İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hayreddin Güzel Başvurusu (B. No: 2014/2075)

1. Başvurucu, "zimmet"

Başvuru No2014/2075Tarih22 Haziran 2015Okuma16 dk · 3.215 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hayreddin Güzel Başvurusu

Karar tarihi
22 Haziran 2015
Başvuru Numarası
2014/2075
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.215 kelime·16 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, "zimmet"

suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı davada gerekçesiz şekilde

tutuklama kararları verilerek özgürlüğünün kısıtlandığını, hakkında kesinleşmiş

mahkûmiyet kararı olmadığı halde görevine son verildiğini, yargılamanın halen

devam ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, masumiyet

karinesi ve adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/2/2014 tarihinde Batman 1. Ağır Ceza

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede

başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 16/6/2014 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 17/10/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığının 25/11/2014 tarihli görüş yazısı

başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu süresi içinde, Adalet Bakanlığı görüşüne

karşı beyanlarını sunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle

şöyledir:

7. Başvurucu, PTT Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu

Başkanlığının 21/7/2000 tarihli yazısı ile bazı havale kabul ve ödeme

işlemlerinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevinden uzaklaştırılmıştır.

8. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 25/8/2000

tarihli ve 2000/612 Sorgu sayılı kararı ile "zimmet"

suçundan tutuklanmıştır.

9. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, Batman

Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli ve E.2000/2540 sayılı iddianamesi

ile "ihtilasen

zimmet, dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleri

iddiasıyla kamu davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160

sayılı dosyasına kaydedilmiştir.

10. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 3/11/2000 tarihli duruşmada

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

11. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2001

tarihli ve 2001/1082 Sorgu sayılı kararı ile "zimmet"

suçundan tekrar tutuklanmıştır.

12. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, Batman

Cumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2001 tarihli ve E.2001/2146 sayılı iddianamesi

ile "müteselsilen

nitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmetin doğmasını ve artmasını

sağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve delillerini yok etmeye yönelik

faaliyette bulunmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/521 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir.

13. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 25/12/2001 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

14. Mahkemece, 12/2/2002 tarihinde E.2001/521 sayılı dava

dosyası, E.2000/160 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş, yargılamaya

E.2000/160 sayılı dava dosyası üzerinden devam edilmiştir.

15. Mahkemece, 23/11/2004 tarihli ve E.2000/160, K.2004/246

sayılı karar ile toplam on bir kişi hakkında hüküm kurulmuş, başvurucunun "zimmetin doğması ve artmasına neden olma ve

görevi kötüye kullanma" suçlarından mahkûmiyetine karar

verilmiştir.

16. Başvurucunun, 27/12/2005 tarihinde, yeniden göreve dönme

talebiyle PTT Genel Müdürlüğüne yaptığı başvuru, Genel Müdürlüğün 16/1/2006

tarihli ve 417 sayılı yazısı ile reddedilmiştir.

17. Başvurucu, PTT Genel Müdürlüğünün 16/1/2006 tarihli

işleminin iptali istemiyle Ankara 13. İdare Mahkemesinde dava açmış, Mahkemece,

24/5/2007 tarihli ve E.2006/549, K.2007/708 sayılı karar ile davanın reddine

karar verilmiş ve anılan karar Danıştay Onikinci

Dairesinin 13/11/2009 tarihli ve E.2007/5279, K.2009/6215 sayılı ilâmı ile

onanmıştır.

18. Başvurucu tarafından temyiz edilen Batman Ağır Ceza

Mahkemesinin 23/11/2004 tarihli kararı, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 8/2/2010

tarihli ve E.2006/437, K.2010/679 sayılı ilâmı ile bozulmuştur.

19. Bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece,

1/6/2010 tarihli ve E.2010/94, K.2010/130 sayılı karar ile başvurucu hakkında "zimmet ve denetim görevini ihmal"

suçlarından açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar

verilmiştir.

20. Karar katılan PTT Genel Müdürlüğü tarafından temyiz

edilmiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 24/10/2013 tarihli ve E.2012/8959,

K.2013/10134 sayılı ilâmı ile "denetim

görevini ihmal" suçundan verilen düşme kararı onanmış, "zimmet" suçundan verilen düşme

kararı bozulmuştur.

21. Bozma sonrasında, Batman ilinde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

kurulması üzerine, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10 sayılı dosyasına

kaydedilen davada yargılama devam etmektedir.

22. Başvurucu, 17/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

23. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

202. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 17/2/2014 tarih ve 2014/2075 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca "zimmet" suçunu işlediği

iddiasıyla 29/8/2000 tarihinde hakkında açılan kamu davasında, yargılamanın

halen devam ettiğini ve makul sürede sonuçlandırılamadığını, 25/8/2000 ilâ

3/11/2000 ve 5/12/2001 ilâ 25/12/2001 tarihleri arasında tutuklu yargılandığını

ve bu nedenle hürriyetinin kısıtlandığını, tutukluluğunun devamına ilişkin

kararların gerekçesiz olduğunu, suçluluğu hükmen sabit olmadığı halde suçlu

ilan edilerek görevine son verildiğini belirterek, masumiyet karinesi ve adil

yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkının İhlali İddiası

26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai

işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler."

27. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012

tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme'nin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).

28. Başvurucu, 25/8/2000 ilâ 3/11/2000 ve 5/12/2001 ilâ

25/12/2001 tarihleri arasında tutuklu yargılandığını ve bu nedenle hürriyetinin

kısıtlandığını, tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçesiz olduğunu

belirterek, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Adalet Bakanlığı, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali

iddialarını ilişkin görüş sunmamıştır.

30. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 25/8/2000

tarihli kararı ile "zimmet"

suçundan tutuklanmıştır. Başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, Batman

Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli iddianamesi ile "ihtilasen zimmet,

dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleri

iddiasıyla kamu davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160

sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 3/11/2000 tarihli

duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

31. Başvurucu, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2001

tarihli kararı ile "zimmet"

suçundan tekrar tutuklanmış, başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, Batman

Cumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2001 tarihli iddianamesi ile "müteselsilen

nitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmetin doğmasını ve artmasını

sağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve delillerini yok etmeye yönelik

faaliyette bulunmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/521 sayılı dosyasına

kaydedilmiştir. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 25/12/2001 tarihinde başvurucunun

tahliyesine karar vermiştir.

32. Başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikayetlerinin 23/9/2012

tarihinden önceki döneme ait olduğu anlaşıldığından, zaman bakımından Anayasa

Mahkemesinin yetkisi dışında kalmaktadır.

33. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun özgürlük ve güvenlik

hakkının ihlal edildiği iddialarının Anayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı

tarihten önceye ait olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının "zaman bakımından yetkisizlik"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Masumiyet Karinesinin İhlali İddiası

34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır."

35. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

36. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuru, "ikincil

nitelikte bir kanun yolu" olup bu yola başvurulmadan önce kural

olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.

37. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı

takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece

mahkemelerine başvurulmalıdır.

38. Bireysel başvurunun ikincil

niteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği

iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu

mercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için

gerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları

önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline

ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz

(B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).

39. Bireysel başvurunun ikincil

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar Anayasa

Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan

yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:

2012/946, 26/3/2013, § 20).

40. Başvuru konusu olayda başvurucu, PTT Genel Müdürlüğü

Teftiş Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli yazısı ile bazı havale kabul ve

ödeme işlemlerinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevinden uzaklaştırıldığını,

Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca "zimmet"

suçunu işlediği iddiasıyla 29/8/2000 tarihinde hakkında kamu davası açıldığını,

suçluluğu hükmen sabit olmadığı halde suçlu ilan edilerek PTT Genel Müdürlüğü

Yüksek Disiplin Kurulunun 24/10/2000 tarihli yazısı ile görevine son

verildiğini belirterek, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Adalet Bakanlığı görüşünde, PTT Genel Müdürlüğü Teftiş

Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli görevden uzaklaştırma işleminin idari

bir tasarruf olduğu, başvurucunun bu işleme karşı idari yargı yollarına

başvurduğuna dair herhangi bir bilgi bulunmadığı, ayrıca masumiyet karinesinin

ihlali iddialarına ilişkin olarak Teftiş Kurulu Başkanlığının ilgili yazısında

başvurucuya bir suç isnat edilmediği, bazı havale kabul ve ödeme işlemlerinde

usulsüzlük yaptığı gerekçe gösterilerek görevinden uzaklaştırıldığı

bildirilmiştir.

42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne katılmadığını, PTT Genel

Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 24/10/2000 tarihli yazısı ile sözleşmesinin

feshedilerek görevine son verildiğini, Ankara 13. İdare Mahkemesinin, yeniden

göreve dönme talebiyle açtığı davayı reddettiğini, Danıştay Onikinci

Dairesince de bu kararın onandığını, dolayısıyla olağan kanun yollarını tükettiğini

bildirmiştir.

43. Başvuru konusu olayda, başvurucu ve diğer beş şüpheli

hakkında, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli iddianamesi ile "ihtilasen zimmet,

dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleri

iddiasıyla kamu davası açılmış, dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160

sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Yine, Başsavcılığın 6/12/2001 tarihli

iddianamesi ile başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, "müteselsilen

nitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek zimmetin doğmasını ve artmasını

sağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve delillerini yok etmeye yönelik

faaliyette bulunmak" suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu

davası açılmış ve bu dava Batman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/160 sayılı

dosyası ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılamada, 1/6/2010 tarihli

karar ile başvurucu hakkında "zimmet ve

denetim görevini ihmal" suçlarından açılan kamu davalarının

zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, kararın katılan PTT Genel

Müdürlüğü tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 24/10/2013

tarihli ilâmı ile "denetim görevini

ihmal" suçundan verilen düşme kararı onanmış, "zimmet" suçundan verilen düşme

kararı bozulmuştur. Bozma sonrasında, Batman ilinde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

kurulması üzerine, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10 sayılı dosyasına

kaydedilen davada yargılama devam etmektedir.

44. Başvurucu her ne kadar bireysel başvuru formunda PTT

Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli yazısı ile bazı

havale kabul ve ödeme işlemlerinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla görevinden

uzaklaştırıldığını ve PTT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun 24/10/2000

tarihli yazısı ile sözleşmesinin feshedilerek görevine son verildiğini

belirtmişse de anılan işlemlere karşı idari yargı yolunu tüketip tüketmediği

konusunda herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Bununla birlikte

başvurucu, Adalet Bakanlığının 25/11/2014 tarihli görüşüne karşı beyanında,

27/12/2005 tarihinde, yeniden göreve dönme talebiyle PTT Genel Müdürlüğüne

başvurduğunu, Genel Müdürlüğün 16/1/2006 tarihli yazısı ile başvurusunun

reddedildiğini, bunun üzerine, Ankara 13. İdare Mahkemesinde iptal davası

açtığını, Mahkemece, 24/5/2007 tarihli karar ile davanın reddine karar

verildiğini ve anılan kararın Danıştay Onikinci

Dairesinin 13/11/2009 tarihli ilâmı ile onandığını belirtmiştir.

45. Başvurucu, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanında,

idari yargıda dava açtığını ve bu şekilde olağan kanun yollarını tükettiğini

ileri sürmüşse de başvurucunun Ankara 13. İdare Mahkemesinde açtığı davanın,

yeniden göreve dönme talebinin reddedilmesi işleminin iptaline yönelik olduğu,

PTT Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 21/7/2000 tarihli görevden

uzaklaştırma işlemine ya da PTT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun

24/10/2000 tarihli sözleşmenin feshi işlemine yönelik herhangi bir dava

açmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucu hakkında "zimmet" suçundan verilen düşme kararının Yargıtay

5. Ceza Dairesinin 24/10/2013 tarihli ilâmı ile bozulduğu ve yargılamanın

Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10 sayılı dosyasında halen devam

ettiği, bu şekilde başvurucu hakkında PTT Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin

Kurulunun 24/10/2000 tarihli sözleşmenin feshi kararının gerekçesini oluşturan

ceza davasının sonuçlanmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun,

görevden uzaklaştırılması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğine

yönelik ihlal iddialarına ilişkin yargısal başvuru yollarının usulüne uygun

olarak tüketilmediği anlaşılmıştır.

46. Açıklanan nedenlerle, başvuru yolları usulüne uygun

olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının

bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının,

diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "başvuru yollarının tüketilmemiş olması"

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılamadığı İddiası

47. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

48. Başvurucu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkında

açılan kamu davasının halen devam ettiğini ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

49. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlali

iddialarına ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu

kapsamda sunulan görüşlerine atfen, görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

50. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma

hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca

inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM

içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lâfzî içeriğinde yer alan

ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve

haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun

dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın

bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

51. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

52. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca

kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul sürede

karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, ceza

kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun

kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın

kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,

9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, "ihtilasen zimmet ve

denetim görevini ihmal" suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.

Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar, 765 sayılı mülga Kanun’un 202.

maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 203. maddesinin birinci fıkrasında

hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede

başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No:

2012/625, 9/1/2014, § 32).

53. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup

olmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği

iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi bir takım

tedbirlerin uygulanması anı ya da kamu davasının açıldığı tarihtir. Somut

başvuru açısından bu tarih, Batman Sulh Ceza Mahkemesince başvurucunun

tutuklandığı 25/8/2000 tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği

tarih, suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul süre şikâyetiyle ilgili

kararını verdiği tarihtir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).

54. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, Batman

Sulh Ceza Mahkemesinin 25/8/2000 tarihli kararı ile "zimmet" suçundan tutuklanan başvurucu ile diğer

beş şüpheli hakkında, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 29/8/2000 tarihli

iddianamesi ile "ihtilasen

zimmet, dolandırıcılık ve görevi ihmal" suçlarını işledikleri

iddiasıyla kamu davası açıldığı, davanın Batman Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2000/160 sayılı dosyasına kaydedildiği, Mahkemece, 3/11/2000 tarihli

duruşmada başvurucunun tahliyesine karar verildiği tespit edilmiştir.

Başvurucunun, Batman Sulh Ceza Mahkemesinin 5/12/2001 tarihli kararı ile "zimmet" suçundan tekrar

tutuklandığı, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 6/12/2001 tarihli iddianamesi

ile başvurucu ve diğer beş şüpheli hakkında, "müteselsilen nitelikli zimmet, denetim görevini ihmal ederek

zimmetin doğmasını ve artmasını sağlamak, görevi ihmal ve suçun belirti ve

delillerini yok etmeye yönelik faaliyette bulunmak" suçlarını

işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, Batman Ağır Ceza Mahkemesinin

E.2001/521 sayılı dosyasına kaydedilen davanın, 12/2/2002 tarihinde E.2000/160

sayılı dava dosyası ile birleştirildiği belirlenmiştir. Mahkemece, 23/11/2004

tarihli karar ile başvurucunun "zimmetin

doğması ve artmasına neden olma ve görevi kötüye kullanma"

suçlarından mahkûmiyetine karar verildiği, başvurucu tarafından temyiz edilen

kararın, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 8/2/2010 tarihli ilâmı ile bozulduğu,

bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada Mahkemece, 1/6/2010 tarihli karar

ile başvurucu hakkında "zimmet ve

denetim görevini ihmal" suçlarından açılan kamu davalarının

zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği görülmüştür. Kararın katılan

PTT Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin

24/10/2013 tarihli ilâmı ile "denetim

görevini ihmal" suçundan verilen düşme kararının onandığı, "zimmet" suçundan verilen düşme

kararının bozulduğu, bozma üzerine, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/10

sayılı dosyasına kaydedilen davada yargılamanın halen devam ettiği

anlaşılmıştır.

55. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

öngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul

sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B.

No: 2013/695, 9/1/2014, §§ 24-40).

56. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak

bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı ve yaklaşık on beş yıldır devam eden yargılama sürecinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

57. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

58. Başvurucu, yargılama makul

sürede sonuçlandırılamadığı için 500.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

59. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal

bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak

için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden

yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

60. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık on beş yıldır devam eden yargılama süresi nazara

alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net

12.450,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

61. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

62. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63. Başvuruya konu yargılamanın

yaklaşık on beş yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun

1. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik”,

2. Masumiyet karinesinin ihlal edildiği

yönündeki iddiasının “başvuru yollarının

tüketilmemiş olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılamadığı yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 12.450,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer

taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harçtan oluşan yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesine

gönderilmesine,

22/6/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : Hayreddin GÜZEL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2075, 22 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. A. Başvurucunun
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2075
Tarih
22 Haziran 2015

İlgili Kararlar

  • Haşim Cerraho Başvurusu (B. No: 2014/934)
  • Mehmet Aslan Başvurusu (B. No: 2014/7040)
  • Mehmet Ali Çelik Başvurusu (B. No: 2014/2852)
  • Erkan Balkan Başvurusu (B. No: 2014/12098)
  • Emin Arslan Başaran Başvurusu (B. No: 2013/1462)
  • Abdurrazak Özel Başvurusu (B. No: 2014/5599)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.