerektiği, ara kararı ile davacılara ait adli sicil kayıt örneğinde

yer alan kararın bir sureti istenilmiş olup ara kararına cevaben gönderilen

kararların incelenmesinden başvurucuların PKK örgütüne yardım ve yataklık etme

suçu nedeniyle cezalandırıldığının görüldüğünü, 5233 sayılı Kanunun 2. maddesi

incelendiğinde hem Kanun'un kapsamının belirtildiği hem de hangi zararların bu

Kanunun kapsamı dışında kaldığı hususlarının açıklığa kavuşturulduğunun

görüldüğü, aynı maddenin (f) bendinde de 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı

Terörle Mücadele Kanunu'nun 1., 3 . ve 4. maddeleri kapsamındaki suçlar ile

terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu

fiillerinden dolayı uğradığı zararların bu Kanun'un kapsamı dışında kaldığının

kurala bağlandığı, davacılar tarafından 5233 sayılı Kanun kapsamında

uğranıldığı öne sürülen zararlar için Komisyona başvurulduğu, bu başvuruların

ise yukarıda belirtilen gerekçeyle mahallinde tespit ve belirtilen belgelerden,

davacıların 5233 sayılı Kanunun kapsamı kısmını düzenleyen 2. maddesinin (f)

bendi kapsamındaki suçları işlediğinin anlaşılması ve 5233 sayılı Kanunun yine

2. maddesinde bu suçları işleyenlerin kanun kapsamı dışında olduğunun

belirtilmesi nedeniyle terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan mahkûm

olduğu anlaşılan başvurucuların terör olayları nedeniyle güvenlik kaygısı

neticesinde ikamet etmekte oldukları mezradan ayrılmalarından dolayı

uğradıkları iddia edilen zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması

mümkün olmadığından devlet tarafından tazminat ödenmesinin Kanun'un amacına

aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiştir.

Başvurucuların iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek suretiyle

yerel Mahkeme kararı onanmış; karar düzeltme talepleri ise reddedilmiştir.

25. Başvurucuların iddialarına yönelik olarak Danıştay Onbeşinci Dairesinin içtihatları (bkz. § 16) ve bu

çerçevede Derece Mahkemelerinin kararı (bkz. § 10) değerlendirildiğinde

kararlarda bariz takdir hatası ve açık bir keyfîlik

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuruların

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

27. Başvurucular ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlama

yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini

iddia etmektedirler.

28. Başvuru dilekçeleri incelendiğinde başvurucuların

Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri bölümde, 5233

sayılı Kanun kapsamında tanzim edilen belgelerde maddi zararlarının mevcut

olduğu iddia edilmiş fakat idari yargı makamlarının tazminat başvurularına

ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35.

maddesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür.

29. Başvurucular tarafından mülkiyet haklarının ihlal edildiği

hususundaki iddiaların yargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama

sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde

başvurucuların delillerini ve iddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve

yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının ellerinden alındığına dair bir

bulgu da saptanmadığı anlaşılan somut yargılama faaliyetlerinin, derece

mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerine

getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet hakkının ihlal edildiği

yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §

43).

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucular

:

1. Hamit

YILDIZ

2. Halit

YILDIZ

Vekili

:

Av. Halis

YAŞAR

SIRA

1

2

A

Başvuru

Numarası

2013/7720

2013/7721

B

Başvurucu

Hamit YILDIZ

Halit YILDIZ

C

Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt

Numarası

24/5/2005

988

24/5/2005

976

D

Komisyon Karar Tarihi ve Numarası

16/8/2007

1006

16/8/2007

1004

E

Dava

Tarihi

9/1/2008

9/1/2008

F

Yerel Mahkeme

Karar Tarihi

19/3/2009

31/3/2009

G

Temyiz Yolu Karar Tarihi

7/11/2012

7/11/2012

H

Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi 30/5/2013 30/5/2013

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7720, 30 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Yıldız
  17. Yıldız
  18. Yaşar
  19. Sıra
  20. A
  21. B
  22. C
  23. D
  24. E
  25. F
  26. G
  27. H
  28. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7720
Tarih
30 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Mustafa Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/8663)
  • Gülli Dağhan ve Mehmet Nesih Dağhan Başvurusu (B. No: 2013/1951)
  • Şebap Bayam ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5769)
  • Lütfi Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/5531)
  • Abdulbaki Korkmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/9643)
  • Ramazan Ayder Başvurusu (B. No: 2013/5690)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.