İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Kara Başvurusu (B. No: 2013/3170)

1. Başvurucu, Millî Savunma

Başvuru No2013/3170Tarih18 Eylül 2014Okuma14 dk · 2.830 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hasan Kara Başvurusu

Karar tarihi
18 Eylül 2014
Başvuru Numarası
2013/3170
R.G. Tarih-Sayı
4/12/2014-29195
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.830 kelime·14 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, Millî Savunma

Bakanlığı ile yapılan sözleşmeli er ön sözleşmesinin ardından hakkında yapılan

güvenlik soruşturmasının olumsuz çıktığından bahisle sözleşmesinin feshedilmesi

işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle anayasal

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 8/5/2013 tarihinde

Espiye Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 28/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 19/12/2013

tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,

Bakanlık, yazılı görüşünü 20/2/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık görüş yazısı,

başvurucuya 4/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne

cevaplarını içeren dilekçesini 17/3/2014 tarihinde sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru dilekçesindeki

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 25/11/2011

tarihinde ön sözleşme imzalayarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) sözleşmeli

er adayı olarak göreve başlamıştır.

9. Başvurucu hakkında yapılan

güvenlik soruşturmasında başvurucunun Espiye Ceza Mahkemesinde “elektrik enerjisi hakkında hırsızlık” suçlamasıyla

yargılandığı tespit edilmiş, bu sebeple 30/1/2012 tarihi itibarıyla başvurucu

ile yapılan sözleşmeli er ön sözleşmesi fesh edilmiş

ve başvurucunun 31/1/2012 tarihinde TSK’den ilişiği kesilmiştir.

10. Başvurucu hakkında açılan

ceza davasında Espiye Asliye Ceza Mahkemesi 8/2/2012 tarih ve E.2011/65,

K.2012/40 sayılı kararı ile beraat kararı vermiştir. Kararın hüküm kısmı

şöyledir:

“Her ne kadar sanık Hasan Kara’nın elektrik enerjisi

hakkında hırsızlık suçunu işlediği iddiası ve tecziyesi talebi ile aleyhine

kamu davası ikame edilmişse de; sanığın savunmasının

aksine delalet eden, cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin

ve inandırıcı delil elde edilemediğinden 5271 sayılı CMK.M.223/2-e gereği

BERAATINA…”

11. Mahkemenin bu kararı temyiz

edilmemiş ve karar 1/3/2012 tarihinde kesinleşmiştir.

12. Başvurucu, sözleşmesinin fesh edilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Askeri

Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açmıştır.

13. AYİM Birinci Dairesi 29/11/2012

tarih ve E.2012/640, K.2012/1348 sayılı kararı ile davayı oy çokluğuyla

reddetmiştir. Daire kararının gerekçe kısmı şöyledir:

“…

Kişinin bir suçtan mahkûm veya yargılanıyor olması nedeniyle

güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul edileceği haller de 13’üncü maddenin (ı)

fıkrasının (7) numaralı bendinde sayılmış olup, bu bentte “hırsızlık” suçundan

hüküm giymek veya “yargılanıyor” olmak güvenlik soruşturmasının olumsuz kabul

edileceği haller arasında sayılmıştır.

Bu kapsamda: yaptırılan güvenlik soruşturması esnasında

Espiye Asliye Ceza Mahkemesinin 03.01.2012 tarih ve 2011/65 sayılı yazısı ile

davacı hakkında “Elektrik Hırsızlığı” suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası

açılmış ve dava dosyasının derdest olduğunun bildirildiği, davacının yargılanmakta

olduğu suçun “hırsızlık” suçu olması nedeniyle güvenlik soruşturmasının Silahlı

Kuvvetler İstihbarata Karşı Koyma Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesi (MY

114-1C)’nin 13’üncü maddesi kapsamında olumsuz

sonuçlandığının kabulünü gerektiği göz önüne alınarak bu kabule dayanılarak

sözleşmeli er olma niteliklerini taşımadığının sonradan anlaşıldığı

gerekçesiyle 30.01.2012 tarihi itibariyle tesis edilen sözleşmeli er adayı ön

sözleşmesinin fesh edilmesi işleminde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

… dava konusu işlemin tesis edildiği 30.01.2012 tarihi

itibariyle yargılamanın devam etmekte olduğu nazara alındığında bilahare beraat

kararı verilmiş olmasının dava konusu işlemi hukuka aykırı hale getirmeyeceği

sonucuna da varılmıştır.

…”

14. Karara karşı yapılan karar

düzeltme talebi de aynı Dairenin 2/4/2013 tarih ve E.2013/391, K.2013/350

sayılı kararı ile reddedilmiştir.

15. Karar, başvurucuya 16/4/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 8/5/2013 tarihinde

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 10/3/2011 tarih ve 6191

sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun “Kaynak”

kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

“(1) (Değişik: 26/6/2012-6336/ 22 md.)

Sözleşmeli er kaynaklarını; en az ilköğretim veya yurt dışındaki dengi okul

mezunu olup askerlik hizmetini erbaş ve er olarak tamamlamış ve terhislerinin

üzerinden üç yıldan fazla süre geçmemiş ve düzeltilmemiş nüfus kaydına göre

müracaat yapılan yılın ocak ayının ilk günü itibarıyla yirmibeş

yaşını bitirmemiş olanlar teşkil eder.

…

(3) Sözleşmeli erlik için aşağıdaki nitelikler aranır:

…

f) Güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmış olmak.

...”

18. Aynı Kanun’un “Sözleşmenin idarece feshi” kenar başlıklı

6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi şöyledir:

“(1) Sözleşmeli er adaylarının ön sözleşmeleri, aşağıdaki

nedenlerle süresinin bitiminden önce feshedilir:

…

c) Sözleşmeli er adayı olma şartlarından herhangi birini

taşımadığı sonradan anlaşılmak veya sözleşme süresi içinde bu şartlardan

herhangi birini kaybetmek

…. ”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 18/9/2014

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 8/5/2013 tarih ve 2013/3170

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20. Başvurucu, sözleşmesinin

feshi işlemi nedeniyle çalışma ve işe girme hakkının zedelendiğini, işe

alınırken asker kişi ve sivil ayrımı yapılarak eşitliğe aykırı hareket

edildiğini, hakkında açılan ceza davası sonuçlanmadan sözleşmesinin

feshedilmesinin ceza hukukunun genel ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini, AYİM

kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek anayasal haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

21. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve

olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder. Bu

kapsamda başvurucunun şikâyetleri, çalışma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlali ile

masumiyet karinesinin ihlali şeklinde iki başlık halinde değerlendirilmiştir.

22. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkraları

uyarınca, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesive buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller

kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden

kişilere Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınmıştır.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

24. 6216 sayılı Kanun’un“Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi”kenar başlıklı 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

25. 6216 sayılı Kanun’un“Esas hakkındaki inceleme”kenar

başlıklı 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel

başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve

bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Çalışma

Hakkı ve Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiği Şikâyeti Yönünden

26. Başvurucu, sözleşmesinin feshi

işlemi nedeniyle çalışma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

28. 30/3/2011 tarih ve6216sayılıAnayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

29. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar”

kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen

işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan

etkilenenler tarafından yapılabilir.”

30. Anılan Anayasa ve Kanun

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da

girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir(B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

31. Bireyin dilediği alanda

çalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvence

altına alınmış olmakla birlikte AİHS’de düzenlenen haklardan değildir. Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamu hizmetine girme ya da dilediği kamu

görevinde çalışma hakkının Sözleşme’de ya da

protokollerinde korunan bir hak olmadığını açıkça ifade etmektedir.(B.

No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24).

32. Diğer yandan başvurucu,

Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesinin de ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa’nın “Kanun

önünde eşitlik”kenar

başlıklı 10. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun

önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

33. Sözleşme’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve

özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer

kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,

doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık

gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

34. Başvurucunun, Anayasa’nın

10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde

düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi

geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak

ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle

ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal

iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz

kaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir (B. No: 2012/1049, § 33,

26/3/2013).

35. Başvuru konusu olayda

başvurucu, işe alınmada asker kişi ve sivil ayrımı yapılarak eşitliğe aykırı

hareket edildiğini, dolayısıyla ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini ileri

sürmekte ise de söz konusu ayrımcılığın hangi temel hak ve özgürlüğün

kullanımına yönelik olarak gerçekleştiğini belirtmemiştir. Başvuru dilekçesinin

içeriğinden de, başvuru konusu olayın Anayasa ve

Sözleşme kapsamındaki hak ve hürriyetlerden herhangi biri ile bağlantısının

kurulmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

36. Açıklanan nedenlerle, başvurunun

bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Masumiyet

Karinesinin İhlal Edildiği Şikâyeti Yönünden

37. Başvurucu, hakkında açılan

ceza davası devam ederken sözleşmesinin feshedilmesinin ve fesih işlemine karşı

açtığı davanın reddedilmesinin Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenen

masumiyet karinesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

38. Başvurucunun bu şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

39. Başvurucu, masumiyet

karinesinin başvuru konusu olayda ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

40. Bakanlık görüş yazısında,

masumiyet karinesinin kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz

mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilke olduğunu, AİHM’in, ceza yargılamasına paralel olarak veya ceza

yargılamasının bitmesinden sonra devam eden adli ve idari süreçler bakımından

da masumiyet karinesinin uygulanabileceğini birçok kararında kabul ettiğini,

ceza yargılamasının niteliği ile disiplin yargılamasının niteliğinin

birbirinden farklı olduğunun unutulmaması gerektiğini, masumiyet karinesinin

ihlal edilip edilmediği değerlendirilirken, özellikle hukuk yargılamaları

bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan birinin, durum

tespitinin ötesinde, yargılamayı yapan makamın ilgili kişiye suç isnat edip

etmediği ve beraat kararını sorgulayıp sorgulamadığı hususu olduğunu, somut

olayda, başvurucunun güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı kabulüne

dayanılarak sözleşmeli er olma niteliklerini taşımadığının sonradan anlaşıldığı

gerekçesiyle sözleşmeli er adayı ön sözleşmesinin feshedilmesi işleminde hukuka

aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığını belirterek, masumiyet karinesinin

ihlal edilip edilmediğine ilişkin yapılacak değerlendirmede bu hususların

dikkate alınması gerektiğini bildirmiştir.

41. Başvurucu cevap

dilekçesinde, başvuru formunda yer alan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine

yönelik iddialarını tekrar etmiştir.

42. Bireysel başvuru incelemesi,

anayasal hak ve özgürlüklere yönelik ihlallerin tespiti ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması ile sınırlı bir inceleme olduğunun ve Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrasındaki kural gereğince, kanun yolu incelemesinde olduğu gibi

kararın tüm yönleri ile ele alınarak eksiksiz bir hukuki denetim imkânı

sağlamadığının hatırlanmasında yarar vardır (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §

26). Bu çerçevede, başvurucu hakkında tesis edilen fesih işleminin ve ardından

başvurucunun açtığı iptal davasına ilişkin yargılama sonucunda AYİM tarafından

ulaşılan sonucun hukuka uygun olup olmadığı meselesi, Mahkeme kararının tespit

ve sonuçları bariz bir takdir hatası içermedikçe ve bu durum kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmadıkça

bireysel başvuru incelemesinin kapsamı dışında kalmaktadır. Bu açıklamalar

çerçevesinde, somut başvurunun, sözleşmenin feshine ilişkin işlemde ve AYİM

kararının gerekçesinde, masumiyet karinesine ilişkin anayasal güvencenin ihlal

edilip edilmediği ile sınırlı olarak incelenmesi gerekmektedir (B. No:

2012/574, 6/2/2014, § 70).

43. Bireysel başvuru

incelemesinde, bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetki

alanına girip girmediğinin tespitinde Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma

alanı esas alınmaktadır (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

44. Başvurucunun ihlal iddiasına

konu olan masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü, Sözleşme’nin

ise 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarında düzenlenmektedir.

45. Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu

sayılamaz”

46. Sözleşme’nin 6. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”

47. Masumiyet karinesi, kişinin

suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul

edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti

iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.

Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve

kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine

tabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

48. Bu çerçevede, masumiyet

karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet

kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle

mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise, artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için

masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza

davası sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu

işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında

beraat kararı verilen durumlarda ise kişi hakkında masumiyet karinesinin devam

ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin

dördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin

suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (B. No: 2012/574,

6/2/2014, § 76).

49. Masumiyet karinesi, suç

isnadının karara bağlandığı yargılamalarda geçerli olduğu için, Sözleşme’nin 6.

maddesinde ifade edilen “medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde değerlendirilen

idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama alanı dışında

kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi olayın tespitinde

idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza mahkemesinin daha önce

verdiği beraat kararına uygun hareket etmelidir (Benzer yöndeki AİHM kararları

için bkz. X/Avusturya, B. No:

9295/81, 6/10/1982, k.k.; C/Birleşik Krallık, B. No: 11882/85, 7/10/1987, kk.). Bu kural, kişi hakkında verilen beraat kararı

sorgulanmadığı sürece, aynı maddi olay çerçevesinde daha düşük ispat standardı

kullanılarak kişinin disiplin sorumluluğu çerçevesinde yaptırıma tabi

tutulmasına engel teşkil etmemektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, §

38).

50. Bu çerçevede, ceza davası

dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari

uyuşmazlıklarda, kişi hakkında beraat kararı verilmiş olmasına rağmen, bu

karara esas teşkil eden yargılama sürecine dayanılması ve bu şekilde beraat

kararının sorgulanması masumiyet karinesi ile çelişir. Buna karşılık, idari

uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından, kişi beraat etmiş olsa

dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkin karardan söz edilmesi,

kişinin suçlu muamelesi gördüğünden ve dolayısıyla masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün halinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran kişinin

yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiillere dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerekir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 29).

51. Öte yandan, Ceza ve Ceza

Muhakemesi Hukuku ile Disiplin Hukukunun farklı kural ve ilkelere tabi

disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna göre kamu görevlisinin

davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da

gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı

ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi

işlemediğine dair hükümler dışında, ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları

açısından doğrudan bağlayıcı değildir (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 30). Ancak

bu kapsamda yapılan değerlendirmelerde delil yetersizliğine dayalı olsa bile

kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığı

yönünde değerlendirmelerden kaçınılması gerekir.

52. Masumiyet karinesinin ihlal

edilip edilmediği değerlendirilirken, ceza yargılamaları dışında yapılan

yargılamalar bakımından üzerinde durulması gereken önemli hususlardan biri,

yargılamayı yapan makamın ilgili kişiyi suçlu sayıp saymadığı ve beraat

kararını sorgulayıp sorgulamadığıdır.

53. Disiplin gerekleri dikkate

alındığında masumiyet karinesinin disiplin hukukunun uygulanabilmesi için

mutlaka ceza davalarının sonucunun beklenmesini gerektirdiği söylenemez.

Kişinin suçluluğunu ima eden ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça,

sadece soruşturma açılmış olması da disiplin veya idari yaptırım işlemlerinin

başlatılması veya uygulanması için yeterli görülebilir (B. No: 2012/998,

7/11/2013, § 65).

54. Başvuru konusu olay

incelendiğinde, başvurucu ile akdedilen ön sözleşmenin ardından güvenlik soruşturması

işlemlerine başlanıldığı, soruşturma kapsamında başvurucu hakkında elektrik

hırsızlığından dolayı açılan bir ceza davasının bulunduğunun tespit edildiği ve

bu durumun güvenlik soruşturmasının olumsuz çıktığı anlamına geldiği

gerekçesiyle 6191 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (f)

bendine göre başvurucunun sözleşmesinin feshedildiği, bu işleme karşı açılan

davayı AYİM, tesis edildiği tarih itibarıyla işlemin hukuka uygun olduğu,

hırsızlık suçundan yargılanıyor olma halinin sözleşme feshi için yeterli

olduğu, başvurucunun daha sonra bu suçtan beraat etmesinin idari işlemi hukuka

aykırı hale getirmeyeceği gerekçeleriyle reddetmiştir.

55. AYİM kararının gerekçesinde,

başvurucu hakkında yürütülen ve beraatla sonuçlanan yargılamaya değinilmiş,

başvurucunun suçlu olduğunu ifade veya ima eden bir ibareye yer verilmemiştir.

Bu çerçevede başvuruya konu kararın gerekçesinde yer alan ifadelerden,

suçluluğu ilgili mahkeme kararlarıyla sabit olmayan başvurucunun bu eylemleri

işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığı görülmemektedir. Hırsızlıktan

yargılanıyor olma halinin güvenlik soruşturmasının olumsuz çıkması için yeterli

olduğu belirtildikten sonra işlemin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş olup,

başvurucunun yargılandığı fiili işlediği kabulüne dayanarak karar

verilmemiştir. Mahkemenin bu gerekçesinin başvurucunun masumiyet karinesine

saygı ilkesiyle bağdaşmadığı söylenemez.

56. Yukarıdaki açıklamalar

çerçevesinde, başvuru konusu olayda masumiyet karinesinin ihlal edilmediği

sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Çalışma hakkı ve eşitlik

ilkesinin ihlal edildiği iddiasına yönelik olarak “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Masumiyet

karinesinin ihlal edildiğine ilişkin şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvuru konusu olayda masumiyet karinesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,

18/9/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu

:

Hasan

KARA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/3170, 18 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. Beraatına…”
  11. B. İlgili
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun
  15. B. Değerlendirme
  16. Altan
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Topal
  20. Yalçınöz
  21. Kara
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/3170
Tarih
18 Eylül 2014

İlgili Kararlar

  • Ünsal Bolel Başvurusu (B. No: 2013/9885)
  • Ahat Kök Başvurusu (B. No: 2013/3223)
  • Hekim Hilmi Yakışan Başvurusu (B. No: 2013/8321)
  • Mahmut Ekrem Erhun ve Colette Monique Jourovsky Erhun Başvurusu (B. No: 2013/3588)
  • Cevriye Keçeciler Başvurusu (B. No: 2014/2803)
  • Fatih Hilmioğlu Başvurusu (B. No: 2014/648)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.