İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Acarlar Otomotiv Nakliyat Taah. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/10008)

1. Başvuru servis aracı plakası için ruhsat bedeli talep

Başvuru No2015/10008Tarih4 Nisan 2019Okuma26 dk · 5.178 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Acarlar Otomotiv Nakliyat Taah. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/10008
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.178 kelime·26 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru servis aracı plakası için ruhsat bedeli talep

edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 9/6/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu şirket, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu şirket, servis taşımacılığı yapmakta olup (P)

sayılı ticari plakalı kırk beş adet servis aracına sahip bulunmaktadır.

10. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi

(UKOME), 11/7/2007 tarihli kararı ile Kocaeli ilindeki servis araçlarına tahdit

getirilerek servis araçları ruhsata bağlanmıştır. Buna göre servis taşımacılığı

yapacak olan esnaf dört kategoriye ayrılmış ve bu kategorilere göre 2.000 TL,

2.500 TL veya 8.000 TL tutarındaki değişen miktarlarda ruhsat bedeli ödenmesi

şartı getirilmiştir. Bu şekilde ruhsat ve devir ücretlerinin belirlenme yetkisi

Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisine (Belediye Meclisi) bırakılmıştır.

11. Belediye Meclisinin 10/10/2007 tarihli ve 931 sayılı

kararının ilgili kısmında;

"d) 11/7/2007 tarihi itibariyle (P)

plakası ve son 3 yılda güzergah izin belgesi almış olanlar 2.000 TL,

e) 11/7/2007 tarihi itibariyle (P) plakası

olup da güzergah izin belgesi almamış olanlar 2.500 TL,

f) (P) plakası almış olsalar dahi, 2007 yılı

haziran ayında vergi kaydı yaptırıp haziran ayına ait servis taşımacılığı ile

ilgili fatura kesmemiş olanlar 8.000 TL" ücret alınacağı karara

bağlanmıştır.

12. UKOME tarafından mezkur karara istinaden başvurucu şirkete

gönderilen 15/2/2010 tarihli yazı ile şirketin uhdesinde bulunan kırk beş adet

servis aracının (P) plakası ruhsat bedellerinin ödenmesi talep edilmiştir.

13. Başvurucu şirket borcunun bulunmadığı ve durumun yeniden

incelenerek düzeltilmesi istemiyle Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına

(Büyükşehir Belediyesi) başvurmuştur.

14. Başvurucu şirket yeniden inceleme talebinin reddi üzerine

ruhsat bedellerinin ödenmesi istemli UKOME işleminin ve bu işlemin dayanağı

olan UKOME kararı ile Belediye Meclisinin 10/10/2007 tarihli kararının iptal

istemiyle 1/6/2010 tarihinde Kocaeli 2. İdare Mahkemesinde iptal davası

açmıştır. Başvurucu şirket dava dilekçesinde Büyükşehir Belediyesinin her türlü

servis ve toplu taşıma araçlarının sayısını belirleme yetkisinin olmasına

rağmen maddi olarak ruhsat almayı güçleştirecek bedel tahsil etme yetkisinin

ilgili mevzuata uygun olmadığını, tesis edilen karar ve işlemlerin usul ve

yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

15. Mahkeme, 24/4/2012 tarihli kararıyla davanın reddine karar

vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesine göre;

i. Büyükşehir

Belediyesinin hudutları içerisinde ihtiyaç ve şartlara göre trafik güvenliğinin

ve düzeninin sağlanması için alt yapı hizmetleri, ticari araçların

güzergâhları, çalışma şekil ve şartları başta olmak üzere kamu yararı ve trafik

hizmetlerinin gerekleri doğrultusunda tedbirler almak UKOME'nin

görev ve yetkileri arasındadır.

ii. Kocaeli

il hudutları aynı zamanda davalı Büyükşehir Belediyesi hudutları olduğundan bu

ilde yaşayan vatandaşların huzuru, kentsel anlamda olabildiğince düzenli ve

çağdaş koşullar altında yaşanabilir bir yerleşim merkezi oluşturabilmek

amacıyla çeşitli tasarrufta bulunabilecekleri tartışmasızdır.

iii. Bu itibarla yerleşim yerlerinin çevre ve diğer yerleşim

birimleriyle seyrüsefer noktası olan durakların ve buna bağlı güzergâhların en

iyi koşullarda çalıştırılması ve burada faaliyet gösteren ya da faaliyet

göstermek isteyenlerin tam rekabet koşulları altında belde halkına hizmet

götürebilmesinin sağlanması, personel ve öğrenci servis taşımacılığı yapan

araçlar ile ilde trafik güvenliği, ulaşım hizmetlerinin niteliğinin

artırılması, bu hizmetleri yerine getirenlerin hak ve menfaatleri arasında kamu

yararı doğrultusunda dengenin sağlanarak gerekli tedbir ve düzenlemelerin

yapılması gerekmektedir.

iv. Umum servis araçlarına getirilen plaka tahdidi ve ruhsat

uygulaması ile esasında başvurucu şirket gibi bu alanda taşımacılık yapan

ticaret erbabının hakları korunmuştur.

v. Bu itibarla umum servis araçlarının denetim altına

alınabilmesi, taşıma hizmetlerinin daha düzenli ve güvenli bir duruma

getirilmesi, fiilen çalışan şoför esnafının korunması amacıyla tahdit kapsamına

alınacak esnafın gruplandırılarak alınacak ruhsat bedelinin belirlenmesine

ilişkin UKOME kararında, bu karara dayalı olarak servis araçlarından 2007

yılında alınacak ruhsat bedelinin tespitine yönelik 10/10/2007 tarihli Belediye

Meclisi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

16. Başvurucu şirket tarafından temyiz edilen karar, Danıştay

Sekizinci Dairesinin yapmış olduğu temyiz incelemesi sonucunda 14/4/2014

tarihli kararlar ile onanmıştır. Onama ilamlarında kararların usul ve kanuna uygun

olduğu belirtilmiştir.

17. Başvurucu şirketin karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin

23/10/2014 tarihli kararıyla oybirliğiyle reddedilmiştir.

18. Nihai karar başvurucu şirkete 13/5/2015 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

19. Başvurucu şirket 9/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

20. 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri

Kanunu'nun 97. maddesi şöyledir:

"Belediyeler bu Kanunda harç veya katılma

payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her

türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret

almaya yetkilidir. Belediyeye tekel olarak verilmiş işler kendi özel

hükümlerine tabidir."

21. 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15.

maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Belediyenin yetkileri ve imtiyazları

şunlardır:

...

p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde

işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet

ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile

karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park

yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların

belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek

..."

22. 5393 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Belediye meclisinin görev ve yetkileri

şunlardır:

...

f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma

payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak

ücret tarifesini belirlemek.

..."

23. 5393 sayılı Kanun'un 59. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

" Belediyenin gelirleri şunlardır:

...

e) Belediye meclisi tarafından belirlenecek

tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler.

...."

24. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi

Kanunu'nun 7. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve

sorumlulukları şunlardır:

...

" Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak

veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve

koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her

türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve

tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu,

yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit

etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere

verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.

..."

25. 5216 sayılı Kanun'un 9. maddesi şöyledir:

"Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl

ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde

yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin

başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye

Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın

temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye

başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde

koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi

toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen

ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından

ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır.

Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen

trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi,

dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine

ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dahilinde il trafik komisyonunun

yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır.

Ulaşım koordinasyon merkezi kararları,

büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer.

Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu

taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve

kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır.

Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve

usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri,

İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen

görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı

Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz. "

26. 15/6/2006 tarihli ve 26199 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği'nin

(Yönetmelik) 28. maddesinin 2. fıkrası şöyledir:

"(2) Taksi, dolmuş, minibüs ve umum

servis araçları ile toplum taşım araçlarının tahsis süreleri, ticari plaka

sayıları ile bu plakaların verilmesine ilişkin usul, esas ve devir ücretleri UKOME'ce tespit edilir."

B. Uluslararası Hukuk

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mülkiyet

hakkını güvence altına alan Sözleşme'nin anılan maddesinin ilk ve en önemli

koşulu, kamu makamları tarafından mülkiyet hakkına yapılan herhangi bir

müdahalenin hukuka dayalı olması gerekliliğidir (Iatridis/Yunanistan [BD], B. No: 31107/96, 25/3/1999, § 58). Bu

maddenin birinci paragrafının ikinci cümlesi devletlere yalnızca hukukun öngördüğü koşullar dâhilinde

mülkiyetten yoksun bırakma yetkisi vermiş; ikinci paragraf ise devletlere ancak

hukuk kuralları uygulanarak mülkiyeti kamu yararına kontrol etme yetkisi

tanımıştır (Iatridis/Yunanistan, § 58). AİHM, hukuka dayalı

olma ilkesini yalnızca bu maddede yer alan hükümlerden çıkarmamaktadır.

Kararlarda sıklıkla demokratik bir toplumun temel ilkelerinden biri olan

hukukun üstünlüğü ilkesinin Sözleşme’nin bütün maddeleri için geçerli olduğu

ifade edilmektedir.

29. AİHM’e göre hukukilik ilkesi,

müdahalenin ilk olarak iç hukukta bir temelinin olması gerektiği anlamına

gelmektedir (Shchokin/Ukrayna, B. No: 23759/03-37943/06,

14/10/2010, § 51). Mahkeme, Sözleşme’de geçen hukuk ya da hukuka aykırı terimlerinin sadece iç hukuka atıfta

bulunmakla kalmayıp aynı zamanda hukukun üstünlüğü ile ilgili olduğunu

belirtmektedir. Buna göre uygulanan iç hukuktaki düzenlemelerin hukukun

üstünlüğü ilkesiyle de uyumlu olması gerektiği ifade edilmektedir (James ve diğerleri/Birleşik Krallık [GK],

B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 67). Hukuka dayalı olma ilkesi, ayrıca iç hukukta

uygulanan kanun hükümlerinin yeterli derecede erişilebilir, belirli ve

öngörülebilir olmasını da içermektedir (Beyeler/İtalya

[BD], B. No: 33202/96, 5/1/2000, § 109; Hentrich/Fransa, B. No: 13616/88, 22/9/1994, § 42; Spaček, s.r.o./Çek Cumhuriyeti,

B. No: 26449/95, 9/11/1999, §§ 56-61).

30. Ancak AİHM, kanunilik ilkesinin sağlanması bakımından

müdahalenin iç hukukta yasal bir temelinin varlığının tek başına yeterli

olmadığını, kanunun belli bir kaliteye de sahip olması gerektiğini vurgulamış;

bu bağlamda kanunun hukuk devleti ilkesine uygun olmanın yanında keyfîliğe karşı güvenceler içermesi gerektiğine de işaret

etmiştir(Vistiņš and Perepjolkins/Letonya

[BD], B. No: 71243/01, 25/10/2012, § 96). AİHM'e

göre mülkiyetten yoksun bırakma yetkisi tanıyan bir kanun kuralının kanunilik

kriterini taşıdığından söz edilebilmesi için yeterli düzeyde erişilebilir,

kesin ve öngörülebilir olması gerekir. Öngörülebilirliğin derecesinin

tespitinde söz konusu kanunun içeriği, düzenlediği alanın mahiyeti ve temas

ettiği kişilerin sayısı ve statüsü büyük önem taşımaktadır. Öngörülebilirlik,

özellikle kamu otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı koruma önlemleri

getirilmiş olmasını gerektirmektedir. Öte yandan kanunun öngörülebilirlik

ilkesinin önemiyle orantılı asgari usule ilişkin güvenceler içermesi gerekir (Vistins ve Perepjolkins/Letonya,

§ 97).

31. AİHM içtihatlarında vergi yoluyla

mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, Sözleşme'ye ek

1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafında öngörülen mülkiyetin

kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural kapsamında değerlendirilmektedir.

Mahkemeye göre bu paragrafta yer alan kural, taraf devletlere vergi koyma ve

vergilerin ödenmesini sağlamak için gerekli gördüğü kanunları çıkarma konusunda

açık bir yetki tanımaktadır (Gasus Dosier-und Fördertechnik GmbH/Hollanda, B. No: 15375/89, 23/2/1995, §

59).

32. AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesinin kamu otoritelerince mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin kanuna dayanmasını zorunlu kıldığını ifade etmiştir. Bu kapsamda

ayrıca anılan maddenin 1. fıkrasının üçüncü cümlesinde mülkten yoksun bırakma

yetkisi sadece hukuk tarafından öngörülen

koşullara uygun olmak şartıyla mümkün kılınmıştır. AİHM ayrıca

demokratik toplumun temel ilkelerinden olan hukuk devletinin Sözleşme'de mündemiç bir kavram olduğunu vurgulamış (Vistiņš and Perepjolkins/Letonya,

§ 95) ve yine bir diğer temel ilke olan hukukun üstünlüğü ilkesinin

Sözleşme'nin tüm maddelerini içermekte olup bunlara hâkim olduğu gerçeğine

işaret etmiştir (Spacek s.r.o./Çek Cumhuriyeti,

§ 41).

33. Ulusal hukuka dayanmayan bir müdahalenin hiçbir koşulda

meşru bir temele oturmayacağı aşikâr olmakla birlikte burada Sözleşme’de düzenlendiği şekliyle ve Sözleşme bağlamında

söz konusu olan hukuk terimi,

ulusal hukuk düzlemindeki kanun

teriminden daha geniş bir alanı işaret etmektedir. Bu itibarla ilgili maddede

geçen law

ifadesinin nitelendirdiği gerçekliğin salt teknik mevzuat hükümleri olmayıp

bunu aşkın şekilde yazılı hukuk yanında örf ve adet hukukunu ve istikrar

kazanmış yargısal içtihatları da kapsadığı hususunu gözardı

etmememiz gerekmektedir (The Sunday Times/Birleşik Krallık (No:1), B.

No: 13166/87, 26/4/1979, § 47; Malone/Birleşik

Krallık [GK], B. No: 8691/79, 2/8/1984, § 80).

34. Bu durumda Sözleşme'deki düzenleme

şekliyle hukuk terimi yalnızca

salt parlamentonun belirli usul hükümleri doğrultusunda tesis ettikleri

kararlarını ifade eden şekli anlamda kanunları

ifade etmeyip bunun yanısıra genel ve soyut hükümler

koyan maddi anlamda yapılan düzenlemeleri

de ifade etmektedir (Spacek s.r.o./Çek Cumhuriyeti, §

57). Diğer bir deyişle AİHM kanunilik ilkesinin sağlanması bakımından

müdahalenin iç hukukta yasal bir temelinin varlığının tek başına yeterli

olmadığını, kanunun belli bir kaliteye de sahip olması gerektiğini vurgulamış;

bu bağlamda kanunun hukuk devleti ilkesine uygun olmanın yanında keyfîliğe karşı güvenceler içermesi gerektiğine de işaret

etmiştir(Vistins ve Perepjolkins/Letonya,

§ 96).

35. Vergisel müdahalenin hukuka dayalı olması ile ilgili olarak

AİHM içtihatlarında öne çıkan hususlar; vergisel düzenlemenin aleniyeti,

açıklığı, müdahalenin keyfî nitelikte olup olmaması ve başvurucunun hukuki

statüsünün ne olduğudur (anılan hususların çıkarımına elverişli kararlar için

bkz. CBC-Union s.r.o./Çek Cumhuriyeti (k.k.), B. No: 68741/01, 20/9/2005; Kruslin/Fransa, B. No: 11801/85, 24/4/1990; Wolfhard Koop-Autmaten 7

GmbH&Co.KG/Almanya (k.k.), B. No: 38070/97, 30/03/1999; Hentrich/Fransa; Spacek s.r.o./Çek Cumhuriyeti; The Sunday Times/Birleşik Krallık).

36. Öncelikle AİHM'e göre vergisel

müdahalenin öngörülebilir ve dayandığı vergisel düzenlemenin ulaşılabilir

olması, bu düzenlemenin aleni olmasına bağlıdır. Bu itibarla vergisel

düzenleme, müdahaleyi gerçekleştiren Sözleşmeci devletin resmî gazetesinde

yayınlanmışsa aleniyet unsurunun gerçekleştiği kabul edilmektedir (CBC-Union s.r.o./Çek Cumhuriyeti).

37. Öngörülebilirliğin derecesinin tespitinde söz konusu kanunun

içeriği, düzenlediği alanın mahiyeti ve temas ettiği kişilerin sayısı ve

statüsü büyük önem taşımaktadır. Öngörülebilirlik, özellikle kamu

otoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı koruma önlemleri getirilmiş olmasını

gerektirmektedir. Hukuk kuralının uygulanması hâlinde doğabilecek sonuçların

önceden tahmin edilebilmesi anlamına gelmekte olan öngörülebilirlik (Hentrich/Fransa, § 42) verginin kanuniliği ilkesi gereği vergi

yoluyla yapılacak müdahalelerin temel dayanağı olan kanunların da ilgili

kişinin davranışlarını belirlemesi amacıyla kolayca ulaşabileceği, gerektiğinde

profesyonel yardım almak suretiyle de olsa anlayabileceği açık, net ve

yeterince belirgin nitelikte olması gerekmektedir.

38. Spacek

davasında öngörülebilirlik koşulu

bakımından Mahkemenin diğer bir yaklaşımı da başvurucunun hukuki statüsünü,

yani tüzel kişilik sıfatını ön

plana çıkarmasıdır. Mahkeme, gerçek kişi vergi ödevlilerinden farklı olarak

tüzel kişi ödevlilerin vergi ve muhasebe alanlarında, uzman kişilere

danışabileceklerini hatta danışmalarının gerekli olduğunu belirleyerek tüzel

kişi vergi ödevlilerine kendilerine uygulanacak vergi mevzuatını öngörebilme

bakımından ek bir sorumluluk yüklemiştir. Bu sorumluluk profesyonel faaliyetle

uğraşan vergi ödevlilerini de kapsamakta olup basiretli bir iş adamı gibi

davranmak sorumluluğunun bir görünümü olarak da değerlendirilebilir (Spacek s.r.o./Çek Cumhuriyeti, §

59).

39. AİHM; pek çok yasada muğlak ifadelerin bulunmasının olağan

olduğunu, söz konusu ifadelerin yorumlanmasının ancak uygulamada mümkün

olacağını belirtmiştir. AİHM'e göre yasal

çerçevelerde mutlak bir kesinlik bulmak olanaksızdır (benzeri değerlendirmeler

için bkz. CBC-Union

s.r.o./Çek Cumhuriyeti kararı). Bu

değerlendirme özellikle vergilendirme alanında önem taşımaktadır.

40. Vergisel müdahalelerin keyfî nitelikte olamaması gerektiği

şartına ilişkin bir örnek kararında AİHM müdahalenin

hukukiliği hususunda; başvurucu müdahalenin keyfî olduğunu, zira devletin dava

konusu taşınmaz bakımından ön alım yetkisini kullanmasına yönelik kararının

gerekçelendirilmediğini ve vergi yükümlüsünün gerekçeleri bilebilecek ve itiraz

edebilecek durumda olmadığını iddia etmiştir (Hentrich/Fransa, § 40). Mahkeme, Komisyondan farklı olarak

müdahalenin hukukiliğini tartışmayı gerekli görmüştür. Mahkeme, ön alım

yetkisinin kişiye özgü ve keyfî uygulanması (zira bu yetkinin ne zaman kullanılacağı

belli değildir ve nadiren uygulanmaktadır) nedeniyle yeterli öngörülebilirlik

ve belirlilik niteliklerinden yoksun olduğuna karar vermiştir. Ulusal

Mahkemelerin devlet organlarının ön alım yetkisine ilişkin kararı usule ilişkin

ya da maddi hiçbir gerekçe sunmaksızın vermesini makul gören şekilde

yorumladığını kaydeden Mahkeme, müdahalenin keyfîliğine

karşı yeterli güvencenin mevcut olmadığı kanaatine ulaşmıştır (Hentrich/Fransa,§§ 42-46).

41. Sonuç olarak AİHM, hukukilik ölçütünü denetlerken hukukun

şeklinden ziyade niteliği ile daha çok ilgilenmekte ve hukukun ulaşılabilir ve

açık olması şartının varlığını aramaktadır. AİHM'in

saptadığı kriterlere göre hukuk, bireye davranışını yönlendirme olanağı verecek

ölçüde öngörülebilir olmalı; idari makamlara veya yargıca keyfiyet ve aşırı

takdir yetkisi tanıyacak belirsizlikte olmamalıdır.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

42. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

43. Başvurucu şirket, UKOME'nin

gönderdiği ilgili yazı ile kırk beş adet servis aracı için (P) plakası ruhsat

bedelinin haksız olarak talep edilmesinden yakınmaktadır. Başvurucu şirket, UKOME'nin kararının uygulanmasına yol açan işlemin dayanağının

Belediye Meclisinin ilgili kararı olduğunu hatırlatarak Belediye Meclisince bu

şekilde yasal bir dayanaktan yoksun olarak ruhsat bedeli tahsili yoluna

gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir. Başvurucu şirkete göre

anılan meclis kararı yasal dayanaktan yoksun olup keyfî bir mahiyet arzetmektedir. Başvurucu şirket, mevzuatta belediyelerin

görevleri arasında bu tür bir tarife belirleme yetkisinin bulunmadığı ve bu

kabil ruhsat ve sair ücretlerin tahsilatının da öngörülmediğini ifade etmektedir.

Başvuru şirket ayrıca, ruhsat bedellerini belirleme kriterlerine UKOME'nin ve Belediye Meclisinin ilgili kararlarında

yeterince yer verilmediğini belirtmektedir.

44. Başvurucu şirket ayrıca Mahkeme kararlarında yeterli bir

gerekçe olmadığını ileri sürmektedir. Başvurucu şirkete göre mevcut uygulama

ile belediyelerin küçük esnaf üzerinden haksız ve yüksek miktarda usulsüz

olarak kazanç sağlanmasına neden olunmuştur. Başvuru bu gerekçelerle

Anayasa'nın 2., 6., 8., 11.,48., 73. ve 141. maddelerinde düzenlenen ilke ve

hakların ihlal edildiğini ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu şirket

ayrıca Bölge İdare Mahkemesi kararında yeterli bir gerekçe olmadığından da

yakınmaktadır.

45. Bakanlık görüşünde, umum servis araçlarına plaka tahdidi getirilmesinin

kamu yararının bir gereği olduğu değerlendirilmiştir. Bakanlık ayrıca başvurucu

şirketten ruhsat bedeli alınmasının dayanağı olan UKOME ve Belediye Meclisi

kararı ile umum servis araçlarının kontrol altına alınmasının ve taşıma

hizmetlerinin daha düzenli ve güvenli bir duruma getirilmesinin amaçlandığını

belirtmiştir. Bakanlık son olarak somut olayda başvurunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığı değerlendirilirken müdahalenin meşru

amacı çerçevesinde zorlayıcı toplumsal ihtiyaç ve yarar ile ruhsat bedellerinin

tahdit kapsamında değerlendirilen dört kategoriye göre belirlendiği

hususlarının da gözönüne alınması gerektiğini

vurgulamıştır.

B. Değerlendirme

46. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

47. Anayasa'nın "Vergi

ödevi" kenar başlıklı 73. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

"Herkes, kamu giderlerini karşılamak

üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı,

maliye politikasının sosyal amacıdır."

48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu şirket, mülkiyet hakkının ihlali

iddiası yanında aynı gerekçelerle Anayasa'nın 2., 6., 8., 11., 48., 73., 141.

maddelerinde düzenlenen ilke ve hakların da ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Başvurucu şirketin şikâyetinin özünün kendisinden tahsil edilen ruhsat bedeline

yönelik olduğu dikkate alındığında başvurucu şirketin ihlal iddialarının

mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

49. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Mülkün Varlığı

50. Başvuruya konu ruhsat bedelinin başvurucu şirketin mal

varlığından tahsil edildiği dikkate alındığında somut olayda Anayasa'nın 35.

maddesi anlamında mülkün varlığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

b. Müdahalenin Varlığı ve

Türü

51. Somut olayda Büyükşehir Belediyesince başvurucu şirkete ait

kırk beş adet servis aracı için güzergâh izin belgesi bedeli talep edilmiştir.

Başvurucu şirketten bu şekilde bir bedel tahsil edilmesinin mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur.

52. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında; vergi ve benzeri

yükümlülükler ile sosyal güvenlik prim ve katkılarını belirlemeye, değiştirmeye

ve ödenmesini güvence altına almaya yönelik müdahalelerin -taşıdığı amaçlar

dikkate alındığında- devletin mülkiyetin kamu yararına kullanımını kontrol veya

düzenlemesi yetkisi kapsamında incelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (Ahmet Uğur Balkaner

[GK], B. No: 2014/15237, 25/7/2017, § 49; Arif

Sarıgül, B. No: 2013/8324, 23/2/2016, § 50; Narsan Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti., B.

No: 2013/6842, 20/4/2016, § 71).

53. Somut olayda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmadığından müdahale mülkiyet hakkının kamu yararına kullanımının kontrolü

veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmiştir.

c. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

54. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

55. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hak

olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken

temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri

düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde

bulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin

Anayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı

amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 62).

i. Kanunilik

56. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi

gereken ölçüt, kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit

edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç

hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların

bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş

Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).

57. 2464 sayılı Kanun'da belediyelerin vergi, resim, harç ve

harcamalara katılma paylarının yanı sıra diğer bir gelir kaynağı da yaptıkları

birtakım işler ve hizmetler karşılığında aldıkları ücretlerden oluşmaktadır.

2464 sayılı Kanun'un 97. maddesinde belediyelerin; bu Kanun'da harç veya

katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa

edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere

göre ücret almaya yetkili oldukları belirtilmiş olup belediyeye tekel olarak

verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tabi olacağı hükme bağlanmıştır

(Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 20/5/2014 tarihli ve E.2011/5556, K.2014/2753

sayılı kararı). Kural uyarınca belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin

ücret konusu yapılabilmesi için o hizmetin harç veya katılım payına konu

edilmemiş olması ve hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu

hizmetin yapılmasını talep etmiş olmaları gerekmektedir. Bir başka anlatımla

harç veya katılma payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteği üzerine

sunulacak olan hizmetler için belediyelerce sadece ücret istenebilecektir (AYM, E.2009/42, K.2011/26,

26/1/2001).

58. 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesi ile belediye meclislerine

verilen ücret adı altında vergi,

resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil

ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak

ücret tarifesi belirleme yetkisidir. Belediyelere tekel olarak verilmemiş,

kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak

istenilen ücretin vergi, resim,

harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesi mümkün değildir (AYM,

26/1/2001 tarihli ve E.2009/42, K.2011/26 sayılı kararı).

59. Ücret tarifesini düzenleme yetkisi de 5393 sayılı Kanun'un

18. maddesinin (f) bendine göre belediye meclislerine ait bulunmaktadır. Ayrıca

aynı Kanun'un 59. maddesinin (e) fıkrasında ise belediye meclisi tarafından

belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı alınacak

ücretler, belediyenin gelirleri arasında sayılmaktadır.

60. 2464 sayılı Kanun'da harç ve harcamalara katılma payı

dışında ilgililerin isteği üzerine ücret karşılığı olarak belediyeler

tarafından yapılacak işler tek tek sayılmamıştır. Bu konuda yetkili karar

organı belediye meclisidir. Bu itibarla anılan mevzuat hükmüyle ücret karşılığı

belediyelerce yapılacak işlerin belirlenmesi noktasında belediye meclislerine

geniş takdir yetkisi tanınmıştır. Bu kapsamda 2464 sayılı Kanun'da

belediyelerce alınacak ücretler konusunda herhangi bir muafiyet ve istisna

hükmü de bulunmamaktadır. Bununla birlikte belediye meclisleri bu konuda karar

alırken Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmak zorundadırlar.

61. Somut olayda Belediye Meclisi 2464 sayılı Kanun'un 97.

maddesi ile Yönetmelik'in 28. maddesinin 2. fıkrasına istinaden 10/10/2007

tarihli ve 931 sayılı kararı ile (P) plakası olan umum servis sahiplerinden

ücret alınacağını belirtmiştir. Büyükşehir Belediyesi, başvurucu şirket gibi

servis araçlarına bu şekilde ruhsat verme hizmetini yerine getirmek suretiyle

umum servis araçlarını denetim altına almakta, taşıma hizmetlerinin servis

sahiplerinin çalıştırdığı sürücülerin de çalışma koşullarını kolaylaştıracak

şekilde daha düzenli ve güvenli bir duruma gelmesini sağlamakta ve fiilen

çalışan tüm servis sahiplerinin ekonomik açıdan korunması amacıyla servis

hizmetlerine bir tahdit getirmektedir.

62. Ayrıca, ruhsat verme hizmet bedeli 2464 sayılı Kanun'da harç

veya katılım payına konu edilmemiş ve hizmetten yararlanacak başvurucu şirket

bizzat Büyükşehir Belediyesinden bu hizmetin yapılmasını talep etmiştir. Diğer

bir deyişle Belediye Meclisince ücret tarifesine konu edilen ruhsat verme

hizmeti, başvurucu şirketin tamamen kendi isteğine ve tercihine bağlı olarak

yararlandığı hizmettir. Bu durumda verilen ruhsat hizmet bedeli karşılığı

alınan ruhsat bedelinin kanuni dayanağının bulunduğu görülmektedir. Belediye

Meclisi de 2464 sayılı Kanun'un tanıdığı takdir hakkını kullanmak suretiyle

ruhsat verme hizmetinin bir bedel karşılığı gerçekleşmesi hususunda inisiyatif

kullanmıştır.

63. Esasında başvuru konusu yapılan UKOME kararı ve Belediye

Meclisi kararının dayanağı 5216 sayılı Kanun'un 7. ve 9. maddeleri,

Yönetmelik'in 18. ve 28. maddeleri ile 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesidir.

64. Başvurucu şirket tarafından her ne kadar 2464 sayılı

Kanun'un 96. maddesi kapsamında belediyelerin gelirinin tahdidi olarak

sayıldığı, bu gelirler arasında araç plakalandırma

ruhsat ve devir ücretlerinin yer almadığı, bu nedenle uyuşmazlığa konu

işlemlerin kanuni dayanağı bulunmadığı ileri sürülmüşse de aynı Kanun'un 97.

maddesinde belediyelerin 2464 sayılı Kanun'da harç veya katılma payı konusu

yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet

için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili

olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla servis taşımacılığı hizmetine gönüllü olarak

katılarak bu işten gelir elde edecek ilgililerin bu işe katılmak için kira

bedeli, ruhsat bedeli, hat bedeli ve benzeri adlar altındaki kanunlarla harç ve

katılma payı konusu yapılmayan parasal yükümlülükleri tesis etmek konusunda

belediyelerin yetkisi bulunmaktadır.

65. Sonuç olarak mezkur mevzuat hükümleri açık ve net ifadeler

içermekte olup anlaşılabilir ve ulaşılabilir olduğunda da tereddüt

bulunmamaktadır. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı

gerekçeler ile yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında

başvurucu şirketin mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü

taşıdığı değerlendirilmiştir.

ii. Meşru Amaç

66. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı

ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,

mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılması

imkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkının

kamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda bir

sınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §

53).

67. 2464 sayılı Kanun'un 97. maddesi ile belediyelerin vergi,

resim, harç ve harcamalara katılma paylarının yanı sıra birtakım işler ve

hizmetler karşılığında bu hizmetleri talep eden ve yararlanan kişilerden de ücret talep edebilmeleri mümkün

kılınmıştır. Söz konusu ücretlerin

ödenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve bu kapsamda gerekli ve uygun

araçların seçilmesinde kanun koyucunun geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.

Bu itibarla ücretlerin tahsilini güvence altına almak ve sağlamak amacıyla

öngörülen düzenleme ve uygulamaların yasal anlamda meşru bir niteliğe haiz

oldukları söylenebilecektir.

68. Aynı şekilde belediyelerin kendilerine verilen kanuni yetki

ve sorumluluk çerçevesinde belediye sınırları içinde yaşayan vatandaşların

huzuru, kentsel anlamda olabildiğince düzenli ve çağdaş koşullar altında

yaşanabilir bir yerleşim merkezi oluşturabilmek amacıyla çeşitli tasarrufta

bulunmaları yetki ve görevleri kapsamındadır. Bu bağlamda yerleşim yerlerinin

çevre ve diğer yerleşim birimleriyle seyrüsefer noktası olan durakların ve buna

bağlı güzergâhların en iyi koşullarda çalıştırılması ve burada faaliyet

gösteren ya da faaliyet göstermek isteyenlerin tam rekabet koşulları altında

belde halkına hizmet götürebilmesinin sağlanması, personel ve öğrenci servis

taşımacılığı yapan araçlar ile belediye sınırları içinde trafik güvenliği,

ulaşım hizmetlerinin niteliğinin artırılması, bu hizmetleri yerine getirenlerin

hak ve menfaatleri arasında kamu yararı doğrultusunda dengenin sağlanarak

gerekli tedbir ve düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda

belediyelerin trafik hizmetleri konusunda düzenlemeler getirmeleri ve bu

düzenlemelerin servis araçları ile ilgili standartlar içermesi ve servis

hizmetinin belirli bir kalite ve güvencenin temin amacıyla ruhsata bağlanması

uygulanmasının kamu yararına dayalı meşru bir amacının olduğu sonucuna

varılmıştır.

iii. Ölçülülük

(a) Genel

İlkeler

69. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkına

yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenilen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek

için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığı

değerlendirilmelidir.

70. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. Elverişlilik

öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olmasını, gereklilik ulaşılmak

istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif

bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile

ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini

ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,

27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

71. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının

sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları

arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun

şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş

olacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi, bir

taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahalenin

niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate

alacaktır(Arif Güven, B. No:

2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

(b) İlkelerin

Olaya Uygulanması

72. Umum servis araçlarının denetim altına alınabilmesi, taşıma

hizmetlerinin daha düzenli ve güvenli bir duruma getirilmesi, fiilen çalışan

şoför esnafının korunması amacıyla tahdit kapsamına alınan servis sahibi

esnafların gruplandırılarak kendilerinden hizmet bedeli olarak ruhsat

ücretinin, belirtilen tahdit kapsamına alma ve gruplandırma işleminin düzen ve koruma

sağlama işlevini yerine getirebilmesi için somut olaydaki uygulanma biçimiyle elverişli ve gerekli olduğu açıktır. Nitekim buna benzer gelir sağlayıcı

uygulamalar ile hem belediyelere vergi, resim, harç ve vergi benzeri

uygulamalar dışında da gelir kalemi edinebilmesi imkânı sağlanmakta hem

belediyelerin kamusal nitelik arzetmeyip kişilere

özel hizmetlerinin maliyeti tüm belde halkına yükletilmemiş olmamakta hem de

ruhsat işlemine konu uygulamaların bir düzene ve sistematik yapıya

kavuşturulmaları suretiyle denetlenebilir bir alanın oluşması temin

edilmektedir.

73. Orantılılık yönünden ise öncelikle başvurucu şirkete ruhsat

ücreti tahsil edilmesine ilişkin mezkur kararlara karşı iddia ve savunmalarını

etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı

değerlendirilmelidir. Belediyece kendisinden talep edilen ruhsat bedelinin

iptalini teminen kendisini avukat ile temsil ettiren

başvurucu şirket, önce idare mahkemesinde dava açmış, davanın reddine ilişkin

karara karşı da temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Bu itibarla başvurucu

şirketin yargılama safhasında tüm iddia ve savunmalarını etkin bir biçimde

ortaya koyabilme imkânına sahip olduğu anlaşılmaktadır.

74. Somut olayda ruhsat bedeli talebinin 2464 sayılı Kanun'un

97. maddesi ile Yönetmelik'in 28. maddesinin 2. fıkrasına dayandırıldığı

dikkate alındığında, kamu makamlarının kararlarının keyfî veya öngörülemez

nitelikte de olmadığı anlaşılmaktadır.

75. Diğer taraftan ruhsat hizmetinin başvurucu şirket gibi

servis sahiplerinin ekonomik konumlarına olan katkısı da dikkate alındığında

talep edilen ruhsat bedelinin orantısız olduğundan söz etmek mümkün

görülmemektedir. Nitekim Büyüksehir Belediyesince

gerçekleştirilen mevcut uygulama ile öğrenci ve personel taşıyan servis

araçlarına daha önce getirilen (P) plaka verilmesi uygulaması 11/7/2007 tarihi

itibarıyla dondurularak bu tür plakaya sahip servis araçları bir bakıma

imtiyazlı hâle gelmiştir. Buna göre söz konusu uygulamayla (P) plakası alanlara,

güzergâh izni alanlara, vergi dairesi ya da odalarınca servis taşımacılığı

yaptığı yolunda kaydı bulunanlara ve il trafik komisyonu kararı uyarınca ilçe,

belde ve köylerden yolcu taşımacılığı yapmasına izin verilenlere güzergâh izin

belgesi verilecektir. Bu şekilde 5216 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayalı

olarak öğrenci ve personel taşımacılığı yapanlara verilen (P) plakasının

verilmesi koşulları sayılmak suretiyle bu alanda taşımacılık yapanların hakları

korunmuştur.

76. Başvurucu şirket gibi servis sahipleri ve onların

çalıştırdıkları sürücüler, mevcut uygulamayla fiilî olarak korunmaya tabi

tutulacak şekilde tahdit kapsamına alınarak gruplandırılmış ve buna göre

kendilerinden ruhsat bedeli talep edilmiştir. Diğer bir deyişle umum servis araçlarına

getirilen plaka tahdidi ve ruhsat uygulaması ile başvurucu şirket gibi servis

sahipleri için salt mali yük getirilmemekte fakat aynı zamanda bu kişilerin

servis araçlarının ekonomik getiri kapasitesi de artırılmış olmaktadır.

Dolayısıyla tahdit kapsamına alınmak suretiyle ruhsat sahibi olmanın ekonomik

getirisi de dikkate alındığında, talep edilen ruhsat bedelinin somut olay

bağlamında başvurucu şirketin ekonomik durumunda salt olumsuz bir durum yarattmadığını ve bu sebeple aşırı bir külfet yüklemediğini

söylemek mümkündür.

77. Ayrıca, söz konusu kararlar ile bu alanda faaliyet

gösterenlerin korunması amacıyla tahdit kapsamına alınan esnaf daha öncesinde

güzergâh izni alıp almadığına, vergi dairesi ya da tabi oldukları odalarında

servis taşımacılığı yaptığı yolunda kayıt bulunup bulunmadığına göre

gruplandırılarak buna göre alınacak ruhsat bedelleri belirlenmiştir. Bu

itibarla somut olayda başvurucu şirketin mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin

ölçülü olup olmadığı değerlendirilirken müdahalenin meşru amacı çerçevesinde

zorlayıcı toplumsal ihtiyaç ve yarar ile ruhsat bedellerinin tahdit kapsamında

değerlendirilen dört kategoriye göre belirlendiği hususlarının da dikkate

alınması gerekmektedir.

78. Bu durumda başvurucu şirketin mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin, içerdiği kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında ve özellikle

başvurucu şirketin yapılan düzenleme ile kazandığı imtiyaz hakkı ve ekonomik

getiri dikkate alındığında, başvurucu şirkete şahsi olarak aşırı bir külfet

yüklemediği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvurucu şirketin mülkiyet hakkı

ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı ve

müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.

79. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence

altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

M. Emin ŞAHİNER

Başvurucu : Acarlar Otomotiv Nakliyat Taah. Tic. Ltd. Şti. Vekili : Av. Raif KANDEMİR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/10008, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  14. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. M. Emin ŞAHİNER
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/10008
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Eşref Demir Başvurusu (B. No: 2015/14956)
  • Nigar Alma ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2928)
  • Beyhan Polat ve Mehmet Polat Başvurusu (B. No: 2016/6635)
  • Abdulmecit Bilen Başvurusu (B. No: 2015/17112)
  • Mehmet Şirin Erol Başvurusu (B. No: 2016/853)
  • Nevzat Ucak Başvurusu (B. No: 2014/15574)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.