İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İhsan Asutay Başvurusu (B. No: 2012/606)

1. Başvurucu, sivil memur

Başvuru No2012/606Tarih20 Şubat 2014Okuma21 dk · 4.109 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İhsan Asutay Başvurusu

Karar tarihi
20 Şubat 2014
Başvuru Numarası
2012/606
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.109 kelime·21 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, sivil memur

olarak görev yaptığı askeri idarenin, eğitim mazeretine dayalı, kurumlar arası

atama talebine muvafakat vermemesi ve buna ilişkin davasının reddedilmesi nedeniyle

eğitim hakkı ve eşitlik ilkesinin; Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM)

bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiasıyla ve dava açıldıktan sonra

yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname uyarınca idare lehine maktu vekâlet

ücreti ödenmesine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 9/11/2012

tarihinde Balıkesir İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve

eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler

tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 27/6/2013 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, 2004 yılında “makine teknisyeni torna-frezeci”

olarak Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığında göreve başlamıştır.

6. Başvurucu, Öğrenci Seçme ve

Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan sınav sonucunda 2006 yılında Sakarya

Üniversitesi Adapazarı Meslek Yüksek Okulu (MYO) Mekatronik

bölümünde ön lisans eğitimine (uzaktan eğitim) başlamış ve 2008 yılında bu

bölümden mezun olmuştur.

7. Başvurucu, tekrar sınava

girerek Fırat Üniversitesi (Elazığ) Teknik Bilimler, MYO Makine bölümünde

öğrenim hakkı kazanmış ve 8/9/2009 tarihinde kesin

kaydını yaptırmıştır.

8. Başvurucu, üniversite

öğrenimine devam edebilmek için 25/11/2009 tarihinde, MYO’nun bulunduğu Elazığ ilinde atamasının yapılabileceği

Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birim bulunmaması nedeniyle kurumlar arası

atamasının yapılabilmesi için ilgili idareden “muvafakat”

talebinde bulunmuştur. Hava Kuvvetleri Komutanlığının 28/12/2009

tarih ve 1290.148989-09 sayılı yazısında, başvurucunun 26/2/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan, Milli Savunma Bakanlığı, Genel Kurmay

Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer

Değiştirme Suretiyle Atamalarına İlişkin Yönetmelik’te (Atama Yönetmeliği)

sayılan özür grupları kapsamına girmediği gerekçesiyle atama isteğinin 2010

yılı sivil memur alım ve atama planlaması çerçevesinde değerlendirileceği

bildirilmiştir.

9. Başvurucu bu yazıya

istinaden 2010 yılı atamaları kapsamında 30/4/2010

tarihinde kurumlar arası atamaya muvafakat talebini yinelemiştir. Hava

Kuvvetleri Komutanlığının 2/6/2010 tarih ve

1210-85322-10 sayılı yazısı ile başvurucunun atama isteğinin uygun görülmediği

bildirilmiştir. Yazının ilgili kısımları şöyledir:

“…

2. EK-B listede isimleri yazılı sivil memurların ise;

garnizon ve birliklerde kadro bulunmaması, yerlerine verilecek personel

temininde yaşanan sıkıntılar, anılan unvanda birliğin memur ihtiyacının olması

gerektiği gibi nedenlerle atanma/sınıf değişikliği istekleri uygun görülmemiş

olup, zaman içerisinde gelişen durumlara (yerlerine memur temin edilmesi, yeni

kadroların açılması veya kapanması, naklen tayin isteyen memurların çıkması,

becayiş vb.) bağlı olarak değerlendirme işlemine devam edilecektir.

…”

10. Atama taleplerinden sonuç

alamayan başvurucu, kayıt olduğu MYO Yönetim Kuruluna başvuruda bulunarak

2009-2010 öğretim yılında geçici izinli sayılma talebinde bulunmuş ve bu talebi

11/9/2009 tarihli kararla kabul edilmiştir.

11. Başvurucunun tekrarladığı

bir başka atama talebi, 9. Ana Jet Üs Komutanlığının 7/10/2010

tarih ve 1270-21538-10/ sayılı yazısı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına

iletilmiş olup, Kuvvet Komutanlığının 21/10/2010 tarih ve Per:1230-121760-10

sayılı yazısı ile reddedilmiştir. Yazının ilgili kısımları şöyledir:

“… Sivil Memur (Mak.Tekns.)

İhsan ASUTAY (…)’ın … dilekçesindeki atanma isteği

incelenmiştir.

2. Birliğin makine teknisyeni branşında personel ihtiyacı

bulunduğu ve ayrıca anılan memurun atanma isteğinin … yönetmelikte belirtilen özür gruplarına girmediği

değerlendirilmektedir. Zira Balıkesir’de makine teknisyenliği ile ilgili yüksek okul bulunmasına rağmen kendisi Elazığ’ı tercih

etmiştir.

3. 2010 yılı memur alım müsaadesi kısıtlı olduğundan makine

teknisyeni branşında alıma çıkılamamış, müsaadesi

alınan kadrolar ihtiyaç duyulan unvanlar için kullanılmıştır. Bu nedenle anılan

memurun atanma isteği uygun görülmemiş olup, 2011 yılı sivil memur alım ve

atama planlaması (ilave memur alım müsaadesi verilmesi, becayiş vb) çerçevesinde tekrar edilecektir.

…”

12. 9. Ana Jet Üs Komutanlığının

başvurucunun durumunu ilgilendiren 28/3/2011 tarih ve Per:1210-6252-11/İd.Ks. sayılı,

“Atama Talep ve Teklifleri”

konulu yazısı, ilgili idari birimlere dağıtılmıştır. Yazının ilgili kısımları

şöyledir:

“ … (a) Milli Savunma Bakanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı ve

Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle

Atanmalarına İlişkin Yönetmelik

(b) Hv.K.K.lığının

23 Mart 2011 tarihli, PER. : 1230 -34343- 11/Per.D. Svl.Me.Ş. sayılı

“Atama Talep ve Teklifleri” konulu emri

1. Sivil memurlar Türk Silahlı Kuvvetlerinde devamlılık arzeden görevler için alınmakta ve atamaya tabi tutulmadan

emekliliğe kadar aynı görevde kalmaları arzu edilmektedir. Ancak ilgi (a)

yönetmelik hükümlerine uygun veya uygun olmayan çok sayıda memurun atama isteği

bulunmakta olduğu ilgi (b) emirle bildirilmiş olup, memur alımlarındaki sıkıntı

nedeniyle yerlerine memur alımı yapılamadığından bu istekler çözülememektedir.

2. Hv.K.K.lığınca

söz konusu atama isteklerinde az sayıda da olsa birbirlerinin yerine atama

yapılarak sorun çözülebilmektedir.

3. Ayrıca memurlar atanma olasılıklarını artırmak

istiyorlarsa, Hava Kuvvetlerinin bulunduğu garnizonlara atama isteğinde

bulunmalıdırlar, aksi takdirde memur alım sıkıntısının her geçen gün artarak

devam edeceği anlaşıldığından sivil kuruluşlara veya diğer kuvvetlerin

bulunduğu garnizonlara atama isteklerine zorunluluk bulunmadıkça olumsuz

bakılmaktadır.

…”

13. Başvurucu, 29/3/2011 tarihli dilekçe ile MYO’daki

öğrenimine devam edebilmek için kurumlar arası atamaya muvafakat talebini

yinelemiş ve Kara Kuvvetleri Komutanlığının Elazığ garnizonundaki boş bir

kadroya atamasının yapılmasını talep etmişse de başvurucunun bu talebi de

ilgili idare tarafından 4/7/2011 tarihli işlemle reddedilmiştir.

14. Başvurucu, idari işlem

aleyhine 18/7/2011 tarihinde AYİM önünde iptal davası

açmış ve yürütmenin durdurulması talebinde bulunmuştur.

15. AYİM Nöbetçi Dairesinin 10/8/2011 tarih ve E.2011/162, K.2011/12 sayılı kararı ile

dilekçenin reddine karar verilmesi üzerine başvurucu, 26/8/2011 tarihinde

dilekçesini yenilemiştir.

16. Başvurucunun yürütmenin

durdurulmasına yönelik talebi, AYİM İkinci Dairesinin 16/11/2011

tarih ve E.2011/1168 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

17. AYİM İkinci Dairesinin 4/4/2012 tarih ve E.2011/1168, K.2012/395 sayılı kararı ile

başvurucunun iptal davasının reddine

ve 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve

Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun

Hükmünde Kararname’nin (659 sayılı KHK) 6. ve 14. maddeleri gereğince ilgili

tarifeye göre hesaplanan 1.200,00 TL vekalet

ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine oybirliği

ile karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

“… esas konuya dönüldüğünde; Anayasanın

125’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında düzenlenmiş bulunan ‘idarenin takdir

yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.’ tarzındaki hükmün,

idarenin sınırsız ve mutlak takdir hakkına sahip olduğu ve böylece takdir

hakkının idari yargı denetimine tabi olmadığı şeklinde yorumlanması ve

uygulanması, yine Anayasa ile öngörülen ‘Hukuk Devleti’ ilkesi ile

bağdaşmamaktadır. Takdir yetkisinin sınırlarının yargı yerlerince

çizilebileceği ve bu konuda hiçbir yasal sınırlamanın kabul görmeyeceği konusunda

öğretide ve içtihatlarda ittifak bulunmaktadır.

Belirtilen mevzuat hükümleri ile idareye atamalar konusunda

takdir yetkisinin verildiği, bir başka ifade ile davacı gibi eğitim kurumuna

öğrencilik kaydını yaptıran devlet memurlarının eğitim kurumunun bulunduğu yere

atamalarının yapılacağına ilişkin davalı idarenin bağlı yetkisinin değil takdir

yetkisinin bulunduğu, ancak bu takdir yetkisinin sınırlarının da yargı

yerlerince çizileceği açıktır.

İdare, işlem ve eylemlerini yaparken ‘kişi yararı’ ve ‘kamu yararı’nı göz önünde bulunduracak, yasal sınırları

içerisinde takdir hakkını bu amaçları gerçekleştirmek için kullanacaktır.

Ancak, söz konusu yetkinin kullanılma biçim ve esasları ile sınırı ne olmalıdır

ki, atamaya yetkili makam hukuka uygun hareket etmiş olsun? Şu halde, söz

konusu takdir hakkının davalı idarece hangi kriterlere

göre kullanılması halinde hukuka uygun düşeceği hususu, hukuka uygunluk

denetimi açısında önem arz etmektedir.

Bu açıklamalar ışığında yapılan inceleme sonunda; Davacının

Elazığ Fırat Üniversitesinde kayıt hakkı kazandığı eğitim ile sahip olduğu

eğitim seviyesinin aynı olduğu dikkate alındığında bu eğitim durumunun davacı

yönünden yönetmeliğe uygun bir atama özrü teşkil etmediği ve dolayısıyla

davacının Elazığ garnizonuna atanma talebinin reddi şeklinde tesis edilen

işlemde sebep ve amaç unsuru bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı kanaat ve

sonucuna ulaşılmıştır.

…”

18. Başvurucu bu karara karşı

karar düzeltme talebinde bulunmuş olup AYİM İkinci Dairesinin 3/10/2012 tarih ve E.2012/860, K.2012/850 sayılı kararı ile

karar düzeltme talebinin reddine oybirliği ile karar verilmiş ve bu şekilde

başvuru yolları tüketilmiştir. Bu karar başvurucuya 15/10/2012

tarihinde tebliğ edilmiştir.

B. İlgili

Hukuk

19. Anayasa’nın 128. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

“Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,

atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri

ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.(Ek Cümle: 7/5/2010-5982/12

md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu

sözleşme hükümleri saklıdır.”

20. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet

Memurları Kanunu’nun “Yer değiştirme

suretiyle atanma” kenar başlıklı 72. maddesi şöyledir:

“Kurumlarda yer değiştirme suretiyle atanmalar; hizmetlerin

gereklerine, özelliklerine, Türkiyenin ekonomik,

sosyal, kültürel ve ulaşım şartları yönünden benzerlik ve yakınlık gösteren

iller gruplandırılarak tespit edilen bölgeler arasında adil ve dengeli bir

sistem içinde yapılır.”

21. 657 sayılı Kanun’un “Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin

değiştirilmesi” kenar başlıklı 76. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak

aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci

maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka

yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.”

22. Atama Yönetmeliği’nin “Temel ilkeler” kenar başlıklı 5. maddesi

şöyledir:

“(1) Yer değiştirme suretiyle atamalarda esas alınacak temel

ilkeler şunlardır;

a) Bu Yönetmelik kapsamındaki Devlet memurları için hizmet

alanlarındaki görevin sürekliliği esastır.

b) Yer değiştirme sureti ile atamalarda, atanmak istenilen

hizmet bölgesi ve alanındaki kadro imkânları ile ayrılmak istenen yerdeki

hizmet ihtiyacı öncelikle dikkate alınır.

c) Kurumun hizmet ihtiyacı nedeniyle hizmet bölgelerindeki

zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın belirli bir süre görev yapmak üzere

sürekli görevle atama yapılabilir.

ç) Hizmet ihtiyacı nedeniyle yapılacak atamalarda, görevin

özelliğine göre hizmet bölgeleri ve alanları arasında memurların adil ve

dengeli dağılımının sağlanması esastır.

d) Atama isteklerinin değerlendirilmesinde birlik komutanı

veya kurum amirlerinin görüşleri de dikkate alınır.

e) Atanacak memurun asaletinin onaylanmış olması gerekir.”

23. Atama Yönetmeliği’nin “Atamalarda göz önünde bulundurulacak hususlar”

kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:

“(1) Atamalarda aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulur:

a) Atamalarda aile bütünlüğünün muhafaza edilmesi

bakımından, eş ve sağlık durumları, ilgili kurumlar arasında gerekli

koordinasyon sağlanarak dikkate alınır.

b) Aynı kurumda çalışıp da atanma talebinde bulunan eşlerden

ast durumunda olanın görev yeri üst durumda olana bağlı olarak değiştirilir.

c) Farklı kurumlarda çalışıp da atanma talebinde bulunan

eşlerden unvan, kadro ve görev bakımından daha aşağıda bulunanın görev yeri üst

durumda olana bağlı olarak değiştirilir.

ç) Önceki görev yerinden disiplinsizlik ve ahlaki nedenlerle

atamaya tabi tutulan memurların, eski görev yerlerine yeniden atanma istek ve

teklifleri dikkate alınmaz.

d) Özürlü memurların atanmak istedikleri yerde boş kadro

bulunması halinde kadroları ile birlikte atamaları yapılabilir.

e) Terör eylemleri etkisi ve sebebiyle şehit olan veya

çalışamayacak derecede malul olan ya da malul olup da çalışabilir durumda olan

kamu görevlileri ile er ve erbaşların, Devlet memuru olarak görev yapan eş ve

çocukları ile anne, baba ve kardeşlerinin; yer değiştirme suretiyle atanma

talepleri, bu durumlarının ilgili yerlerce belgelendirilmiş olması kaydıyla,

kadro imkânları da dikkate alınmak suretiyle bu Yönetmelikteki kısıtlayıcı

hükümlere bakılmaksızın öncelikle gerçekleştirilir.”

24. Atama Yönetmeliği’nin “İsteğe bağlı yer değiştirmeler” kenar

başlıklı 11. maddesi şöyledir:

“(1) Aşağıda belirtilen öncelik sırası esas alınarak, hizmet

bölgelerindeki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan memurun isteği üzerine

yer değiştirme suretiyle atama;

a) Sağlık Durumu: …

b) Eş Durumu: …

…

(3) Eğitim Durumu: Memurun eğitim durumuna dayanarak yer

değiştirme isteğinde bulunabilmesi için; durumunu belgelendirmesi şartıyla mevcut tahsil seviyesinin üzerinde en az ön

lisans düzeyinde eğitim görmek üzere sınavı kazanmış olması gerekir. Bu durumda

eğitim-öğretim yapılacak yüksek öğretim kurumlarının

bulunduğu bölgeye sınıf ve unvanına uygun kadro bulunması halinde ataması

yapılabilir. Ancak bölgelerdeki zorunlu çalışma süreleri tamamlanmadan, bu

istek dikkate alınmaz.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 20/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

9/11/2012 tarih ve 2012/606 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

26. Başvurucu, teknisyen

statüsünde sivil memur olarak mesleğe başladığını, hali hazırda görev yaptığı

Balıkesir 9. Ana Jet Üs Komutanlığında mezun olduğu mekatronik

bölümü ile uyumlu tekniker unvanına yükselme imkânının bulunmadığını, görev

yerindeki MYO’nun makine bölümüne liseden 1991 ve

sonraki yıllarda mezun olanların kabul edildiğini, kendisinin 1990 mezunu

olması nedeniyle kendi görev yerindeki yüksek okula

başvuramadığını, devam etmek istediği Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler MYO’nun makine bölümünün, daha önce mezun olduğu mekatronik bölümü ile aynı seviyede olsa da müfredat ve

mesleki alan itibarıyla farklı olduğunu, mesleğiyle ilgili daha fazla teorik

bilgi ve beceri sağladığını, bu bölümden mezun olduktan sonra kamuda tekniker

kadrolarına geçiş imkânı olduğunu, belirtilen öğrenim mazeretini atama

talebinin değerlendirilmesinde dikkate almayan işlem ve AYİM kararıyla eğitim

ve maddi-manevi varlığını geliştirme haklarının ihlal edildiğini, ayrıca

kendisi ile benzer durumda olan başka kişilere atama konusunda muvafakat

verildiğini, bu nedenle eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Başvurucu ikinci olarak,

dava sonucunda AYİM tarafından idare lehine ve kendisi aleyhine 1.200,00 TL

maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, dava açtıktan sonra yürürlüğe giren bu

düzenlemenin öngörülebilir olmadığını, kanunların geriye yürümezliği ve

kazanılmış hakların korunması ilkelerine aykırı olduğunu ve bu şekilde

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

28. Başvurucu üçüncü olarak,

kadrolarının düzenlenişi, üyelerinin seçim usulleri, subay üyelerinin

görevlerinin süreli olması, Mahkeme Başkanlığının idari yönden Milli Savunma

Bakanlığına (MSB) bağlı olması, mahkeme üyelerinin denetimlerinin MSB

müfettişleri tarafından yapılması dikkate alındığında, AYİM’in

bağımsız ve tarafsız olmadığını ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Eğitim

Hakkı Yönünden

29. Başvurucu, öğrenim

mazeretinin, kurumlar arası atamaya muvafakat talebinin değerlendirilmesinde

dikkate alınmayarak eğitim ve maddi-manevi varlığını geliştirme haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

30. Anayasa’nın, kişinin maddi

ve manevi varlığını geliştirme hakkının düzenlendiği 17. maddesinin somut

başvuru açısından, eğitim hakkını düzenleyen 42. maddesi ile paralel mahiyette

olduğu ve 42. maddenin daha etkili güvenceler içerdiği dikkate alınarak,

başvurunun bu kısmı, Anayasa’nın 42. maddesi çerçevesinde değerlendirilecek

olup, Anayasa’nın 17. maddesi bakımından ayrıca incelemeye gerek görülmemiştir.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü ve 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin

(1) numaralı fıkraları gereğince, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel

başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale

edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı

sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

32. Anayasa’nın “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” kenar

başlıklı 42. maddesinin birinci fırkası şöyledir:

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit edilir ve

düzenlenir.”

33. Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet,

eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve

babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre

yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.”

34. Görüldüğü üzere, Anayasa ve

1 No.lu Protokol’de düzenlenen eğitim hakkının, “belirli bir zamanda var olan eğitim kurumlarına erişim hakkı”nı

güvence altına aldığı ve herhangi bir ayrıma gidilmeksizin, kamu ve özel eğitim

kurumları ile ilk, orta ve yüksek öğrenim seviyelerini kapsadığı

anlaşılmaktadır (B. No: 2012/1334, 17/9/2013,

§ 28; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kjelds+en, Busk Madsen ve

Pedersen/Danimarka, B. No: 5926/72, 7/12/1976, § 50; Leyla Şahin/Türkiye, B. No: 44774/98, 10/11/2005, §§ 134-136).

Bu nedenle, başvurucunun eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasının, Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetkisi kapsamında yer aldığı anlaşılmaktadır.

35. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Bu çerçevede temel haklara yönelik

bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilecektir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,

§ 20).

36. Anayasa’da yer alan eğitim

ve öğrenim hakkı, kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını

engellememe negatif ödevini yüklemekle birlikte, bütün bireylere her alanda

eğitim ve öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev yüklememektedir. Bu

doğrultuda devletin, yükseköğrenim görmek isteyen herkese, bunu sağlama

şeklinde pozitif bir ödevi de bulunmamaktadır (B. No: 2012/1334, 17/9/2013,

§ 29).

37. Bu noktada kamu

görevlilerinin eğitim mazeretine dayalı olarak başka yere veya kuruma atanma taleplerinin

karşılanmasının, devletin eğitim hakkı kapsamındaki bir pozitif yükümlülüğü

olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılması gerekir.

38. Kişinin kamu görevlisi

olması, kendisine sağladığı bir takım ayrıcalıklar ve avantajların yanında, bir

takım külfet ve sorumluluklara katlanmayı ve diğer kişilerin tabi olmadığı bir

takım sınırlamalara tabi olmayı gerektirmektedir. Kişi, kamu görevine kendi

isteği ile girmekle, bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı ve

külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılmakta olup, kamu hizmetinin kendine has

özellikleri, bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır.

39. Bazı kamu görevlilerinin,

hizmetin niteliği gereği belirli aralıklarla başka yerlere atanmaları;

bazılarının ise başka yer veya kurumlara atanmamaları zorunlu olabilir. Bu

konuda idareye, belirli bir takdir alanı tanınması makul karşılanmalıdır.

Kişilerin bir takım mazeretler çerçevesinde başka yere atanma konusunda talep

hakları var ise de atamaya ilişkin mazeretlerini değerlendirip karara

bağlayacak olan idarenin, kendi mevzuatı çerçevesinde, ifa edilen kamu

hizmetinin gerekleri, insan kaynaklarının verimli kullanılması, teşkilat

yapısının elverişliliği ve benzeri faktörleri dikkate alması kaçınılmazdır.

Zira kamu hizmetinin sağlıklı ve kesintisiz bir şekilde yerine getirilmesi için

gerekli tedbirleri almak, ilgili idarenin öncelikli görevi ve sorumluluğudur.

40. Eğitim hakkının korunması

gerekçesiyle idareden, atamaya ilişkin bütün işlemlerde personelin eğitim

mazeretlerini kayıtsız şartsız karşılamasının beklenmesi, idarenin üstlendiği

kamu hizmetinin yürütülmesini imkânsız hale getirecektir. Ayrıca düzenleniş

şekli itibarıyla (§ 36) eğitim hakkının kapsamının, kamu görevlisinin devam

etmek istediği bir eğitim programının, atanma veya atanmama taleplerinde

mazeret olarak dikkate alınması ve atanma talebinin eğitim mazereti

doğrultusunda yerine getirilmesi gibi pozitif yükümlülükler içerecek kadar

geniş olduğu sonucuna ulaşılması mümkün değildir. Bu nedenle idarenin naklen

atanma taleplerinin reddine dair kararları sonucunda başvurucunun eğitimine

devam edememesi, eğitim hakkını dolaylı olarak etkilemekte olup, doğrudan bir

müdahale olarak değerlendirilemez.

41. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun eğitim hakkına yönelik bir ihlal olmadığı açık olduğundan,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun

olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Eşitlik

İlkesi Yönünden

42. Başvurucu, kendisi ile

benzer durumda olan başka kişiler hakkında idare tarafından atama veya atamaya

muvafakat işlemleri tesis edilmesine rağmen, kendisine muvafakat verilmediğini,

bu şekilde eğitim hakkı konusunda ayrımcılık yapıldığını iddia ederek eşitlik

ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

43. Bireysel başvuru

kapsamındaki hakların tespitinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte

değerlendirilmesi ve ortak koruma alanının esas alınması gerekmektedir (§ 31).

44. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.

maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin

kanun önünde eşittir.

…

Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.”

45. Sözleşme’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.

maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de

tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet,

ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken,

ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir

duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

46. Başvurucunun, Anayasa’nın

10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde

düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi

geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi

mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak

ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle,

ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal

iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz

kaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 33).

47. Başvurucu, eşitlik ilkesine

dayanan başvurusunu eğitim hakkı ile bağlantılı olarak ileri sürmüştür. Bir

başka ifadeyle eğitim hakkının korunması konusunda ayrımcılığa maruz kaldığını

iddia etmektedir. Bu bağlamda başvurucunun iddiasının, Sözleşme’nin 14. maddesi

de dikkate alınarak Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde incelenmesi

gereklidir.

48. Bireysel başvuru

incelemesinde eşitlik ilkesinin bağımsız bir koruma işlevinin olmaması, bu

yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkil etmemektedir.

Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başına incelendiğinde o hakkın

ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, o hakka ilişkin ayrımcı

bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Bu çerçevede, ilgili temel hak ve

özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgili bir konuda sergilenen ayrımcı

tutumun, eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılabilir.

49. Salt “eşitlik” kavramı, herhangi bir nesnel ve

makul dayanağı olmaksızın aynı durumdaki bireylere farklı muamelede bulunulmamasına

ilişkin gerekliliği ifade etmektedir. Bu kavramın

somutlaştığı Anayasa’nın 10. maddesi “dil,

ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle”; Sözleşme’nin 14. maddesi ise “cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer

kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet,

doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma” dayalı olan

farklı muamele şekillerini yasaklamaktadır.

50. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını

kanıtlayamadığı başvurular da bu nedenle açıkça dayanaktan yoksun kabul

edilebilecektir (B. No: 2012/665, 13/6/2013,

§ 20). Buna paralel olarak, başvuruya konu olay veya olguların ve ihlal

iddiasına konu anayasal haklar arasındaki bağlantılarının açıklanması ve

kanıtlanması yükümlülüğü kural olarak başvurucuya aittir (B. No: 2013/2355, 7/11/2013,

§ 38).

51. Ayrımcılık iddiasının

değerlendirilebilmesi için iddia sahibi başvurucunun farklı muamelenin

temelindeki olguyu ispatlaması gerekmekte ise de bu kural, mutlak değildir.

Özellikle başvurucunun ayrımcılığa temel teşkil eden olgulara ilişkin bilgi

veya belgelere erişememesi halinde, ispat külfeti başvuruya yüklenemez. Ancak

bu hallerde dahi başvurucunun, ayrımcılığın temelindeki olgulara ilişkin

açıklamada bulunması veya en azından olgulara ilişkin bilgilerinin niçin

kısıtlı olduğunu makul bir şekilde gerekçelendirmesi gerekir.

52. Başvurucu, atamaya ilişkin

başvurusu reddedilirken, kendisi ile “aynı

durumda” ve “aynı hukuksal

statüye sahip” olarak nitelediği bazı meslektaşlarının atama

isteklerinin kabul edildiğini ve bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu

ileri sürmektedir. Başvurucu tarafından kullanılan bu ifadeler ile başvuru

formu ve eklerinde yer alan bilgiler, ayrımcılığın değerlendirilmesi konusunda

yeterli çıkarımlar yapılmasına müsait değildir. Zira başvurucu ile diğer

meslektaşlarının durumlarının ne derece aynı olduğu net olarak anlaşılamadığı

gibi, kendi atanma talebi ile aynı olan bir atama eşleşmesi başvurucu

tarafından emsal olarak gösterilememiştir. Bu nedenle, ayrımcılık iddiası ve bu

iddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda

bulunmayan başvurucunun, iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı anlaşıldığından, başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Adil

Yargılanma Hakkı Yönünden

54. Başvurucu, AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı

iddiasıyla ve idare lehine maktu vekâlet ücreti ödemesine hükmedilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

55. Bireysel başvuru

kapsamındaki hakların tespitinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte

değerlendirilmesi ve ortak koruma alanının esas alınması gerekmektedir (§ 31).

56. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

57. Anılan Anayasa kuralında,

herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde

davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip

olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 22).

58. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. …”

59. Askeri birimlerde görev

yapan ve fakat asker kişilerden olmayan sivil memurlar ile askeri idare

arasındaki idari nitelikte uyuşmazlıkların, Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade

edilen “medeni hak ve yükümlülükler”

kavramına dahil olduğu ve bu tür uyuşmazlıkların

Anayasa ve Sözleşme’de düzenlenen adil yargılanma

hakkının koruma alanı kapsamında yer aldığı konusunda tereddüt yoktur (B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 30; B. No:

2013/2600, 23/1/2013, § 32). Başvurucunun ihlal iddialarına konu olan

uyuşmazlığın da bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.

60. 6216 sayılı Kanun’un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Bu çerçevede temel haklara yönelik

bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular

açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilecektir (§ 35).

a. Askeri

Yüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı İddiası

61. Başvurucu, AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını ve bu

nedenle hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür (§ 28). AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı

iddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince, bu

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013,

§ 29; B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 26; 2013/2954, 19/12/2013, § 49).

Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığından başvurunun bu kısmının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Başvurucu

Aleyhine Maktu Vekâlet Ücretine Hükmedilmesi

62. Başvurucu, idare lehine

maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür (§ 27). Aynı kapsamdaki bireysel başvurular Anayasa

Mahkemesince incelenmiş ve başvuruya konu maktu vekalet ücretinin mahkemeye

erişim hakkına müdahale oluşturduğu, bu müdahalenin meşru olduğu tespit

edilerek, her somut başvurunun özel koşulları çerçevesinde müdahalenin orantılılığı

değerlendirilmiş, orantılı görülen müdahaleleri konu alan başvuruların, açıkça

dayanaktan yoksun olduklarına karar verilmiştir (B. No: 2012/1061, 21/11/2013,

§§ 28-33; B. No: 2013/1613, 2/10/2013, §§ 38-39). Kamu görevlisi olan başvurucunun süreklilik arz eden aylık geliri

ve öngörülen vekâlet ücretinin başvurucuya dava açmasını imkânsız kılacak veya

aşırı derecede zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiğine dair somut

herhangi bir bulgu tespit edilememiş olması itibarıyla, somut başvuru açısından

farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından, başvurunun bu

kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir. Celal Mümtaz

AKINCI bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun,

1. Anayasa’nın 42. maddesinde

güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmının

“açıkça dayanaktan yoksun olması”,

2. Anayasa’nın 10. maddesinde

güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin kısmın

“açıkça dayanaktan yoksun olması”,

3. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilen AYİM’in bağımsız bir mahkeme olmadığı iddiasına ilişkin

kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OY

BİRLİĞİYLE,

4. Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilen maktu

vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA, Celal Mümtaz AKINCI’nın karşı oyu ve OY

ÇOKLUĞUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY

BİRLİĞİYLE,

20/2/2014 tarihinde

karar verildi.

Başkan

:

Alparslan

ALTAN

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Engin

YILDIRIM

Celal

Mümtaz AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Recep

ÜNAL

Başvurucu

:

İhsan

ASUTAY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/606, 20 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY
  16. Altan
  17. Kömürcü
  18. Yıldırım
  19. Topal
  20. Ünal
  21. Asutay
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/606
Tarih
20 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Devrim Evin Başvurusu (B. No: 2013/2069)
  • Faik Gümüş Başvurusu (B. No: 2012/603)
  • Celal Demir Başvurusu (B. No: 2013/3309)
  • Hurşit Yılmaz Başvurusu (B. No: 2013/1199)
  • Mustafa Kıvrak Başvurusu (B. No: 2013/3175)
  • Ayşe Hülya Potur Başvurusu (B. No: 2013/8479)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.