İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüsne Parlar Başvurusu (B. No: 2015/323)

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında meydana gelen ölüm

Başvuru No2015/323Tarih17 Temmuz 2018Okuma13 dk · 2.688 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüsne Parlar Başvurusu

Karar tarihi
17 Temmuz 2018
Başvuru Numarası
2015/323
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.688 kelime·13 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, zorunlu askerlik görevi sırasında meydana gelen ölüm

olayından dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davanın süre

aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucunun oğlu A.P., Hakkari

Şemdinli 34. Hudut Tugay Komutanlığı emrinde zorunlu askerlik görevini yapmakta

iken 25/9/2011 tarihinde başlayan mide bulantısı/baş ağrısı şikâyetleri üzerine

iki gün süreyle üs bölgesinde bulunan revirde müşahede altında tutulmuştur.

Burada uygulanan tedaviye rağmen 27/9/2011 günü sabah saatlerinde sağlık

durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye sevki için birlik komutanı tarafından

helikopter talep edilmiş ancak A.P. helikoptere nakledildiği esnada hayatını

kaybetmiştir.

9. Askerî Savcılık (Savcılık) tarafından olayla ilgili olarak

resen soruşturma başlatılmış ve otopsi işlemi yapılmıştır. Soruşturma

kapsamında A.P.nin nöbet arkadaşının, tedavisini

takip eden sağlık memurunun ve ayrıca aile fertlerinden ağabeyinin tanık

sıfatıyla ifadeleri alınmıştır.

10. Otopsi sonucunda A.P.nin kesin

ölüm nedeninin belirlenememesi nedeniyle dosya İstanbul Adli Tıp Kurumuna

gönderilmiştir.

11. Başvurucu 5/11/2012 tarihinde Savcılığa bir dilekçe vermiş

ve oğlunun kesin ölüm nedenini belirten adli tıp raporundan kendisine de gönderilmesini

istemiştir. Savcılık 13/11/2012 tarihli cevap yazısı ile müteveffanın kesin

ölüm nedeninin hâlen belirlenemediğini belirterek ilk otopsi raporlarının ve

yapılan yazışmaların birer örneğini başvurucuya göndermiştir.

12. Bu süreçte Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 7/11/2012

tarihli raporda özetle müteveffanın otopsisinde travmatik

değişim tanımlanmadığına göre kişinin travmatik

tesirle öldüğüne dair tıbbi delil bulunmadığı, kanda toksik

maddelerin olmadığı dikkate alındığında kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi

delillerinin de bulunmadığı, kişide tespit edilen beyincik kanamasının

lokalizasyonu ve özelliğine göre kişinin ölümünün patolojik (travmatik olmayan) kökenli beyincik kanaması sonucu meydana

geldiği belirtilmiştir.

13. Soruşturma dosyası içindeki idari tahkikat raporunu, adli

tıp raporunu, ifade tutanaklarını ve diğer bilgi belgeleri değerlendiren

Savcılık; A.P.nin ölümünün bünyesinde mevcut

rahatsızlığa bağlı olarak beyincik kanaması neticesinde gerçekleştiği, söz

konusu kanamanın gerçekleşmesinde veya önlenmesinde başka bir asker şahsın

kusurunun bulunduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle 22/4/2013 tarihinde

kovuşturmaya yer olmadığına (KYO) karar vermiştir.

14. Van Askerî Mahkemesi, A.P.nin

ağabeyinin 23/5/2013 tarihinde kendisine tebliğ edilen KYO kararına karşı

yaptığı itirazı 28/6/2013 tarihinde kabul etmiş ve KYO kararını kaldırarak

soruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir.

15. Başvurucu, oğlunu idarenin hizmet kusuru nedeniyle

kaybetmesinden dolayı uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle

31/1/2014 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına (MSB) yaptığı başvurunun cevap

verilmemek suretiyle reddi üzerine 15/4/2014 tarihinde Askeri Yüksek İdare

Mahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde

sağlık durumunun ciddiyeti itibarıyla oğlunun vefatının önlenmesine yönelik

tedbirlerin alınmadığını, hastaneye nakledilmesinin geciktirildiğini ileri

sürmüştür.

16. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 9/7/2014 tarihinde

oyçokluğuyla verdiği kararla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.

Gerekçeli kararda öncelikle olay süreci anlatıldıktan sonra adli ve idari

soruşturma safahatına ilişkin bilgilere yer verilmiş, bu kapsamda Savcılığın

KYO kararının soruşturmanın genişletilmesi amacıyla Askerî Mahkeme tarafından

kaldırıldığı ve soruşturma sürecinin hâlen devam ettiği hatırlatılmıştır.

Başvurucunun soruşturma sürecinde 5/11/2012 tarihinde Savcılığa verdiği dilekçe

ile oğlunun kesin ölüm nedenini belirten adli tıp raporunun kendisine

gönderilmesini istediği, A.P.nin ağabeyinin 23/3/2012

tarihinde Savcılığa verdiği ifadede olaydan dolayı şikâyetçi olduğunu

belirttiği ve 27/5/2013 tarihinde KYO kararına itiraz ettiği hususlarına yer

verilen kararda, ölenin yakınlarının söz konusu dilekçelerde tazminat ile

bağlantılı herhangi bir istemlerinin bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Kararın

gerekçesinde son olarak AYİM'in istikrar kazanmış

içtihadına değinilmiş ve buna göre ölüm olayının gerçekleştiği 27/9/2011

tarihinden itibaren bir yıl içinde ve en geç 27/9/2012 tarihine kadar zorunlu

idari başvuruda bulunulması gerekirken bu süre geçtikten sonra 29/1/2014

tarihinde idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süresinde

olmadığı belirtilmiştir.

17. Karşıoy görüşünde ise başvurucunun

oğlunun ölüm nedenine ilişkin ilk bilgilerin Savcılığın 22/4/2013 tarihli KYO

kararında yer aldığı belirtilmiş, bu tarihten önce başvurucu tarafından

Savcılıktan ölüm nedenine ilişkin bilgi talep edilmişse de henüz adli tıp

raporunun düzenlenmediği gerekçesiyle kendisine bilgi verilemediğine dikkat

çekilmiştir. Birlik Komutanlığınca da ölenin ailesine ölüm nedeni konusunda

bilgi verildiğine dair dosyada bilgi belge bulunmadığı belirtilen karşıoy görüşünde; KYO kararının verildiği 22/4/2013

tarihinden önce ölüm ve zarar nedeni konusunda bir bilgisi olmayan başvurucu

için bir yıllık zorunlu idari başvuru süresinin başlatılmasına hukuken imkân

bulunmadığı, öte yandan 22/4/2013 tarihinden itibaren yasal süresi içinde

yapılan müracaatın reddi üzerine açılan davanın süresinde olduğu ifade

edilmiştir.

18. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Mahkemenin

19/11/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

19. Nihai karar 12/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 8/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

21. Bireysel başvurunun incelenme sürecinde 21/1/2017 tarihli ve

6771 sayılı Kanun ile Anayasa'ya eklenen geçici 21. maddenin birinci fıkrasının

(E) bendiyle AYİM kaldırılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz.

Ali Mama ve Güler Mama, B. No: 2015/1962, 12/6/2018, §§ 18-25.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu; tazminat davası açılması için gerekli bilgi ve

belgelere ölüm olayının gerçekleştiği tarih itibarıyla sahip olmadığını

belirtmektedir. Ceza soruşturmasında verilen KYO kararıyla birlikte olayın

ayrıntılarını ve bu kapsamda idarenin ihmali sonucunda ölümün gerçekleştiğini

öğrendiğini ifade eden başvurucu, hizmet kusuru iddiasına dayalı olarak dava

açılması için gerekli bilgilere bu sayede ulaştığını belirtmekte; öte yandan

söz konusu kararın henüz kesinleşmediğini de hatırlatarak kesin ölüm nedeninin

hâlen netleşmediğine dikkat çekmektedir. Başvurucu, Mahkemenin dava açma

süresini ölüm olayının gerçekleştiği tarihten başlatarak davayı süre aşımından

reddetmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmekte;

yeniden yargılama talep etmektedir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü Mahkemenin

dava açma süresinin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını

hatalı değerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasının

incelenememesidir. Bu itibarla başvurucunun ihlal iddiaları adil yargılanma

hakkının güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Hakkın Kapsamı ve

Müdahalenin Varlığı

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma

hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir

unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye

erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.

Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama

özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesi

ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesi

için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.

Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden

yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:

2013/8896, 23/2/2016, § 33).

30. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Somut olayda maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan

davanın süre aşımından reddedilerek uyuşmazlığın esasının incelenmemesi

nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahalenin

bulunduğu görülmektedir.

b. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

32. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak

kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı

olamaz."

33. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir.

34. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebe

dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

35. Başvurucunun oğlunun ölümünden dolayı uğradığı zararın

tazmini istemiyle açtığı davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin

Mahkeme kararının 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu’nun 43. maddesine dayandığı görülmektedir. Dolayısıyla somut

olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni

dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.

ii. Meşru Amaç

36. Dava açmanın bir süreye bağlanmasının meşru amacının ne

olduğu hususu benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafından

müteaddit defa incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi bu incelemelerinde, idari işlem

ya da eylemlere karşı açılacak davalarda süre koşulu öngörülmesinin en genel

ifadesiyle Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin bir

gereği olan idari istikrarın sağlanması şeklinde bir meşru amacı bulunduğuna

işaret etmiştir (Daha ayrıntılı değerlendirme için bkz. Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017,

§§ 54, 55; Fatma Altuner,

B. No: 2014/17714, 26/10/2017, §§ 48, 49; Çölbeyi Lojistik Nakliyat Gümrükleme Denizcilik İnşaat Turizm Sanayii ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/12354, 9/11/2017, § 52).

iii. Ölçülülük

(1)

Genel İlkeler

37. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı değerlendirmelerde

kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle

getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,§ 52).

38. Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarını uygularken

yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten

kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan

kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (Kamil Koç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).

Bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka

açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması

nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını

kullanmasına engel olunması mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.

San. ve Tic. Ltd. Şti., § 38).

39. Bu bağlamda dava açma süresinin işlemeye başladığı an da

mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem

taşımaktadır (Yaşar Çoban [GK],

B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 66). Dava açma süresinin hangi tarihte

başlayacağını belirlemek ve mevzuatı bu yönüyle yorumlamak görevi esasen derece

mahkemelerine aittir. Bireysel başvurunun ikincillik ilkesi gereği, dava açma

süresinin başlatılacağı tarihin belirlenmesi noktasında Anayasa Mahkemesinin

bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu hususta üstleneceği rol,

dava açma süresinin hangi tarihten itibaren başlatılması gerektiğiyle ilgili

derece mahkemelerinin yorumlarının mahkemeye erişim hakkına etkisini somut

olayın koşulları ışığında incelemektir (Ahmet

Yıldırım, B. No: 2014/18135, 20/9/2017, § 46). Bu kapsamda dava açma

süresinin hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve

somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin

bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması dava hakkının varlığını anlamsız

kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir (Yaşar Çoban, § 66).

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

40. Başvurucu, dava açma süresinin başlangıç tarihi olarak ölüm

olayının gerçekleştiği tarihin esas alınmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal

ettiğinden şikâyet etmektedir.

41. Anayasa Mahkemesince daha önce benzer nitelikte başvurularda

da belirtildiği üzere idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle

açılan tam yargı davasında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için ortada

idari eylem ve zarar olmalı, ayrıca zararla idari eylem arasında illiyet bağı

bulunmalıdır. Söz konusu eylemlerin idariliği ve

doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken bazen de

çok sonra değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya

çıkabilmektedir. Bu çerçevede eylemin idariliğinin

veya yol açtığı zararın ya da arasındaki illiyet bağının eylemden çok sonra

anlaşıldığı veya ortaya konulabildiği durumlarda dava açma süresinin bu

tarihlerden sonra başlayacağı kabul edilmektedir (Aynı yönde karar için bkz. Hasan Oğuz ve diğerleri, B. No: 2015/2700,

7/2/2018, § 48).

42. Bu bağlamda, özellikle zorunlu askerlik görevi sırasında

meydana gelen ve ilk etapta mahiyeti bilinemeyen ölüm olaylarının kesin sebebi

(hastalık/kaza/intihar/cinayet) ve bu neticeye idarenin bir ihmalinin yol açıp

açmadığı, yapılan adli ve/veya idari soruşturma sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu

tip durumlarda ilgililerin kesin ölüm nedenini ve olay sürecini bilmeleri,

takip edecekleri usul ve başvuracakları idari ve adli mercilerin

belirlenmesinde önem arz etmektedir. Bu husus ayrıca, ilgililerin tam yargı

davası açma iradeleri üzerinde de belirleyici bir etkiye sahiptir (Benzer yönde

değerlendirmeler için bkz. Mehmet Menendiz

ve diğerleri, B. No: 2014/5235, 6/7/2017, § 58; Hasan Oğuz ve diğerleri,§ 49).

43. Söz konusu soruşturmalar kamu makamlarınca resen

yürütüldüğünden ilgililerin soruşturma süresinin uzunluğu üzerinde genellikle

bir etkisi olmadığı gibi soruşturma sonucunu beklemekten başka seçeneği de

bulunmamaktadır. Bu durum özellikle tam yargı davasının kusur veya ihmalin

varlığına dayandırıldığı durumlarda önem arz eder. Bu bağlamda yürütülen soruşturma

sonucu kesin ölüm nedeni, ölüm olayının meydana gelmesinde kusur veya ihmalin

varlığı ya da sürece ilişkin diğer ayrıntılar tespit edildiğinde ilgililerin

tam yargı davası açılması için gerekli olan koşulların oluştuğundan haberdar

olduğunun veya haberdar olması gerektiğinin ve dava açma süresinin de bu andan

itibaren başladığının kabulü gerekir (Hasan

Oğuz ve diğerleri, § 50, benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Menendiz ve diğerleri,§§ 58, 59).

44. Bireysel başvuruya dayanak kararda Mahkemenin dava açma

süresinin başlangıcında ölümün gerçekleştiği tarihi esas aldığı ancak başvurucu

tarafından eylemin idariliğinin ne zaman öğrenildiği

ya da öğrenilmesi gerektiğine dair herhangi bir değerlendirme yapmadığı

görülmektedir. Somut olayda başvurucunun oğlunun 27/9/2011 tarihinde hayatını

kaybettiğini öğrendiği konusunda tartışma bulunmamaktadır. Bununla birlikte

başvurucunun ölümün kesin sebebine ve bu ölüm sebebiyle ilintili olarak silah

altındaki oğullarının, ölümünden önceki süreçte içinde bulunduğu koşullara,

yaşadığı olaylara, sağlık durumuna dair verilere ve bu süreçte idarenin olası

hata ya da ihmali bulunduğu iddiasına dayanak alınabilecek bilgilere, bir başka

ifadeyle eylemin idarilik niteliğinin bulunup

bulunmadığının tespitinde esas alınabilecek unsurlara kesin ölüm nedeninin

ortaya çıkarılması için yürütülen soruşturma tamamlanıncaya kadar vâkıf

olamadığı açıktır. Öte yandan söz konusu bilgilere sahip olunmasının idari

yargıda dava açılıp açılmaması yönündeki iradenin oluşması noktasında

belirleyici bir etkisinin olduğu da yadsınamaz.

45. Buna göre Mahkemenin başvurucunun eylemin idariliğini öğrenmesine ve değerlendirmesine imkân

tanımayan olay tarihini (ölüm tarihi) esas alarak dava açma sürelerini

belirlemesine ilişkin yorumunun başvurucunun mahkemeye erişim hakkını aşırı

derecede güçleştirdiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle

davanın süre aşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim

hakkına yönelik müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

48. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerek

ihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.

49. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

50. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin

birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince- yetkili idari yargı

merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar, AYİM İkinci Dairesinin 9/7/2014 tarihli ve

E.2014/747, K.2014/1103 sayılı kararıyla ilgilidir.),

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör : Gülbin AYNUR Başvurucu : Hüsne PARLAR Vekili : Av. Mehmet Sadık LİMAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/323, 17 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının
  11. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Özgüldür
  15. Gökcan
  16. Hakyemez
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/323
Tarih
17 Temmuz 2018

İlgili Kararlar

  • Canan Tangün Başvurusu (B. No: 2015/1588)
  • İbrahim Kaptan Başvurusu (B. No: 2017/30510)
  • Abdullah Çetin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2524)
  • Abdulkerim Anaçoğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15469)
  • Bayram Sivri Başvurusu (B. No: 2017/34955)
  • Hakan Gençosmanoğlu Başvurusu (B. No: 2015/6351)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.