İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İslam Yakut Başvurusu (B. No: 2014/16925)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/16925Tarih8 Şubat 2018Okuma16 dk · 3.219 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İslam Yakut Başvurusu

Karar tarihi
8 Şubat 2018
Başvuru Numarası
2014/16925
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.219 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın özel statülü mahkemece yapılması,

parmak izi incelemesi yapılması talebinin reddedilmesi, deliller hatalı değelendirilerek hüküm kurulması, onama kararının gerekçesiz

olması ve yargılamanın makul süreyi aşması nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/10/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göre

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 1966 tarihinde doğmuş olup olayların gerçekleştiği

tarihte İstanbul'da ikamet etmektedir.

9. Başvurucu hakkında suç örgütü yöneticisi olma, suç örgütü

faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma ve 10/7/1953 tarihli ve

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a

muhalefet yapma suçlarından soruşturma açılmış ve 18/6/2009 tarihinde

başvurucunun evinde arama yapılmıştır.

10. Başvurucu, müsnet suçlardan

18/6/2009 tarihinde gözaltına alınmış; İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK

250. maddeyle görevli) tarafından 20/6/2009 tarihinde tutuklanmıştır.

11. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK

250. maddeyle görevli) suç örgütü kurma, yönetme ve suç örgütü faaliyeti

çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından 22/10/2009 tarihli

iddianameyle kamu davası açılmıştır.

12. Sanıklar müdafileri tarafından İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi

(CMK 250. maddeyle görevli) (Mahkeme) nezdindeki yargılamanın 3/3/2011 tarihli

celsesinde, ele geçen uyuşturucuda parmak izi incelemesi yapılması talep

edilmiş; talep etkin pişmanlık hükümlerinin bu hususlara bağlı kalınmadan da

mahkemece değerlendirileceği ve söz konusu incelemenin davaya yenilik

katmayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.

13. Mahkeme 19/6/2012 tarihli kararla başvurucunun müsnet suçlardan mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir.

14. Mahkemenin başvurucu hakkındaki uyuşturucu madde ticareti

yapma suçuna ilişkin mahkûmiyet kararının gerekçesi şöyledir:

"... malın

sahibi olup, organizasyonu yönlendiren, lider konumundaki "Abi"

lakaplı kişinin sanık İslam Yakut olduğu ve sanığın yurt dışına gönderilmek

üzere belirlenemeyen bir kaynaktan temin ettiği suça konu uyuşturucu maddeyi,

sevk edilmek üzere diğer sanıklar [M.Y.]

ve [İ.C.ye] teslim ettiği, bu

sanıklarla yüz yüze görüşmeler ile talimatlar verip yönlendirdiği ve sanığın

ayrıca ana uyuşturucu madde sevkiyatından önce test amaçlı örgüte zarar

vermeyecek küçük bir miktarda uyuşturucu maddenin de İngiltere'ye tekstil

kolileri içerisinde gönderilmesini sağladığı, ancak bu uyuşturucunun ele

geçirilmemiş bulunduğu ve bu şekilde üzerine atılı bulunan uyuşturucu madde ticareti

suçunu işlediği iddia, olay, yakalama ve arama tutanakları ile fiziki takip

tutanakları içerikleri, ekspertiz ve Adli Tıp Kurumu rapor içerikleri,

iletişimin tespiti tutanakları ile bağlantılı fiziki takip tutanakları

içerikleri, tutanak düzenleyicisi görevlilerin tanık olarak verdikleri ifade

içerikleri, tanık [M.G.nin] olayın sıcağı ile verdiği soruşturma aşamasındaki

ifade içeriği ve tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup..."

15. Mahkemenin başvurucu hakkındaki suç işlemek amacı ile örgüt

kurma suçuna ilişkin mahkûmiyet kararının gerekçesi ise şu şekildedir:

"...iletişimin tespiti tutanaklarına göre

"Abi" lakaplı sanık İslam Yakut'un diğer sanıkları yönlendirdiği ve

talimatlar verdiği ve diğer sanıkların da bu talimatlar doğrultusunda hareket

ettikleri, hatta sanıklar [M.Y.],

[İ.C.] ve [A.Y.ın] lider

konumundaki "Abi"lerini suçtan kurtarmak

yada daha az ceza almasını sağlamak amacı ile sanık [A.nın] konum itibarı ile

suç üslenmiş bulunması dikkate alındığında sanıklar arasında hiyerarşik ilişki

bulunduğu ... uyuşturucu madde ticareti suçu açısından sübut koşullarından olan

uyuşturucu maddenin ele geçirilmiş olması şartı gerçekleşmemekle beraber suç

işleme iradesinde devamlılığı göstermesi açısından 15 Mayıs tarihi itibarı ile

İngiltere'ye deneme amaçlı bir miktar uyuşturucunun gönderilmesi ve parasının

tahsil edilmiş bulunması, ayrıca sanık İslam Yakut'un sahte isimlerle ikamet

ettiği her iki evde birden çok suç işleme, yakalanmama, gizlenme ve kaçma

olgularını gösteren sahte kimlikler, sahte sürücü belgeleri ile çok sayıda

kullanılmamış cep telefonu, sim kart ve sim kart yuvası ile şifreli el yazısı

notların ele geçirilmiş bulunması nedeni ile suç işleme iradesinde devamlılık

unsurunun gerçekleşmiş bulunduğu..."

16. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 7/3/2013 tarihli kararıyla

hükmün bozulması üzerine Mahkemenin E.2013/85 sayısına kayden

yürütülen yargılamada 9/7/2013 tarihli kararla "sanıkların

örgüt oluşturmak için sayısal yeterlikte olduğu anlaşılmakta ise de, aralarında

hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradelerinde devamlılık saptanmadığı, açıklanan

durum karşısında sanıklar hakkında 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun 220. maddesinin

uygulanmasının koşulları bulunmadığı" gerekçesiyle başvurucunun

suç örgütü kurup yönetme suçundan beraatine,

uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma suçundan ise ilk hükümdekiyle aynı

gerekçeyle mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.

Başvurucunun hükmen tutukluluk kararına yaptığı itiraz 26/7/2013 tarihinde

reddedilmiştir.

17. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 25/9/2014 tarihli kararıyla iddia

ve savunmaların tüm delillerle birlikte kararda tartışıldığı, sanıklarca

işlendiği saptanan eyleme uygun suç tipi ile yaptırımların doğru belirlendiği

ve vicdani kanının dosyadaki belge ve bilgiler doğrultusunda kesin verilere

dayandırıldığı gerekçesiyle hükmü onamıştır.

18. Başvurucu nihai karardan 25/9/2014 tarihinde haberdar

olduğunu bildirmiştir.

19. Başvurucu 27/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

20. Başvurucu hükme dayanak oluşturan bir kısım tutanaklara

ilişkin sahtecilik iddiasıyla yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

Talep Mahkemece kabule değer görülmüş, yapılan yargılamada belgeler üzerindeki

sahtecilik iddiasına ilişkin Ankara Jandarma Kriminal

Daire Başkanlığından rapor temin edilerek değerlendirilmiş ve 16/12/2016

tarihli kararla yargılamanın yenilenmesi talebi reddedilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 8/2/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

22. Başvurucu, tutukluluk hâlinin makul süreyi aştığını iddia

etmiştir.

23. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukla ilgili

şikâyetleri içeren bireysel başvurunun -ilk derece mahkemesince hüküm ile

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmemiş ise- kararın

verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz merciince verilen kararın

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Muhammet Ömeroğlu, B. No: 2014/657,

17/5/2016, § 40). Somut olayda başvurucu tarafından ilk derece mahkemesince

hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yapılan itirazın reddi

kararının tebliğ edildiği 13/8/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekirken 27/10/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı

olduğu sonucuna varılmıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

1. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

26. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

27. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

28. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 5 yıl 4 ay 9

günlük yargılamanın süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

29. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

2. Kanuni Hâkim Güvencesinin İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

30. Başvurucu 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesi ile görevli mahkemede yargılanmasının kanuni hâkim

güvencesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

31. Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda daha önce verdiği

kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi uyarınca yargılama yapan ağır

ceza mahkemelerinin doğal hâkim ilkesine aykırılık oluşturmayacağına karar

verilmiştir (Deniz Seki, B. No:

2014/5170, 25/6/2015, §§ 51-57; Ersin Ekmekçi ve Sinan Ekmekçi, B. No:

2013/6068, 18/11/2015, §§ 47-52). Başvurucunun iddiası bakımından farklı bir

sonuca ulaşılmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

32. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal

Edildiğine İlişkin İddialar

a. Parmak İzi İncelemesi Talebinin Reddine

İlişkin İddia

33. Başvurucu, ele geçirilen uyuşturucu delili üzerinde parmak

izi incelemesi yapılması talebinin gerekçesiz olarak reddedildiğini iddia

etmiştir.

34. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes "iddia",

"savunma" ve "adil yargılanma" hakkına sahiptir.

Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak

"iddia" ve "savunma" hakkına birlikte yer verilmesi,

taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması

gerektiği anlamını da içermektedir (Gökay

Dayan, B. No: 2014/12206, 21/9/2017, § 21).

35. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, bu ibarenin

Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen "silahların eşitliği" ilkelerine

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin

adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya

çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete

uygun olması olanaklı değildir (Gökay Dayan,

§ 22).

36. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına

da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını

kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.

No. 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

37. Diğer taraftan belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri

değerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına

karar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada

sunulan delilin geçerli olup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerinin

yasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında

olmayıp bu husustaki görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil

olup olmadığını değerlendirmektir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme de başvuru konusu

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

38. Somut olayda Mahkeme tarafından 3/3/2011 tarihli celsede,

ele geçen uyuşturucuda parmak izi incelemesi yapılması yönündeki talepler bu

incelemenin davaya yenilik katmayacağı değerlendirilerek reddedilmiştir. Bu

talebinin reddedilmesine ilişkin kararın makul gerekçe taşıdığı, yeterli güvenceleri

içeren bir usul çerçevesinde verildiği ve usule ilişkin imkânlar noktasında

taraflar arasında farklı muamele yapılmadığı görülmektedir.

39. Mahkûmiyet hükmü başka delillerle desteklenerek

oluşturulduğundan silahların eşitliği ilkesine aykırı ve sonucu itibarıyla bir

tarafı diğer taraf karşısında önemli bir dezavantaj içine sokan bir uygulamanın

varlığından söz etmek mümkün değildir. Somut delillerini sunma ve inceletme

noktasında taraflara uygun imkânlar tanınmıştır. Dolayısıyla yargılamanın

bütünlüğü içinde silahların eşitliği ilkesine yönelik bir ihlalin olmadığının

açık olduğu sonucuna varılmıştır.

40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. HTS Kayıtlarının Temin Edilmemesine İlişkin

İddia

41. Başvurucu diğer sanığın HTS kayıtlarının temin edilmesi

talebinin gerekçesiz olarak reddedildiğini iddia etmiştir.

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca başvurucunun başvuru konusu

olaylara ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal

edildiğine dair hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki

haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkin gerekçeleri ve

delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

43. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak

ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların aslı ya da örneğini

başvuru dilekçesine ekleme sorumluluğunun başvurucuya ait olmasına rağmen başvurucu,

taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğine ilişkin iddialarını

temellendirmemiştir. Bir başka ifadeyle hangi tarihli dilekçeyle veya hangi

tarihli celsede HTS kayıtlarının temini yönünde Mahkemeden talepte bulunduğuna

ve Mahkemenin anılan taleple ilgili olarak ne şekilde karar verdiğine ilişkin

deliller Anayasa Mahkemesine sunulmamıştır.

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

4. Hakkaniyete Uygun

Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

45. Başvurucu, heyet değişiklerine olmasına rağmen önceki

duruşma tutanakları okunmadan yargılamaya devam edildiğini iddia etmiştir.

46. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §

20).

47. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü iddiaları yargılama sürecinde dile getirmediği, bu iddiasına ilişkin

bilgi veya belge sunmadığı ve böylece başvuru yollarını usulüne uygun

tüketmediği anlaşılmaktadır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

5. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

49. Başvurucu, mahkûmiyet hükmünün gerekçesiz olarak onandığını

ileri sürmüştür.

50. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından söz

edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla

Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar

hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017,

§ 75).

51. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

52. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı

atıfla kararına yansıtması, kararın gerekçelendirilmiş olması bakımından

yeterlidir (Yasemin Ekşi, B. No:

2013/5486, 4/12/2013, § 57).

53. Somut olayda kanun yolu incelemesi sonucunda verilen

kararda, Mahkemenin hüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu (bkz. § 17) dikkate

alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

6. Arama Sonucu Elde

Edilen Delillere İlişkin İhlal İddiaları

55. Başvurucu; ikametgâhında yapılan arama sırasında çekilen

kamera kaydında uyuşturucu delilinin bulunma anının olmadığını, başvurucunun

ikametgâhından çıkarılması sonrasında da kolluk görevlilerince kamera kaydı

yapılmadan aramaya devam edildiğini, dolayısıyla arama sonucu elde edilen

delilin hukuka aykırı olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını iddia

etmiştir.

56. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak

olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu

mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, § 20).

57. Somut olayda başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri

sürdüğü bu iddiayı temyiz aşamasında dile getirmediği, böylece başvuru

yollarını usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

7. Tutanaklarda Sahtecilik Yapıldığına İlişkin

İhlal İddiaları

59. Başvurucu 17/1/2017 tarihinde sunduğu ek dilekçeyle kolluk

görevlilerince düzenlenen ve mahkûmiyete esas alınan yakalama, ev arama ve

muhafaza altına alma tutanağında sahtecilik yapıldığını belirterek söz konusu

iddiasına ilişkin yargılamanın yenilenmesi talebinin de reddedildiğini

belirtmiştir.

60. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği,

başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün

içinde yapılması gerekir.

61. Somut olayda,nihai kararın

öğrenildiği 25/9/2014 tarihinden itibaren otuz günlük başvuru süresi geçtikten

sonra 17/1/2017 tarihli ek dilekçeyle anılan iddianın dile getirildiği

anlaşılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

8. Diğer İhlal İddiaları

63. Başvurucu, deliller hatalı değerlendirilerek haksız olarak

üst hadden mahkûmiyet hükmü kurulduğunu iddia etmiştir.

64. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz

takdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren tespit ve

sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

65. Başvurucunun iddialarının esas itibarıyla derece

mahkemelerince verilen kararlarda isabet bulunmadığına, dolayısıyla kararın

sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir. Maddi olay ve olguların kanıtlanması,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması bakımından mahkemenin ve Yargıtayın kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit

edilmemiştir.

66. Başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının yukarıda

belirtilen içtihat kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu sonucuna

varıldığından başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

67. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

68. Başvurucu 100.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

69. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

70. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya 5.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

71. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Kanuni hâkim güvencesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin

iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Gerekçeli karar hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

7. Arama sonucu elde edilen delillere ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

8. Tutanaklarda sahtecilik yapıldığına ilişkin iddiasının süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

9. Diğer ihlal iddialarının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına

başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması

hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için

yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için (kapatılan) İstanbul 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin (E.2013/85, K.2013/153) yerine bakan Mahkemeye

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/2/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Tuğçe TAKCI

Başvurucu

:

İslam YAKUT

Vekilleri

:

1. Av. Özgür

Sait ARSLAN

2. Av. Tülay

BEKAR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/16925, 8 Şubat 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Kişi Hürriyeti ve
  8. B. Adil Yargılanma
  9. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli
  10. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  11. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Necipoğlu
  14. Bekar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/16925
Tarih
8 Şubat 2018

İlgili Kararlar

  • Selma Mirzaoğlu Başvurusu (B. No: 2014/2994)
  • Fatma Sancak Başvurusu (B. No: 2015/4239)
  • Sabah Yıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Başvurusu (B. No: 2015/3369)
  • H.s. Başvurusu (B. No: 2015/10569)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2015/4459
  • Ramazan Coşar Başvurusu (B. No: 2014/20562)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.