İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

İsmet Sarıcı Başvurusu (B. No: 2012/1304)

1. Başvurucu,

Başvuru No2012/1304Tarih25 Şubat 2015Okuma17 dk · 3.487 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm İsmet Sarıcı Başvurusu

Karar tarihi
25 Şubat 2015
Başvuru Numarası
2012/1304
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.487 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu,

ihale suretiyle satın aldığı ve akabinde kamulaştırılmış olduğunuöğrendiği

taşınmazın tapusunun iptal edildiğini, ancak uğradığı zararın karşılanmadığını,

uyuşmazlıkla ilgili olarak yürütülen yargılamanın adil olmadığını ve makul

sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiğiniileri sürmüş, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevi

zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 28/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne doğrudan

yapılmıştır. İdariyönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına

engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca, 8/3/2013 tarihinde kabuledilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 26/3/2013

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için 1/4/2013

tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 3/6/2013 tarihli

görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığı

cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içerisinde 21/6/2013 tarihinde ibraz

etmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Samsun ili Çarşamba İlçesi, Kuşhane Köyü 442 parsel sayılı

taşınmazı, 14/03/2008 tarihli ihaleye katılarak satın almıştır.

8. Başvurucunun 1/7/2008 tarihli

dilekçesine istinaden yazılan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 7. Bölge

Müdürlüğünün 30/7/2008 tarihli cevabi yazısında, belirtilen taşınmazın Çarşamba

Ovası Sulaması ve Drenajı D9-A inşaatı nedeniyle

taraflarından kamulaştırıldığı ve taşınmaza 25/4/2000 tarihinde geçici şerh,

26/6/2000 tarihinde ise kesin kamulaştırma şerhi konulduğu bildirilmiştir.

9. Başvurucu tarafindan Çarsamba

Tapu Sicil Müdürlüğü ve Emlak Bankası A.Ş. aleyhine Samsun 1. Asliye Hukuk

Mahkemesine 100,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi

tazminat istemiyle dava açılmıştır.

10. Mahkemece, 31/5/2010 tarih ve

E.2008/332, K.2010/257 sayılı karar ile başvurucunun ıslah suretiyle 5.100,00

TL'ye yükselttiği maddi tazminat istemi ile maddi ve manevi tazminat

istemlerinin kabuliü halinde taşınmazın tapusunu devretmeyi kabul ettiği yönündeki

beyanı nazara alınarak, başvurucunun 5.100,00 TL'lik maddi tazminat talebinin

kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine ve dava konusu taşınmazın tapusunun

iptali ile önceki maliki adina tesciline karar verilmiştir.

11. Başvurucu 2/11/2010 tarihinde

mahkeme kararı ile lehine hükmedilen tazminatın tahsili için Çarşamba Tapu

Sicil Müdürluğü ve Tasfiye Halinde Emlak Bankası aleyhine icra takibi

başlatmış, ancak bireysel başvurunun karara bağlandığı 25/2/2015 tarihi

itibarıyla icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

12. Kararın temyiz edilmesi üzerine,

İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 12/3/2012 tarih ve

E.2011/20858, K.2012/6035 sayılı kararı ile, başvurucunun ıslah dilekçesi ile

talebini satış bedeline hasretmiş olduğu ve Mahkemece bu taleple bağlı

kalınarak karar verildiği belirtilerek onanmıştır.

13. Başvurucu tarafından ileri

sürülen karar düzeltme talebi Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 5/12/2012 tarih ve

E.2012/15410, K.2012/27768 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

14. Bu karar başvurucu vekiline

26/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından 28/12/2012

tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

15. 22/4/1926

tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi şöyledir:

"Alacaklı hakkını

kısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurun

isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazmine

mecburdur.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

16. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun28/12/2012 tarih ve 2012/1304 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

17. Başvurucu, ihaleye

katılarak satın aldığı taşınmazın ihale ilanında tarla vasfındaolduğu

bilgisinin bulunduğunu, akabinde taşınmazın kamulaştırılmış olduğunu öğrendiğini,bu süre zarfında satın aldığı taşınmaza besicilik

tesisi yaptırmak üzere projeler hazırlattığını, ancak taşınmazın

kamulaştırılmış olduğunu öğrenmesi üzerine bu girişimlerinin akimkaldığını,

uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili talebiyle dava açtığını, ancak

Mahkemecetaşınmazın tapusunun iptaline karar verilmesine karşın zararın tam

olarak giderilmediğini,mahkeme kararına dayalı alacağı için icra takibi

başlatmasına rağmen bunu tahsiledemediğini, ayrıca yürütülen yargılamanın adil

olmadığını ve makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa'nın 35 ve

36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

18. Başvuru formu ve ekleri

incelendiğinde başvurucunun, açmış olduğu tazminatdavasının mahkemece maddi

tazminat talepleri yönünden kabulüne, manevi tazminat talepleri yönünden

reddine dair verilen kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından onanması

suretiyle, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de,

bu iddiaların özü, söz konusu kararın adil olmadığı hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi olayların

başvurucu tarafindan yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple

başvurucunun belirtilen ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı çerçevesinde

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

19. Başvurucu ihale suretiyle satın aldığı ve akabinde

kamulaştırılmış olduğunu öğrendiği taşınmazın tapusunun iptal edildiğini, ancak

uğradığı zararın karşılanmadığını ve uyuşmazlıkla ilgili olarak yürütülen

yargılamanın adil olmadığını ileri sürmüştür.

20. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvuruda, kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."

21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiyenin taraf olduğu protokoller kapsamindaki herhangi birinin kamu gücüi

tarafindan, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

22. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvurularin kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme ,... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir."

23. 6216 sayılı Kanun'un “Esas

hakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin(6) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bölümlerin,

bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilşkin incelemeleri,

bir temel hakkın ihlal edilip edilmedigi ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.

Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz."

24. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun'un 49.maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul

edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

25. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca

derece mahkemelerininkararların yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların

açikça dayanaktan yoksun veAnayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi

kapsamı dışında bırakılan hususlarailişkin olduğu açıktır. (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 25).

26. Anılan kurallar uyannca, ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusuyapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel basvuru incelemesine konuolamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumunkendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürliikleri ihlal etmiş olmasıdır.

Buçerçevede, kanun yolu şikayeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası

veya açık keyfilikbulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

27. Başvurucu her ne kadar derece mahkemeleri tarafından

dosya içerisindeki kayıt vebelgelerin, bilirkişi raporlarının hatalı

yorumlandığını ve bir kısmının dikkate alınmadığınıiddia etmiş ise de,

başvurucunun ileri sürdüğü bu iddiaların derece mahkemelerinin

delillerideğerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının mahkemeler

tarafındanyorumlanmasına ilişkin olduğu, nihai olarak kısmen lehe olmayan

mahkeme kararının sonucundan şikayet edildiği, bununla

birlikte başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların ve delillerin derece mahkemeleri

tarafından değerlendirilerek karşılandığı anlaşılmaktadır.

28. Somut olayda Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, karara

bağladığı tazminat davasında, başvurucunun taleplerini dikkate alarak maddi

tazminat yönünden davanın kabulüne, mala gelen zararlar nedeniyle manevi

tazminata hükmedilmesine hukuken olanak bulunmaması nedeniyle manevi tazminat

talebinin reddine karar vermiştir. Mahkemece 818 sayılı Kanun hükümleri dikkate

alınarak oluşan vicdani kanaate ve değerlendirmeye göre hukuki bir sonuca

ulaşılmış olup, verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.

Derece Mahkemesince başvurucu tarafından açılan davanın hangi nedenlerle kısmen

reddedildiğine hüküm gerekçelerinde yer verilmiş olup, söz konusu kararda

tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller değerlendirilerek,

ilgili hukuk kurallarını da yorumlanmak suretiyle bir sonuca ulaşılmıştır. Bu

çerçevede, Derece Mahkemesi kararlarında bariz takdir hatası veya açıkça

keyfilik bulunmadığı anlaşılmaktadır.

29. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararının

bariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığından,

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden

incelenmeksizin "açıkça dayanaktan

yoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede

Tamamlanmadığı İddiası

30. Başvurucu tarafından, tarafı olduğu

yargılama sürecinin makul süreyi aştığı ve Mahkemece hükmedilen alacağını

tahsil edemediği belirtilerek makul sürede yargılanma ve mahkemeye erişim

haklarının ihlal edildiği iddia edilmekle birlikte, yargılamaya konu davanın

davalı tarafında yer alan kişiler de nazara alındığında, makul sürede

yargılanma hakkı açısından gözönünde bulundurulacak olan sürenin bitiş

tarihinin, icra aşamasını kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihi

olarak değerlendirilmesi uygun görülerek, söz konusu iddialar bütün halinde

makul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de

bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının, kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

31. Başvurucunun, Mahkeme kararıyla hükmedilen tazminatın ödenmemesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikayet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu

kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2.

Esas Yönünden

a. Yargılamanın Makul Sürede

Tamamlanmadığı İddiası

32. Başvurucu, açılan tazminat davasında yargılama süresinin

uzun olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür. Başvuru formu ve eklerinin yapılan incelemesi neticesinde,

başvurucunun 22/9/2008 tarihinde Samsun 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın makul sürede tamamlanmamış olduğunu ileri

sürdüğü anlaşıldığından incelemenin bu dosyaya münhasıran yapılması gerektiği sonucuna

varılmıştır.

33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü

fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma

alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18).

34. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci

fıkrası-şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir."

35. Anayasa'nın "Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması" kenar başlıklı 141.

maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

"Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir. "

36. Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar

başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:

"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafindan davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir."

37. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa'nin 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkınında unsurlarıdır.

Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, Sozlesme'nin lafzi içeriğinde yer alan veAİHM içtihadiyla

adil yargılanma hakkının kapsamına dahil edilen ilke ve haklara,Anayasa'nin

36. maddesi kapsamında yer vermektedir.(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

38. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının

kapsamına dahil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa'nın 141. maddesinin de, Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektigi açıktır. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).

39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandinlmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,

§§41-45).

40. Ancak, belirtilen kriterlerden

hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.

Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı

ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi

unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır. (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

41. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gerekir.

42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyusmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somut

başvuru açısından ise, başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edilen

tazminat davasının açıldığı 22/9/2008 tarihidir.

43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Başvurucu lehine

hükmedilen tazminatın ödenmesine ilişkin icra aşamasının halen devam ettiği

nazara alındığında, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde

nazara alınacak bitiş tarihi, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyu karara

bağladığı tarihtir.

44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 22/9/2008 tarihinde, Tasfiye Halindeki Türkiye Emlak Bankası

tarafından 14/3/2008 tarihinde yapılan ihalede tarla vasfı ile satışı yapılan

taşınmazın tapuda kanal ve servis ulaşım yolu olarak kayıtlı olması nedeniyle

Çarşamba Tapu Sicil Müdürlüğü ve banka aleyhine maddi ve manevi tazminat ödenmesi

için açılan tazminat davasında, İlk Derece Mahkemesince davanın maddi tazminat

talebi yönünden kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden ise reddine karar

verildiği, anılan kararın Yargitay 13. Hukuk Dairesinin 12/3/2012 tarihli ilamı

ile onandığı, başvurucunun karar düzeltme talebinin ise 5/12/2012 tarihinde

reddedildiği, mahkeme kararının icrası amacıyla İzmir 17. İcra Müdürlüğünde

başlatılan ilama dayalı icra takibine rağmen hükmedilen alacağın ödenmediği,

başvurucunun bireysel başvurusu hakkında karar verilen tarihe kadar, 6 yıl 5

ayı aşkın bir sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.

45. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesi

önünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyusmazlıkları

konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100

sayılı Kanun'a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 6100 sayılı

Kanun'un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi

gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.

46. 6100 sayılı Kanun'un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul

hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 54-64), başvuruya konu alacak davası,

hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmşıklığı, delillerin

toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkate

alındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve

usuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemli

ölçüde sebep olduğu da söylenemez. Söz konusu davanın niteliği, başvurucu

açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında,

6 yıl 5 ayı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

47. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası

48. Başvurucu, ihale yoluyla satın

alınan taşınmazın vasfının ihale ilanındakinden farklı olması nedeniyle maddi

ve manevi zarara uğradığı iddiasıyla Tasfiye Halindeki Türkiye Emlak Bankası ve

Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan dava sonucunda Mahkemece 5.100,00 TL

tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesine ve Mahkeme kararının icrası

amacıyla İzmir 17. İcra Müdürlüğünde başlattığı ilama dayalı icra takibine

rağmen, herhangi bir sebep gösterilmeden ödeme yapılmadığını ve alacağını

tahsil edemediğini belirterek, Mahkeme tarafından hüküm altına alınan ve icra

edilebilir aşamaya gelmiş olan tazminat alacağının ödenmemesi nedeniyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

49. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun,

kesinleşmiş ve infaz edilebilir mahkeme kararının infazının sağlanamadığına

dair ihlal iddiasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No.lu Protokol’ün

1. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ve Anayasa’nın 35. maddesi

çerçevesinde değerlendirmesi gerektiği bildirilmiştir.

50. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucu, mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini belirterek, başvuru dilekçesindeki hususları tekrar

ettiğini bildirmiştir.

51. Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı

olamaz."

52. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına

uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların

veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları

uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

53. Bu kapsamda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhil

olabilecek malvarlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.

maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alan

menfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekilde

tanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).

54. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilir olduğunun

kanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (bkz. Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).

55. Başvuruya konu olayda başvurucunun

ihale suretiyle satın aldığı ve sonradan kamulaştırıldığını öğrendiği taşınmaz

nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açtığı İlk Derece Mahkemesince

5.100,00 TL tazminata hükmedildiği ve başvurucunun ilamlı icra yoluna başvurmuş

olmasına rağmen alacağını tahsil edemediği açık olup, bu durum başvurucunun

hükme bağlanmış ve icra yolu ile tahsil edilememiş bir alacak hakkının olduğunu

göstermektedir. Bu durumda başvurucunun mahkemece

verilen bir eda hükmü ile nihai olarak belirlenmiş, kesinleşmiş ve ilamlı icra

yolu ile tahsil edilebilecek bir aşamaya gelmiş, güncel ve icra edilebilir

nitelikte koşula bağlı olmayan bir “alacak

hakkının” doğduğu ve bunun mülkiyet hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerektiği açıktır.

56. Anayasa'nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.

maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.

57. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi üç temel

kuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyetten barışçıl

yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranın ilk

cümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenler

ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci cümlesinde

düzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun olarak ve bu

amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımını

kontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer almaktadır (bkz. Sporrong ve Lönnroth/İsveç, B. No: 7151/75,

7152/75, 23/9/1982, § 61).

58. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye Ek 1 No.lu

Protokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci fıkrasında

mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet hakkının

sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (B. No:

2013/711, 3/4/2014, § 59).

59. Somut olayda olduğu gibi, ihale suretiyle satın alınan

gayrimenkulun sonradan kamulaştırılması üzerine açılan dava sonucunda

hükmedilen alacağın veya tazminatın ödenmemesi, mülkiyetten barışçıl yararlanma

veya mülkiyete saygı ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir.

60. AİHM de yargı kararlarının icrasının gecikmesini, "mülkten barışçıl yararlanma" hakkına

müdahale olarak kabul etmekte (bkz. Burdov

/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40) ve

demokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesine atıfla, alacak hakkı

bulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini kabul etmektedir (bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B. No:6334/05,

23/10/2012, § 155).

61. Sözleşme'nin 6. maddesi ile Protokol'ün 1. maddesi,

devlete, yargı kararlarının uygulanması bakımından etkili bir sistem kurma

yükümlülüğü getirmektedir (bkz.

Fuklev/Ukrayna, B. No:

71186/01, 30/11/2005, § 84). Aynı yükümlülük Anayasa’nın 35. ve 36. maddeleri bağlamında

da geçerli olup, bir mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları, bu

kararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli özeni

göstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. maddesinin ilali anlamına gelir (B.

No: 2013/711, 3/4/2014, § 66).

62. Somut başvuru açısından, başvurucunun 2/11/2010

tarihinde başlattığı ilamlı icra takibine rağmen, Mahkeme kararına dayalı ve

mülkiyet hakkı kapsamında güvencelendiği kabul edilen alacağının halen

ödenmemiş olduğu görülmektedir (§ 11). Bu kapsamda başvurucunun alacağının

tahsili amacıyla yaptığı icra takibinin uzun sürmesi ve alacağa ulaşmada

belirsizlik bulunması, Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımından

konusuz bırakmıştır.

63. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece hükmedilen tazminatın

yapılan icra takibine rağmen uzun süredir ödenmemiş olması nedeniyle,

başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının

ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3.

6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

64. Başvurucu, mülkiyet ve adil

yargılanma hakkının ihlal edilmiş olması nedeniyle 2.500.000,00

TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

65. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkinda Kanun’un “Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin

(2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tespit edilen

ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye

gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde

başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması

yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa

Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. "

66. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin 6 yıl 5 ayı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 4.150,00 TL,

mülkiyet hakkının ihlali sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek

olan manevi zararı karşılığında net 8.250,00 TL olmak üzere, toplam net

12.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

67. Başvurucu tarafindan maddi tazminat

talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen

maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucunun

maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

68. Başvurucu tarafından yapılan ve

dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL

harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1. Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul

sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

3. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

4. Anayasa'nın 35.

maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının

İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının ihlali

nedeniyle net 4.150,00 TL, mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle net 8.250,00 TL

olmak üzere toplam net 12.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu

tarafından yapılan 172.50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasına;

ödemede gecikme olmasi halinde, bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

25/2/2015 tarihinde OY

BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Alparslan ALTAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Osman Alifeyyaz PAKSÜT Recep KÖMÜRCÜ Engin YILDIRIM Raportör : Esat Caner YILMAZOĞLU Başvurucu : İsmet SARICI

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2012/1304, 25 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru
  5. Süreci
  6. III. Olay Ve
  7. Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. B. Başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının ihlali
  15. C. Başvurucu
  16. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2012/1304
Tarih
25 Şubat 2015

İlgili Kararlar

  • Halil Afşin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4824)
  • Salih Reis Başvurusu (B. No: 2013/6461)
  • Aycan Özdoğan Başvurusu (B. No: 2013/4841)
  • Nihat Öner Başvurusu (B. No: 2012/1301)
  • Nurettin Eroğlu Başvurusu (B. No: 2013/3075)
  • Ahmet Çakar ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1519)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.