İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Zencir Başvurusu (B. No: 2014/9167)

1. Başvuru, tıbbi müdahale sonucu bacağın kesilmesi nedeniyle

Başvuru No2014/9167Tarih10 Ocak 2018Okuma13 dk · 2.558 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Zencir Başvurusu

Karar tarihi
10 Ocak 2018
Başvuru Numarası
2014/9167
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.558 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi müdahale sonucu bacağın kesilmesi nedeniyle

maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) üzerinden elde edilen

bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu 1969 doğumludur. Muğla ilinin Marmaris ilçesinde

yaşamakta ve marangozluk yapmaktadır.

10. 2/5/2005 tarihinde gece saat 01.35 civarında bıçakla

yaralanan başvurucu, öncelikle Marmaris Devlet Hastanesine götürülmüş, hayati

tehlikesinin bulunması ve hastanenin tıbbi olarak yetersiz kalması sonucu Muğla

Devlet Hastanesine sevk edilmiştir.

11. Olayın olduğu tarihte Muğla Devlet Hastanesinde yalnızca bir

tane kalp ve damar cerrahi uzmanı görev yapmaktadır ve başvuruya konu olay günü

söz konusu uzman doktorun izinli olması sebebiyle başvurucuya Muğla Devlet

Hastanesinde müdahale edilememiştir. Bu sebeple başvurucu getirildiği

ambulansla en yakındaki özel bir hastaneye nakledilmiştir.

12. Gece saat 04.10 civarında özel hastaneye gelen başvurucu,

kendisine ilk müdahalede bulunan kalp ve damar cerrahi uzmanı İ.A.Ö. tarafından

acil olarak saat 05.00'te ameliyata alınmış, ameliyat sonrası yoğun bakım

ünitesinde tedavisine devam edilmiştir. Ameliyat sırasında kesilen damarlar

onarılmış, kasların ödem ve şişmesi sonucu atardamarları sıkmasını önlemek

amacıyla fasiatomi (Kasın etrafındaki sert bağ

dokusunun çıkartılması) işlemi yapılmış, ameliyat sonrasında sağ ayaktan nabız

alınmıştır.

13. Ameliyatın ertesi sabahında yapılan kontrollerde nabızların

kaybolduğu tespit edilmiş, başvurucuya heparin

verilerek süreci takip edilmiştir. Ancak başvurucunun klinik durumunda düzelme

olmayınca ve hastanedeki tek kalp ve damar cerrahi uzmanı İ.A.Ö.nün de izinli olduğu gözetilerek yoğun bakımdan

sorumlu doktor tarafından başvurucu tekrar Muğla Devlet Hastanesine sevk

edilmiştir.

14. Muğla Devlet Hastanesindeki kalp ve damar cerrahi uzmanı

tarafından cerrahi müdahaleyle başvurucunun ayağındaki dolaşım yeniden

sağlanmış, sağ ayağının beşinci parmağının ampütasyonunun (kesilmesi) ardından

başvurucu, 26/7/2005 tarihinde taburcu edilmiştir.

15. Başvurucu, yaklaşık bir yıl sonra 10/6/2006 tarihinde bir

kısım şikâyetlerle Aydın Devlet Hastanesine başvurmuş, sağ ayağında dolaşım

bozukluğu ve kemikte osteomyelit (Kemik

iltihaplanması) tespit edilerek sağ ayağı metetarsal

bölgeden (Ayak tarak kemiği)kesilmiş, başvurucu 22/6/2006 tarihinde yeniden

taburcu edilmiştir.

16. Başvurucu yine yaklaşık bir yıl sonra, bu kez 11/6/2007

tarihinde, Eğridir Eklem Hastalıkları Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesine

başvurmuş, kronik kemik iltihaplanması tanısıyla sağ bacağı diz altından

kesilmiş, 4/7/2007 tarihinde taburcu edilmiştir.

17. Başvuru tarafından yapılan şikâyet üzerine Muğla Cumhuriyet

Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Tıbbi müdahalede hekim kusuru

bulunmadığına alınan bilirkişi raporu doğrultusunda doktor İ.A.Ö. hakkında

kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiştir. Anılan karara

yapılan itiraz, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.

18. Başvurucu, Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ilk

müdahaleyi yapan doktor İ.A.Ö. ile özel hastane aleyhine tıbbi ihmale dayalı

maddi ve manevi tazminat davası açmış, Mahkemenin verdiği yetkisizlik kararı

üzerine dosya Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir.

19. Mahkemece, olay günü özel hastanenin acil bölümünde görevli

doktor ile ameliyata katılan hemşire tanık olarak dinlenmiş, Maltepe

Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalpve Damar Cerrahisi

Bölümünde görev yapan iki öğretim elemanı ve sağlık hukuku alanında uzman

bilirkişiden oluşan kuruldan davaya ilişkin rapor aldırılmıştır.

20. Bilirkişi raporunda; özel hastanede kalp ve damar cerrahisi

uzmanı Prof. Dr. İ.A.Ö. tarafından başvurucu görüldükten hemen sonra acilen

ameliyata alınarak atar ve toplar damardaki kesici alet yaralanmasının tamir

edilmek suretiyle bacaktaki dolaşımın yeniden sağlandığı tespit edilmiştir.

Ameliyat sonrası erken dönemde ayaktaki nabızların alınıyor olmasının dolaşımın

sağlandığının göstergesi olduğu üzerinde durulmuştur. Dolayısıyla doktorun

tıbben gerekli müdahaleyi yapmış olduğu, herhangi bir ihmal ve kusurun olmadığı

belirtilmiştir. Başvurucunun yaralandığı zaman ile cerrahi müdahalenin

yapıldığı zaman arasında yaklaşık dört saatlik bir sürecin geçtiği, bunun da

bacağın o kadar süre iskemide (Yetersiz kanlanma)

kaldığını gösterdiği açıklanarak damarların tamir edilmiş olmasına rağmen bu

durumun başvurucunun tedavisini olumsuz yönde etkilediği vurgulanmıştır. Ertesi

gün ayaktaki nabızların kaybolması üzerine başvurucuya heparin

verilerek takibe alınma yolunun tercih edilmesine rağmen nabızların alınamaması

nedeniyle başvurucunun Muğla Devlet Hastanesine sevk edildiği, bu işlemlerde de

herhangi bir ihmalin ve kusurun olmadığı ifade edilmiştir. Muğla Devlet

Hastanesinde kalp ve damar cerrahisi uzmanı tarafından cerrahi müdahale

yapılarak ayaktaki dolaşımın yeniden sağlandığı, bu durumun başvurucunun iddia

ettiğinin aksine müdahale de tıbbi bir gecikme olmadığını gösterdiği dile

getirilmiştir. Başvurucunun 26/7/2005 tarihinde sağ ayağındaki dolaşımın normal

olarak taburcu edildiği, bu tarihten itibaren 10/6/2006 tarihindeki amputasyona kadar geçen süre içersinde

sağ ayağındaki dolaşım ile ilgili herhangi bir sorunu olup olmadığı, takip ve

tedavisinin akıbetine ait herhangi bir bilginin dosyada olmadığı

belirtilmiştir. Tüm bilgiler ışığında bu kadar süre sonra ayağın kesilmesi ile

bıçakla yaralanma sonucu gördüğü ilk tedavi sırasında herhangi bir illiyet bağı

kurmanın mümkün olmadığı, tedavisinin hiçbir aşamasında tedaviyi uygulayanlar

bakımından herhangi bir ihmalin ve kusurun olmadığı değerlendirilmiştir.

21. Mahkeme,toplanan

deliller neticesinde 15/2/2013 tarihinde, bilirkişi raporuna atıfla tedavi

sürecinin hukuka uygun olduğunu ve başvurucuya uygulanan tedavi ile

başvurucunun bacağının kesilmesi arasında illiyet bağının bulunmadığını

belirterek davayı reddetmiştir.

22. Anılan karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından

18/11/2013 tarihinde onanmış, karar düzeltme istemi aynı Daire tarafından

22/4/2014 tarihinde reddedilmiştir.

23. Başvurucu 3/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

24. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 22/4/1926 tarihli ve 818

sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 41. maddesi şöyledir:

“Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut

tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o

zararın tazminine mecburdur.

Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin

zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine

mecburdur. ”

25. 818 sayılı mülga Kanun’un 42. maddesi şöyledir:

''Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın

hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim,

halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara

alarak onu adalete tevfikan tayin eder.''

B. Uluslararası Hukuk

1. Uluslararası Mevzuat

26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar

başlıklı 8. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

27. 3/12/2003 tarihli ve 5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun

bulunan Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan

Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi'nin ( İnsan Hakları

ve Biyotıp Sözleşmesi) 3. maddesi şöyledir:

''Taraflar, sağlığa duyulan ihtiyaçları ve

kullanılabilir kaynakları gözönüne alarak, kendi

egemenlik alanlarında, uygun nitelikteki sağlık hizmetlerinden adil bir şekilde

yararlanılmasını sağlayacak uygun önlemleri alacaklardır''.

28. İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesi şöyledir:

''Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi

bir müdahelenin, ilgili meslekî yükümlülükler ve

standartlara uygun olarak yapılması gerekir.''

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi İçtihadı

29. Kişilerin vücut ve ruhsal bütünlükleriyle ilgili konular,

onlara sağlanan tıbbi tedavi seçimindeki katılımları ve bu tedavilere olan

rızaları ile ilgili hususlar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8.

maddesinin sınırları içerisinde yer almaktadır (İclal Karakoca ve Hüseyin Karakoca/Türkiye, B. No: 46156/11,

21/5/2013).

30. AİHM, Sözleşme'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesine

ilişkin ilkelerin Sözleşme’nin 8. maddesinin sınırlarına giren kişinin fiziksel

ve ruhsal bütünlüğünün korunması hakkına müdahalelere de uygulanabilir olduğuna

işaret etmektedir (Bronska ve diğerleri/Polonya, B. No: 3229/15,

07/03/2017, (k.k.); Trocellier/Fransa, B. No: 75725/01, 5/10/2006).

31. Yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten

sebebiyet verilmemiş ise “etkili bir

yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif yükümlülük her olayda

mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta

disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], 53924/00, 8/7/2004, § 90;

Calvelli ve Ciglio/İtalya,

32967/96, 17/1/2002, § 51).

32. Tıbbi bir hatanın ve hastane hizmetlerindeki eksikliklerin

sorumluluğunun Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında doğrudan devlete aftedilmesi için yeterli olup olmaması hususunda AİHM,

farklı tıbbi bilirkişi raporlarında ve hatta iç yargı organlarının kararlarında

her türlü tıbbi hata ve ihmalin ihtimal dışı bırakılan bir davada (Yardımcı/Türkiye, B. No: 25266/05,

5/1/2010, § 59 ) her halükârda bu sonuçları sorgulamanın veya sahip olduğu

tıbbi bilgilerden hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu

hakkında tahminlere dayalı olarak fikir yürütmenin görevleri arasında

olmadığına işaret etmiştir (Tysiac/Polonya, B. No: 5410/03, § 119, Yardımcı/Türkiye, § 59 ).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

33. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

34.Başvurucu,hastane ve doktorunun

kusuru sonucu zamanında yapılmayan tıbbi müdahale neticesinde bacağının

kesildiğini, açmış olduğu tazminat davasında yeterli araştırma yapılmadan ve

gerekli rapor aldırılmadan Mahkemece karar verildiğini belirterek maddi ve

manevi varlığını koruma ve geliştirme, adil yargılanma ile sağlık

hizmetlerinden yararlanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüşünde, başvurunun Anayasa'nın 17. maddesi ve

Sözleşme'nin 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı kapsamında

değerlendirilmesinin uygun olacağıifade edilmiştir.

Bakanlık bu konudaki AİHM içtihatlarından örnekler vermiştir. Bakanlık ayrıca

Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede; başvurucunun bacağının ilk

müdahaleden yaklaşık iki yıl sonra kesilmesi ve müdahalenin olaydan üç saat

sonra yapılması hususlarının hastanelerin fiziki şartları ve yol mesafelerini

de dikkate alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılması gerektiğine işaret

edilmiştir.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında,

kasıt söz konusu olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar

gördüğü şeklindeki tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B.

No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim, B.

No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017, § 50).

37. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurunun

şikâyetinin özünün tıbbi hataya dayalı maddi bütünlüğünün ihlal edildiği

noktasında toplandığından başvurunun tamamı Anayasa'nın 17. maddesinin 1.

fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.

38. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına

sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller

dışında, kimsenin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve

tıbbi deneylere tabi tutulamaz.”

1. Genel İlkeler

39. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevi varlığı koruma ve

geliştirme hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı

kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlük hakkı ile

bireyin kendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkin kararlar alabilme hakkına

karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 30).

40. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı esas olarak bireylerin

maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî

müdahalelerin önlenmesidir. Devletin ayrıca vücut ve ruhsal bütünlüğe yönelik

fiziksel ve cinsel saldırılar, tıbbi müdahaleler, şeref ve itibarı etkileyen

saldırılar karşısında kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma

ve saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123,

2/10/2013, § 32).

41. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında, ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin sağlık hizmetlerini, hastaların

yaşamları ile maddi ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli

tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B.

No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

42. Buna göre yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline

kasten sebebiyet verilmemiş ise "etkili

bir yargısal sistem kurma" yönündeki

pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez.

Mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması

yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 59). Bu ilke, kural olarak tıbbi ihmal sonucu meydana

geldiği ileri sürülen ölüm olayları ile maddi ve manevi varlığa verilen zarar

hâlleri için de geçerlidir (Nail Artuç, § 37).

43. Mağdurların kendi inisiyatifleri ile hukuk veya idare

mahkemesinde açtıkları dava yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterli

olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de etkili olması ve başvurulan makamın ihlal

iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunması gereklidir. Başvuru yolunun

ancak bir hak ihlali iddiasını önleyebilmesi, devam etmekteyse

sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilmesi ve

bunun için uygun bir giderim sunabilmesi hâlinde etkililiğinden söz etmek

mümkün olabilir (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 26; Filiz Aka, B.

No: 2013/8365, 10/6/2015, § 39).

44. Ancak “etkili bir yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif

yükümlülüğünün, sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması

yükümlülüğü olması, her soruşturmada başarılı olunması veya mağdurların

olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca varılması gerektiği anlamına

gelmemektedir. Bununla beraber kural olarak soruşturma, olayın gerçekleştiği

koşulları belirleyecek ve iddiaların doğruluğunun kanıtlanması hâlinde

sorumlularının tespit edilerek uygun telafi imkânlarını sağlayacak nitelikte

olmalıdır (Nail Artuç,

§ 45).

45. Olayların oluşumuna ilişkin delillerin değerlendirilmesi

öncelikle idari ve yargısal makamların ödevidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 44). Ayrıca

Anayasa Mahkemesinin görevi, herhangi bir davada bilirkişi raporu veya uzman

mütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bilirkişi raporu ve

benzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi hususları derece

mahkemelerinin yetkisi dâhilindedir. Buna karşın Anayasa Mahkemesi, başvurucu

tarafından yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporunun bir hükme

ulaşılırken dikkate alınması talebinin reddi kararının da tarafların haklarını

koruma amacına yönelik yeterli güvenceleri içeren bir usul çerçevesinde verilip

verilmediğini incelemesi gerekmektedir (Ahmet

Gökhan Rahtuvan, B. No: 2014/4991,

20/6/2014, §§ 59, 60).

46. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin kural olarak bilirkişilerin

vardığı sonuçları, mevcut tıbbi bilgilerden hareketle birtakım tahminlere yer

vererek sahip olduğu bilimsel bakış açılarının doğru olup olmadığı yönünden

irdeleme görevi de bulunmamaktadır (Yasin

Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 65).

47. Ancak kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usul yükümlülüklerinin somut olayda

yerine getirilip getirilmediğinin nesnel bir şekilde değerlendirilmesi ilgili

anayasal kurallar bağlamında derece mahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir

yetkileri çerçevesinde hareket edip etmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu

bağlamda müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve

yeterli olup olmadığı incelenmelidir (Murat

Atılgan, § 44).

2. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Bu bağlamda başvurucunun, tıbbi bir uygulama nedeniyle

fiziki bütünlüğünde meydana geldiğini ileri sürdüğü zararın giderilmesi amacıyla

etkili yargısal korumadan yararlanıp yararlanmadığı hususu incelenmelidir.

49. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde genel olarak

başvurucunun, maddi ve manevi bütünlüğünün ihmal suretiyle ihlal edildiğine

ilişkin tüm iddialarını kusurlu davrandığını ileri sürdüğü doktor ve özel

hastane aleyhine tazminat davası açarak dile getirebildiği anlaşılmıştır.

Mahkemece hastane raporlarının ve tedaviye ilişkin tüm evrakların getirtilerek

incelendiği, olayın aydınlatılmasına yönelik tanık beyanlarının alındığı ve

yapılan tıbbi müdahalenin yeterliliğine uzman bilgisine başvurulduğu

görülmüştür.

50. Başvuruya konu yargılamanın hukuk yargılaması olmasından

ötürü, taraflarca hazırlanma ilkesi çerçevesinde başvurucunun iddia ettiği

hususlar, sunduğu veya toplanmasını istediği deliller çerçevesinde Mahkemece

araştırılmış, şikâyetçi olduğu kısımlarla sınırlı olmak üzere inceleme

yapılmıştır.

51. Yargılama sürecinde bir avukat tarafından temsil edilen

başvurucunun, bilirkişi raporlarına ve kararlara karşı itiraz ve karar düzeltme

haklarını kullanabildiği ve bu surette meşru çıkarlarının korunması için söz

konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımının sağlandığı, dava

dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belge sunabildiği, toplanan delillerden

haberdar edildiği değerlendirilmiştir.

52. Bununla birlikte başvurucu, yargılama sürecine ilişkin somut

olarak başkaca bir şikâyeti bulunmamakla birlikte, farklı bir bilirkişi

kurulundan yeniden mütalaa alınması gerektiği yönündeki itirazlarına rağmen

eksik ve yetersiz rapora dayanak yapılarak davanın reddedildiğini ileri

sürmüştür.

53. Somut davada başvurucunun tıbbi teşhis ve tedavi sürecinde

kusur ve ihmal gösterildiği iddiasının araştırılması ve durumun açıklığa

kavuşturulması için alınan ve davayı ret kararının gerekçesine dayanak yapılan

bilirkişi raporunda, başvurucunun iddiaları ayrıntılı bir biçimde tartışılıp

karşılanarak meydana gelen sonuç ile uygulanan tedavi işlemleri arasında uygun

nedensellik bağının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.

54. Tüm bu hususlar birlikte gözönüne

alındığında; Mahkemenin dava dosyasındaki bilgi, belge ve bilirkişi raporu

uyarınca oluşturduğu kanaate ilişkin gerekçesinin somut olayla ilgili ve

yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Kararda yer verilen tespit ve gerekçe

itibarıyla kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı hakkı

yönünden yargısal makamların takdir yetkilerinin sınırının aşılmadığı,

dolayısıyla bu hakka yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna

varılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle maddi ve manevi varlığı koruma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Elif

ÇELİKDEMİR ANKITCI

Başvurucu

:

Hüseyin

ZENCİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/9167, 10 Ocak 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Necipoğlu
  15. Hakyemez
  16. Çelikdemir Ankıtcı
  17. Zencir
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/9167
Tarih
10 Ocak 2018

İlgili Kararlar

  • Nurdan Kanbur Kılıç Başvurusu (B. No: 2014/13719)
  • Cafer Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/9308)
  • Ali Cavit Demir Başvurusu (B. No: 2014/19613)
  • Hasan Akyol Başvurusu (B. No: 2015/17095)
  • Emine Özdoğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/8802)
  • A.n.s. Başvurusu (B. No: 2014/19304)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.