İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Er-Kom Komünikasyon Tanıtım ve Reklam Hizmetleri A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/15389)

1. Başvuru, belediye tarafından ilan asma tahsis ücreti tahsil

Başvuru No2015/15389Tarih21 Mart 2019Okuma23 dk · 4.600 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Er-kom Komünikasyon Tanıtım Ve Reklam Hizmetleri A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
21 Mart 2019
Başvuru Numarası
2015/15389
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.600 kelime·23 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, belediye tarafından ilan asma tahsis ücreti tahsil

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu Şirket, elektrik direklerindeki reklam panolarının

kiraya verilmesi işiyle iştigal etmektedir.

9. İstanbul Büyükşehir Belediyesince (Belediye) 10/7/2004

tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 31. maddesi ile

yürürlükten kaldırılan ve 2004 yılına kadar yürürlükte bulunan 27/6/1984

tarihli ve 3030 sayılı mülga Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun

Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun'un 6. ve 18. maddelerinde

düzenlenen hükümlere dayanarak elektrik direklerindeki reklam panolarının

kiraya verilmesi işi dolayısıyla başvurucu Şirketten 1996-2002 yılları arası

için Belediyece ilan asma tahsis ücreti tahsil edilmiştir.

10. Başvurucu Şirket; idarenin sahibi olmadığı ve hizmet

vermediği alanlar için ihale yapmadan ücret aldığını, elektrik direklerindeki

panolardan sadece ilan reklam vergisi alabileceğinden bahisle mezkûr tahsilat

işleminin hukuka aykırı olduğunu iddia etmiş ve 25/10/2007 tarihinde yapılan tahsilatların

iadesi yönünden idare nezdinde düzeltme başvurusunun reddi üzerine yine

Belediye nezdinde şikâyette bulunmuştur. İdare ise anılan başvuruyu 5/11/2007

tarihli işlemi ile reddetmiştir.

11. Başvurucu Şirket 26/12/2007 tarihinde İstanbul 8. Vergi

Mahkemesinde (Mahkeme), anılan ret işleminin iptali ile yapılan tahsilatların

ödeme tarihlerinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte iadesine karar

verilmesi talebiyle dava açmıştır.

12. Mahkeme 30/4/2009 tarihinde anılan davanın reddine karar

vermiştir:

i. Mahkeme uyuşmazlık konusu ücreti vergi benzeri mali yüküm

olarak nitelendirmiştir. Mahkeme, olay tarihinde yürürlükte bulunan 3030 sayılı

mülga Kanun'un 6. ve 18. maddelerinde yer alan hükümlerden 6. maddede sayılan

yerlere konulacak ilan ve reklamlara ait ilan asma tahsis bakım ücretlerinin

büyükşehir belediyesine ödeneceği hususuna dikkat çekmiştir.

ii. Mahkemeye göre ilgili yerlerdeki mahalli hizmetleri

büyükşehir belediyeleri kanun gereği yerine getirdiklerinden dolayı ilan asma

tahsis bakım ücreti alınabilmesi için başvurucunun Belediyeden herhangi bir

hizmet talebinde bulunması gerekmemektedir. Bu itibarla ilan ve reklamın bu

yerlerde yapılıp yapılmadığı önemli olduğundan başvurucunun Belediyeden hizmet

talebinde bulunup bulunmamasının olaya etkisi yoktur.

iii. Öte yandan başvurucu Şirketçe her ne kadar 4/1/1961 tarihli

ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun düzeltme şikâyet müessesesi kapsamında

1996-2002 yılları arasında ödenecek olan ilan asma tahsis ücretlerinin yasal

faizi ile birlikte iadesi istenmiş ise de 1996-2001 yılları arasında tahsil

edilen ücretler için 213 sayılı Kanun'un 114. maddesinde öngörülen beş yıllık

zamanaşımı süresi geçtikten sonra 25/10/2007 tarihinde başvuruda bulunulduğu

anlaşıldığından bu yıllar için tahsil edilen ilan asma tahsis ücretlerinin

düzeltme şikâyeti kapsamında düzeltilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

iv. Mahkeme, 2002 yılına ilişkin olarak tahsil edilen ilan asma

tahsis ücretlerinin ise ilgili mevzuat hükümleri uyarınca büyükşehir

dâhilindeki meydan, bulvar, cadde ve ana yollarda bulunan elektrik direklerine

asılacak ilan ve reklamlara ilişkin tahsis ücreti alma yetkisinin başvurucu

Şirketin iddialarının aksine belediyeye ait olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme,

kanun gereği idarenin ilgili alandan herhangi bir hizmet talebi olmadan vergi

ve ücret tahakkuk ettirebileceği gerçeğinden hareketle 1996-2002 yıllarına

ilişkin tahsil edilen ilan asma tahsis ücretlerinde ve tahsil edilen ücretlerin

iadesi yönündeki başvurunun reddi işleminde kanuna aykırılık görmemiştir.

13. Başvurucu Şirket tarafından temyiz edilen bu karar, Danıştay

Dokuzuncu Dairesinin (Daire) 18/9/2012 tarihli kararıyla onanmıştır. Başvurucu

Şirketin karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 24/6/2015 tarihli kararıyla

reddedilmiştir.

14. Bu karar başvurucu Şirket vekiline 31/8/2015 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu Şirket 31/8/2015 tarihinde bireysel başvurularda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Mevzuat Hükümleri

16. 3030 sayılı mülga Kanun'un 6. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Büyükşehir

belediyelerine ait görevler:

....

c) Büyükşehir dahilindeki meydan, bulvar,

cadde ve anayolları yapmak, yaptırmak, bakım ve onarımını sağlamak ve

kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri

yürütmek,

..."

17. 3030 sayılı mülga Kanun'un 18. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Büyükşehir belediyesinin gelirleri

şunlardır:

...

(e) 6 ncı maddenin (A) fıkrasının (c) bendinde belirtilen

alanlardaki ilan asma yerleri, elektrik direkleri, büfeler ile tercihli

yollardaki bariyerlere konulacak her türlü ilan ve reklamların vergileri ile

asma, tahsis ve bakım ücretleri,

..."

18. 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri

Kanunu'nun 97. maddesi şöyledir:

"Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma

payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her

türlü hizmet (...) (2) için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre

ücret almaya yetkilidir. Belediye'ye tekel olarak verilmiş işler kendi özel

hükümlerine tabidir."

2. Anayasa Mahkemesi

Kararı

19. 2464 sayılı Kanun'un 4/12/1985 tarihli ve 3239 sayılı

Kanun'un 125. maddesiyle değiştirilen 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci

cümlesinin iptali istemine ilişkin Anayasa Mahkemesince verilen 26/1/2011

tarihli ve E.2009/42, K.2011/26 sayılı kararın ilgili kısımları şöyledir:

"Anayasa'nın 73. maddesinin birinci

fıkrasında, herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre,

vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiş ve diğer fıkralarında da bu

yükümlülüğün ilkeleri gösterilmiştir. Maddenin üçüncü fıkrasında, 'Vergi,

resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya

kaldırılır.' denilerek verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Verginin

kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların

yasada yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin

konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu

kılmaktadır. Buna göre vergide, yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil,

uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesi

zorunludur.

İtiraz konu kuralla, belediye meclislerine

verilen, 'ücret' adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm

tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa

edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisidir. Belediyelere

tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir

tarifeye dayalı olarak istenilen 'ücret'in vergi,

resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesi mümkün

değildir."

3. Danıştay İçtihadı

20. Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 18/9/2012 tarihli ve

E.2009/724, K.2012/4640 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"... Davacı şirket adına 2005 yılına

ilişkin olarak tarh edilen ilan asma tahsis ücretinin kaldırılması istemiyle

açılan davayı reddeden vergi mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir.

23.7.2004 tarihinde 3030 sayılı Yasa'yı

yürürlükten kaldırarak yürürlüğe giren 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi

Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde; Büyükşehir Belediyesinin

yetki alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım

ve onarımı sağlamak,kentsel tasarım projelerine uygun

olarak bu yerlere cephesi bulunan

yapılarailişkinyükümlülüklerkoymak,ilanvereklamasılacakyerlerivebunların şekil

ve ebadını belirlemek, meydan, bulvar, cadde, yol ve sokak ad ve numaraları ile

bunlar üzerindeki binalara numara verilmesi işlerini gerçekleştirmek görev ve

sorumluluğunun büyükşehir belediyelerine ait olduğu, aynı Yasanın 23. maddesinin

birinci fıkrasının (e) bendinde de; 7'nci maddenin birinci fıkrasının (g)

bendinde belirtilen alanlar ile bu alanlara cephesi bulunan binalar üzerindeki

her türlü ilan ve reklamların vergileri ile asma tahsis ve bakım ücretlerinin

büyükşehir belediyelerinin gelirleri arasında olduğu hükme bağlanmıştır.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 97.

maddesinde ise; belediyelerin bu Kanunda harç veya katılma payı konusu

yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet

için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili

oldukları belirtilmiştir.

5216 sayılı Yasanın amacı 1. maddesinde,

büyükşehir belediyesi yönetiminin hukuki statüsünü düzenlenmek, hizmetlerin

planlı, programlı, etkin, verimli ve uyum içinde yürütülmesini sağlamak olarak

belirtilmiş, Yasada belediyelerin gelirlerine ilişkin yeni bir düzenlemeye yer

verilmemiş, büyükşehir belediyeleri ile ilçe ve ilk kademe belediyelerinin

görev, yetki ve sorumlulukları sayılarak ve mahali hizmetlerin

gerçekleştirilebilmesi için genel bütçe vergi gelirleri ile belediye

gelirlerinin ne şekilde taksim edileceği belirtilerek büyükşehir belediyeleri

ile ilçe ve ilk kademe belediyeleri arasında ortaya çıkabilecek görev, yetki ve

gelir uyuşmazlıklarının önlenmesi amaçlanmıştır.

Yasaya göre Büyükşehir Belediyesinin yetki

alanındaki meydan, bulvar, cadde ve anayollar ile bu alanlara cephesi bulunan

binalar üzerindeki her türlü ilan ve reklamların hem vergilerini, hem de asma

tahsis ve bakım ücretlerini Büyükşehir Belediyeleri almaya yetkilidir.

Bunun dışında ana arterde olsa bile yol

kenarındaki binaların ana caddeye cephesi olmayan yüzlerine, özel mülke konu

bahçe, arsa veya araziye dikilen direklere ya da panolara konulan reklamların

vergileri ise ilçe veya ilk kademe belediyelerince alınacaktır.

Bu durumda asma tahsis ve bakım ücreti

istenebilmesi için ilgilinin isteğine bağlı olarak ilan ve reklam konulan yerin

ana arterde veya belediyenin özel mülkü olması nedeniyle belediyece tahsis edilmesi

veya ilan ve reklamın asma ve bakım hizmetinin belediyece yapılması

gerekmektedir.

Ancak büyükşehir belediyesinin yetki

alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve

onarımı sağlamak kanun gereği büyükşehir belediyelerinin görevi olduğundan bu

yerlere, bu yerlerde bulunan panolara, ağaçlara, belediyeye ait otobüs

duraklarına, çöp kutularına, büfelere veya bu yerlerdeki direklere asılacak

ilan ve reklamlardan tahsis bakım ücreti alınabilmesi için ilgilinin belediyeden

herhangi bir hizmet talebinde bulunması gerekmemektedir.

..."

21. Dairenin 15/12/2011 tarihli ve E.2008/4915, K.2011/8669

sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...Büyükşehir Belediyeleri Yasa'da

belirtilen alanlardaki ilan ve reklamlardan asma tahsis ve bakım ücreti almaya

yetkili ise de 5216 sayılı Yasa belediye gelirlerini de düzenleyen gelir yasası

niteliğinde olmadığından ve yasada ücretin ne şekilde, hangi şartlarda

alınacağına dair bir düzenleme bulunmadığından, asma tahsis ve bakım ücretinin

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 97. maddesi uyarınca hizmet karşılığı

olarak belediye meclislerince düzenlenecek tarifeleregöre

alınması mümkündür.

Bu durumda asma tahsis ve bakım ücreti

istenebilmesi için ilgilinin isteğine bağlı olarak ilan ve reklam konulan yerin

ana arterde veya belediyenin özel mülkü olması nedeniyle belediyece tahsis

edilmesi veya ilan ve reklamın asma ve bakım hizmetinin belediyece yapılması

gerekmektedir.

Ancak büyükşehir belediyesinin yetki

alanındaki meydan, bulvar, cadde ve ana yolları yapmak, yaptırmak, bakım ve

onarımı sağlamak kanun gereği büyükşehir belediyelerinin görevi olduğundan bu

yerlere, bu yerlerde bulunan panolara, ağaçlara, belediyeye ait otobüs

duraklarına, çöp kutularına, büfelere veya bu yerlere dikilen direklere

asılacak ilan ve reklamlardan tahsis bakım ücreti alınabilmesi için ilgilinin

belediyeden herhangi bir hizmet talebinde bulunması gerekmemektedir.

..."

22. Dairenin 11/12/1996 tarihli ve E.1996/2451, K.1996/4245

sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...3030 sayılı

Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin

Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 6.maddesinin (A) fıkrasının (c)

bendinde; büyükşehir dahilindeki meydan, bulvar, cadde ve anayolları yapmak,

yaptırmak, bakım ve onarımını sağlamak ve kanunların belediyelere verdiği

trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmenin büyükşehir

belediyelerinin görevleri arasında sayıldığı, 18. maddesinin (e)

fıkrasındada;6. maddenin(A) fıkrasının (c) bendinde belirtilen alanlardaki ilan asma yerleri, elektrik direkleri, büfeler ile tercihli

yollardaki bariyerlere konulacak her türlü ilan ve reklamların vergileri ile asma,

tahsis ve bakım ücretlerinin büyükşehir belediyelerinin gelirleri arasında

olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sözkonusu madde hükmünden, maddede sayılan bu yerlere konulacak ilan ve

reklamlara ilan asma tahsis bakım ücretlerinin büyükşehir belediyesine

ödeneceği anlaşılmaktadır. Bu yerlerdeki mahalli hizmetleri büyükşehir

belediyeleri kanun gereği yerine getirdiklerinden ilan asma tahsis ücreti alınabilmesi

için ilgilinin belediyeden herhangi bir hizmet talebinde bulunması

gerekmemektedir. İlan ve reklamın bu yerlerde yapılıp yapılmadığı önemli

olduğundan ilgilinin belediyeden hizmet talebinde bulunup bulunmamasının olaya

etkisi yoktur.

Dosyanın incelenmesinden, İstanbul Büyükşehir

Belediyesi hudutları içinde muhtelif yerlerde market, kebapçı, kuruyemişçi ve

elektrik direklerinde asılı panolar bulunduğunun saptandığı anlaşılmıştır.

Uyuşmazlıkta ilan panolarının asılı bulunduğu

elektrik direkleri, meydan ve cadde üstünde bulunduğundan ve bu yerler 3030

sayılı Kanunun 18/e maddesinde sayılan yerlerden olduğundan, bu kısım için tarh

edilen ilan asma tahsis ve bakım ücretinde kanuna aykırılık bulunmamaktadır.

..."

23. Dairenin 16/9/1997 tarihli ve E.1996/6361, K.1997/2527

sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin

Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 6.maddesinin (A)fıkrasının (c) bendinde;

Büyükşehir dahilindeki meydan, bulvar, cadde ve anayolları yapmak, yaptırmak,

bakım ve onarımını sağlamak ve kanunların belediyelere verdiği trafik

düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmenin büyükşehir belediyelerinin

görevleri arasında sayıldığı, 18. maddesinin (e) fıkrasında da; 6.maddenin (A)

fıkrasının (c) bendinde belirtilen alanlardaki ilan asma yerleri elektrik

direkleri, büfeler ile tercihli yollardaki bariyerlere konulacak her türlü ilan

ve reklamların vergileri ile asma ,tahsis ve bakım ücretlerinin büyükşehir

belediyelerinin gelirleri arasında olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sözkonusu madde hükmünden, maddede sayılan bu yerlere konulacak ilan ve reklamlara

ait ilan ve reklam vergisi ile ilan asma tahsis bakım ücretlerinin büyükşehir

belediyesine ödeneceği anlaşılmaktadır. Bu yerlerdeki mahalli hizmetleri büyükşehir

belediyeleri kanun gereği yerine getirdiklerinden ilan asma tahsis bakım ücreti

alınabilmesi için ilgilinin belediyeden herhangi bir hizmet talebinde bulunması

gerekmemektedir. İlan ve reklamın bu yerlerde yapılıp yapılmadığı önemli olduğundan

ilgilinin belediyeden hizmet talebinde bulunup bulunmamasının olaya etkisi

yoktur.

..."

24. Dairenin 31/10/2001 tarihli ve E.2000/2194, K.2001/3950

sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...3030 sayılı Büyükşehir

Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek

Kabulü Hakkında Kanunun 6. maddesinin (A) fıkrasının (c) bendinde; Büyükşehir

dahilindeki meydan, bulvar, cadde ve anayolları yapmak, yaptırmak, bakım ve

onarımını sağlamak ve kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği

bütün işleri yürütmenin büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında

sayıldığı, 18.maddesinin (e) fıkrasında da; 6. maddenin (A) fıkrasının (c)

bendinde belirtilen alanlardaki ilan asma yerleri, elektrik direkleri, büfeler

ile tercihli yollardaki bariyerlere konulacak her türlü ilan ve reklamların

vergileri ile asma, tahsis ve bakım ücretlerinin büyükşehir belediyelerinin

gelirleri arasında olduğu hüküm altına alınmıştır.

Sözkonusu madde hükmünden, maddede sayılan bu yerlere konulacak ilan ve

reklamlara ait ilan ve reklam vergisi ile ilan asma tahsis ve bakım

ücretlerinin büyükşehir belediyesine ödeneceği anlaşılmaktadır. Bu yerlerdeki mahalli

hizmetleri büyükşehir belediyeleri kanun gereği yerine getirdiklerinden ilan

asma tahsis bakım ücreti alınabilmesi için ilgilinin belediyeden herhangi bir

hizmet talebinde bulunması gerekmemektedir. İlan ve reklamın bu yerlerde

yapılıp yapılmadığı önemli olduğundan ilgilinin belediyeden hizmet talebinde bulunup

bulunmamasının olaya etkisi yoktur. Kanun koyucu, ilan ve reklam bu yerlerde

yapılmış ise hizmetin yasa gereği zaten yapıldığını ve belediyenin bir tahsiste

bulunmuş sayılacağını kabul etmiştir. İlanın bu yerlerde yapılması halinde özel

direkte veya elektrik direğinde olması sonucu değiştirmeyecektir.

Doğrudan ana arterdeki tretuvar, yol yahut

meydan üzerine konulan özel direklerle, yol kenarındaki binaların önünde

bulunan özel mülke ait yerlere konulan özel direklerin durumları birbirinden

farklıdır. Doğrudan tretuvar, yol yahut meydana dikilen direkler, ilan ve

reklam vergisi yönünden yasada yazılan elektrik direkleri gibidir ve cadde,

meydan ve bulvarlardaki bu kabil ilan ve reklamların vergileri büyükşehir

belediyesine ait olduğu gibi kaldırım, yol, meydan üzerinde bulundukları sürece

bu yerlerin tahsislerinin ve bakımlarının büyükşehir belediyesince yapıldığını

kabul etmek gerektiğinden asma tahsis bakım ücretlerinin de aynı belediyelerce

alınması gerekmektedir.

Yasaya göre büyükşehir belediyesince ilan

asılması için özel olarak ayrılmış ve düzenlenmiş yerlere, ana arterler

üzerindeki elektrik direklerine, büfelere, tercihli yollardaki bariyerlere

konulan ilan ve reklamların hem vergilerini, hem de asma tahsis ve bakım ücretlerini

büyükşehir belediyeleri almaya yetkilidir.

..."

B. Uluslararası Hukuk

25. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün

1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu

yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel

ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mülkiyet

hakkını güvence altına alan Sözleşme'nin anılan maddesinin ilk ve en önemli

koşulu, kamu makamları tarafından mülkiyet hakkına yapılan herhangi bir

müdahalenin hukuka dayalı olması gerekliliğidir (Iatridis/Yunanistan [BD], B. No: 31107/96, 25/3/1999, § 58). Bu

maddenin birinci paragrafının ikinci cümlesi, devletlere yalnızca hukukun öngördüğü koşullar dâhilinde

mülkiyetten yoksun bırakma yetkisi vermiş; ikinci paragraf ise devletlere ancak

hukuk kuralları uygulanarak mülkiyeti kamu yararına kontrol etme yetkisi

tanımıştır. AİHM, hukuka dayalı olma ilkesini yalnızca bu maddede yer alan

hükümlerden çıkarmamaktadır. Kararlarda, sıklıkla demokratik bir toplumun temel

ilkelerinden biri olan hukukun üstünlüğü ilkesinin Sözleşme’nin bütün maddeleri

için geçerli olduğu ifade edilmektedir (Iatridis/Yunanistan, § 58).

27. AİHM'e göre hukukilik ilkesi,

müdahalenin ilk olarak iç hukukta bir temelinin olması gerektiği anlamına

gelmektedir (Shchokin/Ukrayna, B. No: 23759/03, 37943/06,

14/10/2010, § 51). AİHM, Sözleşme’de geçen hukuk ya da hukuka aykırı terimleriyle sadece iç hukuka atıfta

bulunmakla kalmayıp aynı zamanda bu terimlerin hukukun üstünlüğü ile ilgili

olduğunu belirtmektedir. Buna göre uygulanan iç hukuktaki düzenlemelerin

hukukun üstünlüğü ilkesiyle de uyumlu olması gerektiği ifade edilmektedir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK],

B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 67). Hukuka dayalı olma ilkesi, ayrıca iç hukukta

uygulanan kanun hükümlerinin yeterli derecede erişilebilir, belirli ve

öngörülebilir olmasını da içermektedir (Beyeler/İtalya

[BD], B. No: 33202/96, 5/1/2000, § 109; Hentrich/Fransa, B. No: 13616/88, 22/9/1994, § 42; Spaček, s.r.o./Çek Cumhuriyeti,

B. No: 26449/95, 9/11/1999, §§ 56-61).

28. Öte yandan Tkachenko/Rusya (B.

No: 28046/05, 20/3/2018) kararında AİHM, iç hukuktaki düzenlemelere aykırı olan

bir müdahalenin de hukukilik ölçütünü karşılamadığını kabul etmiştir. Bununla

birlikte herhangi bir usule aykırılığın müdahalenin hukukiliğiyle uyumsuz kabul

edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu bağlamda AİHM, hukukun doğru biçimde

uygulanması ve yorumlanması konusunda sınırlı bir yetkisi olduğunu ve ulusal

mahkemelerin yerine geçme gibi bir sorumluluğu olmadığını ancak bu kararların

açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatasından yoksun

olmaması gerektiğini vurgulamıştır (Tkachenko/Rusya, § 52). AİHM sonuç olarak somut olayda iç hukukta

öngörülen kamulaştırma usulüne aykırı davranıldığını tespit ederek mülkiyet

hakkının ihlaline karar vermiştir (Tkachenko/Rusya, §§ 53-58).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 21/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

30. Başvuru konusu olayın gerçekleştiği dönemde elektrik

direklerindeki reklam panolarını kiraya verme işi yaptığını belirten başvurucu

Şirket, Belediyenin kanuni dayanağı olmamasına karşın kendisinden ilan asma tahsis ücreti tahsil etmesinden

yakınmaktadır. Başvurucu Şirket bu kapsamda ilan asma tahsis ücretinin vergi

olarak düzenlenmediğini ve Anayasa'nın 73. maddesine aykırı olarak vergi

benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulabileceğini belirtmektedir. Başvurucu

Şirket, ilgili mevzuat gereği Belediyenin hizmet sunması durumunda ilan asma

tahsis ücreti tahsil edebileceğini oysa kendisine bu ücreti gerektiren bir

hizmetin sunulmadığını ifade etmektedir.

31. Başvurucu Şirket ayrıca 1996-2002 yılları arasında ödediği

ilan asma tahsis ücretinin iadesi için yaptığı idari başvurunun reddi üzerine

açtığı davanın da haksız olarak reddedildiğinden yakınmaktadır. Başvurucu

Şirket; bu kapsamda yargılama sürecinde ilk derece mahkemesi kararı

gerekçesinin yeterli olmadığını, taleplerinin şablon gerekçelerle

reddedildiğini, temyiz ve karar düzeltme aşamasına ilişkin kararların

gerekçesiz olduğunu belirtmektedir. Başvurucuya göre somut olayın hukuki

nitelendirmesinde hata yapılmıştır. Başvurucu ayrıca aynı somut olaya dayalı

farklı bir davada farklı yönde karar verildiğini ileri sürmektedir.

32. Sonuç olarak başvurucu Şirket mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu yargı kararlarının

incelenmesinden büyükşehir dâhilindeki meydan, bulvar, cadde ve ana yollarda

bulunan elektrik direklerine asılacak ilan ve reklamların ilan tahsis ücretine

tabi olup olmadığı hususunun ayrıntılı bir şekilde ve tüm yönleriyle

tartışıldığı ve gerek İstanbul 8. Vergi Mahkemesi gerekse de Dairece ilan asma

tahsis ücretinin büyükşehir belediyelerince alınabileceği sonucuna varıldığı

belirtilmiştir. Bakanlığa göre hukuk kurallarının yorumlanması yetkisi derece

mahkemelerine ait olduğundan Vergi Mahkemesi ve Daire kararları doğrultusunda

söz konusu ilan asma ücreti hukuka uygunluk arz etmektedir ve mülkiyet hakkının

ihlali söz konusu değildir.

34. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, ilan asma ve

tahsis ücretinin vergi olarak değerlendirilmesi nedeniyle Bakanlık görüşünde

hukuki nitelendirme hatası yapıldığını belirtmiştir. Başvurucu Şirkete göre

Belediyenin herhangi bir hizmet sunmadan ilan ve tahsis ücreti alması hukuken

mümkün değildir. Başvurucu Şirket ayrıca mezkûr beş yıllık zamanaşımı süresinin

idarenin tahakkuk ettirdiği ve mükelleften tahsil etme zamanaşımını düzenleyen

süre olduğunu ve başvuru konusu ile ilgisinin bulunmadığını iddia etmiştir.

Başvurucu Şirket, Dairenin temyiz ve karar düzeltme incelemesi sonucunda

gerekçesiz karar verdiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

35. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası

yanında aynı gerekçelerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini de ileri

sürmüştür. Başvurucunun şikâyetinin özünün ilan asma tahsis ücreti tahsil edilmesine

yönelik olduğu dikkate alındığında başvurucunun ihlal iddialarının mülkiyet

hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

37. Somut olayda ilan asma tahsis ücretini ödeyen başvurucu

Şirket yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamında korunmaya değer ekonomik bir

menfaatin mevcut olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

38. Başvurucudan ilan tahsis ücreti talep edilmesinin mülkiyet

hakkına müdahale teşkil ettiği açık olup amacı gözetildiğinde müdahalenin

mülkiyetin kamu yararına kullanımının düzenlenmesi ve kontrolüne ilişkin kural

kapsamında incelenmesi gerekir.

39. Başvurucu Şirket esas itibarıyla kendisinden ücret adı

altında yapılan tahsilatın Anayasa'nın 73. maddesi kapsamında kanuni bir

dayanağı bulunmadığını ve Belediyece kendisine sunulmuş bir hizmet olmadığından

bu yönden de dayanağının bulunmadığını ileri sürmektedir. Öte yandan başvurucu

Şirketten yapılan tahsilat derece mahkemelerince vergi benzeri mali yüküm olarak

nitelendirilmiştir.

40. Kamu makamlarınca nasıl nitelendirilirse nitelendirilsin

yapılan bir ödemenin vergi olup olmadığı ve Anayasa'nın 73. maddesi kapsamında

değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini belirleme yetkisi Anayasa Mahkemesine

aittir. 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesinde belediyelerin, harç veya katılma payı

konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü

hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya

yetkili oldukları hükme bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi

kapsamında verdiği kararlarında da 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesinde belediye

meclislerine verilen yetkinin ücret

adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme

yetkisi olmayıp, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin

karşılığı olarak ücret tarifesi

belirleme yetkisi olduğu açıklanmıştır. Buna göre belediyelere tekel olarak

verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı

olarak istenilen ücretin vergi,

resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

41. Ancak başvurucu Şirketten tahsil edilen ve Anayasa

Mahkemesinin anılan kararı ile vergi veya benzeri bir yüküm olmadığı,

dolayısıyla Anayasa'nın 73. maddesi kapsamında görülemeyeceği hükme bağlanmış

olan ücrete (olayda ilan tahsis asma ücretine) ilişkin

başvuruya konu uyuşmazlıkta (en azından uyuşmazlığın bir bölümünde), bir

taraftan başvurucu diğer taraftan da idari yargı yerleri, vergi ve benzeri mali

yükümler için geçerli olan hükümleri işletmişlerdir. Bunda, ilan asma tahsis

ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların öteden beri idari yargı yerlerinde

çözümleniyor olmasının yanında, konuya ilişkin kararlarda aynı zamanda söz

konusu ücretin vergi benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmiş olmasının

belirleyici olduğu anlaşılmaktadır.

42. Bununla birlikte başvurucunun kendisinin de 1996-2002

yılları arası dönem için tahsil edilen ücretleri vergi benzeri mali yüküm

olarak kabul edip vergisel süreçlere başvurduğu dikkate alınmalıdır.

Dolayısıyla eldeki başvurunun belirtilen durum gözetilerek incelenmesi

gerekmektedir.

43. Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine göre mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin kanuna dayalı olması gerekmektedir. Olayda da niteliği ne

olursa olsun başvurucu Şirketten bir tahsilat yapıldığından, söz konusu

tahsilatın kanuni dayanağının bulunup bulunmadığının ve dayanağı varsa

müdahalenin anılan Anayasa hükümlerinde öngörülen diğer güvence ölçütlerine

uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

44. Olay tarihinde yürürlükte olan 3030 sayılı mülga Kanun;

büyükşehir dâhilindeki meydan, bulvar, cadde ve ana yol alanlardaki ilan asma

yerleri, elektrik direkleri, büfeler ile tercihli yollardaki bariyerlere

konulacak her türlü ilan ve reklamların vergileri ile ilan asma, tahsis ve

bakım ücretlerinin büyükşehir belediyelerinin gelirleri arasında olduğunu

belirtmiştir. Kanun maddelerinde bu durumla ilgili bir istisna ya da muafiyet

bulunmamaktadır.

45. İlan asma tahsis ücreti, olay tarihinde yürürlükte olan 3030

sayılı mülga Kanun'un 18. maddesinde düzenlenmiştir. Bu Kanun Resmî Gazete’de yayımlandığı için başvurucu Şirket açısından

ulaşılabilir niteliktedir.

46. Diğer taraftan Dairenin yukarıda değinilen kararlarında da

ihtilaf; büyükşehir belediyesi dâhilindeki meydan, bulvar, cadde ve ana yol

alanlardaki ilan asma yerleri, elektrik direkleri, büfeler ile tercihli

yollardaki bariyerlere konulacak her türlü ilan ve reklamların asma, tahsis ve

bakım ücretlerinin büyükşehir belediyelerinin gelirleri arasında olup olmadığı

ve bu yerler için ilan asma tahsis bakım ücreti alınabilmesi için ilgilinin

belediyeden herhangi bir hizmet talebinde bulunmuş olmasının gerekip

gerekmediği olarak belirlenmiştir. Daire; vermiş olduğu muhtelif kararlarla bu

konuda belediyelerin ilan asma tahsis ücretini tahsil edebileceklerini, ilan ve

reklamın söz konusu yerlerde yapılıp yapılmadığı önemli olduğundan ilgilinin

belediyeden hizmet talebinde bulunup bulunmamasının olaya bir etkisinin

bulunmadığını, ilan ile reklam bu yerlerde yapılmış ise hizmetin kanun gereği

zaten yapıldığını ve belediyenin bir tahsiste bulunmuş sayılacağını açıkça

kabul etmiştir (bkz. §§ 20-24). Buna göre 3030 sayılı mülga Kanun'un 6. ve 18.

maddelerinde yer alan hükümler ile derece mahkemelerinin bu hükümlere dayalı

yorumları karşısında müdahalenin belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerine

dayandığı sonucuna varılmıştır.

47. Buna göre somut olayda başvurucunun kendisinden ilan asma

tahsis ücreti tahsil edilmesine ilişkin söz konusu şikâyetlerini derece mahkemeleri

önünde de dile getirdiği, ancak anılan Kanun hükmünün yorumuna dayalı yukarıda

değinilen ilgili Danıştay içtihadı çerçevesinde (bkz. §§ 20-24) derece

mahkemelerinin davanın reddi gerektiği kanaatine ulaştıkları görülmektedir.

Dolayısıyla derece mahkemelerinin yorumlarının öngörülemez veya keyfî

olmadıkları da açıktır.

48. Başvurucu Şirket yargılama sürecinde; somut olayın hukuki

nitelendirmesinde hata yapıldığını, nitekim aynı somut olaya benzer konulu

farklı bir davada farklı yönde karar verildiğini, emsal kararda ilan asma

tahsis ücreti alınmasının vergi hatası olarak kabul edilmesine karşın başvuru

konusu davada bunun kabul edilmediğini ileri sürmüştür. Ancak başvuru formunda

değinilen emsal kararın 2002-2006 yılları arasında ödenen ilan asma tahsis

ücretine yönelik olduğu, hatta bu kararda söz konusu ücretin 2002-2004 yılları

arasına ait kısmının tahsili yönünden o tarihlerde yürürlükte bulunan Kanun

gereği hukuka aykırılık bulunmadığı; ancak yapılan kanun değişikliği

dolayısıyla 2005-2006 yıllarında hizmet sunmaksızın ilan asma tahsis ücreti

alınmasının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılarak davanın kısmen kabul

edildiği görülmüştür. Başvuru konusu davada ise 1996-2002 yılları arasında ilan

asma tahsis ücreti tahsil edilmiş olup başvurucu Şirketten belirtilen tarihler

arasında alınan ilan asma tahsis ücretinin hukuka uygun kabul edileceğinin

öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır.

49. Ayrıca başvurucu Şirket emsal kararlara göre somut davada

hukuki nitelendirmede hata yapıldığını ileri sürmüş ise de 2004 ve öncesi dönem

için yapılan değerlendirmeler sonucu davanın bu yıllara ait ilan asma tahsis

ücreti bakımından ret ile sonuçlandığı dikkate alındığında hukuki

nitelendirmede hata yapılıp yapılmamasının kararın sonucu üzerinde etkili olmayacağı

anlaşılmaktadır.

50. Somut olayda büyükşehir dâhilindeki meydan, bulvar, cadde ve

ana yol alanlardaki elektrik direklerine konulacak reklam panolarının asma

tahsis ücretlerinin Belediyece tahsil edilmesinin kamu giderlerinin finansmanı

amacına hizmet ettiğinden meşru bir amacının bulunduğu kuşkusuzdur. 2464 sayılı

Kanun'un 97. maddesi ile belediyelerin vergi, resim, harç ve harcamalara

katılma paylarının yanı sıra birtakım işler ve hizmetler karşılığında bu

hizmetleri talep eden ve yararlanan kişilerden de ücret talep edebilmeleri mümkün kılınmıştır. Söz konusu ücretlerin ödenmesi için gerekli

tedbirlerin alınması ve bu kapsamda gerekli ve uygun araçların seçilmesinde

kanun koyucunun belirli bir takdir yetkisinin olduğu kabul edilmelidir.

51. İlan asma tahsis ücreti tahsil edilmesine benzer gelir

sağlayıcı uygulamalar ile hem belediyelere vergi, resim, harç ve vergi benzeri

uygulamalar dışında da gelir kalemi edinebilmesi imkânı sağlanmakta hem de

belediyelerin kamusal nitelik arzetmeyip kişilere özel

hizmetlerinin maliyeti tüm belde halkına yükletilmemiş olmaktadır. Bu itibarla

somut olaydaki uygulanma biçimiyle idarece yükümlülerinden ilan asma tahsis

ücretinin tahsil ediliyor olmasının elverişli

ve gerekli olduğu açıktır.

52. Son olarak şikâyete konu ücret

tahsili nedeniyle mülkiyet hakkı sınırlandırılan başvurucu Şirketin ulaşılmak

istenen kamu giderlerinin finansmanı amacı karşısında adil dengeyi bozan

orantısız bir yüke katlandığı tespit edilememiştir. Bu durumda somut olay

bağlamında mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

54. Başvurucu Şirket, açtığı tam yargı davasının makul sürede

tamamlanmadığını ileri sürmüştür.

55. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli

ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.

56. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)

kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya

da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği yahut hiç icra edilmediği

iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara

ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat

Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma,

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı

yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 26-35).

57. Ferat Yüksel kararında özetle

anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda

kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli

itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum

olmadığı, tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında

başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli

giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur

(Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda

Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen

Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna

vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik

kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

58. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren

bir durum bulunmamaktadır.

59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduklarına karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

21/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Er-Kom Komünikasyon Tanıtım ve Reklam Hizmetleri A.Ş. Vekili : Av. Rukiye Leyla SÜREN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/15389, 21 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Mülkiyet Hakkının
  11. B. Makul Sürede
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. M. Emin ŞAHİNER
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/15389
Tarih
21 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Abdulhalim Sönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7696)
  • Ahmet Sevim Başvurusu (B. No: 2014/12092)
  • Sönmez Ahi Başvurusu (B. No: 2016/43137)
  • Mustafa İnce Başvurusu (B. No: 2016/50467)
  • Ali Fuat Yılmazer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1150)
  • Abdurrahim Dede Başvurusu (B. No: 2017/16898)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.