İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nigar Alma ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2928)

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle

Başvuru No2015/2928Tarih4 Nisan 2019Okuma11 dk · 2.123 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nigar Alma Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/2928
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.123 kelime·11 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranılması nedeniyle

maddi ve manevi varlığın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/2/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş sunulmayacağını

bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Nigar Alma 2010 yılı Mart ayında baş ağrısı

ve bulantı şikâyeti ile Atatürk Üniversitesi Erzurum Yakutiye-Aziziye Araştırma

Hastaneleri Süleyman Demirel Tıp Merkezine başvurmuş, kendisine Arnold-Chiari Sendromu

(beyincik sarkması) ve Hidrosefali (kafa içi basınç artışı)

teşhisi konulması akabinde 18/3/2010 tarihinde Beyin Cerrahi Servisine

yatırılmıştır.

8. Başvurucu Nigar Alma 24/3/2010 ila 4/5/2010 tarihleri

arasında dört operasyon geçirmiş, bu operasyonlarda şant (beyin omurilik sıvısının

beyinden başka bir vücut boşluğuna aktarımı için kullanılan ince uzun elastik,

silikon boru) uygulaması yapılmasına rağmen enfeksiyon geliştiğinden başvurucu

bitkisel hayata girmiştir. Bu durum üzerine başvurucu, ilk önce Cerrahpaşa Tıp

Fakültesine sevk edilmiş, hasta kabulünün yapılmaması nedeniyle Darıca Devlet

Hastanesine, oradan da Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesine sevk edilmiştir.

9. Başvurucu Nigar Alma Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde

yapılan cerrahi müdahaleler neticesinde bitkisel hayattan çıkmış 29/9/2010

tarihli sağlık kurulu raporu ile de başvurucu Nigar Alma'nın

%90 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığı tespit edilmiştir.

10. Başvurucular, Atatürk Üniversitesine bağlı hastanede yapılan

tedavinin kusurlu olduğu iddiasıyla Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü aleyhine

1/6/2011 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat

davası açmışlardır. Dava dilekçesinde; kamu hizmetinin doktorların ihmal ve

kusuru, meslek ve sanatta acemilik göstermeleri nedeniyle eksik ve hatalı

işlediğini, başvuruculara gerekli bilgiler verilmeden yeniden ameliyat

edilmesinin haksız fiil teşkil ettiğini ileri sürmüşlerdir. Nigar Alma'nın yaşamını tek başına sürdürmesinin imkânsız hâle

geldiğini, bu süreçte eşinin işinden ayrılmak zorunda kaldığını ve ailece

mağdur olduklarını belirtmişlerdir.

11. İdare Mahkemesi, bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar

vererek olayda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, hizmet kusuru var

ise kusur oranı ile meydana gelen iş gücü kaybı oranının tespitine yönelik

olarak Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığından rapor istemiştir.

12. ATK 2. İhtisas Kurulu (Kurul) tarafından hazırlanan

18/2/2013 tarihli bilirkişi raporunda:

- Dosyanın tetkikinde hastaya konulan chiari

malformasyonu ve hidrosefali tanılarının doğru

olduğu, mevcut tanılara yönelik yapılan servikal dekompresyon ve ventriküloperitoneal

şant operasyonu endikasyonunun

bulunduğu, hastanın operasyon sonrası serviste kontrol tomografisinin çekildiği

ve şantın hidrosefaliyi azalttığı (beyin omurilik

sıvısını karın boşluğuna tahliye ederek) belirtilmiştir.

-Ameliyattan bir hafta sonra kişide şuur bulanıklığı gelişmesi

üzerine hastaya tekrar kontrol tomografisi çekilerek şantta

disfonksiyon tespit edildiği, söz konusu istenmeyen

durumun tıbbi bir hatadan ve özen eksikliğinden kaynaklanmayan bu tarz

operasyonlardan sonra gelişebilecek komplikasyon olarak nitelendirildiği ifade

edilmiştir.

- Bunun üzerine hastanın acil olarak revizyon amaçlı ameliyata

alındığı, revizyon sonrası takipte olan hastada şanttan

hızlı tahliyeye bağlı olarak biparyetal subdural efüzyon (beyin zarı

altında ödem) geliştiği ve bu kez şantın kapatılıp subdural efüzyonun boşaltıldığı,

genel durumunda kısmi düzelme olan hastanın şikâyetlerine yönelik son olarak

üçüncü ventrikülostomi uygulandığı tespitine yer

verilmiştir.

- Tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, hastada

gelişen komplikasyonların zamanında fark edilip vakit geçirilmeksizin müdahalede

bulunulduğu ve sonrasında gerekli takibin yapıldığının anlaşıldığı, dolayısı

ile ilgili hekimler Prof. Dr. Ç.R.K. ve Yrd. Doç. Dr. G.Ş.ye atfı kabil kusur

tespit edilmediği bildirilmiştir.

13. Başvurucular; bilirkişi raporuna itiraz ederek ilk

operasyonda uygulanan şantın doğru çalışmadığı ve

enfeksiyona yol açtığını, buna rağmen sonraki operasyonlarda ısrarla aynı

uygulamaya devam edildiğini, oysa Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesinde deri altı

şant sistemi uygulanarak hastanın bitkisel hayattan

çıkarıldığını iddia etmişlerdir. Diğer taraftan dosyanın beyin cerrahi

uzmanlarınca incelenmesi ve başvurucunun bizzat muayene edilmesi gerekirken bu

hususlara riayet edilmediğini, heyette konunun uzmanlarının bulunmadığını

belirtmişlerdir.

14. Mahkemenin 24/5/2013 tarihli kararıyla dava reddedilmiştir.

Karar gerekçesinde dosya içindeki tüm doktor raporları, tıbbi bilgi ve

belgelerin değerlendirilmesi sonucunda Kurulca hazırlanan 18/2/2013 tarihli

bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmiştir. Bu rapor uyarınca

idareye atfı kabil bir kusurun bulunmadığı sonucuna ulaşılmış ve tazminat

talebi hukuka uygun bulunmamıştır.

15. Başvurucular karara karşı temyiz başvurusunda

bulunmuşlardır. Temyiz dilekçesinde; başvurucunun bizzat muayene edilmediğini,

Kurulda beyin cerrahisi uzmanının bulunmadığını, bilirkişi raporunda

iddialarının cevaplanmadığını ve çelişkilerin giderilmediğini, sonuç olarak

raporun tıbbi yeterlilikte olmadığını ileri sürmüşlerdir.

16. Temyize konu karar, Danıştay 15. Dairesinin 10/9/2014

tarihli toplantısında bir üyenin muhalefetiyle onanmıştır. Karşı oy

gerekçesinde "Mahkemece, Adli Tıp raporu hükme esas alınmış olmakla

birlikte; dosyadaki belgelerden davacının intaniye bölümünde de tedavi gördüğü

anlaşıldığından meydana gelen zararda enfeksiyonun etkisi olup olmadığının

araştırılmadığı ve bu konu irdelenmediğinden, söz konusu raporun bu yönüyle

yeterince açıklık getirici nitelikte bulunmadığı, bu durumda, idarenin tazmin

sorumluluğu açısından, hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunun

saptanması için dosyanın yeniden Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, dosya

üzerinden yaptırılacak yeni bir inceleme sonucu hazırlanacak rapor

incelendikten sonra bir karar verilmesi gerektiği" belirtilmiştir.

17. Nihai karar 30/1/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

18. 17/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

19. Başvurucuların karar düzeltme istemleri Danıştay 15.

Dairesinin 17/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. İlgili hukuk için bkz. Fesih

Aydar, B. No: 2015/4259, 10/1/2019, §§ 24, 26-30.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

22. Başvurucular; uygulanan tedavinin hatalı ve eksik olduğunu,

bilirkişi heyetinde yeteri kadar uzman bulunmadığını, düzenlenen raporda

iddialarının karşılanmadığını, enfeksiyona maruz kalma yönünden inceleme

yapılmadığını, mahkemenin rapora yaptıkları itirazları dikkate almadığını,

Danıştay kararında itirazlarının gerekçelendirilmediğini belirtmişlerdir.

Başvurucular bu nedenlerle yaşam ve adil yargılanma hakları ile hak arama

hürriyeti ve kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”

kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, ... maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."

24. Anayasa'nın 56. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh

sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi

artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden

planlayıp hizmet vermesini düzenler."

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

26. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu

belirtilmekte olup söz konusu düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8.

maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan

fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık gelmektedir.

27. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında, kasıt söz konusu

olmaksızın hekim kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünün zarar gördüğü şeklindeki

tıbbi ihmale dair şikâyetleri Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında

düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında

incelemiştir (Melahat Sönmez, B.

No: 2013/7528, 9/9/2015; Ahmet Sevim,

B. No: 2013/474, 9/9/2015; Hilmi Düzgüner, B. No: 2014/9690, 11/5/2017).

28. Anılan kararlar doğrultusunda somut olayda başvurucuların

tıbbi ihmale dayalıtüm şikâyetlerinin Anayasa'nın 17.

maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığını

koruma hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

30. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

Bu kapsamda anılan Anayasa hükmü ile kişinin maddi ve manevi varlığının

bütünlüğü gerek kamusal yetkilerle donatılmış kişilerin gerekse özel kişilerin

müdahalelerine karşı güvence altına alınmıştır (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40).

31. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, esas olarak bireylerin

maddi ve manevi varlığına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî

müdahalelerin önlenmesidir. Bunun yanı sıra devletin tıbbi müdahaleler

nedeniyle kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili olarak koruma ve maddi ve

manevi varlığına saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır (Ahmet Acartürk, B. No: 2013/2084,

15/10/2015, § 49). Nitekim

Anayasa’nın 56. maddesinde de belirtildiği üzere pozitif yükümlülük, sağlık

alanında yürütülen faaliyetleri de kapsamaktadır (İlker Başer ve diğerleri, B. No: 2013/1943, 9/9/2015, § 44).

32. Devlet, bireylerin yaşam hakkı ile maddi ve manevi

varlıklarını koruma hakkı kapsamında ister kamu isterse özel sağlık kuruluşları

tarafından yerine getirilsin sağlık hizmetlerini hastaların yaşamları ile maddi

ve manevi varlıklarının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini

sağlayacak şekilde düzenlemek zorundadır (Ahmet

Acartürk,§ 51).

33. İlke olarak tıbbi ihmallere ilişkin şikâyetler konusunda

temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit adına takip edilecek olan hukuk

veya idari tazminat davası yoludur (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 38).

34. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında hukuki

sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece

mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet, yürürlükteki yargı

sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hak ihlallerinin önlenmesinde

sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engel olacaktır (Yasin Çıldır, B. No: 2013/8147, 14/4/2016,

§ 57; Tevfik Gayretli, B. No:

2014/18266, 25/1/2018, § 32).

35. Diğer taraftan belirtmek gerekir ki olayların oluşumuna

ilişkin delillerin değerlendirilmesi öncelikle idari ve yargısal makamların

ödevidir. Aynı şekilde başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerden

hareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmek

Anayasa Mahkemesinin görevi değildir (Mehmet

Çolakoğlu, B. No: 2014/15355, 21/2/2018, § 47). Ancak kişinin maddi

ve manevi varlığını koruma hakkı kapsamında yerine getirmek zorunda olduğu usul

yükümlülüklerinin somut olayda yerine getirilip getirilmediğinin nesnel bir

şekilde değerlendirilmesi için ilgili anayasal kurallar bağlamında derece

mahkemelerinin kendilerine tanınmış takdir yetkileri çerçevesinde hareket edip

etmediklerinin denetlenmesi gerekir. Bu bağlamda müdahaleyi haklı göstermek

için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığı incelenmelidir (Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015,

§ 44).

36. Bu bağlamda derece mahkemelerinin gerekçeleri, tarafların

kanun yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak

surette ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli

açıklıktaki bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere

dayandırılmalıdır (Murat Atılgan,

§ 45).

b. İlkelerin Olaya

Uygulanması

37. Anayasa Mahkemesi yukarıda değinilen Anayasa'nın 17. maddesi

kapsamında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin somut olay bağlamında yerine

getirilip getirilmediğini denetlemek durumundadır (Tevfik Gayretli, § 36). Bu sebeple başvuruya konu olay,

devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin

pozitif yükümlülüğü kapsamında incelenmiştir.

38. Somut olayda derece mahkemesince hizmet kusurunun tespitine

yönelik olarak ATK'ya bilirkişi incelemesi

yaptırılmıştır. ATK inceleme sırasında başvurucuyu bizzat muayene etmemiş,

bunun yerine başvurucunun bir üniversite hastanesinin beyin cerrahi kliniğinde

muayene edilmesi suretiyle düzenlenen rapor ile yeni tarihli MR sonucundan yararlanmıştır.

İncelemeyi yapan Kurul olayın niteliğine göre biri nöroloji alanında, diğeri de

nöroşirurji alanında profesör olan sekiz uzmandan oluşmuştur. Kurulda

nöroşirurji uzmanı bulunmadığından Kurumda bu alanda görev yapan uzman kişi

davet usulüyle Kuruldaki değerlendirme ve oylamaya katılmıştır.

39. Kurul tedavi sürecinin her aşamasını detaylı olarak

inceledikten sonra yaptığı değerlendirmede, öncelikle başvurucuya konulan

tanıda hata veya eksiklik bulunmadığı, tedaviye yönelik olarak yapılan şant operasyonu sonrasında kafa içi basıncın azaldığı

yönünde görüş bildirmiştir. Hazırlanan raporda, ameliyattan bir hafta sonra

yapılan kontrolde şantın çalışmadığı tespit edilmiş

ise de bu durumun tıbbi bir hatadan ve özen eksikliğinden kaynaklanmayan, bu

tarz operasyonlardan sonra gelişebilecek

komplikasyon olarak nitelendirildiği, hastada gelişen

komplikasyonların zamanında fark edilip vakit geçirilmeksizin müdahalede

bulunulduğu ve sonrasında gerekli takibin yapıldığı ifade edilmiştir.

40. Başvurucunun tedavi sürecinde kusur ve ihmal gösterildiği

iddiasının araştırılması ve durumun açıklığa kavuşturulması için alınan ve

kararın gerekçesine dayanak yapılan bilirkişi raporunda; alınan tıbbi

kararların uygun olduğu, gelişen komplikasyonlara doktor müdahalesinin yeterli

ve yerinde olduğu belirtilerek doktora veya Hastaneye atfedilebilecek bir kusur

bulunmadığı tespit edilmiştir.

41. Yargılama sürecinde bir avukat tarafından temsil edilen

başvurucuların, bilirkişi raporlarına ve kararlara karşı kanuni yollara

başvurabildikleri ve bu surette meşru çıkarlarının korunması için söz konusu

davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımlarının sağlandığı, dava dosyasını

inceleyip ayrıca bilgi ve belge sunabildikleri, toplanan delillerden haberdar edildikleri

anlaşılmaktadır.

42. Anayasa Mahkemesinin bilirkişilerin vardığı sonuçların doğru

olup olmadığını irdeleme görevi bulunmamakla birlikte, başvurucuların

iddialarının bilirkişi raporlarıyla açıklanmış olduğu ve başvurucuların

anayasal haklarını koruma amacına yönelik yeterli güvenceleri içeren bir usul

çerçevesinde inceleme yapıldığı gözlenmektedir.

43. Sonuç olarak başvurucuların tıbbi ihmale yönelik iddialarını

karşıladığı anlaşılan bilirkişi raporuna dayanılarak verilen derece mahkemesi

kararı, konuyla ilgili ve yeterli bir gerekçe içermektedir. Bu durumda

uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların derece mahkemelerince

Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelendiği

anlaşılmaktadır. Somut olay bakımından kamu makamlarının pozitif

yükümlülüklerinin yerine getirilmediği söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve

manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediği

sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin

maddi ve manevi varlığını koruma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucular

:

1. Nigar ALMA

2. Ramazan ALMA

3. Rabia ALMA

4. Recep ALMA

Vekili

:

Av. Mevlüt

KUBAT

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/2928, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların İddiaları
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin
  11. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  12. Kubat
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/2928
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Beyhan Polat ve Mehmet Polat Başvurusu (B. No: 2016/6635)
  • Abdulmecit Bilen Başvurusu (B. No: 2015/17112)
  • Mehmet Şirin Erol Başvurusu (B. No: 2016/853)
  • Nevzat Ucak Başvurusu (B. No: 2014/15574)
  • Erdal Türkmen Başvurusu (B. No: 2016/2100)
  • İbrahim Sözer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2016/10425)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.