İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İdris Yakut Başvurusu (B. No: 2014/10709)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

Başvuru No2014/10709Tarih21 Şubat 2019Okuma15 dk · 3.036 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İdris Yakut Başvurusu

Karar tarihi
21 Şubat 2019
Başvuru Numarası
2014/10709
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.036 kelime·15 dk okuma·9 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının; gözaltında kötü muamele ve işkence yapılması nedeniyle

işkence yasağının; tarafsız ve bağımsız mahkemece yargılama yapılmaması,

önceden hazırlanan ifade tutanağının baskıyla imzalattırılması, delillerin

takdirinde yanılgıya düşülerek haksız şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi ve

yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle de adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

9. 10/4/2010 tarihinde İstanbul'un Kadıköy ilçesi İskele

Meydanı'nda yapılan "Sivil Demokratik

Anayasa" konulu miting esnasında bir grup PKK/Kongra-Gel terör örgütü yandaşı, terör örgütü ve lideri

lehine sloganlar atarak miting alanına girmiştir. Bu esnada üç şahsın MOBESE

(Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) kamera direğine tırmanarak kameraya

zarar vermeye başlaması üzerine yapılan müdahale nedeniyle grup, güvenlik

güçlerine kaldırım taşları atarak saldırmış, çıkan olaylarda yedi güvenlik

görevlisi çeşitli yerlerinden yaralanmış ve bu üç şahıstan biri olan başvurucu,

zor kullanılmak suretiyle saat 16.30'da yakalanmıştır.

10. Hakkındaki soruşturmanın tamamlanması için başvurucunun

gözaltına alınmasına karar verilmiştir. Başvurucu, gözaltı işleminin yerine

getirileceği polis merkezindeki nezarethaneye konulmadan önce adli muayene için

Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülmüş ve saat 17.58'de

muayene edilmiştir. Gerçekleştirilen muayene sonucu verilen raporun ilgili

kısmı şöyledir:

"Sağ frontal önde

3 adet yere dik yaklaşık 2x0,2 cm'lik mor menekşe eritemli sıyrıklar, sol frontalda

yaklaşık 3x1 cm'lik içinde ters F harfi olan mor

menekşe renkli eritemler, sağ tempora-panietolde

5x3 cm'lik eritemli şişlik,

sağ el humerus arasında multipi en büyüğü 3x0,2 cm'lik

eritemler, sol el bileğinde 2 adet lineer yanında 2x1

cm'lik eritemler, göğüs

8-10 hizasında ön ve arkada yere paralel lineer 5x0,5 cm'lik

eritemler yine aynı yerde ön ve arka bölgede toplam 3

adet yaklaşık 2x1 cm'lik eritemler,

sol femur arkada 2x1 cm'lik

eritem, sağ tibie lateralde, sol tibia medrolde yaklaşık 3x0,5 cm'lik eritem olduğu, çekilen grafilerinde

özellik görülmediği, hayati tehlikesi yoktur."

11. Aynı gün bu defa Adli Tıp Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube

Müdürlüğü tarafından yapılan muayene sonucu saat 20.15'te düzenlenen raporun Olayın Öyküsü (Olayın Oluş Şekli ile İlgili İddialar)

kısmında; başvurucunun Kadıköy'deki miting alanına girerken orada

bulunan şahıslarla polislerin çatışması arasında kaldığını, polislerin

kendisini gözaltına alırken dövdüğü, tekme ve tokat attıkları, copla koluna,

başına, bacağına, ayağına, vücuduna vurduklarını, sonra karakola gittiklerini,

karakolda "Hazırolda dur" dediklerini, tokat vurup

bacağına tekme attıklarını ifade ettiği, Lezyon

veya Lezyonlarla İlgili Bulgular kısmında ilk rapordaki benzer

bulguların saptandığı ve başvurucunun baş ağrısı ve ayakta duramama

şikâyetlerinin olduğunu belirttiği, Diğer

Bulgular kısmında herhangi bir not düşülmediği, Sonuç kısmında ise başvurucunun beyin

cerrahisi kliniğine sevki ile beyin cerrahı tarafından muayene edilmesi ve

gerekli tetkiklerin yapılması gerektiği kanaatini bildirir ön rapor olduğu

kayıtlıdır.

12. Başvurucu bu rapor üzerine Haseki Eğitim ve Araştırma

Hastanesine götürülerek yeniden muayene edilmiştir. Burada yapılan nöroşirüriji konsültasyonu ve muayenesi sonucu verilen

raporda; başvurucunun genel durumunun iyi, koopere oryante, DIIR+/+ [okunamadı], kroniel BT istendiği, hâlen acil nöroşirürijikel girişim düşünülmediği, KİBAS önerilerinde

bulunulduğu, yüzde hiperemik çizikle uyumlu alan

olduğu kayıtlıdır.

13. Son olarak tüm tıbbi raporlar değerlendirilerek Adli Tıp

Kurumu İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından 11/4/2010 tarihinde saat

00.25'te düzenlenen rapordan başvurucunun yumuşak dokuda lezyonlara neden olan

yaralanması nedeniyle yaşamını tehlikeye sokan bir durumun olmadığı,

yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte

olduğu, kemik kırığı tarif ve tespit edilmediğinin bildirildiği

anlaşılmaktadır.

14. Bu arada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/4/2010

tarihinde başvurucu hakkında kırk sekiz saat süreyle verilen gözaltı süresi, ek

gözaltı kararıyla yirmi dört saat süreyle 13/4/2010 saat 16.30'a kadar

uzatılmıştır.

15. Yürütülen soruşturma kapsamında MOBESE teknik servisinin

olay yerindeki incelemeleri sonucunda veri ve telekom

kabloları koparılan MOBESE kamerasının zarar gören kabloları olay gecesi

onarıldıktan sonra saat 23.00 sıralarında kameranın çalışır durumda olduğunun

tespit edilmesi üzerine kolluk tarafından olay gününe ait saat 13.00-18.00

arasını gösteren görüntüler alınarak DVD ortamına aktarılmıştır. Olayla ilgili

olarak MOBESE kamera görüntüleri ile Foto Film Şube Müdürlüğü ve ulusal

kanallara ait kamera çekimlerinin incelenmesi sonucu önce yüzü puşi ile kapalı bir şahsın MOBESE kamerası direğine

tırmandığı, ardından başvurucunun tırmandığı, en üsteki şahsın başvurucunun

omuzlarına basarak MOBESE kamerasına ulaştığı, kablolarını kopararak zarar

verdiğinin görüldüğü şeklinde 11/4/2010 tarihli tutanak düzenlenmiştir. Diğer

yandan olay öncesinde 30/12/2009 tarihinde kollukta ve avukat huzurunda

başvurucu aleyhine ifade veren A.Y. isimli şahsın başvurucu ile birlikte

katıldığı diğer başka eylemlere ilişkin beyanlarının tespit edilmesi üzerine bu

şahsa ulaşılmaya çalışıldığı ancak ulaşılamaması üzerine başvurucu ile ilgili

olarak teşhis yaptırılamadığı anlaşılmaktadır.

16. Başvurucunun hakları hatırlatılarak 12/4/2010 tarihinde

kollukta müdafii M.E.E. huzurunda alınan ifadesinde

başvurucuya A.Y. ile birlikte katıldıkları iddia edilen yedi ayrı örgütsel

eyleme ve Kadıköy İskele Meydanı'nda gerçekleşen olaylara dair sorular

yöneltilmiştir. Başvurucu kendisine sorulan yedi farklı tarihteki eylemlere

ilişkin olarak bir kısım eylemlere A.Y. ile birlikte, bir kısmına ise tek başına

katıldığını, bu eylemlerde yüzünü kapatmadığını, slogan atmadığını, bir kısım

eylemde grup içinden taş ve molotof atıldığını ancak

kendisinin atmadığını ifade etmiştir. Kadıköy İskele Meydanı'ndaki olayla

ilgili olarak ise başvurucu; MOBESE direğine çıkmaya çalışan, yüzü kapalı bir

şahsın ayağı ile omzuna vurarak kendisinden yardım istediğini, bu şahsın

kendisinin omuzuna basarak direğe çıkabildiğini, kendisinin de miting alanını

yüksekten seyretmek amacıyla MOBESE direğine çıktığını, slogan attığını, sonrasında

polisin kendisini yakaladığını belirterek pişman olduğunu bildirmiştir.

17. Başvurucu, suçlamalara ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca (Savcılık)13/4/2010 tarihinde alınan ifadesinin ilgili kısmında

kollukta verdiği ifadenin doğru olduğunu ve bu ifadesini aynen tekrar ettiğini

belirterek benzer beyanlarda bulunmuştur. Ayrıca Kadıköy İskele Meydanı'nda

yakalandıktan sonra polise kaldırım taşı atılmış olabileceğini, slogan atan

grubun yanında bulunmuş ise de kendisinin slogan atmadığını, katıldığı

eylemlerde yüzünü kapatmadığını, eylemlere katıldığı için çok pişman olduğunu,

operasyonlar başlayınca Y. ve M. isimli grup arkadaşlarının ortadan

kaybolduğunu ifade etmiştir. Bu işlem sırasında hazır bulunan başvurucunun müdafii M.E.E. ise başvurucunun yakalanmasının ardından

götürüldüğü karakolda ciddi bir darp ve cebire maruz kaldığını, yüklenen

suçlarla ilgili ikrarının alınmış olduğunu müşahede ettiğini, ayrıca

nezarethanede kırk sekiz saat boyunca avukatla görüştürülmeden tek başına tutulmuş

olması nedeniyle baskı altında olduğuna dair bir izlenim edindiğini

belirtmiştir.

18. Savcılık ifade alma işleminin ardından aynı tarihte

başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasını talep etmiştir.

Talebi inceleyen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuyu aynı tarihte

sorgulamıştır. Başvurucu sorgusunda 10/4/2010 tarihindeki mitinge katıldığını,

buna ilişkin önceki beyanlarını tekrar ettiğini ancak katıldığını beyan ettiği

diğer eylemlerin bir kısmına (taş ve molotof atılan)

katılmadığını, Cumhuriyet Savcılığında psikolojik baskı altındayken farklı

ifadeler verdiğini beyan etmiştir. Başvurucunun müdafii

M.E.E.nin hazır bulunduğu sorgudaki beyanının ilgili

kısmı şöyledir:

"Ben baro tarafından

tayin edildim. Ben emniyete gittiğimde müvekkilim tek şüpheli olmasına rağmen

nedensiz yere gözaltı süresi uzatılmıştı ve müvekkilim görüntü itibariyle

çaresiz ve bitkin bir durumdaydı. Dosyadaki raporlardan da müvekkilimin bu

dönemde darp ve cebire maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Müvekkilim hakkında

isnatlarda bulunan [A.Y.]yaklaşık 6 ay önce yakalanıp

serbest bırakılmıştır. Müvekkilimin ifadesine başlanacağı sırada ifade

tutanağının bu kişinin beyanları doğrultusunda emniyetçe önceden hazırlanıp

kaydedildiğini farkettim. Müvekkilime sorduğumda

ifadelerinin doğru olduğunu söyledi. Ancak ben buna ikna olmadım. Yine dosya

kapsamına göre mobese kamerasına herhangi bir zarar

verilmemiştir. Ayrıca direkte müvekkilimin üstünde bulunan kişi nedense yakalanmamıştır.

Sonuç itibariyle müvekkilimin beyanları doğru kabul edildiyse samimi beyanlarda

bulunduğundan TCK.221 maddesindeki etkin pişmanlıktan yararlanması gereklidir.

Yine müvekkilimle irtibatlı olduğu belirtilen [A.Y.] yakalanıp serbest bırakılmış

ve sonraki süreçte de müvekkilim bu kişiyle görüşmüştür. Yani müvekkilim

arandığını düşünmesine rağmen adresinden ayrılmamış ve kaçmamıştır. Bu nedenle

sabit ikametgah sahibi olan müvekkilimin öncelikle

serbest bırakılmasını veya CMK.109 maddesindeki adli kontrol hükümleri

uygulanarak serbest bırakılmasını talep ediyorum dedi."

19. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 13/4/2010 tarihinde,

üzerine atılı suç nedeniyle başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.

20. Savcılığın 14/4/2010 tarihli iddianamesiyle başvurucu

hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma,

görevi yaptırmamak için direnme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma

veya el değiştirme ile 13/12/2009, 27/12/2009 ve 10/4/2010 tarihli eylemler

nedeniyle mala zarar verme suçlarından kamu davası açılmıştır.

21. Yargılama öncesinde başvurucunun müdafii

S.Ö. 2/9/2010 havale tarihli dilekçesiyle, soruşturma sırasında baro tarafından

görevlendirilen müdafii M.E.E.nin

tanık olarak dinlenilmesini talep ederek başvurucunun kolluktaki ifadesinin

baskı ve şiddet altında alındığını, gerçek iradesini yansıtmadığını, beyanların

önceden hazırlandığına ve zorla imzalattırıldığına tanık olan kişinin bilgisine

başvurmanın zorunlu olduğunu dile getirmiştir.

22. Başvurucunun müdafii S.Ö.

20/9/2010 havale tarihli dilekçesiyle de, başvurucunun kalabalığı biraz

yukarıdan izleme merakı nedeniyle MOBESE direğine tırmanmaya çalışması dışında

hiçbir eyleminin olmadığını, o sırada yakalanması üzerine kalabalığın polislere

karşı koyduğunu ve bu esnada başvurucunun ciddi bir şiddete maruz kaldığını,

işkence ve şiddetin verdiği korku ve travma ile İstanbul Terörle Şube

Müdürlüğüne gönderilen başvurucuya burada da psikolojik şiddetin devam ettiğini

belirterek tahliye talebinde bulunmuştur.

23. (Kapatılan) İstanbul 10. Ağır Ceza (CMK mülga 250. madde ile

görevli) Mahkemesince (Mahkeme) yapılan duruşmanın 23/9/2010 tarihli ilk

oturumunda başvurucu, müdafiinin hazır bulunduğu

savunmasında kollukta verdiği ifadesini kabul etmemiş ve ifadenin okumadan

kendisine imzalatıldığını bildirmiştir. Başvurucu, Savcılıkta korkarak ifade

verdiğini ancak hâkim önüne geldiğinde kendisini güvende hissettiğini

belirterek hâkim önünde yapılan sorgusunda verdiği ifadesini kabul ettiğini

beyan etmiştir.

24. Duruşmanın 27/1/2011 tarihli ikinci oturumunda; Savcılık

başvurucu müdafiinin tanık olarak bildirdiği,

soruşturma aşamasında başvurucunun müdafiliğini yapan M.E.E.nin

beyanlarının savunmaya yönelik olması nedeniyle tanık olarak dinlenilmesine

karar verilmesini talep etmiştir. Bunun üzerine Mahkeme, M.E.E.nin

tanık olarak dinlenilmesine karar vermiştir.

25. 27/9/2011 tarihli oturumda M.E.E. tanık olarak

dinlenilmiştir. Tanığın ifadesi şöyledir:

"Ben soruşturma

aşamasında sanığın müdafii olarak Baro tarafından görevlendirildim,

sanığın emniyette alınan ifadesi sırasında bilahare savcılıkta alınan ifadesi

sırasında ve Nöbetçi hakimlikte alınan ifadesi sırasında müdafiisi

olarak hazır bulundum, savcılıkta ve nöbetçi hakimlikte soruşturma aşamasında

emniyet ifadesi sırasında yaşananları ayrıntılı olarak anlattım o ifademi aynen

tekrar ediyorum, dedi.

Tanığa dizi 142 de Nöbetçi Hakimlik beyanı ve

Dizi 138-139'daki savcılık beyanı okundu, soruldu: Doğrudur, dedi.

Tanık devamla; Ben emniyette gidip sanıkla görüştüğümde

nezarette tek başına idi, iki gündür kendisi müdafii

ile görüştürülmemişti, ayrıca ben gelmeden önce dosyadaki emniyet ifadesi [A.Y.nin] ifadesi doğrultusunda hazırlanmıştı, kendisine bu

ifadeyi imzaladığı takdirde savcılıkca ifadesi

alındıktan sonra serbest bırakılacağı inandırılmıştı, ayrıca sanığın tek başına

kalmaktan kaynaklanan korkusu vardı, hatta kolluk görevlileri sanık ifadesini

değiştirmezse bana da şahsın büyük ihtimal ile serbest bırakılacağı söyenmişti, ayrıca sanığın ailesi ile de görüşülüp sanık

ailesi vasıtasıyla da ikna edildiğini sanık bana söyledi, dedi.

Devamla; tanık olay gününe ait notlarına

bakmak istedi ve notlarına baktıktan sonra yukarıdaki ifadesine ilaveten;

sanığın yüzünde darp izleri ve üzerinde kan izleri gördüm, sanıktan sorduğumda

bana karakolda dövüldüğünü söyledi."

26. Mahkeme 2/4/2013 tarihli kararıyla, başvurucunun görevi

yaptırmamak için direnme suçundan beraatine, üzerine

atılı diğer suçlardan mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin hükmen devamına,

terör örgütü propagandası yapma suçundan ise 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı

Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların

Ertelenmesi Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b)

bendi uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.

27. Başvurucu, mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk

hâlinin devamına ilişkin karara 8/4/2013 tarihinde itiraz etmiş;itiraz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesince

19/4/2013 tarihinde reddedilmiştir.

28. Başvurucunun temyizi üzerine hüküm, Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin (Daire) 17/1/2014 tarihli kararıyla 13/12/2009 tarihli eyleme konu

mala zarar verme suçu haricindeki mahkûmiyet kararları yönünden onanarak

kesinleşmiştir. Söz konusu mala zarar verme suçuna yönelik olarak ise

başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil

elde edilemediği gözetilmeksizin beraati yerine

mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı bulunarak bozulmuştur.

29. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden

anlaşıldığına göre Daire kararı başvurucuya 16/5/2014 tarihinde, başvurucu

vekiline ise 30/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

30. Bozmaya uyularak mala zarar verme suçu yönünden yapılan yargılama

sonunda İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/6/2014 tarihli kararıyla bozma

doğrultusunda başvurucunun beraatine hükmedilmiş ve

bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

31. Başvurucu 25/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 21/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararların

gerekçelerinin standart ve klişe nitelikte olduğunu, tutukluluğun makul süreyi

aştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

34. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun -ilk derece mahkemesince hüküm ile

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemiş ise- kararın

verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen

kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Muhammet Ömeroğlu, B. No: 2014/657,

17/5/2016, § 40).

35. Somut olayda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâli

sona ermiştir. İlk derece mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun

devamı kararına yapılan itiraz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/4/2013

tarihli kararı ile reddedilmiştir. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve

belgelerden anlaşıldığı üzere ret kararı başvurucu vekiline 18/5/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Bu nedenle söz konusu iddiaya ilişkin başvurunun 18/5/2013

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 25/6/2014tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. İşkence ve Kötü

Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; mitingde gözaltına alınarak fiziki olarak polis

şiddetine maruz kaldığını, bu şiddet ve baskı altında verdiği kolluktaki

ifadesini; aynı korkuyla Savcılık ifadesini imzalamak zorunda kaldığını,

böylelikle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüş yazısında Anayasa Mahkemesinin bireysel

başvuruları inceleme hususunda zaman bakımından yetkisinin 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve eylemlere ilişkin başvuruları kapsadığı

belirtilerek bireysel başvuru konusu yapılan 23/9/2012 tarihinden önceye

ilişkin kötü muamele iddiaları bakımından bu hususun kabul edilebilirlik

incelemesinde dikkate alınması gerektiği bildirilmiştir.

39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında Savcılık

tarafından sorumlular hakkında resen bir soruşturma açılmaması nedeniyle

işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi etkili soruşturma yükümlülüğünün söz

konusu olduğu hallerde ve olayların şartlarına bağlı olarak yaptığı

değerlendirilmelerinde, bir soruşturma başlatılmaması ya da soruşturma

başlatılmakla birlikte uzun süre etkisiz yürütülmesi durumlarında

başvuruculardan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için gerekli

özeni göstermeleri ve şikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa

Mahkemesine sunmaları gerektiğini vurgulamıştır (benzer yöndeki kararlar için

bkz. Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,

17/7/2014, § 77; Adle Azizoğlu ve Sedat Azizoğlu, B. No:

2014/15732, 24/1/2018, § 84-87).

41. Somut olayda, başvurucunun kolluk görevlileri tarafından darbedildiği iddiasında bulunduğu anlaşılmaktadır (§ 11).

Başvuru konusu bu iddiaya yönelik olarak başlatılmış bir ceza soruşturmasının

bulunmadığı tespit edilmiştir.

42. İlgili şikâyetlerini Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru

yolu ile iletmede güçlük çektiği yönünde herhangi bir iddiada bulunmayan

başvurucu, soruşturma aşamasında doktor huzurunda bizzat, Savcılık, sorgu ve

yargılama aşamasında da müdafii aracılığıyla kötü

muameleye ilişkin iddialarını dile getirdiği 2010 yılından -Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıç tarihi olan 23/9/2012

tarihini de aşacak şekilde- 25/6/2014 tarihine kadar bireysel başvuruda

bulunmada hareketsiz kalmıştır. Başvurucu, bu tespitin aksine bir delil

sunmadığı gibi hareketsiz kalmayı tercih etmesinin nedenine ilişkin bir

açıklama da bulunmamıştır. Bu zaman zarfında yetkili makamlarca resen bir ceza

soruşturması başlatılmadığından haberdar olan başvurucunun, gerekli özeni

gösterme yükümlülüğü kapsamında söz konusu iddiaya ilişkin olarak Anayasa

Mahkemesine süresinde bireysel başvuruda bulunmadığı görülmektedir. Bu itibarla

başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleye ilişkin bir

soruşturma başlatılmadığının açıkça farkında olduğu tarih ile bireysel

başvuruda bulunduğu tarih arasında geçen uzun sürenin makul olduğu ve

başvurunun süresinde yapıldığı kabul edilemez.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Makul Sürede Yargılama

Hakkına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu, yargılamanın yaklaşık 4 yıl 2 aylık sürede

sonuçlanması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

45. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin

yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini

tartışmıştır.

46. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru

yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa

Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat

Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin

bireysel başvurunun ikincil niteliği

ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

47. Mevcut başvurularda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma

Hakkına İlişkin Diğer İhlal İddiaları

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu; yargılamayı yapan özel yetkili mahkemenin

tarafsız ve bağımsız olmadığını, gözaltında önceden hazırlanan ifade

tutanağının baskıyla imzalattırıldığını, delillerin takdirinde yanılgıya

düşüldüğünü ve somut bir delil olmadan haksız şekilde mahkûmiyet kararı

verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

50. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde bireysel başvuru yapılması gerekir.

51. Bireysel başvuruda başvuru süresinin başlangıcı, ihlalin

başvurucu ve/veya vekili olması fark etmeksizin hangisi tarafından öğrenilirse

öğrenilsin ilk öğrenilme tarihinden itibaren başlamaktadır (Kadir Turgut, B. No: 2014/4985, 6/7/2017,

§ 25).

52. Somut olayda nihai kararın 16/5/2014 tarihinde başvurucuya

tebliğ edildiği görülmektedir. İhlalin -yukarıdaki içtihatta da belirtildiği

üzere- ilk olarak öğrenildiği 16/5/2014 tarihinden itibaren otuz günlük başvuru

süresi geçtikten sonra 25/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu

anlaşılmıştır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkına ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Volkan SEVTEKİN Başvurucu : İdris YAKUT Vekili : Av. Mehmet ERBİL

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/10709, 21 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. İşkence ve Kötü
  9. C. Adil Yargılanma
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  11. M. Emin KUZ
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/10709
Tarih
21 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • Abdulbaki Bozkurt ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/3239)
  • Kerem Elmas Başvurusu (B. No: 2015/5465)
  • Mecail Özel Başvurusu (B. No: 2015/480)
  • Fatih Saraman Başvurusu (B. No: 2014/7256)
  • Beste Güler Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9669)
  • Mehmet Coşkun Karabaşoğlu Başvurusu (B. No: 2015/14383)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.