İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ips İletişim Vakfı Başvurusu (B. No: 2015/15873)

1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere

Başvuru No2015/15873Tarih7 Mart 2019Okuma15 dk · 2.931 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ips İletişim Vakfı Başvurusu (2)

Karar tarihi
7 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/15873
R.G. Tarih ve Sayı
26/4/2019-30756
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.931 kelime·15 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habere

erişimin engellenmesi kararı verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlal

ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/9/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, www.bianet.org

adresindeki Bağımsız İletişim Ağı isimli web sitesi üzerinden internet

haberciliği yapmaktadır.

10. Bahse konu internet haber sitesinde 17/10/2011 tarihinde "Aradaki Farkı Bulun" başlıklı

bir haber yayımlanmıştır. Haber şöyledir:

"Eğitim Bakanlığı gibi bir görevde bulunan

kişinin, böyle bir suçla anılıyor olması kabul edilemez. ...'nın ya intihal yapmadığını

kanıtlaması ve herkesi ikna etmesi ya da Guttenberg’le

tanışması gerekiyor.

Bilgi Üniversitesi Medya İletişim

Sistemleri'nin ilk dersiydi; Bölüm Başkanı ... sınıfa girdi. Yanılmıyorsam

söylediği ilk şeydi: 'Plagiarism will

not be tolerated.' Bizim dilde 'İntihale tolerans

gösterilmeyecektir' oluyor.

Çünkü intihal, 'hırsızlık' demektir;

başkasının fikrini, tezini, çalışmasını alıp kendininmiş gibi sunmaktır.

Akademik bir suçtur. Cezası vardır, ağırdır. Kariyerinizi bitirebilir,

itibarınızı sıfırlayabilir. Olması gereken budur.

Mesela Almanya'da böyle olur. 39 yaşındaki

Savunma Bakanı Karl-Theodor zu

Guttenberg, 475 sayfalık doktora tezinin bazı

bölümlerinde intihal yaptığı ortaya çıkınca 2010 Mart'ında görevinden istifa

etmişti.

Kararını açıklarken, doktora teziyle ilgili

yapılacak araştırmaya kendisinin de katılacağını söyledi ve daha fazla

Almanya'da kalamayarak Amerika'ya yerleşti.

Şimdi Guttenberg'in

siyasetteki hızlı yükselişi ve doktora tezindeki intihal nedeniyle yaşadığı

düşüş bir filme konu oluyor.

Peki, Türkiye'de ne oluyor?

Hakkında intihal suçlamaları olan ...,

Türkiye'de Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapıyor.

Üniversite Konseyleri Derneği, geçtiğimiz gün

...'nin 'İşletme Yönetimine Giriş (1995)' ve 'İşletme

Yönetimi (1996)' kitaplarındaki intihal iddialarını karşılaştırma yaparak

raporladı ve yayımladı. Sonuç olarak da, Milli Eğitim Bakanı'nın akademik

unvanlarının geri alınması çağrısında bulundu.

İroninin boyutuna bakar mısınız?

Aslında, 2005'te intihal ortaya çıktığında

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), ...'ye 'üniversite öğretim mesleğinden çıkarma

cezası' verdi.

Çünkü Yükseköğretim Kurumları Yönetici,

Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/3 maddesi açık: 'Bir

başkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak

belirtmeden kendi eseri gibi göstermek' üniversite öğretim mesleğinden çıkarma

cezasını gerektiren bir fiildir.

Ama beş yıl sonra, 29 Aralık 2010 tarihli 'YÖK

Müşterek İnceleme Raporu'nda ...'nin eserinde 'tam olarak' intihal yapılmadığına karar

verildi. Danıştay, YÖK Disiplin Yönetmeliği'nde değişiklik yaptı ve ...'nin 'Profesör' unvanı geri alınmadı.

..., iddiaları reddetti. Hakkındaki iddiaların

'Ergenekon'un bir parçası olduğunu ve bunları organize edenin de emekli

Tuğgeneral ... olduğunu söyledi.

'İntihal iddiası, tam bir faciadır. İntihal

beni en çok yaralayan bir olaydır. Ergenekon'un benim müsteşarlıktan alınmam

için hazırladığı özel bir projedir. Kendini devlet yerine koyanları korumadığım

için bunlar başıma geldi. Benimle ilgili operasyonu başlatan şu anda içeride,

Ergenekon'dan tutuklu olan bir paşa' dedi.

Burada ...'nin

intihale konu olan kitabının ilgili sayfaları, intihal yapıldığı söylenen ...'nın kitabıyla karşılaştırmalı olarak sunuluyor. Kendiniz

bakıp karar verebilirsiniz.

Kimler intihalle suçlanmıştı?

Daha önce, ÖSYM (Ölçme, Seçme Ve Yerleştirme

Merkezi) Başkanı Prof. Dr. ...'nin 1990'da Teknik ve

Tekstil Dergisi'nde dokuz bölüm süren yazı dizisinde intihal yaptığı ortaya

çıkmıştı. ..., özür diledi ve görevinde kaldı.

2007 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Onur

Ödülü'ne layık görülen, ilk YÖK Başkanı Prof. Dr. ...'nin

intihal yaptığı iddiasını gazeteci ... gündeme getirmişti. Yargıtay Hukuk Genel

Kurulu, uzun zaman sonra ...'nin imzasını taşıyan

'Annenin El Kitabı' adlı eserde intihal olmadığına, 8'e karşı 39 oyla karar

vermişti. Kitabın aslı Amerika Birleşik Devletleri'nin en ünlü çocuk

hastalıkları uzmanlarından Benjamin Spock'ın 'Baby and Child Care' adlı çok bilinen çalışmasıydı.

İstanbul Üniversitesi Rektörü ...'nın da adı uzun süre intihalle anıldı. 'Laparoskopik

Cerrahi' eserinde intihal yaptığı için rektörlükten alındı; Türk Tabipler

Birliği ...'yı iki ay süreyle 'meslekten men' etti.

Danıştay 8. Dairesi ise meslekten men cezasına ait kararın yürütmesini

durdurdu.

Türkiye, intihale alışkın. Ancak Milli Eğitim

Bakanlığı gibi bir görevde bulunan kişinin, böyle bir suçla anılıyor olması

kabul edilemez. ...'nin ya intihal yapmadığını

kanıtlaması ve herkesi ikna etmesi ya da Guttenberg'le

tanışması gerekiyor. (IC)"

11. Haberde bahsi geçen Bakan (müşteki), haberin yayımlandığı www.bianet.org sitesinin de aralarında

bulunduğu birçok internet haber sitesinde yer alan haber içerikleri nedeniyle

kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek internet içeriğine erişimin

engellenmesi talebinde bulunmuştur.

12. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 8/7/2015 tarihinde haber

içeriğine erişimin engellenmesine karar vermiştir. Gerekçeli karar şöyledir:

"Talep konusu içeriklerin, yayınla

talepte bulunan hakkında bırakılan intiba ve saik de dikkate alındığında, basın

özgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkı

sınırlarında değerlendirilemeyecek, talepte bulunanın kişilik haklarını ihlal

edici nitelikte olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, bu nedenle talebin

kabulü yönünde aşağıdaki karar tesis edilmiştir."

13. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 10. Sulh Ceza

Hâkimliğinin 3/8/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

14. Ret kararı başvurucuya 14/8/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

15. Başvurucu 11/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kuralları için bkz. Ali Kıdık (B.

No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 21-29) kararı.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

18. Başvurucu, şikâyet konusu haberin akademik bir suç olan

intihalle ilgili olduğunu belirtmiş; haberde eğitim öğretim alanından sorumlu

bir bakanın da intihal yapanlar arasında yer aldığı bazı örneklere yer verilerek

Türkiye'deki durumun aktarıldığını ifade etmiştir. Başvurucu, millî eğitimden

sorumlu bir bakanın intihal yapmasının akademik dünyadaki yansımalarının ve

toplumsal karşılığının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucuya

göre başvuruya konu haberin yayımlanmasında kamu yararı bulunmaktadır; haber

gerçek, günceldir, özle biçim arasında denge kurularak verilmiştir. Başvurucu,

gerekçesiz olarak verilen erişimin engellenmesi kararının adil yargılanma hakkı

ile ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

19. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü ile bireyin şeref ve itibarının

korunmasını isteme hakkının dengelendiği bir dizi kararı zikredilmiş;

başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarının korunmasını

isteme hakkı arasında demokratik bir toplumun gerekleri dikkate alınarak adil

bir dengenin kurulması gerektiği ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tüm iddiaları ifade ve basın

özgürlükleri kapsamında incelenmiştir.

21. Anayasanın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.

maddesi ve “Basın hürriyeti” kenar

başlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

“(26)

Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına

veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi

makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek

serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının

şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”

“(28) Basın hürdür, sansür edilemez…

Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini

sağlayacak tedbirleri alır.

Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın

26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı

23. İnternet üzerinden yayın yapan bir haber sitesinde

yayımlanan habere, erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Söz konusu

mahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir

müdahalede bulunulmuştur.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup

Oluşturmadığı

24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

26. Kanunilik ölçütüne ilişkin bir şikâyette bulunulmamıştır.

Mevcut başvurunun koşullarında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet

Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen

Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır. .

ii. Meşru Amaç

27. Başvuruya konu habere erişimin engellenmesine ilişkin

kararın başkalarının şöhret veya haklarının

korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç

taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

iii. Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

28. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı için

Anayasa Mahkemesinin Ali Kıdık

(aynı kararda bkz. §§ 41-67) kararına bakılabilir.

(2) 5651

Sayılı Kanun'un 9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında Bazı

Tespitler

29. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayından

çıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılı

bir şekilde incelemiştir (Ali Kıdık, §§ 55-63). Mahkemeye göre bu usul kanun

koyucunun internet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkin

yapılabilmesi, özel hayat ile kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekilde

korunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek bir

koruma tedbiri kararıdır; dolayısıyla istisnai bir yoldur(Ali Kıdık, §

55).

30. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu internet yayınına erişimin

engellenmesi tedbirinin alınmasını ancak görünüşte haklılık veya ilk bakışta (prima facia)

haklılık varsa meşru kabul etmekte ve bu usulün ancak internet yayınının

kişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakışta

anlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmektedir. Anayasa Mahkemesine

göre bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin yayımlanması

gibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme yapılmaya

gerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı Kanun'un 9.

maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Ali Kıdık, §§

62, 63).

(3) Şeref

ve İtibara Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar

31. Anayasa Mahkemesi Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun'un 9.

maddesine göre ilk bakışta ihlal bulunmayan hâllerde kişilik haklarının

korunması için genel hukuk ve ceza yollarına başvurulması gerektiği sonucuna

ulaşmıştır (Ali Kıdık,

§§ 66, 67).

(4) Genel

İlkelerin Somut Olaya Uygulanması

32. Somut olayda erişimin engellenmesine karar verilen haber

17/10/2011 tarihinde www.bianet.org

isimli internet haber sitesinde yayımlanmıştır. Haber, bir başkasının bilimsel

eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden, kendi

eseri gibi göstermek olarak nitelendirilebilecek intihal fiiliyle ilgilidir.

Haberde, müştekinin de aralarında bulunduğu, kamuoyunca tanınan bazı

akademisyenlerin intihal yaptığı iddia edilmiştir. Haberin yayımlandığı dönemde

millî eğitim bakanlığı görevini yürüten müşteki hakkında 2005 yılında Yüksek

Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından intihal nedeniyle üniversite öğretim

mesleğinden çıkarma cezası verildiği ancak 2010 yılında YÖK'ün bu konuyu tekrar

incelediği ve müştekinin intihal yapmadığına karar vererek profesör unvanını

geri almadığı iddia edilmiştir. Haberde eski bir Alman bakanın akademik

çalışmasında intihal yaptığı ortaya çıkınca görevinden istifa ettiği hatta

yaşadığı ülkeyi terk ettiği bilgisine yer verilmiş, Alman bakanla aynı mevkide

bulunan müşteki karşılaştırılarak Türkiye'deki durum ortaya konulmaya

çalışılmıştır.

33. Habere göre Üniversite Konseyleri Derneği (Dernek),

müştekinin iki eserinde intihal yaptığına ilişkin rapor yayımlamış ve

müştekinin akademik unvanlarının geri alınması çağrısında bulunmuştur. Haber

ile millî eğitim bakanlığı görevinde bulunan bir kişinin intihal fiiliyle

anılıyor olmasının kabul edilemez olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle müşteki

hakkında geçmiş yıllarda ortaya atılan iddialar ve Derneğin yayımladığı rapor

da ortadayken müştekiye ya intihal yapmadığını kanıtlaması ya da Alman mevkidaşı gibi hareket etmesi tavsiyesinde bulunulmaktadır.

34. Söz konusu haberin olayların meydana geldiği tarihte millî

eğitim bakanı olan müştekinin akademik alandaki faaliyetlerinin keşfedilmesi ve

bunlara ilişkin kanaat oluşturulması işlevini gördüğü, dolayısıyla kamu

menfaatine ilişkin bulunduğu ve bilgilendirme değerinin yüksek olduğu

tartışmasızdır. Ülkenin eğitim politikasını tayin eden bakanlığın başına atanan

bir bakanın eserlerinde intihal yaptığının tespit edilmesi ile ilgili bazı

iddiaların yer aldığı haberin yayımlanmasının kamusal faydası yüksek bir

tartışmaya katkı sunduğunda kuşku bulunmamaktadır.

35. Müşteki, haber nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğini

ileri sürerek 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre internet içeriğine

erişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği

müştekinin talebini kabul etmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde yayın

içeriğinin -müşteki hakkında bıraktığı intiba ve saik de dikkate alındığında-

haber verme ve eleştiri hakkı sınırlarında değerlendirilemeyecek nitelikte

olduğu, müştekinin itibarını zedelediği ve kişilik haklarını ihlal ettiği

belirtilmiştir.

36. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişimin

engellenmesi kararı verebilmenin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarına

müdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratle

giderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. §

30). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi yayımlanmasının üzerinden

yaklaşık dört yıl geçen haber ile şeref ve itibara yapıldığı ileri sürülen

saldırının çelişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratle

bertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmiş değildir. Haber içeriklerinin

incelenmesinden de 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre içeriğe erişimin

engellenmesi tedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durum

bulunmadığı görülmektedir.

37. İnternet mecralarında yer alan fikir ve kanaat açıklamaları

nedeniyle bireylerin şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarak

gerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafi

edilmesi olduğu nazara alındığında özellikle somut başvuruya konu benzer

uyuşmazlıklar açısından, koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının daha

yüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları

olduğu anlaşılmaktadır. Dahası müşteki, açacağı çelişmeli bir hukuk davasında

içeriğe erişimin engellenmesi talebini ileri sürme imkânına da her zaman

sahiptir (Ali Kıdık,

§ 86).

38. Sonuç olarak başvurunun bütün koşulları gözönünde

tutulduğunda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılama

olmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişimin

engellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterli

kabul edilemez.

39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvence

altına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına

alınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

41. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

42. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin

mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın

bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).

43. Mehmet Doğan

kararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derece

mahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece

mahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna

göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden

yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenen

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesi

sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derece

mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararı

verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir

derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine

bırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği

doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla

yükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).

44. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gereken

şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafından

bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali

gideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,

kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit

edilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.

Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin bir

işlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsa

söz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya daha

önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık ihlalin

idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan veya

yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının sonucundan

kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği hâllerde derece

mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan mümkün olduğunca

dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını

ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan,

§ 60).

45. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

46. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yayımlanan haberin

içeriğine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basın

özgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda

ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

47. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.

Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına

yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle

ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal

sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir

örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 9. Sulh Ceza

Hâkimliğine (2015/1873 Değişik İş) GÖNDERİLMESİNE,

D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör Yrd. : Derya ATAKUL Başvurucu : IPS İletişim Vakfı Vekili : Av. Oya Meriç EYÜPOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/15873, 7 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. VI. Hüküm
  11. A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  13. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/15873
Tarih
7 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Mustafa Adnan Çobanoğlu Başvurusu (B. No: 2016/2595)
  • B.p.o. Başvurusu (B. No: 2015/19012)
  • Ali Kayan Başvurusu (B. No: 2015/9814)
  • Öner Yakasız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9430)
  • Hasan Akboğa Başvurusu (B. No: 2016/10380)
  • Mustafa Demiraydin Başvurusu (B. No: 2015/1051)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.