İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Albayrak Başvurusu (B. No: 2014/4054)

1. Kamulaştırmasız

Başvuru No2014/4054Tarih23 Şubat 2017Okuma14 dk · 2.862 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hüseyin Albayrak Başvurusu

Karar tarihi
23 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/4054
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.862 kelime·14 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Kamulaştırmasız

el atma sebebiyle açılan tazminat davası devam ederken yürürlüğe giren kanun

hükmünün uygulanması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Hüseyin Albayrak 1953 doğumlu olup İstanbul ili

Beykoz ilçesinde ikamet etmektedir.

8. Başvurucuya ait İstanbul ili Bakırköy ilçesi İkitelli

mevkiinde kain 3 pafta 3254 parsel numaralı taşınmaz 4/5/1979 yılında Arsa

Ofisi Genel Müdürlüğü (Arsa Ofisi) tarafından kamulaştırılmıştır. 29/4/1964

tarihli ve 1164 sayılı Arsa Ofisi Kanunu ile kurulan Arsa Ofisi 8/12/2004

tarihli ve 5273 sayılı Kanun'la 1164 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle

lağvedilmiş ve Arsa Ofisine verilen görevler Toplu Konut İdaresi Başkanlığına

(TOKİ) devredilmiştir.

9. Kamulaştırma kararı, başvurucunun tapu müdürlüğünden elde

edilen "M. Sokak No: 6-2 Bakırköy" adresinde tebligata çıkartılmış,

ancak 21/10/1979 tarihinde adresinde bulunamadığı notu düşülerek tebligat

mazbatası iade edilmiştir. Öte yandan idare tarafından Bakırköy İlçe Jandarma

Komutanlığı marifetiyle Halkalı kasabası çevresinde yapılan adres araştırması

sonucu düzenlenen 12/7/1979 tarihli yazıda gayrimenkul maliklerinin

bulunamadığı belirtilmiştir. Netice itibarıyla başvurucunun adresinin tespit

edilememesi nedeniyle kamulaştırma kararı ilanen tebliğ edilmiştir.

10. Söz konusu taşınmaz Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin

21/11/1984 tarihli kararıyla 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu'nun mülga 17. maddesi uyarınca Arsa Ofisi adına tescil edilmiştir.

11. Başvurucu tarafından, 18/6/2010 tarihinde Arsa Ofisinin

görevlerini üstlenen TOKİ'ye sunulan dilekçe ile 2942 sayılı Kanun'a, 18/6/2010

tarihli ve 5999 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen geçici 6. madde uyarınca

taşınmaz bedelinin ödenmesi istemiyle uzlaşma başvurusunda bulunulmuştur.

12. 5999 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6.

madde, 9/10/1956-4/11/1983 tarihleri arasında gerçekleşen kamulaştırmasız el

atmalara ilişkin ihtilafların tasfiyesi amacıyla ihdas edilmiştir. Bu

doğrultuda, anılan maddeyle 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasında

gerçekleşen fiili el atmalara uygulanmak üzere birtakım özel hükümler sevk

edilmiştir. Söz konusu maddenin birinci fıkrasında, tazminat talep edilmesi

halinde öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi öngörülmüş ve altı ay içinde uzlaşmaya

varılamazsa ya da idare tarafından uzlaşmaya davet olunmazsa ancak bundan sonra

dava açılabileceği belirtilmiştir.

13. Başvurucunun uzlaşma talebi TOKİ tarafından 20/1/2011

tarihli yazıyla reddedilmiştir. Anılan yazıda 2942 sayılı Kanun'un geçici 6.

maddesi uyarınca tazminat ödenebilmesi için kamulaştırma işlemlerinin

tamamlanmamış olması gerektiği ifade edilmiş ve başvurucunun taşınmazının

kamulaştırılmasına ilişkin işlemlerin tamamlanmış olması nedeniyle başvurucuya

tazminat ödenemeyeceği belirtilmiştir.

14.Başvurucu 14/3/2010 tarihinde Çekmece 3. Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası

açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, kamulaştırma tebligatının usulsüz

olduğunu ve dolayısıyla kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmadığını savunmuştur.

15.Mahkemece 20/7/2011 tarihli kararla hak düşürücü sürenin

aşıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde, davalının

adresinin kamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan 31/8/1956 tarihli ve 6830

sayılı İstimlak Kanunu hükümleri uyarınca ilgili kuruluşlardan araştırıldığı

ancak tespit edilememesi üzerine kamulaştırma işlemlerinin ilanen tebliğ

edildiği ve bu şekilde yapılan tebligatın geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

16. Mahkeme kararı temyiz edildikten sonra 11/6/2013 tarihinde

yürürlüğe giren 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle, 2942

sayılı Kanun'un geçici 6. maddesi başlığıyla birlikte değiştirilmiştir. Ayrıca

anılan Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a geçici 7. madde eklenmiştir.

Sözü edilen geçici 7. maddeyle, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri

ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare

adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma

işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bu kamulaştırma işlemleri

sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya

bedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden

davaların bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.

17. Mahkeme kararını temyizen

inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarihli kararıyla, kararın

dayandığı gerekçelere göre davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı

belirtilerek karar onanmış, karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 13/1/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Dairenin onama ve karar düzeltme kararlarında

6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddeye herhangi bir

atıf yapılmamıştır.

18. Nihai karar 18/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu 18/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

20. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi iptal

edilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

21. Mülga 6830 sayılı Kanun'un 17. maddesi şöyledir:

“İstimlâk olunan gayrimenkulun takdir edilen

kıymetine, kanuni müddet içinde mahkemeye müracaat ile itiraz edilmediği ve

tapa dairesinde rıza ile ferağ muamelesi yaptırılmadığı hallerde takdir edilen

kıymetin tamını mîllî bankalardan birisine ve bulunmıyan yerlerde malsandığına

yatırılarak makbuzu alâkadar evrak suretleriyle birlikte mahkemeye tevdi

edilir. Mahkeme iki tarafı derhal davet ederek, gelmeseler dahi gıyaplarında o gayrimenkulun lehine istimlâk yapılan idare adına tescilini

tapu dairesine tezkere ile bildirir. ”

22. 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesinin ilgili bölümü

şöyledir:

“Tebliğ edilen kamulaştırma işlemine karşı

idari ve adli yargıya başvurulmadığı veya bu konuda açılan davaların kesin

olarak sonuçlandığı ancak taşınmaz mal sahibinin ferağ vermediği hallerde,

takdir edilen ve artırılan bedelin tamamı milli bankalardan birine yatırılarak

makbuzu ilgili belge örnekleriyle birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme iki

tarafı derhal davet ederek, gelmemeleri halinde gıyaplarında, belgeleri

inceleyerek; kamulaştırma usulüne uygun şekilde tamamlanmış ise, taşınmaz malın

kamulaştırma yapan idare adına tesciline karar verir ve tapu dairesine bildirir. ”

23. 6487 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'a

eklenen ve Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176

sayılı kararı ile iptal edilen geçici 7. madde şöyledir:

“Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı

İstimlak Kanununun 16 ve 17 nci

maddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16 ve 17 nci

maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen

kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmış

sayılır. Bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde

bulunulamaz; kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz;

açılmış ve devam eden davalar bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır."

24. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararının, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin ilgili

bölümünün iptaline ilişkin bölümü şöyledir:

“1- Anlam ve Kapsam

Gerek mülga 6830 sayılı Kanun'a gerekse 2942

sayılı Kanun'un 4650 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hâline

göre, kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği tarih,

kamulaştırmanın idari safhasının tamamlandığı gündür. Kamulaştırmanın idari

safhasının tamamlanması, kamulaştırma kararının kesinleşmesiyle

gerçekleşmektedir. Kamulaştırma kararının kesinleşmesi de işlemin davacıya

tebliğinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılmaması veya dava

açılmış ise dava sonucu verilen davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle

sağlanmaktadır.

2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi ile

mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. maddesi, kamulaştırma işlemine karşı dava

açıldığı hâllerde zorunluluk bulunması kaydıyla, idareye, karardan önce

taşınmaza el koyma olanağı sağlamaktadır. Buna göre, kamulaştırılan taşınmaz

mala hemen el konulmasına idarece zorunluluk görüldüğü hâllerde, kamulaştırma

işlemine karşı açılan davada mahkeme kararının sonucu beklenmeksizin,

taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi mahkemeden istenebilmektedir.

Bu amaçla kamulaştırmaya konu olan taşınmazın mahkemece idare adına tescil

edilebilmesi için, kamulaştırma işleminin davalı mal sahibine tebliğ edilmesi

ve taşınmaz mala kıymet takdir komisyonunca takdir edilen bedelin tamamının

malik adına bankaya yatırılması gerekmektedir.

Yine gerek mülga 6830 sayılı Kanun'un 17.

maddesi gerekse 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesiyle, kamulaştırma

işleminin idari safhasının tamamlanmasından sonra malik tarafından ferağ

verilmemesi durumunda idarenin mahkemeye başvurarak tescil davası açma olanağı

getirilmiştir. Mahkeme iki tarafı derhal davet etmekte ve taraflar gelmese dahi

gıyaplarında belgeleri incelemek suretiyle idare adına tescile karar

vermektedir. İlgili maddelere göre taşınmazın idare adına tescil edilebilmesi

için kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ edilerek

kesinleştirilmiş olması ve kamulaştırma bedelinin mal sahibi adına bankaya

yatırılmış bulunması gerekmektedir.

Yargıtay, usulüne uygun olarak tebliğ

edilmemiş kamulaştırma işlemlerinde taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmediğini,

bu durumda idarece taşınmaza el konulsa ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve

17. maddeleri ile mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkeme kararıyla idare adına tescil edilse dahi bunun kamulaştırmasız el atma

hükmünde olduğunu kabul etmekte ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan

tazminat davalarını süre sınırı olmaksızın incelemektedir.

Uygulamada, idarelerin tebligata ve

kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığına dair arşiv belgelerini imha etmiş

olmaları nedeniyle ispat sorunlarıyla karşılaşılabilmekte ve bu durum, ikinci

kez kamulaştırma bedeli ödenmesine yol açabilmektedir.

Kanun koyucu, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16.

ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırma

bedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adına

bankaya bloke edildiği hususunu dikkate alarak, idarelerin, ispat yükünden

kaynaklanan sorunlar nedeniyle ikinci kez kamulaştırma bedeli ödemelerini engellemek

amacıyla dava konusu kuralda yer alan düzenlemeyi ihdas etmiştir.

Bu amaçla, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve

17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve

diğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bu

kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde

bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları

açılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmü

uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.

2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

...

Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki

işlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere

kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak

yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine

bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir.

Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan

iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan

hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.

4650 sayılı Kanun'dan önceki kamulaştırma

mevzuatına göre tebligatın yapılıp yapılmaması, dava açma süreleri ve

dolayısıyla adalete erişim hakkının kullanılabilmesi için hayati bir öneme

sahiptir. Kural olarak kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğ

edilmeden dava açmak için zorunlu olan otuz günlük hak düşürücü sürenin malik

açısından işlemeye başlaması mümkün değildir.

Dava konusu maddenin birinci cümlesinde, mülga

6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve

17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen

kamulaştırmalarda, geçmişte usulüne aykırı olarak yapılmış olan tebligatlar

geçerli sayılarak kamulaştırma işlemleri tamamlanmış kabul edilmektedir.

Usulsüz olarak gerçekleştirilen kamulaştırma tebligatları geçerli kabul

edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılmasının, kamulaştırma

işlemine ve bedele karşı açılacak davalar için öngörülen otuz günlük hak

düşürücü sürenin geçirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.

Yargıtayın yerleşik içtihadı, geçersiz tebligata istinaden idare adına yapılan

tescillerin yolsuz ve bu durumda idarenin taşınmaza el koymasının da fiili el

atma hükmünde olduğu yönünde olup bu içtihat uyarınca malikin kamulaştırmasız

el atma nedeniyle herhangi bir süre sınırlamasına tabi olmaksızın tazminat

davası açması mümkündür. Maddenin ikinci cümlesinde, bu kamulaştırma işlemleri

sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya

bedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı açıkça belirtilmek suretiyle

birinci cümleyle oluşturulan hukuki durum teyit edilmenin yanında, kamulaştırmasız

el atma nedeniyle açılabilecek tazminat davalarının da önü kapatılmıştır.

Ayrıca ikinci cümlenin devamında, açılmış ve

devam eden davaların bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı belirtilerek

geçici 7. madde hükmünün, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve

derdest olan davalara da uygulanması sağlanmıştır. Kuralın önceki bölümleriyle,

kamulaştırma işlemine karşı iptal davası, bedel için de bedel artırımı veya

tazminat davası açılamayacağı öngörüldüğünden bu bölümün kanunun yürürlüğe

girdiği tarihte açılmış olan davalarda da uygulanması, bu davaların esasının

incelenmeksizin usulden reddedilmesi sonucunu doğurmaktadır.

Kuralın gerekçesinde, 6830 sayılı Kanun'un 16.

ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırma

bedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adına

bankaya bloke edildiği belirtilmiştir.

Sözü edilen kurallar uyarınca yapılan

kamulaştırma işlemlerinde kıymet takdir komisyonunca takdir edilen kamulaştırma

bedeli malik adına bankaya bloke edilmiş olsa da bazı durumlarda, malike

yapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten kaynaklanmayan ve malike kusur

izafe edilmesi de mümkün olmayan sebeplerle, malikin kamulaştırma işlemlerinden

ve kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığından haberdar olamaması mümkündür.

Bu durumda, geçmişte malikten kaynaklanmayan sebeplerle usulsüz olarak yapılan

tebligatlar geçerli kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış

sayılması suretiyle malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan davaları açma

imkânının ortadan kaldırılması ve açılan davaların da esası incelenmeksizin

usulden reddedilmesinin öngörülmesi, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı gibi

hukuk güvenliği ilkesini ve malikin mülkiyet hakkını zedelemektedir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural

Anayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. ”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 23/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, 6830 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma yapan

idarenin tapu müdürlüğünden, vergi dairesinden ve zabıta marifetiyle adres

araştırması yaptıktan sonra ilanen tebligat yoluna gidebileceğini ifade etmiş

ve olayda zabıta marifetiyle yapılan araştırmanın usulüne uygun olmaması

nedeniyle ilanen tebligatın geçersiz olduğunu savunmuştur. Başvurucu, zabıta

araştırmasının, kamulaştırma tebligatının yapıldığı Cevizlik Mahallesi yerine,

ilgisiz bir bölge olan Halkalı mevkiinde yapılmasının, bazı mahkeme kararlarını

da örnek göstermek suretiyle usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

27. Başvurucu, kamulaştırma tebligatının geçersizliğine ilişkin

görüşlerini temyiz aşamasında ileri sürdüğünü ancak Yargıtay'ın, kararın temyiz

edilmesinden sonra yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesini

uygulayarak temyiz istemini reddettiğini iddia etmiştir. Başvurucu söz konusu

hükmün, geçmişe yürütülerek derdest olan davasına da uygulanmasının kazanılmış

haklarını ve hukuk devleti ilkesini zedelediğini belirtmiş, sonuç olarak

mülkiyet hakkının ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesine

yönelik şikâyetin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

29. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı

36. maddesi şöyledir:

“Herkes, meşrû

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki

davaya bakmaktan kaçınamaz.”

30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız

hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya

müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama

şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,

B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

32. Olayda, başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasına ilişkin

4/5/1979 tarihli karar, başvurucunun adresinin tespit edilememesi nedeniyle ilanen

tebliğ edilmiştir. Söz konusu taşınmaz Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin

21/11/1984 tarihli kararıyla 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesi uyarınca

Arsa Ofisi adına tescil edilmiştir. Başvurucu tarafından, 18/6/2010 tarihinde

Arsa Ofisinin görevlerini üstlenen TOKİ'ye yapılan uzlaşma başvurusunun

sonuçsuz kalması üzerine Mahkemede kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat

davası açılmıştır. Mahkemece 20/7/2011 tarihli kararla hak düşürücü sürenin

aşıldığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Mahkeme kararını temyizen

inceleyen Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarihli kararıyla, kararın

dayandığı gerekçelere göre davanın reddedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı

belirtilerek karar onanmıştır.

33. Mahkeme kararının temyiz edilmesinden sonra 11/6/2013

tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı

Kanun'a eklenen geçici 7. maddeyle, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17.

maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca

mahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve

diğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bu

kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde

bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı

belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmü uygulanarak

sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.

34. Ancak temyiz istemi Yargıtay tarafından bu hükme dayanılarak

reddedilmemiş ve dolayısıyla bu hüküm olayda uygulanmamıştır. Yargıtay, Mahkeme

kararında açıklanan gerekçelerde isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir. Yargıtayın bu ifadesi, Mahkeme kararının gerekçesini

benimsediği anlamına gelmektedir. Mahkeme kararında, davalının adresinin

kamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan 6830 sayılı Kanun hükümleri uyarınca

ilgili kuruluşlardan araştırıldığı, ancak tespit edilememesi üzerine

kamulaştırma işlemlerinin ilanen tebliğ edildiği ve bu şekilde yapılan

tebligatın geçerli olduğu gerekçesine dayanılmıştır. Dolayısıyla başvurucu

tarafından açılan davanın ve temyiz isteminin, kamulaştırma kararının tebliğine

ilişkin olarak 1979 yılında yapılan işlemlerin geçerli olduğu gerekçesine

istinaden reddedildiği anlaşılmaktadır.

35. 6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7.

maddeyle idare tarafından yapılan tebligat işlemlerinin usulsüz olsa bile

geçerli sayılması öngörülmüş ve bu hükmün mevcut davalara da uygulanması

düzenlenmiş ise de somut davanın hiçbir aşamasında bu hüküm uygulanmamıştır.

Mahkeme, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinden bağımsız olarak tebligatın

geçerli olup olmadığını tartışmış ve neticede tebligatın geçerli olduğu

sonucuna ulaşarak davayı hak düşürücü sürenin aşıldığı gerekçesiyle reddetmiş,

Yargıtay da Mahkemenin ulaştığı sonucu aynen benimsemiştir. Bu itibarla

başvurucunun, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin geçmişe yürütülerek

kendi davasına uygulandığı şikâyetinin maddi temelden yoksun olduğu

anlaşılmaktadır.

36. Öte yandan, dava konusu yapılmış maddi olay ve olgular ile

delillerin değerlendirilmesi ilke olarak derece mahkemelerinin takdirindedir.

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamında derece mahkemelerinin maddi

olay ve olgular ile delillerin değerlendirilmesi hususundaki takdirini

denetlemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak derece mahkemelerinin bu

husustaki değerlendirmelerinin bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve bunun hak ve özgürlüklere müdahale

teşkil etmesi hâlinde Anayasa Mahkemesinin denetim hakkı saklıdır (Benzer

yönde: Ahmet Sağlam, B. No:

2013/3351, 18/9/2013, § 42).

37. Olayda Mahkemece, başvurucunun taşınmazının kamulaştırılması

kararına ilişkin tebligatın geçerli olup olmadığı tartışılmış ve neticede

tebligatın geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de

Mahkemenin ulaştığı kanaati usule ve hukuka uygun bulmuştur. Derece

mahkemelerinin ulaştığı bu sonucun aksini düşünmeyi gerektirecek bir neden de

bulunmamaktadır.

38. Sonuç olarak mahkemeye erişim yönelik açık bir ihlalin söz

konusu olmadığı anlaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

23/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Ayhan KILIÇ Başvurucu : Hüseyin ALBAYRAK Vekili : Av. Ali KÜÇÜKÇOLAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4054, 23 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4054
Tarih
23 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Pelin Taşdivar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3773)
  • Esme Yılmaz ve Gülsüm İnce Başvurusu (B. No: 2014/13196)
  • S. Ş. Başvurusu (B. No: 2014/19582)
  • Faraç Öğredik Başvurusu (B. No: 2014/20407)
  • Nuran Ceylan Özbudak Başvurusu (B. No: 2014/2890)
  • Gulalek Begnyyazova Başvurusu (B. No: 2015/5371)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.