İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hikmet Deniz Başvurusu (B. No: 2018/26218)

1. Başvuru, 3.600 olan emeklilik ek göstergesinin 3.000

Başvuru No2018/26218Tarih10 Mart 2021Okuma14 dk · 2.716 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hikmet Deniz Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2021
Başvuru Numarası
2018/26218
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.716 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, 3.600 olan emeklilik ek göstergesinin 3.000

olarak düzeltilmesi neticesinde emekli aylığının azaltılması ve geriye yönelik

olarak fazladan ödendiği belirtilen emekli aylıklarının ve ikramiyesinin

iadesinin istenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 8/8/1974 tarihinde Tütün, Tütün Mamülleri,

Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başlamıştır.

Sırasıyla memur, amir, şef, müdür yardımcısı ve müdür olarak çalıştıktan sonra

6/6/2003 tarihinde Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.ye genel müdür yardımcısı

olarak atanmış ve 16/6/2003 tarihinde görevine başlamıştır.

10. Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.nin özelleştirme

kapsamında sona erdirilmesi nedeniyle başvurucu Tapu ve Kadastro Genel

Müdürlüğü İstanbul Tapu ve Kadastro II. Bölge Müdürlüğüne araştırmacı olarak

naklen atanmış ve 8/2/2011 tarihinde görevine başlamıştır. Başvurucu, bu

görevde çalışmaktayken 16/2/2015 tarihinde emekliliğini talep etmiştir.

11. Kendi isteğiyle 15/3/2015 tarihinde emekli olan

başvurucuya 40 yıl 6 aylık hizmetine karşılık 3.600 ek gösterge esas alınmak

üzere ikramiye ödenmiş ve emekli maaşı bağlanmıştır.

12. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 26/11/2015 tarihli

yazıyla ek göstergenin 3.000 olarak düzeltildiğini ve geçmişe yönelik fazladan

ödenen ikramiye farkı olarak 19.968,61 TL ile (15/3/2015 ile 31/12/205

tarihleri arasında) fazladan ödenen aylık farkı olarak 4.597,55 TL borç

çıkarıldığını başvurucuya bildirmiştir. Ek göstergenin değiştirilmesine gerekçe

olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca ihdas edilen genel müdür yardımcısı

kadrosunun 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ile 22/1/1990

tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin

Düzenlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname'de (399 sayılı KHK) yer

almamasıyla birlikte söz konusu kadronun ihdası ile ilgili tereddütlerin

giderilmemesi gösterilmemiştir.

13. Başvurucu 28/12/2015 tarihinde işlemin iptali

istemiyle dava açmıştır. Dilekçesinde çalışma hayatı boyunca emekli keseneği

ile kurum karşılıklarının 3.600 ek gösterge üzerinden düzenli olarak

gönderildiğini belirtmiştir. En son görevi olan araştırmacılık sırasında da

genel müdür yardımcılarına uygulanan 3.600 ek gösterge üzerinden emekli kesenek

ve kurum karşılıklarının gönderildiğini ifade etmiş, bu sebeple emekli aylık ve

ikramiye hesabının 3.600 ek gösterge üzerinden yapılması gerektiğini

vurgulamıştır. Bu sebeple dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri

sürmüş ve emsal mahkeme kararlarına yer vermiştir.

14. Ankara 18. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 22/12/2016

tarihinde dava konusu işlemi iptal etmiştir. Karar tek hâkimli olarak

verilmiştir. Kararda aylıklarını personel kanunlarına göre almayan

iştirakçilerin emekli kesenek ve karşılık tutarlarının hesaplanmasında dikkate

alınacak ek gösterge rakamının belirlenmesinde ilgililerin ifa ettikleri

görevleri itibarıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na

göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya

derecesi için belirlenmiş ek gösterge rakamlarının uygulanması, daha sonra

atanılan görevin ek göstergesinin daha düşük olması hâlinde ise yüksek ek

göstergenin geçerli olduğu ve aradaki farkın aylıklardan kesilmek suretiyle

karşılanması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun 657 sayılı Kanun'un özlük

hükümlerine tabi memur statüsünde görev yaptığı ve bu nedenle aylıklarını

personel kanunlarına göre almayan iştirakçiler kapsamında bulunduğunun açık

olduğu ifade edilmiştir.

15. Davalı SGK, karara karşı 6/2/2017 tarihinde istinaf

yoluna başvurmuştur.

16. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi

(Daire) 4/5/2017 tarihinde istinaf talebini kabul etmiş ve mahkeme kararını

kaldırmıştır. Kararda dava konusu işlemin ileriye yönelik olmak üzere sonuç

doğuran bir işlem olup belirli bir miktar alacağın tazmini istemine yönelik

olmadığı belirtilmiştir. Kısa bir döneme ilişkin belirli bir miktar alacağın

tazmini istemine yönelik olmayan ve emekli aylığının hesaplanmasına esas

alınacak ek gösterge rakamının tespitine ilişkin bulunan bu davanın Mahkeme

heyeti tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği ifade edilmiştir.

17. Mahkeme 16/6/2017 tarihinde bozma kararına uymuş ve

heyet hâlinde vermiş olduğu karar ile dava konusu işlemi iptal etmiştir.

Kararda 22/12/2016 tarihinde verilen kararda yer alan gerekçe tekrar

edilmiştir.

18. SGK, karara karşı 24/7/2017 tarihinde istinaf yoluna

başvurmuştur.

19. Daire 1/6/2018 tarihinde mahkeme kararını kaldırmış

ve davayı kesin olarak reddetmiştir. Kararda Özelleştirme İdaresi tarafından

ihdas edilen Sigara Pazarlama ve Dağıtım A.Ş.ye genel müdür yardımcısı olarak

atanan başvurucunun atanmış olduğu genel müdür yardımcısı pozisyonunun kapsam

dışı statüde bir pozisyon olduğu belirtilmiştir. Söz konusu kadronun 13/12/1980

tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname

(190 sayılı KHK) uyarınca ihdas edilmemesi nedeniyle 190 sayılı KHK'da genel

müdür yardımcıları için belirlenen 3.600 ek göstergeden yararlandırılmasına

olanak bulunmadığı ifade edilmiştir.

20. Nihai karar başvurucuya 3/8/2018 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 31/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 5434 sayılı Kanun'un ek 15. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Personel Kanunları deyiminden, 657

sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel

Kanunu ve bunların ek ve tadillerini, bu kanunlara tabi olmayan kamu

personelinin aylık ve sair özlük haklarını düzenlemek üzere çıkarılacak

kanunları anlaşılır."

22. 5434 sayılı Kanun'un ek 48. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Aylıklarını personel kanunlarına

göre almayan iştirakçilere, genel idare hizmetleri sınıfında görev yapan genel

müdürler için belirlenen ek gösterge rakamını geçmemek üzere, ifa ettikleri

görevleri itibariyle Devlet Memurları Kanunu'na göre girebilecekleri

sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan veya derecesi için belirlenmiş

ek göstergeleri uygulanır."

23. 5434 sayılı Kanun'un ek 67. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Daha önce atanmış ya da seçilmiş

oldukları kadro, görev veya aylık almış oldukları dereceler için belirlenmiş

olan ek göstergelerden daha düşük ek gösterge ödenmesi gereken veya ek

göstergesi olmayan bir kadro, görev veya dereceye atanan ya da seçilenler; daha

önceden yararlanmış oldukları ek gösterge rakamı ile halen bulundukları kadro,

görev veya dereceye ilişkin ek gösterge rakamı arasındaki farktan kaynaklanan

kesenek ve karşılık tutarının tamamının aylıklarından kesilmesi suretiyle

emeklilik açısından yüksek olan ek göstergeden yararlanmaya devam ederler."

24. 5434 sayılı Kanun'un ek 71. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Sosyal güvenlik bakımından T.C.

Emekli Sandığına tabi bir görevde bulunmakta iken, özelleştirme programına

alınan kuruluşların bu Kanuna göre emeklilik hakkı tanınan kadro ve

pozisyonlarına atananlarla, bu kuruluşların özelleştirilmeleri sonucu

sermayelerindeki kamu payı % 50’nin altına düşenler ile bunlardan anonim

şirkete dönüştürülüp dönüştürülmediğine bakılmaksızın satılan veya

devredilenlerde T.C. Emekli Sandığına tabi olarak çalışan personelden

isteyenlerin Sandıkla ilgileri devam eder. Ancak bu kuruluşların

sermayelerindeki kamu payının %50’nin altına düştüğü tarihten, anonim şirket

statüsünde olmayanların satışı veya devri tarihinden sonra Sandığa tabi olarak

geçen süreler için emeklilik ikramiyesi ödenmez."

25. 5434 sayılı Kanun'un mülga 121. maddesi şöyledir:

"Her ne suretle olursa olsun

istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit

istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. Ancak

ilgili, Sandıkça yapılan bu muamelenin yersizliği hakkında Danıştayda dava

açabilir.

Herhangi bir nedenle Sandık tarafından

ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu

hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık

tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle

düzenlenir."

B. Uluslararası

Hukuk

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi

kapsamındaki davalara genel olarak uygulanan ilkelerin ve özellikle anılan

maddenin mülk edinme beklentisini korumadığı biçimindeki ilkenin sosyal

güvenlik ödemeleri ve sosyal yardımlar yönünden de geçerli olduğunu

belirtmektedir. AİHM, bu hükmün Sözleşmeci devletlerin herhangi bir sosyal

güvenlik planını uygulayıp uygulamayacağının ya da bu planlar çerçevesinde

kişilere ne tür menfaatlerin sağlanacağının ve bunların miktarının ne kadar

olacağının belirlenmesi hususundaki serbestisine sınırlama getirmediğini

vurgulamaktadır. Ancak AİHM'e göre Sözleşmeci devletlerin -ister önceden

kişilerin katkı yapma şartına bağlı olsun ister olmasın-sosyal yardım ödemesi

yapılmasını öngören yasal bir düzenlemenin bulunması durumunda bu düzenlemenin

(1) No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamına giren mülkiyete ilişkin bir menfaat

doğurduğu kabul edilmelidir (Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009,

§ 38).

27. AİHM, modern demokratik devletlerde birçok bireyin

yaşamlarını sürdürebilmek için hayatlarının tamamı ya da bir bölümünde, sosyal

güvenlik ve sosyal yardım ödemelerine bağımlı olduklarını belirtmektedir. AİHM;

birçok hukuk sisteminin bu bireylerin belli bir derecede belirlilik ve

güvenliğe ihtiyaç duyduklarını kabul ederek onlara birtakım imkânlar

sağladığını ve bu çerçevede öngörülen bazı koşulların yerine getirilmesi

şartıyla bu bireylere çeşitli ödemeler yapılması yolunda düzenlemelere yer

verdiğini hatırlatmaktadır. AİHM'e göre bireylerin iç hukuka göre sosyal yardım

alma hakkının bulunduğu durumlarda bu ekonomik menfaatler (1) No.lu Protokol'ün

1. maddesi kapsamına girer (Moskal/Polonya, § 39).

28. AİHM'e göre bir ekonomik menfaatin sonradan ortadan

kaldırılması, olayın somut koşulları çerçevesinde tek başına o ekonomik

menfaatin -en azından ortadan kaldırıldığı ana kadar- (1) No.lu Protokol'ün 1.

maddesi kapsamında mülk olarak görülmesini engellemez. Öte yandan tartışma

konusu ekonomik menfaate hak kazanmanın şarta bağlandığı durumlarda koşulun

yerine getirilmemesi sonucu kaybedilen şarta bağlı hakkın (1) No.lu Protokol'ün

1. maddesi anlamında mülk olarak değerlendirilmesi mümkün değildir (Moskal/Polonya,

§ 40).

29. AİHM, sosyal adaletin önemine dikkat çekmekle

birlikte bunun kural olarak kamu otoritelerinin -ihmallerinden kaynaklananlar

da dâhil olmak üzere- hatalı işlemlerini geri almasına engel teşkil

etmeyeceğinin altını çizmektedir. AİHM'e göre aksi karara varılması, haksız

zenginleşme yasağına aykırılık oluşturur. Bu durum aynı zamanda sosyal güvenlik

sistemine katkı payı ödeyen ve özellikle katkı payı ödedikleri hâlde kanuni

koşulları taşımamaları nedeniyle bundan yararlanamayan diğer bireylere haksızlık

oluşturur. Son olarak bu, sınırlı kamu kaynaklarının kamu yararına uygun

olmayan alanlara harcanması sonucunu doğurur (Moskal/Polonya, § 73).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

30. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucu, Danıştayın yerleşik içtihadına karşın

Daire tarafından davasının reddedildiğini ve kararın açıkça keyfî olduğu ve

bariz takdir hatası içerdiğini belirtmiştir. Kendisi ile aynı durumda olan

başka kişilerce açılan davaların kabul edilmesine karşın kendi davasının

reddedildiğinden yakınmıştır. Bu nedenle de adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde, Dairenin farklı mevzuatların iç

içe geçtiği teknik konu ile ilgili kapsamlı araştırma yaptığı, başvurucunun

durumu ile ilgili mevzuatı ayrıntılı olarak incelediği, kararını bu inceleme ve

yoruma dayalı olarak verdiği belirtilmiştir. Bu sebeple Daire kararının keyfî

veya ilgili ve yeterli gerekçeden yoksun olduğunun da söylenemeyeceği ve

başvurucunun iddiasının aksine adil yargılanma hakkını ihlal edecek bir karar

olmadığı ifade edilmiştir. Öte yandan Danıştay içtihadından farklı olarak karar

verildiği iddiasına ilişkin olarak ise konuya dair içtihadı birleştirme kararı

gibi bağlayıcı bir karar bulunmadığı, yeni kurulan istinaf mahkemelerinin yeni

karşılaştığı bir konuda olduğu, ilgili mahkemelerin sık sık uyguladığı ve

kolayca çözülecek bir konuda olmadığı hatta aksine çok teknik ve farklı mevzuat

hükümlerinin yorumlanması ile sonuca ulaşılması gereken karmaşık bir konuda

olduğu söylenmiştir.

33. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Daire

tarafından verilen kararın benzer konuda verilen karar ile çeliştiğini

yinelemiştir. Bu durumun Daire kararının isabetsiz olduğunu gösterdiğini

belirtmiştir. Daire kararında mevzuatın yorumlanmasında bariz takdir hatası

bulunması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini vurgulamıştır.

B. Değerlendirme

34. Anayasa'nın "Mülkiyet hakkı" kenar

başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz."

35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun şikâyetlerinin özü, emekli maaşının ödenmesinde esas alınan ek

göstergenin geçmişe yönelik olarak değiştirilmesi sebebiyle emekli aylığının

azaltılması ve yeni ek göstergeye göre geçmişte fazladan ödenen tutarların geri

istenmesi olduğundan şikâyetlerin bir bütün olarak mülkiyet hakkı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Emekli

Aylığının Azaltılmasına İlişkin Şikâyet Yönünden

36. Somut olayda başvurucunun 3.600 olan ek göstergesi,

başvurucunun görev yaptığı genel müdür yardımcılığı kadrosunun Özelleştirme

İdare Başkanlığı tarafından ihdas edilmesi nedeniyle 399 sayılı KHK ile 5434

sayılı Kanun'da yer almaması gerekçesiyle 3.000 olarak değiştirilmiş ve buna

bağlı olarak emekli aylığı azaltılmıştır. Başvurucu ise genel müdür

yardımcılığı kadrosuna bağlı olarak 3.600 ek gösterge üzerinden emekliliğine

ilişkin ödemelerin yapıldığını, emekli aylığının bu kişilere uyan ek gösterge

üzerinden hesaplanması gerektiğini ileri sürmüştür.

37. Konu ile ilgili olarak Mahkeme, aylıklarını personel

kanunlarına göre almayan iştirakçilerin emekli kesenek ve ödenekleri

belirlenirken ifa edilen görevin niteliği gereğince 657 sayılı Kanun'a göre

girebilecekleri sınıflardaki benzer görevleri için belirlenmiş ek gösterge

rakamlarının uygulanması, daha sonra atanılan görevin ek göstergesinin daha

düşük olması hâlinde ise yüksek ek göstergenin geçerli olduğunu ve aradaki

farkın aylıklardan kesilmek suretiyle karşılanması gerektiğini belirterek

işlemi iptal etmiştir. Buna karşın Daire başvurucunun atanmış olduğu genel

müdür yardımcısı pozisyonunun kapsam dışı statüde bir pozisyon olduğunu ve bu

nedenle genel müdür yardımcıları için belirlenen 3.600 ek göstergeden

yararlandırılmasına olanak bulunmadığını ifade ederek davayı reddetmiştir.

38. Öncelikle başvurucunun görev yaptığı genel müdür

yardımcılığı kadrosunun 5434 sayılı Kanun'un kapsamı dışında ihdas edilmiş bir

kadro olup olmadığına ilişkin kararı vermenin Anayasa Mahkemesinin görevinde

olmadığı vurgulanmalıdır. Bu husustaki yetki olaya uygulanacak hukuk

kurallarını yorumlamakla görevli derece mahkemelerine aittir. Derece

mahkemelerinin yorumunda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik bulunmadığı

müddetçe Anayasa Mahkemesinin bu yoruma müdahale etmesi bireysel başvurunun

amacıyla bağdaşmaz. Somut olayda derece mahkemeleri de ulaştıkları sonuca

ilişkin objektif olarak anlaşılmasına imkân verecek yeterli gerekçe

sunduklarından mahkeme kararlarında herhangi bir keyfîlik veya bariz bir takdir

hatası tespit edilememiştir.

39. Anayasa Mahkemesi başvuru konusu ile benzer olan Musa

Baylan ([GK], B. No: 2016/4384, 12/12/2019) kararında, başvurucu yönünden

meşru beklenti oluşturduğu tespit edilen 3.600 ek göstergenin 2.200 olarak

değiştirilmesi ve bunun sonucu olarak emekli aylığının azaltılmasının mülkiyet

hakkına müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir. Meşru beklenti oluşturan 3.600

ek göstergenin üzerinden hesaplanan emekli aylığının azaltılması mülke erişimin

engellenmesi mahiyeti taşıdığını ve bu durumun mülkiyetten barışçıl yararlanma

hakkına müdahale kapsamında incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir (Musa

Baylan, § 24).

40. Aynı kararda başvurucunun emekli aylığının

azaltılmasının temelinde yatan amacın sosyal güvenlik sisteminin korunması ve

devamlılığının sağlanması olduğu ve bu amacın kamu yararına dönük olduğu

söylenmiştir. Bu nedenle müdahalenin sosyal güvenlik sisteminin devamlılığını

ve sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını gözeten meşru bir

amacının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca teknik hizmetler sınıfında

grup amiri olarak çalıştığı hâlde sehven mühendis unvanı üzerinden intibakı

yapılan başvurucunun ek göstergesinin de buna göre düzeltilmesi -emekli aylığı

alma hakkının devam ettiği de gözetildiğinde- başvurucuya aşırı ve katlanılamaz

bir külfet yüklemediği ve bu nedenle başvurucunun emekli aylığının geleceğe

yönelik olarak azaltılması suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

ölçülü olduğu ve mülkiyet hakkına yönelik açık bir ihlal bulunmadığı sonucuna

varılmıştır (Musa Baylan, §§ 50-51).

41. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve Musa

Baylan kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyle

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Geçmişe

Yönelik Borç Çıkarılmasına İlişkin Şikâyet Yönünden

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan geçmişe yönelik borç çıkarılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

i. Mülkün

Varlığı

43. Somut olayda SGK tarafından geçmişe yönelik fazladan

ödenen ikramiye farkı olarak 19.968,61 TL ile (15/3/2015 ile 31/12/205

tarihleri arasında) fazladan ödenen aylık farkı olarak 4.597,55 TL emekli

aylığının iadesi istenmektedir. İkramiye ve emekli aylıkları, ödenmek suretiyle

başvurucunun mevcut mal varlığı hâline gelmiştir. Bu nedenle bunların geri

istenmesine yönelik işlemin de Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil

ettiğinin kabulü gerekir.

ii. Müdahalenin

Varlığı ve Türü

44. Başvurucuya ödenmek suretiyle başvurucunun mevcut mal

varlığına dâhil olan emekli aylıkları ile ikramiyenin iadesi yolunda işlem

tesis edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

iii. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

45. Anayasa Mahkemesi Musa Baylan kararında yersiz

yapılan ödemelerin geriye yönelik beş yıllık kısmının iadesi yolunda işlem

tesis edilmesinin dayanağının 5434 sayılı Kanun olması ve söz konusu işlemin

sınırlı kamusal kaynakların doğru şekilde harcanmasını amaçlaması nedeniyle

mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacının

bulunduğunu belirtmiştir (Musa Baylan, §§ 57-63).

46. Yine aynı kararda ölçülülük konusunda temel ilkeler

belirtildikten sonra (Musa Baylan, §§ 64-68) somut olayda başvurucunun

borç çıkarılan tutarı toptan olarak ödemesi istenmediği gibi emekli aylığının

1/4 oranında kesilmesi suretiyle yapılan ödemelere ayrıca faiz uygulanması da

söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Bu şekilde takvime bağlanan iadenin -faiz

işletildiği yönünde herhangi bir iddia ileri sürülmediği nazara alındığında-

başvurucunun menfaatlerinin korunması bakımından uygun bir yöntem olduğu ve

başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi bozmadığı

anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna

varılmıştır (Musa Baylan, § 74).

47. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve Musa

Baylan kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyle

iade edilen miktar yönünden Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Emekli aylığının azaltılmasına yönelik şikâyet

yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Geçmişe yönelik borç çıkarılmasına dair şikâyet

yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan

mülkiyet hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Muammer TOPAL Recai AKYEL Selahaddin MENTEŞ İrfan FİDAN Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucu : Hikmet DENİZ Vekili : Av. Faruk KODAMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/26218, 10 Mart 2021 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. 1. Emekli aylığının azaltılmasına yönelik şikâyet
  18. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan
  19. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  20. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/26218
Tarih
10 Mart 2021

İlgili Kararlar

  • Kemal Kılıçdaroğlu Başvurusu (B. No: 2018/5977)
  • Bim Birleşik Mağazalar A.ş. Başvurusu (B. No: 2018/19792)
  • Nazım Candan Başvurusu (B. No: 2018/3326)
  • Mevlüt Tuncer Akca Başvurusu (B. No: 2017/4904)
  • Ayşegül Çağatay ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2019/28236)
  • Zulfikar Kurtay Başvurusu (B. No: 2018/7697)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.