İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hidayet Asarkaya Başvurusu (B. No: 2015/11844)

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

Başvuru No2015/11844Tarih17 Temmuz 2018Okuma10 dk · 2.094 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hidayet Asarkaya Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/11844
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.094 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucunun Tokat'ın Zile ilçesinin Bağlarpınarı

köyünün muhtelif mevkilerinde tarla vasfında taşınmazları bulunmaktadır.

Başvurucuya ait söz konusu tarım arazilerinin yanından dere geçmektedir.

7. Başvurucu 23/2/2009 tarihinde Devlet Su İşleri Genel

Müdürlüğü (DSİ) 7. Bölge Müdürlüğüne müracaat etmiş ve 13/2/2009 tarihinde

yağan yağmurun etkisiyle derenin taşması neticesinde tarım arazilerinin zarar

gördüğünü belirterek derenin ıslah edilmesini istemiştir.

8. DSİ 7. Bölge Müdürlüğü 25/2/2009 tarihli cevap yazısı ile

dere yatağı içinde bulunan ağaçların kesildiğinin kendilerine bildirilmesi

hâlinde ve makine imkânları ölçüsünde ıslah çalışmalarının yapılacağını

başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu, söz konusu yazı üzerine arazileri

üzerindeki ağaçları kesmiştir.

9. Başvurucu 10/6/2009 tarihinde Zile Asliye Hukuk Mahkemesine

(Asliye Hukuk Mahkemesi) başvurmuş ve yağış sonucu oluşan dere taşkını nedeniyle

arazilerinde toprak kaybı meydana geldiğini ve ürünlerinin zarar gördüğünü

belirterek bu sebeple uğradığı zararın tespit edilmesini istemiştir.

10. Asliye Hukuk Mahkemesince 11/6/2009 tarihinde mahallinde

yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 8/7/2009 tarihli

tespit raporunda, başvurucunun arazilerinin yanında bulunan derenin bahar

aylarında yağan yağmurlardan dolayı taştığı belirtilmiş; bu sebeple her bir

taşınmazda oluşan zarar miktarı, sel suyuna bağlı olarak toprak kaybından dolayı

arazinin değerinin düşmesine ve ürün zayiatına ilişkin olmak üzere ayrı

kalemler hâlinde hesaplanmıştır. Söz konusu rapor 12/8/2009 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. 14/9/2009 tarihinde DSİ'ye müracaat eden başvurucu, her

yağış sırasında gerçekleşen dere taşkınına bağlı olarak arazilerindeki toprak

kaybının devam ettiğini belirterek dere yatağına perde beton yapılmasını talep

etmiş; ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesince tespit edilen taşınmaz zararının

tazminini istemiştir. DSİ tarafından başvurucunun söz konusu başvurusuna

herhangi bir cevap verilmemiştir.

12. Başvurucu 10/8/2010 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde

tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; derenin ıslah

edilmemesi/perde beton yapılmaması nedeniyle her yağışta ve özellikle taşkın

olduğunda arazilerinin zarar görmeye devam ettiğini belirtmiş, değer kaybı ve

ürün zayiatından oluşan taşınmaz zararının tazminine karar verilmesini

istemiştir.

13. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/10/2011 tarihli kararıyla davayı

görevsizlik nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde idarenin hizmet

kusurundan doğduğu ileri sürülen zarara ilişkin tazminat talebinin uyuşmazlık

konusu edildiği davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği

belirtilmiştir.

14. Başvurucu, söz konusu kararı temyiz etmiştir. Başvurucu

temyiz dilekçesinde; DSİ'nin eyleminin haksız fiil teşkil ettiğini,zira dere yatağındaki ağaçların kesilmesi

hâlinde ıslah çalışmalarına başlanacağının kendisine bildirilmesi üzerine

ağaçları kestiğini, somut davada aynı zamanda ağaç zararının da tazminini talep

ettiğini ifade etmiş, haksız fiilden doğan zararın tazmini talebiyle açılacak

davaların adli yargıda görüldüğünü belirterek görevsizlik kararının bozulması

gerektiğini ileri sürmüştür.

15. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 27/6/2012 tarihinde başvurucunun

temyiz istemini reddetmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/10/2011 tarihli

görevsizlik kararını onamıştır. Onama kararı 2012 yılının Temmuz

ayı içinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine

3/8/2012 tarihinde Tokat İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası

açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde, idarenin yönlendirmesiyle ağaçları

kestiği hâlde derenin ıslah edilmemesi nedeniyle arazilerinin her yağışta su

altında kaldığını, dere taşkınlarından dolayı arazilerindeki toprak kaybının

devam ettiğini belirtmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Asliye

Hukuk Mahkemesince tespit edilen ve değer kaybı ile ürün zayiatından oluşan

taşınmaz zararının tazminine karar verilmesini istemiştir.

17. İdare Mahkemesi 10/12/2013 tarihli kararıyla davayı

reddetmiştir. Kararın gerekçesinde idarenin kamu hizmetlerini mali kaynaklarının

elverdiği ölçüde ve plan dâhilinde yerine getireceği ifade edilmiş, hiç kimsenindava yolu ile idareyi genel bir kamu hizmetini

yapmaya zorlayamayacağı ya da yapılmamış olan kamu hizmetinden dolayı zarar

tazmini talep edemeyeceği değerlendirmesine yer verilmiştir. Buna göre somut

davadaki zarar tazmini talebinin hukuken yerinde olmadığı sonucuna varıldığı

belirtilmiştir.

18. Başvurucu, anılan karara karşı itiraz yoluna gitmiştir.

Sivas Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) başvurucunun itiraz istemini

reddetmiş ve gerekçesini değiştirmek suretiyle itiraza konu İdare Mahkemesi

kararını onamıştır. Onama kararının gerekçesinde, başvurucunun davalı idareye

14/9/2009 tarihinde tazminat talebiyle başvurduğu hatırlatılmış; söz konusu

istem hakkında altmış gün içinde cevap verilmemesi üzerine bu sürenin bittiği

tarihten itibaren idari dava açma süresi içinde dava açılması gerektiği

belirtilmiştir. Başvurucunun bu süreler geçtikten sonra görevsiz yargı yerinde

10/8/2010 tarihinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi

gerekirken işin esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen Mahkeme

kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği ifadeedilmiştir.

19. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Bölge İdare

Mahkemesinin 28/5/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

20. Nihai karar 12/6/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

21. Başvurucu 10/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

"Görevli olmayan yerlere başvurma"

kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

"1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine

girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev

noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen

günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz

yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve

vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.

2. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve

görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının

kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa

dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde

idari dava açılabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24.Başvurucu, adli yargıda verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi

üzerine süresi içinde idari yargıda dava açtığını belirtmekte; her dere

taşkınında arazilerinde yeniden toprak kaybı meydana geldiğine ve ürünlerinin

zayi olduğuna, dolayısıyla zararının devam ettiğine dikkat çekmektedir.

İdarenin dava yolu ile kamu hizmetini ifaya zorlanamayacağı gerekçe

gösterilerek taşınmazlarında oluşan zararın karşılanmamasının hukuka aykırı

olduğundan şikâyet eden başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmektedir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu her ne kadar davanın reddi

yolundaki ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine atıfta bulunarak

taşınmazlarında oluşan zararının karşılanmamış olmasının mülkiyet hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmekte ise de bireysel başvuruya dayanak davadaki nihai

kararın davanın süre aşımından reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararı

olduğu açıktır. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerinin özü, taşınmazlarında

meydana gelen zararın tazmini talebiyle açtığı davanın süre aşımından

reddedilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esasının incelenememesidir. Bu itibarla

başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan

mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmiştir.

26. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

27. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda etkili

bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada

açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir. Özellikle hukuki

ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişim hakkını ihlal

edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve

Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle

mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar

getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla

öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı

esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

28. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye

erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve

somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin

bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız

kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).

29. Somut davada derece mahkemesinin çözümlenmesi idari yargının

görev alanına girdiği hâlde adli ya da askerî yargı yerlerine açılan ve bu

yargı mercileri tarafından verilen görevsizlik kararı üzerine idari yargıda

açılacak davalar yönünden dava açma süresinin hangi usul ve esaslar

çerçevesinde hesaplanacağı hususunu irdelediği ve bu kapsamda görevsiz yargı

yerinde açılan ilk davanın da idari yargıya ilişkin usul kuralları uyarınca

süresi içinde açılmış olmasını bir zorunluluk olarak kabul ettiği

anlaşılmaktadır. Derece mahkemesinin bu kabulüne göre somut olayda görevsiz

yargı yerindeki (adli yargıdaki) davanın tazminat ödenmesi talebiyle 14/9/2009

tarihinde yapılan idari başvurunun zımnen reddi üzerine genel idari dava açma

süresi olan altmış gün içinde açılmış olması gerekmektedir. Başvurucu ise adli

yargıdaki görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine 2577 sayılı Kanun'un 9.

maddesinde düzenlenen otuz günlük süre içinde idari yargıda açtığı davanın

süresinde olduğunu iddia etmektedir.

30. Bilindiği gibi idari dava türlerinden biri olan tam yargı

davaları en genel ifadeyle idarenin faaliyetlerinden ötürü hakları zarara

uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bireysel

başvuruya konu olayda başvurucunun tam yargı davası açmasının sebebi tarım

arazilerinin yanından geçen ve ıslah edilmeyen derenin 2009 yılındaki yoğun

yağış sırasında taşması neticesinde meydana gelen toprak kaybından dolayı

arazinin değerinin düşmesine ve ürünlerin zayi olmasına bağlı olarak uğradığı

maddi zararın tazmin edilmesi isteğidir. Dolayısıyla idari yargıda tam yargı

davası açılması için gerekli olan; idari eylem (idare tarafından yürütülen kamu

hizmeti kapsamında derenin ıslah edilmemesi nedeniyle meydana gelen taşkın), bu

eylem nedeniyle uğranılan zarar, eylem ile zarar arasındaki illiyet bağı

koşullarının tümünün oluştuğunun, derece mahkemesi tarafından dava açma

süresinin başlangıcına esas alınan idareye başvuru tarihi itibarıyla başvurucu

tarafından bilinip bilinmediğinin ortaya konulması mahkemeye erişim hakkına

yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesi bakımından önem arz

etmektedir.

31. Başvurucunun tarım arazilerindeki toprak kaybının ve ürün

zayiatının dere taşkını neticesinde gerçekleştiğini idareye başvurduğu

14/9/2009 tarihi itibarıyla bildiği, nitekim bu hususu başvuru dilekçesinde de

açıkça belirttiği görülmektedir. Öte yandan DSİ'nin kamu hizmeti yürütmekle

görevli bir kamu kurumu olduğu açıktır. Başvurucu tarafından idareye yapılan

başvuruda dere taşkının ve uğranılan zararın anılan idare tarafından

yürütülmesi gereken bir kamu hizmetinin yürütülmemesi (derenin ıslah

edilmemesi) nedeniyle meydana geldiğinin ifade edilmiş olması karşısında

idareye başvuru tarihi itibarıyla zarar doğurucu eylemin ne olduğunun ve

idareye atfedilebilirliğinin (eylemin idariliğinin) bilinemez olduğundan söz edilemez. Nitekim

başvurucunun görevsiz yargı yerinde açtığı davada da husumeti DSİ'ye yöneltmiş

olması bu sonuca ulaşılmasındaki değerlendirmeyi doğrular niteliktedir.

32. Ayrıca başvurucunun olay nedeniyle uğradığı zararı Asliye

Hukuk Mahkemesinde tespit ettirdiği ve tespit edilen bu zarar miktarını

idareden talep ettiği, dolayısıyla zararını öğrendiği de tartışmasızdır.

33. Bu tespitler çerçevesinde somut olayda, derece mahkemesinin

dava açma süresinin başlangıcına esas aldığı tarih itibarıyla başvurucunun

hizmet kusuru ilkesine göre idare aleyhine tam yargı davası açılması için

gerekli olan koşulların tümünün oluştuğundan haberdar olduğunun kabulünü haklı

kılan nedenlerin bulunmadığı söylenemez.

34. Öte yandan somut davaya konu uyuşmazlığın -niteliği

itibarıyla- çözümünün adli ve idari yargıdaki yerleşik içtihat uyarınca idari

yargının görev alanına girdiği hususunda yargı kararlarında bir

belirsizlik/tutarsızlık/öngörülemezlik bulunmadığı,

başvurucu tarafından da aksi yönde bir yargı kararı ortaya konulamadığı gibi

maddi olayın koşullarının da başvurucunun bu hususta tereddüt yaşamasına mahal

bırakabilecek, dolayısıyla dava açılacak yargı yerinin tespitinde yanılmasını

haklı kılabilecek herhangi bir unsur içermediği görülmektedir. Bu itibarla

somut olayın özel koşullarının derece mahkemesinin görevsiz yargı yerinde

açılan davanın idari yargıya ilişkin usul kuralları uyarınca süresi içinde

açılmış olmasının zorunlu olduğu yönündeki kabulünün sorgulanması gerekliliğine

yol açacak bir mahiyet taşımadığına dikkat çekmek gerekir.

35. Buna göre somut olayda derece mahkemesinin gerek uygulanacak

dava açma sürelerini gerekse bu sürelerin başlatılacağı tarihi belirlemesiyle

ilgili yorumunun öngörülemez nitelikte olmadığı, ayrıca başvurucunun dava

açmasını aşırı derecede zorlaştırmadığı ya da imkânsız kılmadığı sonucuna

varılmıştır.

36. Diğer taraftan başvurucunun derenin ıslah edilmemesi

nedeniyle her taşkın olayında arazilerinin zarara (ilave toprak ve ürün

kaybına) uğramaya devam ettiğini belirttiği görülmekte olup somut davadan sonra

ortaya çıkan ve ayrı bir zarar doğuran her yeni olguya istinaden başvurucunun

idareye yapacağı başvuru üzerine yeni ortaya çıkan söz konusu zararların

tazmini için dava açma imkânının bulunduğu dikkate alındığında belirli bir

dönemde oluşmuş ve ortaya çıkmış zararın tazminine yönelik olarak açtığı

bireysel başvuruya dayanak davanın süre aşımından reddedilmiş olmasının

başvurucuya aşırı ve katlanılamaz bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir.

37. Buna göre başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik

müdahalenin ölçülü olduğu, dolayısıyla belirtilen şikâyet bağlamında mahkemeye

erişim hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Gülbin AYNUR

Başvurucu

:

Hidayet

ASARKAYA

Vekili

:

Av. Bahar

ÖZER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/11844, 17 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Başvurunun açıkça
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Özgüldür
  13. Gökcan
  14. Hakyemez
  15. Asarkaya
  16. Özer
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/11844
Tarih
17 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Mustafa İbiş Başvurusu (B. No: 2015/13089)
  • Salih Öz Başvurusu (B. No: 2015/13327)
  • Halil Güler Başvurusu (B. No: 2015/11002)
  • G. B. ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15273)
  • Abdullah Altun Başvurusu (B. No: 2014/2894)
  • B.ş.t. ve Ozancan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2015/7485)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.