İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sönmez Ahi Başvurusu (B. No: 2016/43137)

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

Başvuru No2016/43137Tarih3 Nisan 2019Okuma36 dk · 7.281 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Sönmez Ahi Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/43137
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.281 kelime·36 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul

süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/12/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.

6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Tutuklamaya İlişkin

Süreç

8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) Fetullahçı Terör Örgütü/ Paralel Devlet Yapılanması

(FETÖ/PDY) ile bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında

17/2/2016 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.

9. Başvurucu 20/2/2016 tarihinde İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığına sevk edilmiştir. Başvurucunun Savcılıktaki ifadesi şöyledir:

"... 1990-1996 yılları arasında İstanbul

Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim gördüm. Öğrenim sürecinde

arkadaşlarımla öğrenci evinde kaldım. Babam dolmuşçuluk yapan bir kişidir. 1998

yılında İstanbul'da stajımı tamamladım ve askere gittim. 2000 yılı başlarında

Ankara Kızılay Ziya Gökalp caddesinde serbest avukatlık ofisimi açtım. İlkin yanlız olarak bu ofiste çalışmaktaydım. 2009 yılına kadar

bu şekilde yalnız olarak çalıştım. İşlerim çokta iyi değildi. Bu süreçte Türk

Telekom'un vekilliğini de yaptım. Şüphelilerden B.M.Y. ile üniversite yıllarına

dayanan bir tanışıklığımız vardı. Sanırım 2009 yıllarında B.M.Y. bey Armada AVM'de ofis açtığında tanışıklığım olması nedeni ile

hayırlı olsuna gittim. Bürosunun güzel olduğunu

gördüm. Ben de işlerim iyi olmadığı için yeni bir büro aramaktaydım. Şüpheli

B.M.Y.ye ofisinden bir oda kiralamak istediğimi söyledim. Kabul ederek bir

odayı bana ücretli bir şekilde kiraladı. B.M.Y.beyle kiralamış olduğum bu odaya ilişkin vergi

dairesine sunulacak şekilde resmi kayıtlara geçen kira sözleşmesi de yaptık. Bu

şekilde B.M.Y.ile aynı büroda çalışmaya başladık.Devam eden süreçte bugüne

kadar B.M.Y.nin kiracısı olmam devam etti. B.M.Y. ile

aynı büroda çalışmama rağmen her hangi bir iş ortaklığımız

olmamıştır. Zaman zaman bazı icra dosyalarında B. Beyin işçilerini icra takibi

için işe gönderdiğim olmuştur. Ben daha çok iş hukuku, aile hukuku ve basın

hukukuna ilişkin işleri takip etmekteydim. B. beyin ne tür işler takip ettiğini

tam bilemiyorum. Ancak sanırım İhale Hukuku ağırlıklı işleri vardı. Bu şekilde

çalışmamız devam ederken 2015 yılının sonuna doğru B. bey bana başka bir yere

taşınmak istediğini, müstakil bir villa aldığını söyledi. O dönemde ben de

ayrılıp müstakil bir büro açmak istememe rağmen maddi durumum buna el

vermiyordu. Bana istersen gel burada yine kiracılığa devam et deyince Rönesans

evlerinde almış olduğu villaya kendisi ile birlikte taşındım. Yine aynı şekilde

kiracılığım devam ederken işlerimizi ayrı olarak takip ettik. Hatta bu arada

ben kendisine bilahare C.D.nin villasını satın

aldığını öğrendiğimden 'niçin C.D.nin bürosunu

aldın.' dedim.

Bu büronun C.D.den alınması

safahatından hiç bir bilgim ve katkım olmadı. En son

büroya taşınırken büronun C.D.ye ait olduğunu öğrenmiştim. Bu arada ben kendim

için büro bakmaya da devam ettim. Taşımış olduğum yeni büroya ilişkin olarak da

şuan örneğini sunmuş olduğum sözleşme ile kira

sözleşmesi yaptık.

Yeni taşınılan yere geçmek istemediğim için

kendime yeni bir ofis bakıyordum. Bu süre içerisinde de avukatlığa devam

edebilmem için bir ofis adresimin olması gerekiyordu. O yüzden bahsi geçen

yerden bir oda kiraladım. Ve bu kira sözleşmesini vergi dairesine ibraz ettik.

Soruşturmada ismi geçen şüphelilerden A.T.Ç.

bacanağım olur. Kendisini üniversite yıllarından beri tanımaktayım. Kendisi

Aydınlı Grubun hukuk müşaviridir. 2004-2005 yıllarında grubun Ankara'da ki

çalışanlarına ilişkin iş davaları olmuştu. O dönemde ben grup adına iş

davalarının takibi için vekalet aldım. Bu sebeple Aydınlı Grubun vekaleti bana

verildi. Benden başka Ankara'da başka bir avukata vekalet verilip verilmediğini

hatırlamıyorum. A.T.Ç ile çok sık görüşmeyiz. Aile yakınlığı münasebeti ile

seyrek olarak görüşmelerimiz olmaktadır. Bir de 2015 yılı yaz aylarında bir

arsa alımı nedeni ile görüşmelerimiz olmuştu. Kentsel dönüşüme giren bir

gecekondunun arsa satışı durumu vardı. Oradan arsa almak için bir iki kez bana

para gönderdi. Arsa benim adıma alındı ancak ikimiz ortak almıştık. Güven

duyduğu için sadece benim adıma kayıt ve tescil işlemi yapıldı.

A.T.Ç.nin örgütle ilgili irtibatına dair hiç bir bilgim

yoktur. Eşlerimiz arasında da biraz soğukluk olduğu için çok sık görüşmeyiz.

Aynı evrak üzerinden soruşturma yürütüldüğünü

söylediğiniz F.Ö.yü B.M.Y.vasıtası ile tanıdım ve B. bey'in

arkadaşıdır. İstanbul'da serbest avukatlık yapar. Benimle bir ilgisi yoktur.

Bir dönem TFF de görev yaptığını duydum. O dönemlerde maç bileti ayarlama ve

sair yaptığı bu görevden kaynaklanan durumlar nedeni ile görüşmem olmuştur.

Bunun haricinde samimiyetim olan bir kişi değildir.

İfade başlangıcında vermiş olduğum hattı

yaklaşık 20 yıldır kullanmaktayım ... mail adresini kullanmaktayım.

Hatırladığım kadarıyla başka da mail adresim de yoktur.

Şüpheli Fetullah

Gülen ile her hangi bir bilgi ve irtibatım yoktur.

Kendisini bugüne kadar hiç bir şekilde yüz yüze

görmedim. Her hangi bir emir ve talimat almadım. Var

olduğu iddia edilen yapılanması ile hiç bir ilgim

yoktur.

M.S.Ö. ve G.S. isimleri hafızama yabancı

gelmeyen isimlerdir. Sanırım avukat olduklarını hatırlıyorum. Samsun'da yahut

başka bir yerde bir avukatlık işi ile ilgili görüşmüş olabileceğimi

hatırlıyorum. Ancak detaylarını bilemiyorum. Bu kişilerin devam eden süreçte

hâkimlik sınavlarını kazandıklarını twitter'dan

öğrenmiştim. Sanırım uzun yıllar önce bir şirketin avukatlığını yapmaktayken

bana yahut B. beye bir icra işi göndermiş olabilirler. Çok samimi olduğum,

görüştüğüm, bildiğim kimseler değildirler.

Ben 2013 yılı Ağustos

ayından itibaren Genel Kurmay Başkanlığı sandığının sözleşmeli avukatıyım. Bu

kapsamda hukuki problemi olan rütbeli subaylar sandığa müracaat eder. Sandıkta

bizi tıpkı CMK avukatlığında olduğu gibi görevlendirme yaparak basın hukuku ile

ilgili davalarda takip etmemiz için görevlendirildik. Bu kapsamda çalışma

sistematiğimize göre hukuki sorunu olan paşalarımız ve diğer subaylar takip

edilecek iş nedeni ile vekalet vermeleri üzerine davalarını takip eder. Bir

başka avukatta daha vekalet olabilir ancak detayını bilmiyorum. Bu şekilde

çalıştığım dönemlerde şuan ki Genel Kurmay Başkanı .H.A.

önceki Genel Kurmay Başkanı N.Ö. diğer komutanlar H.C. ve diğer kişilere

ilişkin vekalet almıştım.

Vekaletname aldığım bu subay ve paşalardan

N.Ö. ve H.A. haricinde yüz yüze görüşmüşlüğüm olmuştur.

O dönemlerde Genel Kurmay Başkanlığı Hukuk

Müşavirliğinde Av. G. hanım bana ulaşarak şüpheli H.C.ye ilişkin tekzip ve

düzeltme başvuruları yapılması gereken durumları olduğunu söyleyerek H. beyle

irtibata geçmemi söyledi. Kendisini aradım. Vekalet bilgimi yolladım. Bu

görüşmem telefon ile oldu. O da vekaletnamesini yolladı. Zaten genel kurmaydan

başvuru yapılacak haberler bildirilmiş olduğundan ben de bu haberlere ilişkin

girişimlerde bulundum. Kendisinin şahsi hiç bir

davasını takip etmedim. Hatta MİT tırları soruşturması açılması sebebi ile beni

aradı. Kendisinin MİT tırları ile ilgili Çağlayan'a davet edildiğini belirterek

ifadesine katılmamı istedi. Ben de kendisine bu teklifi kabul edemeyeceğimi

söyledim. Şöyle ki; Genel Kurmayla yaptığımız anlaşmadan dolayı paşaların özel

işlerini takip etmediğimizi belirterek teklifini reddettim. Davalar ile ilgili

olarak H.C. ile görüştüm. Hatırladığım kadarıyla o dönemde bir

çok davası vardı.

Şüpheli H.C. ile ilk irtibatım basın

haberlerine ilişkin hukuki girişimler nedeni iledir. MİT tırlarının

durdurulmasına ilişkin adli süreç nedeni ile çok sonradan görüşme yaptık. İlk

görüşmelerimiz Genel Kurmay'ın talimatı üzerine

olmuştur.

Benim paralel yapı ile bu hukuki süreçlerde hiç bir irtibatım olmamıştır. 2010 yılında Fuat Avni

hesabından Tuğgeneral F.G.nin TSK içindeki paralel

elemanlarını deşifre ettiği şeklinde haber çıkması üzerine haberin tekzip

edilmesi amacı ile Genel Kurmay tarafından görevlendirilmem sonrası twitter hesabının kapatılması talebinde bulundum. Bu

talebim üzerin de Ankara 2. Sulh Ceza hâkimliğinin şuan

size örneğini sunmuş olduğum kararı ile twitter

hesabı kapatıldı.

İsmini belirtmiş olduğunuz şüphelilerden

A.T.Ç., B.M.Y. ve F.Ö.ye ilişkin önceki paragraflarda beyanlarda bulunmuştum.

Ö.F.K.nın Aydınlı Grubun sahibi olması nedeni ile ismini duydum. Ancak

tanışıklığım yoktur. Diğer ismi geçen kişilerden sadece H.Ş.yi bilirim. Herhangi bir tanışıklığım yoktur.Diğer kişileri tanımam.

Küçükbay Yağ ve Deterjan San. A.Ş. isimli firma ile doğrudan bir ticari ilişkim

olduğunu hatırlamıyorum. Ancak sanırım üst paragrafta sorduğunuz G.S. isimli

avukat bu firmanın avukatıydı. Bu firmadan gelen icra işini yapmıştım. Ancak bu

firmanın yöneticilerini, sahiplerini, ne iş yaptıklarını, hangi ticari

ilişkileri olduğunu bilmem.

Çok uzun yıllardır pasaportum vardır. Belçika,

Hollanda, Fransa, Ukrayna, Kazakistan ülkelerine gittim. Bu gidişlerim tamamen

gezi amaçlıdır. Hatta Kazakistan'a Cumhurbaşkanlığının bir organizasyonu

dahilinde A.G.nin Cumhurbaşkanı olduğu dönemde

gitmiştim. Kazakistan'a turizm firması ile gittim. Diğer seyahatlerim tamamen

gezi ve turistik amaçlı, özel amacı olmayan gezilerdir. Paralel devlet

yapılanması üyeleri ile hiç bir gezi yahut seyahatim

olmamıştır.

Kesinlikle A.T.Ç.nin

tertip etmiş olduğu toplantı ve faaliyetlere katılmadım. A.T.Ç.nin

PDY ile irtibatının olup olmadığı hususunda hiç bir

bilgim yoktur. Ancak benim bu yapı ile hiç bir ilgi ve

bağlantım yoktur. Hiç bir faaliyete katılmadım.

Şu ana kadar Ankara'da Enerji Stratejileri

Derneğine üye oldum. Bu derneğin yönetim kurulu üyesiyim. Enerji Bakanlığının

organizasyonlarını yapar. Bu derneğin PDY ile hiç bir

irtibatı yoktur.

FETÖ/PDY yapılanması ile hiç

bir ilgim yoktur. Bu yapılanmanın yöneticisi olduğu söylenen hiç bir kişiden emir ve talimat almadım.

İddia edilen FETÖ/PDY yapılanması ile ilgim

yoktur. Ancak gelinen aşama ile görüyorum ki, devletimiz bu yapılanmayı tespit

etti ve üzerine gitmektedir. Bu tespitin yapılmış olması önemli bir husustur.

Zaten yargılamalar da devam etmektedir. Üst paragrafta da belirttiğim gibi bu

yapılanma lehine hizmet eden Fuat Avni aleyhinde bir davada ben açmıştım. Bu

yapı ile hiç bir ilgi ve irtibatım olamaz.

Yine sorulduğu için tekraren anlatmakta fayda

görüyorum. H.C. ile görüştüğüm tarihlerde bana hakkındaki soruşturma nedeni ile

vekilliğini yürütmem kapsamında ifadesine katılmamı istemişti. Ancak Genel Kurmay'ın bizi görevlendirme amacına aykırı olduğunu

düşündüğüm için bu teklifini kabul etmedim.

MİT tırlarının durdurulması olayına ilişkin

detaylı bir bilgim olmamakla birlikte, devlet güvenliği aleyhine bir eylem

olduğunu düşünüyorum. Atılı FETÖ/PDY yapılanmasına üyelik iddiasını kabul

etmediğim gibi, bu yapılanmaya hiç bir şekilde yardım

etmedim. Soruşturmada ismi geçen diğer kişilerin bu yapılanma içerisinde eylem

ve işlemlerde bulunup bulunmadıklarını bilemiyorum.

Üst paragraflarda bu villanın alınmasına

ilişkin bilgimi açıklamıştım. Tekraren belirtmek gerekirse bu büroyu B.M.Y.nin ne şekilde bulduğu, kaça aldığı, kimin

vasıtasıyla aldığı hususunda bilgim yoktur. Alım satımda hiç

bir katkım ve sorumluluğum yoktur. B.M.Y. beyin kredi ile büroyu

aldığını duydum.

Bu büroda ben tamamen bağımsız işleri olan

biriyim. Bu büroda benim gibi ... adlı avukatlarda kiracı olarak bağımsız

işlerini takip ederler.

Belirttiğim gibi bu büronun alınıp satılması

hususunda benim ilgi ve irtibatım olmamıştır. Şüpheli H.C. ile B.M.Y. arasında

ilgi ve irtibat yoktur. B.M.Y. benim sadece Genel Kurmay'ın

avukatlığını yaptığımı bilmektedir. Şahısları tanımaz. Bu büronun alınması ile

MİT tırlarının durdurulması olayının haber yapılması arasında bir irtibat olup

olmadığı hususunda diyebileceğim hiç bilgim yok.

Benim B.M.Y. ile ilgi ve irtibatım iş

ilişkisi, daha doğrusu kiracı, malik ilişkisi kapsamındadır. Bunun haricinde her hangi bir ilgi ve irtibatım yoktur."

"Ben görüşme yaptığım şahsın kim olduğunu

hatırlamıyorum. Zaten oradaki görüşmede gayrimenkulün mülkiyetini bizzat

aldığımı belirtmek istemedim. Biz avukatlarda dışarıya karşı etkileyici izlenim

bırakmak için bir konuşma tarzı vardır. Bu kapsamda bu sözleri söyledim. Yoksa

bu büronun alım satımı ile benim doğrudan hiç bir

ilgim olmadığı gibi dolayısıyla kayıt dışı gizli ortağı da değilim."

10. Savcılık, başvurucuyu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme,

devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla

açıklama ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından

tutuklanması istemiyle aynı tarihte İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk

etmiştir.

11. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu,

Hâkimlikte Savcılıktaki ifadesine benzer beyanda bulunmuştur.

12. İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği 22/2/2016 tarihinde

başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin

gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama ve silahlı terör

örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

"... Şüpheli Sönmez Ahi'nin üzerine atılı

Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal

veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli

kalması gereken bilgilerini casusluk maksadıyla açıklama, silahlı terör

örgütüne üye olma suçlarından CMK'nın 100. maddesinde

belirtilen kaçma ve delilleri karartma şüphesinin var kabul edildiği katalog

suçlardan olduğu, paralel devlet yapılanması ile ilgili olarak halen soruşturma

ve kovuşturma aşamasında davalar bulunduğu, MİT tırlarının durdurulması olayı

olarak kamuoyuna yansıyan soruşturma kapsamından da anlaşılacağı üzere, MİT'e

ait devlet sırrı niteliğindeki tırların durdurularak yardım faaliyetinin

deşifre edilmek suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve yöneticilerinin

uluslararası kamuoyunda teröre destek veren ülke algısının oluşturulmaya çalışıldığı,

bu kapsamda paralel devlet yapılanması içerisinde yer aldıkları iddiasıyla

haklarında soruşturma bulunan kişilerce sosyal medya hesaplarından paylaşımlar

yapıldığı, dizi senaryoları ve köşe yazıları ile bu algının oluşturulduğu, aynı

kapsamda MİT tırlarının durdurulmasına ilişkin görüntülerin Cumhuriyet

gazetesinde 29/5/2015 tarihinde haber konusu yapıldığı, gizlilik kararı ve

yayın yasağı olmasına ve bunun kamuoyu tarafından bilinmesine rağmen söz konusu

yayınların yapıldığı, bu soruşturma kapsamında C.D. ve E:G.nin tutuklandıkları,

şüphelinin de bu tutuklanma sürecinden sonra C.D.ye ait Ankara'daki villanın

alımını B.M.Y. ile gerçekleştirdiğinin şüphelinin olaya ilişkin anlatımı,

30/12/2015 tarihli C. isimli bayanla yaptıkları telefon görüşme içeriği ile

sabit olduğu, MASAK raporunda belirtilen para trafiğine ilişkin tespitler ile

paralel devlet yapılanmasının yurt dışındaki kurumlarına yasa dışı olarak para

transferi yapan şahıslarla şüphelinin aynı tarihlerde yurt dışına giriş ve

çıkışlarının olduğunun kamera kayıtları ile sabit olduğu, para transferi yapan

bu şahıslarla ilgili soruşturmaların halen devam etmekte olduğu, şüphelinin de

paralel devlet yapılanması ile ilgisinin bulunduğuna dair İstanbul Emniyet

Müdürlüğüne 24/11/2015 tarihinde telefonla ihbarda bulunulduğu, ihbarda

şüphelinin paralel devlet yapılanmasının Ankara sorumlusu olarak belirtildiği,

ihbarda belirtilen A.T.Ç. ile şüphelinin bacanak olduğu, A.T.Ç.nin

Ömer kod adını kullandığı ve Fetullah Gülen ile

çekilmiş samimi fotoğraflarının bulunduğu, şüphelinin de A.T.Ç.yi

Ömer kod adı ile tanıdığı, şüphelinin 4/1/2016 tarihli M. isimli şahısla

yaptığı telefon görüşmesinden paralel devlet yapılanması içinde yer alan

kişilerden 'bizim grup' olarak bahsettiği M. isimli şahsında grubun bittiğini

ve grup üyelerinin yurt dışına kaçtığını belirttiği, şüphelinin de bu işin

sorumlusunun bacanağı olan Ömer kod adlı A.T.Ç. olduğunu belirttiği, şüphelinin

diğer şüpheliler ile birlikte örgüt liderinin talimatları doğrultusunda MİT'e

ait tırlarını durdurulması ait görüntülerini yayınlayan kişilere maddi menfaat

sağlamak suretiyle örgüt yararına faaliyette bulunmalarını sağladıklarını,

şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerin ve diğer materyallerin halen

incelenmesinin yapılamadığı, şüphelilerden halen firarda olanların bulunduğu,

atılı suçların vasfı ve yasada öngörülen ceza miktarları ile ileride

tanıklığına başvurulacak kişilerin henüz dinlenmemiş olması gözetildiğinde,

delillerin henüz tam olarak toplanmamış bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde

adli kontrol kararının yetersiz geleceği anlaşıldığından ... tutuklanmasına ... [karar

verildi]"

13. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; başvurucunun

itirazı İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından -tutuklama kararındaki

gerekçelere atfen- kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek

reddedilmiştir.

14. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 24/5/2016 tarihinde resen

yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan tutukluluk hâlinin devamına, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini

ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme ve devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk

amacıyla açıklama suçlarından ise

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

15. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 15/1/2018 tarihli

iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan

cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası

açmıştır. Başsavcılık kamuoyunda (Millî İstihbarat Teşkilatı) MİT tırları

soruşturması olarak bilinen olay ve kamuoyuna ifşa hadisesine katıldıklarından

bahisle başvurucu ve diğer şüpheliler hakkında başlattığı soruşturmada devletin

gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin

etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken

bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarından "... şüphelilerin savunmalarının aksine eylemlere katıldıklarına

dair kamu davası açmaya yarar nitelikte delil elde edilememiştir ..."

şeklindeki gerekçeyle ek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

16. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere,

daha sonra ise başvurucuya ve diğer şüphelilere yönelik suçlama ve delillere

yer verilmiştir.

17. Bu bağlamda iddianamede başvurucunun işlediği iddia olunan

suça ve örgüt bağlantısına ilişkin olarak yer verilen olay ve olgular özetle

şöyledir:

i. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İstanbul Emniyet

Müdürlüğüne 24/11/2015 tarihinde telefonla yapılan ihbar üzerine başvurucu ve

aynı dosyada yargılanan A.T.Ç. ve F.Ö. hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu

soruşturma kapsamında 8/2/2016 tarihinde bir ihbarcının ifadesi de alınmıştır.

- 24/11/2015 tarihli ihbar içeriği şöyledir:

"Avukat A.T.Ç. kod adı 'Ömer Abi' Fetullah'a bağlı. Fatih Üniversitesi'nde öğretim üyesi,

Aydınlı Grup'ta öğretmenlik yapar. HSYK üyelerini giydiriyor. Tüm ihtiyaçlarını

karşılıyor. Aynı zamanda İ.Y.nin kızı Aydınlı Grupta

çalışıyor ve cemaate para yardımı topluyor. Z. abi ile ortaklar. Sönmez Ahi

isimli abi ise Ankara'da avukat ve Ankara'nın abisi. Her zaman Z.Ö. ile irtibat

halinde. T.nin elinde bir tane laptop bilgisayar var. Devletle ilgili bilgiler

var. H.A. ve B.K.T. aralarında bu bilgisayar dönüyor. Ayrıca F.Ö. adlı avukat

abi hâkimler ile konuşup her türlü davayı hallediyor. Gittiğimiz toplantılarda

telefonlarımızı toplayıp bir odaya kilitliyorlar. Daha sonra üzerimizi arayıp

ikinci bir telefon var mı diye bakıyorlar. A.T.Ç. geçen toplantıda Amerika'ya

kaçacağını söyledi."

- 8/2/2016 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü

Kaçakçılıkla Mücadele Şube Müdürlüğünde dinlendiği belirtilen ihbarcının

iddianamede yer verilen ifadesi şöyledir:

"A.T.Ç. isimli şahsın İstanbul'da avukat

olduğu, aslen Erzincan Refahiyeli olmasına rağmen 5 yaşından

beri İstanbul'da yaşadığı, en yakın arkadaşı H.A. ile birlikte cemaat evlerinde

yetiştikleri, dershane paralarını cemaatin karşıladığı ve FEM dershanesine

devam ettikleri, lise son sınıfta Altunizadede FEM Dersanesi'nin 5. katında Fetullah

Gülen'in makamında hizmetlisi oldukları, A.T.Ç.nin

hep Fetullah Gülen'in yanında kaldığı, eski adı Z.

iken o zamanlarda 'Ömer' lakabını kullandığı, herkesin onu o yıllarda 'Ömer'

olarak tanıdığı, daha sonra Z. ismini resmi olarak A.T. olarak değiştirdiği,

zaman içerisinde bütün çevresiyle ve akrabalarıyla ilişkisini kestiği, daha

sonra FEM dershanelerinde öğretmenlik yaptığı, en elit, zengin ve bürokrat

çocuklarıyla kendisinin ilgilendiği ve üniversiteye hazırlık dersleri verdiği

için Türkiye'de önemli kişileri çok iyi tanıdığı ve etkili biri olduğu, A.T.Ç.nin yedek subay olarak askerlik yaptığı, daha sonra

Işık Sigorta'da, elektrik kurumunda ve Pierre Cardin,

Polo gibi firmaların sahibi olan Aydınlı Grup'ta hukuk müşaviri ve Aydınlı Grup

sahiplerinden Ö.F.K.nin danışmanlığını yaptığı,

arkadaşı H.A.nın savcı olduğu, H.A.nın

eşi E.A.nın da hâkim olduğu ve karı koca savcı hâkim

olarak Çağlayan Adliyesi'nde çalışırken şu an Alanya Adliyesi'nde çalıştıkları,

A.T.Ç.nin cemaat adına polislerle, subaylarla ve

birçok yetkili kişilerle bizzat kendi evinde görüşmeler yaptığı, Aydınlı Grubun

polislere, adliye mensuplarına, müsteşarlara ücretsiz kıyafetler, hediyeler

dağıttığını, geçmişte A.T.Ç., H.A., D.Ç. isimli şahısların bir dava olunca

FETÖ/PDY ile alakalı davalara hangi hâkimin, hangi mahkemenin bakacağını

organize ettikleri, HSYK seçimlerinde etkili oldukları, ayrıca A.T.Ç.nin Fatih Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu'nda

dersler verdiği, Paralel Yapının Adalet ve Hukuk Derneği'ni kurduğu, bu dernek

adı altında geziler, seminerler düzenledikleri, bu organizasyonları A.T.Ç.nin organize ettiği, bilirkişilere ve profesörlere bu

gezilerde rüşvet verildiği, dernek aracılığıyla Suriye, Fransa, Azerbaycan,

Makedonya, Bosna gibi ülkelere çok kere gidildiği, Bosna'ya 2012 Mayıs ayında Z.H.,

avukat B.K.T. ve A.T.Ç.nin beraberce gittikleri,

Bosna'ya cemaat avukatlarını defalarca götürdükleri, hâkim H.İ.Y.nin

geçmişte İstanbul 13. Ticaret Mahkemesi'nde görev yaptığı, bu dönemde ticari

davalarını bu hâkimin takip ettiği, kızı Avukat A.E.Y.nin

cemaatin avukatlığını yaptığı, hâkim H.İ.Y.nin

Yargıtay'da görevli olduğu dönemde, kızı Avukat A.E.Y.nin

2008'de Aydınlı Grupta A.T.Ç.nin sayesinde işe

alındığı, ama hiç çalışmadan maaş aldığı, bu hâkimin oğlu olan E.Y.nin ve gelini olan E.Y.nin de

o dönemde aynı şekilde Aydınlı Grup'tan maaş aldıkları, sonrasında işten

ayrıldıkları, Aydınlı Grup sahiplerinin babasının M.Ş.K. olduğu ve 82 yaşında olduğu,M.Ş.K.nın oğlu olan A.S.K.nın

H.Ş. ile çok yakın arkadaş olduğu ve Amerika'da olduğu, Ankara ilinde A.T.Ç.nin bacanağı olan avukat Sönmez Ahi ile irtibatlı

olarak işlerini yürüttüğü, Sönmez Ahi'nin yanında da; E.M.Ü., Ö.K., B.K.T.,

F.Ö., R.P. (eski savcı) isimli avukatların olduğu, Fetullah

Gülen cemaatinin şu andaki finans kasasının Z.H. olduğu, bu kişinin Aydınlı

Grup Genel Md. Yrd. ve Hûda İnşaatın sahibi olduğu,

para akışlarını fınans açıklarını bunların

karşıladığı ve cezaevindeki cemaat mensuplarının avukatlık ücretlerinden

geçimlerine kadar yardım edildiği, bu şahısların HSYK bağlantısının HSYK 3. Daire

Üyesi hâkim K.T. olduğu, avukatlar arası, istihbarat ve fınans

anlamında Ankara bağlantılarını D.Ç. isimli emekli bir albayın yürüttüğü, bu

şahsın MİT, Emniyet, Jandarma bağlantısının halen çok güçlü olduğu ve devam

ettiği, şu anda bile gözaltına alınacak kişiler hakkında önceden haberdar

olduğu, FETÖ/PDY örgütünün Büyükçekmece, Mimar Sinan, Beylikdüzü,

Bahçeşehir gibi yerlerde 20'ye yakın cafe nargile salonlarının olduğu ve büyük gelir

sağladıkları, A.T.Ç. ve 5-6 kişinin yurtdışına kaçma planlarının olduğu, A.T.Ç.nin 6 aylık Schengen vizesi

aldığı ve bu şahsın Hollanda'ya gideceği, Fetullah

Gülen'in şubat ayı içinde görüşmek üzere A.T.Ç.yi 3

günlüğüne çağırdığı, avukat A.A.nın hâkim K.K. ile

eskiden cemaat evlerinden çok samimi arkadaş oldukları, bahsedilen cemaat

avukatlarının, A.T.Ç.den emir alarak Yargıtay,

Danıştay'da cemaat firmaları ve mensuplarının davalarını takip edip, hâkimlere

rüşvet dağıttıkları, A.T.Ç.nin emekli albay D.Ç.den bilgi aldığı, F.S. ve Z.Ö.nün

yakalama kararı bilgisini aktaran kişinin D.Ç. olduğu, avukat A.T.Ç.nin cep telefonu numarasının ..., ev adresinin ...

olduğu, iletişimlerini gizlilik amacıyla whatsapp

tarzı bir program aracılığıyla yaptıkları, A.T.Ç.nin

bir emniyet müdürü ile de gizli bilgi alışverişinin olduğunu öğrendiği[ni] [ifade etmiştir.]"

ii. Soruşturma makamlarınca; C.D.nin

Ankara'da bulunan konutunu 2013 yılı Eylül ayında 1.500.000 Amerika Birleşik

Devletleri doları (USD) bedelle satışa çıkardığı ancak satamadığı, 29/5/2015

tarihinde MİT'e ait tırların durdurulması ile ilgili haberin Cumhuriyet

gazetesinde yayımlanmasından kısa bir süre sonra 25/6/2015 tarihinde C.D.ye ait

konutun 1.500.000 USD bedelle B.M.Y. tarafından satın alındığı belirtilmiştir.

Ayrıca Başvurucunun 30/12/2015 tarihinde C. isimli kişi ile yaptığı telefon

görüşmesinde geçen "C.D.nin

villasıydı bu, biz ondan aldık." şeklindeki konuşma üzerine

C.D.ye ait konutun FETÖ/PDY'nin amaçları

doğrultusunda örgüt talimatı ile B.M.Y. ve ortağı olduğu belirtilen başvurucu

tarafından birlikte satın alındığı değerlendirilerek B.M.Y. hakkında da

soruşturma başlatıldığı belirtilmiştir.

iii. Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı

(MASAK) tarafından düzenlenen rapora göre başvurucunun FETÖ/PDY ile ilişkisi

olduğundan bahisle haklarında işlem yapılan ve yurt dışı "Gülenist"

kuruluş olarak bilinen kuruluşlara para gönderen kişilerle parasal ilişkisinin

bulunduğu, başvurucu ile aynı gün yurt dışı seyahati yapan kişilerin örgütle

ilişkili kuruluşlarla parasal ilişki içinde bulunduğu belirtilmiştir. Bu

bağlamda;

- MASAK tarafından düzenlenen 19/2/2016 tarihli rapora göre;

başvurucuya 7/9/2015 tarihinde 25.000 TL ve 10/9/2015 tarihinde

15.000 TL para transferi yapan A.C.K.nın Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma

Bürosunca "Yurtdışında bulunan benzer

nitelikli kurumlarla aynı isimlerde Türkiye'de kurulan kuruluşlara, gerek Asya

Katılım Bankası A.Ş. tarafından verilen krediler gerekse Türk vatandaşı

şahıslar tarafından yoğun şekilde gerçekleştirilen para transferleri ile fon

aktarılması ve aktarılan bu fonların yurtdışındaki aynı isimli ya da farklı

isimli benzer nitelikteki, FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilen ve

birbirleriyle organik olarak ilişkili kuruluşlara transfer edilmesi"

hakkında yürütülen 2014/156758 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 2/10/2014

tarihli MASAK raporuna istinaden görevlendirilen denetim elemanları tarafından

hazırlanan banka hesap hareketlerine ilişkin verilerin incelenmesi sonunda

İngiltere'de faaliyet gösteren ve açık

kaynaklara göre Gülenist kuruluş olduğu bilgisi

bulunan WISDOM SCHOLL unvanlı kuruluşa 27/11/2011 tarihinde 500 TL

para transfer etmesi nedeniyle soruşturma dosyasında isminin geçtiği

belirtilmiştir.

- Başvurucunun 23/8/2010 günü saat 12.07'de İstanbul Atatürk

Havalimanı'ndan çıkış yaptığı,A.S.G. isimlikişinin de aynı gün saat 12.15'te aynı havalimanından

çıkış yaptığı, bu kişinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/156758 sayılı

soruşturma dosyası kapsamında ABD'de faaliyet yürüten ve açık kaynaklara göre Gülenist

kuruluş olduğu bilgisi bulunan BROOKLYN AMITY SCHOOL unvanlı

kuruluşa 4/1/2013-11/2/2014 tarihleri arasında beş farklı işlemle eğitim ve

danışmanlık adı altında 57.409,23 TL para transfer ettiğinden bahisle

soruşturmada isminin geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun 19/10/2011 günü saat 06.25'te İstanbul Atatürk

Havalimanı'ndan giriş yaptığı, aynı gün saat 06.22'de İstanbul Atatürk

Havalimanı'ndan giriş yaptığı belirtilen R.H. isimli kişinin Kanada'da faaliyet

yürüten ve açık kaynaklara göre Gülenist kuruluş olduğu bilgisi bulunan CANADIAN

TURKISH FRIENDSHIP COMMUNITY (KANADA TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ) unvanlı kuruluşa

15/11/2012 tarihinde eğitim ve danışmanlık adı altında 100 TL para transfer

ettiğinden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/156758 sayılı soruşturma

dosyası kapsamında adının geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun 11/1/2013 günü saat 09.04'te Ankara Esenboğa

Havalimanından çıkış yaptığı, A.R.G. isimli kişinin de aynı gün saat 08.37'de

aynı havalimanından çıkış yaptığı bu kişinin, Kanada'da faaliyet yürüten ve açık kaynaklara göre Gülenist

kuruluş olduğu bilgisi bulunan CANADIAN TURKISH FRIENDSHIP COMMUNITY

(KANADA TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ) ünvanlı kuruluşa 18/7/2012-18/3/2014 tarihleri

arasında on sekiz farklı işlemle eğitim ve danışmanlık adı altında 54.000 CAD

(Kanada Doları) para transfer ettiğinden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının

2014/156758 sayılı soruşturma dosyası kapsamında adının geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun 10/5/2013 günü saat 11.37'de İstanbul Atatürk

Havalimanı'ndan giriş yaptığı, aynı gün saat 11.09'da İstanbul Atatürk

Havalimanı'ndan çıkış yaptığı belirtilen A.A.K. isimli kişinin ABD'de faaliyet yürüten ve açık kaynaklara göre Gülenist

kuruluş olduğu bilgisi bulunan METROPOLİTAN EDUCATİON CONSULTİNG

SERVICES LLC. unvanlı kuruluşa 12/10/2012 tarihinde

eğitim ve danışmanlık adı altında 1.995 TL para transfer ettiğinden Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/156758 sayılı soruşturma dosyası kapsamında adının

geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun

13/5/2013 günü saat 17.27'de İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan giriş yaptığı,

aynı gün saat 17.22'de İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan giriş yaptığı

belirtilen L.E. isimli kişinin İngiltere'de faaliyet yürüten ve açık kaynaklara göre Gülenist

kuruluş olduğu bilgisi bulunan WISDOM SCHOOL unvanlı kuruluşa

11/7/2014 tarihinde eğitim ve danışmanlık adı altında 10.900 TL para transfer

ettiğinden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/156758 sayılı soruşturma

dosyası kapsamında adının geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun

13/5/2013 tarihinde saat 17.27'de İstanbul Atatürk Havalimanından giriş

yaptığı, aynı gün saat 17.05'te İstanbul Atatürk Havalimanından giriş yaptığı

belirtilen N.A. isimli kişinin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarla ilgili olarak yürüttüğü 2014/47593 sayılı

soruşturması kapsamında şüpheli olarak adının geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun 18/9/2011 günü saat 19.53'te İstanbul Atatürk

Havalimanı'ndan giriş yaptığı, İstanbul Atatürk Havalimanı'na aynı gün saat

19.58'de giriş yaptığı belirtilen N.D. isimli kişinin FETÖ/PDY adına himmet

topladıkları ve bu paraları örgüte aktarmak suretiyle finansman sağladıkları

yönünde Başbakanlık İletişim Merkezi'ne (BİMER) yapılan ihbar üzerine

başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/110327 sayılı soruşturması

kapsamında şüpheli olarak adının geçtiği belirtilmiştir.

- Başvurucunun 19/10/2011 tarihinde saat 06.25'te İstanbul

Atatürk Havalimanından giriş yaptığı, İstanbul Atatürk Havalimanına aynı gün

saat 06.54'te giriş yaptığı yaptığı belirtilen S.T.

isimli kişinin, FETÖ/PDY adına himmet topladıkları ve bu paraları örgüte

aktarmak suretiyle finansman sağladıkları yönünde BİMER'e

yapılan ihbar üzerine başlatılan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının

2015/110327 sayılı soruşturması kapsamında şüpheli olarak isminin geçtiği

belirtilmişti

iv. Başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve başvurucu ile

aynı dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan;

- A.T.Ç.nin Bylock kullanıcısı olduğu, konutunda ve işyerinde yapılan

aramalarda FETÖ/PDY ile bağlantılı birçok basılı yayının ve örgüt lideri olan Fetullah Gülen'e ait konuşmaları içeren çok sayıda dijital

materyalin ele geçirildiği belirtilmiş; ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı

kişilerle ilişkisi olduğuna dair HTS kayıtlarına yer verilmiştir. A.T.Ç.

beyanında özetle, başvurucunun bacanağı olduğunu, bunun dışında örgütsel bir

ilişkinin bulunmadığını, B.M.Y. isimli kişiyi de başvurucu ile aynı büroda

çalışmaları nedeniyle tanıdığını ifade etmiştir.

- F.Ö.nün Bylock kullanıcısı olduğu, 24/11/2015 günlü ihbar içeriğine göre

örgüt içinde avukat abi olarak bilindiği, ihbarda bulunan kişinin 8/2/2016

tarihinde alınan ifadesine göre başvurucu ile bağlantısının bulunduğu, Ankara

Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/10792 sayılı soruşturma dosyasının ihbarcısı

H.C.ye göre "paralel yapının

avukatı" olduğu; tanık A.Y.Ö.nün ifadesine göre örgüt ile ilişkisinin bulunduğu,

sohbet ve dernek faaliyetlerine katıldığı; E.S.nin

beyanına göre örgütün avukatlık yapılanmasında yer aldığı, sohbet ve

toplantılara katıldığı; F.T.nin beyanına göre örgütün

sohbet ve toplantılarına katıldığı; S.T.nin beyanına

göre Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonunun (TUSKONUN) avukatı

olduğu, aramalarda ele geçirilen dijital materyallerde örgüt liderinin fotoğraf

ve videolarının bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı çatı soruşturmasında

ismi geçen A.Ç. ve A.C. ile irtibatlı olduğu, örgütle bağlantısı bulunduğu

değerlendirilen bir şirketin ortağı olduğu bilgilerine yer verilmiştir.

- B.M.Y.nin ise -aynı dosyada FETÖ/PDY

ile bağlantılı suçlar nedeniyle yargılanan- A.T.Ç. ve F.Ö. ile irtibatlı

olduğu, MİT tırlarının durdurulması olayında kilit rol oynayan H.C.nin avukatlığını yapan ve ihbar içeriğine göre de

A.T.Ç. ile koordineli olarak Ankara'da faaliyet yürüttüğü ve Ankara'da "abilik" yaptığı belirtilen

başvurucu ile B.M.Y.nin beraber çalıştığı, tape kayıtlarına yansıyan görüşme içeriğine göre başvurucu

ile B.M.Y.nin birlikte hareket ettikleri ve C.D.ye

ait gayrimenkulü örgütün amaçları doğrultusunda birlikte satın aldıkları

belirtilmiştir.

- Sonuç olarak Savcılık başvurucunun 24/11/2015 günlü ihbar

içeriğine göre "Ankara'da avukatlık

yaptığı, Ankara'nın abisi olduğu ve her zaman Z.Ö. ile irtibat halinde

olduğu", 8/2/2016 tarihinde ihbarda bulunan kişinin ifadesine

göre "hâkim K.K. ile eskiden cemaat

evlerinden çok samimi arkadaş oldukları, bahsedilen cemaat avukatlarının, A.T.Ç.den emir alarak Yargıtay['da], Danıştay'da cemaat firmaları ve mensuplarının

davalarını takip edip, hâkimlere rüşvet dağıttıkları" şeklinde

beyanların geçtiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı çatı soruşturmasında ismi

geçen A.C. ile irtibatlı olduğunu, bacanağı olan A.T.Ç.nin

İstanbul'da, kendisinin de Ankara'da faaliyet göstererek koordinasyonu

sağladığını, MİT tırlarının durdurulması olayında kilit rol oynayan H.C.nin avukatlığını yaptığını ve MİT tırlarıyla ilgili

haberin anılan gazetede yayımlanmasından kısa bir süre sonra C.D.ye ait konutu

örgütün amaçları doğrultusunda başvurucu ile B.M.Y.nin

-tape kayıtlarına yansıyan görüşme içeriğini dikkate

alarak- birlikte satın aldıklarını, örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer

aldığını ve örgütün amacı doğrultusunda hareket ettiğini, bu suretle atılı suçu

işlediğini belirtmiştir.

18. İddianame İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

11/1/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/7 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması

başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Tutukluluğun devamına dair

kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"... Sanıklar B.M.Y., A.T.Çve

Sönmez Ahi'nin üzerilerineatılı suçun vasıf ve

mahiyeti bu konuda hazırlık soruşturması aşamasında ortaya konulan iddialar ve

bu iddialar ile irtibatlandırılan deliller ele alındığında CMK'nın

100/1-ilk cümle uyarınca sanıklar aleyhine kuvvetli suç şüphesini gösteren

somut delillerin varlığı ile toplanacak delillerin bu şüpheyi güçlendirme

olasılığı; sanıkların üzerilerine atılı suçun

niteliği itibari ile CMK'nın 100/3a. maddesinin

9.,10., ve 11. bentlerinde tanımlanan bizatihi tutuklama nedeni oluşturan

suçlara ait nitelendirmenin değerlendirme tarihi itibari ile sanık aleyhine

mevcut olduğu yolundaki somut tespit; Anayasamızın 90. madesi

uyarınca ülkemiz için de bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5.

maddesi ve bu maddenin yorumu ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tutukluluk

tedbiri konusundaki yerleşik karar ve gerekçelerinde kişilerin kaçma riskinin

bulunması, kamu düzeninin sağlanması ve yeni bir suçun işlenmesinin önlenmesi

amacı ile tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğinin belirtilmiş olduğu, iş bu

soruşturma dosyasında da AİHM'nin belirttiği bu kriterlerin mevcut olduğu,

sanıklar aleyhine açılan davanın niteliği ve özelliği dikkate alındığında,

tutuklamanın ölçülü olduğu ve bu tutuklamadan beklenen gayenin adli kontrol

hükümleri ile sağlanamayacak olması, ayrıca tutuklama kararından sonra

tutuklama tedbirini kaldıracak şekilde sanık lehine delillerde herhangi bir

değişiklik bulunmadığının anlaşılması, delilerinin toplanmamış olması nedenleri

tutukluluk halinin devamına... [karar verildi]"

19. Mahkeme 16/2/2018 tarihinde yaptığı ilk duruşmada başvurucu

ve diğer sanıkların savunmasını almıştır. Başvurucu, savunmasında özetle;

i. İddianamede yer verilen ihbarlarda kendisiyle ilgili geçen

hususların doğru olmadığını, öğrenci iken evli olduğunu ve hiçbir şekilde

cemaat evleri diye bilinen evlerde kalmadığını, adları geçen ve haklarında

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle soruşturma yürütülen ve Z.Ö. (eski

savcı) ve K.K. (eski hâkim) isimli kişileri tanımadığını, kendisiyle ilgili

olarak dört ay süreyle yapılan teknik ve fiziki takip sonunda FETÖ/PDY ile

bağlantısı olduğuna dair herhangi bir eyleminin tespit edilemediğini, ayrıca

yirmi yıldır aynı telefon hattını kullandığını ve bu hatta ilişkin görüşme

kayıtlarının dosya da mevcut olduğunu, bu kayıtlara göre de anılan kişilerle

herhangi bir görüşmesinin tespit edilemediğini beyan etmiştir.

ii. Gülenist kuruluşlara yardım ettiği

belirtilen ve kendisine 40.000 TL havale yapan C.K. isimli kişiyi tanımadığını,

bu kişinin A.T.Ç. adına kendisine arsa parası gönderdiğini, A.T.Ç.nin

de bu hususu açıkladığını belirtmiştir.

iii. Haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle

soruşturma bulunduğu ve bağlantısı olduğu belirtilen kişilerle

havalimanlarından aynı tarihte ve yakın saatlerde geçiş yapma dışında

buluştuklarına ya da başkaca bir şekilde irtibatının olduğuna veya irtibatının

devam ettiğine dair hiçbir delil gösterilmediğini, adı geçen kişilerle herhangi

bir irtibatının bulunmadığını belirtmiştir.

iv. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ/PDY ana

çatı soruşturması kapsamında adı geçen A.C.nin avukat

olduğunu, bu kişi ile 2012 ve 2013 yıllarında birkaç kez mesleki olarak

görüştüğünü, sonraki yıllarda hiçbir görüşmesinin bulunmadığını, dolayısıyla

anılan kişiyle herhangi bir ilişkisinin olmadığını beyan etmiştir.

v. Bank Asyadayirmi yıl önce açtırdığı

hesabının bulunduğunu, 2014 yılında Bankaya herhangi bir şekilde para

yatırmadığını beyan etmiştir.

vi. Türk Silahlı Kuvvetleri Yardım Sandığının her yıl farklı

avukatlarla çalıştığını, kendisinin de bu Kurumun avukatlık işlerine bakmak

için yaptığı müracaatının kabul edilmesi üzerine yapılan sözleşmeye istinaden

anılan Kurumun özellikle basın hukuku ile ilgili kendisine verdiği birçok

askerin avukatlık işlerini takip ettiğini, H.C.nin de

bu kişilerden biri olduğunu, yardım sandığı ile yaptığı sözleşmeden önce bu

kişiyle herhangi bir tanışıklığının bulunmadığını, bu durumun mahkemeye sunduğu

sözleşme tarihinden anlaşılabileceğini, adı geçen kişiyle bu kapsamda

görüşmeler yaptığını, bunun dışında herhangi bir ilişkisinin söz konusu

olmadığını beyan etmiştir.

vii. Eski işyerinde ve hâlen kullandıkları işyerinde B.M.Y.nin kiracısı olarak çalıştığını, C.D.nin

villasının alınması konusunda herhangi bir katkısının olmadığını, B.M.Y.nin C.D.ye ait konutu tek başına satın aldığını,

iddianamede yer verilen konuşmada kendisini müşterilere karşı güçlü göstermek

amacıyla "C.D.ye ait villayı biz satın [aldık]" şeklinde çoğul ifade kullandığını

beyan etmiştir.

viii. B.M.Y.yi fakülte yıllarından

tuttuğu ders notları nedeniyle tanıdığını ancak derslere çok fazla devam

etmemesi nedeniyle B.M.Y.nin kendisini çok fazla

tanımadığını, ilk bürosunu Ankara Kızılay'da açtığını, B.M.Y.nin

Armada'da büro açmasından sonra İstanbul Barosundan

birinin vasıtasıyla bir dava nedeniyle tanıştığı F.Ö. ile birlikte B.M.Y.nin bürosuna hayırlı olsuna

gittiğini, kendi işlerinin iyi olmaması nedeniyle B.M.Y.nin

kiracısı olarak büroda çalışma teklifini kabul ettiğini beyan etmiştir.

20. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tahliyesine ve adli

kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"Sanık Sönmez Ahi'nin

üzerine atılı suçun delilerin büyük oranda toplanmış olması, bu anlamda

delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığının anlaşılması, sanığın sabit

ikametgah sahibi oluşu, özellikle dosya kapsamında sanık Sönmez Ahi hakkındaki

delillerin mahiyeti ve tutuklulukta geçen süre gözönüne

alınarak bu aşamada adli kontrol hükümlerinin tatbiki ile beklenen amacın hasıl

olacağı,tutuklamanın bir ceza değilzorunlu

durumlarda başvurulan geçici bir tedbir oluşu somut olayda tutuklama tedbirinin

devamını zorunlu kılacak bir hususunun bulunmadığının anlaşılması ile sanık

Sönmez Ahi'nintahliyesine ... [karar

verildi]."

21.Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Süreç

22. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son

bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu

teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve

son yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve

diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

23. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe

girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

IV. İLGİLİ HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz.

Özcan Güney,B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

26. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgular

ortaya konulmadan tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiğini iddia etmiştir.

27. Bakanlık görüşünde; Anayasa Mahkemesinin ve Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesinin (AİHM) tutukluluğa ilişkin benzer kararları hatırlatılarak

Hâkimliğin karar verirken başvurucunun suç işlediğine dair inandırıcı delilleri

ortaya koyduğu, tutuklama nedenlerini açıkladığı, somut delillerle

ilişkilendirmede bulunduğu belirtilerek tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin

şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmüştür.

2. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

30. Başvurucunun bu bölümdeki şikayetlerinin Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

32. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktan

sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek

şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı

olarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

33. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

34. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

35. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığın

kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların

bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme

yahut değiştirme, tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı yapılması

girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde

tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiği konusunda kuvvetli

şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin

bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

36. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

37. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

38. Başvurucu 22/2/2016 tarihinde İstanbul 8. Sulh Ceza

Hâkimliğince Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini

yapmasını engellemeye teşebbüs etme, devletin gizli kalması gereken bilgilerini

siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin

gizli kalması gereken bilgileri casusluk amacıyla açıklama ve silahlı terör

örgütüne üye olma suçlarından

5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı

bulunmaktadır.

39. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.

40. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinde

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken başvurucunun anılan suçları

işlediğine dair -tanık beyanı ve iletişimin tespiti kayıtları gibi- somut

delillerin bulunduğu olgularına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 12).

41. İddianamede ise tutuklama kararında değinilen suçlamaya konu

olgular ortaya konulmuştur. Bu bağlamda iddianamede;

i. Başvurucunun irtibatlı olduğu belirtilen ve başvurucu ile

aynı dosyada FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yargılanan F.Ö. ve A.T.Ç.nin Bylock kullanıcısı oldukları, adı geçen bu kişilerin

konut ve işyerlerinde yapılan aramalarda örgütle bağlantılı çok sayıda yayın

ile örgüt liderinin konuşmalarını içeren dijital materyalin ele geçirildiği ve

FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle haklarında soruşturma yürütülen birçok

kişi ile bağlantılarının bulunduğu belirtilmiştir.

ii. İstanbul Emniyet Müdürlüğüne 24/11/2015 tarihinde yapılan

ihbarda ve 8/2/2016 tarihinde emniyette alındığı belirtilen ihbarcı ifadesinde

başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğuna dair beyanların geçtiği, bacanağı

olan A.T.Ç.nin İstanbul'da, başvurucunun ise

Ankara'da faaliyet göstererek koordinasyonu sağladıkları, ayrıca 30/12/2015

tarihinde C. isimli kişi ile yaptığı telefon görüşmesinde geçen "C.D.nin villasıydı

bu, biz ondan aldık." şeklindeki konuşma içeriğine göre MİT

tırlarıyla ilgili haberin yayımlanmasından kısa bir süre sonra C.D.ye ait

konutu B.M.Y. ile birlikte satın aldıkları belirtilmiştir.

iii. Savcılık başvurucunun anılan ihbara göre -aynı dosyada

yargılanan- A.T.Ç. ile koordineli olarak Ankara'da faaliyet gösterdiği ve

Ankara'da "abilik"

yaptığı hususlarını, tape kayıtlarına yansıyan

görüşme içeriğini dikkate alarak başvurucunun C.D.ye ait gayrimenkulü örgütün

amaçları doğrultusunda B.M.Y. ile birlikte satın aldıklarını, böylece

başvurucunun örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığını, örgütün amacı

doğrultusunda hareket ettiğini, bu suretle atılı suçu işlediğini iddia

etmiştir.

42. Yukarıda belirtilen hususların soruşturma makamlarınca suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî

olduğu söylenemez.

43. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin

Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).

Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni

varsayılabilen suçlar arasındadır.

45. Somut olayda İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerine

atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar listesinde olmasına,

başvurucunun kaçma şüphesine ve delilleri etkileme ihtimalinin bulunmasına

dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki

genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul

8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin

olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

46. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu

makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin

-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir

şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde

yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbe

teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği

ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında

bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık

olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 350). Somut olayda da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen başvurucuyla

ilgili bir soruşturma söz konusudur.

47. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin

isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin

niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu

hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu

söylenemez.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ile

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

B. Tutukluluğun Makul

Süreyi Aştığına İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

49. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliye

taleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve

yeterli gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

50. Bakanlık görüşünde başvurucunun etkili bir başvuru yolu olan

tazminat davası yolunu tüketmeden başvuru yaptığı belirtilerek tutukluluğun

makul süreyi aştığı şikâyetinin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğu ileri sürülmüştür.

2. Değerlendirme

51. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

52. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.

maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

54. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak

ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği

gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle

olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,

B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

55. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

56. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 16/2/2018 tarihinde

tahliyesine karar verilen

başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı

Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde

kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi

aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da

hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen

dava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir

hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel

başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik

niteliği ile bağdaşmamaktadır.

57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1.Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Fatih

HATİPOĞLU

Başvurucu

:

Sönmez AHİ

Vekili

:

Av. Özgen

HİNDİSTAN

Av. Vedat Ahsen COŞAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/43137, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Tutuklamaya İlişkin
  7. B. İlgili Süreç
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
  11. B. Tutukluluğun Makul
  12. A. 1.Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve
  13. B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi
  14. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Özgüldür
  16. Gökcan
  17. Hatipoğlu
  18. Hindistan
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/43137
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Mustafa İnce Başvurusu (B. No: 2016/50467)
  • Ali Fuat Yılmazer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1150)
  • Abdurrahim Dede Başvurusu (B. No: 2017/16898)
  • Ramazan Özcan Başvurusu (B. No: 2016/70311)
  • Mehmet Balaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/9790)
  • İsa Aykaç Başvurusu (B. No: 2016/59959)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.