İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Öner Yakasız ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/9430)

1. Başvuru, bir gösteri yürüyüşüne katılma nedeniyle gözaltına

Başvuru No2015/9430Tarih20 Mart 2019Okuma31 dk · 6.258 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Öner Yakasız Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
20 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/9430
R.G. Tarih ve Sayı
1/5/2019 - 30761
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.258 kelime·31 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, bir gösteri yürüyüşüne katılma nedeniyle gözaltına

alınmanın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını; açılan ceza davasının makul sürede sonuçlandırılmamasının

adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 29/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2015/9437 numaralı bireysel başvuru dosyası aralarında konu

yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2015/9430 numaralı bireysel başvuru

dosyası ile birleştirilmiş ve incelemenin 2015/9430 numaralı bireysel başvuru

dosyası üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, ilk dört başvurucu yönünden 2015/9430

numaralı dosyada görüşünü bildirmiş; başvurucu Ali Çerkezoğlu'nun 2015/9437

numaralı başvurusu yönünden ise görüş bildirmemiştir.

8. Başvuruculardan Aral Demircan, Ahmet Kamil Tekerek ve Erkan Baş Bakanlığın görüşüne karşı süresinde

beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Gezi Parkı Olaylarına

İlişkin Bilgiler

10. Türkiye İnsan Hakları Kurumunun (TİHK) 30/10/2014 tarihli

Gezi Parkı olayları hakkındaki raporunda (rapor) şu bilgi ve açıklamalara yer

verilmiştir (Oğulcan Büyükkalkan

ve diğerleri, B. No: 2014/17226,

10/1/2018, § 8):

i. Gezi Parkı, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Taksim Meydanı’nın

yakınlarında konumlanan bir şehir parkıdır. Gezi Parkı'nın bu ismi alması ve

söz konusu mekânda gerçekleşen değişimler, Gezi Parkı olayları vesilesiyle

gündeme gelmiş; konuya ilişkin birçok açıklama yapılmış ve tartışma

yaşanmıştır.

ii. Gezi Parkı olayları, İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan

Gezi Parkı’nda yapılmak istenen çevre düzenlemelerine engel olmak için

27/5/2013 tarihinde iş makinelerinin Gezi Parkı'na girmesiyle başlamış ve

haziran-temmuz aylarında yoğunlaşmak suretiyle Türkiye’nin birçok iline

yayılmış toplantı ve gösteri yürüyüşleridir.

iii. Gezi Parkı olaylarının kronolojik gelişimine dair bir kısım

bilgi şöyledir:

- 27/5/2013: Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında, Gezi

Parkı’nın Asker Ocağı Caddesi'ne bakan duvarının 3 metrelik kısmının gece 22.00

civarında yüklenici firmaya ait iş makineleri tarafından yıkılması ve beş

ağacın yerinden sökülmesi üzerine çeşitli sivil toplum kuruluşundan oluşan

Taksim Dayanışması üyelerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık yirmi kişi iş

makinelerini durdurarak parkta nöbet tutmaya başlamıştır.

- 28/5/2013: Ağaçların sökülmesini engellemek için durumdan

haberdar olan birçok kişi parka gelmiş, eylemciler ile eylemcilere ait parktaki

çadırları sökmek isteyen zabıtalar arasında arbede yaşanmıştır.

- 30/5/2013: Kolluk kuvvetleri tarafından saat 05.00 civarında

parktaki eylemcilere müdahale edilmiştir. Kaldırılan çadırların bir kısmı

yakılmış, geri kalanına el konulmuştur. İnşaat ekibi parktaki çalışmalarına

tekrar başlamıştır.

- 31/5/2013: Saat 04.30 sıralarında parkta bulunanlara müdahale

edilmiş, park boşaltılarak parka girişler polis bariyeriyle kapatılmış, parkın

boşaltılmasından sonra Taksim Meydanı ve çevresinde toplanan göstericilere

biber gazı ve basınçlı su kullanılarak yapılan müdahaleler sonucunda birçok

kişi yaralanmıştır. Protestolar başka şehirlere de yayılmış, özellikle Ankara'da

birçok eylem yapılmıştır.

- 1/6/2013: Gezi Parkı eylemine müdahale eden polisin güç

kullanımını protesto eylemleri tüm Türkiye’ye yayılmış, kolluk görevlilerince

Ankara Kızılay Meydanı’nda toplanan gruplara yoğun olarak gaz bombası

atılmıştır. İçişleri Bakanı 48 ilde 90'ın üzerinde eylem yapıldığını, 939

kişinin gözaltına alındığını, 53'ü vatandaş, 26'sı polis olmak üzere toplam 79

kişinin yaralandığını ve bu yaralıların 19'unun tedavisinin İstanbul'da devam

ettiğini açıklamıştır.

- 2/6/2013: İçişleri Bakanı 67 ilde 235 eylem yapıldığını, 1.730

kişinin gözaltına alındığını, 115 güvenlik görevlisinin yaralandığını, 58

kişinin tedavisinin devam ettiğini ve 6 kişinin yoğun bakımda olduğunu

açıklamıştır.

- 3/6/2013: İzmir Karşıyaka’da bulunan Adalet ve Kalkınma

Partisi (AK Parti) ilçe binası göstericiler tarafından ateşe verilmiş, İstanbul

Dolmabahçe’de polis ve eylemciler arasında çatışma yaşanmış; polis, biber gazı

ve tazyikli suyla müdahale ederken eylemciler kaldırım taşlarından barikatlar

kurmuş, polise taş ve molotof kokteylleriyle karşılık

vermiştir.

- 4/6/2013: Ülke çapındaki gösterilerde yaşanan polis müdahalesi

İstanbul Adliyesinde avukatlar tarafından protesto edilmiş, İstanbul

Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisine yürümek isteyen ve “Dağılın!” uyarısını dikkate almayan gruba polis tazyikli su

ve biber gazıyla müdahale etmiştir.

- 5/6/2013: Taksim Dayanışması Platformu temsilcileri Başbakan

Yardımcısı ile görüşme yapmış ve kendisine taleplerini iletmişlerdir. Bu platforma

katılan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi

Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Tabipler Birliği (TTB) ile Türk

Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Türkiye genelinde iş bırakma eylemi

başlatmıştır.

- 6/6/2013: İçişleri Bakanı 915 kişinin hastaneye

kaldırıldığını, 79 kişinin tedavisinin sürdüğünü, 4 kişinin hayati tehlikesinin

devam ettiğini ve 8 kişinin yoğun bakımda bulunduğunu, 516 kolluk görevlisinin

yaralandığını açıklamıştır.

- 9/6/2013: Taksim Dayanışma Platformu, Taksim Meydanı’nda

geniş katılımlı miting düzenlemiştir.

- 11/6/2013: Kolluk kuvvetleri on gün aradan sonra sabah erken

saatlerde göstericilerin hazırladığı barikatları aşarak Taksim Meydanı'na

gelmiş; kısa sürede meydana hâkim olan polis, meydandaki pankartları

indirmiştir. Polisin Gezi Parkı'na müdahalesi sonucu protestocularla kolluk

kuvvetleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.

- 12/6/2013: Sabah saat 04.00’e kadar süren olaylar, polisin

meydandan çekilmesi ile sakinleşmiştir. Aynı gün Başbakan, Gezi Parkı’ndaki

eylemlerde yer alan bazı grupların temsilcileri ile Ankara’da bir araya

gelmiştir.

- 14/6/2013: Başbakan, Gezi Parkı’ndaki eylemlerde yer alan bazı

grupların temsilcileri ile ikinci kez bir araya gelmiştir.

- 15/6/2013: Taksim Dayanışması üyeleri eylemlerini sadece

Taksim Dayanışması çadırında sürdüreceklerini, park ve çevresindeki diğer

çadırlar, flamalar ve bayrakların indirileceğini açıklamış; bu doğrultuda saat

16.00 civarında Taksim Platformuna ait olanlar haricindeki diğer flama ve

bayraklar indirilmiş, ayrıca Gezi Parkı’ndan meydana açılan bölgedeki

barikatlar temizlenmiştir. Bazı grupların alanda kalmaya devam edeceklerini

beyan etmeleri üzerine saat 17.30’dan itibaren kolluk kuvvetleri parktaki

göstericilere dağılmaları yolunda anons yapmaya başlamış, gaz sıkılmış, saat

20.50’de müdahale başlamıştır. Kısa sürede kolluk kuvvetleri Gezi Parkı’na

girmiş ve park girişe kapatılmıştır.

- 24/6/2013: Olayların yaşandığı Gezi Parkı'nda haber yapmaya

çalışan basın mensuplarına yönelik müdahale ve gözaltılar gerçekleşmiştir.

- 6/7/2013: Taksim Dayanışmasının çağrısı üzerine Gezi Parkı'na

gelen kişilere polis müdahale etmiştir.

iv. Olayların çevreci bir saikle

başladığını, bireylerin yaşadıkları çevreye ilişkin kararların kendilerine

sorulması talebini ortaya koyduklarını ifade edenler olduğu gibi yerleri

değiştirilen ağaçların bahane olarak kullanıldığını, hareketin iktidara karşı

yurt dışı destekli bir kalkışma olduğunu belirtenler ve polisin sert

müdahalesini Başbakanlık binasının ele geçirilmeye çalışılması, kamu ve özel

kişilerin mallarına zarar verilmesi ile ilişkilendirenler de mevcuttur. Bazı

çevrelere göre ise Gezi Parkı olayları, toplumun türdeş olmayan geniş bir kesiminin

Hükûmet politikalarına karşı kendi hayat tarzlarını koruma yönündeki

tepkilerinin bir ifadesidir.

v. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 28/5/2013 ile 6/9/2013

tarihleri arasında 80 ilde Gezi Parkı olayları çerçevesinde 5.532

eylem/etkinlik gerçekleştirilmiş, bu eylem ve etkinliklere 3.611.208 kişi

katılmış, olaylara ilişkin olarak 104.519 emniyet personeli görevlendirilmiş,

söz konusu gösterilerden 164’üne müdahalede bulunulmuş, bir komiser yüksekten

düşme nedeniyle şehit olmuş, üçü silahla ve ikisi bıçakla olmak üzere 697

güvenlik görevlisi yaralanmış, olaylar sırasında yaşamını yitiren dört sivil

vatandaşın ölümüyle ilgili adli ve idari soruşturma yürütülmüş, olaylara

ilişkin gözaltına alınan 5.513 kişiden 148'i tutuklanmış, görevlendirilen polislerden

127'si hakkında uygulamaları nedeniyle araştırma/soruşturma işlemleri

yapılmıştır.

vi. Gezi Parkı olayları sırasında yaralanma ve ölüm yaşanmıştır.

TTB verilerine göre kamu hastanelerine, özel hastane ve tıp merkezlerine,

olayların yaşandığı alanlarda kurulan revirlere toplam 8.163 kişi yaralı olarak

başvurmuştur. Bunlardan 106'sı kafa travmasına uğramış, 63'ü ağır yaralanmış,

11'i gözünü kaybetmiştir.

B. Başvuruculara İlişkin

Süreç

11. Başvuruculardan Öner Yakasız işçi, Aral Demircan öğrenci ve

Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi, Ahmet Kamil Tekerek

doktor ve TKP İstanbul il başkanı, Erkan Baş yazar ve TKP üyesi, Ali Çerkezoğlu

doktor ve o tarihte İstanbul Tabip Odası genel sekreteri ve hâlen TTB II.

başkanı olup sırasıyla 1987, 1989, 1980, 1979 ve 1966 doğumludurlar. Başvurucu

Ali Çerkezoğlu aynı zamanda Taksim Dayanışma Platformu üyesidir.

12. Başvurucular 8/7/2013 tarihinde Taksim Yayalaştırma ve Gezi

Parkı Projesi'ni protesto etmek amacıyla Taksim Dayanışma Platformunun çağrısı

-başvurucuların iddiasına göre İstanbul Valisi'nin Gezi Parkı'nın açıldığını

basın yoluyla duyurması- üzerine Gezi Parkı'na gitmek istemişlerdir. O dönemki

İstanbul Valisi (Vali) 6/7/2013 tarihinde twitter

hesabından "Gezi Parkı'nda beklenen

açılışı yarın yapıyoruz. Büyükşehir Belediyesi düzenlemeleri ile güzelleşen

park, İstanbullulara huzur ve neşe getirsin." şeklindeki tweeti ile Gezi Parkı'nın 7/7/2013 tarihinde açılacağını

duyurmuştur. Yine Vali 7/7/2013 tarihinde basına yaptığı açıklamalarda da

8/7/2013 tarihinde Gezi Parkı'nın açılacağını ifade etmiştir.

13. Olay günü Beyoğlu Galatasaray Meydanı önünde saat 18.15

civarında toplanan ve aralarında başvurucuların da bulunduğu yaklaşık 200

kişiden oluşan bir grup Taksim Meydanı'na doğru İstiklal Caddesi'nde yürüyüşe

geçmiştir. "Her yer Taksim her yer

direniş, direne direne kazanacağız, bu daha başlangıç mücadeleye devam, Hükûmet

istifa." şeklinde sloganlar atarak İstiklal Caddesi'nin

Taksim'e çıkan girişine kadar gelmiştir. Burada, Tünel Meydanı İstiklal

Caddesi'nin ve Taksim Meydanı'nın İstanbul Valiliğince belirlenen toplantı ve

gösteri yürüyüşü alanlarından olmadığı, grubun dağılması gerektiği, aksi

takdirde zorla dağıtılacağı konusunda emniyet görevlileri tarafından anons

yapılmıştır. Saat 18.50 civarında son kez uyarı yapılan gruba güvenlik

kuvvetlerince müdahale edilmiş ve eylem sonlandırılmıştır.

14. Müdahale sırasında başvurucuların da aralarında olduğu 48

kişi yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Başvurucular dört gün gözaltında

tutulmuşlardır. Başvuruculardan Aral Demircan, Ahmet Kamil Tekerek

ve Ali Çerkezoğlu 11/7/2013 tarihinde tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk

edilmişlerdir. (Kapatılan) İstanbul 38. Sulh Ceza Mahkemesi tutuklama

taleplerinin reddine karar vermiş ve başvurucular serbest kalmıştır.

1. Polis Fezlekesi

15. Polis fezlekesinde, Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında

yol açma çalışmaları yapılırken Gezi Parkı'nda bazı ağaçların sökülmesi üzerine

başlayan olayların kronolojik gelişimine yer verilmiştir. Fezlekede; Taksim

Dayanışma Platformu üyeleri, Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Başkanı E.M.

ve müdahale sırasında gözaltına alınan kişilerden bazılarının olaylarla ilgili

olarak attıkları tweetlere yer verilmiş ve bu tweetlerle kamu düzeni ve güvenliğini tehdit eden çağrıda

bulunulduğu belirtilmiştir. Fezleke ekinde yer alan söz konusu tweetlerde çoğunlukla Hükûmete yönelik eleştiriler ve

Taksim'de toplanma çağrısının yapıldığı ifadeler yer almaktadır.

16. Fezlekede, somut olaya ilişkin olarak Taksim Dayanışma

Platformu üyelerinin 8/7/2013 günü saat 19.00'da göstericileri Gezi Parkı'na

davet etmeleri ve aynı tarihte Gezi Parkı'nın halka açılmasıyla birlikte şehrin

genelinde park ve meydanlarda düzenlenen forumların iptal edilerek Taksim

Dayanışma Platformu organizesinde Gezi Parkı'nda geniş katılımlı forum

düzenleneceği bilgisi alındığı belirtilmiştir. Bu bilgi üzerine Taksim Gezi

Parkı ve çevresinde yeteri kadar emniyet personeli ile saat 17.00'de gerekli

emniyet tedbirlerinin alındığı ifade edilmiştir.

17. Soruşturma sırasında İstanbul 34. Sulh Ceza Mahkemesinin

kararına istinaden 9/7/2013 tarihinde başvurucuların ikametlerinde arama

yapılmıştır. Arama kararına itiraz üzerine itirazı inceleyen mahkemece iptal

kararı verilmesi nedeniyle el konulan eşyalar sahiplerine iade edilmiştir.

2. İddianame

18. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28/2/2014

tarihinde başvuruculardan Ali Çerkezoğlu hakkında suç işlemek için örgüt kurma,

kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kışkırtma suçlarından; bütün

başvurucular hakkında da güvenlik görevlilerinin ihtarına rağmen dağılmama

suçundan cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlenmiştir.

19. İddianameye göre;

i. 27/5/2013 günü Taksim

Yayalaştırma Projesi kapsamında yol açma çalışmaları yapılırken

Taksim Gezi Parkı'ndaki bazı ağaçların sökülmesi üzerine söz konusu yerde

alışveriş merkezi inşa edileceği düşüncesiyle başta Taksim Dayanışma Platformu,

bilahare bölücü ve marjinal yapılanmalar olmak üzere birçok sivil toplum kuruluşu

tarafından eylemler düzenlenmeye başlanmıştır. 27/5/2013 tarihinde başlayan ve

18/7/2013 tarihine kadar devam eden bu eylemler sırasında özellikle yazılı,

görsel ve sosyal medya üzerinden halkı ve gençliği Taksim ve Gezi Parkı'na

çağırmaya devam eden ve böylelikle olayların büyümesinde aktif rol oynayan

Taksim Dayanışma Platformunun yapmış olduğu kamu düzeni ve güvenliğini tehdit

eden çağrıları önemli rol oynamıştır.

ii. Taksim Dayanışma Platformunun Twitter,

Facebook ve internet sitesi üzerinden yapmış olduğu çağrılar üzerine Taksim

Dayanışması organizesi içinde KESK, Halkevleri, Dev-Lis,

TMMOB, Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği gibi kuruluşlar ile bazı

siyasi parti grupları bir araya gelmiştir. Gezi Parkı içinde bekleyen güvenlik

kuvvetlerine taş ve şişelerle saldırılar başlamıştır. Parka yakın birçok ticari

işletmenin cam ve çerçeveleri kırılmış, ayrıca kamuya ve özel mülkiyete ait

bazı araçlar yakılmış ve parkın etrafına barikatlar kurularak sloganları

atılmaya başlanmıştır. Sosyal medyadan yapılan çağrılar sonucu Gezi Parkı'ndan

dağılan gruplar ile yapılan sosyal medya çağrılarına uyan kişi ve grupların

günlerce Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve çevresinde taş, sopa, molotof, ses bombası, sapan ve bilyelerle polise

saldırmışlardır.

iii. Eylemlere desteği ve katılımı artırmak amacıyla başta

sosyal paylaşım siteleri ve çeşitli internet sitelerinde olaylara ilişkin

olarak halkın duygularını tahrik edecek şekilde haberler yayılmış ve bu

haberler aracılığıyla herkes Taksim'e çağrılmış, bu şekilde olaylar devam

etmiştir.

20. İddianamede; başvurucu Ali Çerkezoğlu'nun da Taksim

Dayanışma Platformunun üyesi olduğu ve diğer üyelerle birlikte başta Twitter olmak üzere Facebook ve çeşitli sosyal, görsel ve

yazılı basın aracılığıyla İstanbul halkını Taksim Meydanı'na çağırdıkları ve

İstanbul'da kamu düzeninin, güvenliğinin ciddi şekilde zarar görmesine neden

oldukları belirtilmiştir. Bu çağrılara uyan şahısların yaklaşık üç aylık bir

dönem içinde yapmış oldukları yürüyüşler nedeniyle 6/10/1983 tarihli ve 2911

sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na aykırı eylemlerde

bulunmalarından dolayı haklarında birçok soruşturma yapıldığı ve kamu davası

açıldığı, yapılan basın açıklamaları ve sosyal, görsel medya üzerinden yapılan

yayınlarda devletin güvenlik kuvvetleri ile kamu görevlilerinin düşman gibi

lanse edildikleri ifade edilmiştir. Masumane başlayan Taksim Yayalaştırma

Projesi'ne karşı duruşun zamanla marjinal gruplar ile terör örgütlerinin

provokasyonlarına zemin hazırladığı belirtilmiştir.

21. Başvurucu Ali Çerkezoğlu ile diğer üyelerin uzun süre

olayları birlikte yönetmeleri ve olayları planlamaları nedeniyle bir organize

suç örgütü hâlini aldıkları, bu şekilde hareket ettikleri ifade edilmiştir.

22. İddianamede 8/7/2013 günü somut başvuruya ilişkin olaylar

anlatıldıktan sonra aynı davada yargılanan M.A.nın

üzerinde baret, iki adet eldiven, çift filtreli gaz maskesi, güneş gözlüğü ve

beyaz renkli bez gaz maskesi; B.A.nın üzerinde gaz

maskesi; H.Ç.nin üzerinde deniz gözlüğü ve üzerinde

"Kudurmuş" yazılı

resimli afiş; başvurucu Öner Yakasız üzerinde gaz maskesi ile eldiven;

başvurucu Aral Demircan'ın üzerinde iki adet eldiven, deniz gözlüğü, baret ve

yüzü kapatmak için kullanılan kırmızı bez; H.A.nın

üzerinde bez maske, deniz gözlüğü ve üzerinde "Taksim Dayanışması" yazan beyaz renk önlük; M.T.nin üzerinde kask, gaz maskesi, eldiven ve limon suyu

bulunduğu ve elde edilen bu eşyaların şüphelilerin kanunsuz gösteri ve

toplantıya katıldıklarına dair delil teşkil ettiği belirtilmiştir. Yine

iddianamede devam eden olaylara müdahale sonucu yakalanan E.A.nın

üzerinde kask, iki adet demir saplı sapan, bir adet tahta saplı sapan ile 67

adet cam bilye ve iki adet yüz kapatmak için kullanılan bez bulunduğu, sapan ve

bilyelerin yaralayıcı özelliği dikkate alındığında 2911 sayılı Kanun'un 23.

maddesinde belirtilen silahlardan olduğu ifade edilmiştir.

3. Beraat Kararı

23. Ceza davası İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)

görülmüştür. Mahkeme 29/4/2015 tarihinde başvurucular da dâhil bu davada

yargılanan 26 kişinin beraatine karar vermiştir.

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Ezelin/Fransa (B. No: 11800/85,

26/4/1991), Stankov

ve Ilinden Birleşik Makedonlar Örgütü/ Bulgaristan

(B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001), Barankevich/Rusya (B. No: 10519/03, 26/7/2007), Handyside/Birleşik Krallık (B. No: 5493/72,

7/12/1976) Skiba/Polonya (k.k.)

B. No:10659/03, 7/7/2009) ve Oya

Ataman/Türkiye (B. No: 74552/01, 5/12/2006) kararlarına atıfta

bulunan Mahkemenin beraat kararının gerekçesinde özetle;

i. Başvurucuların protesto eylemlerinde bir bireye, bir kamu

görevlisine veya halkın bir kısmına karşı şiddet içeren veya şiddeti yayma

amacında olan çağrı, söylem veya fiilî bir müdahalede bulunmadıkları

belirtilmiştir.

ii. Başvurucuların eylemlerinin barışçıl bir eylem olması

nedeniyle önceden bildirim yapılmamış olsa bile eylem sırasında kamu düzeninin

bozulduğu ve göstericilerin şiddete başvurduğunu gösteren hiçbir verinin

olmaması nedeniyle eylemin AİHM'in getirmiş olduğu

ilkeler ve Anayasa'nın tanımış olduğu haklar kapsamında kaldığı vurgulanmıştır.

iii. Yürüyüş sırasında söylendiği iddia edilen söz veya

sloganların çoğunluğunun kamu görevlilerini, siyasetçileri rahatsız edecek,

endişe verici hatta şoke edici görüşler kapsamında kalsa bile ifade özgürlüğü

çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

iv. Başvurucuların Taksim Dayanışması Platformu adı altında

örgütlenmelerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nden (AİHS), Anayasa'dan ve

yasalardan kaynaklanan bir hak olduğu, başvurucuların AİHS ve Anayasa'da

güvence altına alınan toplanma özgürlüğü ve bu özgürlüğü kullanarak

düşüncelerini ifade etme hakkından barışçıl şekilde faydalandıkları ifade

edilmiştir.

v. Bu nedenle Taksim Dayanışması Platformunun suç örgütü

olduğunu gösterir hiçbir kanıt olmadığını; barısçıl

bir protesto yürüyüş ve eyleme çağrı yapılmasının, siyasetçiler ile kamu

kurumlarının birtakım eylem veya söylemlerinin sert bir şekilde

eleştirilmesinin yasal örgütlenmeyi suç örgütü hâline getirmeyeceğine işaret

etmiştir.

25. Beraat kararı temyiz edilmeden 1/6/2015 tarihinde

kesinleşmiştir. Başvurucular 29/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

26. 2911 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, önceden izin almaksızın, bu

Kanun hükümlerine göre silahsız ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı

belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına

sahiptir."

27. Aynı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"(Değişik fıkra: 3/8/2002 tarih ve 4771

sayılı Kanun'un 5. md.) Toplantı yapılabilmesi için,

düzenleme kurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantının

yapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışma

saatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veya

kaymakamlığa verilir."

28. Aynı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“Kanuna

aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya

rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile

cezalandırılır."

B. Uluslararası Hukuk

29. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının kararları için bkz. Dilan Ögüz Canan

[GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 20-21; Eğitim

ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920,

25/5/2017, §§ 25-30; Ömer Faruk Akyüz,

B. No:2015/9247, 4/4/2018, §§ 28-37.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 20/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Toplantı ve Gösteri

Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

31. Başvurucular, İstanbul Valisi'nin Gezi Parkı'nın açıldığını

ve herkesin Gezi Parkı'na girebileceğini basın yolu ile ilan etmesi üzerine

Gezi Parkı'na gitmek istediklerini ancak polis tarafından yürüyüş yapmalarına

izin verilmediğini ve gözaltına alındıklarını belirtmişlerdir.

32. Başvurucular; yakalamadan itibaren emniyet görevlileri

tarafından gözaltı, üst araması, konut araması ve el koyma işlemleri

yapıldığını, bu işlemlere karşı yaptıkları itirazlar sonucu tüm kararların üst

mahkemece kaldırıldığını, buna rağmen yargılamaya devam edildiğini, hukuka

aykırı delillerin yargılamaya gerekçe gösterildiğini ve derhâl beraat kararı

verilmediğini iddia etmişlerdir. Başvurucular dava konusu eylemler suç

oluşturmadığı hâlde haklarında soruşturma açıldığını ve yargılandıklarını

belirtmişlerdir.

33. Başvurucular; gösteri yapmalarının engellenmesi nedeniyle

toplumsal ve ekonomideki sorunlarla ilgili taleplerini dile getiremediklerini,

fikirlerinin daha baştan bastırılarak çoğulcu toplum ilkesine aykırı surette

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme haklarının ihlal edildiğini ileri

sürmüşlerdir. Bundan başka başvurucular ifade özgürlüğünün, adil yargılanma

hakkının, silahların eşitliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, lekelenmeme

hakkının, bağımsız mahkeme ilkesinin, özel hayat ile haberleşmenin

gizliliğinin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ve insan

haklarına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

34. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesi kararlarına yer

verilerek başvurucular Aral Demircan ve Öner Yakasız'ın

üst aramasında tespit edilen ve el konulan materyallere dikkat çekilmiştir.

Bakanlık tarafından başvuruya konu olayın bireysel ve bağımsız bir olay olarak

ele alınamayacağı, gösterinin barışçıl nitelikte olmadığı, aylarca devam eden

ve kamu düzenini ciddi şekilde bozan şiddet içeren eylemlerin bir devamı

niteliğinde olması nedeniyle barışçıl bir gösteri hakkından

bahsedilemeyeceğinin altı çizilerek toplantı hakkına müdahalede bulunulmadığı

belirtilmiştir.

35. Bakanlık görüşünde; müdahalenin varlığının kabul edilmesi

durumunda ise devletin kamu düzenini temin etme, diğer vatandaşların özel

hayatlarını ve güvenliklerini sağlama gibi yükümlülükleri bulunduğu

belirtilerek olayın olduğu tarihteki koşulların normal dönemdeki koşullara

nazaran daha hassas olduğu, olay tarihinde gerçekleşen eylemin diğer olaylarla

birlikte değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle Anayasa'da güvence altına

alınan hakların ihlal edilmediğine karar verilmesi yönünde görüş

belirtilmiştir.

36. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında başvuru

formundaki iddialarını yinelemişler, Bakanlık görüş yazısında başvuru konusu

olayla ilgisi olmayan, yer, kişi ve tarih belirtilmeksizin başkaca eylemlerde

şiddet olaylarının yaşandığından bahisle barışçıl bir yürüyüş yapmak isteyen

başvurucuların gözaltına alındığının kabul edildiğini ve beş yıl önce

gerçekleşen olayın kalkışma olarak nitelendirilmesini ve İçişleri Bakanlığından

görüş alınması yönündeki görüşlerin kabul edilemez olduğunu ifade etmişlerdir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının bir bütün olarak

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

38. Anayasa’nın "Toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesi

şöyledir:

"Herkes,

önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,

milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve

genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve

kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda

gösterilir."

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

40. Başvurucuların gösteri yürüyüşü sırasında gözaltına

alınmaları ve yürüyüş yapmalarına engel olunmasının toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarına müdahale teşkil ettiği kabul edilmelidir.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

41. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

42. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen

ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın

ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

(1) Kanunilik

43. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet

Kanunu’nun 16. maddesi ile 2911 sayılı Kanun'un 32. ve 34. maddeleri ve 5237

sayılı Kanun'un 220. maddesinin kanunla

sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

(2) Meşru

Amaç

44. Başvurucuların gözaltına alınmaları ile yürüyüşe izin

verilmemesi ve haklarında kamu davası açılmasının Anayasa'nın 34. maddesinin

ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu

düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik

önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(a) Genel

İlkeler

45. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, demokratik

toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup bireylerin ortak

fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir araya gelebilme

imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekilde kullanılan ve

düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle

düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde

zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması ve yayılmasını

güvence altına almaktadır (Ferhat Üstündağ,

B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Yonca Verdioğlu Şık, B. No: 2014/17177, 19/4/2018, §

77; Dilan Ögüz

Canan, § 36; Ali Rıza Özer ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §

79; Osman Erbil, B. No:

2013/2394, 25/3/2015, § 45).

46.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun kabul

edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması

gerekir (Ferhat Üstündağ, § 45).

Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının

kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli, başvurulabilecek en son çare

ve alınabilecek en hafif önlem olmalıdır (Ferhat

Üstündağ, § 46; Dilan Ögüz Canan, § 32). Orantılılık ise bireyin hakkı

ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak

ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına

işaret etmektedir. Kamu gücünü kullanan organların toplantılara ve gösteri

yürüyüşlerine müdahale ederken toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının

kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan, korunması gereken bir

menfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somut

olgulara dayanarak göstermeleri gerekir (Ferhat

Üstündağ, § 48; Dilan Ögüz Canan § 33, 56).

(b) Olayın

Değerlendirilmesi

47. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifade

ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,

şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerin

haklarının korunmasıdır (Dilan Ögüz Canan, § 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 117, 118; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,

§ 80; Osman Erbil, § 47; Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 67, 68; Ömer Faruk Akyüz, § 54).

48. Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerin toplantı

hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet

içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcu

demokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan, § 36; Osman Erbil, § 54). Şu da unutulmamalıdır ki devletin

toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılmasında toplantı ve gösteriye

zorunlu sosyal ihtiyaç baskısı olmadığı sürece müdahale etmemesi negatif

yükümlülüğünün yanında bazı pozitif yükümlülükleri de mevcuttur. Söz konusu

pozitif yükümlülüğün doğal bir sonucu olarak Anayasa Mahkemesi, yetkililere

makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak amacıyla önceden yetkili mercilere

bildirim zorunluluğunun getirilmiş olmasının toplantı ve gösteri düzenleme

hakkına aykırı olmadığına karar vermiştir (Dilan

Ögüz Canan, § 39; Ali Demirci ve diğerleri, B. No:

2015/16311, 20/9/2018, § 39).

49. Anayasa Mahkemesi, derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu

özel durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması

hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle yapılan

müdahaleleri barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz bir sınırlama olarak kabul

etmiştir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından

derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz.

Osman Erbil, §§ 65, 67)

50. Bundan başka Anayasa Mahkemesi kanunlarda öngörülen usullere

tam olarak uyulmamış olmasının tek başına toplantı veya yürüyüşünün barışçıl

niteliğini ortadan kaldırmayacağını da vurgulamıştır (Dilan Ögüz Canan,

§ 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§

119; Gülşah Öztürk ve diğerleri,

§ 69). İlke olarak bu tür düzenlemelerin Anayasa'nın koruması altında bulunan

barışçıl amaçlı eylemler için dolaylı bir engel teşkil etmemesi gerekir.

51. Bununla birlikte, barışçıl toplantı hakkı bireylerin bu

hakkı kullanırlarken sahip oldukları ödev ve sorumluluklardan ayrı düşünülemez.

Örgütlerin ve gösteri düzenleyen diğer kişilerin demokratik sistemin birer

aktörü olarak oyuna mevcut düzenlemelere riayet ederek katılmaları

gerekmektedir. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmalarının

sahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygun

davranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan,

§ 43; Ömer Faruk Akyüz, § 62).

52. Anayasa Mahkemesine sunulan bilgi ve belgelerden

anlaşıldığına göre göstericiler yaptıkları toplantının yasal olmadığı ve kamu

düzeni noktasında neden olduğu sıkıntılar konusunda defaatle

uyarılarak kendilerinden dağılmaları istenmiştir. Başvuranların güvenlik

güçlerinin uyarılarına uygun hareket etmedikleri açıktır.

53. Somut olaya konu gösteri ülke genelinde son üç aydır devam

eden ve Gezi Parkı eylemleri olarak isimlendirilen gösterilerin son halkası

olarak yapılmıştır. İstanbul başta olmak üzere kamu düzeninin ülke genelinde

yaygın bir şekilde bozulmasına neden olan Gezi Parkı eylemleri 80 ilde gerçekleştirilen

5.532 eylem/etkinliğe toplamda dört milyona yakın kişinin katıldığı ve çok

sayıda toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlendiği bir süreçtir. Hatırlanacağı

üzere söz konusu eylemler Gezi Parkı'nda bazı ağaçların sökülmesine duyulan

tepki ile başlamış, Gezi Parkı'nda yapılacak düzenlemeleri engellemek için

göstericiler uzun süre polis ile çatışmış ve daha sonra gösteriler tüm ülke

geneline yayılmıştır (bkz. § 10).

54. Başvuruya konu olayların meydana geldiği günden önceki iki

gün boyunca İstanbul Valisi, sosyal medya ve diğer yayın organları aracılığıyla

Gezi Parkı'nın 8/7/2013 tarihinde açılacağını bildirmiştir. Taksim Dayanışması

Platformu eylemcileri parkın açılışını yapmak amacıyla Gezi Parkı'na davet

etmiş, Gezi Parkı'nın halka açılmasıyla birlikte şehrin genelinde park ve

meydanlarda düzenlenen forumları iptal ederek Gezi Parkı'nda geniş katılımlı

bir forum düzenleneceğini ilan etmiştir. Anayasa Mahkemesi başvuranların

kamuoyunun dikkatini söz konusu güncel soruna çekme amaçlarına ulaştıkları

kanaatindedir.

55. Buna karşın başvurucuların da içinde bulunduğu yaklaşık 200

kişilik grup 18.15 civarında Beyoğlu Galatasaray Meydanı önünde toplanarak

gösteri yürüyüşüne başlamışlardır. Göstericiler, "Her yer taksim her yer direniş",

"Direne direne kazanacağız.",

"Bu daha başlangıç mücadeleye devam",

"Hükûmet istifa" ve

benzeri sloganlar atarak Taksim Meydanı'na doğru yürüyüşe geçmiştir.

56. Emniyet görevlileri gösterinin kanunlara uygun olmadığı,

dağılmaları gerektiği, aksi takdirde zorla dağıtılacakları konusunda anons

yaparak toplanan kalabalığı uyarmış; gruptakiler dağılmamakta ısrar etmiş ve

polise mukavemette bulunmuşlardır. Bunun üzerine saat 18.50 civarında polis son

kez uyarı yapmış ve ardından müdahale ederek grubu İstiklal Caddesi

istikametine doğru dağıtmıştır.

57. Başvurucular savunmalarında Vali'nin çağrısı üzerine

toplandıklarını ifade etmişlerdir. Buna karşın başvuruculardan ikisinde ve

grupta yer alan diğer kişilerden elde edilen bez, kask, baret, gaz maskesi,

eldiven, limon suyu, cam bilye ve sapan gibi(bkz. § 22) materyallere ve atılan

sloganlara (bkz. § 13) bakıldığında bu kişilerin halkın geniş katılımı ile Gezi

Parkı'nın yeniden açılması nedeniyle düzenlenen etkinliğe katılmaktan daha çok,

uzunca bir süredir devam eden Gezi Parkı gösterilerine bir yenisini eklemek

niyetinde oldukları kanaatine ulaşılmıştır.

58. Gezi Parkı gösterileri kamuoyunun dikkatini güncel bir

soruna çekme amacını aşarak kimi durumlarda yaygın şiddet hareketlerine

dönüşmüş, kamu düzenini ciddi bir şekilde bozmuştur. Kamuya açık alanlarda

kesintisiz olarak gece veya gündüz ve tüm ülke genelinde devam eden

gösterilerin kamu düzenine ilişkin sıkıntı yaratan sürekli bir toplantı hâlini

aldığı açıktır.

59. Başvurunun özel koşullarını, daha önce yapılan gösterilerin

süresini, sayısını ve gösterilerin amacına ulaşmış olmasını (bkz. §§ 12, 54)

dikkate alan Anayasa Mahkemesi yetkili makamların bu hususta kendilerine

tanınan takdir payı çerçevesinde hareket ettikleri kanaatine varmıştır. Başvurucuların

toplantı hakkına yönelik müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık

geldiği kabul edilmelidir.

60. Son olarak başvurucuların dört gün gözaltında tutulmuş

olmaları dikkat çekicidir. Bununla birlikte başvurucular yargılama neticesinde

beraat etmişler ve beraat kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş; bu suretle

başvurucuların haklarındaki ceza tehdidi tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan

kalkmıştır. Başvurucular yargılama boyunca tutuksuz olarak yargılanmıştır. Tüm

bunlarla birlikte başvuruya konu olay kapsamında toplam 48 kişinin gözaltına

alındığı, Gezi Parkı olayları kapsamında açılan soruşturmaların çokluğu da

dikkate alındığında dört günlük gözaltı süresinin kamu menfaati veya diğer

bireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklediği

değerlendirilmemiştir.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun olduğu ve Anayasa'nın 34. maddesinin ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

B. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

62. Başvurucular, Gezi Parkı'na gitmek üzere Taksim Meydanı'nda

yürüdükleri sırada polis tarafından önlerinin kesildiğini ve gözaltına

alındıklarını belirterek haksız yere gözaltına alınmaları ve dört gün boyunca

gözaltında tutulmaları nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

63. Bakanlık görüşünde; öncelikle yakalama ve gözaltına alma

işlemine karşı sulh ceza hâkimliğine itirazda bulunulmadığından olağan kanun

yollarının tüketilmediği ifade edildikten sonra başvurucuların 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülen

tazminat davası açtıkları, lehlerine tazminata hükmedildiği belirtilerek mağdur

sıfatını haiz olmadıklarına yer verilmiş ve kabul edilemezlik kararı verilmesi

gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşü ve eki belgelere göre başvurucular

Erkan Baş, Ahmet Kamil Tekerek ve Aral Demircan

1/7/2015 tarihinde İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesine; başvurucu Öner

Yakasız 27/7/2015 tarihinde İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine

başvurmuşlar, gözaltında kaldıkları süreler nedeniyle tazminat talebinde

bulunmuşlar ve lehlerine tazminata hükmedilmiştir.

64. Bakanlık tarafından AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına

yer verilerek somut olayda başvurucuların gözaltına alınmaları için yeterli

şüphe bulunduğu ve haksız gözaltına alındıkları iddiasının açıkça dayanaktan

yoksun olduğu belirtilmiştir.

65. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında kanun

yollarının tüketilmediği ve mağdur sıfatının olmadığı iddiasını kabul

etmediklerini, kanun yollarını tükettiklerine dair belgelerin tamamını

sunduklarını ve mağdur sıfatlarının bulunduğunu belirtmişlerdir. Esas yönünden

ise Bakanlık görüşünün soyut ve dayanaksız olduğunu, gözaltına alınan kişi

sayısının fazla olmadığını, gözaltı işleminden sonra da hiçbir delilin

toplanmadığı ve dosyaya sunulmadığını belirterek gözaltı ve uzatma kararlarının

keyfî olduğunu belirtmişlerdir.

2. Değerlendirme

a. Başvurucular Öner

Yakasız, Aral Demircan, Ahmet Kamil Tekerek ve Erkan

Baş Yönünden

66. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46.

maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin

(1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar; başvurucunun kamu gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalinden

dolayı güncel bir hakkının ihlal edildiği

iddiasında bulunması, iddia edilen ihlalden kişinin kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması ve bunların

sonucunda başvurucunun mağdur

olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer,

B. No: 2013/6179, 20/3/2014, § 24).

67. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra serbest

bırakılan ve asıl davada haklarında beraat kararı verilen başvurucular,

yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili

olarak tazminat davası açmışlardır. Yapılan yargılamalar sonucunda lehlerine

tazminata hükmedildiğinden başvurucuların mağdur sıfatı bulunmamaktadır.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Başvurucu Ali

Çerkezoğlu Yönünden

69. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresinin

aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarına

ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava

sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi

gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet

Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150).

70. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra serbest

bırakılan ve asıl davada hakkında beraat kararı verilen başvurucunun yakalama

ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarıyla ilgili olarak

anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

72. Başvurucular, haklarında açılan davada yargılamanın yaklaşık

iki yıl sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

73. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında,

yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden

önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı

İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının

getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli

giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu

yolun etkililiğini tartışmıştır.

74. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri mali

külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle

ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir

başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân

tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması

nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu

hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,

Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna

vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik

kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36). Mevcut başvurularda

söz konusu kararda ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektirir bir durum

bulunmamaktadır.

75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların başvurucular Öner Yakasız, Aral Demircan, Ahmet Kamil Tekerek

ve Erkan Baş yönünden kişi bakımından

yetkisizlik; başvurucu Ali

Çerkezoğlu yönünden ise başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve

gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

20/3/2019 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Başvuruculardan Öner Yakasız işçi, Aral Demircan öğrenci ve

Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi, Ahmet Kamil Tekerek

doktor ve TKP İstanbul il başkanı, Erkan Baş yazar ve TKP üyesi, Ali Çerkezoğlu

doktor ve o tarihte İstanbul Tabip Odası genel sekreteri ve hâlen Türk Tabipler

Birliği II. Başkanıdır.

2. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 28/2/2014

tarihinde başvuruculardan Ali Çerkezoğlu hakkında suç işlemek için örgüt kurma,

kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine kışkırtma suçlarından; bütün

başvurucular hakkında da güvenlik görevlilerinin ihtarına rağmen dağılmama

suçundan cezalandırılmaları talebiyle iddianame düzenlenmiştir.

3. Başvurucuların gösteri yürüyüşü sırasında gözaltına

alınmaları ve yürüyüş yapmalarına engel olunmasının toplantı ve gösteri

yürüyüşü düzenleme haklarına müdahale teşkil ettiği açıktır.

4. Anayasa’nın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı”

kenar başlıklı 34. maddesi şöyledir: “Herkes,

önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel

ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla

sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.”

5. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin

ihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir: “Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın

ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla

sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Bu sebeple

müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen

kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen

nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk

koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.

6. Başvuruculardan katıldıkları gösterinin yasal olmadığı ve

kamu düzeni bakımından sorunlu olduğu gerekçesiyle dağılmaları istenmişse de

başvurucuların yaptıkları eylem şiddet içermeyen barışçıl bir nitelik

taşımaktadır. Nitekim yerel mahkeme de eylem sırasında kamu düzeninin

bozulmadığını ve göstericilerin şiddete başvurduğunu gösteren hiçbir verinin

ortaya konulamadığına dikkat çekerek eylemi Anayasa’dan kaynaklanan toplanma ve

gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğü kapsamında değerlendirmiştir.

7. Başvurucular savunmalarında İstanbul Valisinin çağrısı

üzerine toplandıklarını beyan etmişlerdir. Başvuruya konu olayların meydana

geldiği günden önceki iki gün boyunca İstanbul Valisi, sosyal medya ve diğer

yayın organları aracılığıyla Gezi Parkı'nın 8/7/2013 tarihinde açılacağını

bildirmiştir. İlin en yüksek mülki idare amirinin vatandaşları Gezi Parkına

davet etmesi herhalde kamu düzenini bozacak yasadışı bir toplantıya davet

olarak düşünülemez.

8. Çoğunluk başvuruculardan ikisinde ve grupta yer alan diğer

kişilerden elde edilen bez, kask, baret, gaz maskesi, eldiven, limon suyu, cam

bilye ve sapan gibi materyallere ve atılan sloganlara bakıldığında bu kişilerin

halkın geniş katılımı ile Gezi Parkının yeniden açılması nedeniyle düzenlenen

“şenliğe” katılmaktan daha çok, uzunca bir süredir devam eden Gezi Parkı

gösterilerine bir yenisini eklemek niyetinde oldukları kanaatine ulaşılmıştır

(§ 57).

9. Her şeyden önce başvuruculardan Öner Yakasız’ın

üzerinde gaz maskesi ile eldiven; Aral Demircan’ın üzerinde de iki adet

eldiven, deniz gözlüğü, baret ve yüzü kapatmak için kullanılan kırmızı bez elde

edilmiştir. Diğer başvurucuların üzerinden ise herhangi bir malzeme

çıkmamıştır. Başvuruculardan ikisinin üzerinden ve çantalarından çıkan bez,

baret, gaz maskesi, deniz gözlüğü ve eldiven bu kişilerin şiddet gerçekleştirme

amacı taşıdığının bir kanıtı olarak değerlendirilmemelidir. Bütün bu malzemeler

başvurucuların içinde bulunduğu gruptan bazı kişilerin cam bilye ve sapan

taşımasıyla aynı şekilde görülmemelidir. Başvurucuların hiç birinin üzerinden

cam bilye ve sapan çıkmamıştır. Grupta yer alan bazı kişilerin şiddet amacıyla

kullanılma potansiyeli olan bu malzemeleri taşımaları başvurucuların da şiddet

amacı taşıdığı şeklinde yorumlanamaz.

10. Başvurucuların taşıdıkları materyaller ve attıkları

sloganlarla Gezi Parkı gösterilerine “bir yenisini eklemek niyetinde” olmaları barışçıl

bir toplantıdan ziyade kamu düzenini bozmaya dönük şiddet hedefleyen bir eylem

olmadığından tek başına bir suç oluşturmaz. Kaldı ki, barışçıl olmak koşuluyla

Gezi Parkı gösterilerine bir yenisini eklemenin neden toplantı ve gösteri

yürüyüşü hakkı açısından sorun teşkil edeceğini anlamak kolay değildir.

11. Gezi Parkı olarak tarihimize geçmiş bulunan olaylar

silsilesinde yer alan bazı gösterilerin ve bunlara katılan kimi göstericilerin

eylemlerinin şiddet hareketlerine dönüşerek kamu düzenini bozduğu yadsınamazsa

da yerel mahkemenin de tespit ettiği gibi somut olayımızdaki başvurucular

açısından toptancı bir bakış açısıyla böyle bir değerlendirmede bulunmak mümkün

görünmemektedir. Başvurucuların katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşünün Gezi

Parkı eylemlerinin bir parçası olması bu toplantının yaygın şiddet hareketi

içerdiği sonucunu otomatikman doğurmaz.

12. Başvurucular, şiddet kullanarak kamu düzenini bozduğu

yönünde inandırıcı kanıtlar sunulamayan bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne

katılmalarından dolayı dört gün gözaltında tutulmuşlardır. İlin en büyük mülki

idare amirinin yaptığı çağrı üzerine toplantıya katılan başvurucuların uzun

sayılabilecek bir süre boyunca özgürlüklerinden mahrum bırakılmaları bu kişiler

üzerine anayasal bir hakkı kullanmalarından dolayı orantısız bir külfet

yüklenmesi anlamına gelmektedir.

13. Sonuç olarak, toplantı hakkına yönelik müdahalenin zorunlu

bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği düşüncesiyle başvurucuların Anayasanın

34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme

haklarının ihlal edildiği sonucuna ulaştığımdan çoğunluk kararına katılmadım.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Recep KÖMÜRCÜ Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Yunus HEPER Yücel ARSLAN Başvurucular : 1. Öner YAKASIZ 2. Aral DEMİRCAN 3. Ahmet Kamil TEKEREK 4. Erkan BAŞ Vekili : Av. Şerif Özgür URFA 5. Ali ÇERKEZOĞLU Vekili : Av. Kazım Erkut GÜZEL Başkan Engin Yıldırım

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/9430, 20 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Gezi Parkı Olaylarına
  7. B. Başvuruculara İlişkin
  8. B. No:10659/03, 7/7/2009) ve Oya
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Toplantı ve Gösteri
  14. B. Kişi Hürriyeti ve
  15. C. Makul Sürede
  16. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/9430
Tarih
20 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Hasan Akboğa Başvurusu (B. No: 2016/10380)
  • Mustafa Demiraydin Başvurusu (B. No: 2015/1051)
  • Ünal Gökpınar Başvurusu (B. No: 2018/9115)
  • Recep Bekik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/12936)
  • Er-Kom Komünikasyon Tanıtım ve Reklam Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/15389)
  • Abdulhalim Sönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7696)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.