İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

K.k. Başvurusu (B. No: 2017/39398)

1. Başvuru, gözaltı sürecinde sözlü şiddete maruz

Başvuru No2017/39398Tarih29 Eylül 2020Okuma14 dk · 2.876 kelime

KÜNYE

Gizlilik Talebi Kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm K.K. Başvurusu (2)

Karar tarihi
29 Eylül 2020
Başvuru Numarası
2017/39398
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.876 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı sürecinde sözlü şiddete maruz

kalınması iddiasıyla yapılan şikâyet üzerine başlatılan ceza soruşturmasının

etkili yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 4/12/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne

karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.

8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

10. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir.

11. 1982 doğumlu olan başvurucu, darbe teşebbüsüne

iştirak ettiği şüphesiyle tutuklanan eski bir subaydır. Malatya 1. Ağır Ceza

Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda başvurucu hakkında kamu malına zarar

verme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından

mahkûmiyet kararları verilmiştir. Kamu malına zarar verme suçuna ilişkin

mahkûmiyet kararı istinaf aşamasında kesinleşirken diğer suç yönünden temyiz

incelemesi devam etmektedir.

12. 15/7/2016 tarihindeki darbe teşebbüsü sırasında

başvurucu, batın (karın) bölgesinden ateşli silahla yaralanmış;

tedavisinin ardından 20/7/2016 tarihinde tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumuna yerleştirilmiştir.

13. Başvurucu, adli işlemlerin yapılması amacıyla Malatya

Adliyesine (Adliye) getirildiği 19/7/2016 tarihinden tutuklandığı 20/7/2016

tarihine kadar yaklaşık bir gün boyunca adliyede kolluk görevlilerinin hakaret

ve tehditlerine maruz kaldığını iddia ederek 20/7/2017 tarihinde Malatya

Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur. Başvurucu,

şikâyetinde olayın oluş şeklini anlatmamıştır.

14. Savcılık tarafından başvurucunun iddiası

doğrultusunda Malatya Adliyesi Bilgi İşlem Müdürlüğünden 19/7/2016 ile

21/7/2016 tarihlerini gösterir kamera görüntüleri istenmiş ise de kayıtların

otuz gün süreyle tutulması nedeniyle görüntülere ulaşılmadığı bildirilmiştir.

15. Savcılıkça yapılan soruşturma sonunda başvurucunun

soyut iddiası dışında dava açmaya yeterli delil bulunmaması gerekçesiyle

19/10/2017 tarihinde "Malatya Terörle Mücadele Şube Müdürü ve diğer

görevli personel" hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar

verilmiştir.

16. Başvurucu 30/10/2017 tarihinde Savcılık kararına

itiraz etmiş, itiraz dilekçesine eklediği 22/9/2017 tarihli, on bir sayfadan

oluşan ayrıntılı dilekçesiyle soruşturmanın genişletilerek sorumlular hakkında

dava açılmasını talep etmiştir. Başvurucunun detaylı bu dilekçesinin daha önce

İnfaz Kurumuna veya Savcılığa iletildiğine ilişkin bir ibare dilekçede

bulunmamaktadır. Dolayısıyla itiraz aşamasından önce 22/9/2017 tarihli

dilekçenin resmi kurumlara iletildiğine yönelik bir kayıt başvuru dosyasına

yansımamıştır.

17. Başvurucunun 22/9/2017 tarihli dilekçesine göre;

ameliyat elbisesiyle getirildiği adliyenin girişinde 40-50 yaşlarında, beyaz

saçlı, sivil giyimli kolluk görevlisi başvurucuya sinkaflı küfürler

etmiştir. Adliyenin birinci katında 1.70 cm boylarında, şapkalı bir başka

görevli yine sinkaflı küfür etmiş, ayrıca bu görüntüleri telefonuna

kaydetmiştir. Yine başvurucu, bir Cumhuriyet savcısının "Anan seni

doğuracağına taş doğursaydı." şeklindeki hakaretine maruz kalmış,

tutuklanmasının ardından kolluk görevlisi tarafından arkasına yumrukla

vurulması suretiyle darbedilmiştir. Başvurucu, dilekçesinde eylemlerini belirttiği

kamu görevlilerini teşhis edebileceğini belirtmiş; ayrıca yanında sorgulanmak

üzere bekleyen İ.A. ile diğer üç askerin tüm yaşananlara tanık olduğunu,

olayların adliye kameralarının bulunduğu ortamda gerçekleştiğini dile

getirmiştir.

18. Başvurucunun itirazı, Malatya 2. Sulh Ceza

Hâkimliğinin (Sulh Ceza Hâkimliği) 21/11/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.

Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"5271 Sayılı CMK'nın 172/2. maddesi

'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça

aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz' hükmünü içermektedir.

Dosyanın incelenmesinde; dosya

kapsamında müştekinin şikayetleri üzerine gerekli inceleme, araştırma ve

tahkikat işlemlerinin yapıldığı, ancak müşteki beyanı dışında kamu davası açmayı

gerektirir kuvvetli suç şüphesine ilişkin somut deliller elde edilemediği,

dosya kapsamında başka türlü delil elde etme imkanı da bulunmadığı

anlaşılmakla, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen Kovuşturmaya Yer

Olmadığına Dair Kararın usul ve yasaya uygun olduğu sonuç ve kanaatine

varılarak, CMK'nın 173. Maddesi uyarınca yapılan inceleme sonunda itirazın

reddine karar vermek gerekmiştir."

19. Anılan karar başvurucuya 29/11/2017 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucu 4/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya

başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir

öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin

gerçeğini araştırmaya başlar."

22. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Kovuşturmaya

yer olmadığına dair karar" kenar başlıklı 172. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Cumhuriyet savcısı, soruşturma

evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil

elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya

yer olmadığına karar verir..."

B. Uluslararası

Hukuk

23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "İşkence

yasağı" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık

dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz."

24. 18/6/2003 tarihli ve 25142 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli Birleşmiş Milletler Medeni ve

Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 7. maddesi şöyledir:

"Hiç kimse işkenceye ya da zalimane,

insanlık dışı ya da küçük düşürücü muamele ya da cezalandırmaya maruz

bırakılamaz. Özellikle, hiç kimse kendi özgür rızası olmadan tıbbi ya da

bilimsel deneylere tabi tutulamaz."

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

Sözleşme'nin 3. maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının

demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörle ya da

organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin mağdurların

davranışlarından bağımsız olarak işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza

veya işlemlerden men ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin

15. maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde

dahi hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (birçok karar

arasından bkz. Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya

[BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).

26. AİHM, 3. maddenin ihlal edildiği iddialarını

incelerken makul bir şüpheyi yeterli görmeyerek iddianın makul şüphenin ötesinde

sayılabilecek bazı delillerle desteklenmiş olması şartını aramıştır (İrlanda/Birleşik

Krallık [BD], B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 161; Labita/İtalya, §

121). AİHM'e göre ileri sürülen iddiaya getirilen kanıt yeterince açık,

kuvvetli ve birbiriyle uyumlu bazı çıkarımlardan ya da benzer yönde olup aksi

ispat edilmemiş karinelerden de oluşabilir (aynı kararda bkz. § 161). AİHM,

kötü muamele yasağının ihlali anlamında ileri sürülen bazı delillerin -delil

değerlendirmesi yapma noktasında kendisinden daha avantajlı olduğunu kabul

ettiği- ulusal yargı makamlarınca makul bir şekilde çürütüldüğü durumda

savunulabilir bir kanıt olmadığını kabul ederek 3. maddenin ihlal edilmediği

sonucuna varmıştır (Klaas/Almanya, B. No: 15473/89, 22/9/1993, § 30).

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

27. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, tutuklamaya sevk edildiği adliyede bir gün

boyunca kolluk görevlilerinin fiziksel ve sözlü şiddetine maruz kaldığını, buna

rağmen şikâyetinin sonuçsuz bırakılarak sorumlular hakkında kovuşturma

yapılmamasına karar verildiğini, itiraz dilekçesinin ekinde gönderdiği

ayrıntılı dilekçesinde yeni delillerini ileri sürmesine rağmen soruşturmanın

genişletilmesi kararının verilmediğini belirterek kötü muamele yasağı ile

etkili başvuru ve adil yargılanma haklarının ihlâl edildiğini ileri sürmüş;

kamuya açık belgelerde isminin gizli tutulmasını talep etmiştir.

29. Bakanlık görüşünde, başvurucunun adliyede bulunduğu

sırada kötü muameleye maruz kaldığına ilişkin savunulabilir bir iddiasının

olmadığı, herhangi bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı emare

belirtmediği, buna rağmen yazılı şikâyet dilekçesinin iletildiği tarih

itibarıyla Savcılık tarafından soruşturma işlemlerine başlandığı ve güvenlik

kamera kayıtlarının temin edilmeye çalışıldığı açıklanmış; olaydan çok sonra

şikâyetçi olunması nedeniyle görüntülerin elde edilemediği belirtilerek

başvurucunun kötü muameleye ilişkin iddialarının asgari ağırlık eşiğini aşan

bir muamele olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

formunda dile getirdiği hususları yinelemiştir.

B. Değerlendirme

31. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve

manevi varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kimseye işkence ve eziyet

yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi

tutulamaz."

32. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan

maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü

fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan

haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm

altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014,

§ 80).

33. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma ve

geliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin bu

hakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen

şekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını

gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme

yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 81).

34. Kötü muamele yasağı mutlak bir yasak olup ulusun

varlığını tehdit eden genel bir tehlike durumunda bile askıya alınamamaktadır.

Terör ve örgütlü suçlarla mücadele gibi en zor koşullarda bile kötü muamele

kesin olarak yasaklanmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, §93). Savaş,

seferberlik veya olağanüstü hâllerde dahi savaş hukukuna uygun fiiller sonucu

meydana gelen ölümler dışında kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi

varlığının bütünlüğüne dokunulamayacağı Anayasa'nın 15. maddesi ile güvence

altına alınmıştır. Olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemde temel hak

ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin

ikinci fıkrasında sayılan hak ve özgürlüklere dokunmaması gerekir. Anayasa'nın

15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan çekirdek haklara yapılan müdahaleler

meşru kabul edilemez ve ilgili hak ve özgürlüğün ihlal edildiği sonucuna

varılır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§

196-197).

35. Anayasa’nın 17. maddesi Anayasa'nın 5. maddesiyle

birlikte değerlendirildiğinde devlete, ayrıca kişilerin işkence ve eziyete ya

da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye maruz bırakılmalarını

engelleyecek tedbirler alma ödevi yüklemektedir. Anılan yükümlülük, devletin

kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini idari ve yasal mevzuat aracılığıyla

koruma hususundaki pozitif yükümlülüğünü oluşturmaktadır.

36. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin boyutu

çerçevesinde bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve

Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna

ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde olay hakkında etkili bir

resmî soruşturmanın yürütülmesi gerekmektedir (Cezmi Demir ve diğerleri,

§ 110; Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).

37. Ancak bir soruşturmanın başlatılabilmesi için

öncelikle işkence ve kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle

desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için her

türlü makul kanıtların varlığı gerekir. Bu nitelikteki bir kanıt yeterince

ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilemeyen birtakım

karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşulların tespiti hâlinde bir

soruşturma yükümlülüğünün bulunduğundan bahsedilebilir (C.D., B. No:

2013/394, 6/3/2014, § 28).

38. Öte yandan bir şikâyet yapılmadığında bile kötü

muameleyi gösteren yeterli belirtiler olduğunda soruşturma açılması

sağlanmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, §

116).

39. Anayasa Mahkemesi, asgari eşik seviyesini aştığı

varsayılan kötü muamele iddialarının makul şüphe kalmayacak şekilde

kanıtlanması şartını aramakta ve başvurularda öncelikle bu konudaki kanıtlama

sorununu ele almaktadır. Burada kötü muameleye maruz kalması nedeniyle mağdur olduğunu

ileri süren kişilerin kötü muamele yasağı kapsamına giren ağırlıkta bir muamele

görmüş olabileceklerini gösteren emareleri ve delilleri sunmaları gerektiğini

belirtmek gerekir. Bu kapsamda, mağdur olduğunu ileri süren kişilerin olgulara

dayanmayan, yetersiz açıklamaları, iddialarının delillerle desteklenmemesi

hatta kimi zaman delillerin uyumsuzluğu, kötü muamelenin yapıldığı yer, zaman

ve diğer konulardaki çelişkili ifadeleri gibi hususlar kötü muamelenin

gerçekliğini şüpheye düşürür. Bu durumda iddiaların savunabilir olduğundan ve

dolayısıyla bu iddialara ilişkin derhâl resmî bir soruşturma başlatılması

gerekliliğinden söz edilemeyecektir. Bu gibi durumlar -iddiaların güçlü bir

dayanak ile birlikte yetkili merciler nezdinde dile getirilmemesi- söz konusu

olduğunda mağdur olduğunu ileri süren kişilerin etkili bir soruşturma

yürütülmesine ilişkin meşru (haklı) bir beklentiye girebileceklerini

söyleyebilmek de mümkün değildir (Beyza Metin, B. No: 2014/19426,

12/12/2018, §§ 45, 46).

40. Bununla birlikte kişilerin iddialarını desteklemek

için yetkili makamlara zamanında başvurmaları gibi bir özen yükümlülükleri de

bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetleri esastan inceleyebilmek

için bu konuda haklı bir neden ileri sürülmediğinde kişilerin iddialarını

desteklemek için kendilerinden makul olarak beklenen her şeyi yerine

getirdiğine kanaat getirmek durumundadır. Aksine kanaat getirildiğinde söz

konusu iddialar savunabilir düzeye ulaşmadığı için kötü muamele yasağının ihlal

edildiğinin incelenebilmesi mümkün olmamaktadır (Beyza Metin, § 47).

41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamu gücünün

neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti

yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği,

buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No:

2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

42. Kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına

ilişkin başvurularda, başvurucuların delil elde etmeleri konusundaki zorluklar

dikkate alınmakta ve başvuruculardan ihlal iddialarını kanıtlamaları

beklenmemektedir. Ancak başvuruculardan ihlal iddialarının araştırılmasına,

dosya kapsamında sahip olunan bilgi ve belgelerle karşılaştırılarak bir

değerlendirme yapılmasına elverişli somut bir olay anlatımı yapmaları

beklenmektedir (Mehmet Özkara, B. No: 2015/7415, 17/7/2019, § 31).

43. Başvurucu, başvuru formunda gözaltındayken adliyede

tutulduğu sırada sözlü ve fiziksel şiddete uğradığını ileri sürmektedir.

Başvurucunun gözaltında olduğu süre içinde hakkında alınan sağlık raporları

başvuru dosyasına yansımasa da başvurucu, kolluk görevlilerince darbedilmesi

neticesinde yaralandığına ilişkin somut bir iddiada bulunmamakta; sadece

fiziksel şiddete uğradığını dile getirmektedir. Aynı şekilde şikâyet

dilekçesinde de ne şekilde fiziksel şiddete maruz kaldığından bahsetmemekte,

kolluk görevlilerinin somut eylemlerinin neler olduğunu açıklamamaktadır.

Bununla birlikte başvurucunun Savcılık kararına itirazına eklediği 22/9/2017

tarihli dilekçesiyle, tutuklandıktan sonra mahkeme salonundan çıkarken sırtına

bir kolluk görevlisinin yumrukla vurduğunu beyan ettiği görülmektedir.

44. Bu hâlde başvurucu yürürken sırtına vurulması

şeklinde tarif ettiği fiziksel eylemin niteliği ile başvurucunun yakalanma

anındaki sağlık durumu (ateşli silahla yaralanması ve ardından cerrahi

operasyon geçirmesi) beraber değerlendirildiğinde başvurucunun iddia ettiği

olası yaralanmasının sağlık raporlarına yansımaması mümkündür. Bununla birlikte

başvurucunun raporlara yönelik şikâyetinin bulunmaması ve görevlilerin fiziksel

davranışlarından ziyade sözlü eylemlerinden şikâyetçi olması hususu göz önüne

alındığında başvurunun ağırlıklı olarak kolluk görevlilerince sözlü şiddete

maruz kalınması iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

45. Kamu görevlileri tarafından gözetim altında tutulan

bireylere karşı fiziksel temas olmaksızın sırf hakaret içerikli sözler sarf

edilmesi veya aşağılayıcı tavırlarda bulunulması -yapılan muamelenin şekli,

süresi ve mağdurda oluşturduğu etkiler de gözetilerek- kötü muamele kapsamında

kalabilmektedir. Söz konusu muamelenin asgari eşiği aşarak kötü muamele sayılıp

sayılmayacağı her somut olaya özgü koşullar çerçevesinde belirlenmektedir.

46. Başvurucu gözaltında bulunduğu sırada adli işlemlerin

yapılması amacıyla adliyeye getirildiğinde birden fazla kolluk görevlisi

tarafından aşağılanarak hakarete uğradığını iddia etmektedir. Başvurucu, darbe

teşebbüsü gecesi silahla yaralanarak yakalanması nedeniyle kolluk

görevlilerinin bu tavırlarının aleyhine olan bir ön yargıdan kaynaklandığını

ileri sürmektedir. Devlet gözetimi ve denetimi altında bulunan başvurucunun

birden fazla kolluk görevlisi tarafından ortak davranış geliştirilerek

hakkındaki adli işlemlerin devamı süresince hakaret ve onur kırıcı sözlere

maruz kalma iddiası, iddianın gerçekliğinden bağımsız olarak kötü muamele

yasağı kapsamında değerlendirilecektir.

47. Kötü muamele iddialarının soruşturma makamlarınca

araştırılması yükümlülüğü iddiaların ancak savunulabilir olması durumunda

başlamaktadır. İddiaların somut olgulara dayanarak olaya ilişkin ayrıntı

içermesinin yanı sıra makul kanıtlarla da desteklenmesi hâlinde savunulabilir

olduğu kabul edilmektedir.

48. Somut olayda başvurucu bireysel başvurusunda kolluk

görevlilerince sözlü şiddet gördüğünü ileri sürmüşse de olayların oluş şekline

veya eylemlerin kim tarafından nasıl gerçekleştirildiğine yönelik somut bir

açıklama yapmamıştır. Başvurucu hakarete uğradığını iddia ettiği tarihten bir

yıl sonra Savcılığa verdiği, bir sayfadan oluşan dilekçesinde de sadece şiddete

maruz kaldığını belirterek kolluk görevlilerinden şikâyetini dile getirmiş; olgulara

dayalı bir anlatım yapmamıştır.

49. Diğer taraftan başvurucunun şikâyetindeki bilgiler

doğrultusunda Savcılıkça delil toplanmasına çaba gösterilmiş, bu bağlamda olay

yeri olan adliyedeki kamera görüntülerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Elbette

olaydan yaklaşık bir sene gibi uzun bir süre sonra görüntülerin bulunamamış

olması beklenen bir sonuç olup soruşturma makamlarına bu nedenle kusur atfetmek

mümkün görünmemektedir.

50. İleri sürülen şiddet olayıyla ilgili görüntülere

ulaşılamaması ve başvurucunun şikâyet dilekçesinde olayı araştırmaya elverişli

bilgi bulunmaması da dikkate alınarak Savcılık tarafından kolluk görevlileri

hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda soruşturmaya yeterli bilginin veya şikâyeti destekleyen delillerin

bildirilmemiş olması nedeniyle soruşturma makamlarınca farklı hareket

edilmesinin beklenmesinin olanaklı olmadığı kanısına varılmıştır.

51. Diğer bir ifadeyle başvurucunun şikâyet dilekçesinde

ne şekilde şiddet gördüğüne ilişkin somut eylemlere dayalı anlatımı bulunmadığı

gibi iddialarını destekleyecek makul kanıtların mevcut olmadığı ve olayın

üzerinden uzun süre geçmesi nedeniyle delil toplanamadığı da dikkate

alındığında başvurucunun Savcılıkça soruşturma yapılması talebinin meşru bir

beklentiye dayanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

52. Ayrıca kolluk kontrolünden (gözaltından)

çıkarıldıktan sonra başvurucu, Savcılığa veya Hâkimliğe verdiği ifadesinde,

kolluk güçleri tarafından kendisine şiddet uygulandığına dair bir söylemi

bulunduğuna ilişkin iddia bulunmamaktadır. Başvurucunun korktuğu, çekindiği

için bu tür bir beyanda bulunamadığına ya da bu iddiaları ileri sürdüğü hâlde

Savcılıkça dikkate alınmadığına ilişkin bir anlatımının da olmadığı

anlaşılmaktadır. Başvurucu, tutuklanmasından yaklaşık bir yıl sonra Savcılığa

şikâyette bulunmuştur. Başvurucu, şikâyet etmek için bir yıl gibi uzun süre

beklemesinin nedenini soruşturma sürecinde veya bireysel başvurusunda

açıklamadığı görülmektedir.

53. Her ne kadar başvurucu, Savcılık kararına itiraz

ederken eklediği 22/9/2017 tarihli dilekçesinde somut eylemlerden bahsederek

kolluk görevlilerinin kimliklerini teşhis etmeye yarayan bilgiler vermiş ise de

söz konusu dilekçenin Savcılık kararından (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar)

önce İnfaz Kurumuna veya Savcılığa iletildiğine ilişkin ibare bulunmamaktadır.

Dolayısıyla soruşturma sürecinde başvurucu tarafından açıklanmayan bazı

bilgilerin itiraz aşamasında ilk kez dile getirilmesi nedeniyle Sulh Ceza

Hâkimliğince söz konusu bilgilerin yeni delil olarak yorumlanmamasının ve

Savcılık kararının bu doğrultuda yeterli görülmesinin Anayasa'nın 17. maddesi

bağlamında sorun oluşturmadığı değerlendirilmiştir.

54. Tüm bu tespitlere göre başvuruya konu kötü muamele

iddiasına ilişkin olarak olay tarihinden yaklaşık bir yıl sonra ileri sürdüğü

somutlaştırılmamış iddialar ile bu iddiaları destekleyen kanıtları soruşturma

sürecinde sunmadığı değerlendirildiğinde başvurucuya atfedilebilecek özen

yükümlülüğünü yerine getirmediği ve dolayısıyla kötü muameleye maruz kaldığına

ilişkin iddiasının savunulabilir olmadığından ihlal iddialarının

incelenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli

tutulması talebinin KABULÜNE,

B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

C. Adli yardım talebinin kabulü ile geçici olarak muaf

tutulan 257,50 TL harçtan ibaret yargılama giderinin 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası

uyarınca başvurucudan TAHSİLİNE 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Muammer TOPAL Selahaddin MENTEŞ Raportör : Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI Başvurucu : K.K.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/39398, 29 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
  18. B. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/39398
Tarih
29 Eylül 2020

İlgili Kararlar

  • Ömer Tuncer Başvurusu (B. No: 2016/72712)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Hatun Gören ve Yusuf Gören Başvurusu (B. No: 2016/5608)
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Karar Aleyna Öztürk Başvurusu (B. No: 2017/23209)
  • Ramazan Sayılır Başvurusu (B. No: 2017/6834)
  • Ahmet Gürkan Zirek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/15263)
  • H.k. Başvurusu (B. No: 2017/20738)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.