İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Enver Beyaztaş Başvurusu (B. No: 2014/9772)

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami

Başvuru No2014/9772Tarih4 Nisan 2019Okuma18 dk · 3.608 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Enver Beyaztaş Başvurusu

Karar tarihi
4 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2014/9772
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.608 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi ve kanunda öngörülen azami

süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın uzun

süre devam etmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkınınihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan

soruşturma kapsamında Van 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 18/11/2010 tarihli ve

2010/1058 Sorgu sayılı kararıyla kasten adam öldürme ve kasten adam öldürmeye

teşebbüs suçlarından tutuklanmıştır.

9. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu ile birlikte

on yedi şüpheli hakkında 13/6/2010 tarihli ve 2010/3239 Soruşturma sayılı

iddianame düzenlenmiş, başvurucunun kasten adam öldürme ve kasten öldürmeye

teşebbüs suçlarından cezalandırılması talep edilmiştir. Yargılamaya Van 1. Ağır

Ceza Mahkemesinde başlanmıştır.

10. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 11/8/2010 tarihli ve

E.2010/7838, K.2010/6343 sayılı ilamı ile dosyanın Zonguldak 2. Ağır Ceza

Mahkemesine nakline karar verilmiştir.

11. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi 10/1/2011, 21/2/2011,

4/4/2011,23/5/2011, 18/7/2011,19/9/2011, 24/10/2011, 26/12/2011, 27/2/2012,

30/4/2012, 2/7/2012, 10/9/2012, 5/11/2012, 7/1/2013, 11/3/2013, 20/5/2013,

22/7/2013, 7/10/2013, 13/1/2014, 7/4/2014 tarihli duruşmalarda kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunmasına, delillerin tam olarak

toplanılmamış olmasına, suçun çokluğuna, mevcut delillerde herhangi bir

değişiklik bulunmamasına, suçun niteliğine göre kaçma şüphesinin bulunmasına ve

tutuklulukta geçen süreye dayanarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına

karar vermiştir.

12. 7/4/2014 tarihli duruşmada başvurucunun tahliye talebinin

reddi ile tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

13. Başvurucunun tutuklamanın devamına dair karara yasal süresi

içinde itirazı üzerine itirazı inceleyen Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi

24/4/2014 tarihli ve 2014/353 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine

kesin olmak üzere karar vermiştir. Bu karar 13/5/2014 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 12/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. 16/6/2014, 8/9/2014, 3/11/2014, 5/12/2014, 9/1/2015 tarihli

duruşmada da daha önceki duruşmalardaki gerekçelere benzer gerekçelerle

başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.

16. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi 16/2/2015 tarihinde

başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.

17. Devam eden yargılamada Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi

18/5/2015 tarihli ve E.2010/180, K.2015/76 sayılı kararıyla başvurucunun

tasarlayarak kan gütme saikiyle adam öldürme ve

tasarlayarak kan gütme saikiyle adam öldürmeye

teşebbüs suçlarından üç kez ağırlaşmış müebbet, üç kez 18 yıl ve üç kez 13 yıl

hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında yakalama emri çıkarılmasına

karar vermiştir. Başvurucu yakalama emrine istinaden 5/5/2016 tarihinde

tutuklanmıştır.

18. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 9/10/2017 tarihli ilamıyla

başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmü onanmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar

başlıklı 100. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.

İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması

halinde, tutuklama kararı verilemez.

(2)

Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.”

20. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama

kararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2)

Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin

reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

21. 5271 sayılı Kanun'un

"Tutuklulukta geçecek süre" kenar başlıklı 102. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı

geçemez."

22. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı

141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında

yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü

zararlarını, Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Karar veya hükümlerin

kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her

hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde

tazminat isteminde bulunulabilir.

(2)

İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır

ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir

ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara

bağlanır."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 4/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutukluluğun Kanunda

Öngörülen Azami Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, kanunda öngörülen azami beş yıllık sürenin

aşılması nedeniyle tutukluluğun devamına karar verilmesinin hukuka aykırı

olduğunu ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

26. Anayasa'nın 19. maddesi şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının

veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması

veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne

çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike

teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri

veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı

için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine

getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da

hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin

yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan

kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini

önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda

gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan

yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde

yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir."

27. Başvurucunun kanuni tutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde

değerlendirilmesi gerekir.

28. Tutukluluk hâli sona ermiş olan başvurucunun -devam eden

tutukluluk hâlinden farklı olarak- tutukluluğunun kanunda öngörülen azami

süreyi ya da makul süreyi aştığı şikâyeti yönünden iddia ettiği ihlalin

tespitini ve tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise

öncelikle bu yolu tüketmesi gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)

numaralı fıkrası ile öngörülen tazminat yolu bir yandan başvurucunun maruz

kaldığı tutukluluk nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan da

uğradığı zararın tazmini imkânı sağladığından anılan şikâyetler açısından

erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı, makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır (Hamit Kaya, B. No:

2012/338, 2/7/2013, §§ 46-48).

29. Bununla birlikte tüketilmesi gereken başvuru yollarının her

şeyden önce ulaşılabilir olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara

yer verilmesi tek başına yeterli değildir. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunulması için kanunda

öngörülen sürenin geçtiği durumlarda bu tazminat yolunun ulaşılabilir

olmadığını ve tüketilmesinin gerekmediğini belirtmiştir (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,

2/7/2015, §§ 45-50).

30. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükmü 9/10/2017 tarihinde

kesinleşen başvurucunun bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla

tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142. maddesinde

öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır. Bu nedenle söz konusu tazminat

yolunun başvurucu yönünden ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla başvurucunun

mağduriyetini giderebilecek nitelikte, tüketilmesi gereken bir başvuru yolunun

bulunmadığı açıktır (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017,

§ 49). Dolayısıyla başvurunun diğer kabul edilemezlik kriterleri yönünden

incelenmesi gerekir.

31. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

32. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesinde; temel hak ve

hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde

belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların

Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeni ile laik Cumhuriyet'in

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.

Anayasa'nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

sınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi ölçütü,

Anayasa'nın 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla

sınırlanabileceğine dair kural ile uyumludur (Murat

Narman, § 43).

33. Kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin sınırlamaların kanunda

belirtilen esas ve usule uygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari

organlara ve derece mahkemelerine aittir. Anayasa'nın 19. maddesinin amacı

bireyi keyfî bir şekilde özgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup maddede

öngörülen istisnai hâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların

maddenin amacına uygun olması ve keyfî uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu

nedenle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan hürriyetten

yoksun bırakmanın şekil ve şartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince

başvurucunun tutukluluk durumunun kanuni dayanağının

bulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin verdiği

hâllerde ise hukuk devleti ilkesi gereği, keyfîliği önlemek

için uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olup

olmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir (Murat Narman, § 44).

34. Tutuklamaya ilişkin hükümler 5271 sayılı Kanun'un 100. ve

devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre kişi ancak hakkında suç

işlediğine dair kuvvetli şüphenin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama

nedeninin bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin

neler olduğu da belirtilmiştir (Murat

Narman, § 45).

35. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinde ise soruşturma ve

kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azami kanuni süreler

düzenlenmiştir. Buna göre ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde

tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunlu hâllerde

gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği ancak uzatma süresinin toplam üç yılı

geçemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla uzatma süreleri dâhil toplam

tutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır (Murat Narman, § 46).

36. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin olan bir yargılama

kapsamında tutukluluk süresi her bir suç için ayrı ayrı uygulanamayacak,

uygulanan tutuklama tedbiri yargılama sürecinin bütünü açısından sonuç

doğuracaktır (Burak Döner, B. No:

2012/521, 2/7/2013, § 48).

37. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma

kapsamından çıkacak ve mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hâli sona

erecektir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla isnat olunan suçun

işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu

nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmektedir.

Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine

bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının

kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve

Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir (Mehmet İlker Başbuğ, B. No: 2014/912,

6/3/2014, § 49, Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33).

38. Bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı başvurucunun ilk kez

yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı

durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak kişinin

serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman, § 66).

39. Mahkûmiyet sonrasında sanığın tekrar bir suç isnadına bağlı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakıldığını kabul etmek için, diğer bir ifadeyle sanığın

ilk derece yargılamasında yeniden tutuklu

statüsünde olduğunu söyleyebilmek için temyiz incelemesi sonunda mahkûmiyet

kararının bozulması ve davayla ilgili yeni bir hüküm verilmesi amacıyla ilk

derece mahkemesinde yargılama yapılması gerekir. Yargıtay Dairesince temyiz

sürecinde hükümle ilgili bir karar verilmeden, tespit edilen eksikliğin

giderilmesi amacıyla dava dosyasının mahkemesine gönderilmesi sanığın

özgürlüğünden yoksun bırakılmasını yeniden bir

suç isnadına bağlı hâle getirmez (Ali

Kederli, B. No: 2014/16355, 30/12/2014, § 30).

40. Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği

sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki kanunun yorumuna ya da maddi veya

hukuki hatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz.

Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması

da derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya

Anayasa'ya bariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık bir keyfîlik bulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlaline

sebebiyet veren bu tür kararların bireysel başvuruda incelenmesi gerekir.

41. Ayrıca suç ve sanık sayısı, davanın karmaşık olması gibi

etkenler tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusundaki değerlendirmede

ele alınabilecek etkenler olup bunların kanuni tutukluluk süresinin

belirlenmesinde esas alınması mümkün değildir. Normun lafzı ve amacı, tutuklama

tedbirinin ceza adalet sistemi içindeki yeri ve 5271 sayılı Kanun'un 102.

maddesindeki düzenleme ile kişi özgürlüğüne yönelik sınırlamaların dar

yorumlanması hususları birlikte değerlendirildiğinde aksine bir sonuca varmak

mümkün görünmemektedir (Burak Döner, §

48).

42. Somut olayda başvurucu, isnat edilen suçlar nedeniyle

18/11/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Kendisi tutukluyken devam eden yargılamada

başvurucu 16/2/2015 tarihinde tahliye edilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâli

sona ermiştir. 18/5/2015 tarihinde verilen mahkûmiyet hükmünden sonra

başvurucunun tutuklanması suç isnadına bağlı tutma kapsamında değildir. Buna

göre başvurucu, tutuklandığı 18/11/2010 tarihi ile tahliye tarihi olan

16/2/2015 tarihleri arasında 4 yıl 2 ay 29 gün suç isnadına bağlı olarak

tutuklu kalmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasında

öngörülen azami tutukluluk süresi beş yıldır. 4 yıl 2 ay 29 gün tutuklu kalan

başvurucu yönünden kanunda öngörülen azami süre dolmamıştır.

43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kanunda öngörülen azami

tutukluluk süresinin aşılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan

başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

a. Başvurucunun İddiaları

44. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin her

seferinde aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini,

tutukluluğun makul süreyi aştığını, ret kararlarında somut gerekçelerin

gösterilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

45. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:

"...

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde

yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme

hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır

bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye

bağlanabilir."

46. Başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığına yönelik

şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

47. Somut olayda hakkındaki mahkûmiyet hükümleri 9/10/2017

tarihinde kesinleşen başvurucunun, bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

itibarıyla tazminat talebinde bulunması için 5271 sayılı Kanun'un 142.

maddesinde öngörülen dava açma süresi geçmiş bulunmaktadır (bkz. § 23). Bu

nedenle söz konusu tazminat yolunun tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası

bakımından ulaşılabilir olmadığı ve dolayısıyla başvurucunun mağduriyetini

giderebilecek nitelikte tüketilmesi gereken bir başvuru yolunun bulunmadığı

açıktır.

48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel

İlkeler

49. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir ceza

soruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı ve

soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip

olduğu belirtilmiştir (Murat Narman, §

60; Halas Aslan, § 66).

50. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan serbest bırakılmayı isteme hakkı uyarınca,

bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında tutuklu olan kişiler ilgili

yargı mercilerinden serbest bırakılmalarına karar verilmesini talep

edebilirler. Tutukluluğun her aşamasında gerek kişinin serbest bırakılma talebi

üzerine gerekse resen yapılan incelemelerde tutulmanın meşru nedenlerinin yargı

organlarınca açıklanması Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının bir

gereğidir (Halas Aslan, § 67).

51. Anılan maddede ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkına

sahip olduğu ifade edilmiştir. Hürriyeti kısıtlanarak yargılanan kişinin

yargılamanın makul sürede bitirilmesindeki menfaati, işin doğası gereği

diğerlerine göre daha fazladır. Buna göre başta savcılıklar ve mahkemeler olmak

üzere tüm kamu organları, tutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma

süreçlerinin -adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere riayet edilmek

koşuluyla- süratli bir şekilde sonuçlandırılması için özenli davranmalıdırlar (Halas Aslan, §§ 68-71).

52. Öte yandan tutukluluk süresinin makul olup olmadığı

konusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir

kişinin tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi

özelliklerine göre değerlendirilmelidir (Murat

Narman, § 61). Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, § 66).

53. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında

sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı öncelikle tutukluluğa

ilişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir. Tutukluluğa ilişkin

kararların gerekçelerinde tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkında

kuvvetli belirti bulunduğunun, tutuklama nedenlerinin ve tutuklamanın neden

ölçülü olduğunun ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, §§ 74, 75).

54. Başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğunun tüm delilleriyle birlikte ortaya konulması her zaman mümkün olmasa

da belirli bir süre geçtikten sonraki tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunun somut olgularla birlikte açıklanması

gerekir (Halas Aslan, § 76).

Ayrıca belirli bir süreyi aşan tutukluluğa ilişkin devam kararlarında tutuklama

nedenlerinin soyut olarak belirtilmesi yeterli değildir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014,

§ 70).

55. Son olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda

tutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin olguların, özellikle tutuklamaya göre

temel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan adli kontrol tedbirlerinin

neden yetersiz kaldığının ortaya konulması gerekir(Halas

Aslan, § 78).

56. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığı

şikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, tutukluluğa ilişkin gerekçelerin

ilgili ve yeterli olmadığı veya tutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma

süreçlerinin kamu organlarının özen yükümlülüğü ile bağdaşmayan tutumları

nedeniyle tamamlanmadığı kanaatine varılırsa tutukluğun makul süreyi aştığı

sonucuna ulaşılacaktır (Halas Aslan,

§§ 82, 83).

(2) İlkelerin

Olaya Uygulanması

57. Somut olayda başvurucu 4 yıl 2 ay 29 gün süreyle bir suç

isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılmıştır (bkz. § 42).

58. Başvurucunun isnat edilen suçlar yönünden kuvvetli suç

şüphesi altında olduğu, tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça belirtilmiştir.

Başvurucu hakkında tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf yapılan

ve iddianamede gösterilen delillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun

ön şartı olan kuvvetli suç şüphesi yönünden mahkeme kararlarının açıklayıcı ve

yeterli olduğu görülmektedir. İlk tutuklama kararında ayrıca tutuklama

nedenlerinin bulunduğuna da değinilmiştir.

59. Her ne kadar bir kişinin suç işlediği yönünde kuvvetli

belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği

sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul

edilmesi gerekse de özellikle belli bir süre geçtikten sonra tutuklamanın

devamına karar verilirken davanın genel durumu yanında tahliyesini talep eden

kişinin özel durumunun dikkate alınması ve bu anlamda tutukluluk gerekçelerinin

kişiselleştirilmesi bir zorunluluktur (Hanefi

Avcı, § 84).

60. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde Mahkemece başvurucunun

tutukluluğunun devamına ilişkin kararların gerekçelerinde kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunmasına, delillerin tam olarak

toplanılmamış olmasına, suçun çokluğuna, mevcut delillerde herhangi bir

değişiklik bulunmamasına, suç niteliğine göre kaçma şüphesinin bulunmasına ve

tutuklulukta geçen süreye atıf yapıldığı ve anılan tutuklama nedenlerinin

kişiselleştirilmeksizin tüm celselerde tekrarlandığı görülmektedir. Mahkemece

verilen tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçeler, tutukluluğun devamının

hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve içerikte

değildir. Somut olaydaki tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin

yaklaşık 4 yıl 3 aylık tutukluluk süresi yönünden ilgili ve yeterli olduğu söylenemez.

Bu bulgular ışığında yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediğinin

ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.

61. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun makul

süreyi aştığına ilişkin şikâyeti yönünden Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede Yargılanma Hakkı Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları

62. Başvurucu yargılama süresinin makul süreyi aştığını

belirterek Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

63. Başvurunun 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle

Çözümüne Dair Kanun'a eklenen "Anayasa

Mahkemesinde bulunan bazı bireysel başvurular hakkında Komisyona müracaat"

kenar başlıklı geçici 2. maddesi gereği hukuk sisteminde mevcut idari ve

yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığı anlaşılmaktadır (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018).

64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

65.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

66. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.

67. Başvuruda, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti

ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Başvurucu hakkında

mahkûmiyet kararı verilmesiyle başvurucunun tutukluluk hâli sona ermiştir.

Başvurucu tazminat talebinde de bulunmamıştır. Bu durumda ihlalin tespiti

dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus

bulunmamaktadır.

68. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 2.475

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.681,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aştığına

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak

Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının İHLAL EDİLDİGİNE,

C. 206,10 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.681,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve

Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,

ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine

kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Rıdvan GÜLEÇ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucu

:

Enver

BEYAZTAŞ

Vekili

:

Av. Metin

CAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/9772, 4 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Kişi Hürriyeti ve
  9. B. Makul Sürede Yargılanma Hakkı Yönünden
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. A. 1. Tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aştığına
  12. B. Tutukluluğun makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak
  13. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
  14. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Kömürcü
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Kaya
  19. Beyaztaş
  20. Can
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/9772
Tarih
4 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Zafer Yenitepe Başvurusu (B. No: 2016/39694)
  • Aytaç Uçkan Başvurusu (B. No: 2016/7580)
  • Hasan Şahingöz Başvurusu (B. No: 2016/4878)
  • Acarlar Otomotiv Nakliyat Taah. Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2015/10008)
  • Eşref Demir Başvurusu (B. No: 2015/14956)
  • Nigar Alma ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/2928)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.