İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmail Taşpınar Başvurusu (B. No: 2013/3912)

1. Başvurucu, İlçe Seçim Kurulu Başkanının kararı sonucunda

Başvuru No2013/3912Tarih6 Şubat 2014Okuma22 dk · 4.398 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm İsmail Taşpınar Başvurusu

Karar tarihi
6 Şubat 2014
Başvuru Numarası
2013/3912
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.398 kelime·22 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, İlçe Seçim Kurulu Başkanının kararı sonucunda

oda seçimlerine katılamaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 4/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine Mersin 3.

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, başvurunun kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Mersin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler

Odasının (SMMMO) üyesidir. Başvurucu, SMMMO’nun

organlarının belirlenmesi için 12/5/2013 tarihinde yapılan oda seçimlerine

Meslekte Birlik Gurubunun başkanı sıfatıyla katılmak istemiştir.

6. Başvurucunun başkanı olduğu gurup adına verdiği aday

listesi Divan Başkanlığı tarafından, tüm adayların ayrı ayrı dilekçe vermesi

gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir.

7. Başvurucu eksikliği gidererek listeyi tekrar Divan

Başkanlığına vermek istemiş, ancak Divan Başkanlığı verilen süre içerisinde

eksiklik giderilmediği gerekçesiyle aday listesini kabul etmemiştir.

8. Başvurucu, Divan Başkanlığının bu kararına yaptığı itiraz

Oda Genel Kurulunda oylanmış ve reddedilmiştir.

9. Başvurucunun, oda seçiminin iptali için yaptığı itiraz

başvurusu Akdeniz 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının 14/5/2013 tarihli kararı

ile reddedilmiştir. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ret gerekçesini Yeminli Mali

Müşavirler Odası Yönetmeliği’nin oda organlarının seçim esaslarına ilişkin 22.

maddesinin 1. Ek fıkrasında “Guruplardan

aday olacak kişilerin adaylığa ilişkin dilekçeleri gurup listesine eklenerek

divana verilir” hükmüne dayandırmıştır. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı

kararını kesin olarak vermiştir.

10. Başvurucu Akdeniz 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının

kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuş; Başkanlık, 17/5/2013 tarihli

kararında, Başkanlığa ibraz edilen ve 11/5/2013 tarihli Genel Kurula sunulduğu

anlaşılan ve içeriğinde “genel kurulun 10.

maddesine şerh koyuyoruz” ibaresi bulunan dilekçenin hangi amaçla

verildiğinin dilekçeden anlaşılmadığı; divan kararlarının iptalinin “birlik yahut mahkeme kararları ile mümkün olduğu”

gerekçesiyle karar düzelme talebinin reddine karar vermiştir.

B. İlgili Hukuk

11. 1/6/1989 tarih ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali

Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun “Oda ve birlik organlarının seçim esasları” başlıklı 40.

maddesinin 1., 6., 7., 9., 12., 13. ve 15. fıkraları şöyledir:

“Odaların ve birliğin organ seçimleri gizli oyla yapılır ve

seçim işlemleri aşağıdaki esaslara göre yargı gözetimi altında

gerçekleştirilir.

…

Hâkim, kamu görevlileri veya aday olmayan üyeler arasından

bir başkan ile iki üyeden oluşan bir seçim sandık kurulu tayin eder. Aynı

şekilde ayrıca üç yedek üye de belirler. Seçim sandık kurulu başkanının

yokluğunda kurula en yaşlı üye başkanlık eder.

Seçim sandık kurulu, seçimlerin kanunun öngördüğü esaslara

göre yürütülmesi, yönetimi ve oyların tasnifi ile görevli olup bu görevleri

seçim ve tasnif işleri bitinceye kadar aralıksız olarak devam eder.

…

Seçimlerde, üyeler bağımsız aday olabilecekleri gibi,

aralarında oluşturacakları grupların listelerinden de aday olabilirler. Kurul

üyelikleri ve Birlik Genel Kurul temsilcilikleri için ayrı oy pusulaları

oluşturulur. Oy pusulalarında, grup listelerinden aday olanlar ilgili grup ismi

altında, bağımsız adaylar ise ayrıca listelenir. Oy pusulaları, hangi kurul

üyeliği için hangi grup ya da bağımsız adaya oy verileceğini gösterecek şekilde

hazırlanır, grup isimlerinin ve bağımsız adayların adları yanına işaret konacak

kare şeklinde kutulara yer verilmek suretiyle çoğaltılır, ilçe seçim kurulu mührü

ile mühürlendikten sonra kullanılır. Oylar pusulada yer alan grup ya da

bağımsız adayların ismi yanındaki kutu işaretlenmek suretiyle kullanılır. Oy

verme işlemi, gizli oy açık tasnif esaslarına göre yapılır. Üye listesinde adı

yazılı bulunmayan meslek mensubu oy kullanamaz. Oylar, oy verenin kimliğini

resmi kuruluşlarca verilen belgeyle ispat etmesinden ve listedeki isminin

karşısındaki yeri imzalamasından sonra kullanılır. Oylar, üzerinde ilçe seçim

kurulu mührü bulunan ve oy verme sırasında sandık kurulu başkanı tarafından

verilecek zarflara konulmak suretiyle kullanılır. Mühürsüz oy pusulası ve

zarfla kullanılan oylar geçersiz sayılır.

…

Seçim süresinin

sonunda seçim sonuçları tutanakla tespit edilip seçim sandık kurulu başkan ve

üyeleri tarafından imzalanır. Birden fazla sandık bulunması halinde tutanaklar,

hâkim tarafından birleştirilir. Tutanakların birer örneği seçim yerinde asılmak

suretiyle geçici seçim sonuçları ilan edilir. Kullanılan oylar ve diğer

belgeler tutanağın bir örneği ile birlikte üç ay süreyle saklanmak üzere ilçe

seçim kurulu başkanlığına tevdi edilir.

Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların

düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar,

hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz

süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen sonra hakim yukarıdaki hükümlere göre kesin sonuçları ilan eder ve

ilgili oda ile birliğe bildirir.

…

Hâkim, seçim

sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama

sebebiyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde, süresi bir aydan az ve

iki aydan fazla olmamak üzere seçimin yenileneceği pazar gününü tespit ederek

oda ve birliğe bildirir. Belirlenen günde yalnız seçim yapılır ve seçim

işlemleri bu madde ile kanunun öngördüğü diğer hükümlere uygun olarak

yürütülür.

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

12. Mahkemenin 6/2/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 4/6/2013 tarihli ve 2013/3912 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

13. Başvurucu, yapılan hukuksuzluk somut belgelerle

ispatlanmasına rağmen İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının, konuyla ilgili yasaya

açıkça aykırı karar vermesiyle ve ayrıca kararın kesin olarak verilmesiyle

Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Ön Sorunların İncelenmesi

14. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine

başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş

olması şarttır.”

15. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un, “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

16. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesine

yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü

tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka

ifadeyle, Anayasa ve AİHS’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali

iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün

değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

17. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma

hakkına sahiptir.”

18. AİHS’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini istemek hakkına sahiptir. ….”

19. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

20. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili

uyuşmazlıkların” ve bir “suç

isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu

belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak

arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek

için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın

tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş

olması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).

21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre

Sözleşme, bir kişinin sahip olduğunu ileri sürebileceği tüm hak ve

yükümlülükler bakımından adil yargılanma hakkını güvenceye almamaktadır.

Sözleşmenin 6. maddesi bir kimsenin “medeni

hak ve yükümlülükleri”nin

karara bağlanmasıyla ilgili bir yargılama usulünde uygulanır. Sözleşmenin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının “medeni”

meselelerde uygulanabilirliği için ilk olarak bir uyuşmazlığın bulunması

gerekir. İkinci olarak uyuşmazlık, en azından savunulabilir bir şekilde iç

hukukta tanınmış olduğu söylenebilecek “haklar

ve yükümlülükler” ile ilgili olmalıdır. Üçüncü olarak uyuşmazlık

konusu “haklar ve yükümlülükler”,

Sözleşme’deki anlamıyla “medeni” olmalıdır. Son olarak adil yargılanma hakkının

kapsamına alınması istenen usulün, medeni hak ve yükümlülüğü karara bağlaması

gerekir.

22. Somut olayda başvurucu, Mersin SMMMO’nun

organlarından olan Yönetim Kurulu ve Disiplin Kurulunun belirlenmesi için

yapılan seçimlere Meslekte Birlik Gurubunun başkanı sıfatıyla katılmak istemiş;

Genel Kurul Başkanlık Divanı başvurucunun adaylık başvurusunu, başvuru usulüne

aykırılık nedeniyle reddetmiştir. Başvurucu, adaylık başvurusunun kabul

edilmemesi nedeniyle seçimlere katılamamış ve başvurucunun ilçe seçim kurulu

başkanlığına yaptığı itiraz da reddedilmiştir. Başvurucu, ilçe seçim kurulu

kararının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Dolayısıyla

başvurucunun bireysel başvuru hakkına sahip olup olmadığını belirlemek

açısından öncelikle oda seçimlerinde aday olma hakkının “medeni” bir hak olarak nitelendirilip

nitelendirilemeyeceğinin tespiti gerekmektedir.

23. AİHM’in Sözleşme’nin 6. maddesine dair

benimsediği dinamik yorum anlayışı Mahkeme’nin medeni hak ve yükümlülüklerle

ilgili soyut bir tanımlama yapmaktan kaçınmasına neden olmaktadır. Medeni hak

ve yükümlülük kavramı, ilke olarak, özel hukuk davalarını Sözleşme’nin 6.

maddesinin koruması altına almaktadır. Fakat AİHM, geliştirdiği içtihatla, özel

kişiler arasındaki uyuşmazlıklar yanında, kamu hukuku özellikleri ağır basan,

devlet ile birey arasındaki uyuşmazlıkları da medeni hak ve yükümlülük

kavramına dâhil etmekte ve 6. maddenin kapsamına girdiğini ortaya koymaktadır. AİHM’in bu yaklaşımı, Avrupa devletlerinin, devletlerin

kamu gücüne dayanan bir imtiyazı kullandığı alanlarda da hukuk yolları sağlama

eğilimi ile uyumludur.

24. Adil yargılanma hakkının bir insan hakkı olarak

kavranmasının bir sonucu olarak AİHM’in geliştirdiği

içtihatlar ile “medeni hak ve yükümlülükler”

deyiminin kapsamının genişletmesinin en önemli sonucu adil yargılanma hakkının

norm alanının genişlemesi olmuştur. Adil yargılanma hakkının norm alanının

genişlemesinin bir sonucu olarak bireyler sahip olduğunu iddia ettikleri tüm

yasal hak ve yükümlülükleri talep edebilir; aynı zamanda devletin bu hak ve

yükümlülüklere yaptığı her türlü müdahaleye yargı önünde itiraz edebilirler.

25. Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36.

maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”

denilerek yargı mercilerine davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal

sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına

alınmıştır. Maddeyle korunan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde, Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel hak

ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya

zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama

veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını

giderebilmesinin etkili yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir

(AYM, E.2013/71, K.2013/77, K.T. 18/6/2013).

26. Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma

hakkının kapsamının belirlenmesinde de AİHM’in “medeni hak ve yükümlülükler” deyiminin

kapsamını genişletme eğilimi göz önüne alınmalıdır. AİHM, “medeni hak ve yükümlülükler” deyimini

hangi hukuk alanına girdiğine ve devletin müdahale edip etmediğine

bakılmaksızın bir kişinin sahip olduğu, savunulabilecek hak ve yükümlülükleri

kapsayacak şekilde genişletme eğilimindedir.

27. Somut olayda başvurucu, Mersin SMMMO organlarında görev

almak amacıyla seçimlere katılmak istemiş ancak bazı usulü eksiklikler

nedeniyle aday olma talebi reddedilmiştir. SMMMO’lar,

3568 sayılı Kanun’da yazılı esaslar uyarınca meslek mensuplarının ihtiyaçlarını

karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere

uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve iş

sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek

disiplini ve ahlakını korumak maksadıyla kurulan, tüzelkişiliğe sahip, kamu

kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. 3568 sayılı Kanun’un 23. maddesinde

Oda Yönetim Kurulunun görevleri, aynı Kanun’un 26. maddesinde Oda Disiplin

Kurulunun görevleri sayılmıştır.

28. Bir mali müşavir olan başvurucu, oda organlarında görev

yapması halinde odanın mallarını yönetmek, odanın bütçesini hazırlamak, oda

genel kuruluna çalışmalar hakkında rapor vermek ya da disiplinle ilgili bazı

muameleleri yapmak gibi odanın ve oda mensuplarının çalışma koşullarına ilişkin

Kanun’dan kaynaklanan bazı görevleri yerine getirecektir. Başvurucunun 3586

sayılı Kanun’dan doğan statüsünden kaynaklanan oda yönetim ve disiplin

kurullarında üye olmak ve odanın yönetimsel işlerinde görev almak için

seçimlerde aday olmak hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan

güvencelerden faydalanacağı kabul edilmelidir.

29. Başvuruya konu karar Akdeniz 1. İlçe Seçim Kurulu

Başkanlığı tarafından ve kesin olarak verilmiştir. Çözümlenmesi gereken diğer

bir mesele de İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının, Anayasa’nın 36. maddesinde yer

alan “yargı mercileri” deyimi

kapsamına girip girmediği hususudur.

30. Anayasa Mahkemesi 1992 yılında verdiği bir kararında İlçe

Seçim Kurulu Başkanlığının Anayasa'nın 152. ve 10/11/1983 tarih ve 2949 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’un 28.

maddesinde sözü edilen “mahkeme”

deyiminin kapsamı içine girip girmediğini değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi,

“Seçim kurulları ve seçimlerle ilgili yasa

hükümleri kendine özgü bir çözüm ve kurallar bütünüdür. Anayasa'nın 79.

maddesinde dayanağını bulan seçim yasaları ile bu kurullara ve yargıçlara

verilen görevler seçimin sınırları içinde ve kendi bütünlüğü çerçevesinde

değerlendirilmelidir” gerekçesi ile İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının

“bir davaya bakmakta olan mahkeme” olarak nitelendirilemeyeceğine

karar vermiştir (AYM, E.1992/12, K.1992/2, K.T. 18/2/1992).

31. Somut olayda, başvurucunun bireysel başvurusuna konu

kararı veren merci, 3568 sayılı Kanun’un 40. maddesi hükümleri uyarınca oda ve

birlik seçimlerinde yapılan itirazları kesin olarak karara bağlamak yetkisi

bulunan ve ilçe Seçim Kurulu Başkanlığını yürüten hâkimdir.

32. AİHS’in 6. maddesi de klasik yargı

teşkilatında bulunan mahkemelerin dışında kalan ama yargılama faaliyetlerinde

bulunan organları da kapsayacak şekilde “yargı

yeri” (tribunal) kelimesini

kullanmaktadır. AİHM’e göre bir organa kelimenin

maddi anlamında yargı yeri özelliği kazandıran, onun yargısal fonksiyonudur

(bkz. Belilos/İsviçre, B. No: 10328/83, 29/4/1988, § 64). Bu sebeple öncelikle İlçe Seçim Kurulu

Başkanlığının yargısal bir faaliyette bulunup bulunmadığının belirlenmesi,

bunun için de söz konusu faaliyetin objektif içeriğine ve İlçe Seçim Kurulu

Başkanlığınca verilen hükmün niteliğine bakmak gerekmektedir. Bunun için

öncelikle, yargılama faaliyetinden ne anlaşılması gerektiğinin ortaya konulması

zorunludur.

33. Devletin yargılama fonksiyonunun belirlenmesinde iki

temel yaklaşım söz konusudur. Maddi anlamda yargılama faaliyeti, hukuki

uyuşmazlıkları ve hukuka aykırılık iddialarını çözümleyen ve karara bağlayan

bir devlet fonksiyonu olarak görülmektedir. Bu anlayış, organik açıdan idare

içerisinde yer alan kimi organ ve kurulların benzer faaliyetlerinin de

yargılama faaliyeti sayılması sonucunu doğurması nedeniyle yetersiz kalmaktadır

(AYM, E.2012/102, K.2012/207, K.T. 27/12/2012).

34. Günümüzde genel kabul gören organik-şekli ölçüte göre,

yargısal faaliyet, kanunla kurulan bağımsız ve tarafsız kuruluşlar tarafından,

hukuki uyuşmazlıkların ve hukuka aykırılık iddialarının özel yargılama usulleri

izlenerek çözümlenmesi ve kesin hükme bağlanması faaliyeti olarak

tanımlanmaktadır. Bağımsızlık ve tarafsızlık, yargı fonksiyonunu idare

fonksiyonundan ayıran en önemli ölçüt olup, yargı yetkisini kullanacak olan merciin,

çözülmesi istenen uyuşmazlığa doğrudan veya dolaylı olarak taraf olmayan ve

uyuşmazlığın taraflarından tamamen bağımsız olan kişi veya kişilerden

oluşmasını gerektirmektedir. Öte yandan yargılama faaliyetinde idari

faaliyetten farklı olarak, uyuşmazlığın çözümü, bağımsızlık ve tarafsızlığı

güçlendiren özel yargılama usulleri izlenerek gerçekleştirilmektedir. Ayrıca,

yargı organları bir uyuşmazlığı kesin bir biçimde çözerken, idare organlarının

verdiği kararlar kural olarak kesin nitelikte değildir. Dolayısıyla verilen

karara karşı herhangi bir organa başvurulamaması, karara yargısal kimlik

kazandıran önemli bir göstergedir (AYM, E.2012/102, K.2012/207, K.T.

27/12/2012).

35. AİHM de, AİHS’in

6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı bağlamında mahkemeyi, ulusal

kanunlarda mahkeme olarak nitelendirilmiş olup olmadığına bakmaksızın, belli

bir usul izleyerek ve hukuk kurallarına dayanarak, gerektiğinde devlet zoruyla

yerine getirilmesi mümkün olan karar verme yetkilerini elinde tutan organ

olarak nitelemektedir (bkz. Sramek/Avusturya, B. No: 8790/79, 22/10/1984, §

36). İlgili karar organının

mahkeme olarak nitelendirilebilmesi için ayrıca dava konusu olayı hem maddi hem

de hukuki açıdan inceleme yetkisine sahip olması (bkz. Belilos/İsviçre, B. No: 10328/83, 28/4/1988, § 70) ve dava konusunu bağlayıcı bir şekilde

sonuçlandırma yetkisinin bulunması gereklidir (bkz. Findlay/İngiltere, B. No: 22107/93, 25/2/1997, § 77).

36. Bu tanıma göre yargısal faaliyetin en önemli unsuru, bir

hukuki uyuşmazlığın tüm yönleriyle esastan çözümlenerek karara bağlanması ve bu

kararın kesin hüküm niteliği taşımasıdır. Kesin hüküm, davanın tarafları

arasındaki hukuki ilişkinin, bütün bir gelecek için kesin olarak tespiti veya

düzenlenmesi ve aynı davanın hükmün kesinleşmesinden sonra yeniden

açılamamasıdır.

37. 3568 sayılı Kanun’un 40. maddesi hükümleri uyarınca İlçe

Seçim Kurulu Başkanı olan hâkim, oda ve birlik seçimleri için üye listelerinin

hazırlanması, listelere yapılacak itirazların karara bağlanması, sandık kurulunun

oluşturulması, oy pusulalarının hazırlanması, seçim sonuçlarına ilişkin

tutanakların birleştirilmesi işlemlerini yapar. Ayrıca aynı maddenin “Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile

tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına

yapılacak itirazlar, hâkim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara

bağlanır. İtiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara bağlanmasından hemen

sonra hâkim… kesin sonuçları ilan eder ve ilgili oda ile birliğe bildirir”

biçimindeki onüçüncü fıkrası uyarınca seçime ilişkin

uyuşmazlıklar hakkında kesin olarak karar verir. Bundan başka onbeşinci fıkra uyarınca hâkim, seçim sonuçlarını

etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama sebebiyle

seçimlerin iptaline ve seçimlerin yenilenmesine de kesin olarak karar

verebilir.

38. 3568 sayılı Kanun’un 40. maddesinde İlçe Seçim Kurulu

Başkanının kararlarının kesin hüküm niteliğinde olduğunun açıkça belirtilmesi

ve bu karara karşı herhangi bir hukuksal yola başvurma yolunun öngörülmemiş

olması, İlçe Seçim Kurulu Başkanının kararlarının yargısal anlamda kesin hüküm

niteliğinde olduğunu göstermektedir.

39. İlçe Seçim Kurulu Başkanının yargısal fonksiyon ifa edip

etmediğinin saptanmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur da, bağımsızlık ve tarafsızlıktır.

40. 298 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre

bir ilçedeki en kıdemli hâkim o ilçenin ilçe seçim kurulu başkanıdır.

Anayasa'nın Üçüncü Kısmının Üçüncü Bölümde yer alan 138-158. maddelerinde “Genel Hükümler” ve “Yüksek Mahkemeler” başlıkları altında

yargı ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. Bu maddelerde Yüksek Mahkemeler ile

bunların başında bulundukları yargı düzenleri sayılmış ve ayrıca mahkemeler ile

hâkimlik ve savcılık mesleğinin temel kuralları belirlenmiştir.

41. Seçimlerin genel yönetim ve denetimi ise Anayasa'nın

Üçüncü Kısmının “Yasama” başlıklı

Birinci Bölümünde yer alan 79. maddede düzenlenmiştir. Anayasa'nın “Seçimlerin genel yönetim ve denetimi”

başlıklı 79. maddesinde seçimlerin, yargı organlarının genel yönetim ve

denetimi altında yapılması öngörülmüş ve seçimlerin başlamasından bitimine

kadar seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri

yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili

şikâyet ve İtirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet

Meclisi Üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kuruluna

verilmiştir.

42. Başta Yüksek Seçim Kurulu olmak üzere seçim kurulları

Anayasa'nın yargı bölümünde yer almadıkları halde, İlçe Seçim Kurulu 298 sayılı

Kanun’un 18. maddesi uyarınca kurulur ve başkanlığını ilçedeki en kıdemli hâkim

yapar. İlçe Seçim Kurulunun görevleri ise aynı Kanun’un 20. maddesinde

sayılmıştır. 298 sayılı Kanun’un 20. maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı

bendine göre İlçe Seçim Kurulu, “Kanunla

kendisine verilen başkaca görevleri yapmak”la görevlidir.

43. Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının organ

seçimleri 298 sayılı Kanun’un 1. maddesi kapsamı dışında olmasına karşın bu

kuruluşlarla ilgili seçimler kendi özel kanunlarının verdiği görev nedeniyle

İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan hâkimin gözetiminde yapılmaktadır. Nitekim 3568

sayılı Kanun’un 40. maddesi hükümleri uyarınca SMMMO’ların

organlarının seçimleri de İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan hâkimin gözetiminde

yapılmaktadır.

44. Seçim kurulları Anayasa'nın yargı bölümünde yer

almadıkları halde, başvuruya konu kararı veren İlçe Seçim Kurulu Başkanı, HSYK

tarafından ataması yapılmış, Anayasa’da güvence altına alınan hâkimlik bağımsızlığı

ve teminatından faydalanan bir hâkimdir. Bu itibarla İlçe Seçim Kurulu

Başkanlığının yargısal fonksiyon ifa edip etmediğinin saptanmasında dikkate

alınması gereken bağımsızlık ve tarafsızlık unsurlarına sahip olduğunu kabul

etmek gerekir.

45. İlçe Seçim Kurulu Başkanının yargısal fonksiyon ifa edip

etmediğinin saptanmasında dikkate alınması gereken son ölçüt ise “kanunla kurulmuş olma” ölçütüdür. AİHS’in 6. maddesinde yer alan “kanunla kurulmuş mahkemede yargılanma hakkı” Anayasa’nın 36.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da önemli bir öğesidir (AYM,

E.2002/170, K.2004/54, K.T.5/5/2004). Bununla birlikte Anayasa koyucu,

Anayasa’nın 37. maddesinde “Hiç kimse

kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kimseyi

kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran

yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.” biçimindeki

kurala yer vererek yargılamayı yapan mahkemenin yasayla kurulması gerektiğini

ayrıca belirlemiştir. Anayasa’nın “Mahkemelerin

kuruluşu” başlıklı 142. maddesinde “Mahkemelerin

kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir”

denilerek mahkemelerin yasayla kurulması gerektiğinin altı çizilmiştir.

46. Kanunla kurulmuş mahkeme, kuruluş, yetki, yargılama

yöntemleri gibi konuların “yargılamadan önce”

yasayla düzenlenmiş olması anlamına gelir. Yasayla düzenleme ise “belirliliği” ve “öngörülebilirliği” içerir (AYM, E.2010/32,

K.2011/105, K.T.16/6/2011).

47. Anayasa’nın 79. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Yüksek seçim kurulunun ve diğer seçim kurullarının

görev ve yetkileri kanunla düzenlenir” denilmek suretiyle İlçe Seçim

Kurullarının yargılama usulleri kanunilik güvencesine bağlanmış, 3568 sayılı

Kanun’un 40. maddesinde ise Odaların ve Birliğin organ seçimlerinin aynı

Kanun’da yazılı esaslara göre yargı gözetimi altında gerçekleştirileceği

söylendikten sonra İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan hâkimin görevleri

sayılmıştır. Bu itibarla İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının, yargısal fonksiyon

ifa edip etmediğinin saptanmasında dikkate alınması gereken kanunla kurulmuş

olma unsuruna sahip olduğu kabul edilmelidir.

48. Bütün bu açıklamalar dikkate alındığında, İlçe Seçim

Kurulu Başkanının seçim konularıyla ilgili şikâyet ve itirazları inceleme ve

kesin hükme bağlama görevi yönünden yargısal bir faaliyet icra ettiği ve hâkim

bağımsızlığı ve tarafsızlığına sahip olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple, seçim

konularıyla ilgili şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin hükme bağlama görevi

yönünden İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının klasik yargı teşkilatı içindeki

mahkemeler dışında kalan ama yargılama faaliyetinde bulunan organları da

kapsayacak şekilde Anayasa’nın 36. maddesinde “yargı

yeri” olarak belirlenen organlardan olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

2. Kabul Edilebilirlik İncelemesi

49. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

50. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel

başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.

52. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun

yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

53. Başvuru konusu olayda başvurucu, Oda seçimlerinde

gurupları adına katılmak üzere aday listelerini eksiklikleri de tamamlanarak

süresinde Genel Kurul Divanına verdiklerini ancak Divanın, listelerin süresinde

verilmediği gerekçesiyle başvurularını reddettiğini ileri sürerek seçim

sonuçlarına itiraz etmiştir. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ise genel kurul

toplantı tutanağına göre seçim listesinin zamanında verilmediğinin anlaşıldığı

gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Başvurucunun iddiaları mevzuatın

yorumlanmasına, delillerin değerlendirilmesine ve esas itibarıyla yargılamanın

sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

54. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararının değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını

denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adil yargılanmaya

ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde

haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı

tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara

etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve

iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili

iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz

olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye

alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun yargılama sürecinin

hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksine

yargılama sonucunda verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile

getirdiği anlaşılmaktadır (B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

55. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararının

açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

56. Başvurucu ayrıca, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının verdiği

kararın kesin olarak verilmesiyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

57. 3568 sayılı Kanun’un 40. maddesinin onüçüncü

fıkrasında oda seçiminin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların

düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazların,

İlçe Seçim Kurulu Başkanı olan hâkim tarafından aynı gün inceleneceği ve kesin

olarak karara bağlanacağı; itiraz süresinin geçmesi ve itirazların karara

bağlanmasından hemen sonra hâkimin kesin sonuçları ilan ederek ilgili oda ve

birliğe bildireceği düzenlenmiştir.

58. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak

iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

59. Yargı yerlerinin verdikleri kararlarda,

gerek yanılma, gerekse normları değişik biçimde yorumlama sonucu olarak doğan

ve olağan sayılması gereken yasaya ve hukuka aykırılıkların giderilmesini

sağlamak amacıyla bazı yöntemlerin konulması yoluna gidilmiştir. Bir yargı

yerinin verdiği kararda aykırılık olduğu iddiası ile ortaya çıkan uyuşmazlığın

çözümlenmek üzere yargı önüne getirilmesi “kanun

yolu”na başvurmadır. Kanun yoluna başvuru

hakkı, adil yargılanma hakkının kapsamı içerisinde kabul edilmektedir. Bunun

nasıl yapılacağı ise usul hükümleri ile gösterilmektedir. Anayasa’nın 142.

maddesinde “mahkemelerin kuruluşunun, görev

ve yetkilerinin, işleyişlerinin ve yargılama usullerinin” yasa ile

düzenlenmesi öngörülmüştür. Kanun yoluna ilişkin düzenlemeler, yargılama usulü

kapsamındadır. Yargılamanın olabildiğince hızlı sonuçlanması ve sonuçların bir

an önce açıklanması gerektiğinden her karara karşı değil, fakat önemli

kararlara karşı kanun yoluna gidilmesi gereği benimsenmektedir. Nitekim mahkemelerce

verilen tüm kararlara karşı kanun yolunun açık tutulması, kanun yolu kurumunu

işlemez duruma getirebilir (AYM, E.2006/65, K.2009/114, K.T.23/7/2009).

60. Kaldı ki AİHS’in 6. maddesi ne

ceza davalarında ne de cezai olmayan davalarda, 6. madde güvencelerine uygun

bir mahkemenin kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkını

güvence altına almaktadır. Ancak eğer bir devlet kendi takdirine bağlı olarak

kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıyorsa, kanun yolu başvurusunu

inceleyen mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün Sözleşme’nin 6. maddesinde

yer alan ilkelere uygun olması gerekir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 26). Öte yandan “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” AİHS’in Ek 7 numaralı protokolünün 2. maddesi ile kabul

edilmiştir.

61. Anayasa’nın tüm maddeleri aynı etki ve değerde olup,

aralarında bir üstünlük sıralaması bulunmadığından, uygulamada bunlardan birine

öncelik tanımak olanaklı değildir. Bu nedenle, kimi zaman zorunlu olarak

birlikte uygulanan iki Anayasa kuralından biri, diğerinin sınırını

oluşturabilmektedir. Hak arama özgürlüğü Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş

ve anılan maddede hak arama hürriyeti için herhangi bir sınırlama nedeni

öngörülmemiş ise de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve

yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini öngören Anayasa’nın 142. ve

davaların mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını ifade eden Anayasa’nın 141.

maddelerinin, hak arama hürriyetinin kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi

gerektiği açıktır (AYM, E.2006/65, K.2009/114, K.T.23/7/2009).

62. Seçim kurullarının ve başkanlarının kararlarına karşı

gidilebilecek şikâyet ve itiraz yolları, inceleme mercileri ve usulü 298 sayılı

Kanun’un 110-132. maddelerinde düzenlenmiştir. Oysa somut başvuruda SMMMO

seçimleri 298 sayılı Kanun’da belirlenen usulün dışında 3568 sayılı Kanun

hükümleri uyarınca yapılmıştır. Nitekim 3568 sayılı Kanun’un 40. maddesinde

İlçe Seçim Kurulu Başkanının kararına karşı herhangi bir kanun yolu

öngörülmemiş ve kararların kesin olduğu belirtilmiştir. Söz konusu kuralla,

SMMMO ve Birlik organlarının seçimlerine ilişkin şikâyetlerin ivedilikle

sonuçlandırılması ve birlik organlarının belirlenmesi olduğu açıktır. Bir başka

ifade ile kanun koyucu, önemsiz sayılabilecek bazı itirazlardan ötürü verilen

kararlara karşı kanun yoluna başvurulmasına kanun ile sınır getirmiştir.

Nitekim başvuruya konu Akdeniz İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının kararı kanuna

uygun bir şekilde kesin olarak verilmiştir.

63. Açıklanan nedenlerle, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığının

kararını kanunlardaki usul şartlarına uygun biçimde kesin olarak verdiği ve

başkanlığın kararının açık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının da diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin

“açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Başvurunun, “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 6/2/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : İsmail TAŞPINAR Vekili : Av. Abdullah ERKOL

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3912, 6 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. V. Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3912
Tarih
6 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Ahmet Bozkurt Başvurusu (B. No: 2013/3081)
  • Tahsin Erdoğan Başvurusu (B. No: 2012/1246)
  • Ramazan Çelik Başvurusu (B. No: 2012/152)
  • İsmail Cankardeş Başvurusu (B. No: 2012/1263)
  • Sebahat Tuncel Başvurusu (B. No: 2012/1051)
  • Kadir Gürbüz Kaynar Başvurusu (B. No: 2012/744)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.