İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmet Dündar Başvurusu (B. No: 2018/32750)

1. Başvuru; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bir

Başvuru No2018/32750Tarih21 Ekim 2020Okuma11 dk · 2.289 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsmet Dündar Başvurusu

Karar tarihi
21 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2018/32750
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.289 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen bir

delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın makul sürede

tamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/10/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. 12/5/2002 tarihinde müştekiler N.K. ve S.K.nın içinde

bulunduğu araç İstanbul'un Pendik ilçesi Harmandere Mahallesi'nde bulunan

Kurtköy gişelerinden geçiş yaptıkları sırada aralarında resmî üniformalı

jandarma personelinin de bulunduğu bazı şahıslar tarafından durdurulmuştur.

9. Araçtan indirilen müştekilerin gözleri bağlı bir

şekilde ormanlık alana götürüldükleri, burada silah zoruyla müştekilere iki

adet çek imzalattırıldığı, müştekilerin darbedildiği ve paralarının

gasbedildiği iddia edilmiştir.

10. Olayla ilgili olarak Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı

(Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.

11. 27/5/2002 tarihli teşhis tutanağına göre müştekiler

N.K. ve S.K. kollukta kendilerine gösterilen değişik şahıslara ait fotoğraflar

arasından başvurucunun fotoğrafını seçerek silahlı gasp olayı sırasında

kendilerini gasbeden kişilerden biri olduğunu teşhis etmişlerdir. Bu tutanak

müştekiler tarafından imzalanmıştır.

12. Soruşturma kapsamında beyanına başvurulan müşteki

S.K., olay tarihinde başvurucu tarafından gözlerinin siyah ve beyaz renkli bir

bez (puşi) ile bağlandığını ifade etmiştir. 28/5/2002 tarihli teşhis ve

elkoyma tutanağına göre bahsi geçen bez (puşi), olaya

karıştıkları iddia edilen şüphelilerin ikamet adreslerinde yapılan aramalar

kapsamında bir şüphelinin ikametgâhında ele geçirilmiş ve müşteki tarafından da

teşhis edilen beze el konulmuştur.

13. Soruşturma sonucunda bir kısım şüpheli hakkında

silahlı gasp suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Dava

dosyası Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/332 sayısına kaydedilmiştir.

14. Başvurucuyla ilgili olarak 25/10/2002 tarihinde

gıyabi tutuklama kararı verilerek hakkındaki dosya tefrik edilmiştir. Yapılan

tüm aramalara rağmen başvurucunun yakalanamaması üzerine dosyanın sürüncemede

kalmaması için Başsavcılığın 5/11/2002 tarihli iddianamesi ile başvurucu

hakkında silahlı gasp suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası

açılmıştır.

15. Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava fiilî

ve hukuki irtibat nedeniyle Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/332 sayılı

dosyasında birleştirilmiştir.

16. Başvurucunun hazır bulunmadığı 14/10/2002 tarihli

celsede müşteki S.K.nın beyanı alınmıştır. S.K. beyanında özetle olay tarihinde

üç ayrı noktaya götürüldüklerini, başvurucunun da aralarında bulunduğu

şüpheliler tarafından baskı ve şiddet gördüklerini ifade etmiştir.

17. 19/5/2006 tarihinde yakalanan başvurucu, Kartal 2.

Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarihli kararı ile tutuklanmıştır.

18. Yargılamanın 15/6/2006 tarihli celsesinde başvurucu,

müdafii eşliğinde savunma yapmıştır. Başvurucu savunmasında özetle olay mahalli

olan İstanbul Anadolu Yakası'na 2000 yılından itibaren hiç geçmediğini,

dolayısıyla atılı suçun işlendiği iddia edilen tarihte olay yerinde bulunmasının

mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Aynı celsede hazır bulunan müşteki S.K.,

olayın üzerinden uzun süre geçtiğini ve başvurucuyu hatırlayamadığını ifade

etmiştir.

19. Başvurucu, Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2006

tarihli kararı ile tahliye edilmiştir.

20. Başvurucunun müdafii; esas hakkındaki mütalaaya karşı

yaptığı savunmada özetle başvurucu hakkındaki tek delilin 27/5/2002 tarihli

fotoğraf teşhis tutanağı olduğunu, teşhis işleminin hukuka aykırı olması

nedeniyle teşhis tutanağını delil olarak kabul etmediklerini beyan etmiştir.

Başvurucu müdafii; dosya içinde herhangi bir fotoğraf bulunmadığını,

müştekilere 27/5/2002 tarihinde yaptırılan teşhisin hangi fotoğrafa dayanılarak

yaptırıldığının belirli olmadığını ileri sürmüştür.

21. Soruşturma aşamasında başvurucu aleyhinde beyanda

bulunan diğer sanıkların bu beyanlarına ilişkin tutanağı imzalamaktan imtina

ettiklerinin gözönünde bulundurulması gerektiğini belirten başvurucu müdafii,

yargılamanın 22/9/2011 tarihli celsesinde söz konusu beyanların delil olarak

kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

22. Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/9/2011 tarihli

kararı ile başvurucunun müştekiler N.K. ve S.K.ya yönelik nitelikli gasp ve

hürriyeti tahdit suçlarından hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyada ayrıntılı ve olayı

aydınlatacak tarafsız bir tanık beyanı bulunamamıştır. Sanıklar üzerlerine

atılı suçu inkar etmişlerdir.

Dolayısı ile mağdurların sanıklara

iftira atmasını gerektirecek bir neden de bulunamadığından mağdurların olayın

başından itibaren aşamalarda değişmeyen beyanlarına itibar edilmiş ve

sanıkların suçu gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır."

23. Başvurucunun talebi üzerine duruşmalı olarak yapılan

temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihli

kararı ile başvurucu hakkında müşteki S.K.ya yönelik yağma ve her iki müştekiye

yönelik özgürlüğü kısıtlama suçlarından kurulan hükmün onanmasına, müşteki

N.K.ya yönelik yağma suçundan kurulan hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir.

24. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)

bozma kararına uyularak devam edilen yargılamanın 10/7/2014 tarihli celsesinde

başvurucu müdafii dosya içinde bulunan fotoğraf teşhis tutanağını kabul

etmediklerini, bu teşhisin usule uygun olmadığını, daha önce aleyhte beyanda

bulunan diğer sanıkların başvurucuyu tanımadıklarını ifade ettiklerini ve

aleyhe de başka bir delil bulunmadığını ileri sürmüştür.

25. Mahkemenin 24/2/2015 tarihli kararı ile başvurucunun

müşteki N.K.ya karşı gece vakti birden fazla kişi ile birlikte silahla yağma

suçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçeli

kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Tüm dosya kapsamı, Yargıtay

ilamı ve mahkememizin önceki kararı ile, sanıkların mağdurlar [N.K.] ve [S.K.yı],

geceleyin orman içersine götürdükleri ve burada her iki mağdurun para ve

eşyalarını gasp ettikleri ve ayrıca senet aldıkları, senedin bilahare mağdurlara

iade edildiği anlaşılmıştır.

Sanıklar (...) ve İsmet Dündar’ın mağdur

[S.K.], yönelik

yağma ve özgürlüğü tahdit, mağdur [N.K.ya], yönelik özgürlüğü tahdit

suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri Yargıtay onamasından geçerek

kesinleşmiştir. Anılan sanıkların mağdur [N.K.ya], yönelik nitelikli

yağma suçundan eylemlerine uyan ve lehlerine olan 5237 sayılı TCK m.

149/1-a,c,h uyarınca TCK m.37/1 delaletiyle ayrı ayrı cezalandırılmalarına,

birden fazla nitelikli halin aynı olayda gerçekleştiği anlaşılmakla ceza

miktarının teşdiden tayinine, sanıkların bu mağdura yönelik zararı soruşturma

aşamasında kısmen gidermiş olmaları ve mağdurun kısmi ödeme nedeniyle etkin

pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatinin olduğu anlaşılmakla verilen

cezadan TCK m.168/3 uyarınca ½ oranında indirim yapılmasına, sanıkların mahkeme

safahatindeki davranışları lehlerine değerlendirilerek TCK. m 62 uyarınca

takdiri indirim uygulaması yapılmasına karar verilmiştir."

26. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/9/2018 tarihli kararı

ile hüküm onanmıştır.

27. Başvurucu 26/10/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

28. Mahkemenin 21/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Hakkaniyete

Uygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

29. Başvurucu; kollukta yapılan teşhis işleminin usule

uygun olarak yapılmadığını, hukuka aykırı nitelikteki bu delilin belirleyici

delil olarak hükme esas alınması suretiyle mahkûmiyetine hükmedildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca

delillerin doğru değerlendirilmediğini belirterek eşitlik ilkesinin, kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmiştir. Başvurucu, N.K.ya yönelik

nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü şikâyet konusu yapmıştır.

31. Anayasa'nın 36. maddesine " ...ile adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nin

tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa

İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakkaniyete

uygun yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca değerlendirme yaptığı birçok kararında, kanuni bir temele

dayanmadan veya hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamada

kullanılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen iddiaları -Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi gibi- adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygun

yargılanma hakkı kapsamında incelemektedir. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında

yapılan değerlendirmelerde Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası da

dikkate alınmaktadır (Orhan Kılıç, B. No: 2014/4704, 1/2/2018, §

43).

32. Ancak bireysel başvuruya konu davadaki eylemlerin

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile uyuşmazlığa derece mahkemeleri

tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru

incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Dolayısıyla somut başvuruyla

ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin rolü, derece mahkemelerince yapılan

değerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemek

değildir. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir (Orhan Kılıç, § 44).

33. Bu konuda değerlendirme yapılırken delillerin elde

edildiği koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurup

doğurmadığının da dikkate alınması gereklidir (Güllüzar Erman, B. No:

2012/542, 4/11/2014, § 60). Hakkaniyete uygun bir yargılama, delillerin

gerçekliği ve güvenilirliği konusundaki kuşkuların giderilmesini ve delillerin

güvenilirliğine ve gerçekliğine etkili bir şekilde itiraz etme fırsatının

tanınmış olmasını zorunlu kılmaktadır (Orhan Kılıç, § 47).

34. Anayasa Mahkemesi; delillere yönelik hukuka aykırılık

iddialarıyla ilgili olarak başvuruculara delillerin gerçekliğine itiraz etme ve

kullanılmalarına karşı çıkma fırsatı verilip verilmediğini, bu konuda

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gözetilip

gözetilmediğini, savunmanın menfaatlerinin korunması için yeterli güvenceler

sağlanıp sağlanmadığını incelemektedir (Orhan Kılıç, § 48).

35. Kanuni bir temeli olmadan elde edildiği veya elde

ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen ya da

derece mahkemelerince hukuka aykırı oldukları tespit edilen delillerin kabul

edilmesinin yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediğinin Anayasa'nın

36. ve 38. maddeleri açısından değerlendirilmesinde -yargılamanın bütünlüğü

içinde- somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır (Orhan

Kılıç, § 51).

36. Başvuru konusu olayda 21/5/2002 tarihinde meydana

gelen yağma olayına ilişkin olarak başlatılan soruşturma kapsamında 27/5/2002

tarihinde yapılan teşhis işleminde mağdurlara başvurucunun fotoğrafının da

aralarında bulunduğu değişik kişilere ait fotoğrafların gösterildiği ve

mağdurların kendilerini gasbeden şahıslardan birinin başvurucu olduğunu bu

fotoğraflar arasından teşhis ettikleri anlaşılmaktadır.

37. Öte yandan başvurucu hakkında 25/10/2002 tarihinde

gıyabi tutuklama kararı verildiği, uzun süre yakalanamayan başvurucunun

19/5/2006 tarihinde yakalanmasını müteakip bozma öncesi yargılamada olayın

mağdurlarının hazır bulundukları duruşmada savunmasının alındığı, kovuşturma

aşamasında başvurucu ile yüzleşen mağdurların olayın üzerinden uzun zaman

geçmesi nedeniyle başvurucuyu hatırlayamadıklarını beyan ettikleri

görülmektedir.

38. Başvurucu; belirleyici delil olarak hükme esas alınan

fotoğraflı teşhis tutanağının hukuka aykırı olduğunu, mağdurlar tarafından

kesin olarak teşhis edilemediğini, aleyhine başka delil de bulunmadığı hâlde

mahkûmiyetine hükmedildiğini ileri sürmektedir.

39. Mahkemece yapılan değerlendirmede ise başvurucuya

iftira atmalarını gerektirir bir neden bulunmadığı gözetilerek mağdurların

yargılama aşamalarındaki değişmeyen beyanlarına itibar edildiği belirtilmiş ve

beyanlarından hareketle başvurucunun atılı suçlardan mahkûmiyetine

hükmedilmiştir.

40. Somut olayda başvurucunun yargılandığı davada delil

olarak kullanılan fotoğraf teşhis tutanağının hukuka aykırı delil niteliğinde

olduğuna dair soyut iddiası dışında herhangi bir somut olgu bulunmamaktadır.

Kaldı ki mahkeme gerekçesinde doğrudan teşhis tutanağına dayanılarak hüküm kurulmamıştır.

Mahkemece mağdurların yargılama aşamalarında istikrarlı beyanlarda bulunmaları

ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir sonuca ulaşıldığı

anlaşılmaktadır (bkz. §§ 23, 26).

41. Başvurucunun delillerini sunma ve delillerin

değerlendirilmesi konusunda farklı bir muameleye tabi tutulduğuna dair somut

bir olgu bulunmamakta olup mahkûmiyet hükmü, duruşmada başvurucu ve müdafiinin

huzurunda tartışılmış delillere dayandırılmıştır. Delillerin

değerlendirilmesinde bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturan

bulguya da rastlanmamıştır. Diğer taraftan başvuru dosyası incelendiğinde silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarak başvurucuya

delillerini sunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında uygun olanakların

sağlanmadığına ilişkin bir delil de bulunmamaktadır.

42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

43. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun

sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

45. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibi

birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak suç

isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

46. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

47. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında başvurucuya suç isnadının

bildirildiği 19/5/2006 tarihi ile nihai kararın verildiği 26/9/2018 tarihi

arasındaki 12 yıl 4 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

50. Başvurucu, ihlalin tespiti ile manevi tazminata karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

51. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

52. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında net 28.000 TL tutarında manevi tazminatın başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 28.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294, 70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 1.

Ağır Ceza Mahkemesine (E.2012/591, K.2015/40) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 21/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Kadir ÖZKAYA

Üyeler

:

M. Emin KUZ

Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Basri BAĞCI Raportör : Zehra GAYRETLİ Başvurucu : İsmet DÜNDAR Vekili : Av. Murat YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2018/32750, 21 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İnceleme Ve
  10. Gerekçe
  11. A. Hakkaniyete
  12. B. Makul Sürede
  13. C. 6216 Sayılı
  14. A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal
  15. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul
  16. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2018/32750
Tarih
21 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Ertuğrul Tunca Başvurusu (B. No: 2018/24620)
  • İlhan Akıllı Başvurusu (B. No: 2017/5223)
  • Gökhan Gündüz Başvurusu (B. No: 2017/36100)
  • Oğuzhan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2019/3037)
  • Mehmet Ertuğrul Bekcan Başvurusu (B. No: 2018/32471)
  • Ayda Yavuz Başvurusu (B. No: 2017/39772)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.