İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Abdulhalim Sönmez ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/7696)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2015/7696Tarih3 Nisan 2019Okuma28 dk · 5.654 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Abdulhalim Sönmez Ve Diğerleri Başvurusu (2)

Karar tarihi
3 Nisan 2019
Başvuru Numarası
2015/7696
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.654 kelime·28 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 8/5/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Bakanlık görüşü başvurucular vekilinin başvuru formunda

bildirdiği adrese tebliğe çıkarılmış ancak tebliğ işlemi başvurucular vekilinin

adresinden taşınmış olması nedeniyle yapılamamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Soruşturma ve

Yargılama Süreci

9. Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları

olarak bilinen soruşturmalar esnasında (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler

için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],

B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 30) İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube

Müdürlüğü bünyesinde yapılan -önleme amaçlı- iletişime müdahale işlemlerinin

usulsüz olduğu iddiasına ilişkin olarak başvurucuların da aralarında olduğu çok

sayıda kolluk görevlisi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca

(Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.

10. Başvuruculardan Muhammed Ali Iklı

ve Muhammed İkbal Kayaduman 24/7/2014 tarihinde,

diğer başvurucular ise 22/7/2014 tarihinde anılan soruşturma kapsamında

gözaltına alınmışlardır. Başsavcılık başvuruculardan Mesut Yılmaz'ı 25/7/2014

tarihinde, diğer başvurucuları ise 26/7/2014 tarihinde tutuklanmaları istemiyle

İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısında;

başvurucuların da aralarında olduğu şüphelilerin İstanbul Emniyet Müdürlüğünün

hiyerarşik yapısı içinde altlık-üstlük ilişkilerini kullanarak yasa dışı bir

örgütlenmede bir araya geldikleri, devletin istihbarat faaliyetleri kapsamında

görevlerinin sağladığı nüfuz ve güç ile yasaların verdiği yetkileri görevin

gereklerine aykırı kullanarak amaçlarına ulaşmak için toplumda tanınan ve

kamuoyuna mal olmuş medya, siyaset, bürokrasi ve iş dünyasındaki kişiler ile

belirli dinî toplulukların ileri gelenlerini organize suç örgütleriyle

ilişkilendirmek ve bu kişilere ait bilgileri bildikleri hâlde kişinin gerçek

kimliğini gizlemek veya eksik ya da yanlış bilgi vermek suretiyle içeriği

itibarıyla sahte belgelerle temin edilen dinleme kararlarıyla dinledikleri, bu

şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal ettikleri ifade edilmiştir.

11. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2014 tarihinde,

başvurucu Mesut Yılmaz'ın resmî belgede sahtecilik ve kişilerin arasındaki

konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından tutuklanmasına karar

vermiştir. Diğer başvurucular yönünden ise İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği

26/7/2014 tarihinde, başvuruculardan Erol Demirhan ile Ali Fuat Yılmazer'in suç

işlemek amacıyla örgüt kurma, resmî belgede sahtecilik ve kişilerin arasındaki

konuşmaların kayda alınması suçlarından, diğer kalan tüm başvurucuların ise

resmî belgede sahtecilik ve kişilerin arasındaki konuşmaların kayda alınması

suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik 26/7/2014 tarihli

kararında, başvurucu Mesut Yılmaz haricindeki tüm başvurucular yönünden

kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varırken soruşturma dosyalarında yer

alan bilgi ve belgelere atıf yapmış; özellikle İçişleri Bakanlığı Mülkiye

Müfettişliğinin tevdi ve ek tevdi raporlarına atıfta bulunmuştur.

12. 26/7/2014 tarihli aynı kararda; kuvvetli suç şüphesi yönünden

yapılan değerlendirmede ayrıca başvurucuların da aralarında bulunduğu

şüphelilerin İstanbul Emniyet Müdürlüğünün hiyerarşik yapısı içinde

altlık-üstlük ilişkilerini kullanarak yasa dışı bir örgütlenmede bir araya

geldikleri, İstanbul Emniyet

Müdürlüğü İstihbarat Şubesinde görev yaptıkları dönemde görevin sağladığı nüfuz

ve gücü, görevlerinin gereklerine aykırı bir şekilde kullanarak toplumda

tanınan ve kamuoyuna mal olmuş birçok kişi hakkında, bu kişileri suç örgütleri

ile ilişkilendirmek suretiyle iletişim tespiti kararları aldıkları, bu

kararları alırken yargı mensuplarını da aldatacak şekilde, aleyhinde dinleme

kararı alınan kişilerin gerçek kimlik bilgilerini gizleyerek veya eksik yazarak

hatta yanlış bilgi vererek talepte bulundukları, kişiler arasındaki aleni

olmayan konuşmaları bu kararlarla amaç dışı kaydettikleri, bu kararları

alabilmek için iletişime müdahale talep formlarını yaygın, sistemli ve organize

bir şekilde sahte olarak düzenleyip kullandıkları yönündeki olgulara

değinilmiştir.

13. Hâkimlik 26/7/2014 tarihli kararda tutuklama nedenlerine

ilişkin olarak ise "[başvurucuların

da aralarında bulunduğu şüphelilerin]

...üzerlerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kişiler

arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme suçlarının yasada öngörülen

ceza miktarının alt ve üst sınırı, işlendiği iddia edilen suçların önemli ve

ciddi sayılan suçlardan olması nedeniyle tutuklamanın var sayıldığı, nitekim

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve 6352 sayılı yasa ile değişik 5271

sayılı CMK’nun [Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun] 100 ve devam eden maddeleri

uyarınca şüphelilerin tutuklanmasına engel bir hallerinin (tutuklama yasağı ve

yargılama engeli bulunmaması hali gibi) bulunmadığı, almaları muhtemel ceza göz

önüne alındığında kaçma şüphelerinin bulunduğu, soruşturmanın henüz

tamamlanmaması nedeniyle şüphelilerin delilleri yok etme, gizleme, tanık ve

mağdurlar üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunduğu, işin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik önlemi değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti

Anayasasının 13. maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca, daha

hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının bu aşamada

soruşturmaya konu suçlar ve bu şüpheliler açısından 'yetersiz' kalacağı ve

amaca hizmet etmeyeceği" değerlendirmesinde bulunmuş,

başvurucular Ali Fuat Yılmazer ile Erol Demirhan yönünden ayrıca tutuklama

kararı verilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinde belirtilen katalog

suçlardan olmasına ve bu suçta tutuklama nedenlerinin varsayıldığı hususuna

vurgu yapmıştır.

14. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği 26/9/2014 tarihinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucuların da aralarında

bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve "Şüphelilerin üzerine atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz toplanmamış olması,

şüphelilerin suç işleme kastlarının yoğunluğu, atılı suçların yasada ön görülen

cezalarının üst sınırı, şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediklerine

ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluşu,

soruşturma konusu suçların ağırlığı ve önemi dikkate alındığında, adli kontrol

hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçların sabit görülmesi halinde

verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü

olduğu, bu suretle şüphelilerin tutukluluk halinin sonlandırılmasını

gerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin

ortadan kalkmadığı..."

gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermiştir.

15. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 30/3/2015 tarihinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucuların da aralarında

bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve "İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince

yapılan incelemeler üzerine düzenlenen raporlardaki tespitlerden suç tarihi

olduğu iddia edilen tarihler aralığında İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat

Şube Müdürlüğünde çeşitli kademe ve rütbelerde çalıştıkları anlaşılan

şüphelilerin, bu tarihler aralığında yer alan çeşitli tarihlerde, PVSK.nın [Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu] ek 7.maddesi ve TMK [Terörle Mücadele

Kanunu] hükümleri çerçevesinde

düzenledikleri önleme için iletişim tespiti karar talep yazılarında, iletişimin

tespiti istenilen kişilerin gerçek kimlik bilgilerini gizleyerek, yanıltıcı

kimlik bilgileri vererek ve gerçek kimlik bilgilerini verdikleri kişileri de

çeşitli terör örgütleri ile bağlantılı oldukları intibaı uyandıracak gerçek

dışı bilgiler kullanarak çeşitli mahkeme ve hakimliklerden iletişim tespit

kararları aldıkları ve bu kararlara istinaden bazı gazeteci yazar, öğretim

görevlisi, üst düzey polis bürokratları, yasama dokunulmazlığına sahip milletvekilleri,

tv programcıları, eski siyasetçiler, siyasi

partilerin yöneticileri, spor klubü yöneticileri gibi

önemli görevlerde bulunmuş ve bulunan tanınmış kişilerin iletişimlerini

dinlemeye aldıkları, aleni olmayan konuşmalarını amaç dışı kayıt ettikleri, bu

suretle üzerlerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, kişiler

arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme suçlarını, eylem tarihleri

itibari ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü ve müdür

yardımcısı olan şüpheliler Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın da devlet

hiyerarşisi dışında, görevlerinin sınırlarını aşarak ve görevleri gereği

kendilerine verilen konumları kullanarak kanun dışı örgütlenme oluşturmak

suretiyle az yukarıda belirtilen dinleme faaliyetlerini yaygın, sistemli ve

organize bir şekilde gerçekleşmesini sağladıkları, bu suretlesuç

işlemek amacıyla örgüt kurma suçunu işledikleri yolunda kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren somut olguların ve delillerin bulunduğu;

Üzerine resmi belgede sahtecilik, kamu

görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kişiler arasındaki aleni olmayan

konuşmaları kayıt etme suçları atılı şüphelilerin bu eylemlerini birden fazla

defa gerçekleştirmiş oldukları iddia edildiğinden ve atılı herbir

eylemin ayrı birer suç oluşturacağı da gözönüne

alındığında, eylem ve suçlarının sabit görülmesi halinde verilmesi muhtemel

toplam cezalarının, atılı suçların kanunda öngörülen cezalarının üst hadleri de

dikkate alındığında, bu eylemlerle suçlanan şüpheliler bakımından kaçma

şüphesinin varlığına ve bu şüphenin de kuvvetli olmasına delalet ettiği, kaldı

ki şüphelilerin yalnızca bu suçlardan tutuklanmalarına karar verilmiş olsa da

haklarında yürütülen soruşturmanın suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kurulmuş

örgüte üye olma, örgüt faaliyetleri kapsamında TCK.nın

[Türk Ceza

Kanunu] 2.kitap 4.kısmının 7.bölümünde

düzenlenen casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verileri kaydetme

gibi suçları da kapsadığı, bu suçların işlendiğine dair kuvvetli olmasa da suç

şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunduğu ...

Şüpheliler Ali Fuat Yılmazer ve Erol

Demirhan'a atılı olup, tutuklandıkları suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun

ise, CMK.nın 100/3-a-9 madde, fıkra ve bendi hükmünde

sayılan tutuklama nedeni varsayılan suçlardan olduğu;

Şüphelilerin suç işlendiği iddia olunan dönem

boyunca devletin istihbari birimlerinde görev almış

olmaları, görevleri gereği aldıkları eğitim, mesleki deneyimleri ve

uzmanlıkları dikkate alınarak, suç delillerinin henüz tam olarak toplanmamış

olması da göz önüne alındığında atılı suçların niteliği bakımından suç

delillerini karartma ihtimallerinin söz konusu olduğu;

Şüphelilerin bu eylemlerini sayısal olarak

birden fazla defa işlemiş oldukları iddia edildiğinden suçlarının sabit

görülmesi halinde verilmesi muhtemel toplam cezalarının, suçların kanunda

öngörülen cezalarının üst hadleri de dikkate alındığında, haklarında verilen

tutuklama kararının ölçülülük ilkesine uygun olduğu;

Yukarıda açıklanan nedenlerle haklarında CMK.nın 109 maddesi hükmü gereğince adli kontrol

tedbirlerinin uygulanması ve bu suretle serbest kalmalarının atılı suçların ve

unsurlarının hiçbir karanlık nokta kalmadan tüm unsurlarıyla ortaya konulması

suretiyle aydınlatılması, böylece soruşturmanın selametle sonuçlandırılması

bakımından sakıncalı olacağı, maddede sayılan adli kontrol tedbirlerinin

hiçbirinin bu sakıncaları giderme ve soruşturmanın sonuçlandırılması, maddi

gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçları bertaraf

edebilme niteliğine haiz olmadığı;

Şüphelilerin tutuklandıkları tarihten bu

zamana kadar toplanan delillerden ve yapılan soruşturma işlemlerinden

şüphelilerin tutukluluk hallerinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte,

şüpheliler lehine yeni bir gelişme olmadığı, tutuklamayı gerektiren nedenlerin

ortadan kalkmadığı..." gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermiştir.

16. İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği 29/4/2015 tarihinde,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucuların da aralarında

bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve "...şüphelilerin üzerilerine

atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu ve delillerin henüz

toplanmamış olması, atılı suçun yasada ön görülen cezasının üst sınırı,

şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin varlığı, şüphelilerin kaçması, saklanması, veya

kaçacağı şüphesini uyandıran somut delillerin bulunması, soruşturma konusu

suçun ağırlığı ve önemi dikkate alındığında, adli kontrol hükümlerinin

uygulanmasının yetersiz kalacağı, suçun sabit görülmesi halinde verilmesi

muhtemel ceza veya güvenlik tedbirleriyle tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu,

bu suretle şüphelilerin tutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek

nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan

kalkmadığı..." gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar

vermiştir.

17. Başvurucular, anılan kararı 8/5/2015 tarihinde öğrenmişlerdir.

18. Başvuru formu ve eklerinde, Hâkimliğin 29/4/2015 tarihli

tutukluluk hâlinin devamıyla ilgili kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine

dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır.

19. Başvurucular, itiraz yolunun etkili olmadığını belirterek

doğrudan 8/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

20. Bu bireysel başvuru öncesinde başvurucular, tutuklama ve

tutukluluğun devamına dair kararlara altı kez itirazda bulunmuşlardır. Bu

itirazlar İstanbul Adliyesindeki farklı sulh ceza hâkimliklerince 7/8/2014,

17/10/2014, 12/11/2014, 11/12/2014, 16/2/2015 ve 27/4/2015 tarihlerinde kesin

olarak reddedilmiştir.

21. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının talebi üzerine 21/10/2015 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda

başvurucuların tutukluluk hâlinin devamına karar verirken "...Dosya içerisinde bulunan beyanlar,

tutanaklar ve diğer belgeler değerlendirildiğinde adı geçen şüphelilerin müsnet suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin

bulunduğu kanaati oluşmuştur. Şüphelilerin üzerlerine atılı suç ve cezanın

ağırlığına göre serbest kaldıkları takdirde kaçma şüphelerinin bulunduğu

değerlendirilmiştir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik önlemi

değerlendirildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde ifade

olunan ‘ölçülülük’ ilkesi uyarınca, daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol

tedbiri uygulanmasının bu aşamada, soruşturmaya konu suç açısından ‘yetersiz’

kalacağı ve ‘amaca hizmet etmeyeceği’ değerlendirilmiştir..." gerekçesine

dayanmıştır.

22. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucuların da

aralarında olduğu şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör

örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme,

görevi kötüye kullanma, iftira, resmi belgede sahtecilik, haberleşmenin

gizliliğini ihlal etmek, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt

etmek, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve özel hayatın

gizliliğini ihlal etmek suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları

istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

23. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/371 sayılı

dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.

24. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 6/11/2015

tarihinde yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında

başvurucuların tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve "Tutuklu sanıklar ... üzerlerine atılı suçların

vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, teknik takip raporları, iletişim tespit

tutanakları, bas istasyonu sinyal kayıtları, arama tutanakları ve ekleri,

ekspertiz raporları, şahit beyanları, müşteki ifadeleri vs. Deliller kapsamında

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması,

sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör

örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'

suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK

103/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat

edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma

şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu da dikkate

alındığında, sanıkların eylemlerinin subüta ermesi halinde

sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama

tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol

hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu..." gerekçesiyle

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

25. Mahkeme, 19/4/2016 tarihli duruşmada başvurucuların

tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve "Tutuklu

sanıklar ... üzerlerine atılı

suçların vasıf ve mahiyeti, savunmalarının henüz alınamamış olması, şahit

beyanları, müşteki ifadeleri vs. Deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesinin

varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklar Erol Demirhan ve Ali

Fuat Yılmazer'e atılı suçlardan olan suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kamu

görevlisinin resmi belgede sahteciliği, diğer bir kısım tutuklu sanıklarhakkında kamu görevlisinin resmi belgede

sahteciliği ve kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek

suçlarından çok sayıda cezalandırılmalarının talep edilmiş olması ve bu suçlara

TCK da öngörülen toplam ceza süreleri, sanıklara isnat edilen suçların kanunda

öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması,

müşteki sayısı ve sanıklara isnat edilen eylemlerin yoğunluğu da dikkate

alındığında, sanıkların eylemlerinin subüta ermesi

halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama

tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol

hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu..."

gerekçesiyle başvurucuların tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.

26. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 14/6/2016 tarihinde yapılan

duruşmada başvuruculardan Hayati Başdağ, Ali Fuat

Yılmazer ve Erol Demirhan'ın tutukluluk hâllerinin devamına, diğer tüm

başvurucuların ise tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme tutukluluğun devamına

karar verirken "Tutuklu sanıklar Hayati

Başdağ, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın

üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

savunmalarının henüz alınmamış olması, işlendiği iddia edilen eylemlerin

İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubede yoğunlaşmış olması ve bu

sanıkların İstanbul emniyet Müdürlüğünde yönetici konumunda bulunmaları,

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhas deliller bulunması,

sanıklara atılı suçlardan olan 'Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan

kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör

örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, devletin gizli

kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'

suçlarının tutuklama sebeplerinin kanuni karine olarak varsayıldığı, CMK

103/3-a. 11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat

edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma

şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu da dikkate

alındığında, sanıkların eylemlerinin subüta ermesi

halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama

tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri

ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu..."

gerekçesine dayanmıştır. Tahliye kararında ise Mahkeme, diğer tüm

başvurucuların tutuklulukta geçirmiş oldukları süreleri ve sabit ikametgâh

sahibi olmalarını dikkate alarak bu kararı verdiğini belirtmiştir.

27. Tahliye kararı sonrasında Mahkemece 23/9/2016 tarihli

duruşmada, daha önce haklarında tahliye kararı verilen başvuruculardan Ali

İhsan Tezcan ile Tolga Güzeltaş haricindeki tüm

başvurucular yönünden bu defa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan "üzerlerine atılı bulunan silahlı terör örgütüne

üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanıkların bir celse

önce tutuklu bulundukları resmi belgede sahtecilik suçundan tahliye olmaları ve

bu celse mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemeleri ve kaçma şüpheleri

nedeniyle" gerekçesiyle yakalama emri çıkartılmıştır.

28. Hakkında yakalama emri çıkarılması üzerine başvuruculardan

Abdulhalim Sönmez 3/3/2017 tarihinde yakalanmıştır. Aynı tarihte bu

başvurucunun ifadesi Mahkemece alınmış ve daha sonra serbest bırakılmasına

karar verilmiştir. Hakkında yakalama emri çıkarılan bu başvurucu haricindeki

diğer tüm başvurucuların yakalanması mümkün olmamıştır.

29. Mahkeme 13/7/2017 tarihli duruşmada tutuklu başvurucular

Hayati Başdağ, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın

tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve

"Tutuklu sanıklar Hayati Başdağ, Ali Fuat

Yılmazer, Erol Demirhan ...'ın, üzerlerine atılı

Türkiye Cumhuriyet Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını

engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı

terör örgütüne üye olma suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu,

işlendiği iddia edilen eylemlerin İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubede

yoğunlaşmış olması ve bu sanıkların İstanbul emniyet Müdürlüğünde yönetici

konumunda bulunmaları, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşteki

beyanları, imaj alma tutanakları, dijital inceleme tutanakları, tevdi

raporları, tespit tutanağı gibi müşahhas deliller bulunması, CMK 100/3-a. 11

alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara isnat edilen suçların

kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini

doğurması, müşteki sayısı ve her bir müştekiye karşı eylemlerin yoğunluğu da

dikkate alındığında, sanıkların eylemlerinin subüta

ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli

kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak

oluşu..." gerekçesiyle bu başvurucuların tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir.

30. Başvurucu Ali İhsan Tezcan hakkında Şanlıurfa 5. Ağır Ceza

Mahkemesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla görülen yargılama

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bu yargılamayla Şanlıurfa 5. Ağır

Ceza Mahkemesinin 25/12/2017 tarihli kararıyla birleştirilmiştir. Bu

birleştirme üzerine Mahkeme, 20/4/2018 tarihinde bu başvurucunun tutukluluk

durumunu değerlendirmiş ve başvurucu Ali İhsan Tezcan'ın tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir. Mahkeme tutukluluğun devamına karar verirken "Tutuklu sanık

Ali İhsan Tezcan'ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut

delil durumu, işlendiği iddia edilen eylemlerin Emniyet İstihbarat Şubede

yoğunlaşmış olması, sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren

müşteki beyanları, imaj alma tutanakları, dijital inceleme tutanakları, teşhis

tutanakları, araştırma tutanakları, gözaltı, arama, el koyma tutanakları ile

kararları, dosyaya gelen bylock raporu gibi tüm dosya

kapsamına göre hakkında müşahhas deliller bulunması, sanık üzerine atılı

suçlardan bir kısmı ile silahlı terör örgütü üyeliği suçunun CMK 100/3-a. 11

alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanığaisnat

edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma

şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve sanığın eylemlerinin yoğunluğu da

dikkate alındığında, sanığın eylemlerinin subüta

ermesi halinde sanığa verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanık üzerinde adli kontrol

hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu"

gerekçesine dayanmıştır.

31. Mahkeme 26/4/2018 tarihli duruşmada başvurucular Hayati Başdağ, Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan ve Ali İhsan

Tezcan'ın tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve "Tutuklu sanıklar ...'in üzerlerine

atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, işlendiği iddia edilen

eylemlerin İstanbul ve Edirne Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubede yoğunlaşmış

olması ve bu sanıkların bir kısmının İstanbul Emniyet Müdürlüğünde yönetici

konumunda bulunmaları, sanıkların haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren müşteki beyanları, imaj alma tutanakları, dijital inceleme tutanakları

ve dosyaya gelen bylock raporu gibi kuvvetli suç

şüphesini gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklar üzerine atılı

suçlardan bir kısmının ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunun CMK 100/3-a. 11

alt bendinde sayılan tutuklanmayı gerektirir katalog suçlardan oluşu, sanıklara

isnat edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının

kaçma şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu da dikkate

alındığında, sanıkların eylemlerinin subüta ermesi

halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama

tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli kontrol

hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu..."

gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

32. Mahkeme 13/11/2018 tarihli duruşmada başvurucular Hayati Başdağ, Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan ve Ali İhsan

Tezcan'ın tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve "Tutuklu sanıklar ...'ın üzerlerine atılı suçların vasıf ve

mahiyeti, mevcut delil durumu, işlendiği iddia edilen eylemlerin İstanbul

Emniyet Müdürlüğü ve Edirne Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubede yoğunlaşmış

olması ve bu sanıkların bir kısmının İstanbul Emniyet Müdürlüğünde yönetici

konumunda bulunmaları, sanıkların haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren müşteki beyanları, imaj alma tutanakları, dijital inceleme

tutanakları, tevdii raporları, usulsüz dinlemelere ilişkin talep formları ile tutunaklar ve dosyaya gelen sanıkların örgütün gizli

haberleşme aracı bylock'u kullandıklarına ilişkin

raporlar ve teknik veriler gibi müşahhas deliller bulunması, sanıklar üzerine

atılı suçlardan bir kısmının ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunun CMK

100/3-a. 11 alt bendinde sayılan tutuklanmayı gerektirir katalog suçlardan

oluşu, sanıklara isnat edilen suçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst

sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, müşteki sayısı ve eylemlerin yoğunluğu

da dikkate alındığında, sanıkların eylemlerinin subüta

ermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile

tutuklama tedbirinin ölçülü olması gibi sebeplerle, sanıklar üzerinde adli

kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu

ve tutuklu kaldıkları süre..." gerekçesiyle tahliye

taleplerinin reddine ve tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.

33. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk

derece mahkemesinde derdesttir ve başvurucular Hayati Başdağ,

Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan ve Ali İhsan Tezcan'ın tutukluluk durumu devam

etmektedir.

B. Başvuru Öncesi Süreç

34. Başvurucular, aynı soruşturma kapsamında ayrıca 27/8/2014

tarihinde Anayasa Mahkemesine (B. No: 2014/14061) başvuruda bulunmuşlardır. Söz

konusu başvuruda başvurucular, haklarında kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama

nedeni bulunmaksızın doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, tarafsız ve

bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından tutuklandıklarını, tutuklama ve

tutuklamaya itiraz üzerine verilen kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli

olmadığını, tutuklama kararına karşı etkili başvuru yolu bulunmadığını, gözaltı

süresinin aşıldığını, kanuna aykırı delillerin kullanıldığını, soruşturma

dosyasına erişimin kısıtlandığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini

belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği, 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile 38. maddesinde düzenlenen

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

35. Anayasa Mahkemesi 8/4/2015 tarihinde, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği ve yasal gözaltı süresinin aşıldığı iddialarının

başvuru yollarının tüketilmemiş olması, kuvvetli

suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmadığı ile itirazların gerekçesiz olarak

reddedildiği, tutuklama yasağı kapsamında olan suçtan tutuklama kararı

verildiği, serbest bırakılma sonrasında yeni delil olmaksızın yakalama emri

çıkarıldığı, doğal hâkim ilkesine aykırı, tarafsız ve bağımsız olmayan yargı

merciince tutuklandıkları, soruşturma dosyasına erişim imkânı ve savunma için

makul süre verilmediği iddiaları ile etkili başvuru hakkının ve masumiyet

karinesinin ihlal edildiği iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedenleriyle kabul edilemezlik kararı

vermiştir (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015).

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

36. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucular; dokuz ayı aşkın bir süredir tutuklu

olduklarını, bu süreçte verilen tutukluluğunun devamına dair Hâkimlik kararları

gerekçelerinin matbu cümlelerin tekrarından ibaret olup ilgili ve yeterli

olmadığını, kaçma şüphelerinin ve delilleri karartma ihtimallerinin

bulunmadığını, tutuklu bulundukları yaklaşık on aylık sürede haklarında iddianame

düzenlenmek suretiyle yetkili ve görevli mahkeme önüne çıkarılmadıklarını

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

38. Bakanlık görüşünde; başvurucuların bu başlık altındaki

şikâyetlerine ilişkin olarak öncelikle 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeki

düzenlemeler çerçevesinde başvuru yollarının tüketilmediği belirtilmiştir.

Bakanlık, şikâyetin esasına ilişkin olarak sunduğu görüşünde ise başvurucular

hakkında yürütülen soruşturmada kısa süre içinde kamu davası açıldığını hatta

yargılama devam ederken bir kısım sanığın tahliye edildiğini, yargılamanın

devamında ise usule ilişkin birçok işlemin yapıldığını, Mahkemenin tutukluluğa

ilişkin kararlarının gerekçelerinin ilgili ve yeterli olduğunu ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda ihlal iddialarının özü

itibarıyla tutukluluğun uzun sürmesine, yargılamanın tutuklu devam

ettirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucuların bu

başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası kapsamında

değerlendirilmiştir.

1. Başvurucular Ali İhsan

Tezcan, Muhammed Ali Iklı, Metin Canbay, Harun Aydın,

Hasan Hüseyin Danacı, Tolga Güzeltaş, Muhammed İkbal Kayaduman, Abdulhalim Sönmez, Hikmet Kopar ve Mesut Yılmaz

Yönünden

40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

42. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun

yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,

26/3/2013, § 17).

43. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma

imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,

28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

44. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 14/6/2016

tarihinde tahliyelerine karar verilen başvurucuların tutukluluklarının makul

süreyi aştığına ilişkin iddiaları,5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında

açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre

başvurucuların tutukluluklarının makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli

mahkemece başvurucular lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271

sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucuların durumuna

uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru

yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

45. Başvuruculardan Ali İhsan Tezcan hakkında silahlı terör

örgütüne üye olma suçlamasıyla yürütülen başka bir yargılamanın (Başvurucu Ali

İhsan Tezcan bu aşamada tutukludur.) bu başvuruya konu yargılama ile

birleştirilmesi üzerine başvurucu tutuklu hâle gelmiş ise de başvurucunun bu

başvuru açısından resmî belgede sahtecilik ve kişiler arasındaki konuşmaları

kayda alması suçlamaları nedeniyle tutuklanmasını başvuruya konu ettiği

anlaşılmıştır (bkz. 11). Bu suçlamalar açısından başvurucunun da 14/6/2016

tarihinde tahliyesine karar verildiği görülmektedir. Bu nedenlerle başvurucu

açısından silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla uygulanan tutuklama

tedbirinin başka bir başvuruya konu edilmesi mümkün ise de bu başvuruda,

başvurucu hakkında tahliye kararı verilmesi karşısında yukarıda belirtilen

içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durumun söz konusu olmadığı

değerlendirilmiştir.

46. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Ali İhsan Tezcan,

Muhammed Ali Iklı, Metin Canbay, Harun Aydın, Hasan

Hüseyin Danacı, Tolga Güzeltaş, Muhammed İkbal Kayaduman, Abdulhalim Sönmez, Hikmet Kopar ve Mesut

Yılmaz'ın tutukluluğun makul süreyi aştığı iddialarına ilişkin olarak yargısal

başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuru yaptıkları anlaşıldığından başvurunun

bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucular Hayati Başdağ, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan Yönünden

a. Başvuru Yollarının

Tüketilmesi Hakkında

47. Bir suç isnadına bağlı

olarak tutuklu olma durumunda, tutukluluk süresinin kanuni süreyi

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece

yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada

başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru

süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet Emin

Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28). Bununla birlikte anılan

kural mutlak değildir. Bazı hâllerde kuralın hakların kullanılmasına engel

olacak aşırı şekilcilikten uzak bir şekilde esnek yorumlanması gerekebilir.

Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğun devamı kararlarına itiraz edilmiş

ve sonuç alınamamışsa en son verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmediği, dolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvuru

reddedilmemelidir (Serdar Ziriğ [GK], B.

No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).

48. Somut olayda UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde

bireysel başvuru tarihi öncesinde birden fazla hâkimliğin bu başvurucuların

tutukluluk hâllerini birçok kez resen incelediği ve her defasında

başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar verdiği, bu kararlara karşı

yapılan itirazların da altı kez reddedildiği anlaşılmıştır (bkz. § 20).

Başvurucuların tutukluluk hâllerinin devam ettiği de gözönüne

alındığında bireysel başvuruya konu edilen tutukluluğun devamı kararına karşı

itiraz yoluna başvurulmaması nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilmesi aşırı

şekilci bir yaklaşım olacaktır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurunun yalnızca itiraz yoluna

başvurulmadan yapıldığı gerekçesiyle kabul edilemezliğine karar verilmemesi

gerekir.

b. Şikâyetin

Değerlendirilmesi

i. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

(1) Genel

İlkeler

51. Genel ilkeler için bkz. Erdal

Tercan (B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 190-200) kararı.

(2)

İlkelerin Olaya Uygulanması

52. Başvurucular 22/7/2014 tarihinde gözaltına alınmış ve

İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/7/2014 tarihli kararıyla, resmî belgede

sahtecilik ve kişilerin arasındaki konuşmaların kayda alınması suçlarından,

başvuruculardan Erol Demirhan ile Ali Fuat Yılmazer'in ise bu suçlardan ayrı

olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan tutuklanmalarına karar

verilmiştir. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucuların

tutukluluk hâlleri devam etmektedir. Buna göre başvurucuların tutukluluk süresi

yaklaşık 4 yıl 8 aydır.

53. Başvurucular, belirli bir örgüt hiyerarşisi içinde örgüt

faaliyetleri kapsamında resmî belgede sahtecilik, kişilerin arasındaki

konuşmaların kayda alınması ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma iddiasıyla

yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanmışlardır. Başvurucuların isnat

edilen suçlar yönünden kuvvetli suç şüphesi altında olduğu sulh ceza

hâkimlikleri ve Mahkeme tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkça

belirtilmiştir (bkz. §§ 11-12, 14-16, 21, 24-26, 29, 31-32). Anayasa

Mahkemesince de başvurucuların tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiası

incelenirken suç işlendiğine dair kuvvetli belirtilerin bulunduğu sonucuna

varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 74-86).

Başvurucular hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarında atıf

yapılan ve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilen delillerin içeriği

dikkate alındığında -tutukluluğun ön şartı olan- suç işlendiğine dair kuvvetli

belirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılan kararların ilgili ve yeterli

olduğu değerlendirilmiştir.

54. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve Mahkemenin

tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alan tutuklama nedenlerine

ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçma şüphesine, delillerin

karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçlardan birinin 5271

sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun

gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılı

olmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayanıldığı

görülmektedir (bkz. §§ 13-16, 21, 24-26, 29, 31-32).

55. Türk yargı organlarınca FETÖ/PDY'nin

devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve

fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi,

toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari

sisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu kabul edilmektedir

(ilgili kararların bir kısmı için bkz.

Selçuk Özdemir [GK], B.

No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21; Alparslan

Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 10).

56. FETÖ/PDY bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere farklı

sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken, diğer

taraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasal

yapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusal

alana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir.

FETÖ/PDY yargı organları da dâhil olmak üzere neredeyse ülkedeki bütün kurum ve

kuruşlarda illegal bir biçimde örgütlenmiştir. Bu örgütlenmenin başlıca

özellikleri hiyerarşi temelinde ve hücre tipi bir sistemle gerçekleştirilmesi,

itaat ve teslimiyet anlayışıyla hareket edilmesi, kendisine kutsallık atfetmesi

ve gizliliği esas almasıdır. FETÖ/PDY mensubu kamu görevlilerinin devlete olan

sadakati, yapılanmaya olan sadakatten sonra gelmekte hatta onun karşısında bir

değer ifade etmemektedir. Dolayısıyla bu kişiler, devletin amaçlarından ziyade

yapılanmanın amaçları doğrultusunda faaliyette bulunmaktadırlar. FETÖ/PDY'nin kamu kurum ve kuruşlarındaki faaliyetlerinin temel

özelliği, kamusal bir faaliyetin görünürde bu faaliyeti gerçekleştirmeye

yetkili bir kamu görevlisi eliyle yerine getirilmesi ancak bu faaliyetin

gerçekte ilgili kamu görevlisinin iradesiyle değil kamu görevlisinin kamusal

hiyerarşinin dışında bağlı olduğu yapılanmadaki üstünün (abi/imam) iradesiyle

vuku bulmasıdır (Aydın Yavuz ve diğerleri,

§ 26).

57. Bir diğer yandan ise FETÖ/PDY'nin

ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz

elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası

ittifaklarının bulunması bu yapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabi

tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük

ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272).

58. Başvuruculara isnat edilen suçlamaların niteliği,

başvurucuların yöneticisi veya üyesi olduğu iddia edilen terör örgütünün

(FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilen örgütlenme biçimi ve işleyişi,

soruşturma/kovuşturma konusu edilen olayların özellikleri birlikte dikkate

alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerin tutukluluğun

devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklı gösterecek özen ve

içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamına ilişkin bu gerekçelerin

tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve yeterli olduğu sonucuna varılmıştır.

59. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, somut başvuruya

sebep olan soruşturmanın başlatıldığı tarihe yakın tarihlerde FETÖ/PDY'nin kolluk birimlerindeki yapılanmasına ve/veya

faaliyetlerine yönelik olarak birçok soruşturma yapılmış ve bu soruşturmalar

çerçevesinde çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri

uygulanmıştır. Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve

niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate

alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve

karmaşık olduğu ortadadır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

60. Diğer bir taraftan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından başlatılan bu soruşturmada, yaklaşık 160 kişi hakkında şüpheli

sıfatıyla soruşturma yürütülmüş, yaklaşık seksen kişinin ifadesine başvurulmuş,

soruşturma süresince birçok kuruma müzekkereler yazılarak birçok bilgi ve belge

talebinde bulunulmuştur. Başvurucuların tutuklanmasının üzerinden 1 yıl 3 ay

gibi bir süre geçtikten sonra 26/10/2015 tarihinde iddianame düzenlenerek

başvurucularla birlikte 143 kişi hakkında kamu davası açılmıştır. Aynı

iddianamede 209 müştekinin ve 57 mağdurun ismine yer verilmiş olup bu iddianame

toplam 721 sayfadan oluşmaktadır.

61. İddianame düzenlenip kamu davası açıldıktan sonra İstanbul

13. Ağır Ceza Mahkemesince 6/11/2015 tarihinde tensip incelemesi yapılmış ve

duruşma aşamasına geçilmiştir. Yargılama, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde

devam etmektedir. Duruşmalarda 721 sayfadan oluşan iddianamenin okunması ve

taraf beyanlarının alınması gibi usule ilişkin işlemlerin yapıldığı, hâkimin

reddi taleplerinin değerlendirilmesi amacıyla dosyanın bir üst mahkemeye

gönderildiği, yine ilgili yerlerden birtakım bilgi ve belge istendiği

anlaşılmıştır. Kamu davasının açılmasından itibaren en uzunu 3 ay 10 günü

geçmemek üzere Mahkemece duruşmalar yapıldığı, bu duruşmaların arasındaki

sürenin büyük bir çoğunluğunun üç ayı bulmadığı tespit edilmiştir. Hatta

8/3/2017 tarihinden itibaren savunmaların alınmasına başlanmasına rağmen bu

savunmaların alınmasına devam edildiği yapılan inceleme sonucunda

anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle başvurucular açısından yürütülen yargılama

bakımından hem soruşturma hem de kovuşturma süreçlerinin yürütülmesinde bir

özensizlik gösterildiği tespit edilmemiştir.

62. Başvurucular hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkin

kararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerinin

belirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması, soruşturma/kovuşturma

sürecinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate

alındığında yaklaşık 4 yıl 8 aylık tutukluluk süresinin makul olduğu sonucuna

varılmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci

fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine

karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucular Ali İhsan Tezcan, Muhammed Ali Iklı, Metin Canbay, Harun Aydın, Hasan Hüseyin Danacı,

Tolga Güzeltaş, Muhammed İkbal Kayaduman,

Abdulhalim Sönmez, Hikmet Kopar ve Mesut Yılmaz yönünden tutukluluğun makul

süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Başvurucular Hayati Başdağ, Ali

Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan yönünden tutukluluğun makul süreyi aşması

nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Başvurucular Hayati Başdağ, Ali

Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan yönünden tutukluluğun makul süreyi aştığı

iddiasına ilişkin olarak Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Serruh KALELİ Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Ömer MENCİK Başvurucular : 1. Abdulhalim SÖNMEZ 2. Ali Fuat YILMAZER 3. Ali İhsan TEZCAN 4. Erol DEMİRHAN 5. Harun AYDIN 6. Hasan Hüseyin DANACI 7. Hayati BAŞDAĞ 8. Hikmet KOPAR 9. Mesut YILMAZ 10. Metin CANBAY 11. Muhammed Ali IKLI 12. Muhammed İkbal KAYADUMAN 13. Tolga GÜZELTAŞ Vekili : Av. Hüseyin ATAOL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/7696, 3 Nisan 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Soruşturma ve
  7. B. Başvuru Öncesi Süreç
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Başvurucular Hayati Başdağ, Ali
  12. C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/7696
Tarih
3 Nisan 2019

İlgili Kararlar

  • Ahmet Sevim Başvurusu (B. No: 2014/12092)
  • Sönmez Ahi Başvurusu (B. No: 2016/43137)
  • Mustafa İnce Başvurusu (B. No: 2016/50467)
  • Ali Fuat Yılmazer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/1150)
  • Abdurrahim Dede Başvurusu (B. No: 2017/16898)
  • Ramazan Özcan Başvurusu (B. No: 2016/70311)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.