İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Turan Günana Başvurusu (B. No: 2015/9042)

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memurları

Başvuru No2015/9042Tarih4 Nisan 2019Okuma21 dk · 4.296 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Turan Günana Başvurusu (6)

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/9042
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.296 kelime·21 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memurları

tarafından kötü muameleye maruz bırakılma iddiaları hakkında etkili soruşturma

yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

hükümlü olarak bulunmakta iken 8/7/2014 tarihinde infaz ve koruma memurları ile

aralarında bir tartışma yaşanmıştır.

10. Başvurucu, infaz ve koruma memurları tarafından darbedildiği, tehdit ve hakarete maruz kaldığı iddiasıyla

9/7/2014 tarihinde şikâyetçi olmuştur.

11. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca olaya ilişkin soruşturma

başlatılmıştır. Soruşturma kapsamında taraf beyanları alınmıştır. Ayrıca bu

kapsamda kamera kayıtlarının çözümünün yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

A. Taraf Beyanları

12. Başvurucunun Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan

beyanı şöyledir:

"...Olay günü ... S. ile birlikte oda

değişimini için psiko sosyal bölümüne geçtik.... Psiko sosyal bölüme

geçmek üzere odamızdan çıkacağımız esnada her gün yapılan rutin aramadan farklı

olarak görevli personel tarafından tacize varan şekilde beni ve S.yi sert bir şekilde aradılar. Daha sonra ana koridora

çıktıktan sonra psiko sosyal servise doğru yöneldik. Psiko sosyal servisi telefon ile görüşmekteydi. ... İsmini

bilmediğim memurlar bize 'siz durun' şeklinde ifade kullandılar. Biz durmaya

başladık. Diğer spordan gelen arkadaşları odalara almak için görevli memurlar

ayrıldılar. O sırada psiko-sosyal bölüme bakan memur

bize 'siz gidin ben telefondaki görüşmemi bitireyim, ondan sonra sizinle

görüşürüm' şeklinde ifadeler kullanınca, biz psiko

sosyal servisinin odasına doğru yürümeye başladık. 3 4 adım atmadan bizi

götüren memur bir anda 'nereye gidiyorsunuz' şeklinde bağırmaya başladı. O

sırada S. psikososyal bölümde görevli memurun gidin

dediğini, siz ise kalın diyorsunuz kimi dinleyelim şeklinde ifade kullandı.

İsmini bilmediğim görevli memur 'burada her şeyden ben sorumluyum, ben ne

dersem o olur merkez benim' şeklinde ifade kullandı. O sırada koridordaki

masada oturan farklı bir memur,... bize 'neden memur ile tartışıp cevap

veriyorsunuz' şeklinde bağırdı. Bize 'hiç kıpırdamadan hazır olda yerinizde durun' dedi. Aynı şekilde devlet

personeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti memurlarıyız, biz ne dersek o olur, ona göre

hareket edeceksiniz, kalkın dediğimiz zaman kalkacaksınız, durun dediğimiz

zaman duracaksınız, oturun dediğimiz zaman oturacaksınız' dedi. Biz de bunun

üzerine burada küçük bir sorun var bunu büyütmenize gerek yok, neden

bağırıyorsunuz şeklinde sorduk. S. arkadaş da o sırada memurlara 'PKK lı olduğumuz için mi böyle bağırıyorsunuz' dedi. O sırada

orada bulunan 3 4 memur üzerimize gelmeye başladı. Psikolog memurlara 'onlara

ben yürüyün dedim, sorun çıkarmaya gerek yok' dedi. Bunun üzerine memurlar

hamile olan psikologa sen neden karışıyorsun, burada

görevli olan biziz, şeklinde sözler etti. Bunun üzerine B Bloktan bizim

bulunduğumuz C Bloka doğru müdahale takımı benim çete olarak isimlendirdiğim

görevli memurlar geldiler. A Bloktan gelen personel ortada hiçbir sebep yokken

ve hiçbir şeyden haberi yokken, masada olan personellerle birlikte bize

saldırmaya başladılar. Biz kendimizi ifade etmeye çalışsak da kolumu geriye

çevirmek ve boynumdan tutmak suretiyle, yumrukla sırtıma vurdular. S.'nin da kolunu geriye doğru çevirdiler. Daha sonra psikososyal serviste çalışan hamile olduğunu düşündüğüm

bayan gelen memurları sakinleştirmeye çalıştı. Aynı bayan bu saatten sonra

görüşmeye gerek yok siz odalarına götürün, dedi. O sırada zorla kolumuzdan

çekiştirmek suretiyle yerlerde sürükleyerek beni ve S.yi

odalarımıza götürdüler. Bu esnada 'heralde burada

rahatsınız, biz burayı cehenneme çevirmeyi biliriz, bundan sonra gününüzü

görürsünüz, gösteririz.' şeklinde tehdit ifadesi kullandılar..."

13. Hükümlü S.Ö.nün müşteki şüpheli

sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi şöyledir:

"...08/07/2014 tarihinde

hükümlü olarak kalmakta olduğum Kocaeli 2 No'lu F

Tipi Cezaevinde isimlerini bilmediğim cezaevi personeli kolumu arkaya çevirmek

suretiyle arkamda tuttu. 08/07/2014 tarihinde oda değişikliğini görüşmek

amacıyla psikologa gitmek istedik. Turan isimli

arkadaşım da yanımdaydı. ...Psikolog telefon ile görüşmekteydi. Psikolog şuan

müsait değilim siz gidin dedi. Siz gidin ben sizin arkanızdan gelip sizle

görüşürüm dedi. Biz tekrar piskolog odasına

gideceğimiz esnada ismini bilmediğim Ceza infaz kurum personeli tehditkar bir

şekilde siz nereye gidiyorsunuz diye Turan ve bana sordu. Ben de infaz koruma

personeline biriniz gidin diyorsunuz diğeriniz kalın diyorsunuz şimdi biz

hanginizi dinleyelim diye sordum. Cezaevi personeli kontrol merkezi bendedir.

Ben gidin dersem gideceksiniz kalın dersem kalacaksınız şeklinde sert bir

şekilde bize ifadede bulundu. Biz de kendilerine kullandıkları dilin doğru

olmadıklarını ifade ettik. Uygun dille bize belli şeyleri söylemeleri

gerektiğini ifade ettim. Tanımadığım bir personel masa başından bize biz

Türkiye Cumhuriyeti memurlarıyız biz ne dersek onu yapacaksınız diyerek

üzerimize geldiler. ... Turan Günana'nın boğazını

sıktılar. Hastaneye de götürmediler..."

14. İnfaz ve Koruma Memuru S.D.nin

müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi

şöyledir:

".. Olay günü ben C Blokta bulunan ismini

hatırlayamadığım farklı bir hükümlüyü almaya gittim. Gittiğimde sonradan

gördüğümde tanıdığım Turan Günana ve S. Ö. isimli

hükümlülerin bağırış sesleri geliyordu. Ancak yanlarına gitmediğim sürece

sesler anlaşılır şekilde değildi. Bir arbedenin yaşandığını düşünerek olay mahaline gittim. ... infaz ve koruma memurlarından S.S.D.

ve E.A. olay mahalindeydi. Turan'ın hangisini

kastederek söylediğini bilmiyorum ama 'sen bana dur diyemezsin, sen kim

oluyorsun da bana dur diyiyorsun' şeklinde sözleri

oldu. O sırada görevli arkadaşlardan biri ancak şuan hatırlayamadığım bir

arkadaş 'ben devletin memuru olarak size dur diyiyorum'

şeklinde sözler etti. Ancak her iki hükümlü de bu ikaza uymayarak psikolog

hanımın odasına doğru yürümeyedevam ettiler.

Olayda kurum içi faaaliyet

alımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylenmiş şahıslar

bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz

devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin

kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben

olaya müdahil oldum. Ayrıca Turan Günana eliyle

işaret ederek, biz görevli personele karşı da 'sizinle görüşeceğiz, bu burada

bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz, bir gün göreceksiniz siz, buraları

size zindan edeceğiz' şeklinde tehdit içerikli sözlerde bulundu. S. Ö.'de elini kaldırarak 'size soracağız' şeklinde sözler

edince olayın niçin başladığını bilmediğim için ve sonrasında güvenlik

konusunda bir problem yaşanmasın diye tamamen kendi görev ve yetki sınırlarımı

aşmayarak ben S. Ö.'nün ellerini arkada kavuşturarak

müdahale ettim. Ancak kelepçe falan takmadım. Ellerimle ellerini arkasında

sabitledim. Ben sadece S. Ö.'ye müdahale ettim. Turan

Günana'ya kim müdahale etti bilmiyorum. Hükümlüler

söz konusu eylemleri nedeniyle psikolog görüşüne çıkarılmayıp odasına

götürüldüler..."

15. İnfaz ve Koruma Memuru S.S.D.nin

müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi

şöyledir:

"...Olay günü saat 10:30 sıralarında

Turan Günana ve S. Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşü

talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat ettim Ancak kurum içi faaaliyet

alımı yapıldığı için güvenlik amaçlı kendilerine beklemelerini söyledim.

Şahıslar bunun üzerine 'biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size

sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir

veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız' şeklinde söylemler

atmaya başlayınca ben de 'Türkiye Cumhuriyetinin memuruyum burada bana verilen

görevleri yapıyorum' şeklinde sözler ettim. Daha sonra aynı şahıslar yüksek

sesle 'Pkklıyız, duyun sesimizi' şeklinde cümleler

kurmaya devam etmeleri üzerine ani müdahale ekibi olaya müdahil oldu. Çünkü

Turan ve S. bu sözleriyle diğer PKKlıları da galeyana

getirmeyi başarmışlardı. Sonrasında hepimize yönelik "sizinle görüşeceğiz,

bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz' şeklinde tehdit içerikli

sözlerde bulundular. Söz konusu hükümlüler tedbir amaçlı tarafımızca

gerçekleştirdikleri eylemden dolayı psikolog görüşü yapılmadan odalarına tekrar

götürüldü..."

16. İnfaz ve Koruma Memuru F.A.nın

müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi

şöyledir:

"...Olay günü saat 10:30

sıralarında Turan Günana ve S. Ö. dilekçe yazarak

psikolog görüşü talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlüleri psikolog görüşüne

çıkarmak için S.S.D. ile E. A. hükümlüleri odalarından çıkardılar. Daha sonra

S.S.D. tek başına hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat

etti. Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı için

güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylemiş şahıslar bunun üzerine 'biz ne

zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de

PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da

bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum.

Daha sonra aynı şahıslar yüksek sesle 'Pkklıyız,

duyun sesimizi' şeklinde cümleler kurmaya devam etmeleri üzerine biz güvenlik

ekibi olarak S.D., H.A. ve ben müdahil olduk..."

17. İnfaz ve Koruma Memuru B.İ.nin

müşteki şüpheli sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi

şöyledir:

"...Olay günü saat 10:30 sıralarında

Turan Günana ve S.Ö. dilekçe yazarak psikolog görüşü

talebinde bulunmuşlar. Söz konusu hükümlüleri psikolog görüşüne çıkarmak için

SS.D. ile E.A. hükümlüleri odalarından çıkardılar. Daha sonra S.S.D. tek başına

hükümlülere psikolog ile görüştürmek için refekat

etti. Ancak kurum içi faaaliyet alımı yapıldığı için

güvenlik amaçlı kendilerine beklemeleri söylemiş şahıslar bunun üzerine 'biz ne

zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size sormayız, siz devletseniz biz de

PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da

bunu yaparız' şeklinde söylemler atmaya başlayınca ben olaya müdahil oldum...

Olayın nasıl gerçekleştiği kamera kayıtlarında mevcuttur, söz konusu

hükümlülere karşı herhangi bir keyfi tutum söz konusu değildir."

18. İnfaz ve Koruma Memuru H.A ile E.A. da müşteki şüpheli

sıfatıyla Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadelerinde, hükümlülerin "Biz ne zaman durup ne zaman yürüyeceğimizi size

sormayız, siz devletseniz biz de PKK'lıyız. Siz kimsiniz bize emir

veremezsiniz, Sizin kralınız kimse ona da bunu yaparız."

şeklinde söylemlerde bulunmaları üzerine olaya müdahil olduklarını, keyfî bir

tutumda bulunmadıklarını beyan etmişlerdir.

19. Olay günü Ceza Ve İnfaz Kurumunda psikolog olarak görev

yapan Ö.A.nın Kocaeli 8. Asliye Ceza Mahkemesince

2/10/2015 tarihli talimat duruşmasında tanık sıfatıyla alınan beyanı şöyledir:

"Olay iddianamede anlatıldığı şekilde

meydana gelmiştir. Turan GÜNANA benimle görüşmeye gelmişti. O sırada diğer

müştekilerin yönlendirmesi sırasında sanık Turan siz kimsiniz bizi

yönlendiremezsiniz şeklinde konuştu, müşteki Ercan da buna karşılık, biz

devletiz şeklinde karşılık verdi. Sanıklar, müştekilere yönelik 'siz

devletseniz, biz pkkyız, kralınız gelse ona da bunu

yaparız, sizinle görüşeceğiz, burada bitmeyecek, bunun hesabını soracağız'

şeklinde tehditlerde bulundular. Daha sonra müdahale ekibi gelerek olayı

yatıştırdı. Olay hakkında bilgi ve görgüm bundan ibarettir."

B. Ek Kovuşturmaya Yer

Olmadığına Dair Karar

20. Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığınca 20/3/2015 tarihinde

başvurucunun şikâyetleri hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...olay günü müştekilerin psikolog

görüşüne götürüldükleri sırada şüpheli infaz ve koruma memurları ile aralarında

bir tartışmanın vuku bulduğu, müştekilerin şüphelilerin bu tartışma sırasında

kendilerine saldırarak darp ettikleri ve 'size burayı cehenneme çevireceğiz'

şeklinde tehdit içerikli sözler ettiklerini iddia ettiği,

Yürütülen soruşturma kapsamında, dosyada

mevcut kamera kayıtları ve tanık anlatımları içeriğinden de anlaşılacağı üzere,

şüphelilerin ilgili mevzuat çerçevesinde kendilerine verilen zor kullanma

yetkilerini kullandıkları, incelenen kamera görüntülerinde şüpheliler hakkında

suç oluşturacak, cezai yaptırımı gerektirecek bir hususun tespit edilemediği ve

şüphelilerin orantısız güç kullandıklarını gösteren bir delile rastlanılmadığı,

keza tanık anlatımlarından şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri

hususunda bir bilgiye erişilemediği anlaşıldığından, haklarında kamu adına

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının verilmesi gerekmiştir."

21. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı başvurucu

tarafından yapılan itiraz 21/4/2015 tarihinde Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince

reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"...C. Savcısı tarafından yürütülen

soruşturma evresi sonunda; dosyada mevcut kamera kayıtları ve tanık anlatımları

içeriğinden de anlaşılacağı üzere, şüphelilerin ilgili mevzuat çerçevesinde

kendilerine verilen zor kullanma yetkilerini kullandıkları, incelenen kamera

görüntülerinde şüpheliler hakkında suç oluşturacak, cezai yaptırımı gerektirecek

bir hususun tespit edilemediği ve şüphelilerin orantısız güç kullandıklarını

gösteren bir delile rastlanılmadığı, keza tanık anlatımlarından şüphelilerin

üzerlerine atılı suçu işledikleri hususunda bir bilgiye erişilemediği

gerekçesiyle kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği

görülmüştür.

Yürütülen aynı soruşturma kapsamında, taraflar

arasında aynı gün yaşanan tartışmada Turan Günana ile

S. Ö.ün infaz ve koruma memurlarına yönelik olarak

'Siz kimsiniz bize emir veremezsiniz, siz devletseniz biz PKK'lıyız sizin

kralınız gelse ona da bunu yaparız. sizinle görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek,

bunun hesabını vereceksiniz' şeklinde tehdit içerikli sözler sarf ettiklerinin,

bu nedenle cezaevi hükümlülerinin psikolog görüşünün yaptırılmayarak odalarına

alındıkları ve infaz koruma görevlilerinin yaşanan olay nedeniyle şüpheliler

hakkında şikayetçi olmaları üzerine basit tehdit suçundan cezalandırılmalarına

karar verilmesi için haklarında Kandıra Asliye Ceza Mahkemesine kamu davasının

açıldığı anlaşılmıştır.

Dosyanın tetkikinde, olay yerini gösterir ve

adli emanetin 2014/289 sırasına kayıtlı kamera kayıtlarının bilirkişi

marifetiyle incelenmesinin ardından tanzim edilen rapora istinaden,

hükümlü/tutuklulardan birinin agresif tutumlar sergilediği, diğer

hükümlü/tutuklunun da olaya müdahil olduğu; bu nedenle cezaevi görevlilerince

kontrol altına alınmaya çalışıldığı, şahısların sakinleşmeleri ile de odalarına

alındıklarının tespit edildiği, güvenlik kamerası görüntüleri içeriği, bu

içeriğin teyidi mahiyetindeki sosyal hizmet uzmanı tanık Ö. A.’nın beyanları karşısında C. Savcısının kovuşturmama

kararında yazılı bulunan gerekçelerine göre itiraz dilekçesinde ileri sürülen

hususları yerinde görülmediğinden itirazın reddine ... karar verilmesi gerekmiştir."

22. İtirazın reddi kararı başvurucuya 30/4/2015 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu anılan karara karşı 18/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

C. Başvurucu Aleyhine

Yürütülen Adli Süreç

23. 25/3/2015 tarihinde başvurucunun diğer hükümlü S.Ö. ile

psikolog görüşüne götürüldüğü sırada vuku bulan tartışma sırasında infaz ve

koruma memurlarına hitaben "Siz

kimsiniz bize emir veremezsiniz, siz devletseniz biz PKK'lıyız sizin kralınız

gelse ona da bunu yaparız." şeklinde

tehdit içerikli sözler söylediği ve agresif tutumlarına devam ederek yine infaz

ve koruma memurlarına yönelik olarak "Sizinle

görüşeceğiz, bu burada bitmeyecek, bunun hesabını vereceksiniz." şeklinde tehdit içerikli sözler

sarf ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle hakkında basit tehdit suçundan

cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

24. Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin 8/3/2016 tarihli kararıyla,

şikâyetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Anılan

karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

25. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kasten yaralama" kenar başlıklı

86. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren

veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir

yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Ek fıkra: 31/03/2005 - 5328 S.K./4.mad)

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle

giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört

aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

...

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz

kötüye kullanılmak suretiyle,

...

İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,

verilecek ceza yarı oranında artırılır."

26. 5237 sayılı Kanun'un "Zor

kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenar başlıklı

256. maddesi şöyledir:

"Zor kullanma yetkisine sahip kamu

görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği

ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin

hükümler uygulanır."

27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet

savcısının görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka

bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu

davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini

araştırmaya başlar."

28. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Kurumların

iç güvenliği" kenar başlıklı

33. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"(1) Kurumların iç güvenliği, Adalet

Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görev­lileri tarafından sağlanır..."

29. 4/6/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 22.

maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

"(8) İnfaz ve koruma başmemuru

ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan,

rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya

pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki

meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile

zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin

alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor

kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi

Yönünden

31. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak, geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

B. Kötü Muamele Yasağının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

32. Başvurucu; infaz ve koruma memurları tarafından darbedildiğini, tehdit ve hakarete maruz kaldığını,

şikâyeti hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ve talep

etmesine karşın yaralanmalarının tespiti için muayene olma talebinin yerine

getirilmediğini, darp şikâyetine ilişkin olarak adli muayene raporu

aldırılmadığını belirterek kötü muamele yasağı ile adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

33. Bakanlık görüşünde; başvurucunun eylemleri nedeniyle infaz

ve koruma memurları tarafından tutanak tutulduğu ve başvurucu hakkında disiplin

soruşturması açıldığı, başvurucudan yazılı ya da sözlü savunma istendiği ancak

başvurucunun savunma vermediği, başvurucuya 17/7/2014 tarihinde yedi gün süre

ile hücreye koyma disiplin cezası verildiği, başvurucunun disiplin cezası

verilmesi kararına karşı yaptığı itirazın da reddedildiği, yürütülen adli

süreçte ise Savcılık tarafından kamera kaydı görüntülerinin bilirkişi

marifetiyle incelendiği, infaz ve koruma memurlarının ilgili mevzuat uyarınca

kendilerine verilen zor kullanma yetkilerini kullandığı, orantısız güç

kullandıklarına ilişkin bir delil tespit edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar verildiği belirtilmiştir.

34. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, olaya karışan

tüm personelin beyanlarının alınmadığı gibi beyanları alınan bir kısım

personelin olay yerinde bulunmadığını, disiplin cezası haksız şekilde verilmiş

olup buna ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurusu

bulunduğunu, soruşturma aşamasında gösterdiği tanıkların dinlenmediğini ve

Bakanlık görüşünün taraflı olduğunu belirtmiştir.

2. Değerlendirme

35. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, … maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

36. Anayasa’nın 5. maddesi şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve

toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve

hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak

surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın

maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya

çalışmaktır.”

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının kötü muamele

yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kötü

muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

39. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme

hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin

birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya

muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır.

40. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi

Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).

41. Devletin negatif yükümlülüğünün yanı sıra etkili ceza soruşturması

yürütülmesine ilişkin pozitif bir yükümlülüğü de bulunmaktadır. Bu usul

yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü fiziksel ve ruhsal

saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa

cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek

durumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu

görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların sorumlulukları

altında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).

42. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka

aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye

tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde

Anayasa’nın 17. maddesi -"Devletin

temel amaç ve görevleri" kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili bir

resmî soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün

olmazsa anılan madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek

ve bazı durumlarda devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Tahir Canan, § 25).

43. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 56).

44. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma, bağımsız, hızlı ve derinlikli bir

şekilde yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olguları

ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarını

temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdırlar. Bu

kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusu

olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirleri

almalıdırlar (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 114).

45. Soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt seviyedeki

inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre değişir.

Bu koşullar, ilgili bütün olay ve olgular temelinde ve soruşturmanın pratik

gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilir. Bu nedenle soruşturmanın

etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari soruşturma

işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün değildir.

Bununla birlikte soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması gerekir

(Fahriye Erkek ve diğerleri, B.

No: 2013/4668, 16/9/2015, § 68,69).

46. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve manevi

varlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin etkili

bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu, bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetle

ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancak usul

yükümünün bir unsuru olarak, tespit edilen sorumlulara fiilleriyle orantılı

cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır.

47. Devletin kontrolü altında bulunan kişilere yönelik tıbbi

muayenelerin sağlanması, kötü muameleye karşı önemli tedbirlerden birini

oluştururken bu muayenelerin usulüne uygun olarak yapılması, raporların usulüne

uygun düzenlenerek gerekli mercilere sunulması, kötü muamele iddialarının

soruşturulması ve sorumluların tespiti ile cezalandırılmalarının sağlanması

yönünden vazgeçilmez bir öneme sahiptir (Feride

Kaya, B. No: 2013/2365, 20/1/2016, § 66).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

48. Başvuruya konu olayda, başvurucunun hükümlü olarak

bulunmakta olduğu Ceza İnfaz Kurumunda başvurucuyla infaz ve koruma memurları

arasında bir tartışma yaşandığı sabittir. Başvurucu, yaşanan tartışma sırasında

infaz ve koruma memurlarının kendisine şiddet uyguladığını iddia etmektedir.

49. Yürütülen soruşturmada, kamera kaydı görüntülerinden yola

çıkılarak infaz ve koruma memurlarının fiillerinin zor kullanma yetkisi

çerçevesinde kaldığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

verildiği anlaşılmaktadır.

50. Başvurucu, darbedildiğine ilişkin

olarak şikâyetçi olmasına ve sağlık raporu aldırılmasını talep etmesine karşın

sağlık raporu aldırılmamış olmasından şikâyetçidir.

51. Yapılan incelemede ne Ceza İnfaz Kurumu idaresince ne de

başvurucunun şikâyetleri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında sağlık raporu

aldırılmadığı anlaşılmıştır.

52. Dosyadaki kamera kayıtlarının incelenmesinde ise olayın

başlangıcından sonuna kadar tamamını bütünüyle ortaya koyan ve tüm mekanları

gösteren görüntülere rastlanmamıştır. İtirazın reddi kararında sözü edilen kamera

tespit tutanağına ise Anayasa Mahkemesince erişilememiştir. Yapılan incelemede

başvurucunun iddialarının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşılamamaktadır.

53. Adli muayene raporlarının temini hem kötü muameleye karşı

bireylerin korunması yönünde önemli tedbirlerden birini oluşturmaya hem de adli

makamların somut olay değerlendirmesi yapılabilmesine imkân tanımaktadır.

54. Özellikle ceza infaz kurumu gibi bireyin uzun süreli olarak

devletin kontrolü altında kaldığı, kendi imkânlarıyla bir sağlık kurumuna

başvurma olanağı olmadığı durumlarda adli muayene raporlarının zamanında ve

usulüne uygun olarak temin edilmesi kötü muamele yasağı kapsamında yapılacak

incelemeler için ihmal edilemez bir önem taşımaktadır.

55. Somut olayda her ne kadar soruşturma makamları tarafından

zor kullanma yetkisi sınırları içinde bir müdahale olduğu ve zor kullanma

yetkisinin aşılmadığı sonucuna ulaşılmış ise de başvurucunun yaralanıp

yaralanmadığı, yaralanmış ise mahiyetinin ne olduğu hususları gerek ceza infaz

kurumu idaresi gerek soruşturma makamları tarafından adli muayene raporu

aldırılmamış olması nedeniyle tespit edilememiştir.

56. Başvurucunun iddialarının açıkça savunulabilir olmadığı

sonucuna ulaşılamayan somut olayda, başvurucunun yaralanıp yaralanmadığı hususunda

adli muayene raporu temin edilmemiş olmasının tek başına kötü muamele yasağı

kapsamında etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna

ulaşılmıştır.

57. Başvurucunun yaralanıp yaralanmadığı, yaralanmış ise bunun

mahiyetine ilişkin bilgi bulunmadığından negatif yükümlülük yönünden bir

değerlendirme yapılabilmesi mümkün görülmemiştir.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2)

Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili

mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

60. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 32.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

61. Başvuruda, kötü muamele yasağının usule ilişkin boyutunun

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

62. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal

sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi

hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.

63. Mehmet Doğan

kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle

ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).

64. Somut başvuruda ihlalin, olay nedeniyle meydana gelen

yaralanmanın tespiti amacıyla adli muayene raporu aldırılmamış olmasından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

65. Olay tarihinin üzerinden geçen zaman dikkate alınarak adli

muayene raporunun temin edilmesi mümkün olmadığından -ihlal kararının gerekçesi

gözetildiğinde- 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile

Anayasa İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir

örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesinde hukuki yarar görülmemiştir.

66. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 3.500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele

yasağı kapsamındaki etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuya net 3.500 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y. : Recep KÖMÜRCÜ Üyeler : Celal Mümtaz AKINCI Muammer TOPAL Rıdvan GÜLEÇ Recai AKYEL Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Başvurucu : Turan GÜNANA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/9042, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Taraf Beyanları
  7. B. Ek Kovuşturmaya Yer
  8. S. Ö.ün infaz ve koruma memurlarına yönelik olarak
  9. C. Başvurucu Aleyhine
  10. IV. İlgili Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Adli Yardım Talebi
  13. B. Kötü Muamele Yasağının
  14. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  15. B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  16. E. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
  17. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/9042
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Ali Daştan Başvurusu (B. No: 2017/29014)
  • Emine Özcan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/19773)
  • Mehmet Uçar Başvurusu (B. No: 2015/7357)
  • Cumhur Gülgen Başvurusu (B. No: 2016/71998)
  • Haralambos Sakati ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15815)
  • Enver Beyaztaş Başvurusu (B. No: 2014/9772)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.