İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Haralambos Sakati ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/15815)

1. Başvuru, mazbut vakıflar arasına alınan bazı vakıfların

Başvuru No2015/15815Tarih4 Nisan 2019Okuma22 dk · 4.308 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Haralambos Sakati Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/15815
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.308 kelime·22 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mazbut vakıflar arasına alınan bazı vakıfların

cemaat vakıflarından olmadığı gerekçesiyle taşınmazlarının iade edilmemesi ve

bu vakıfların mazbutluk statüsünün kaldırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkı ile

din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 4/9/2015 ve 17/9/2015 tarihlerinde yapılmışlardır.

3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuşlardır.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. 2015/15816, 2015/15292, 2015/15293 ve 2015/15294 numaralı

bireysel başvuru dosyalarının konu bakımından hukuki irtibat sebebiyle

2015/15215 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve

incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

A. Uyuşmazlığın Arka

Planı

9. Osmanlı Dönemi'nde ilk defa 16 Şubat 1328 (1912) tarihli “Eşhası Hükmiyenin Emvali Gayrimenkuleye Tasarruflarına Mahsus Kanun-u Muvakkat”

ile tüzel kişilere taşınmaz mal edinebilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle

gayrimüslim cemaat vakıflarının tasarruflarında bulunan taşınmazlar, söz konusu

düzenlemenin yürürlüğe girdiği 1912 yılına kadar üçüncü kişiler adına tescil

edilmiş olup bu işleme de nam-ı müstear veya nam-ı mevhum denmiştir. Anılan

Kanun'la tüzel kişilere bu tarihten sonra taşınmazlarda temellük ve tasarruf

imkânı sağlanmış, ayrıca tüzel kişilerin bu tarihte fiilen tasarrufları altında

olup başkaları adlarına tapuya tescil ettirdikleri mallarının da kanunda

öngörülen koşullar dâhilinde kendi adlarına tescil edilmesine olanak

sağlanmıştır.

10. Cumhuriyet Dönemi öncesinde geniş bir uygulamaya sahip olan

vakıf müessesesi 17/2/1926 tarihli ve 743 sayılı mülga Türk Kanunu Medenisi'nin kabulünden sonra da varlığını sürdürmüştür.

29/5/1926 tarihli ve 864 sayılı mülga Kanunu Medeninin Sureti Mer’iyet ve Şekli Tatbiki Hakkında Kanun'un 8. maddesinde

Medeni Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce kurulan vakıflar için ayrı bir

tatbikat kanunu çıkarılması gerektiği, yeni kurulan vakıfların ise Medeni

Kanun'a tabi olacağı belirtilmiştir (Agavni Mari Hazaryan ve

diğerleri, B. No: 2014/4715, 15/6/2016, § 80).

11. Bu doğrultuda 5/6/1935 tarihinde kabul edilen 2762 sayılı

mülga Vakıflar Kanunu'nun 1. maddesinde, gayrimüslim cemaatlerce idare edilen

vakıflar, mütevellileri veya seçilmiş heyetleri tarafından idare olunmak üzere

mülhak vakıflar arasında sayılmış; bu Kanun'un 44. maddesinde de vakıfların

tasarruflarında bulunan taşınmazların vakıf kütüğüne ve tapu siciline tescil

edilmesi öngörülmüştür. Ayrıca aynı Kanun’un geçici 1. maddesinde de

gayrimüslim cemaat vakıflarını idare eden kişilerce bu vakıflara ait bütün

malların, gelirlerin ve bunları sarf ettikleri yerlerin birer beyanname ile

Vakıflar İdaresine bildirilmesi düzenlenmiştir. Uygulamada 1936 Beyannamesi olarak adlandırılan bu

bildirimler, Yargıtay tarafından vakıf senedi olarak kabul edilmiştir.

12. Osmanlı Dönemi'nde 1912 yılına kadar tüzel kişilerin

taşınmazlarını kendi adlarına tapuya tescil ettirememeleri sebebiyle çoğunlukla

bir nam-ı müstear ya da nam-ı mevhum adına kaydedilen taşınmazlar bakımından

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2/12/1942 tarihli ve

3/25 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile 2762 sayılı Kanun'un 44. maddesine

göre bu tür taşınmazların vakıf adına idari yoldan tapuya tescil edilebilmesi

için kayıt sahibinin muvafakatına ihtiyaç olduğu

belirtilmiştir.

13. Buna karşılık 2762 sayılı Kanun’un 44. maddesine ilişkin

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2/7/1956 tarihli ve 1972 sayılı tefsir

kararında, nam-ı müstear veya nam-ı mevhum adına kaydedilen taşınmazların kayıt

malikinin rızası aranmaksızın cemaat vakıfları adına tapuya tescil

edilebilecekleri belirtilmiştir. Bu kararın ilgili kısımları şöyledir:

"... Şu halde yukarda izah edildiği

veçhile kanun vazu gerek 16 Şubat 1328 tarihli kanun

ve gerekse 2762 sayılı kanunun 44 üncü maddesinde koyduğu hükümlerle ondan

evvel hükmi şahısların gayrimenkule tasarruf hakkının memnu olmasından doğan

ıztırar ile tapuda cemaatlerle münasebeti olan mevcut veya mevhun

hakikî şahıslar üzerinde kaydedilmiş ve fakat fiilî tasarruf ve intifaı cemaat vakıflarına ait olduğu 44 üncü maddede

yazılı karinelerle bir hakikat olarak kabul edilmiş bulunan gayrimenkullerin

cemaat hükmi şahısları namına kayıtlarının tashihi için tapuca bu mallar kendi

uhdelerinde mukayyet görünen şahısların rıza ve muvafakatlerine ihtiyaç olmadan

tescili kanun vazıının matlûp

ve maksudu olduğuna şüphe edilemez..."

14. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8/5/1974 tarihli ve

E.1971/2-820, K.1974/505 sayılı kararıyla cemaat vakıflarının 1936 yılında

verdiği beyannamelerin vakıfname olarak kabulünün zorunlu olduğu,

vakıfnamelerinde mal ya da bağış kabul edebilecekleri yönünde açıklık

bulunmayan vakıfların ise gerek doğrudan gerekse vasiyet yoluyla taşınmaz mal

iktisap edemeyecekleri belirtilmiştir. Benzer yaklaşım, Danıştay tarafından da

benimsenmiştir (Danıştay Onuncu Dairesinin 26/5/1982 tarihli ve E.1982/3285,

K.1982/1413 sayılı; 26/3/1992 tarihli ve E.1991/1596, K.1992/1144 sayılı

kararları).

15. 3/8/2002 tarihli ve 4771 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 2762

sayılı Kanun’un 1. maddesine eklenen fıkralarla yapılan değişiklikle,

vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın cemaat vakıflarının Bakanlar

Kurulunun izniyle dinî, hayri, sosyal, eğitsel, sıhhi

ve kültürel alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal

edinebilmelerine ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilmelerine

olanak sağlanmıştır. Bu kanun değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesine

yapılan başvuru da Anayasa Mahkemesinin 27/12/2002 tarihli ve E.2002/146,

K.2002/201 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Anılan karardan sonra da 2/1/2003

tarihli ve 4778 sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ile Bakanlar Kurulu yerine

Vakıflar Genel Müdürlüğünün izninin yeterli olacağı hükmü getirilmiştir.

16. 27/2/2008 tarihinde yürürlüğe giren 20/2/2008 tarihli ve

5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 80. maddesi ile 2762 sayılı Kanun yürürlükten

kaldırılmıştır. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesinde cemaat vakıfları;

vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince

tüzel kişilik kazanmış, mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan

Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıflar olarak tanımlanmıştır. Bu

Kanun'un 12. maddesiyle de önceki yasal düzenlemelerden farklı olarak cemaat

vakıflarına herhangi bir makamdan izin almaksızın ve vakıf amacıyla öngörülen

hizmetleri gerçekleştirme koşulu aranmaksızın mal edinebilme olanağı

tanınmıştır. Anılan maddenin iptali için yapılan başvuru ise Anayasa

Mahkemesinin 17/6/2010 tarihli ve E.2008/22, K.2010/82 sayılı kararıyla

reddedilmiştir.

17. Bunun yanı sıra 5737 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi ile

1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup hâlen bu vakıfların tasarruflarında bulunan,

nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazlar ile

1936 Beyannamesi'nden sonra cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya

cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı hâlde mal edinememe

gerekçesiyle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, vasiyet edenler veya bağışlayanlar

adına tapuda kayıtlı olan taşınmazların tapu kayıtlarındaki hak ve

mükellefiyetleri ile birlikte bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren

on sekiz ay içinde müracaat edilmesi hâlinde Vakıflar Meclisinin olumlu

kararından sonra ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına

tescil edilmeleri hükme bağlanmıştır.

18. 5737 sayılı Kanun'a 22/8/2011 tarihli ve 651 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname'nin 17. maddesiyle eklenen geçici 11. maddesinin birinci

fıkrası ile cemaat vakıflarının 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup malik hanesi

açık olan taşınmazları, 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup kamulaştırma, satış

ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediye ve il

özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları ve 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı olup

kamu kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmelerinin tapu

kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri ile birlikte bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren on iki ay içinde müracaat edilmesi hâlinde Vakıflar

Meclisinin olumlu kararından sonra ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat

vakıfları adına tescil edilmesine olanak tanınmıştır. Ayrıca maddenin ikinci

fıkrasında da cemaat vakıfları tarafından satın alınmış, cemaat vakıflarına

vasiyet edildiği veya bağışlandığı hâlde mal edinememe gerekçesiyle Hazine veya

Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tapuda kayıt edilen taşınmazlardan üçüncü

şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca tespit edilen rayiç

değerinin Hazine veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından ödeneceği

düzenlenmiştir.

B. Başvuruya Konu İdari

ve Yargısal Süreçler

19. Vakıflar Genel Müdürlüğü (Genel Müdürlük) İdare Meclisi

28/2/1968 tarihinde Salkım Söğüt Aya Terapi Ayazması ve İlk Mektebi Vakfının,

3/11/1977 tarihinde de Edirnekapı Aya Yorgi Rum Ortodoks Kilisesi Vakfının

mazbut vakıflar arasına alınmasına karar vermiştir.

20. Başvurucular 25/8/2009 tarihinde İstanbul 5. Noterliği

aracılığıyla Genel Müdürlüğe ihtarnameler göndererek anılan vakıfların mazbut

hâlinin sona erdirilerek yönetiminin tekrar cemaatlerine bırakılmasını talep

etmişlerdir. Başvurucular ayrıca 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi

uyarınca bu vakıflara ait olduğunu belirttikleri taşınmazların cemaat arasından

oluşturulacak vakıf yönetimine iade edilmesi taleplerini iletmişlerdir.

21. İdare 5/7/2010 ve 7/7/2010 tarihlerinde söz konusu

vakıfların cemaat vakıfları listesinde yer almadığı gerekçesiyle başvurucuların

taleplerini reddetmişlerdir.

22. Başvurucular bu idari işleme karşı Edirnekapı Aya Yorgi Rum

Ortodoks Kilisesi Vakfı yönünden İstanbul 6. İdare Mahkemesinde 13/9/2010

tarihinde; Salkım Söğüt Aya Terapi Ayazması ve İlk Mektebi Vakfı yönünden

İstanbul 6. İdare Mahkemesinde 24/11/2010 tarihinde ayrı ayrı iptal davaları açmışlardır.

23. İstanbul 6. İdare Mahkemesi 27/7/2011 tarihinde ve İstanbul

4. İdare Mahkemesi de 26/1/2012 tarihinde davaların reddine karar vermiştir.

Kararların gerekçesinde, söz konusu vakıfların 28/2/1968 ve 3/11/1977

tarihlerinde mazbut vakıflar arasına alındığı vurgulanmıştır. Ayrıca mazbut

hâle gelen bir vakfın zaman içinde mazbut olmaktan çıkarılmasına hukuken ve

fiilen imkân bulunmadığı açıklanmıştır. Son olarak söz konusu vakıfların cemaat

vakıflarından olmadığı gerekçesine dayalı olarak 5737 sayılı Kanun'un geçici 7.

maddesine göre yapılan başvurunun reddi işleminin hukuka aykırı olmadığı kabul

edilmiştir.

24. Başvurucuların temyiz ettikleri kararlar Danıştay Onuncu

Dairesince 8/4/2015 tarihinde onanmışlardır.

25. Nihai kararlar başvuruculardan Haralambos

Sakati'ye 19/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiş,

tebligat yapılmayan diğer başvurucuların ise kendi beyanlarına göre bu

kararlardan 24/8/2015 ve 1/9/2015 tarihlerinde haberdar olmuşlardır.

26. Başvurucular 4/9/2015 ve 17/9/2015 tarihlerinde bireysel

başvurularda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

27. 864 sayılı mülga Kanun’un 8. maddesi şöyledir:

"Kanunu Medeninin

meriyete vaz`ından mukaddem vücude

getirilen evkaf hakkında ayrıca bir tatbikat kanunu neşrolunur.

Kanunu Medeninin meriyete vaz`ından

sonra vücude getirilecek tesisler, Kanunu Medeni

ahkamına tabidir."

28. 2762 sayılı mülga Kanun'un 1. maddesi kabul edildiği

şekliyle şöyledir:

"4 birinci teşrin 1926 tarihinden önce vücud bulmuş vakıflardan

A - Bu kanundan önce zaptedilmiş

bulunan vakıflar,

B - Bu kanundan önce idaresi zaptedilmiş olan vakıflar,

C - Mütevelliliği

bir makama şartedilmiş olan vakıflar,

Ç - Kanunen veya filen hayrî

bir hizmeti kalmamış olan vakıflar,

D - Mütevelliliği vakfedenlerin

ferilerinden başkalarına şartedilmiş vakıflar,

Vakıflar umum müdürlüğünce idare olunur.

Bunların hepsine birden (Mazbut vakıflar) denir.

..."

29. 2762 sayılı mülga Kanun'un 4778 sayılı Kanun'un 3.maddesi

ile değiştirilen 1. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:

"Cemaat vakıfları, vakfiyeleri olup

olmadığına bakılmaksızın, Vakıflar Genel Müdürlüğünün izniyle dinî, hayrî, sosyal, eğitsel, sıhhî ve kültürel alanlardaki

ihtiyaçlarını karşılamak üzere taşınmaz mal edinebilirler ve taşınmaz malları

üzerinde tasarrufta bulunabilirler."

30. 2762 sayılı mülga Kanun’un 44. maddesi şöyledir:

"Bu kanunun neşri tarihinden en az on beş

yıl evvelinden beri vakıf olarak tasarruf edildikleri vergi kayıtları icar

kontratları ve eşhası hükmiyenin gayri menkule

tasarruflarına dair olan 16 Şubat 1328 tarihli kanunun neşrinden sonra tapuya

verilmiş defterler ve müesseselerin hesap defterleri ve buna benzer vesikalarla

anlaşılacak olan yerler o suretle vakıf kütüğüne kaydolunurlar.

Bu kayıt vakıflar idaresinin istemesi üzerine tapuca o gayri menkullerin

kayıtlarına işaret ve keyfiyet münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan tarihinden

itibaren iki yıl içinde dava yolu ile bir güna itiraz

olunmadığı takdirde o malların vakıf olarak kati tescilleri yapılır,ve

tapuları verilir. Tapu kayıtlarına işaret edilecek gayri menkullere ait

davalarda vakıflar idaresi ve varsa mütevelli de birlikte hasım olur.

Bundan başka, vakıflar idaresinin 1515 sayılı

kanun hükümlerinden istifade hakkı mahfuzdur."

31. 2762 sayılı mülga Kanun’un geçici 1. maddesi şöyledir:

"A - Şimdiye kadar vakıflar idaresine

hesap vermemiş olan bütün mütevelliler veya mütevelli heyetleri bu kanunun

hükümleri yürümeğe başladığı günden itibaren üç ay içinde idare ettikleri

vakıfların mahiyetlerini, varidat membalarını ve bunların sarf ve tahsis

mahallerini, geçmiş son senenin varidat ve masraflarının miktar ve nevilerinin

ve mütevelliliği hangi selahiyetli

merciin intihap veya kararına müsteniden ve hangi tarihten beri yaptıklarını

gösterir bir beyanname tanzimine ve mensup oldukları vakıflar dairesine vermeğe

mecburdurlar.

B - Yukarki fıkra

mucibince beyanname vermiş olan mütevellilere bir makbuz ilmühaberi verilir. Bu

ilmühaberi hamil olan kimseler bu kanun dairesinde vakıflarının idaresine devam

ederler.

C - Birinci fıkrada yazılı müddet içinde

beyanname vermemiş olanlar vakıflarında tasarruf edemezler. Gecikme haklı bir

sebebe müstenit değilse veya verdikleri beyanname hakikate uygun bulunmazsa mütevellilikten derhal azlolunurlar.

Ç - Vakıflar idaresine verilecek

beyannamelerin verildikleri tarihten itibaren, altı ay içinde tetkik ve tasdiki

mecburidir. Bu müddet içinde tasdik edilmediği takdirde yalnız mukannen

masraflar tasdik edilmiş sayılır.

D - Beyannameler muhteviyatının vesika ve

teamüllere müstenit olması ve bu vesika veya teamüllerin bu kanunun neşrinden

evvel mevcut ve merî`i bulunması şarttır.

E - Bu kanun hükümleri yürümeğe başladığı

zaman mevcut olan ferilerden gayri mütevellilerle Vakıflar Umum Müdürlüğünce

mütevellisi olmadığından veya mütevellisi mevcut olduğu halde vakfı bizzat

idare edemediklerinden dolayı idare kendilerine tevdi edilmiş olan kaymakamlar

şimdiye kadar olduğu gibi vakıfları idareye devam ederler. Azil veya her hangi

bir suretle inhilal vukuunda bu kanun hükümleri tatbik olunur."

32. 2762 sayılı mülga Kanun'a 19/7/2003 tarihli ve 4928 sayılı

Kanun'un 2. maddesi ile eklenen geçici 2. madde şöyledir:

"Cemaat vakıfları, bu Kanunun yürürlüğe

girdiği tarihten itibaren onsekiz ay içinde 1 inci

maddenin yedinci fıkrası uyarınca tescil başvurusunda bulunabilirler."

33. Cemaat Vakıflarının Taşınmaz Mal Edinmeleri ve Bunlar

Üzerinde Tasarrufta Bulunmaları Hakkında Yönetmelik 4/10/2002 tarihli ve 24896

sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

girmiştir. Bu Yönetmelik doğrultusunda Genel Müdürlük tarafından kabul edilen

11/10/2002 tarihli ve 2002/3 sayılı Genelge'nin ekinde, gayrimüslim cemaatlere

ait yüz altmış vakıflık bir liste bulunmaktadır. Başvuruya konu vakıflar ise bu

listede yer almamaktadır. Bu Genelge'de belirtilen

vakıflar, Genelge'nin 2. maddesinde şu şekilde açıklanmıştır:

''...vakfiyeleri olup olmadığına bakılmaksızın

2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış Türkiye'deki

gayrimüslim cemaatlere ait vakıfların...''

34. 5737 sayılı Kanun'un 3. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun uygulanmasında;

...

1936 Beyannamesi: Cemaat vakıflarının 2762

sayılı Vakıflar Kanunu gereğince verdikleri beyannameyi,

Mazbut vakıf: Bu Kanun uyarınca Genel

Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk

Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar

Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları,

...

Cemaat vakfı: Vakfiyeleri olup olmadığına

bakılmaksızın 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince tüzel kişilik kazanmış,

mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim

cemaatlere ait vakıfları,

...

ifade eder."

35. 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi şöyledir:

"Cemaat vakıflarının;

a) 1936 Beyannamelerinde kayıtlı olup, halen

tasarruflarında bulunan nam-ı müstear veya nam-ı mevhumlar adına tapuda kayıtlı

olan taşınmazlar,

b) 1936 Beyannamesinden sonra cemaat vakıfları

tarafından satın alınmış veya cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya

bağışlandığı halde, mal edinememe gerekçesiyle halen; Hazine veya Genel

Müdürlük ya da vasiyet edenler veya bağışlayanlar adına tapuda kayıtlı olan

taşınmazlar,

tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri

ile birlikte bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onsekiz

ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu kararından sonra, ilgili

tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına tescilleri yapılır."

36. 5737 sayılı Kanun'a 22/8/2011 tarihli ve 651 sayılı Kanun

Hükmünde Kararname'nin 17. maddesi ile eklenen geçici 11. madde şöyledir:

"Cemaat vakıflarının;

a) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup malik

hanesi açık olan taşınmazları,

b) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup

kamulaştırma, satış ve trampa dışındaki nedenlerle Hazine, Vakıflar Genel

Müdürlüğü, belediye ve il özel idaresi adına kayıtlı taşınmazları,

c) 1936 Beyannamesinde kayıtlı olup kamu

kurumları adına tescilli olan mezarlıkları ve çeşmeleri,

tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleri

ile birlikte bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren oniki ay içinde müracaat edilmesi halinde, Meclisin olumlu

kararından sonra, ilgili tapu sicil müdürlüklerince cemaat vakıfları adına

tescil edilir.

Cemaat vakıfları tarafından satın alınmış veya

cemaat vakıflarına vasiyet edildiği veya bağışlandığı halde, mal edinememe

gerekçesiyle Hazine veya Genel Müdürlük adına tapuda kayıt edilen

taşınmazlardan üçüncü şahıslar adına kayıtlı olanların Maliye Bakanlığınca

tespit edilen rayiç değeri Hazine veya Genel Müdürlük tarafından ödenir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve

esaslar yönetmelikle düzenlenir."

B. Uluslararası Hukuk

37. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

38. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) zaman bakımından

yetkiye ilişkin içtihadı yönünden bkz. Emin

Acar (B. No: 2014/333, 4/10/2017, §§

37-42) kararı.

39. Saint-Vincent-De-Paul

Şefkat Rahibeleri Birliği/Türkiye ((k.k.),

B. No: 19579/07, 27/1/2015) kararına konu olayda başvurucu cemaat, vakıflarının

iadesine ilişkin yasal düzenleme çerçevesinde taşınmazlarının iadesini talep

etmiştir. Ancak başvurucunun bu talebi cemaat vakıfları listesinde bulunmadığı

gerekçesiyle idare tarafından reddedilmiştir. AİHM başvurucunun mülk sahibi

olduğu kabul edilse dahi mülk sahibi sıfatının 1965 ve 1978 yıllarında iptal

edildiği, taşınmazların başkaları adına kaydedildiği ve ihtilaf konusu

taşınmazların mülkiyetinin 28/1/1987 tarihinden çok önce değiştiği tespitiyle

mülkiyet hakkından yoksun bırakmanın ilke olarak anlık bir eylem teşkil

ettiğini hatırlatmış, başvuruyu Sözleşme hükümleriyle zaman yönünden uyumsuz

görmüştür (Saint-Vincent-De-Paul ŞefkatRahibeleri Birliği/Türkiye, § 51). AİHM

başvurucunun açtığı dava yönünden ise başvurucunun cemaat vakıfları listesinde

olmadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiğine dikkati çekerek mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasını konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul

edilemez bulmuştur (Saint-Vincent-De-Paul ŞefkatRahibeleri Birliği/Türkiye, §§ 58, 59).

AİHM Sözleşme'nin 9. maddesinin ihlaline ilişkin iddia yönünden ise cemaatin

söz konusu mülkleri ve yetimhane binalarını 1997'de terk etmek zorunda

kaldığını belirterek başvurunun altı aylık süresi içinde yapılmadığına karar

vermiştir (Saint-Vincent-De-Paul ŞefkatRahibeleri Birliği/Türkiye, § 64).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

40. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucu Haralambos Sakati Yönünden

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64.

maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının

tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.

42. Somut olayda, başvurucu Haralambos

Sakati'nin idari işleme karşı açtığı davanın reddine

ilişkin olarak verilen nihai kararın tebliğ edildiği 19/6/2015 tarihinden

itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 4/9/2015 tarihinde bireysel

başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucu Haralambos

Sakati'nin başvurusunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin süre

aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular

Yönünden

1. Mülkiyet Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

44. Başvurucular uyuşmazlığa konu vakıfların cemaat mensubu

kişilerin dinî ve hayri hizmetlerini karşılamak

amacıyla kurulmuş vakıflar olduğunu belirtmişlerdir. Başvurucular kendilerinin

Rum cemaati mensupları olarak yüzyıllardır cemaatin bireylerine hizmet etmiş

olan, tarihî ve dinî önemi bulunan bir eğitim kuruluşu ile kilisenin iadesi

gerektiğini vurgulamıştır. Başvurucular ayrıca söz konusu vakıfların

yönetimlerinin cemaatlerinde olması gerektiği hâlde mazbut vakıflar arasına

alındığından yakınmışlardır. Başvurucular bu amaçla mazbutluk kararının

kaldırılması ve taşınmazlarının iade edilmesi için yaptıkları talebin ise idare

tarafından reddedildiğini, bu işleme karşı başlattıkları yargı sürecinden de

bir sonuç alamadıklarını belirtmişlerdir. Başvurucular bu gerekçelerle mülkiyet

ve adil yargılanma hakları ile din ve vicdan özgürlüklerinin ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

45. Bakanlık görüşünde; başvurunun süresinde yapılmadığı,

süresinde yapıldığı kabul edilse dahi müdahalenin Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi dışında olduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca vakfın mazbut

vakıflar arasına alınmasına ilişkin iptal davası açılmadığı için başvuru

yollarının tüketilmediğini vurgulamıştır. Bakanlık son olarak mülkiyet hakkının

ihlali iddiası yönünden başvurucuların mağdur sıfatının bulunmadığı ve mevcut

bir mülk veya meşru bir beklentileri olmadığı için konu bakımından yetkisizlik kararı

verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiştir.

46. Başvurucular cevap dilekçesinde, başvuru formlarındaki

beyanlarını yinelemişlerdir.

b. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular mülkiyet hakkı yanında adil

yargılanma haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucular

yürütülen yargılama sürecine ilişkin herhangi bir şikâyette bulunmadan,

doğrudan yargılamanın sonucundan hareketle uyuşmazlık konusu vakıfların mazbut

vakıflar arasından çıkarılması taleplerinin reddedilmesinden yakınmaktadırlar.

Başvurucuların bu vakıfların mazbut vakıflar arasında olduğu gerekçesiyle

taşınmazlarıyla birlikte idaresine el atıldığı yönündeki şikâyetleri ise esas

itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirmektedir. Dolayısıyla başvurucuların

belirtilen şikâyetlerinin mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

i. Genel İlkeler

48. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralı

fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıç

tarihi 23/9/2012 olup bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar

aleyhine yapılan bireysel başvurular incelenebilir (Zafer Öztürk, B. No: 2012/51, 25/12/2012, § 17).

49. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin doğru

olarak belirlenebilmesi için kesinleşen nihai işlem ve kararın tarihinin yanı

sıra gerçekleştiği iddia edilen müdahalenin zamanının da doğru tespit edilmesi

gerekir. Bu tespit yapılırken müdahaleyi oluşturan olaylar ve ihlal edildiği

iddia edilen hakkın kapsamı birlikte değerlendirilmelidir (Agavni Mari Hazaryan ve

diğerleri, § 100; başka bir hak ile ilgili olmakla birlikte ilgisi

nedeniyle bkz. Zeycan Yedigöl

[GK], B. No: 2013/1566, 10/12/2015, § 31).

50. Mülkiyetten yoksun bırakma şeklindeki mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleler kural olarak anlık eylemler olup sürekli bir müdahale

oluşturmaz (Agavni Mari Hazaryan

ve diğerleri, § 114). Ancak bu kuralın bir istinası ise mevzuatta

yeni bir başvuru yolunun bulunması ve bu başvuru yolunun zaman bakımından yetki

alanında devam etmesi durumudur (benzer yönde karar için bkz. Emin Acar, § 55).

51. Anayasa Mahkemesi, taşınmazın tapusunun orman olduğu

gerekçesiyle iptal edilmesi üzerine yapılan bir başvuruda mülkiyetten yoksun

bırakmaya yol açan yargı kararının 23/9/2012 tarihinden önce kesinleştiğini

belirterek mülkiyet hakkının ihlaline yönelik başvuruyu zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Nurdan Sesiz, B. No: 2012/317, 16/4/2013, §§ 21-23).

52. Yine Agavni Mari Hazaryan

ve diğerleri başvurusunda başvurucuların uyuşmazlık konusu

taşınmazın mülkiyetini 1958 yılında kaybettiklerine ve 1975 yılında bu işleme

karşı açtıkları davanın da reddedildiğine vurgu yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi

bu sebeple başvurucuların mülkiyet hakkına konu ettikleri taşınmazla hukuki

ilişkilerinin Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruları incelemeye başladığı

23/9/2012 tarihinden 41 yıl önce kesilmiş olduğu ve daha sonra açtıkları

davanın ise etkili ve başarı şansı sunan yeni bir hukuk yolu olmadığı

gerekçeleriyle mülkiyet hakkına yönelik şikâyetin zaman bakımından yetkisi

dışında kaldığı sonucuna varmıştır (Agavni Mari Hazaryan ve

diğerleri, §§ 118-120)

53. Emine Görgülü

(B. No: 2014/5871, 6/7/2017) başvurusunda da başvurucu, vakıf evladı olduğunun

tespiti ve vakfa mütevelli olarak atanması talebinin reddedilmesinden

yakınmıştır. Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden başvuruya

konu mülhak vakfın mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin sürenin fiilen

30/11/1965 tarihinde sona erdiğine işaret etmiştir. Sonuç olarak başvurucunun

vakfa yönetici olarak atanma talebine ilişkin hukuk yolunun da başarı şansı

bulunan, etkin bir başvuru yolu olmadığı vurgulayarak başvurunun zaman

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Emine Görgülü, §§ 31-54).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

54. Somut olayda uyuşmazlığa konu vakıflardan Salkım Söğüt Aya

Terapi Ayazması ve İlk Mektebi Vakfı 28/2/1968 tarihinde; Edirnekapı Aya Yorgi

Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı ise 3/11/1977 tarihinde mazbut vakıflar arasına

alınmıştır.

55. 20/2/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Kanun'un

geçici 7. maddesi ile belirli şartlar dâhilinde gayrimüslim cemaat vakıflarının taşınmazlarının iade edilmesine yönelik

düzenlemeler getirilmiştir. Başvurucular da bu düzenleme çerçevesinde yukarıda

değinilen vakıfların mazbut vakıflar arasına alınmasına dair karardan dönülerek

taşınmazlarının iade edilmesini talep etmişlerdir. Ancak başvurucuların söz

konusu talepleri, anılan vakıfların cemaat vakıflarından olmadığı

gerekçesiyle, bu idari işleme karşı açılan dava da aynı gerekçeyle

reddedilmiştir.

56. Başvurucular esas itibarıyla mülkiyet hakkının ihlaline

ilişkin iddia ve şikâyetlerini uyuşmazlık konusu vakıfların mazbut vakıflar

arasına alınmasıyla ilişkilendirmişlerdir. Anayasa Mahkemesi daha önce mülkten

yoksun bırakma sonucuna yol açmasa dahi vakfın idare tarafından mazbut vakıflar

arasına alınmasının vakfın malları ve gelirleri üzerinde tasarrufta bulunma

yetkisinin kısıtlanmasından dolayı mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini

kabul etmiştir (Emine Görgülü, §

48). Somut olayda da aynı ilkeden ayrılmayı gerektirir bir durum

bulunmamaktadır.

57. Bununla birlikte başvurucular mazbut vakıflar arasına alınma

işleminden ilk vakıf yönünden 41 ve ikinci vakıf yönünden ise 32 yıl geçtikten

sonra talepte bulunmuşlardır. 2762 sayılı mülga Kanun'un 39. maddesinin birinci

fıkrasında, on seneden beri mütevelliliği kimseye

tevcih edilmemiş olan vakıflarda artık tevcih yapılmayacağı belirtilmiş olup

5737 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında da mazbut vakıflara bir

daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Buna

göre anılan Kanun hükümlerine dayalı olarak derece mahkemeleri başvurucuların

taleplerini reddetmişlerdir. Dolayısıyla söz konusu hukuk yolunun davanın

açıldığı tarih itibarıyla tüketilmesi gereken etkili bir başvuru yolu olmadığı

açık bir şekilde öngörülebilir durumdadır.

58. Öte yandan idare ve derece mahkemelerinin de kabul ettiği

üzere uyuşmazlık konusu vakıfların 1936 Beyannamesi'nde kayıtlı cemaat vakıfları listesinde yer almadıkları

gibi 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi cemaat vakıflarının taşınmazlarının

iadesini düzenlemektedir. Dolayısıyla somut olayda anılan hükmün uygulanma

olanağı bulunmamakta olup bu düzenlemenin mazbut vakıfların iadesine yönelik

yeni bir başvuru yolu da getirmediği görülmektedir.

59. Sonuç olarak mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden başvuruya

konu vakıfların mazbut vakıflar arasına alınmasına ilişkin süreç, fiilen 1968

ve 1977 yıllarında sona ermiştir. Bu durumda başvuruya konu sürecin Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce

sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.

60. Başvurucular, mazbut vakıflar arasına alınma süreci bu

şekilde tamamlandıktan sonra 5737 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi kapsamında

yeniden talepte bulunmuşlarsa da yukarıda da değinildiği üzere bu hukuk yolunun

başarı şansı bulunan etkin bir başvuru yolu olmadığı anlaşılmaktadır. Başarılı

olunmayacağı belli olan başvuru yoluna, bireysel başvuruların incelenmeye

başlandığı tarih olarak belirlenen 23/9/2012 tarihinden sonra başvurulması

sonucu verilen ret kararı üzerine yapılan bireysel başvurunun Anayasa

Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında olduğunun kabul edilmesi

mümkün değildir.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Din ve Vicdan

Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia

62. Başvurucular ayrıca uyuşmazlık konusu vakıfların mazbut

vakıflar arasına alınması yüzünden din ve ve vicdan

özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

63. Bakanlık görüşünde, 3/11/1977 tarihinde vakfın mazbut

vakıflar arasına alınmasına ilişkin kararda yer verilen gerekçelere atıfla

başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.

64. Başvurucular cevap dilekçesinde başvuru formundaki

beyanlarını yinelemişlerdir.

65. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgili

delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak ve

dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda

bulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvuruculara düşer. Başvurucuların

kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri

sürdükleri hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal

gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri

işlem veya kararların neler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmeleri şarttır.

Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem

ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel

başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği

ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,

§§ 19, 20).

66. Başvurucuların din ve vicdan özgürlüklerine müdahale

edildiği iddialarına yönelik olarak bu vakıfların mazbut vakıflar arasına

alınması ile ilişkilendirerek dile getirdikleri şikâyetler yönünden yukarıda da

değinildiği üzere başvuruya konu idari işlem süreci Anayasa Mahkemesinin zaman

bakımından yetkisi dışında gerçekleşmiştir (bkz. §§ 53-60).

67. Diğer taraftan başvurucular, söz konusu vakıfların

yönetimini ele alan idarenin hangi işlem veya eylemiyle din ve vicdan

özgürlüklerine müdahalede bulunduğuna dair iddialarının konusunu belirtir

şekilde somut bilgi, belge ve kanıt sunamamışlardır. Bu itibarla başvuruya konu

ihlal iddialarıyla ilgili deliller sunarak olaya ilişkin iddialarını kanıtlamak

ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak

suretiyle hukuki iddialarını ortaya koymak yükümlülüğü başvuruculara ait

olmasına rağmen başvurucular bu yükümlülüğü yerine getirmemiştir.

68. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların din ve vicdan

özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddialarının temellendirilmemiş olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Haralambos Sakati'nin başvurusunun süre

aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer başvurucular yönünden;

a. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucu

:

1. Haralambos

SAKATİ

2. Karlo İrakli TARİNAS 3. Yani STAVRİDİS Vekili : Av. Hülya BENLİSOY

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/15815, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Uyuşmazlığın Arka
  7. B. Başvuruya Konu İdari
  8. IV. İlgili Hukuk
  9. A. Ulusal Hukuk
  10. B. Uluslararası Hukuk
  11. V. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucu Haralambos Sakati Yönünden
  13. B. Diğer Başvurucular
  14. A. 1. Başvurucu Haralambos Sakati'nin başvurusunun süre
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Sakati
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/15815
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Enver Beyaztaş Başvurusu (B. No: 2014/9772)
  • Zafer Yenitepe Başvurusu (B. No: 2016/39694)
  • Aytaç Uçkan Başvurusu (B. No: 2016/7580)
  • Hasan Şahingöz Başvurusu (B. No: 2016/4878)
  • Acarlar Otomotiv Nakliyat Taah. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/10008)
  • Eşref Demir Başvurusu (B. No: 2015/14956)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.