İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Mustafa İnce Başvurusu (B. No: 2016/50467)

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

Başvuru No2016/50467Tarih3 Nisan 2019Okuma14 dk · 2.745 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Mustafa İnce Başvurusu

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2016/50467
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.745 kelime·14 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/10/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.

6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle

karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü

hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar

birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere

dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine

devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü

(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir

yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın

Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).

9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da

doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin

kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil

toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar

yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)

[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).

10. Polis memuru olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında

da FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik olarak

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) bir soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 31/8/2016 tarihinde

gözaltına alınmıştır.

11. Başsavcılık 5/9/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanması

istemiyle Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Gaziantep 1. Sulh

Ceza Hâkimliği 5/9/2016 tarihinde, tutuklama talebinin reddi ile başvurucu

hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"[Başvurucunun da

aralarında olduğu] Şüphelilere yüklenen

suçun niteliği, suçun şüphelilerin ifadelerini etkin pişmanlık hükümleri

kapsamında değerlendirilebileceği şüphelilerin samimi ikrarları, şüpheliler

tarafından işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut

delillerin bulunması ve mevcut delil durumuna nazaran tutuklamanın bir koruma

tedbiri olması hususu ile tutuklamadan beklenen hedefe haklarında adli kontrol tedbiri

uygulanmak suretiyle ulaşılabileceği..."

12. Tutuklama talebinin reddi üzerine Başsavcılık bu karara

6/9/2016 tarihinde itirazda bulunmuş, itirazı değerlendiren Gaziantep 2. Sulh

Ceza Hâkimliğince itirazın kabulü ile başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik

yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Aynı karara karşı başvurucu da

adli kontrol tedbirine hükmedilmesi yönünden 9/9/2016 tarihinde itirazda

bulunmuş, itirazı değerlendiren Gaziantep 2. Sulh Ceza Hâkimliğince 21/9/2016

tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir.

13. Başsavcılık, çıkarılan yakalama kararı üzerine yakalanan

başvurucuyu 19/9/2016 tarihinde yeniden tutuklanması istemiyle Gaziantep 3.

Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.

14. Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğince 19/9/2016 tarihinde

başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısmı şöyledir:

"Şüpheli üzerine atılı silahlı terör

örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, kanunda ön görülen cezai yaptırım

miktarı, başlayan soruşturma kapsamında toplanan delillerin niteliği, kuvvetli

suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcudiyeti, 15/07/2016

tarihinde meydana gelen darbeye kalkışma olayı esnasında olayın işleniş tarzı,

darbeye kalkışanların TBMM dahil bir çok kamu kurum ve kuruluşuna ait binaya

saldırmaları, bu eylemler neticesinde bir çok kolluk kuvvetinin ve sivil

vatandaşların hayatlarını kaybetmesi, yaşanan darbe girişimine ilişkin basına

da yansıdığı üzere darbe girişiminde bulunanların girift yapısı, bu girift yapı

ve kalkışılan soruşturmaya konu darbeye teşebbüs suçunun ani bir şekilde

gerçekleşmesi, soruşturmaya konu terör örgütünün eylemlerinin ülke sathına

yayılması bu sebeple birden fazla mecrada soruşturmaya konu suçun işlendiğine

dair kuvvetli şüphenin varlığı, şüphelinin by lock kullanıcısı olması, şüphelinin üzerine atılı suçun

laik demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine yönelik bir suç

niteliğinde bulunması, insan hakları özgürlükleri ile insan hakları

özgürlüklerinin teminatı olan laik demokratik hukuk devletinin ortadan

kaldırılmasının veya buna teşebbüs edilmesinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı

olan 80 milyon vatandaşın hak ve hürriyetlerini kullanmasına engel olabileceği

gibi ortadan kalkmasına sebep olabilecek suçlardan olması, suçlara ilişkin ivedi

şekilde suçun aydınlatılması için soruşturmanın selameti bakımında tedbir

alınmasındaki zorunluluğun göz önünde bulundurulması gerekliliği, atılı suçun

CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a-11

maddesi hükmünde sayılansuçlardan olması sebebiylevar sayılan kaçma, saklanma, ihtimali dikkate

alınarak ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerine başvurulmasının yetersiz

nitelik taşıyıp, şüphelinin alması muhtemel cezaya nazaran tutuklama tedbirinin

ölçülü olacağı..."

15. Başvurucu 26/9//2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz

etmiş, Gaziantep 1. Sulh Ceza Hâkimliği 1/10/2016 tarihinde "Şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin toplanmamış olması,

tutuklama nedenlerinin varlığı ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalıp

suça konu olayla ilgili tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, tutuklama

şartlarının halen devam ettiği..." gerekçesiyle itirazın kesin

olarak reddine karar vermiştir.

16. Başvurucu, anılan kararı 14/10/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

17. Başvurucu 24/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

18. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2016 tarihli

iddianamesi ile silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında

kamu davası açılmıştır.

19. İddianame, Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme)

tarafından 26/12/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/33 sayılı

dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır.

20. Mahkeme 24/3/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

21. Mahkeme 4/10/2017 tarihli duruşmada başvurucunun dosyasının

tefrikine (ayrılmasına) ve Mahkemenin yeni bir esasına kaydedilmesine karar

vermiştir. Bu karar üzerine başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin

E.2017/638 sayılı dosyası üzerinden devam ettirilmiştir.

22. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme, 27/4/2018 tarihli

kararıyla başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6

ay 22 gün hapis cezası tayin ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

(HAGB) ve başvurucunun beş yıl süreyle denetim altında tutulmasına karar

vermiştir.

23. Hüküm itiraz edilmeden 8/5/2018 tarihinde kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

24. İlgili hukuk için bkz. Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018,

§§ 19-25.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delil

olmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, etkin pişmanlık

hükümlerinden yararlanmak amacıyla verdiği bir takım bilgiler dikkate

alınmaksızın tutuklandığını, keyfî bir şekilde özgürlüğünden mahrum

bırakıldığını, isnat edilen suçla bir ilgisinin bulunmadığını, ceza

kanunlarındaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin hükümlerin öngörülemez

biçimde yorumlandığını, tutuklama kararındaki gerekçelerin hukuka aykırı

olduğunu, kararda tutuklama nedenlerine yer verilmediğini, tutuklama kararı

verilirken ölçülülük ilkesinin gözönüne alınmadığını,

haberleşme özgürlüğü kapsamında kullandığı bir haberleşme programından dolayı

hakkında tutuklama tedbirine başvurulduğunu, yetersiz bir kararla tutuklandığı

için tutukluluk süresinin makul olmaktan çıktığını belirterek kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı, haberleşme hürriyeti ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

27. Bakanlık görüşünde; başvurucunun FETÖ/PDY mensuplarının

aralarında haberleşmede ve örgütsel iletişimde kullandıkları kriptolu (şifreli)

haberleşme programı olan ByLock'un kullanıcısı olduğunun tutuklama kararında

ve iddianamede belirtildiği, bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasında başvurucu

açısından kuvvetli suç şüphesinin mevcut olduğu vurgulanarak başvurucunun bu

bölümdeki şikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

28. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

29. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenar

başlıklı 15. maddesi şöyledir:

"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya

olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl

edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada

öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen

ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne

dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz

ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu

mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."

30. Anayasa'nın "Kişi

hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci

fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

...

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini

veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu

kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla

tutuklanabilir."

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun

hukuki olmadığına ilişkindir. Başvurucu her ne kadar tutuklamanın makul süreyi

aştığından da bahsetmiş ise de başvurucunun ilk tutuklama kararının gerekçesiz

olması nedeniyle ve tutuklama kararının üzerinden 1 ay 15 gün gibi bir süre

geçtikten sonra bireysel başvuruda bulunduğu, bu nedenle aslında bu şikayetin

tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası kapsamında ileri sürüldüğü anlaşılmış ve

bu şikayet yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmadan başvurucunun bu

bölümdeki tüm iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası

bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

1. Uygulanabilirlik

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).

Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan

suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan

suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu

değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

33. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;

Selçuk Özdemir, § 58).

2. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Genel İlkeler

34. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

35. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale

olarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama

tedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın

ilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına

dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).

36. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama

ancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirti

bulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla

tutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin

bulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı

delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).

37. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,

tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 4/12/2004 tarihli ve 5271

sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığın

kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması,

şüpheli veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde

bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı

verilebilecektir. Maddede ayrıca, işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması

şartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer

verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).

38. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve

özgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülük

ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacak

hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak

olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).

39. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçun

işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerinin

bulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikle

anılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla ve

delillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesine

kıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım

(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikte

yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığı

Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki

denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkin

süreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:

2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

40. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu

belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında

silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi

uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin

meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın

ön koşulu olan suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

42. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, başvurucunun

FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock

uygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. § 14).

43. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı

kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına

yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir

belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).

Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren

mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının

somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın

özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).

44.Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesinin

bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşru

bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede

tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somut

olayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.

45. Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun

tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak

kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına ve kaçma şüphesinin bulunmasına, isnat

edilen suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer

alan katalog suçlar arasında olmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacağına

dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).

46. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya

doğrudan teşebbüsle doğrudan olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin

soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve

soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma

tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile

bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan

yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi

ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).

47. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör

örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup (Abdurrahim Özkan, § 25) isnat edilen suça ilişkin

olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden

durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,

§ 61; Devran Duran [GK], B. No:

2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar

arasındadır (Abdurrahim Özkan, § 19).

48. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Gaziantep 3.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte

değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun niteliğine atfen-

kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu

söylenebilir.

49. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım

(2), § 151).

50. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını

ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar

olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı

derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,

16/11/2016, § 214; Devran Duran,

§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı

soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin

özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,

kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)

de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok

daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 350).

51. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Gaziantep 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde

tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli

kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî

ve temelsiz olduğu söylenemez.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki

olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

53. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına

tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.

maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör : Ömer MENCİK Başvurucu : Mustafa İNCE Vekili : Av. Ahmet Erinç DALGIÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2016/50467, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucunun İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. A. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Özgüldür
  13. Gökcan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2016/50467
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Fuat Yılmazer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1150)
  • Abdurrahim Dede Başvurusu (B. No: 2017/16898)
  • Ramazan Özcan Başvurusu (B. No: 2016/70311)
  • Mehmet Balaç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/9790)
  • İsa Aykaç Başvurusu (B. No: 2016/59959)
  • Turan Günana Başvurusu (B. No: 2015/9042)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.